Ads (728x90)

Firuzenin şifalı elleri inanç tedavisi
Ülkemizde tıbbi otoritelerin hazır bulunmadığı tedavi vakalarına bir çoğumuz şahit bulunmaktayız. Hatta bunların televizyonda program olacak kadar dikkat çekici ve hayret verici olanları dahi vardır.

Ülkemizdekiler kadar hayret verici olmasalar bile, Batı toplumları içinde de aynı tedavi yöntemlerini uygulayanlar bulunur.

Tabiatı maddî bir gözle araştırmaya alışmış Batı toplumu bu türlü hadiselere de aynı gözle bakıyor. Aşağıdaki yazı bu tür vak'aların gerçekliğini ortaya koyduğu ve üzerinde yapılan araştırmaları anlattığı için bir hayli ilgi çekicidir.

ABD'de kendilerine "inanç şifacısı" denilen bazı insanlar sadece ellerini hastalar üzerine koyarak onların çeşitli rahatsızlıklardan kurtulmalarını sağlıyorlar. Bunlar yalnız insanların değil, mikroskobik hayvanların ve bitkilerin de şifa bulmasına vesile oluyorlar. Hatta bunlardan bazılarının maddeler üzerinde birtakım fizikî değişiklikler meydana getirdikleri de tesbit edilmiştir. Daha ne olduğu anlaşılamayan bu garip gücün araştırılmasına ilim çevrelerinin çoğu karşı çıkıyor ve ilmî metotlarla araştırılan bu gücün, bilinen fizik kanunları ile idare edilmeyen bir güç olarak ortaya çıkmasından korkuyor.

Bilim çevrelerinden bir kısmı ise araştırmaya devam ediyor. Bu "inanç şifacılarından" biri olan O. Warrel ile değişik araştırma grupları ile tecrübeler yapıldı. Birinci grup insan fizyolojisi üzerindeki etkilerini inceledi. Üzerinde tecrübe yapılan kimseler kronik ağrı çeken hastalar idi. Gönüllülerden bazılarına Warrel ellerini koyduğunda büyük te'siri oldu; hatta bir tanesi trans haline geçti. Ağrı gidermek için dört ameliyat geçiren bir diğeri ise bir hafta süren tecrübeden sonra hiç ağrı çekmedi. Bir diğeri ise, üçüncü günden sonra ağrılarından kurtuldu.

Diğer grup tecrübeci ise, Warrel'in mikroskobik canlılar üzerindeki tesirini inceledi. Fenol ile zehirlenen "Salmonella Typhi murium" bakterilerinin bulunduğu tüpleri elleri ile tutarak "tedavi" uyguladı. Diğerlerinde tamamiyle ölümler olurken, onun tuttuğu tüplerde bakterilerin % 7 si yaşıyordu. Başka tecrübelerde bakteri miktarını ölçmek üzere spectrofotometre kullanıldı ve Warrel'in "tedavi" sinin, yüksek dozda tetracylinde az olmak üzere, te'sirli olduğu ortaya çıktı.

Başka bir "inanç şifacısı" olan O. Estebany iyot eksikliğinden meydana gelen guatrı "tedavi" etmekte uzman olduğunu iddia ediyor. Araştırmacı Grad fareler üzerinde bir dizi tecrübe tertip etti. Fareleri düşük iyotlu gıda ve iyot birikimini engelleyen ilaç kürüne tabi tuttu. Estebany bunlardan bir kısmını kafesleri üzerinden "tedavi"ye tabi tuttu. Diğer grup "tedavi" görmediler. Bir diğer grubun ise Estebany'nin vücut ısısının etkisini yok etmek için kafesleri ısıtırdı. 6 haftalık tecrübelerde Estebany'nin farelerinin tricid bezi büyümesi diğerlerine nazaran çok yavaştı.

Grad bu sefer, farelerin sırtından eşit büyüklükte deri parçaları kesti ve onları üç gruba ayırdı. Birincisi hiç "tedavi" görmedi. İkincisini Estebany "tedavi" etti. Üçüncüsünü ise bu işe şüphe ile bakan tıp öğrencileri ellerini koyarak "tedavi" etti. Alınan neticeler çok şaşırtıcı idi. Estebany'nin grubu en hızlı iyileşti. Asıl şaşırtıcı sonuç şuydu: Şüpheci öğrencilerin grubu en geç iyileşmişlerdi. Böylece bu "tedavi" yönteminin müsbet veya menfi netice verdiği ortaya çıktı.

Grad bu defa bitkileri denedi. Bir saksıya arpa tohumları koydu. Üzerine tuzlu su döktü sonra fırında ısıtıp onları "hasta" etti. Ancak yaşamalarına yetecek musluk suyu verdi. Estebany'nin "tedavi" ettiği arpalar diğerlerine nazaran daha uzun ve gür yeşerdi. Hatta tuzlu su daha önce Estebany tarafından tutulmuşsa daha az zarar veriyordu. Böylece "inanç şifacıları"nın maddelerde birtakım değişiklikler yaptıkları ortaya çıktı.

