üst banner(728x90)

Adet düzensizliğini dikkate alın

Adet dönemleri kısa süren kadınların dikkate alması gereken luteal faz yetmezliği (periyodun ikinci döneminin kısa sürmesi) kısırlık sebebi olabiliyor.

Normalde 28 günde bir adet görmesi gereken bir kadın, 14. günden sonra (yumurtlama günü) 28 günü tamamlamadan tekrar adet görüyorsa luteal faz yetmezliği durumu ile karşı karşıya demektir.

Luteal faz (periyoyodun ikinci dönemi); adet döngüsünde yumurtlama olduktan sonra diğer adetin başlamasına kadar geçen süredir. Adetin ikinci döneminin kısa sürmesi sık görülen, zor farkedilen fakat tedavisi kolay bir durumdur. Rahimin içini döşeyen dokunun doğru zamanda doğru yerde olmaması halidir. Bebeğin rahime yerleşmesi, rahimin içini döşeyen dokunun zamanlaması ile çok ilgili olduğu için yumurtlama zamanından sonraki döneminin kısalığı gebeliğin gerçekleşmesi ve devamlılığını sürdürmesini etkileyebilir.

İdeal bir adet döngüsünde vücut adet kanaması başlamadan birkaç gün önce FSH (Follikül uyarıcı hormon) salgılamaya başlar. Bunun sonucu yumurta taşıyan follikül denilen kistler büyümeye başlar. Follikül yeterli olgunluğa ulaştıktan sonra LH ( Luteinize Hormon) salınımı başlar. Bu hormonla follikül çatlar ve içindeki yumurta tüplere doğru atılır. Çatlamadan sonra follikül yeniden daha yoğun bir sıvı ile dolar. Oluşan korpus luteum adındaki yapı adet döngüsünün ikinci yarısından itibaren progesteron hormonunun salgılanmasından sorumludur. Artmış progesteron seviyeleri rahimin içini döşeyen dokunun kalınlaşmasını ve damarlanmasını artırarak rahimi embriyonun tutunması için uygun hale getirir. Progesteron adet kanamasının erken başlamasını da önler. Normal bir adet döngüsünde korpus luteum ortalama 12 gün süreyle progesteron salgılar.

Luteal Faz Yetmezliği?nde normal adet döngüsü birkaç yönden bozulabilir. Zayıf follikül gelişimi, korpus luteumun erken sonlanması, rahimin içini döşeyen dokunun progesterona uygun yanıt vermemesi luteal faz yetmezliğinin sebepleri arasında olabilir.

Luteal fazda vücut ısısının artışından progesteron sorumludur. Vücut ısısını takip eden hastalar vücut ısısının 12 gün süreyle yüksek kalmadığını farketmektedirler. Ayrıca bir sonraki adet döneminde adet kanamaları yumurtlama olduktan sonraki 12-14 günden daha önce olduğu farkedilebilir.

Luteal Faz Yetmezliğinden şüphelenildiğinde kan progesteron seviyesine yumurtlamadan yedi 7 gün sonra bakılır. Progesteron seviyeleri az olduğunda, tedavi genellikle dışarıdan progesteron takviyesi vermek şeklinde olmaktadır. Bununla birlikte, yetersiz folikül gelişimi de düşük progesteron seviyesine neden olabilir. Adetin ortasında follikülün boyutunu ultrason ile ölçmek ayrıca kan hormon seviyelerine bakmak gerekmektedir. Eğer folikül gelişimi normal ise, luteal fazda porogesteron desteği verilir. Eğer folikül gelişimi yetersiz ise, yumurtalıkları uyarıcı ilaçlar vermek gerekebilir. Bu sayede folikül gelişimi sağlanmakta ve daha kaliteli yumurta oluşabilmektedir.

TANI İÇİN YAPILAN TETKİKLER;
Genellikle, teşhiste kan progesteron seviyesi, luteal faz uzunluğu ve ultrasonografik takip yeterli olabilmekte iken daha uzun süren hastalarda endometrial biopsi gerekebilmektedir.

Normalde endometrial biopsiyi bir sonraki adetten bir iki gün önce almak gerekmektedir. Ayrıca bu adet döneminde hastanın hamile olmadığının tespit edilmesi de gerekmektedir.

