Ads (728x90)

Mehmet Öz ile genç kalın
Derin nefes alın. Nefesinizi tutun. Tutun ve yavaşça vermeye başlayın. Daha iyi hissediyorsunuz değil mi? Ancak yıllardır bildiğimiz bu nefes alıp verme metodundan daha iyileri de mevcut. Stresle baş etmek istiyorsanız Dr. Mehmet Öz'ün size çok ilginç bir tavsiyesi var. İstanbul'da bulunan Esma Sultan Yalısı'nda bu yıl altıncı kez düzenlenen "Sağlıklı Yaşamayı Keşfedin! Genç Kalın" konulu konferansa katılan Dr. Öz'den sizlere en yeni öneriler…

Şişe mantarı ile gevşeyin
Güne stresli başladığınız bir gün, şişe mantarını ağzınızda hafifçe sıkarak biraz bekletin. Bu egzersizi 2-3 defa tekrarlayın. Çenenizin çalışmasıyla kaslarınız gevşeyecek ve kendinizi daha rahat hissedeceksiniz. Bu hareketle aynı zamanda bunama riskine karşı da önlem alıyorsunuz. Bulmaca çözmek beyninizi ne kadar çalıştırıyorsa, bu tarz fizik hareketleri yaptığınız zaman, beyniniz eklemleri koordine etmek için daha fazla çalışıyor. Hem stres algılamanız azalıyor, hem de bunu çok kısa bir sürede başarmış oluyorsunuz.

Sihirli Yeşil Karışım
Bugüne kadar verdiği sağlıklı yaşam ve sağlıklı gençleşme önerileriyle birçok yaşamı daha kolay hale getiren Dr. Öz, verdiği sihirli bir içecek tarifi ile sizleri her sabah zinde olmaya çağırıyor. Tarif çok kolay bulunabilen sebzelerden oluşuyor ve yapması ise gerçekten çok basit:
2 küçük tabakta ıspanak (İsteğe göre iyice yıkanıp çiğ olarak karıştırılabilir)
1 tutam kereviz
2 salatalık
Yarım çay kaşığı zencefil
Bir tutam maydanoz.
1 elma (İsteğe göre tatlandırmak için 2 adet eklenebilir)
1 tutam ıhlamur.
Yarım veya 1 adet limon
Bu sebzeleri karıştırıp, suyunu çıkardıktan sonra günde isteğe göre 2 veya 3 bardak içilebilir. Ama özellikle sabahları 1 bardak içmeyi unutmayın. Bu yöntem gayet ucuz ve uygulaması kolay. Dr. Öz özellikle annelerin çocukları için bu içecekten hazırlamalarını tavsiye ediyor. Sağlıklı gençleşmeye giden yolda küçük bir adım ile büyük işler başarmış olacaksınız.

Dudaklarınızı yalayın
Her zaman söylediğimiz gibi, stres başa çıkılmayacak bir sorun değildir. Anksiyete, geri-lim, sinir veya depresyon gibi hisler zihin ve vücudunuz arasında bir bağlantı kopukluğuna sebep olabilir. Zihniniz sık sık bu gibi duygulara yanıt vermeye zorlandığında, negatif stimuli barajına ayak uydurabilmek için kendini zorunlu olarak yeniler. Neticede, zihniniz vücudunuza yanlış mesalar gönderebilmektedir. Eğer mantar bulamadıysanız, derin bir nefes alın, sonrasında dudaklarınızı yalayın ve nefesinizi yavaşça dışarıya verip tekrar alın. Bu sayede serin hava konsantre olma gücünüzü artıracak ve sizi daha zinde hissettirecektir.

Günde sekiz bardak su içmek kalp krizi riskini yarı yarıya azaltıyor
Dünyaca ünlü Prof. Dr. Mehmet Öz, kalp krizinden korunmanız için önerilerde bulundu: Aşırı şişmanlıktan kaçının. Kolesterol seviyenize dikkat edin. Son yapılan bir araştırmaya göre, günde beş bardağın üzerinde su içenlerde kalp krizi geçirme oranı yarı yarıya azalıyor; sekiz bardak su için. Son tavsiyem ise, hayatta bir amacınız olsun

