Ads (728x90)

(Kalın bağırsak ve rektum)

Prof.Dr. Arif SARSILMAZ / Biyoloji
Kalın bağırsak ve rektum
Sindirim sistemindeki yolculuğumuzun son koridoruna geldik. İnce bağırsakta sindirilen ve emilen gıdalardan arta kalanlar ile işe yaramayan posaların işlemden geçirildiği son kısmı, kalın bağırsaklar (colon) ile son bağırsak (sigmoid colon veya rectum) oluşturur. Burayı, vücudun kanalizasyon şebekesi ve lağım çukuru olarak da değerlendirebiliriz. Fakat bu değerlendirme onları işe yaramaz kısımlar olarak göstermediği gibi, onların değerini de asla düşürmez. Aşağıda görüleceği gibi, dışkının şekillenip atılacağı âna kadar geçirdiği çok önemli tasfiye merhaleleri vardır, ki bu işi de, ancak çok sanatlı ve hassas yaratılmış bir organ yerine getirebilir.
Kalın bağırsağa gelen malzemenin hepsi ‘atılacak’ mânâsına gelmez. Bu malzemeler arasında, çok değerli tuzlar ile bol miktarda su vardır. İsrafı sevmeyen Müdebbir-i Hakikî, vücudumuzda herhangi bir israf meydana gelmemesi için her türlü tedbiri alarak, suyu ve birçok minerali geri emebilecek hususiyetleri sindirim sisteminin bu bölgesine yerleştirmiştir.

Canlı bir insanda 1,2 metre olan kalın bağırsağın boyu, kişi öldüğünde kasılmaları bittiği için 1,4 metreye ulaşır. İnce bağırsak ile kalın bağırsağın birleşme yerinde kör bağırsak (caecum) ismi verilen 7 cm’lik bir kısım daha vardır. Kör bağırsağın ucunda ise, solucan şeklinde apandis (appendix vermicularis) isimli ayrı bir uzantı mevcuttur. İçindeki yoğun dışkıdan dolayı patlamaması için, kalın bağırsağın duvarları 0,5–1 cm. kalınlığındadır. Kalın bağırsak duvarının iç yüzeyini döşeyen epitelin kıvrımları ise, 0,5 mm’dir.

Kalın bağırsakta oldukça fazla bakteri vardır. Buradaki dışkının bir mililitresinde 100 milyar ile 1 trilyon arasında bakteri bulunur. Burada yaşayan dört yüz çeşitten fazla bakterinin % 99’u oksijensiz ortamda solunum (fermantasyon) yapan türler olduğundan (anaerob), kötü kokan gazlar üretir. Bakterilerin % 1’i ise, oksijenli solunum yapan türlerdir (aerobik).

İnce bağırsaktaki faaliyetler neticesinde her gün yaklaşık bir litre (1.000 ml) kadar atık ve son işlenmesi gereken malzeme kalın bağırsağa gönderilir. Kalın bağırsağa gelen bu malzemenin ancak 100 ml kadarı atılır; diğerleri ise, (% 90’ı) tekrar geri emilir. Kalın bağırsağın iç yüzünü döşeyen epitelyum hücreleri arasında, madde alışverişinde kullanılan, 0,2–0,25 nm çapında delikler (por) mevcuttur. Ayrıca geri emme işinde gerekli bir faktör olarak, kalın bağırsak boşluğu ile duvarı döşeyen taşıyıcı epitelyum hücreleri arasında 20–40 mV’luk bir potansiyel farkı vardır.

Gıdaların işe yaramayan kısımlarının karışık şekilde biriktirildiği kalın bağırsak, belli bir dolgunluğa ve gerilime ulaştığında, duvarlarında bulunan reseptörler sinir sistemini uyarır; böylece otonom sinir sisteminden çıkan uyartılar geri döner ve bağırsak duvarındaki dairevî ve boyuna dizilmiş düz kasların kasılmaları için tetik çekici bir rol oynar. Kasılma dalgaları ritmik şekilde arka arkaya gelmeye başlar. Kalın bağırsağın başlangıç kısmında dakikada 4, orta kısımlarında da, 6 kasılma dalgası arka arkaya gelir. Sağılım hareketi şeklindeki bu kasılma dalgaları günde 3–4 defa olabilir. Dışkının kalın bağırsak içindeki hareketi çok yavaş olduğu gibi, orta derecede de olabilir (dakikada 0,04–0,6 cm. arasında değişir). Dışkının kalın bağırsağın tamamından geçiş süresi 5–70 saat arasında değişebilir. Dışkının sulu veya sert olması kalın bağırsakta kalma süresine bağlıdır. Kalın bağırsakta ne kadar uzun kalırsa, dışkının suyu o kadar fazla çekilir. Bu da dışkının sertleşmesine, dolayısıyla atılmasında büyük zorluklar yaşanmasına yol açabilir.