İşlem sırasında ufak bir miktarda rahim içindeki doku patolojik inceleme için alınmaktadır. Doku seviyesinde incelendiği için, elde edilen bilgi çok önemlidir. Patalog, adetin o günü ile doku gelişiminin uygun olup olmadığını inceler. Eğer uygun ise, rahimin iç dokusunun siklus ile uyumlu olduğu belirlenir. Eğer iki günden fazla uygunsuzluk varsa, doku uyumlu değil denir.

Luteal faz yetmezliği sık görülen bir durum olup tanı konması oldukça kolaydır. Ayrıca, doğru tedaviye hemen cevap vermektedir. Dolayısıyla, bu işlemde en önemli nokta, gerçek nedenin belirlenmesi ve uygun tedavisinin planlanmasıdır.

Polikistik over (PKO) durumunda en sık görülen belirtilerden birinin adet kanaması düzensizlikleri olduğu sitenin diğer bölümlerinde vurgulanmıştı. Bu yazı, adet düzensizliğinin tanımını yapmak ve bu düzensizliğe götüren mekanizmayı anlatmak için hazırlanmıştır.

PKO’da en sık görülen adet düzensizliği şekli, yıllık görülen adet kanaması sayısının azalması veya ileri durumlarda kadının hiç adet kanaması görmemesidir.

PKO, yarattığı hormonal dengesizlikle yumurtlamanın devre dışı kalmasına neden olan bir durumdur. Bu da yumurtlamayla üretilmesi gereken progesteron hormonunun olmaması sonucu kadının adet döngüsü düzeninin bozulmasına neden olmaktadır.

Yumurtlama olduktan sonra salgılanan progesteron hormonu, yumurtlama öncesinde rahim iç tabakasını kalınlaştıran östrojen hormonunun burada yarattığı kalınlaştırıcı etkiyi karşılar ve gebelik oluşması durumunda bebek için elverişli bir ortam hazırlar. Progesteron hormonu yaklaşık 14 gün salgılandıktan sonra gebelik oluşmamışsa salgısı durur ve bu, kadının beklediği zamanda, düzenli bir adet kanaması görmesini sağlar. Yumurtlama olmadığında östrojen hormonu rahim iç tabakasını sürekli kalınlaştırır ve genellikle gecikmeli bir süre sonunda, beklenmedik bir şekilde ve genellikle normalden fazla miktarda bir “adet kanaması” olur.



PKO’da yumurtlamanın devre dışı kalması ve progesteron hormonu salgısının olmaması kadının adet göreceği zamanı algılayamamasına neden olur. Hemen her kadın adet kanamasından birkaç gün öncesinde göğüslerinde, kasıklarında veya vücudunun diğer bölümlerinde bir takım belirtiler hisseder ve kanama göreceğini anlar. Yine kanama olduğunda hemen her kadın kanama esnasında kaybedilen kanı azaltmaya yönelik olarak oluşan rahim kasılmalarını az veya çok kasıklarında bir basınç, çekilme veya ağrı şeklinde hisseder. PKO’da çoğu durumda bu belirtiler kaybolmuştur.




PKO’da yumurtlamanın düzenli olmaması nedeniyle rahim iç tabakası östrojen hormonu tarafından sürekli olarak uyarılır. Bu uyarılma tabakanın kalınlaşmasına neden olur. Kalınlaşma belli bir sınıra geldiğinde tabakayı besleyen damarlar ve östrojen seviyesi artık kalınlaşmış olan tabakanın ihtiyaçlarına cevap veremez ve genellikle gecikmiş bir şekilde ve genellikle normalden fazla kanama ortaya çıkar.


Bazı durumlarda adet düzensizliği kendini adet döngüsünün ortalarında ve her ay ortaya çıkan ek bir kanama (ara kanamalar) şeklinde gösterebilir. Bu durum da yine etkileri progesteron hormonu tarafından karşılanmamış östrojen hormonu fazlalığından kaynaklanır.

Adet döngüsünün, yani bir adet kanamasının ilk gününden diğer adet kanamasının ilk gününe kadar geçen sürenin 21-35 günler arasında olması normal kabul edilir. Ancak gerçek, yani yumurtlamalı bir adet döngüsü istikrarlı bir süreye de sahip olmalıdır. Örnek olarak son 6 ay içerisinde görülen adet kanamaları arasındaki süre, yani “döngü” 21-35 günlük normal sınırlar içinde görünmesine karşın, ayrıntılı inceleme döngülerin aslında düzensiz olduğunu (örneğin son 6 ayda 23, 32, 25, 30, 30 ve 34 günde bir adet görmüş olma gibi) gösterebilir. Bu örnek 6 aylık döngüler normal süreler içerisinde görülmesine karşın günlerin istikrarsız olmaları nedeniyle bir yumurtlama bozukluğuna işaret edebileceğini göstermesi açısından önemlidir.

