Latest Post

Huş ağacı, Birke, Betula Pendula
Ak ağaç Syn: Betula olba
Akhuş Betula rerrucosa
Akhuş ağacı “ ehrh.
Kum huş ağacı
Salkım Huş ağacı
Familyası: Huşağacıgillerden, Birkengewâchse, Betulaceae
Drugları:
Huş yaprağı; Betula folium
Huş katranı; Betula fix
Huş şurubu; Betula uquor
Huş özsuyu; Betula succus
Huş yaprakları çay ve natürel ilaç yapımında, katranı merhem yapımında ve bitki özsuyu içmek için kullanılır.
Giriş:
Huş ağacı Huşağacıgillerden olup bu grupta takriben 100 bitki mevcuttur. Bunlardan en önemlileri ve en yaygın olarak kullanılanları Akhuş; Betula pendula ve Bataklık huş ağacı; Betula pubescens’tir. Es-kiden bu iki tür aynı isimle anılmış sonradan ayrı isimler verilmiştir. Ağacın gövdesi beyaz olduğundan Ak ağaç diye ve dallarının saklık ve narin olması, rüzgar esince hışırtı çıkarması nedeni ile ve yahut da ilkbaharda bitki gövdesinden yukarı doğru hışır hışır akan su sesi duyulan bu nedenle de Huş ağacı diye anılır. Almanca Bikre kelimesinin Hince, “Bharg” kelimesinden türediği ve beyaz anlamına geldiğidir. Bitkin vatanı Güney Türkistan ve Kuzey Hindistan olup zamanla dünyanın ılıman iklimli hemen her yöresine yayılmıştır. Bir huş ağacı günde 70 lt su emerek gövdeye verir ve oradan yapraklara ulaşan su işlendikten sonra büyük bir kısmı gaza (esansa) dönüşür ve bu güzel koku gaz (esans) biz farkına varmadan çevremize güzellikler saçar. Alman ilim adamlarının yaptıkları araştırmalara göre bir ağacın çevreye kattığı değerin 2500 Euro olduğunu tespit etmişlerdir.
Botanik:
Huş ağacı hemen her yörede özellikle de ormanlarda, kumluk yerlerde ve humuslu topraklarda yetişir. Soğuğa dayanıklı olması nedeni ile Sibirya’dan Kuzey Afrika’ya kadar çok geniş bir alana yayılmıştır. Türkiye’nin Erciyes ve Ağrı gibi dağ eteklerinde Marmara ve Karadeniz ve de Doğu Anadolu’nun ormanlarında yabani olarak yetişir. Yaprakları ortadan uca doğru ve de ortadan başa doğru üçgen şeklinde veya yumurta şeklindedir. Yaprakların üst yüzeyi açık yeşil, alt yüzeyi soluk yeşil renkli, kenarları kertikli, 3-5 cm uzunluğunda, 2-4 cm enindedir. Salkım huş ağacının yaprakları tüysüz iken bataklık ağacının yapraklarının alt yüzeyi tüylüdür ve bu da bu iki bitki arasındaki en büyük farktır. Erkek çiçekleri 8-10 cm uzunluğunda, 0,5-1 cm çapında, silindir veya kuyruğundan asılmış kedicik şeklinde olduğundan kedicik diye anılır. Dişi çiçekleri 2-3 cm uzunluğunda, 0,6-1 cm çapında silindir şeklindedir ve de her iki çiçek ilkbaharda koyu yeşil iken sonbaharda koyu kahverengimsi bir hal alır.
Yetiştirilmesi:
Türkiye’nin hemen her bölgesinde yetiştirmek mümkün-dür ve fazla bir özene gerek yoktur.
Hasat zamanı:
Yaprakları Nisan’dan Haziran’a kadar toplanarak havalı ve güneşli bir yerde kurutulur ve kurutulurken ısının 40˚’yi geçmemesine dikkat edilir. şayet ısı bu sıcaklığı geçerse birleşimindeki eter yağı (uçucu yağ) yok olur. Malesef şifalı bitkiler toplama, kurutma, paketleme ve depolama işlemleri sırasında çok yanlışlar yapılmaktadır. Bit¬kinin şifalı kısmı yaprak veya çiçekleri ise asla Güneş altında kurutulmaz ve mutlaka gölgede kurutulmalıdır. Ayrıca örneğin bitki 5 günde kurudu ise, 2 gün daha kurumada bırakmak mahzurludur, çünkü birleşimindeki eterik yağları kaybettiğinden kalitesi düşer. Sadece bitki kökleri Güneş’te kurutulur ve kurur kurumaz hemen paketlenip depolan¬ması gerekir. Şifalı bitkilerin Aktarlar’da açıkta satılması kalitesini kısa sürede düşürür ve etkisini oldukça azaltır.