Kalın bağırsağın sol taraftan inen ucu, S şeklindeki son bağırsağa (rectum) bağlanır. Boyu 15 cm. kadar olan bu bağırsağın son 3–4 cm’si anal kanal (canalis analis) olarak makata (anüs) açılır. Son bağırsağın, anal kanalın üst kısmında kalan 10–12 cm’lik bölgesi, 2 litre dışkı depolayabilir.

Dışkı atma sayısı, yaş ilerledikçe azalır. Yeni doğan bebeklerde günde 3–4, bir haftalıklarda günde 4–5 olan dışkı atma sayısı, 3–6. haftalar arasında günde 2–3’e düşer. Erişkinlikte ise, beslenme miktarına ve alışkanlığa bağlı olarak günde bir ile haftada iki arasında değişebilir.

Yeni doğmuş bebeklerin günlük dışkısı 70–90 gramdır. Daha sonraki günlerde anne sütü ile beslenen çocukların günlük dışkı miktarı 30–40 gram civarında olduğu hâlde, inek sütü ile beslenen çocuklarda bu miktar günde 15–25 grama kadar düşebilmektedir. Erişkinlerin günlük dışkı miktarı ortalama 124 gram olarak verilse de, bu rakam beslenme alışkanlıklarına (gıdanın cinsine ve miktarına) göre değişmektedir.
Gıdaların sindirildikten sonra kalın bağırsakta kalış -dolayısıyla dışarı atılma- süresinin uzamasına ve dışkı miktarının azalmasına paralel olarak, kalın bağırsak kanserine yakalanma nispetinin arttığı tespit edilmiştir. Bol selüloz lifli nebatî gıda ile beslenenlerde bu süre, en kısa; dışkı miktarı da en fazladır. 

Erişkinlerin dışkısının % 76’sı su, % 8’i bakteri, % 8’i bağırsak iç duvarından katılan ölü hücre, % 8’i de sindirilmemiş atıklardır. Kimyevî açıdan bakıldığında aynı dışkının % 33’ü inorganik madde, % 33’ü azotlu atık, % 17’si selüloz, % 17’si de yağdır. 

Bağırsak gazları, birçok kişinin şikâyetçi olduğu hususlardandır. Bağırsaktaki gazların üç kaynağı vardır: yutulan hava; bağırsak içindeki gıdaların ve bakterilerin cinsine bağlı olarak değişen enzimatik faaliyetler; kandan bağırsak boşluğuna difüzyonla geçen gazlar. Bağırsaktaki gazların toplam hacmi 50–200 ml kadardır. Normal yiyecekler yaklaşık 15 ml gaz meydana getirirken, fasulye ve baklagiller yendiğinde, bu miktar 176 ml’ye yükselir. Kandan bağırsağa difüzyonla geçen azotlu gaz miktarı dakikada 1–2 ml’dir. Yemek yerken yutulan havadan karışan miktar ise, 2–3 ml kadardır. 

Erişkinlerde günde ortalama 600 ml kadar gaz çıkarılır; bu, her seferinde 40 ml’lik gaz ile 15 defada gerçekleşir. Günde en az 200 ml, en fazla da 2.000 ml gaz üretilebilir. Gazların % 99’u kokusuzdur. Kokusuz gazların başında azot (% 71) gelir. Diğer kokusuz gazlar ise, oksijen (% 0,6), karbondioksit (% 10,8), hidrojen (% 15,6) ve metandır (% 2,2). Kötü kokulu olan % 1’lik kısmı ise, kükürt oksitleri ve metilsulfatları meydana getirir.

İnsanların yaptığı makine ve fabrikalardan çıkan atıkların geneli canlılar ve tabiat için oldukça zararlıdır. İnsan makinesinden çıkan atıklar, çevreye hiçbir zarar vermez, aksine faydalıdır. Ancak dışkı veya gaita denen bağırsak atıklarının -çeşitli sebeplere bağlı olarak gelişen kabızlık neticesi atılamadığında- meydana getirdiği sıkıntı çok büyük olmakta, bu rahatsızlık uzun yıllar devam ettiğinde de, bağırsak kanseri riskini artırmaktadır. Bu tür rahatsızlıklardan korunmak için, bol lifli nebatî gıdalar tüketilmeli, bolca su içilmeli ve her gün aynı vakitlerde tuvalet ihtiyacı giderilmelidir. 
Tepkiler:

Yorum Gönder

Blogger