Ads (728x90)

Ben Kalbinizim
Dr. Polat HAS 



Çok çalıştığınız zaman bir çarpıntı hissedersiniz, işte onu ben yaparım. Ben bir tulumbayım. Dakikada 70 defa atar; iki atış arasında yarım saniye dinlenirim. Acaba hanginiz bütün gün bu kadar az dinlenmeyle çalışabilir.?Ben yaşadığım müddetçe ait olduğum kişinin vücudunu 15.000.kilometrelik bir yüksekliğe çıkaracak bir tulumbayım, yani çok verimli bir makineyim. Ben öyle bir kanal sistemine kan gönderirim ki, uzunluğu 200 bin kilometredir. 2 pompam vardır, bunlardan biri kanı ciğerlere, öteki de bütün vücuda gönderir. Ben günlük randımanımla 150.000 litrelik bir tankeri doldurabilirim. Çalıştığım zaman akciğerlerden gelen yeni oksijenlenmiş kanı, organ ve dokulara gönderirim. Bunu sol yarımla yaparım. Sağ yarım da vücuttan gelen, oksijenlenecek kanı akciğere gönderir. Benden yay şeklinde bir atardamar çıkar, bu vücudun en büyük atardamar olan aorttur. Aort kesilirse kan 2 metre yüksekliğe fışkırır. Bu benim gücümü gösteren basit bir misaldir.

Benden çıkan atardamarlar dokuların derinliğinde yer alır. Böylece yaralanma tehlikesinden korunurlar. Diğer bir tertibat da damarların kalın çeperli adalelerden yapılışıdır. Böylece bu damarlar hem sağlam olurlar, hem de kanı daha ileri atacak kapasiteye sahip olurlar. El bileğinde olduğu gibi atardamarların deriye yakın bulunduğu yerde benim atışlarımın bir yansıması vardır. Buna nabız diyorlar. Temiz kanın yüksek basınç (tazyik) altında akıtırım. Hâlbuki bu tazyik pis kanda düşer. Bundan dolayıtoplardamaı1arın iç yüzlerinde cep biçimli kapakçıklarla kanın geri akması önlenir.

Ben sahibimin sinirli ve sıkıntılı olmasını hiç mi, hiç istemem. Bu, damarlarda sertliğe sebep oluyor ve beni de yoruyor. İnançlı, tevekküllü insanlar daha az sinirli oluyorlar. Onlarda bulunmak bana avantaj sağlıyor. Benim yetersizliğim sıkıntıyla çok yakinen ilgilidir.

Her hafta 2 aspirin yutmanızı tavsiye ederim. Bunu genç iken alırsanız, damar sertliğiniz daha az oluyor. Ha şunu da söyleyeyim. Sakın margarin yemeyin ve sigara içmeyin. Bu, damar sertliğini artırıyor. Böylece bana kötülük ediyorsunuz. Size tavsiyem çiçek yağı yemenizdir. Ben öyle bir dağıtım şebekesiyim ki vücut içinde her yere ulaşırım. Beni Yaratan göğüs kafesine öyle güzel yerleştirmiş ki, dışardan gelecek yaralanmalara (darbelere karşı) çok güzel korunmuşum.

Ben sert bir adaleyle iki- bölüme ayrı1ırım. Bu sert adalenin bana çok faydası var. Eğer bu bölme olmasaydı, pis kanla, temiz kan birbirine karışacak; böylece dudaklar, burun ucu, kulaklar, yanaklar moraracak, sahibimde nefes darlığı olacaktır. Bu iki bölüm de bir bölümle ikiye ayrılır Yani bende dört bölme var. Üstteki odacıklara kulakçık, alttakilere karıncık diyorlar.

Kulakçıklardan karıncıklara açılan özel kapakçıklarım var. İyi ki, bunlar var. Bunlar, kanın geri dönmesini önler. Sağ kulakçıkla sağ karıncığı üç parçalı olan ve her parçası oynayabilen bir kapakçık birleştirir. Bu kapakçığa üçlü kapakçık denir. Sol kulakçığı sağ karıncığa bağlayan kapakçık ise iki parçalı olan ve her parçası oynayabilen ikili kapakçıktır.