* Yaklaşan kalp krizi hissedilir mi?
Birçok insan kriz yaklaştığında uyarı sinyalleri alacağını düşünüyor ama doğru değil. Yanılıyorlar. Hastaların yüzde 50'si hiçbir sorun hissetmiyor, hatta kadınlar erkeklere göre daha az ağrı ve daha çok mide bulantısı hissediyor. En önemlisi, kalp krizi geçirenlerin yarıya yakını aslında çeşitli yaralanmalar sonucu hayatlarını kaybediyor. Aşk acısı yaşadığı için kalp ağrısı çektiğini söyleyenler yanılıyor. Çünkü kalpte basit sinirler var. Bu sinirler ağrı hissine neden olmuyor. Ağrı belli yerlere vurur. Kalp krizi gerçekleşirken, kalpteki sinirler değişik ağrı sinirlerine değerse kısa devre yapıyor. Sanki ağrı varmış gibi hissediyorsunuz. Kol, çene ve göğüste bu ağrı hissediliyor. İnsanların yüzde 50'sinde diğer sinirlere değmiyor. Yani, kalp krizi sırasında ağrı ortaya çıkmıyor.

* Kalp krizi erkeklerde mi kadınlarda mı daha sık görülüyor?
Kalp hastalığı kadınların bir numaralı katilidir. Kalp damar hastalıklarından ölenlerin yüzde 53.5'i kadındır. Kalp hastalığı her yıl erkekten fazla kadın öldürüyor.

EFOR TESTİ GARANTİ DEĞİL
* Sağlıklı görünen bir insan neden kalp krizi sonucu aniden ölür?
Son derece sağlıklı görünen ama aniden ölen hastalara tanık olduk. Bu hastaların ölümüne neden olan yağ dolu plak, yıllar boyu sesiz sedasız tıkanır ve aniden parçalanır. Nedenlerini her zaman bilmesek bile, onun ardındaki hastalığın önceki gün başlamadığını biliyoruz. Sabah uyanıyorsun, kendini son derece sağlıklı ve dinç hissediyorsun. Sağlıklı bir koşu yapmaya hazırlanacak kadar iyi hissediyorsun... Çok ilginçtir; günün en tehlikeli saatleri sabah saatleridir. Gece yarısından sabah saat 10.00'a kadar olan süre... Çoğu durumda hasta egzersiz falan da yapmıyordur. Koşuya çıkarsınız, bazen kan akışındaki artış bu plakları yerinden oynatır. Belki de kendinizi bitkin hissediyorsunuzdur, göğsünüzde bir sıkışma olabilir, bunu başka bir şeye bağlarsınız. İşte o an size uyarı niteliğindeki sinyalleri tek tek harcıyorsunuzdur. Bu sizi, farkına varmadan öyle tehlikeli bir noktaya getirebilir ki...

* Efor çektirilmiş olmasına rağmen, kalp krizi riskini belirleyememe ihtimali var mı?
Kalbin üzerinde arterler var. Arterlerin de duvarları var. Arterlerde görülen sertleşme zamanla artıyor ve 30 - 40 yıl sonra bir gün kapanıyor. Hasta kalp krizi geçiriyor. Bazen tam kapanmak üzereyken, eforlu test yapılıyor. Tıkanma yüzde 80 ise, bulunuyor. Hastanın hayatını kurtarıyoruz. Ama bazen arterdeki sorun eforla tespit edilemeyecek kadar az oranda olabiliyor. Hasta sabah çok yağlı bir sucuk yiyor, öğlen birine çok kızıyor. Ondan sonra basınç artıyor, yırtılıyor. Etrafından geçen kan üzerinde birden pıhtılaşıyor. Ve beş dakika içinde tıkanıyor. Hasta bu nedenle yaşamını yitiriyor. Yani, tıkanma yüzde 40 iken aniden yüzde 100'e çıkıyor. Mc Donald's'ın sahibi de nisan ayında efor testi çektirdi. Ancak mayıs ayında öldü.

* Efor testi kalp krizi riskini tetikler mi?
Bu aslında çok sorulan bir soru. Eforlu test yapılırken kalp krizi geçirmek mümkün. Ama çok nadir. Binde bir oranında bu risk var. Ama eforlu testi yapmazsanız, hastaların yüzde 10'unu kaybedebilirsiniz. Kalp krizi geçirmek üzere olan bir hasta grubu var. Onları kurtarmak çok önemli. Bu testi herkese önermiyoruz. Eforlu testin ne kadar pozitif olduğunu ölçmek lazım. Kadınlarda eforlu talyum testi kullanılmamalı. Kadınlarda eforlu EKO yapılmalı. Eforlu talyum testi için bütün araştırmalar erkekler üzerinde yapıldı. Bence kadınlarda geçerli bir test değil.