Bitki özsuyu:
Huş ağacının gövdesine 5-10 cm derinliğinde matkapla bir delik açılır ve bu deliğe cam bir boru takılarak akan bitki özsuyu bir cam kavanozda toplanır. Bitki özsuyunun 1-5 lt’si 1-3 haftada elde edilebilir. Bunun bozulmaması için içine her lt için 5 karanfil tanesi ve 1-2 gr Tarçın ilave edildikten sonra buzdolabına konur.
Huş katranı:
Huş ağacının gövde ve kalın dallarının kapakları kapalı bir kapta, kazanda, alttan yakılarak veya damıtılarak katranı elde edilir.
Birleşimi:
Yaprakların birleşimindeki önemli maddeler şunlardır;
a) Flavonit türevleri; %2-3 arasında olup en önemlileri; Hyperosid, Quercitrin, Quercetin, Kâmpferolglikozit ve Myrcetindigalaktosit, Sinensetin
b) Triterpensaponin türevleri; Betulatriterpensaponin-Birbefula, Triterpensaponin-2 ve Betulatriterpensaponin-3, betulatriterpensaponin-1=12-β-Asetoksi-3α, 20(S)-Dihidroksi-dammar-24-en-3-(Hidrogenpropandiat), Betulatriterpensaponin-2=12-β-Asetoksi-3α, 17a, 20(S)-Trihidroksi-dammar-24-en-3- (Hidrogen), Betulatriterpensaponin-3=12-β-asetoksi-3α, 20(S), 25, Trihidroksi-dammar-24-en-3-(Hidrogen)
c) Fenolkarbonikasit türevleri; kahve asidi, chloragenasit ve fenolkarbonikasitler
d) Ayrıca eter yağı türevleri %0,05-0,1, taninler, acı maddeler, C-vitamini, potasyum ve kalsiyum içerir.
Kabuklarının birleşiminde; Flavonitler, tanin, triterpen türevleri; Betulin ve Betulinasit, Luteol ve eter yağı içerir. Butelin gövde ve dallarına be¬yaz renk veren ana maddedir.
Katranda; Guajakol, kresol, xyloz ve fenol içerir.
Bitki özsuyunda ise genellikle ham madde olarak şeker bulunur.
Araştırmalar:
1) Amerikalı ilim adamları hayvanlar üzerinde yaptıkları deneylerde Betulin’den elde edilen betulinasidin derideki siyah kanseri iyileştirdiği tespit edilmiştir. Eskiden Ziziphus mauritiana’dan elde edilen betulalinasit şimdi Huş kabuğundan bolca bulunan Betulin’den elde edilmektedir. Bu alandaki çalışmalar devam etmektedir. (ZP.3.96.40)
2) Münih Üniversitesi tarafından romatizma hastası 1200 kişi üzerinde Huş yapraklarından elde edilen kapsülle tedavi denemeleri yapılmış ve hastaların iyileştiği görülmüştür. (GM.9.98.41)
3) Birleşiminde altın başak otu, ortosifon yaprağı ve huş yaprağı karışımından oluşan çay harmanı ve damlası idrar yolları rahatsızlıklarını iyileştirdiği tespit edilmiştir. (ZP.4.94.215, ZP.4.00.193 ve GM.02.95.14, ZP.3.98.167)
Tesir şekli:
İdrar söktürücü, antiseptik, güçlendirici (tonik), idrar yollarını dezenfekte edici, vücudu arındırıcı, temizleyici özelliklere sahiptir.
Kullanılması:
a) Araştırmalara göre birleşiminde huş yaprağı, altın başak otu ve ortosifon yapraklarından oluşan çay harmanları ve damlaları idrar yolları iltihaplanması, kumlarına karşı ve de romatizma türlerinde artroza karşı kullanılır.
b) Komisyon E’nin 13.03.1986 tarih ve 50 nolu Monografi bildirisine göre idrar yolları iltihapları bakterileri ve kumlarına ve de romatizma rahatsızlıklarına karşı kullanılır.
c) Halk arasında Huş yaprak ve natürel ilaçları başta böbrek ve mesane taşları, kramplar ve kumlarına ve de artroz, artrit, eklem şişmesi ve su toplaması (ödem) gibi rahatsızlıklara karşı kullanılır.