Grad Estebany'nin tuttuğu % 1'lik maden tuzu çözeltisinin kızıl ötesi ışığın % 68'ünü geçirdiğini gördü. Halbuki normal çözelti kızılötesi ışığın % 80'ini geçirir. Diğer bilim adamlarının incelemelerinde ise O. Warrell'in tuttuğu suyun yüzey geriliminde % 15- % 20 azalma olduğunu tesbit etti. Başka deneyde ise Warrell tarafından tutulan suda hidrojen bağları sayısında % 3 azalma tesbit edildi. Diğer bir deneyde ise tripsin enzimine etkisinin güçlü bir mıknatıs tesiri ile benzer olduğu görüldü; fakat elleri arasına yerleştirilen Gauss Metre, hiç bir manyetik alan tesbit edemedi.

Tabiiki bu usulle tedaviye karşı çıkanlar da bulunuyor ve işin daha garibi de bu karşı çıkmanın ilim çevrelerinde olmasıdır. Şüpheciler bu türlü "tedavileri" akılları sıra şöyle açıklıyorlar: "Tecrübe materyalleri yetersiz ve saçmadır.", "Teşhisler yanlıştır.", "Hasta şifa buldum hissine kapılır. "Zaten hastaların çoğu grip nezle gibi kendi kendine geçen hastalıklara sahiptir; dolayısı ile "inanç şifacıları "Hastaların çoğunu hiç birşey yapmasalar da iyileştirebilirler."; "Birşey hileli yapılıyorsa niye olağanüstü olsun."; "Bir şeyin garip olması onu gerçek yapmaz."

Bütün bunlara rağmen araştırmalar sürüyor. Araştırmacılar, inanç tedavicilerinden D. Kraft'ın "tedavisinin kanser için bir engel" olduğunu söylüyor. Araştırmacı Kraft'ın ellerini içinde deneylerde kullanılan standard Hela hücresi bulunan şişelerin üzerine koydurduğu zaman bu şişelerdeki hücrelerin ölümlerinde büyük bir artış gördü ve ölen hücrelerden bazıları sanki patlamışcasına tahrib olmuştu.

Araştırıcılar tedavicilerin gücü ile manyetik ve elektrik alan arasında bir münasebet bulmaya çalışıyorlar. Bunlara göre bu güç şimdi bilinen elektromanyetik spektrumun dışında ve hiç bilinmeyen bir başka spektrumda bulunabilir. Başka bir fikre göre "tedaviyi" açıklamak madde içinde saklı enerjiyi anlayabilmeye bağlı. Bunlar metafizik kanunları ile idare edilme fikrinden rahatsızlar.

Başka bir kısım ilim adamları ise, olayın, elektrik bir olay olduğunu ileri sürüyor ve eğer elektrik veya benzeri bir akım varsa ''tedavi'' gerçekleşebilir diyorlar. Bu grup, tıpta elektriği tedavi aracı olarak kullanmış ve başarılı olmuştu. Bundan 50 yıl kadar önce bulunan tohumlardan insanlara kadar canlı organizmalarda bulunan elektrik akımı, insan beyninde glial hücrelerinden doğru akım olarak akıp gider. "'Tedavici"lerin bu akımın te'sir etmesi mümkün mü? Bunun lehinde ve aleyhinde delil yoktur. Fakat beyindeki akım ile "tedavi enerjisi" arasında bir benzerlik bulundu.. İnsan vücudunun etrafında vücudunda dolaşan akımdan ötürü bir manyetik alan olduğu ortaya kondu ve bir başka manyetik alanın bu akımı durduracağı ve insanı anestezi durumuna geçireceği bulundu. Hipnotizma ve akupunktur da akımı değiştiriyordu. "Tedaviciler" de hastalarını tedavinin iyi olduğuna inandırıp onların vücutlarının tedavi için gerekli elektrik değişimleri sağlayabilirlerdi.

Bütün bu münakaşaların yanısıra bazı doktorlar "tedaviciler"le işbirliği yapıyor bazı hastalarını bunlara gönderiyor. Hatta bazıları kendilerinde böyle bir güç olmadığı halde, ellerini hastalarının üzerine koyuyor ve onlara güven verici ve sevgi dolu sözler söylüyorlar.

Bu araştırmalar bilmediklerimizin çokluğunu gösteriyor ve bazı şeyleri hemen inkar edivermenin veya reddetmenin gereksiz bir işgüzarlık olduğuna dikkat çekiyorlar. Ayrıca meselelere tek taraflı bir şekilde yaklaşmanın bizi bir takım yanlış yollara veya geç anlamalara saptırdığını da söyliyerek, nazarlarımızı ilmî gerçeklere tercih etmeye çalışıyorlar.


Science Digest'ten
Tepkiler:

Yorum Gönder

Blogger