üst banner(728x90)

Kemik sağlığınızı nasıl korursunuz?
Hr Adnan Yıldırım

Yapılan risk analizleri her üç kadından ve her 20 erkekten birinin (osteoporoz) kemik erimesi riski altında olduğunu ortaya koyuyor İlk olarak kemik yapısı ile ilgili bilmemiz gereken bazı hususları sizlerle paylaşıyoruz yazının alt kısmında ise alınması gereken tedbirler beslenme programları ve gıda takviyeleri hakkında bilgi bulunmaktadir.

İnsanlarda ortalama yaşam süresinin giderek artmasına bağlı olarak günümüzde kemik sağlığına ilişkin sorunlar ve hastalıklarda belirgin bir artış var. Bilhassa osteoporoz (kemik erimesi) önemli bir sağlık sorunu olarak yaygın bir tehdit oluşturmasına karşılık mevcut tedavilerin bazı dezavantajları bulunuyor. Bu nedenle, bitkisel, hayvansal ya da mineral içerikli doğal ürünlerin yaygın olarak kullanıldığını görüyoruz. Bu haftadan başlayarak bir kaç hafta süresince kemik sağlığının korunmasına ve iyileştirilmesine yönelik yararlanılan doğal desteklerden bahsetmek istiyorum.

KEMİĞİN ÇOK İŞLEVİ VAR
Kemiğin başlıca üç temel işlevi bulunuyor. Mekanik işlev; insan iskeletini oluşturuyor ve üzerine yapışan kaslar ile hareketimizi sağlıyor. Metabolik işlev, kalsiyum bakımından zengin içeriği vücut için mineral deposu görevi görüyor. Koruyucu işlevi, kemik iliği ve hayati öneme sahip organları çevreleyerek koruyor.

Kemik yapısal olarak özel bir konnektif doku özelliğine sahip olup, organik ve inorganik bileşenlerden oluşuyor. Organik bileşenler olarak proteinler [yüzde 95’i tip I kollajen ve yüzde 5’i ise kollajen yapısında olmayan (osteokalsin, osteonektin, osteopontin, trombospondin, siyaloproteinler) proteinler] ve inorganik bileşenleri ise fosfat ve hidroksit tuz halinde kalsiyumdan (hidroksiapatit) ibaret. Bu bileşim sürekli yapısal gelişime uğruyor. Normal kemik sağlığının sürdürüle-bilmesi için bilhassa mineral içeriğinin korunması önemli. İşte kemiğin yapısının ve mineral içeriğinin korunması ‘kollajen yapısında olmayan protein’ bileşenleri tarafından sağlanıyor.

KADINLAR RİSK ALTINDA
Kemik erimesi (osteoporoz) günümüzde en yaygın görülen kemik hastalıklarından biri. En basit şekilde, ‘düşük kemik yoğunluğuna bağlı olarak kemik direncinin azalması ve kırılma riskinin artması’ şeklinde tanımlanabilir. Yapılan risk değerlendirmelerinde her üç kadından biri ve her 20 erkekten birinde yaşamlarının herhangi bir sürecince ortaya çıkabileceği bildiriliyor. Yani kadınlar daha fazla risk altında. Yaşlanma diğer önemli risk etkeni olarak görülüyor.

Bu süreçte paratiroit hormonu ve kalsitonin seviyelerinde azalmaya bağlı olarak kemik içeriğinin kaybı osteoporoz oluşumunun başlıca nedeni. Yine yaşa bağlı olarak kalsiyum emiliminin azalması bir başka etken. Bunların dışında osteoporoz gelişiminde rol oynayan etkenleri iki grup altında toplayabiliriz:

Değiştirilemeyecek etkenler: Kalıtsal etkenler kemik erimesi gelişiminde belirleyici olabiliyor; ailesel yatkınlığın yanı sıra, kısa boylu olmak ve ırk (Kafkas ırkı ve Asya’lılar daha fazla risk altında). Bu grup değiştirilemeyecek etkenler arasına yukarıda bahsettiğimiz cinsiyeti de ekleyebiliriz; kadınlar daha fazla risk altında. Diğer taraftan, bazı uzun süreli ilaç tedavileri sonucu da osteoporoz oluşabiliyor. Bilhassa kortikosteroitler, heparin, siklosporin, sitotoksikler ve bazı konvülsiyon önleyicilerin uzun süreli kullanılması bir risk etkeni olabiliyor. Ancak bu grup ilaçları her kullanan osteoporoz olacak diye bir şey yok. Kaldı ki, bu ilaçların o hastalar için kullanılması önemli, yani alternatif seçenek pek yok.

Değiştirilebilecek etkenler: Bireylerin yaşam şekli, beslenme şekli, östrojen hormonu eksikliği gibi etkenler. İşte kemik erimesinin önlenmesi, ilerleyişinin yavaşla-tılması ve şikayetlerin hafifletilmesine yönelik alınabilecek başlıca önlemler bu risklerin mümkün olduğunca azaltılmasına bağlı. 


Kemik sağlığına etki edebilecek etkenler.
Bazı ilaçlar özellikle kartikosteroidler ve  troid ilaçlarını uzun süreli kullanmak
Böbrek üstü bezlerinin kortizol hormonunu çok fazla üretmesi sonucu oluşan cushing sentdromu
Böbrek yetmezliği
Troit ve böbrek hastalıkları
Yeterli kalsiyum D vitamini A vitamini K vitamini çinko ve magnezyum alamamak
Anoreksiya nervoza hastalığı
Alkolizm
Romatoit artrit


Beslenme takviyeleri:
Bu beslenme ipuçları ilerleyen yaşlarda osteporoza girmemize engeldir. Ve bu şikayet içinde olan insanlar içinse müthiş takviyelerdir diyebiliriz. Araştırmalarımızın klinik testleri yapılmıştır Yararlanılan kaynaklar ve üniversite hastanelerini sizlerle paylaşacağız

Beyaz ekmek makarna şeker gibi rafine edilmiş gıdalardan kaçının.
Kalsiyum: Az yağlı süt peynir, brokoli kalsiyum bakımında zengindir. Portakal suyu ve bakliyatlar genellikle kalsiyum içeren gıdalardır.
Magnezyum: Avakado, muz, kavun, kuru fasulye bamya patates ıspanak ilk akla gelen gıdalar
Potasyum: Tam tahıllar fındık ıspanak yulaf ezmesi patates fındık ezmesi vs
D vitamini: Vücut güneş ışığına maruz kaldığı zaman D vitamini yapar
K vitamini yeşil yapraklı sebzeler üzüm çekirdeği
Bol bol meyve ve sebze tüketmeye gayret etmek gerek
Zeytin yağı ve hindistan cevizi yağları gibi sağlıklı pişirme yağları kullanılmalı
Kafein diğer uyarıcılar azaltılmalı tütün ve alkol kullanılmamalı
Omega 3 takviyesi yetişkinler için günde 1000 mg alınmalı alırken içerisinde EPA DHA oranlarına özellikle dikkat edin bu seviyeler %20-30 olmalı
Kalsiyum magneziyum çinko mineralleri takviye olarak kullanılmalı..

Kaynak marryland üniversitesi tıp fakültesi araştırma merkezi
http://umm.edu/health/medical/altmed/condition/osteoporosis


bu yazıya yorumun

Yorum Gönder

Blogger