Açıklama:
Prof.Dr.Olafadamın, Walter-Straub enstitüsünde yaptığı araş-tırmalar sonunda özellikle etin içerdiği yüksek orandaki proteinin arachidon asidi artırdığını tespit etmiştir. Bunun da eklem kıkırdaklarının tahriş olmasına neden olduğunu tespit etmiştir. Normalde eklem sıvısının PH değeri 7.4’dür, şayet aşırı miktarda et yenirse PH=6.2’ye kadar düşer yani asitleşir. Böyle bir ortamda eklem kıkırdakları bozulur ve bu da zamanla eklemlerin bozulmasına ve de artroza (eklem yapısının bozulması) dönüşür. Prof.Dr.O.adam ve ekibi yaptı araştırmalar neticesinde kişinin haftada en fazla bir defa et ve et mamulleri yemeleri, fazlasının çeşitli rahatsızlığa neden olabileceğini ispatlamıştır. (GM.9.98.41) Hatırlanacak olursa Peygamber Efendimiz (s.a.v) “her gün et yemeyiniz” buyurmuşlardır. İşte eklem kıkırdaklarında arachidon asidin çoğalması ile buralarda asitleşme oluşur ve bu asit kıkırdakları tahriş eder (yıpratır) bu noktada Huş’un birleşimindeki saponinler arachidon asidi sünger gibi emerek zararsız hale getirir.
Çayı:
Huş yaprağından iki kahve kaşığı demliğe konur ve üzerine 300-400 ml kaynar su ilave edildikten sonra 5-10 dk demlenmeye bıraktıktan sonra süzülerek içilir.
Çay Harmanları;
Mesane ve Böbrek çayı
>20 gr Huş yaprağı
>20 gr Atkuyruğu otu
>20 gr Ayı üzümü yaprağı
>20 gr Ortosifon yaprağı
>20 gr Ayrıkkökü
Mesane ve böbrek çayı (idrar yollarını üşütmeye karşı);
>45 gr Ayı üzümü yaprağı
>20 gr Huş yaprağı
>20 gr Ayrık kökü
>15 gr Ardıçkozalağı
Mesane çayı (idrar yollarını üşütme, taş ve kumlara karşı);
>20 gr Huş yaprağı
>20 gr Ayrık kökü
>20 gr Altın başak otu
>20 gr Kayışkıran kökü
>20 gr Meyan kökü
Mesane ve böbrek çayı (mesane ve böbrek üşütmesine karşı);
>40 gr Ayı üzümü yaprağı
>20 gr Kayışkıran kökü
>15 gr Orta sifon yaprağı
>15 gr Ayrık kökü
>10 gr Isırgankökü
Mesane ve böbrek çayı (idrar yollarını üşütme, kum ve taşlarına karşı);
>25 gr Ortosifon yaprağı
>25 gr Kayışkıran kökü
>20 gr Altınbaşak otu
>20 gr Huş yaprağı
>10 gr Ayrıkkökü
Mesane ve böbrek çayı (idrar yolları üşüme, taş ve kumuna karşı kullanılır);
>25 gr At kuyruğu otu
>20 gr Huş yaprağı
>20 gr Altın başak otu
>20 gr Kayış kıran kökü
>15 gr Ayrıkkökü
Terletici çay (ateşli hastalıklarda terlemek isteniyorsa);
>20 gr Söğüt kabuğu
>20 gr Mürver çiçeği
>20 gr Ihlamur çiçeği
>20 gr Huş yaprağı
>10 gr Ergeç sakalı çiçeği
>10 gr Papatya çiçeği
Huş özsuyu:
Gövdeden elde edilen özsuyun bozulmaması için 8-10 karanfil ve 1-2 gr tarçın ilave edilir ve buzdolabına konur. Günde 3 defa bu özsudan birer yemek kaşığı 2-3 hafta süreyle alınır.
Huş ekstresi:
Huş yaprakları etanol ve su karışımı ile ekstraksiyonu yapılır. Elde edilen ekstreden günde 3-5 defa, 15-20 damla, 4-8 hafta süreyle alınır. Yukarıdaki çay harmanlarından da ayır ayrı ekstresi yapıldık-tan sonra karıştırılarak iksiri yapılır ve ekstresi gibi kullanılır.
Yan tesirleri: Bilinen bir yan tesiri yoktur.

Işıldak, Nachtterze, Oenothera biennis L.
Işıldak çiçeği Syn: Oenothera communis levrille
Işıl otu “ graveolens GILIB
Akşam çiçeği Onagra biennis SCOP.
Eşek otu “ vulgaris SPACH
Gece feneri
Familyası: Eşekotugillerden, Nachtkerzengewâchse, Oenotheraceae
Drugları:
Işıldak yağı; Oenotherae biennis oleum
Işıldak tohumunun yağı natürel ilaç yapımında kullanılır.