Geceleyin kiminiz, uyumak üzereyken, benim vuruşlarımı dinlersiniz. Bu benim kapakçıklarımın açılıp kapanışıdır.

Benim bir elektrik jeneratörüm var. Bu benim sağ üst tarafımdadır. Sahibim ölünceye kadar buradan devamlı elektrik üretip makinemi çalıştırırım. Kanı gideceği yerlere gönderirim. Öyle ki, jeneratörümün bitmez tükenmez kaynağı düşünen bütün insanları metafizik âleme itmektedir.

Ben çok fedakâr bir organınızım. Gündüzün 75 defa atarken, gece 55e düşerim. Ama hiç istirahata çekilmem. Diğer organlar gibi istirahat etseydim sabaha uyanamazdınız.

Yumruk büyüklüğünde yarım kilodan az bir ağırlıkta iki pompayım. Her pompam günde 9100 litre; ömür boyunca 227.500.000 kan devrederim. Bu devamlı çalışmam ve mesuliyetimi düşünürseniz, çoğu ülkelerde ölüm sebebinin benden oluşu yüzünden beni suçlamazsınız. Ben bir yüz metre koşucusunun bacak kaslarından veya bir ağır sıklet boks şampiyonunun kol kaslarından iki kat daha sıkı çalışırım. Onlar benim tempomda çalışacak olsalar bir kaç dakika sonra çalışmalarını bitirmiş olurlar!

Hayat boyu 2.500.000.000 defa atarım. Size bu kadar hizmet ediyorum. Biraz da beni düşünün. Üzülüp de beni üzmeyin. Dale Carnegie “üzüntüyü Yen, Şen Olmaya Bak’’ kitabında üzüntüyü yenmeniz için günde yarım saat Yaratıcıyı düşünün der.

Hızlanmam gerekirse daha fazla çarpar ve her vuruşta daha fazla kan pompalarım. Çoğu makine, daha hızlı bir çalışmaya girdiğinde daha az başarılı olur. Demek ki, insanoğlu benim kadar mükemmel bir makineyi daha yapamamış. Ben bir defada attığım kan hacmini normalin iki katına çıkarabilirim. Çalışmamı da hızlandırarak bir dakikada attığım kanı 4,5 litreden 25 litreye çıkarabilirim. Kanımın geriye dönmesini engelliyen kapakçığından denizcilikte faydalanıyorlar. Denizlerde gemilerin yol almalarını sağlayan havuzlar da aynen tek yöne yönelme kaidesine göre yapılmıştır. Suyun geri tepmesini önlemek için kapaklar sıkı sıkıya kapanır. İşte her vuruşta devamlı zaman ayarını gerektiren bu çiftli çarpış benim durmadan “lup, lup” diye ses vermeme yol açar. Eğer bir kapakçığım zayıflar veya sızıntı yaparsa bozuk kapağımdan geçen kanın geri basması ve uğultusunu aynı şekilde devamlı olarak duyabilirsiniz. Ben, vücut ağırlığımın 1/200 yim, fakat kan miktarının 1/20 sine ihtiyaç duyarım. Yani vücudun diğer organlarına ve dokularına nisbetle yaklaşık olarak on misli kan fazla tüketirim. Ama bu benim hakkım, çünkü çok çalışıyorum. Bu fedakârlığıma rağmen sahibim bana iyi bakmıyor. Ben de ona-ihtar ediyorum. Zaman zaman bir iki dakika tutan, göğsünde ağrılar yapıyorum. Bu durumda üzerimde beni besleyen damarlarda daralma oluyor. Evet böyle davranmaktan maksadım, bunu hisseden sahibim ağır iş yapmasın; günde bir saatlik yürüyüş yapsın; ağır yemek ve margarin yemesin, sigara içmesin; üzüntülerini gidermek için çareler arasın diyedir.

