üst banner(728x90)

Üzüm mü, çekirdeği mi, kabuğu mu?
Dr Elif güveloğlu

Yazın gelmesiyle birlikte üzüm de soframızdaki, manavlardaki yerini almaya başladı yavaş yavaş. Eski Mısır mezarlarında ve yazıtlarında sıklıkla yer alan ve mitolojide Tanrıların besini diye anılan üzüm, Mısırlılar ve Fenikeliler aracılığıyla M.Ö. 4000'li yıllarda deniz yoluyla tüm dünyaya dağılmış. Her gün yeni bir faydası keşfedilen bu mucizevi meyvenin şifa amaçlı kullanımı da çok eskilere dayanıyor. Üzümün çekirdeği, kabuğu ve yaprakları geleneksel tıpta birçok dönemde ilaç olarak kullanılmış.

Üzüm çekirdeği ve kabuğu yüksek oranda PCO (proantosiyanidin) adında bir madde içerir ki bu madde, bilinen en güçlü antioksidan. Üzüm çekirdeğinin antioksidan özellikleri, çok tanınmış antioksidan vitaminler olan C vitamininden 20 kat ve E vitamininden ise 50 kat daha üstün. Antioksidanlar, okside olabilen maddelerin oksidasyonunu engelleyebilen maddeler. Vücudumuzun bünyesinde de okside olmaya yani paslanmaya eğilimi olan birçok yapısal eleman mevcut. Yaşadığımız sürece her soluk alıp verişimizde hücrelerimizdeki proteinler, lipidler, karbonhidratlar ve en önemlisi genetik şifremizi içeren DNA molekülü okside olur. Yaşlanmadan kansere kadar pek çok dejeneratif değişimin temelinde bu oksidatif süreç yer alır. Üzüm çekirdeği, genetik şifremiz olan DNA'daki oksidatif hasarlanma riskini azaltarak, yaşlanmaya da kanser oluşumuna karşı da savaşır. Eğer kişi yeterince antioksidan madde almazsa, erken yaşlanma, kronik dejeneratif hastalıklar ve kanser ortaya çıkma olasılığı artar. Yüksek doz antioksidan içeren üzüm çekirdeğinin kullanıldığı hastalıkların başında sedef, egzema, Alzheimer, Parkinson, MS, ALS, bazı felçler, romatizmal hastalıklar ve kanser gelir. Radyasyon hasarlanmasının onarımında da etkilidir.

Üzüm çekirdeği ve kabuğunda bulunan bu PCO'ların antioksidan özellikleri yanısıra birçok başka fonksiyonları da vardır. Bakteri ve virüs öldürücülerdir, kanser hücrelerine karşı savaşırlar, yangı giderici özellikleri de mevcut. Kan damarlarını genişletirler ve damar duvarlarında zararlı kolesterolün ve yağların birikimini engellerler, dolayısıyla kan dolaşımına büyük fayda sağlarlar, kan dolaşımının düzelmesi ise hemen hemen tüm organ sistemlerinde olumlu değişikliklere yol açar. Varis ve basur gibi toplardamar yetersizliklerinde ve kılcal damar hasarlanmalarında faydalıdır. Kalp damar hastalıklarına karşı koruyucudur. Kalp krizi ve felç riskini azaltır.
Göz sağlığı için de çok önemli faydaları mevcut. Yaşa bağlı görme kaybını, maküla dejenerasyonunu geciktirir.

Kornea dediğimiz gözün saydam tabakasını korur. Üzüm çekirdeği, sürekli bilgisayarın başında olan kişilerin göz sağlığının korunmasında önemli yer tutar.
Ben bir hekim olarak üzüm çekirdeği ve kabuğunu birçok kronik dejeneratif hastalıkta destek besin takviyesi olarak kullanıyorum. Üzüm çekirdeği ve kabuğu, meyve suyu ve şarap üretiminin bir artık yan ürünü olması sebebiyle çok da ucuz. Piyasadaki ticari kapsül ya da ekstreler ya da 1 avuç siyah çekirdekli üzüm kurusunun her gün yenmesi yeterli olmakta. Hiçbir sorununuz yoksa bile, günde bir avuç çekirdekli siyah kuru üzüm yemeyi ihmal etmeyin diyorum. Sağlıkla kalın, kendinize iyi bakın.

Dr Elif Güveloğlunun diğer yazıları için tıklayın
Tepkiler:

Yorum Gönder

Blogger