Botanik:
Asıl vatanı Kuzey Amerika olan Eşek otu 16.yy.’da Avrupa’ya getirilmiş ve buradan dünyanın birçok ülkesine yayılmıştır. Oeno kelimesi Oinos kelimesinden türemiş olup “Şarap”, Ther kelimesi Thera’dan türemiş olup “Yabani hayvan” anlamına gelir. Bienni kelimesi Latince olup “iki yıllık” anlamına gelir. Almanca bitkinin geceleri ışık saçar gibi parlaması nedeniyle gece mumu anlamına gelen “Nachtkerze” ismi ile anılır. Bu bitkinin yaprakları Eşekkulağına benzediğinden Eşek otu, akşamları parladığından Işıldak, Işık otu, Akşam çiçeği veya Gece feneri diye anılır. Bitkinin adından da anlaşılacağından iki yıllık olup, birinci yıl sadece rozet yaprakları ile kendini gösterir ve ikinci yıl dikine yükselen nadir çatallaşan 50-120 cm arasında bir bitkidir. Kökleri etli, iğ veya pancar kökü şeklinde olup ilk yıl sadece birkaç yapraktan ibarettir. Yaprakları geniş mızrak veya ters yumurta şeklinde, kenarları hafif dalgalı, koyu yeşil renkli ve değişken sıra ile dizilmiştir. Çiçekleri tomurcuk halinde yukarı doğru şamdan şeklinde, çiçek açınca önce yatay sonra sarkık şekilde durur ve uzun bir sapa sahiptir. Altın sarısı renkteki taç yaprakları 2,5-4 cm uzunluk, 3-5 cm eninde ters kalp veya ters koni şeklinde üst üste konmuş gibidir. Kupa yaprakları oldukça ince mızrak şeklinde, geriye doğru dönük, oldukça narindir ve döllenme tozlukları sarı renkte ve taç yapraklarından kısadır.
Yetiştirilmesi:
Işıldak’ın yetiştirilmesi oldukça basit olup çok özel bir bakıma ihtiyaç duymadan hemen her yerde yetişir.
Hasat zamanı:
Ağustos’tan itibaren olgunlaşan tohumları toplanır ve özel soğuk baskı metodu ile basılarak yağı çıkarılır.
Birleşimi:
Işıldak tohumu %20-25 Sabit yağ içerir ve bunu da önemine göre şöyle sıralayabiliriz;
a) Linolasit %60-80, γ-Linolenasit, Oleikasit %7, Palmitinasit %7-10 ve Stearinasit %2-4 oranındadır.
b) Ayrıca %40 Selüloz, %15 Protein ve %1 oranında Aminoasit türevleri içerir.
Araştırmalar:
1) Nörodermatoz (alerjik egzema) rahatsızlığı olan 127 çocuk, 204 yetişkin yani toplam 303 hasta üzerinde Işıldak yağından elde edilen kapsülle tedavi denemesi yapılmıştır. Bu tedavi denemesinde kaşıntının tamamen yok olduğu, nörodermatozun yayılmasının durduğu hatta bazılarına iyileşme olduğu görülmüştür. (HV.9.99.74)
2) G.A.Jamel, H.Carmichael ve ekibi 1990 diyabetiklerde (şeker hastaları) görülen çok yönlü sinirsel rahatsızlıkları (polyneuropathie =polinöropatoloji) olan 22 hasta üzerinde Işıldak kapsülü ile tedavi denemesi yapılmıştır. Bu tedavi denemesinde hastaların durumunun Plasebo (sözde ilaç=denek ilacı) ile tedavi olanlara göre daha etkili olduğu görülmüştür. (PT.144)
3) Wright ve Buton 1982’de Atopik ekzema (alerjik ekzema= nöroder-matoz) rahatsızlığı olan 99 hasta üzerinde Işıldak tohum yağından elde edilen kapsülle 3 ay süren tedavi denemesi yapılmıştır. Bu tedavi denemesinde kortikoid, antihistaminik gibi kimyasal ilaçlarla da tedaviye devam edilmiştir ve neticede hastalardan %43’ünde iyileşme görülmüştür. Burada bitkisel tedavi yanında kimyasal ilaçlarla da tedaviye devam edilmiştir. (Oysa Çörek yağından elde edilen kapsüllerle yapılan tedavi denemelerinde daha olumlu neticeler elde edilmiştir). (Age.356)
Tesir şekli:
İltihapları (antiflogistik), kaşıntıyı, derideki tahrişi ve yanmayı önleyici, tansiyon düşürücü ve aynı zamanda urların büyümesini önleyici özelliklere sahiptir.
Kullanılması:
Araştırmalara göre Işıldak tohum yağlarından elde edilen kapsüllerle nörodermatoz (alerjik ekzema=atopik ekzema) rahatsızlığına karşı kullanılır.