Prof. Dr. Christian ve Prof. Dr. Brartigam, Psikosomatik Tıp kitabında, ruhi belirtilerin cemiyetin zengin kısımlarında yüksek olduğunu söylüyor. Şöyle ki; P.B. Sosyal sınıf: I, II, III, IV ve V Ruhi belirti: % 88, % 56, % 32 şeklinde bir karşılaştırma tablosu vermektedir.

Ruhi sıkıntıların engin ülkelerde yüksek olduğu söyleniyor. Bu sıkıntılar üzerimdeki damarları daraltarak göğüste ağrı yapıyor. 0 halde zenginlik de her şeyi halletmiyor. Bana fazla faydası olmuyor.

Sağ üst kısmımdan çıkan elektrik, beni kasar. Bu kasma bir havuzun yüzeyine yayılan halkalar gibi adaleme yayılır. Önce kulakçıklarım kasılır. Bu da kanı zorlayarak kapakçıklardan karıncıklara iter. Atış, bu atışı orta bölmeme götüren başka bir adale alanı ile yayılmaya devam eder. Atışı karıncık adalelerime ileten hususi adaleler vardır. Bunlara his demeti denir. Her iki odacığım, kanı akciğere ve ana atardamara pompalar.

Bu çalışmalarımın size çok faydası var. Bir kere ben çalışmasam, gıdalarınız vücuda dağılmayacak,. hücreleriniz gıdasız ve oksijensiz kalacak. İkincisi hücrenizde meydana gelen artıklarınızı böbrekle dışarı atar, karbondioksiti de akciğere götürür temizlerim.

Arabanızda sürati ayarlayan gaz ve fren pedalları var. Ben ise beyinden hususi merkezden gelen sinir tembihleriyle hızlanır ve Bu şekilde hızımı vücudun oksijen ihtiyacına göre ayarlarım. Benim frenimin ismi vagus siniridir.

Ben bana giren büyük toplardamarlara, aort denen büyük damara, akciğere giden damarlara tutunarak adeta asılmış durumdayım. Bu durumda tutunmak için, ilave adaleye ihtiyaç göstermem. Dolayısıyla azami tasarruf prensibine uyarak az enerji harcanmasını sağlarım.

Küçük çocuklarda ben nispeten biraz daha büyüğüm. Beni Yaratan, çocuğun daha fazla hayati faaliyeti (metabolizma) olduğunu bildiği için böyle ayarlamış. Ben her zaman azami tasarruf prensibine uyarım. Kanın kulakçıktan, karıncığa nispeten büyük delikler vasıtası ile geçirilmesi için fazla kuvvet harcamam. Böylece kulakçıktaki adalelerim incedir, yani daha az enerji harcarım. Sol karıncığımın vazifesi çok büyük. Vücudun her yerine kan gideceği için burada adale daha kalın. Sağ karıncık akciğere kan göndereceğim için yani kanın gideceği mesafe daha az olduğundan, azami tasarruf prensibine uyarak daha az kalınlıkta adale bulundurmuş oluyorum.

Karıncığım kasıldığında kısalır ve kapalı durumda olan kulakçık-karıncık arası kapağı kendine çeker. Böylece kulakçığımı daha hacimli yaparım. Neticede karıncık kasıldığında kendi boşluklarında bulunan kanın üzerine basma ve kulakçık boşlukları üzerine emme tesiri yaparlar. Bu durum kanın toplardamardan, kulakçığa akmasını kolaylaştırır. Hem emme, hem basma pompa gibi çalışan benim çeşitli boşluklarımın iç yapısı da kanın girmesi ve çıkmasının en kolay bir şekilde cereyan etmesini sağlayacak ve enerjinin boşa harcanmasını önleyecek bir şekilde ayarlanmıştır.

Benim şeklim de vazifeme uygun yaratılmıştır. Mesela sol karıncığım sağa nispeten daha uzun ve dardır. Ve şekil itibariyle silindire benzer. Boşluğumun bu şekli kanın kolay atılması için daha uygundur. Yuvarlak veya oval şekillerden boşalma yapmak daha zordur.

Aort damarında kan basıncı fazla olduğu için yaratan buradaki kapakları daha sağlam yapmış. Cidrımda kollagen ve elastiki lifler bulunur. Elastik lifler her taraftan boşluklarımın genişlemesine, cidarlarımın gerilmesi sırasında meydana gelen elastiki kuvvet ile- boşluklarımın tekrar küçülmesine yardım eder. Diğer taraftan durumu değiştirmek mecburiyetinde kalan kollagen liflerin eski durumlara dönmesine imkan sağlar. Bu durumda cidarımda bulunan lifler bile hususi olarak seçilmiştir.

Safra kesesi ve mesane gibi bölgelerdeki sıvıyı boşaltmakla vazifelendirilen organların cidar adalelerinde olduğu gibi; benim de, çeşitli adale tabakalarımda belli yönde uzanan huzmeler, diğer tabakalara sokuluyor ve yönlerini değiştiriyorlar. Benim gibi durmadan çalışan ve enerjinin boşuna sarf edilmemesi gereken bir organda bu durum en iyi şekilde ayarlanmış ve boşluğun içine sokulmuş trabecula cainea ve papiller adalelerinin kasılmaları sonucunda kalınlaşma ve boşluğu doldurmaları ile kanın boşaltılması bakımından ideal bir durum meydana gelmiş olmaktadır.

Üzerimde perikard denen bir örtü vardır. Kollagen ve elastik liflerden yapılmış sağlam dış tabakada kollagen lifler çeşitli yönlerde birbirini çaprazlayarak ve dalgalı olarak seyrederler. Kollagen lifleri bu durumu, benim fazla kan geçirmem icap ettiği anlarda, normal sınırlar içinde genişlememe imkan verir. Elastiki liflerde, ben küçüldüğüm zaman kollagen liflerin eski durumlarına dönmesini, perikardın da küçülmesini, cidarlarımla perikard arasında boş ince aralığın her zaman için aynı durumda kalmasını sağlar.

Akciğerlerin benim üzerime yaptıkları çekme kuvvetinin tesir-i perikard aracılığı ile yapıldığı için, bu aralığın normal genişlikte kalması çok önemlidir. Perikard benim normal genişlememe imkân vermekle birlikte fazla genişlememi önler. Perikard çıkarılırsa boşluklarım daha fazla genişleyebilir ve daha fazla kan alabilirler, fakat sonuçta daha az randıman alırım. Ben fazla genişlediğim taktirde kapakların birbirinden uzaklaşması ve kapanmamın tam olmaması tehlikesi de vardır. Demek ki benim yapılışımda da azami tasarruf prensibi var. Yani yapımın tesadüfen yapılmamış olduğunu anlatmak istiyorum.

Damarlar cansız maddeden yapılmış borular gibi, kanı yalnız belli yönlere sevk etmekle vazifelendirilmiş pasif oluşumlar olmayıp, aktif olarak dolaşım hadisesinde rol alır ve bana yardım ederler. Damarların bu yardımı olmadığı takdirde, yalnız benim çalışmamla dolaşım hadisesinin normal seyretmesi imkânsız olurdu. Damar hastalıkları sırasında, bozuklukların derecesine göre, benim çalışmamda da aksaklıklar olur ve bazen hatta vazifemi yapamayacak duruma gelirim. Kâinattaki canlılar arasında karşılıklı yardımlaşmanın bir benzeri de benimle damarlar arasında olan yardımlaşmada görülür.

Kanın belli bir yönde devamlı olarak ileriye akmasını sağlayan en önemli Amil basınç farkıdır. Bu farkı meydana getiren en önemli organ, aynı zamanda hem emme hem basma pompası gibi çalışan benim. Fakat damarların da bu bakımından çok önemli rolü vardır. Genişleme ve daralma kabiliyetlerim sayesinde, benden uzak olan vücut parçalarında ve diğer organlarda bile basınç farkının sağlanmasında damarlar bana yardım ederler.
Kaynak:sızıntı dergisi
Tepkiler:

Yorum Gönder

Blogger