Ads (728x90)

Kadınların Rutin Depresyonu: PMS
Anadolu Sağlık Merkezi Kadın Sağlığı Bölümü’nden Dr. Nuri Ceydeli , kadının bu zorlu dönemi hakkında bilgiler verdi.

PMS, kadınlarda görülen, adet öncesi döneme rastlayan ve sonrasında kaybolan bir takım sıkıntılarla baş gösteren bir hastalıktır. Adet gören kadınların %85’inde bir veya daha fazla semptom görülür. Fakat %5-10’unda yaşam kalitesini etkileyecek yoğunluktadır. Ergenlikte veya menopozda nadirdir. Adet gören herhangi yaştaki kadında görülür ama genel olarak 30 yaş üzeri kadınlar tedavi için doktora başvurur. Genetik yatkınlık önemlidir.

Kişinin yaşam biçimini, işini, günlük hayatını etkileyecek boyutta çok çeşitli semptomlardan bir veya birden fazlasının görülüp, adetten sonra bunun düzelmesi durumudur.

Adete yakın 7-10 gün içinde karın şişliği, ağrı, vücutta gerginlik, ağlama nöbeti, halsizlik, yorgunluk, depresyon, aşırı uyuma, uykusuzluk, memelerde hassasiyet, aşırı iştah, isteksizlik, içe kapanma gibi çok çeşitli belirtileri olabilir. En önemli özellik bu şikayetlerin aydan aya düzenli bir şekilde görülmesidir. Sıkıntıların çoğu adet başlangıcıyla sonlanır. Adet öncesi damarlarda genişleme, kas kasılmaları ve psikolojik strese bağlı olarak baş ağrısına sık rastlanır. Migren tipi baş ağrılarının %50’inde menstruasyonla bir ilişki vardır.

Tanıda adeti takip eden 5 gün ile karşılaştırıldığında, adete 5 gün kala semptomlarda en az %30’luk artış olması önemlidir. Benzer semptomlar; birbirini takip eden en az 2 adet döneminde de görülmelidir. Semptomlar çok çeşitli olduğundan tanı koymak zordur. Genel olarak geriye dönük değerlendirildiğinde anlaşılır.

Premenstruel sendromun; kişisel patolojik problem mi? Yoksa menstruel siklusu ağrılı süreçle ilişkilendiren kültürel sorun mu? olduğunu ayırt etmek çok kolay değildir. PMS, psikolojik temel üzerine etkilenen biyolojik, sosyolojik bir problemdir. Kadının yaşantısını derinden etkileyen sosyal bir durumdur.

Etyolojisi tam olarak anlaşılamamıştır; hormonal değişiklikler (östrojen, progesteron, testesteron), aldosteron düzeyi ve salgılanım paterni, tiroid bezi fonksiyonları, vitamin eksiklikleri, endorfinler suçlanmış ama bilimsel olarak ispatlanamamıştır.

Tedavide kişilerin hayat tarzındaki değişiklikler etkilidir. Diyet alışkanlıklarının değiştirilmesi, spor, çeşitli hobiler, sosyal faaliyetlerin arttırılması hastalık üzerine pozitif etkilidir. Karbonhidrattan zengin yiyecek ve içecekler kişinin psikolojisi üzerine olumlu etki yaratmaktadır. Rahatlama terapilerinin tedavideki yeri çok önemlidir. 1200 mg/d kalsiyum karbonat veya 200-400 mg. magnezyum verildiğinden şikayetlerde azalma olduğu çalışmalarla gösterilmiştir. Yoğun meme ağrısı olanlarda E vitamini denenebilir.

Tedavide kullanılan doğum kontrol hapları, B6 vitamini, bromokriptin, MAO inhibitörleri, spironolaktonun plasebodan farkı bulunamamıştır. Serotoninerjik disregülasyon en olası teoridir. Bu sebeple antidepresanlardan fluoksetin (prozac) ve alprazolam(xanax) ile alınan sonuçlar iyidir. Fluoksetin bu grupta üzerinde en çok çalışma yapılan ilaçtır. Adetler ilaçla ya da cerrahi olarak ortadan kalkarsa şikayetler de geriler

Özetle PMS tedavisinin basamakları aşağıdaki gibi olmalıdır:
1. Basamak: Destekleyici tedavi, kompleks kabonhidrattan zengin diyet, egzersiz, kalsiyum, magnezyum, E vitamini desteği, spironolakton
2. Basamak: Antidepresanlar
3. Basamak: Hormonal olarak yumurtalamayı baskılamak için doğum kontrol hapları veya GnRH agonistleri.
Tepkiler:

Yorum Gönder

Blogger