Açıklama:
1) Bir insanın günde 240-320 mg γ-Linolen aside ihtiyaç duyduğu yapılan araştırmalarda tespit edilmiştir. Işıldak yağının birleşiminde %8-10 oranında γ-Linolen asit bulunur ve her kapsülde 360 mg Linolen asit ve 45 mg γ-Linolen asit içerir. Bundan da bir yetişkinin günde 6-8 kapsül alması gerektiği anlaşılır. Linol asidin γ-Linolen aside dönüşmediği ve hayvansal besinlerde bolca olan Arahidonasit, Prostaglenin E1 ve E2’ye dönüşmediği ve zararlı olan Leukotrin’e dönüştüğü tespit edilmiştir. Bu dönüşümün olmaması enzim yetersizliği nedeni ile olur. Çinko yetersizliği enzim yetersizliğine neden olur. (Çörek’e bak.). Prostaglandin E1 ve E2’nin azalması T-Lenfosit azalmasını ve B-hücrelerinin aşırı İmmünglobulin ve Makrofaj (katil hücreler; bakteri ve virüsleri yiyerek parçalaması nedeni ile bu isimle anılır.) üretmesine sebep olur. Bu da iltihapların azması, kaşıntı, deride yanma ve şişmeye neden olur. Makrofajlar bakterileri ve virüsleri yok edeceği yerde aşırı oranda artması nedeni ile dokulara saldırır, bu da iltihaplanmaya neden olur çünkü kontrol hücreleri olan T-lenfosit hücreleri (Suppressor-T-hücreleri) yeterince üretilmediğinden kontrolden çıkan makrofajlar (katil hücreler) fayda yerine zarar verirler.
2) Linol asidin γ-Linolen aside dönüşmesi için Δ6-Desturaz enzimi, γ-Linolen asidin Dihomo-γ-Linolen aside dönüşmesi için Elongaz enzimi, Dihomo-γ-Linolen asidin Arachidon aside dönüşmesi için Δ5-Desturaz enzimi ve Arachidon asidin Prostaglandin E2’ye dönüşmesi için Cyclooxygenaz enzimi gerekir. Işıldak yağı ile γ-Linolen asit ihtiyacı giderilir, fakat Nörodermatiklerde görülen Δ6-Desturaz enzimi yetersizliği veya eksikliğini giderir mi? Bu sorunun cevabı pek bilinmemektedir. Çörek tohumunun bu enzim yetersizliklerini ortadan kaldırdığını iddia etmektedirler ki o zaman Çörek hem Hodan hem de Işıldak’tan daha üstündür.
3) Günümüzde insanların aşırı hayvansal protein tüketmesi, alkol, sigara ve kahve içmesi ve de az spor yapması nedeni ile aşırı Prostaglandin E1 ve E2 tüketir veya yeterince γ-Linolen asit içeren besin maddesi (Çörek) almaması nedeni ile çok çeşitli alerjik hastalıklar ortaya çıkabilir.
Yan tesirleri:
Bilinen bir yan tesiri yoktur. Bana göre bahar nezlesi, nörodermatis (alerjik ekzema) ve alerjik astıma karşı Çörek daha et-kilidir. Adet öncesi rahatsızlıklar (Premenstural sendrom) ve de adet sırasındaki anormalliklere karşı Hayıt daha etkilidir.

Itır, Umkaloabo, Pelergonium sidoides D.C.
Şifalı Itır ve Pelergonium reniforme W.CURTİS
Güney Afrika Itırı
Umkaloabo
Öksürük kökü
Bronşit kökü
Familyası: Itırgillerden, Storchschnabelgewchse, Geraniaceae
Drugları:Itır kökü; Umckaloabo radix
Itır otu; Umckaloabo herba
Itırın genellikle kökü çay, tentür ve natürel ilaç yapımında kullanılır ve nadiren de otunun kullanıldığı olur.
Giriş: Itırgillerin takriben bilinen 300 türü mevcuttur ve bunlardan bizi ilgilendiren Şifalı Itır diye anılan iki türdür. Bu iki bitki aynı şekilde kullanılırsalar da botanik olarak bazı farklılıkları vardır.
a) Narin (Bordo) Itır; Pelergonium sidoide De CANOOLLE ve
b) Kadife (Pembe) Itır; Pelergonium reniforme W.CURTIS.