* Uçak seyahatlari kalp krizi riskini artırır mı?
Uçağın bazı yan tesirleri var. Birincisi; bacaklar saatlerce kıpırdamıyor, adaleler kanı kalbe doğru itiyor. İkincisi; seyahatte insanlar çok az su içer. Eğer iki saatten fazla uçakta kıpırdamadan durduysanız, bacak damarlarındaki kan pıhtılaşmaya başlıyor. Pıhtılaşan kan akciğerlere gidiyor. İşte bu çok tehlikeli bir durum. Kalp rahatsızlığı olsun olmasın, herkes uzun seyahatlerde kıpırdasın, iki saatte bir ayağa kalksın ya da olduğu yerde bacaklarını sık sık hareket ettirsin. Bol su içsin. Bir de yüksekten uçulduğu için güneşten gelen radyasyon var. Radyasyon insanı yaşlandırıyor. Tek çözüm az uçmak ama bu da iş dünyası için mümkün değil.
Türk insanında atalarından gelen 'iyi kolesterol eksikliği' var
Kolesterol seviyemizde kalıtsal özelliklerin, yaşın, cinsiyetin ve stres seviyesinin de beslenme kadar önemli rol oynadığına dikkat çeken Prof. Dr. Mehmet Öz, uyardı: Türk insanında genetik olarak iyi kolesterol düşüklüğü var. Kötü kolesterolü düşürüp, iyi kolesterolü yükselten beslenme biçimi ve yaşam tarzı benimsenmeli...

İnsan kalbi vücuttaki en güçlü kaslardan biridir ve muazzam bir enerji santralidir; günde hiç ara vermeksizin 100 bin kez atar. Kalp yetmezliği batı dünyasında en önemli ölüm sebebi. Günümüzde kalp yetmezliğine en iyi çözüm, bu organı başka bir insan kalbi ile değiştirmektir. İşte sorun burada başlıyor, herkese yetecek kadar organ bulunamıyor. Bunun için kalbi iyi korumak gerekiyor...

* Kolesterol tamamen zararlı mıdır?
Kolesterol tamamen zararlı değildir. Vücudumuz hormon üretimi, sinir yalıtımı ve hücre zarı oluşumu için kolesterol kullanır. Kolesterol vücutta doğal olarak oluşur ve yeterli oranda kalırsa, aslında sağlığımız için iyidir. Kolesterol olmadan vücudumuz sağlıklı hücre zarı yapamaz. Kolesterol iki farklı protein tarafından taşınır. İyi taşıyıcıya HDL denir. Bunlar süper karıncalara benzer; kolesterolü tuttular mı, bir daha asla bırakmazlar. Kötü proteinlere ise, LDL denir. Teşvik edildiğinde bu kötü protein parçalanmaya başlar ve taşıdığı kötü kolesterol vücudun her yerine dağılır. Kanınızda fazla kolesterol varsa, fazlalık kalp damarlarınızda depolanabilir, bu da kalp krizine neden olur.

ZAYIFLAR DA RİSK ALTINDA!
* Zayıf insanlarda neden kolesterol çıkıyor?
İncecik bir insanda fazla miktarda kötü kolesterol olması, yüzde 5'lik bir risk. Tehlikeli yüksek kolesterolün genetik oranı yüzde 5'tir. Diğer tüm nedenler perhiz ve bizim yaşam tarzımızla ilgili.

* Kolesterol sadece yediklerimize mi bağlıdır?
Hayır. Kalıtsal özellikler, yaş, cinsiyet ve stres seviyesi de rol oynar.

* Kolesterolün damarlarda nasıl bir etkisi var?
Damarlarda yüksek tansiyon, şeker hastalığı, sigara hasar yaratıyor. Her biri damarların duvarını bozuyor. Yüksek tansiyon nedeniyle kan büyük bir hızla geçerken damar duvarını yırtıyor, şeker hastalığı hücreleri öldürüyor, genetik zararlar var, sigara da damarlara hasar veriyor. Duvar bozulduktan sonra tamir edilmesi gerekiyor. Burayı tamir etmek için kolesterol geliyor. Doymuş yağlı margarinden yapılan yağlı yemek yendiği için buraya gelen kötü kolesterol ise, damarın duvarını tamir edemiyor. Yani LDL proteini, dolaşım sırasında damar çeperlerine çarpar ve içindeki toksik kolesterolü damara aktararak plak oluşumuna neden olur. Vücuttaki kolesterol iyi ise, Omega 3, Omega 6 yağları veya saf tereyağından gelmişse, burayı temiz bir şekilde tamir ediyor.

* İyi kolesterol nasıl artırılabilir?
Kötü kolesterol LDL'yi azaltmanın en iyi yolu, diyet veya geleneksel lipid düşürücü ilaçlar. Türk insanının atalarından süregelen, genetik iyi kolesterol HDL eksikliği var. Yakın zamanda, Kuzey İtalya'da Milano şehrinin hemen dışında bulunan Garda Gölü'nde yapılan bir gözlemden, bir araştırma doğdu. Bu bölgede yaşayanların HDL düzeyleri çok düşüktü. Fakat beklenilenin aksine, düşük kalp hastalığı oranına sahiplerdi. Araştırıldığında bu insanların süper yüklü HDL'ye benzer özel bir partiküle sahip olduğu ve aynı madde düşük HDL'li kalp hastalarına verildiğinde, bu hastalardaki plakların çözüldüğü gözlendi. Bu ilaçlar üç-beş yıl içinde kullanılabilir.

TOPRAKTAN ÇIKTIĞI GİBİ...
* Türk mutfağı kolesterolü dengeler mi?
Geleneksel Türk diyeti bizleri obeziteye (aşırı şişmanlık) yatkın kılmıyordu. Çünkü biz seneler boyunca kendi geleneksel yemeğimizi sindirmeye ve yakmaya genetik olarak adapte olmuştuk. Bugün ise batı diyetinin yaygınlaşması sonucu, Türkiye'de obezite oranı son 10 yıl içerisinde iki kat arttı.

* Yağlar, karbonhidratlar, hepsi düşman mı?
Yağların mı, karbonhidratların mı, yoksa proteinlerin mi bizim için kötü olduğunu yıllarca tartışmamızdan sonra daha berrak bir vizyona ulaşıyoruz. Bizim için hepsi iyidir. Fakat hepsi kötü de olabilir. Bu yüzden biyokimya üzerine konuşmak yerine, pratik yemek mesajlarına odaklanalım. Hedefler basit: Eğer yediğiniz besin topraktan çıktığı haliyle görünmüyorsa, risk alıyorsunuz demektir. Çok az yenilebilir beyaz besin toprakta yetişir. Bu yüzden beyazsa yemeyin. Bitkisel besinden zengin çilek, kiraz türü meyvelerle, turp cinsi sebzelerle ve soya fasulyeleriyle beslenin.

Olduğunuzdan daha genç yaşamanın yolları
1. Adım: Kalbinizi pompalayın; bol hareket edip kalori yakın Aslında vücudunuz doğal bir yağ yakıcısıdır. Her zaman kalori yakarsınız... Bahçenizle ilgilenirken, kitap okurken ya da banyo yaparken bile kalori yakarsınız. Fakat sağlıklı olmak için fiziksel egzersiz yapmanız şarttır. Haftada 3500-6500 kalori arasında yakmanız gerekir. Kalorilerin çoğu günlük aktivitelerimizi gerçekleştirirken yakılır. Fakat araştırmalar gösteriyor ki, günlük aktivitelerle yakılan kaloriler sağlıklı olabilmek için yeterli değildir. Haftada en az 60 dakika kalp ritminizi yüzde 80 artıran kardiyovasküler egzersizleri yapmanız gerekir. Sadece düzenli yürüyüş yapmak bile, LDL (iyi huylu) kolesterol seviyenizi düşürür, sağlıklı HDL (kötü huylu) kolesterol seviyenizi artırır, vücuttaki iltihabı azaltır. Egzersiz aynı zamanda kan damarlarınızı da güçlendirir. Günde sadece 20 dakika egzersiz yapmak bile kalbinizde, arterlerinizde, eklemlerinizde, davranışlarınızda ve sağlığınızda olumlu değişikliklere neden olacaktır.

2. Adım: Gerekli ölçümleri düzenli olarak yaptırın Ölçüm yaptırdığınızda çıkacak sonuçlardan korkuyorsanız bile, yine de gerekli testleri yaptırmayı ihmal etmeyin. Bu testlerin sizin sağlığınızın değişmez bir parçası olduğunu kabul edin.

* Kan basıncı (tansiyon) testi: Kan basıncı testi sizin arterlerinizin duvarlarından geçen kanın kullandığı gücün miktarıdır. Eğer kan basıncınız yüksek ise, bu arterlerde küçük deliklerin oluşmasına neden olur. Fakat yüksek kan basıncının hiçbir belirtisi yoktur. Bu da bu rahatsızlığı görmezden gelmemizi kolaylaştırır. Fakat tansiyon bazı ilaçlarla ve düzgün yaşam koşullarıyla kontrol altına alınabilir. 55 yaşındaki birinin tansiyonu ideal değerlerde ise, beden yaşı takvim yaşından ortalama olarak dokuz yıl daha genç olur.

* Kan testi: Yaptıracağınız kan testi ile genel sağlığınız hakkında verilere ulaşırsınız. İşte kan testinde baktırmanız gereken değerler:

* Kolesterol: İyi huylu ve kötü huylu kolesterol değerlerinize dikkat edin. Kötü huylu kolesterol seviyenizi kontrol altında tutmaya çalışırken, iyi huylu kolesterol seviyenizi yükseltmeye çalışın. İyi huylu kolesterol seviyenizi yükseltmek için; günde birkaç kaşık zeytinyağı için veya 100 gram balık ya da bir avuç fındık, fıstık ya da ceviz yiyin. Günde ortalama en az 30 dakika yürüyüş yapın. Niasin (nikotinik asit) alın. Her gece bir kadeh içki içebilirsiniz ama bir gecede içmeniz gereken sınırı sakın aşmayın. Homosistein: Alınan proteinlerin sindirilmesini sağlayan bu maddenin fazlası damar duvarlarında tahribata neden olabilir. Kan testinizde bu değerin 9 mg/dl veya daha az olmasına dikkat edin. C reaktif protein: Kan testlerinde bu değerin yüksek olması, kalp hastalıkları riskinin de yüksek olması anlamına gelir. Bu değeri günde bir tane Aspirin içerek ya da düzenli egzersiz yaparak kontrol altına alabilirsiniz. Kan şekeri: Her zaman 100 mg/dl'nin altında olmasına dikkat edin. Şeker hastası olmasanız bile, çok şekerli yiyeceklerden ve doymuş yağdan uzak durun.

* Fiziksel testler:
* Maksimum kalp hızı: Üç dakika vücudunuzu zorlayacak bir egzersiz yaptıktan sonra, kalp ritminizin hızını ölçün. Yaşınız için öngörülen maksimum değere, yüzde 80 - 90 oranında ulaşabiliyor musunuz? Maksimum kalp hızı değerini, yaşınızı 220'den çıkararak bulabilirsiniz.

* Toparlanma süresi: En ağır egzersizi yaptıktan sonra kalp hızınızı not edin. Sonra vücudunuzun soğumasına izin vermeden egzersizi bırakın. İki dakika sonra kalp hızınızı tekrar ölçün. Yaşınıza göre maksimum değerin en az yüzde 80'ine ulaşıyorsa ya da iki dakika içinde 66 veya daha fazla değer düşüş göstermeye başladıysa, takvim yaşınızdan en az beş yıl daha gençsiniz demektir.

3.Adım: Çevrenizde iyi ve güvenilir dostlarınız olsun Strese ve depresyona karşı kendinizi koruyun, olumsuz düşüncelerden uzak durun, kronik stres kalbin en önemli düşmanıdır.

4. Adım: Kalbinizi doğru besleyin; haftada bir kez balık yiyin Günde en az bir avuç fındık, fıstık ya da ceviz yiyin. Zeytinyağı ve balık yağı damarlarınızı temizlemek ve iyi huylu kolesterolü yükseltmek için bire birdir. Haftada en az bir kere balık yiyin. Günde 32 mg flavonoid alın. Kanın temizlenmesine yardımcı olan bu madde çay, üzüm, kızılcık, soğan, domates ve portakalda bolca bulunur. Düşmanlarınızı tanıyın, yağlı etten, fındık yağından, tam yağlı süt ürünlerinden ve fast food türü gıdalardan uzak durun.

5. Adım: Akrabalarınızla görüşmeyi ihmal etmeyin Böylelikle, hem akrabalarınızla vakit geçirir hem de onların da şikayetçi olduğu genetik rahatsızlıkları öğrenebilirsiniz.

6. Adım: Ecza dolabınıza özen gösterin Erkekler 35, kadınlarsa 40 yaşından itibaren kalp rahatsızlarından korunmak için her gün bir tane Aspirin alabilir. Bedeninizin ihtiyacına uygun bir multivitamin de takvim yaşınızdan altı yıl daha genç kalmanızı sağlar. Magnezyum, kalsiyum, C, E vitaminleri ve potasyum açısından zengin multivitaminleri tercih edin.

7. Adım: Düzenli olarak ihtiyacınız kadar uyuyun Düzenli uyumaya özen gösterin. Araştırmalar kadınların günde yedi - sekiz, erkeklerin sekiz - dokuz saat uykuya ihtiyaç duyduklarını ortaya koyuyor.
Tepkiler:

Yorum Gönder

Blogger