Adet düzensizliği PKO’lu kadınların %90’ında görülen bir belirtidir. %10 kadın gerçekte PKO olmasına karşın düzenli adet kanaması görebilir ve hafif olan bu PKO olgularında yumurtlama da söz konusu olabilir.

PKO’da adet düzensizliği genellikle ergenlik döneminde başlar. Normal şartlarda ilk kanamayı takip eden adet kanamalarındaki düzensizlik en geç 2 yıl içinde kendini düzenli aralıklarla gelen adet kanamalarına bırakır. Kanamaların ilk başlarda düzensiz olmasının nedeni hormonal sistemin olgunlaşma sürecinde olması ve her döngüde yumurtlamanın olmamasıdır. Sistem olgunlaşınca adet döngüleri yumurtlama olmasıyla düzenli hale gelir. PKO durumunda bu düzen bir türlü oluşamaz. Bu dönemde adet düzensizliği nedeniyle doktora götürülen kız çocuklarına çoğu durumda “düzenleyici” ilaçlar verilir ve PKO’nun adet düzensizliği şeklinde verdiği bu belirti maskelenmiş olur. PKO çoğu durumda bu nedenle daha çok 20’li yaşlardan sonra tanısı konan bir durumdur.

Yukarıda bahsedilen adet düzensizlikleri dışında kalan hemen her tür adet düzensizliği ender de olsa bir PKO belirtisi olabilir.


Gecikmeli Adet Kanamalarının Diğer Nedenleri

Üreme çağında adet kanaması gecikmelerine sık rastlanır. Aktif cinsel yaşamı olan ve etkin bir korunma yöntemi kullanmayan kadında görülen adet kanaması gecikmesinin en muhtemel nedeni gebeliktir. İkinci muhtemel neden de herhangi bir şekilde o döngüde yumurtlama olmaması ve bu nedenle "rahim iç tabakasının kanamayla dökülmesinin" gecikmesidir. Düzenli adet kanaması gören bir kadında beklenmedik bir şekilde ortaya çıkan gecikmenin nedeni stres, mevsimsel değişiklikler, mekan değişiklikleri olabilir.



ruhsal stres ciddi bir adet düzensizliği nedeni olabilir...

Bir kadında senede bir defa adet kanaması gecikmesi olması ileri inceleme gerektiren bir durum değildir. Ancak adet kanaması gecikmesi senede bir defadan daha sık oluyorsa, yani kadın seyrek adet kanaması görüyorsa veya uzun süreli kanama görülemiyorsa gerekli incelemeler yapılarak durumun açıklığa kavuşturulması ve tedavi edilmesi kadının genel sağlığı açısından çok önemlidir.

Adet kanaması gecikmesinin veya uzun süreli kanama görememenin diğer önemli nedenleri arasında aylık veya üç aylık "korunma iğneleri"'nin, kola uygulanan "korunma çubuklarının", ender durumlarda doğum kontrol haplarının içinde bulunan hormonların yan etkileri sayılabilir. Hipofiz bezinden düzenli hormon salgısını bozan bir etken adet döngüsünün bu aşamada "takılmasına" neden olur. Bu etkenler arasında en sık görüleni prolaktin hormonu yüksekliğidir.

Gebelik, adet kanaması gecikmesinin en sık görülen nedeni olduğundan ve basit bazı incelemelerle ortaya konabildiğinden ve saptandığında başka ileri inceleme yapılmasına gerek kalmayacağından üreme çağında olan ve aktif cinsel yaşamı olan bir kadında adet kanaması geciktiğinde araştırılması gereken ilk durum gebeliktir.

Yapılan jinekolojik değerlendirmeyle gebelik olmadığının saptanması durumunda var olan ek belirtiler de dikkate alınarak bir ön tanıya varılır ve kesin tanıyı koymak için hormon incelemeleri veya diğer bazı ileri incelemeler yapılır.


hormonlar.com dan alıntıdır


Tepkiler:

Yorum Gönder

Blogger