Bu iki türün haricinde çok farklı maksatla kullanılan Büyük Itır; Pe-lergonium graveolens ve Kokulu Itır; Pelergonium odoratissium’u saya-biliriz. Leylekotugillerle Itırotugiller çoğu kez birbirine karıştırılmaktadır. Itırgillere örnek olarak Şifalı Itırı ve Büyük Itırı , Leylekotugillere ise Leylek otunu örnek vereceğiz. İngiliz asıllı binbaşı Charles Henry Stevens Güney Afrika’da görevli iken 1897’de yakalandığı oranın yerlileri olan Zulu kabilesinin Hekimleri tarafından Itır kökünden elde edilen Dekokt’tan (kaynatma) birer bardak içirerek onu iyileştirir. C.H.Stevens Itır kökünü o zaman bütün Avrupa’da çok yaygın olan Vereme karşı İngiltere’ye getirerek pazarlamasını yapar. İngiliz Tabipler Odası Stevens’ın pazarladığı Verem ilacının ne olduğunu bilmediklerinden onu kocakarı ilaçları ile servet yapıyor diye suçlarlar ve de 1914’de yargılanmasını sağlayarak onu suçlu duruma düşürürler. İsviçreli Doktor Adrien Sechehaye 1920’de ilk Veremli hastasını Itır çayı ile iyileştirdikten sonra Cenevre (Genf) Tıp Odası ile birlikte çalışarak 9 yılda 800 Veremli hastayı iyileştirir. 1939’da Regensburg’taki (I…) bir firma tarafından 1 draje (Um…) (ağır öksürük anlamına gelir) adıyla anılan damlayı üretmeye başlar. Um… hangi bitkilerden ve nasıl elde edildiği 1971 yılına kadar bir sır gibi saklanmıştır.
Botanik:
a) Bordo veya Narin Itır; Pelergonium sidoides D.C.’nin boyu 1m’yi bulabilir ve çok narin olması nedeni ile dik durması mümkün değildir. Çatallaşarak geniş bir alanı kaplar. Yaprakları böbrek şeklinde, üç loplu, kenarları kertikli, üst yüzeyi yeşil, hafif tüylü, alt yüzeyi iri damarlı, oldukça uzun saplı (10-20 cm) ve değişken sıra ile dizilmiştir. Çiçeklerinin boyu 50 cm’yi bulabilen uzun bir sap üzerindedir ve bu saptan çıkan yan saplarda 5 adet yine uzunca saplar üzerinde birer çiçek bulunur. Çiçekleri iki çenekli olup üstte iki bitişik ve dik, altta üç ayrı ve sarkık dil şeklinde bordo renkli taç yaprakları ve ortada bir göbek ve bu göbeğin ucunda püskül gibi döllenme tozlukları mevcuttur. Kupa yaprakları 5 adet oval şekilli ve yeşil renklidir.
b) Pembe veya Kadife Itır; Pelergonium reniforme W.CURTIS boyu biraz daha kısa ve birazda sertçe bir yapıya sahiptir. Çiçekleri yine uzun bir sap üzerinde ve yanlarında 10-12 adet bir arada bulunan ana veya yan çiçek demetlerinden oluşur. Çiçeklerinin taç yaprakları önce¬kinden farklı olarak pembe renkli ve taç yapraklarının ortasında birer kırmızı benek mevcuttur. Yaprakları 5-10 cm eninde, 3-7 cm uzunluğunda böbrek şeklinde, üzeri kadife gibi, sık ve kısa tüylü, derin damarlı mavimsi yeşil renkte, alt yüzeyi beyazımsı gri renkli ve tüylü ve iri damarlı kenarları kertikli ve 10-20 cm uzunluğundaki saplara sahiptir.
Yetiştirilmesi:
Güney Afrika’nın iklimi bizim Akdeniz iklimine çok ben¬zer, bu nedenle Şifalı Itır başta Akdeniz ve Ege bölgesinin sahile yakın olan (don olmayan) yörelerde rahatlıkla bahçe ve tarlalarda yetiştirilir. Diğer bölgelerde kış aylarında sera veya sıcak odalara almak gerekir. Ben takriben 3-4 yıl her iki türden de yetiştirdim ve şayet bu iş el atılır ve yetiştirilir ise çok büyük maddi imkânlar elde edilebilir. Bugüne kadar Kirpi otu ve kökünden 172 firma 850 çeşit sade veya Kompleks ilaç üretmişlerdir. Itır daha etkili olmasına rağmen sadece Akdeniz ikliminde yetişmesi nedeni ile sadece bir firmanın tekelinde kalmıştır. Bugüne kadar Kirpi otu veya kökü ile 172 ilaç firması 850 çeşit sade veya Kompleks ilaç üretmişlerdir. Hemen hemen aynı yönde etki eden Itır kökünden ise sadece bir firma bugüne kadar tekelci üretimine devam etmektedir. Bu da Kirpi otunun dünyanın hemen her yöresinde yetişebilme özelliğine sahipken, Itırın Akdeniz iklimine benzer özellikler gösteren Güney Afrika’da yetişmesi ve başka yörelerde henüz deneme üretimine geçilmemiş olmasından kaynaklanmaktadır. Bu nedenle Itırın Türkiye’de yetiştirilmesi mutlak bir zarurettir.
Hasat zamanı:
Şifalı Itırın her iki türü de söküldükten sonra kökleri havalı ve güneşli bir yerde kurutulur ve kaldırılır. Şayet tentürü yapılacak ise taze olarak kullanılır.
Birleşimi:
Itır kökünün birleşimindeki maddeleri önemine göre şöyle sıralayabiliriz;
a) Cumarin türevleri (Kumarin türevleri); Umckalin, 5,6,7-Trimethoxycumarin, 6,8-dihydroxy-5,7-dimethoxycumarin, 5,6,7,8-Tetramethoxycumarin, 6,7,8-Trihydrox-cumarin, 6-hydroxy-7-mthoxy-cumarin (Scopoletin) ve 7-Acetoxy-5,6-dimethoxycumarin
b) Taninler %9 oranında olup en önemlileri; Afzelechin, Catechin (Kateşin), Epicatechin ve Gallocatechin
c) Flavonitler; Quercetin, Kmpferol, Izoorientin ve Taxifolin-3-O-β-D-glikozit
d) Gallusasit türevleri; Gallusasidi ve Gallusasitmetilester
e) Steroller; Sitosterol-3-O-β-D-glikozit, β-Sitosterin, Stigmasterin
f) Aminler; Thramin ve Ethanolamin
Araştırmalar:
1) Ekim 1993’ten Şubat 1995’e kadar 158 deney yerinde (doktorların muayenehaneleri veya çocuk klinikleri) 0-12 yaşlarındaki nefes yolları rahatsızlıkları olan 742 çocuk üzerinde Itır ilacı (Um…) ile tedavi denemesi yapılmıştır. Bu tedavi denemelerinde başta; akut bronşit ve¬ya kronik bronşit (genellikle yinelenen exazerbation) ve bunun yanında nezle, sinüzit, farenjit (yutak iltihaplanması) ve Trakeait (nefes borusu iltihaplanması) gibi rahatsızlıkları olan çocuklara 14 günlük tedavi denemesi yapılmıştır. Hastalardan %98,7’sinin durumu iyileşmiştir. Fakat kronik bronşitte bu tedavi süresi 2-3 ay sürebilir. (ZP.5.96.300)
2) C.H.Heil, U.Reitermann ve ekibi 1994’de akut ve kronik kulak, burun, boğaz ve nefes yolları enfeksiyonundan; bademcik iltihaplanması, sinüzit, farenjit ve bronşit gibi rahatsızlıkları olan 641 hasta üzerinde Itır ilacı (Um…) ile tedavi denemesi yapılmıştır. Bu tedavi denemesinde hastaların %85’inde iyileşme görülmüştür. (ZP.3. 98.141)
3) Dr.A.Sechehage 1921’de Verem hastası olan 800 kişi üzerinde tedavi denemesi yapılmış ve hastaların iyileştiği tespit edilmiştir. (Nhp.4.97 .560)
4) Akut bademcik iltihaplanması (tonsilit) rahatsızlığı olan 6-10 yaşları arasındaki 60 çocuk üzerinde tedavi denemesi yapılmış ve hastalar iyileşmiştir. (ZP.3.98.141)
Tesir şekli:
Bakterileri ve virüsleri öldürücü (antibiyotik ve virüstatik), iltihapları önleyici, balgam söktürücü ve İmmün sistemi güçlendirici özelliklere sahiptir.
Kullanılması:
a) Araştırmalar göre Itır ekstresinden elde edilen damla ve çay başta; bronşit, öksürük, Verem, sinüzit, farenjit, tonsilit (bademcik iltihaplanması) gibi nefes yolları ve enfeksiyon rahatsızlıklarına karşı kullanılır. Veremin bulaşıcı olması nedeni ile hastanede doktor kontrolünde tedavi edilmesi ve tedavi sonunda Itır ekstresinden elde edilen damla ile tedaviye devam edilmelidir. Eğer akciğerin herhangi bir noktasında kalan en küçük bir mikrop kalıntısı tekrar vereme sebep olur.
b) Halk arasında;
Afrika yerlileri de Itır kökü çayını aynı yukarıdaki rahatsızlıklara karşı kullanmışlardır.
Çayı:
İnce kıyılmış Itır kökünden bir kahve kaşığı demliğe konur ve üzerine 300-400 ml kaynar su ilave edildikten sonra 3-5  dk kaynatılır, 5-10 dk demlenmeye bırakıldıktan sonra süzülerek içilir.
Çay Harmanları;
Öksürük çayı (kramp çözücü);
>40 gr Itır kökü
>20 gr Melek otu kökü
>20 gr Rezene tohumu
>10 gr Duvar sarmaşığı yaprağı
>10 gr Kekik otu
Öksürük çayı;
>15 gr Çörek tohumu
>25 gr Itır kökü
>25 gr Keklik otu
>15 gr Sinirli ot
>15 gr Öksürük otu
>10 gr Calba çiçeği
>10 gr Ebe gömeci çiçeği
Akciğer üşütmesi çayı;
>25 gr Çörek tohumu
>15 gr Itır kökü
>15 gr Hatmi kökü
>15 gr Akciğer otu
>15 gr Sinirli ot
>15 gr Öksürük otu
Bronşit çayı;
>20 gr Çörek tohumu
>15 gr Kekik otu
>15 gr Sinirli ot
>25 gr Itır kökü
>15 gr Öksürük otu
>10 gr Çuha kökü
Verem çayı;
>25 gr Çörek tohumu
>15 gr Verem otu
>15 gr Itır kökü
>15 gr Akciğer otu
>15 gr Güneş gülü otu
>15 gr Adaçayı yaprağı
Bademcik çayı
>20 gr Çörek tohumu
>25 gr Beşparmak kökü
>25 gr Adaçayı
>15 gr Itır kökü
>10 gr Arnika çiçeği
>5 gr Şekerci otu kökü
Kronik bronşit çayı (silisik asitli);
>25 gr Itır kökü
>25 gr Atkuyruğu otu
>25 gr Kuşekmeği otu
>15 gr Calba çiçeği
>10 gr Kekik otu
Öksürük çayı (tahrişi önleyici, gıcık giderici ve mukozayı koruyucu);
>40 gr Itır kökü
>30 gr Hatmi kökü
>20 gr Ebe gömeci çiçeği
>10 gr Calba çiçeği
Öksürük çayı;
>20 gr Çörek tohumu
>30 gr Itır kökü
>30 gr Sinirli ot
>10 gr Kekik otu
>10 gr Öksürük otu
>10 gr Calba çiçeği
Terleme çayı;
>25 gr Ihlamur çiçeği
>25 gr Papatya çiçeği
>25 gr Mürver çiçeği
>25 gr Itır kökü
Immün çayı;
>40 gr Çörek tohumu
>20 gr Itır kökü
>10 gr Grip otu
>30 gr Sinirli ot
Kronik bronşit çayı (silisik asitli);
>30 gr Itır kökü
>25 gr Kuşekmeği otu
>25 gr Atkuyruğu otu
>20 gr Kedi başı otu
Akciğer çayı (bronşitli kramp, bronşitli astım ve balgama karşı);
>30 gr Itır kökü
>20 gr Taş anason kökü
>20 gr Veba kökü
>20 gr Kekik otu
>10 gr Rezene tohumu
Akciğer çayı (kramplı bronşit, bronşitli astım ve balgama karşı);
>30 gr Itır kökü
>20 gr Taş anason kökü
>20 gr Çuha kökü
>20 gr Kekik otu
>10 gr Duvar sarmaşığı yaprağı
Akciğer çayı (kramp çözücü ve balgam söktürücü);
>30 gr Itır kökü
>20 gr Melek otu kökü
>20 gr Çuha kökü
>20 gr Kekik otu
>10 gr Duvar sarmaşığı yaprağı
Akciğer çayı (balgam söktürücü, balgam attırıcı ve öksürüğü önleyici);
>20 gr Sinirli ot
>20 gr Calba çiçeği
>20 gr Öksürük otu
>20 gr Hatmi kökü
>20 gr Itır kökü
Homeopati’de:
20 gr Itır kökü ince kıyıldıktan sonra bir şişeye konur ve üzerine %70’lik 80 ml Alkol ilave edilir ve güneş görmeyen bir yerde, iki günde bir çalkalamak suretiyle 4-6 hafta muhafaza edilir. Daha sonra nesne süzülerek Homeopati’de< >ismi ile anılan tentür elde edilir. Bu tentürden günde 3-4 defa 15-20 damla 4-6 hafta süreyle alınır.
Ekstresi:
Itır kökleri ince ince kıyılır hatta daha iyisi öğütülerek toz haline getirilir ve Etanol+su karışımı ile ekstraksiyonu yapılarak ekstraktı elde edilir. Itır kökünün ekstresi tentüründen daha kalitelidir. Çünkü birleşimindeki maddeleri daha çok içerir. Şayet ekstresini elde etme imkanı yoksa o zaman tentürü kullanılabilir.
Yan tesirleri:
Bilinen bir yan tesiri yoktur. Kirpi kökünden elde edilen na-türel ilaçlar İmmün sistemini (bağışıklık sistemi) kuvvetlendirmek içindir fakat en fazla 4-5 hafta kullanılmaktadır. Çünkü aşırı kuvvetlenen İmmün sistemi bu sefer zarar vermeye başlar. Oysa Itır kökünün ve Çörek tohumunun böyle bir yan tesiri yoktur.

ivythemes

{facebook#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL} {twitter#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL} {google-plus#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL} {pinterest#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL} {youtube#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL} {instagram#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget