Articles by "hamilelik te bakim"

Hamileler, kafeinden uzak durmalı. İşte nedenleri:
Günde bir fincan kahve içen hamilelerin bebeklerinin düşük kilolu olduğu saptandı

İngiliz Medikal Gazetesi'nde yayınlanan araştırmaya göre, çay, kola, çikolata ve bazı ilaçlar da dahil olmak üzere herhangi bir çeşit kafein kaynağı anne karnındaki bebeğin gelişimini yavaşlatıyor. Normal bir insanın tükettiği kafein miktarının kişinin sağlığını doğrudan etkilediği belirtilen araştırmada, özellikle hamile olanların daha çok etkilendiği vurgulanıyor.

Ocak ayında Amerikalı araştırmacılar, günde 2 fincan ya da daha fazla kahve içen hamile kadınların düşük riskinin kahve içmeyenlere göre 2 kat fazla olduğunu buldular. Düşük kilolu bebeklerin büyüdükleri zaman yüksek kan basıncı, şeker hastalığı ve kalp problemleri gibi çeşitli sorunlarla karşılaştıkları belirtiliyor.

Günde 1 ya da 2 fincan (100-199mg arası) kahve içen kadınlarda, düşük kilolu bebek dünyaya getirme riskinin yüzde 20 olduğu belirtilen araştırmada, bu oran günde 100 mg'dan daha az tüketen kadınlar ile karşılaştırılıyor.

Britanya'da Leicester Üniversitesi'nden Justin Konje ve meslektaşları, hamilelikte kafein tüketiminin fetal gelişim sınırlanması riskini artırdığını ve bu durumun hamilelik boyunca devam ettiğini bulduklarını açıkladılar. Araştırmacılar, hamilelikten önce ve hamilelik boyunca kafein alımının azaltılması gerektiğini belirtiyorlar.

Konje ve arkadaşları, ortalama 30 yaşlarında ve 8-12 haftalık hamile olan 2 bin 645 kadın üzerinde yaptıkları araştırmada, çalışmaya katılan kadınların verdiği bilgiler doğrultusunda hamilelik boyunca ortalama kafein tüketiminin Britanya'da önerilen 200mg'lık sınırın altında (günlük 159 mg) olduğunu buldular.

Günde 2 ya da 3 fincan (200-299mg) kahve tüketen kadınların düşük kilolu bebek sahibi olma riskleri ise yüzde 50 artıyor.

Hamilelikte alkol alımının da kafeinle aynı etkiyi gösterdiği belirtilen çalışmada, Konje, hamilelere günlük 100 mg'ın altında kafein tüketmelerini öneriyor. Konje, "Gerçekçi olmalısınız, insanlara kafeini tamamen kesmelerini söylemezsiniz. Ancak günlük kafein alımını minimum seviyeye indirmenizi öneririm" dedi.

Zaman Online

Hamilelikte stres bebeğe zararlı
Hamilelik döneminde yaşanılan stres, bebekte gelişme geriliği, öğrenme, dikkat zorlukları ve hatta otizme yol açıyor.

Araştırmacılar, buna ek olarak stresin bebekte gelişimsel ve duygusal problemlere neden olduğunu bildirdiler. Hebrew Üniversitesi Jerusalem Eczacılık Okulu'ndan Marta Weinstock-Rosin, yaptığı araştırmada, stresli annelerin bebeklerindeki davranışlarla stres altında olmayan annelerin bebeklerini karşılaştırdı.

Analizler, stres altında böbrek üstü bezi tarafından aşırı seviyede salgılanan kortizol hormonunun beyin gelişiminin kritik aşamalarında olumsuz etki yaptığını gösterdi. Araştırmacılar, normal koşullar altında bu hormonun geçici enerji sağlamada faydalı olduğunu, ancak bunun çok az miktarda ve kısa süreli salgılanması gerektiğini belirttiler. Aşırı stres altında ise, çok miktarda salgılanan kortizol hormonun anne karnındaki bebeğin beynine ulaşarak yapısal ve fonksiyonel değişikliklere yol açtığını ifade ettiler.

Normalin üzerindeki kortizol, plesenta tarafından salgılanan başka bir hormonu tetikleyerek bebeğin erken doğumuna yol açıyor ya da bebeğin normal gelişimini etkiliyor. Weinstock-Rosin, hormon seviyesinin yükselmesinin bebek üzerindeki muhtemel diğer etkilerini saptamak için daha fazla deneysel araştırmalar gerektiğini söyledi.

Bu çalışmanın sonuçları, "Stresin Uzun Dönemli Sonuçları" isimli uluslararası bir konferansla kamuoyuna duyuruldu.

Zaman Online

Baş ağrısını önlemek için hamilelere öneriler
Hamile kadınların en çok şikâyet ettikleri bir konu da baş ağrısıdır. Fakat, Amerikan Hamilelik Derneği bazı durumlarda baş ağrısının önlenebileceğini söylüyor.

İşte hamilelikte baş ağrısını önlemek için bazı öneriler:

  • · Yeterince uyuduğunuzdan emin olun ve gevşemek için biraz dinlenin.
  • · Sağlıklı besinlerle sık sık, fakat az yemek yiyin. Düşük kan şekeri baş ağrısına neden olabilir.
  • · Bol bol sıvı tüketin.
  • · Düzenli egzersiz yapın.
  • · Tansiyona bağlı baş ağrısını önlemek için mümkün olduğunca stresten uzak durun.
  • · Vücudunuzun duruş şekline dikkat edin.
  • · Kafein alımınızı sınırlandırın. Fakat aniden kafeini kesmeyin. Çünkü bu da baş ağrısına neden olur.

Zaman Online

Hamile olduğunu yeni öğrenen kadınların pek çoğunda, en çok ilgi çeken konulardan birisi beslenme şeklinin nasıl olması gerektiğidirHera Kadın Sağlığı Merkeziwww.eserdag.com
  1. Çoğu kadın bebeğinin gelişimi için doğru ve dengeli beslenemediğini düşünür. Hatta ilk aylarında kilo alamayan gebeler endişelenebilirler.
  2. Aslında tüm bu endişeler çoğu zaman gereksizdir. Çünkü bulantı ve kusmalar ile iştahsızlık problemleri ilk aylarda kilo almayı doğal olarak engelleyebilir.
  3. Kimi zaman hastaların eline çeşitli diyetler verilmekte ve belli beslenme programlarına zorlanmaktadırlar. Bazı gebeliğin özel durumları haricinde bu tür yaklaşımların hiçbir bilimsel geçerliliği yoktur. Kadınları korkutarak sevmedikleri veya tolere edemedikleri gıda maddelerini tüketmeye zorlamak kabul edilebilir bir yaklaşım değildir. Bu tür diyetler ancak konunun uzmanı diyetisyenler tarafından hastanın durumu göz önüne alınarak, doktorunun önerileri doğrultusunda ve kişiye özel olarak hazırlanabilir.
  4. Ancak yine unutulmamalıdır ki bebeğin büyümesi, sağlıklı olması, ruhsal, fiziksel, zihinsel yönden iyi gelişmesi annenin sağlığı ve dengeli beslenmesiyle orantılıdır.
  5. Annenin gebelik öncesi fiziksel gelişimini tamamlamış olması, besin depolarının yeterli olması ve yaşı, hem bebeğin hem de annenin sağlığını koruyacak en önemli etkenlerdir. Çünkü bebek, annenin besin yedeklerinden ve gebelik boyunca tükettiklerinden kendisi için gerekeni seçip alarak, büyür beslenir.
  6. Annenin günlük yaşantısını sürdürecek yeterli enerji ve besin öğelerini alırken doğal yollardan fazladan alacağı protein, enerji, vitamin ve mineraller hem kendisi hem de doğacak bebeğin sağlıklı olmasının garantisidir.
  7. Normal bir gebelik sürecinde annenin kendi gereksinimine ek olarak tükettiklerinin bebeğe aktarılması için annenin yaklaşık 10-12 kg alması yeterlidir. Bu artışı sağlayabilmek için gebelik öncesine göre bir gebe ek olarak günlük 20 gr. protein, 15-20 mg. demir, 500 mg. kalsiyum ve ortalama 300 kalorilik enerji alması gereklidir.
  8. Gebelikte sıklıkla tüketilmesi gereken besin öğelerine göz atalım.
  9. KALSİYUM
  10. Kalsiyum, bebeğinizin gebeliğin 8. Haftasından itibaren oluşmaya başlayan kemik ve dişlerinin gelişimi için gerekli bir mineraldir.
  11. Gebelikte, normalde gerek duyduğunuz miktarın iki katı kadar kalsiyum gereklidir. Çünkü gebelik boyunca diş ve kemiklerden sürekli bir kalsiyum eksilmesi olmaktadır.
  12. Kalsiyum açısından zengin besinler peynir, süt, yoğurt ve yeşil yapraklı sebzelerdir.
  13. Ancak süt ürünlerinin yağ açısından da zengin olduğundan dolayı yağı alınmış süt ve yoğurdu tercih etmeniz daha doğru olacaktır.
  14. Brucella, tifo benzeri hastalıklardan korunabilmek için tükettiğiniz peynirin ve sütün hijyenik ve iyi pastörize olmasına da özen gösterin.
  15. PROTEİNLER
  16. Gebelikte artan protein gereksinimi karşılamak için kırmızı ve beyaz et, süt ve süt ürünleri, yumurta, balık, kuru baklagiller (fasulye, mercimek, barbunya..) gibi proteinden zengin besinler önerilir.
  17. Proteinler, hayvansal ve bitkisel proteinler olarak ikiye ayrılır. Diyetlerde bitkisel ve hayvansal proteinler eşit oranlarda tüketilmelidir.
  18. Hayvansal gıdalardaki yağ mümkün ölçüde alınarak, etin yağsız şekilde tüketilmesi önerilir. Ayrıca balıkta proteinden başka bulunan omega 3 ve omega 6 yağ asitleri de bebeğin zeka gelişimi üzerine olumlu etkili maddelerdir. Tüketilen balık taze ve iyi pişirilmiş olmalıdır.
  19. DEMİR
  20. Gebelikte "kan yapıcı" yani demirden zengin gıdaların tüketilmesi ve özellikle de 4-4.5 aylardan sonra folik asitli demir ilaçlarının kullanımı önemlidir. Çünkü özellikle bu aylardan sonra demir eksikliğine bağlı olarak kansızlık (anemi) ortaya çıkabilir.
  21. Aşırı derecede kansızlığı olan kişilerde kan haplarına (demir hapları) gebeliğin erken dönemlerinde de başlanabilir. Ancak bu durumda zaten ilk aylarda sık olarak görülen bulantı, kusma ve mide şikayetlerinde artış olabileceğinden tedaviye başlangıç süresi bir kaç hafta ertelenebilir.
  22. Gebelerde demir eksikliği halsizlik, bitkinlik, nefes darlığı, uykuya meyillilik ve çarpıntı gibi şikayetler oluşturabileceği gibi gebelikle ilgili olarak da erken doğum, bebeğin rahim içinde gelişememesi, ölü doğum ve düşükler gibi komplikasyonlara zemin hazılar. Ayrıca ileri derecede kansız bir gebe doğum sonrası lohusalık döneminde de sıkıntı çeker.
  23. Demir eksikliğini en aza indirebilmek için kan yapıcı; pekmez, kuru üzüm, kırmızı et, yumurta ve kuru baklagillerden zengin gıdaların tüketilmesine önem verilmelidir. Ayrıca C vitamininden zengin meyve ve sebzeler de barsaklardan demir emilimini arttıracaklardır.
  24. Genelde 4.aylardan sonra başlanılan demir hapları kesinlikle sütle birlikte içilmemelidir. Çünkü süt, demirin emilimini azaltarak etkisizleştirmektedir.
  25. Verilen demir hapının dozu hekim tarafından kişiye özel olarak ayrlanmaktadır. Kişinin kanının ileri derecede düşüklüğü kan ilacının dozunun arttırılmasına neden olabilir. Veya örneğin ikiz gebeliklerde vucüdun demir gereksinimi artacağından dolayı doz yükseltilmesine gidilebilir.
  26. Bazı kişiler demir haplarını mide şikayetlerinden dolayı gebelikleri boyunca kullanamayabilirler. Bu kişilerde, içilebilir (sıvı) demir solüsyonları kullanılabilir. Bazan de demir damar içi veya kas içi uygulamalarla hastalara yüklenebilir. Çok ileri durumlarda ise kan veya eritrosit (kırmızı kan hücresi) transfüzyonu (nakli) yapılması zorunlu hale gelebilir.
  27. Bir kişide yoğun bir şekilde yapılan demir tedavilerine rağmen halen kandaki hematokrit ve hemoglobin değerleri düşük kalıyorsa demir eksikliği anemisi dışındaki anemiler veya barsak emilim bozuklukları (malabsorbsiyon sendromları) aranmalıdır.
  28. C VİTAMİNİ
  29. C vitamini demirin bağırsaklardan emiliminde, vucudun hastalık etkeni mikroorganizmalara karşı immun (bağışıklık) direncinin arttırılmasında ve metabolizmamızdaki pek çok biyokimyasal süreç için gerekli bir vitamindir.
  30. Gebelikte C vitamini gereksinimi metabolizmanın hızlanmasına bağlı olarak artmıştır; ancak düzenli bir şekilde beslenen gebelerde hap şeklinde vitamin alınması önerilmemektedir.
  31. C vitamini portakal, limon, kırmızı ve yeşil biber, domates, çilek, greyfurt, karnıbahar, lahana, brüksel lahanası gibi pek çok taze meyve ve sebzelerde bulunur. Vücutta depolanmadığı için her gün belli bir miktar alınmalıdır.
  32. Uzun süre saklanan ve pişirilen besinlerde C vitamininin çoğu kaybolur. Besinleri tazeyken tüketmeli, iyi yıkanmış sebzeleri çiğ ya da az haşlayarak yemelisiniz. Ayrıca gebelere uzun süre beklemiş, doğal içerikli olmayan, konserve ve benzeri gıdalar da önerilmez.
  33. FOLİK ASİT
  34. Bebeğin merkezi sinir sisteminin gelişmesi için özellikle gebeliğin ilk haftalardan itibaren "B9 vitamini" yani folik asit alınması çok önemlidir. Vücutta depolanmadığı ve gebelik süresince normalden fazlasına gerek duyulduğu için her gün alınmalıdır.
  35. Taze yeşil sebzeler folik asit kaynağıdır, ancak uzun süreli pişirmeler ve uzun süre bekleyen gıdalardaki miktarını azaltır. En çok ıspanak, yer fıstığı, fındık, karnıbahar, kepekli ekmekte mevcuttur.
  36. Doğal gıdalar gebenin folik asit açığını tam olarak kapatamayacağından ötürü gebeliğin ilk haftalarından itibaren hap olarak dışarıdan alınması uygun olacaktır.
  37. Gebelerde folik asit eksikliğine bağlı bebeklerde “nöral tüp defektleri” adı altında toplanan bir takım anormalliklerin (hidrosefali, spina bifida, anensefali) ortaya çıkabileceği gösterilmiştir. Ayrıca bu gebelerde preeklampsinin (gebelik zehirlenmesi) daha sık geliştiği gözlenmiştir.
  38. Daha önceden folik asit eksikliği saptanmış veya nöral tüp defekt anomalili bebek doğurmuş kadınlar, gebe kalmayı düşündükleri tarihin en az 3 ay öncesinden itibaren folik asit alımına başlamalıdırlar.
  39. LİFLİ GIDALAR (Posalı gıdalar)
  40. Günlük beslenmenizin büyük bir bölümünü oluşturması gereken lifli (posalı) yiyecekler, gebelikte sık görülen kabızlığın ve bağırsak tembelliğinin önlenmesinde çok yararlıdır.
  41. Genellikle tüm sebze ve meyveler lif açısından zengindir. Her gün bolca yiyebilirsiniz. Kepekli besinler de lif içerir, ancak diğer bazı besinlerin bağırsaklardan emilimini azalttığından aşırı tüketilmemelidir.
  42. Lifli gıdalar en sık olarak kepekli ekmek, yulaf ezmesi, barbunya, kepekli makarnalar, kayısı, kuru üzüm, bezelye, pırasa, esmer pirinç, ahududu, kuruyemişte bol miktarda vardır.
  43. GEBELİKTE SIVI ALIMI
  44. Gebelik süresince bol miktarda su ve sıvı alımı sizin ve gebeliğiniz açısından son derecede yararlıdır.
  45. Özellikle bol su tüketimi idrar yolu enfeksiyonu, oligohidramnios (bebeğin amnion sıvısının normalden az oluşu), erken doğum eylemi, solunum yolu enfeksiyonları, kabızlık, ishal gibi pek çok durumda koruyucu veya tedavi edici olabilir.
  46. Gebelikte çay, kahve, kolalı içecekler ve kakao önerilmez. Çay içerdiği ‘tein’ maddesiyle demir eksikliğine yol açarken, diğer maddeler ‘kafein’ içerdiğinden ötürü bebek üzerine olumsuz etkide olabileceğinden dolayı önerilmemektedir. Maden suyu (soda) içilmesinin ise hiçbir olumsuz etkisi yoktur.
  47. Tamamen doğal ve hiçbir katkı maddesi içermeyen nane, limon, adaçayı, ıhlamur, kuşburnu, papatya gibi bitki çayları da gebelikte içilebilir. Ancak, “sinemaki çayı” nın içimi konusunda bazı endişeler vardır. O yüzden bu bitkisel çayın gebelik sırasında tüketilmesi önerilmemektedir.
  48. Alkol, gebelikte kullanıldığında bebekte ‘fetal alkol sendromu’ olarak tanımlanıp, zeka geriliği ve bir takım yapısal anormalliklerle kendini gösteren problemlere yol açtığından ötürü kesinlikle zararlıdır.
  49. Gebelikte gereksiz kalori tüketimini de kısıtlamak gereklidir. Unutulmamalıdır ki, önemli olan annenin karnının yağ bağlaması değil içerideki bebeğin sağlıklı ve uygun gelişimidir. Bu yüzden kek, bisküvi, reçel ve meşrubat gibi temel besin öğelerinden yoksun şekerli yiyecek-içeceklerden mümkün olduğunca kaçınmak gereklidir. Ayrıca yağlı kızartmalar yerine haşlama türü gıdalar tercih edilmelidir.
  50. Aşırı tuz tüketiminden de kaçınmak uygundur. Özellikle son aylarda aşırı tuzlu yeme ile vucütta ödem artabilir, tansiyon yükselebilir ve kendinizi daha rahatsız hissedebilirsiniz.
  51. Hangi besin kaynakları ne işe yarar?
  52. Et, yumurta, kurubaklagiller: Beyin, kas, kemik ve dişlerin gelişimi ve kan yapımında görevlidir. Protein ve demir gereksinimini karşılarlar.
  53. Süt ve süt ürünleri: Kemik, diş gelişimi ve büyüme ile görevlidirler. Protein ve kalsiyum kaynağıdırlar.
  54. Sebze ve meyveler: Büyüme ve gelişme için vitamin ve mineralleri sağlarlar.
  55. Tahıllar: Kalori ve B grubu vitaminleri içerdiklerinden büyüme ve gelişmeye için önemlidirler.
  56. Yağ ve şekerler : Sadece enerji içerirler ve enerji açığını kapatırlar.
  57. Yeterli ve dengeli beslenmede dikkatli bir şekilde tüketmek zorunda olduğumuz bu besin gruplarını gebelikte de aynı özenle tüketmeliyiz ki sağlıklı yaşayabilmek için doğru beslenme alışkanlıklarını kazanabilelim.
  58. “Gebelik diyet yapmak için uygun bir zaman değildir”
  59. Yaş, boy ve hareket durumumuza göre uygun ağırlıkta gebeliğe başlanmalıdır. Çok kilolu bir gebeyi zayıflatmak gebelik sürecinde doğru değildir, kilosunu korumaya çalışmak ve özellikle dördüncü aydan sonra kalori kısıtlamasına gitmemek gerekir.
  60. Beslenmede yüksek kalorili yiyeceklerin fazlaca almasına engel olmak, ancak gebelik için gerekli temel besin ögelerini alarak gereksinmeleri karşılamak esastır.
  61. Ergenlik çağında olan veya yaşantısı gereği çok hareketli gebelerde ise mutlaka olması gereken, kilonun korunması ve ek olarak gebelik için artan gereksinimin karşılanmasıdır.
  62. Gebelikte ağırlığın takibi çok önemlidir. İlk üç ayda 0,5-1 kg, sonraki aylarda ise ortalama 1.5-2.0 kg, ağırlık kazanması uygundur.
  63. Çok zayıf gebelerde, yetersiz ve dengesiz beslenenlerde düşük ağırlıklı doğum, erken doğum, ölü doğum, zihinsel ve bedensel özürlü doğumlar görülebilir. Annede anemi (kansızlık), kemik ve diş kayıpları, preeklampsi, vücutta su tutulması (ödem), iş gücü kaybı, halsizlik görülme oranı yüksektir.
  64. Çok kilolu gebelerde ise hipertansiyon, şeker hastalığı, doğum güçlükleri gibi problemler görülebilir. Bu nedenle anne adaylarının gebelik öncesi kontrolleri yapılması, gebe kaldıktan sonra her ay beslenme ve kilo izlenmesinin yapılması gerekmektedir.
  65. BESLENME İÇİN İPUÇLARI
  66. Öğünleriniz sık ve az az porsiyonlar halinde olmalıdır. Ne uzun süre aç kalın, ne de yediğinizde tıka basa midenizi doldurun.
  67. Aldığınız gıdaların taze olmasına dikkat edin. Konserve, beklemiş gıdalar ve içinde katkı maddeleri bulunarak saklanan gıdalar yerine taze ve doğal maddeleri tüketmeye özen gösterin.
  68. Yediğiniz gıdalarda “çeşitliliğe” önem verin. Bu şekilde pek çok vitamin ve minerali almanız mümkün olacaktır.
  69. Aşırı yağlı, tatlı, baharatlı ve kalorili gıdalar yerine protein ve karbonhidrattan zengin, yağ oranı düşük besin öğelerine yönelin.
  70. Unutmayın ki önemli olan sizin kilo almanız değil bebeğin içeride yeterli şekilde beslenebilmesidir.
  71. Preeklampsi durumu veya riski varsa protein alımınızı arttırmanız gerekebilir veya gebeliğe bağlı şeker hastalığı (gestasyonel diabet) söz konusu ise diyetisyeninizin önereceği şekilde kalori kısıtlamasına gitmeniz gerekebilir.
  72. Gebelikte dışarıdan hap olarak alınması gereken iki madde folik asit ve demirdir. Dengeli beslenebilen bir gebede bunlar harici vitamin veya mineral alımı gereksizdir.
  73. Piyasada pek çok “multivitamin” adı verilen ve içinde pek çok vitamin ve mineralleri barındıran ilaçlar vardır. Bunlar çoğu hekim tarafından reçete de edilmektedir.
  74. Son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalar; gebelikte dışarıdan hap olarak alınan A, C, E vitaminleri ile magnezyum, kalsiyum, çinko, selenyum, bakır, flor gibi eser elementlerin, düzenli beslenenlerde gebelik üzerine her hangi bir olumlu etkilerinin olmadığını göstermiştir.
  75. Eğer gebeliğe bağlı bacak kramplarınız oluyorsa “Magnezyum”, preeklampsi riskiniz varsa “kalsiyum”u ilave olarak doktorunuz size reçete edebilir.
  76. Sentetik multivitamin hapları, dengeli beslenemeyen gebelerde destekleyici olarak verilebilse de doğal gıdaların hiçbir zaman yerini tutmayacaktır.
  77. Gebeliğin ilk aylarında yapılan “Toxoplasma testleri” sonucunda vücudunuz bu parazitle önceden hiç karşılaşmamışsa bazı önlemleri almanız şarttır. Özellikle kedi ve köpek dışkılarıyla bulaşan bu rahatsızlık gebelik döneminde ortaya çıkarsa bebekte ölümcül veya sakatlıklara yol açan problemlere neden olabilir.
  78. Toxoplasma özellikle iyi yıkanmamış sebze ve meyveler ile iyi pişmemiş çiğ etlerden geçer.
  79. Toxoplasma ülkemizde özellikle çiğ etlerin yoğun olarak tüketildiği doğu ve güneydoğu Anadolu bölgelerinde sık olarak görülmektedir.
  80. Toxoplasma’dan korunmak için;
  81. Ellerinizi öğün önceleri düzgün şekilde yıkayınız
  82. Sebze ve meyveleri de tüketmeden önce uzun süreli yıkayınız.
  83. Evinizde kedi veya köpek besliyorsanız aşılarını ihmal etmeyin, onlara da çiğ et vermeyin ve yakın temastan kaçının.
  84. Çiğ veya iyi pişmemiş et ve et ürünlerinden (sucuk, salam, sosis, çiğ köfte gibi) kaçının.
  85. Beslenmede suyu asla ihmal etmeyin. Günde en az 8-10 bardak su için. Yaz aylarında bu miktar 15 bardağa kadar çıkılabilir.
  86. Özellikle ileri aylarda kabızlık şikayeti varsa bol su içerek, kabuğu ile yenen meyveleri tüketerek, her öğünde sebze ile salataya yer vererek ve yürüyüş yaparak bu sorunun önüne geçebilirsiniz.
  87. Günde 1-2 bardak süt içmeniz gebelikte ortaya çıkan kalsiyum kayıplarını yerine koymak içindir.
  88. Süt içemiyorsanız yoğurt veya ayran tüketiniz. Peynir veya çökelek de tüketebilirsiniz. Süt ve süt ürünlerinin pastörize olmasına dikkat edin.
  89. Yemeklerde iyotlu tuz kullanınız. Yüksek tansiyon (hipertansiyon) varsa yemekleri az tuzlu pişirin. Özellikle son aylarda olan ödemlerin azaltılması amacıyla bu dönemlerde tuzu azaltın.
  90. Genelde sabahları yataktan kalkınca başlayan bulantılarda bir dilim peynir, bir iki grissini rahatlık sağlayabilir.
  91. Özellikle gebeliğin ilk üç ayında olan bu bulantı ve kusmalardan kendinizi korumak için bu dönemde katı, kuru ve yağsız gıdaları tercih edin. Mutfak kokularından ve ağır parfümlerden uzak durun.
  92. Bu dönemde tuzlu kraker, patates haşlaması, leblebi ve bisküvi türü gıdaları alarak şikayetinizle baş edebilirsiniz. Az ve de sık yemeyi unutmayın.
  93. Son yıllarda yapılan bir çalışmaya göre gebelik sırasında Mc Donald's veya benzeri fastfoodlarda aşırı ısıda kızartılarak yapılan patates kızartmaları ile marketlerde benzer şekilde üretilerek pazarlanan cipsler anne karnındaki bebekler için "teratojendir" yani zehirli bir takım maddeler içermektedir. Bu nedenle bu tür maddeleri gebelik sırasında tüketmekten kaçınmak gerekir. Evlerde yapılan patates kızarmaları düşük ısıda kızartıldığı için böyle bir olumsuz etkiye sahip değildir.
  94. Önceden belirtildiği gibi gebelik diyet yapmak için uygun bir zaman değildir. Hamilelikte belli miktarda kilo alımı şarttır.
  95. Zayıf bir bünyeye sahipseniz daha fazla, kilolu bir bünyeniz varsa daha az kilo almanız uygun olacaktır. Kilo durumunuzu “Vücut kitle indeksi” ile değerlendirebilirsiniz.
  96. Gebelik Döneminde Tüketilmesi Gereken Besinler ve Ölçüleri
  97. Doğru beslenme, gebelik durumunun özellikleri nedeniyle gereksinmelerin çeşitli yiyecek gruplarından sağlanmasını zorunlu kılar.
  98. Besin öğeleri vücudumuzda çeşitli görevler yaparlar. Aynı görevleri yapan yiyeceklerden besin grupları oluşturulmuştur. Grup seçeneklerinden birini tüketmiyorsanız bir diğerini yiyerek de doğru beslenebilirsiniz.
  1. BESİN MİKTARI


    SÜT VE SÜT ÜRÜNLERİ2 Su Bardağı süt veya yoğurt 1 porsiyon peynir (2 dilim) veya 2 yemek kaşığı çökelek
    ET, YUMURTA, KURUBAKLAGİLLER1 Yumurta
    1 porsiyon et, balık, tavuk, hindi (60-90gm.)
    1 porsiyon kurubaklagil yemeği (120gm)
    TAZE SEBZE VE MEYVELER2 Porsiyon pişmiş taze sebze
    3 porsiyon çiğ taze sebze
    2-3 adet orta boy meyve veya taze meyve suyu
    TAHILLAR6-8 İnce dilim ekmek
    1 porsiyon pilav veya makarna
    1 porsiyon çorba
    YAĞLAR3-4 Silme yemek kaşığı sıvı yağ
    ŞEKERLER1-2 Tatlı kaşığı bal, reçel veya pekmez
  2. ÖRNEK BİR MENÜ
  3. SABAH:
  4. 1 bardak süt,
  5. 1 yumurta,
  6. 1 dilim peynir,
  7. 1 dilim ekmek,
  8. 1 domates, 1 salatalık, maydanoz, yeşil biber, dereotu v.b
  9. ARA ÖĞÜN:
  10. 1 meyve,
  11. 1 bardak ayran,
  12. 1 ince dilim ekmek
  13. ÖĞLE:
  14. 1 Porsiyon etli kurubaklagil yemeği
  15. 1 porsiyon pilav veya makarna
  16. 1 bardak ayran
  17. 1 porsiyon salata,
  18. 1 orta dilim ekmek,
  19. 1 adet meyve
  20. ARA ÖĞÜN:
  21. 1 dilim ekmek,
  22. 1 dilim peynir,
  23. domates ve salatalık,
  24. 1meyve
  25. AKŞAM:
  26. 1 porsiyon et, balık, tavuk (sebzeli)
  27. 1 porsiyon zeytinyağlı sebze yemeği
  28. 1 bardak ayran,
  29. 1 porsiyon salata , 1orta dilim ekmek
  30. GECE:
  31. 1 su bardağı süt veya 1 porsiyon sütlü tatlı
  32. 1 porsiyon meyve
  33. Kahvaltıda veya ara öğünlerde 5 zeytin, 1 tatlı kaşığı bal, pekmez, reçel tüketilebilir. 1 porsiyon meyve, 1orta boy elma, portakal veya küçük bir salkım üzüm, ince bir dilim karpuz veya kavun, yarım muz veya greyfurt olabilir.
  34. “Gebelik Güzelliktir”
  35. Gebelik anne adayı olmak, eşine ve kendine benzer bir canlıyı vücudunda taşımak çok özel ve sorumluluk isteyen bir süreçtir.
  36. “Bebeği içinde hissederek yavaş yavaş artan ağırlaşma ve değişen fiziksel görünüm anneye apayrı bir güzellik katar.”
  37. İnsan yaşamında beslenmenin çok önemli ve çok özel olduğu devrelerden biri olan gebelik, anneye topluma sağlıklı bireyler kazandırma sorumluluğunu vermiştir.
  38. Anne iyi ve doğru beslenmezse ölü doğum, erken doğum, düşük ağırlıklı doğum, bedensel ve zihinsel özürlü doğumlar gibi tehlikelerle karşılaşabilir. Kendisinde de kansızlık, tansiyon problemleri, vücutta su tutulması, yorgunluk, diş ve kemik problemleri olabilir.
  39. Sonuç olarak; gebelik süresince bebek iyi beslensin diye fazla ve dengesiz beslenmek doğru olmadığı gibi doğum sonrası eski görünüme kolayca ulaşmak için az yemek de doğru değildir.
  40. Temel prensip; içerideki bebeğin yeterince yararlanacağı doğru ve dengeli beslenmeden geçer.

Hamilelikte beslenme ve diyet
Hamilelikte beslenme nasıl olmalı ve nelere dikkat edilmeli :

Öncelikle hamile kalabilmek ile beslenme arasında doğrudan bir ilişki yoktur. Yani yetersiz beslenmiş ya da zayıf kadınlar da diğerleri gibi rahatlıkla hamile kalabilirler.
Hamilelikden önceki beslenme durumu ve hamilelik sırasındaki beslenme hem anneyi hem de bebeği etkilemektedir. Yetersiz proteinle beslenen annelerin bebeklerinin düşük kiloda doğduğunu biliyoruz.

Hamilelikde toplam 10-14 kilo alınmalıdır. Hamileliğin ilk yarısında anne de 3–4 kg lık bir artış olur. Hamilelik sırasında fazla kilo alanlar tansiyon yüksekliği ile karşı karşıya gelebilirler. Buna göre az beslenenlerde ise erken doğum riski vardır. Burada en önemli unsur hamileliğin 20. haftasından (4,5 ay) itibaren haftada 400–500 gr alınmalıdır. Eğer fazla ise karbonhidratlar (özellike ekmek tatlı şeker) kısılmalıdır.
Hamilelikde protein ihtiyacı % 30 oranda artmaktadır.(yoğurt süt peynir fasülye mercimek yumurta).Bundan dolayı bunları soframızdan eksik etmemiz gerekmektedir.
Hamileliğin ikinci yarısında annenin demir ve folik asit ihtiyacı artış gösterir. Dolayısı ile doktor kontrolü altında demir ve folik asit kullanılmaya başlanmalıdır. Gene süt içme alışkanlığımız olmadığı için kalsiyum dışardan alınabilir.
Hamilelikde hazımsızlık,şişkinlik ve yanmalar olabilir. Dolayısıyla gaz yapıcı besinler az miktarda kullanılmalıdır. Ayrıca reflü (yemeğin ağıza gelmesi) olmaması içinse öne eğilmemeli ve yatmamalıdır.

Hamile bir kadın ayrıca bol lifli besinler yemeli (meyve sebze kepekli ekmek) hatta yoğurdun içine bir kaşık kepek koyabilir. Su tüketimi çok önemlidir. En az 2 litre su içilmelidir. Ödem ve tansiyon yüksekliği yoksa tuz kısıtlaması yoktur. Burada iyotlu tuz kullanmaya dikkat etmelidir.
Çay ve kahve aşırı içilmemelidir. Alkol ve sigara kullanmak kesinlikle doğru değildir.
Hamileliğin ilk aylarında bulantı ve kusmalar olabilir. Bu durumda hamileler mutfakta yememeli az ve sık yemelidir. Aşırı durumlarda hastaneye kadar giden durumlar olabilir.
Şişmanlık ve hamilelik söz konusu ise mutlak Doktor kontrolü altında ve günlük 1200 kaloriden az olmamak şartıyla hafif diyet uygulanabilir. Bu mutlak vitamin ve mineral destekli bir diyet olmalıdır. Bunun için hamile günde yarım kilo süt, bir yumurta, meyve ve sebze az yağlı olacak şekilde beslenmelidir.
Dolayısıyla “Yeterli ve dengeli beslenme sağlığın temelidir.”
Dr Murat Topoğlu

Hamilelikte mide bulantısı azaltmak için
OP. DR. GÜLNİHAL BÜLBÜL

Hamilelerin en büyük sıkıntılarından biri de mide bulantılarıdır. Mide bulantıları gebeliğin 5.-6. haftasında başlıyor ve daha çok sabahları görülüyor. Bu bulantılar ilk 3 ay devam edip daha sonra azalıyor. Bulantıların şiddeti gebeler arasında farklılık gösterebiliyor.

Kusma çok şiddetli ve su kaybı fazla olduğunda yatak istirahatı ve bol sıvı tüketimi önemlidir. Özellikle bulantı ve kusmalarla geçen günlerde beslenememenin bebeğe hiçbir zararı yoktur. Bu dönemde bebek kendi beslenme kesesiyle yeterince beslendiği için anne adayının bu konuda kaygılanmaması gerekir.Her kadının bu dönemde kendi keşfiyle bulacağı, tolere edeceği, mide bulantısını azaltacak yiyecekler mutlaka vardır.

* Mideniz boş kalmasın; çünkü boş mide, bulantı hissini daha da kötüleştiriyor. Günde üç ana öğün yerine az miktarlarda ama sık aralıklarla yiyin.
* Aşırı yemek yemeyin.
* Yemekten hemen sonra dişlerinizi fırçalamayın.
* Sabah bulantıları için yataktan kalkmadan önce bir miktar tuzlu çubuk kraker yiyin. Birkaç dakika sindirilmesini bekledikten sonra yataktan yavaşça doğrulun.
* Sizi rahatsız eden koku ve tatlardan uzak durun. Portakal suyu, süt, kahve ve çay genellikle bulantıyı kötüleştirir.
* Susuz kalmayın, bol miktarda sıvı alın. Bunun için gazsız ve taze hazırlanmış içecekleri tercih edin.
* Sindirilmesi güç olduğundan bulantı meydana getiren yağlı ve kızartılmış besinlerden sakının.
* Bulantınızı artırabilecekleri için ilk üç ayda demir hapları kullanmayın. İlk üç ay için bunları almak zaten şart değil.
* İstirahat edin; stres ve yorgunluk bulantıyı kötüleştiriyor.

OP. DR. GÜLNİHAL BÜLBÜL, SEMA HASTANESİ KADIN HASTALIKLERI VE DOĞUM UZMANI

Hamilelikte cinsel yaşam
Çoğu kez, gebeliğin cinsel arzuyu artırdığı mı, yoksa azalttığı mı, sorusu ortaya çıkar. Fizyolojik açıdan, cinsel organlarda daha fazla kan toplandığı için,cinsel arzuların artması gerekir. Gebeliğin başlangıcında vagina duvarlarının esnek duruma gelmesi, erkekte de artan bir uyarılma oluşturur. Gebelik sırasında kadının cinsel yaşamla ilgili düşünceleri üç kategoriye ayrılabilir.

Birinci gruba giren kadınlar, gebe kaldıkları zaman, kadınlıklarına daha fazla güvenmeye başlar. Bu güven duygusu ve arzular birleşince, o zamana kadar olmadık şekilde, orgazmı tadarlar. Artık gebe kalmak korkusu da ortadan kalktığı için, kendilerini daha çok zevke kaptırırlar. Bu, özellikle ilk zamanlar ve ilk gebelik için söz konusudur. Fakat bu durumda kadınlar, fazla uyarılmadan kaçınmalı, çok sıkı ve derin birleşmelere yanaşmamalıdır.Çoğu kez, gebeliğin cinsel arzuyu artırdığı mı, yoksa azalttığı mı, sorusu ortaya çıkar. Fizyolojik açıdan, cinsel organlarda daha fazla kan toplandığı için, cinsel arzuların artması gerekir. Gebeliğin başlangıcında vagina duvarlarının esnek duruma gelmesi, erkekte de artan bir uyarılma oluşturur. Gebelik sırasında kadının cinsel yaşamla ilgili düşünceleri üç kategoriye ayrılabilir.
Birinci gruba giren kadınlar, gebe kaldıkları zaman, kadınlıklarına daha fazla güvenmeye başlar. Bu güven duygusu
ve arzular birleşince, o zamana kadar olmadık şekilde, orgazmı tadarlar. Artık gebe kalmak korkusu da ortadan kalktığı için, kendilerini daha çok zevke kaptırırlar. Bu, özellikle ilk zamanlar ve ilk gebelik için söz konusudur. Fakat bu durumda kadınlar, fazla uyarılmadan kaçınmalı, çok sıkı ve derin birleşmelere yanaşmamalıdır.

İkinci grup kadınlarda annelik sevgisi uyanır, bütün öteki arzular zayıflar. Annelik bilinci, özellikle gebeliklerin orta devresinde, cenin hareketlerini duyumsayan kadınlarda görülür. Böyle kadınlar, eşlerini cinsel birleşimden caydırmaya çalışır. Bu gruptan kadınlar, gebelik sırasında geçici olarak cinsel yakalanır.
Cinsel yaşama karşı tiksinti duyarlar ve bundan dolayı suçluluk duygusu çekerler. Çünkü bunlar, cinsel ilişkinin amacının üremek olduğuna inanmıştır. Başkaları ise kör inançlarla doludur ve cinsel birleşim sırasında ana rahmindeki çocuğun başı sarsıldığı takdirde, aşırı şehvetli ya da geri zekalı bir bebek dünyaya getirmekten çekinir.
Erken doğum veya düşük yapmaktan da korkabilirler. Erken doğum ya da düşük yapmak eğiliminde olan kadınların dışında, her türlü cinsel yaşamdan kaçınan kadınlar, akıllıca davranmış olmaz; bu durumda koca ile barış içinde yaşamak çok zorlaşır. Kadın direnmeye devam ettiğinde, kocasına başka türlü yardımcı olmalıdır.

Üçüncü gruba, gebelikleri ileri devresine varmış kadınlar girer. Vagina duvarları cinsel ilişki için çok yumuşak duruma gelmiştir. Her iki taraf da hemen hiç uyarılmaz. Zevk duygusu o kadar azdır ki, kadın cinsel yaşama karşı ilgi duymamaya başlar. Rahmin iyice genişlediği son aylarda, cinsel ilişki canını sıkar ve genellikle çok çabuk yorulur. Erken doğum ve düşük yapmak tehlikesi olmayan kadınlar da aşağıdaki önlemleri gözönünde bulundurmalıdır:

1. Cinsel ilişki; 4. ayın sonuna kadar ortalama haftada bir kez; 7. aya kadar, ayda üç ile dört kez ve 8. ayda iki kez yapılmalıdır. 9. ayda cinsel birleşimden kaçınılmalıdır.

2. Cinsel pozisyonlar gebelik ilerledikçe değiştirmelidir. Fazla derine girmemeyi ve ihtiraslı hareketler yapmamayı, erkek kendisine kural edinmelidir, kadın da hareketlere katılmalıdır.

3. Cinsel organlar kesinlikle uyarılmamalı; bunun yerine göğüsler okşanabilir. Göğüs uyarılmaları rahmin kasılmasını sağlar, fakat kadın eğer gebelikten önce buna alışıksa, erken doğum ve düşük yapmak tehlikesi hemen hemen yoktur. Gebelik sırasında göğüs uyarılmaları özellikle meme uçlarının emilmesi, kadını çocuğu emzirmeye hazırlar. Emmek, meme ucu derisini kuvvetlendirir ve uçları belirginleşir. Gebeliğin ileri devrelerinde hiç bir şekilde parmaklar vaginaya sokulmamalıdır.

4. Erkek cinsel birleşimi, yukarda önerilen sayılardan daha sık yapmakta diretirse ya da kadının canı ilişkide bulunmak istemezse, kadın durumun üstesinden ustalıkla gelmeli, erkeği kabaca reddetmemelidir. Karşılıklı uyarma sırasında, konuşma konusunu değiştirmeli ve erkeğin arzularını hafifletmelidir. Bunda başarılı olamazsa, kocasın okşamayla orgazma ulaştırmalıdır.Bazen ağız-cinsel organlar pozisyonu olan MF uygulanabilir. Bu durumda erkek cinsel organlarını çok temiz tutmalıdır ve kadın, spermleri yuttuğunda endişeye kapılmamalıdır. Bunun kadına bir zararı yoktur. Yalnız kadın erkeğe derin bir sevgiyle bağlı değilse, bu ona zor gelebilir.Kadının bu pozisyonu uygulaması, erkekte ortak sevgilerinin yeni bir bilincini doğurur ve onu mutluluk duygusuna ulaştırır. Penisin uyarılması herhangi bir nedenden olanaklı değilse ya da erkek birleşimde diretirse kadın arkadan yan pozisyonu alabilir. Erkeğin boşalmasını hızlandırmak için kadın, kaba etlerini ritmik hareketle kasabilir ve penisin uyarılmasını artırabilir.

Kısaca toparlamak gerekirse, kadın kocasının isteklerine uyabilir. Fakat bunda sağlığını tehlikeye sokmamalıdır.Eğer bunu gerçekleştirirse, ruhsal ve bedensel sevgiyi tam anlamıyla kazanır, kendisine de, gebeliğin bir hastalık olmadığını kanıtlar.

Gebelikte bakım
Kadın vücudu gebelik sırasında diğer zamanlardan daha fazla bakım ister. Bu dönemde bedeninize gösterdiğiniz ilgi hem sağlıklı bir hamilelik dönemi geçirmenizi hem de doğum sonrasında vücudunuzun eski haline kolayca dönmesini sağlar. Bu yüzden hamilelik döneminde vücut temizliğinize ve bakımınıza gerekli ilgiyi göstermelisiniz.



Banyo Gebelikte Vücut Bakımı
Gebelik sırasında günlük yıkanma alışkanlık haline getirilmelidir. Çünkü bu dönemde ter bezleri normalden aşırı bir çalışma gösterir.

Yıkanırken kullandığınız su 37-38 derece olmalıdır. Aşırı sıcak su sağlığınız açısından zararlıdır. Ayrıca banyo süresinin 15 dakikadan fazla olmamasına dikkat etmelisiniz. Aksi takdirde kanama geçirme riskiniz artacaktır.

Banyo yaparken kapınızı hiçbir zaman kilitlemeyin. Hatta evde kimse olmadığı zamanlarda banyo yapmamaya özen gösterin.
Göğüslerin bakımı

Hamilelik döneminde en çok dikkat ve özen gösterilmesi gereken yer göğüslerdir. Bu dönemde şişen göğüslerde çatlak oluşmaması için ılık bir duştan sonra nemlendirici kremlerle göğüslere masaj yapılmalıdır. Aksi halde göğüslerde çirkin bir görüntü oluşturan çatlaklar oluşabilir.

Göğüs sarkmalarını engellemek için göğüsler günde iki defa soğuk suyla yıkanmalıdır.
Kalça ve göbek bakımı

Karın çizgisinin yerleşip iz bırakmasını en aza indirmek ve kalçalara gerekli özeni göstermek için bu bölgeler badem yağıyla her gün ovulmalıdır.

Cilt bakımı

Cildin sağlıklı bir şekilde nefes alması hamilelik döneminde her zaman olduğundan daha önemlidir. Bu yüzden bu dönemde yatmadan önce makyajınızı mutlaka temizlemeli, yüzünüze ve ellerinize besleyici krem sürmelisiniz.

Saç bakımı

Gebelik döneminde saçlara istenilen şekli vermek her zamankinden daha zor olabilir. Saçlar parlaklıklarını, canlılıklarını yitirirler. Saçların sık sık yıkanması ve saç tipine uygun bakım yapılması bu sorunu büyük ölçüde giderecektir.
Gebelikte Vücut BakımıEl ve ayak bakımı

El ve ayak tırnakları gebelik sırasında donuk bir renk alır ve kolayca kırılır. Tırnakların katmanlarının ayrılmaması için güçlendiricili parlatıcılardan kullanabilirsiniz.

Tırnaklarınızı üç günde bir havalandırmalısınız. Çünkü bu dönemde oje sürmek tırnağın kurumasına neden olur.

Ağız bakımı
Hamile kadınların tükürüklerinde bulunan ve diş minelerini etkileyen maddeler, bu dönemde diş çürümelerine sebep olur. Ayrıca dişlerin sağlamlığında rol oynayan fluor maddesi de yeterince sağlanamaz. Bu nedenle hamilelik döneminde hiçbir ağrı duyulmasa bile diş doktoruna düzenli olarak görünülmelidir.

Hamilelik ve karın çatlakları
Anne adaylarını bebeklerinin sağlığı ve rahat bir hamilelik geçirip geçirmeyecekleri doğal olarak oldukça fazla endişelendirmektedir. Hamilelik ikinci üç aylık döneme ulaştığında bu endişeler bir nebze azalır ve kozmetik konular daha fazla önem kazanmaya başlar. Bu konuların en başında gelen de kuşkusuz hamilelikte ortaya çıkması olası karın çatlaklarıdır.

Gebelik bazı cilt değişikliklerine neden olabilir. Bu değişikliklerin büyük çoğunluğu hormonal değişimler ile ilgilidir. Yüzde görülebilen renk değişimleri, avuç içlerinde kızarıklık ya da kaşıntılı deri döküntüleri nispeten daha nadir görülürler. Hemen hemen bütün hamile kadınlarda görülen bir diğer değişim de karnın ortasından geçen siyah bir çizgi ortaya çıkmasıdır. Ancak anne adaylarını en fazla rahatsız eden cilt değişikliği karında görülen cilt çatlaklarıdır.

Ciltte ortaya çıkan pembe beyaz renkli, yara izine benzeyen değişimlere stria gravidarum ya da gebelik çatlakları adı verilir. Tipik görüntüsü deride ufak ve fazla derin olmayan çöküntüler şeklindedir. Açık tenli kadınlarda pembemsi bir rengi olabilir. Esmer tenlilerde ise etrafındaki cilt bölümlerinden oldukça açık renkte, hatta gümüş rengindedir. Ciltte bulunan kollajen adı verilen maddenin ayrılmasından dolayı görülürler. Ağrılı değillerdir ancak hafif bir kaşıntıya yol açabilirler. Hem mekanik gerilmeye bağlı olarak hem de hormonal nedenler ile ortaya çıkabilirler. En sık karnın alt bölümlerinde görülmekle birlikte kalçalarda, uyluklarda, memelerde ve hatta kollarda bile görülebilirler.

Çatlakların oluşmasında en önemli belirleyici faktör genetiktir. Siyah kadınlarda hemen hemen hiç görülmezken, Asyalılarda daha nadir görülür. Beyaz kadınların ise yaklaşık %75-90'ında değişik oranlarda karın ya da cilt çatlaklarına rastlanmaktadır. Bir başka deyişle annesinde ya da kızkardeşlerinde olan kadınlar çok büyük olasılıkla bu sorunla karşılaşacaklardır.

Karın çatakları genellikle son 3-4 ayda yavaş yavaş ortaya çıkarlar. Ancak bazı zamanlar son 3-4 haftaya kadar görülmeyip daha sonra belirebilirler.

Genetik dışında karın çatlakları için bir diğer risk faktörü de ani ve fazla kilo artışıdır. Hızla büyüyen karın ciltte gerilmeye ve elestikiyet kaybına neden olarak çatlak oluşumunu sağlayabilir. Bu nedenle dengeli ve ideal sınırlarda kilo alımı çatlak oluşumunu bir ölçüde engelleyebilir.

Ortaya çıkan çatlaklar doğumdan sonra ne yazık ki kaybolmazlar. Renk değiştirerek gümüş ya da sedef benzeri bir hal alırlar. Bazı kadınlar bu durumdan rahatsızlık duymaz ve bunu anne olmanın bir işareti olarak gururla taşırlar. Bazıları ise çatlaklardan kurtulmak ister. Bu amaçla geliştirimiş pek çok cerrahi teknik vardır ve bu teknikler plastik cerrahlar tarafından uygulanır.

Karın çatlakları ve bunların önlenmesi doğal olarak kozmetik üreticilerinin de dikkatini çekmektedir. Bu amaçla üretimiş pekçok ürün piyasada satılmaktadır. Ancak bunların çatlakları önlemedeki ve oluşmuş çatlakları gidermedeki etkinlikleri hala daha çok tartışmalıdır ve bilimsel olarak etkinliği kanıtlanmış bir ürün yoktur. Bununla birlikte kullanımlarının gelişmekte olan bebeğe ve anne adaylarına olumsuz bir etkileri de bulunmamaktadır.
Çatlakların önlenmesinde alınabilecek en iyi önlem cildin nemini korumaktır. Bu da dengeli ve sağlıklı bir beslenme ve yeterli sıvı alımı ile mümkündür. Gebelikte su tüketiminin önemi, çatlakların engelenmesinde de kendini göstermektedir. Dengeli beslenme ani ve gereğinden fazla kilo artışına engel olacağı için karın cildinin olması gerekenden daha fazla gerilmesini engeller. Bu ani gerilme çatlak oluşumunda önemli bir faktördür.

Duş sırasında karnın yumuşak bir sünger ya da fırça yardımı ile dairesel hareketler ile masaj yapar şekilde ovalanması da ciltteki kan dolaşımını hızlandırarak elastikliğinin korunmasına yardımcı olabilir.

Gebeliğin ikinci üç aylık döneminden başlayarak düzenli şekilde cildin nemlendirilmesi de alınabilecek bir diğer önlemdir.Bu amaçla piyasada satılan kozmetik ürünler kullanılabileceği gibi basit nemlendiriciler, bebe yağları ve badem yağı da kullanılabilir. Bunlar arasında badem yağı kötü kokusuna rağmen en etkili ürün gibi görünmektedir. Bu ürünlerin temel ortak özelliği cildin ani gerilmeye karşı dayanıklılığını arttrmalarıdır.
Özetleyecek olursak:

• Aile öyküsü ve genetik yatkınlık çatlakların ortaya çıkmasında önemlidir. Anneniz ya da kızkardeşlerinizde varsa büyük olasılıkla sizde de görülecektir.

• Eğer önceki hamileliklerinizde çatlak olduysa bu hamileliğinizde de oluşması kuvvetli bir olasılıktır. Önceden kalan çatlakların rengi geçici olarak koyulaşabilir.

• Ani kilo artışı. Çok hızlı ve fazla miktarda kilo aldıysanız çatak ile karşılaşma olasılığınız yüksek demektir.

• Beslenme durumu. Yeterli miktarda sıvı alan ve dengeli beslenen kadınlarda daha az ve daha hafif şiddette çatlak olduğunu unutmayın.

• Irkın önemini akılda tutun.

Dr. Alper MUMCU

HAMİLELİKTE CİLT BAKIMIHamilelik her yönüyle dikkat ve bakım isteyen bir süreç. Sağlıklı bir bebek sahibi olmanın yanında, annenin de kendine özen göstermesi arzulanan ve gözardı edilmemesi gereken bir nokta. Hamilelikte ve sonrasında anneleri en fazla üzen konuların başında ise fazla kilolar ve cilt problemleri (çatlaklar) geliyor.

Hamilelik sırasında vücudun her geçen gün genişlemesiyle birlikte gerginliğini kaybeden ciltte kuruma, elastikiyetin kaybolması ve hassasiyet görülür. Özellikle göğüsler, karın ve baldırlar en fazla etkilenenlerdir.
Doğumdan sonra vücudun deforme olmaması için hamilelik sırasında çok uzun süren ve çok sıcak banyolardan kaçınmak gerekiyor. Eğer bundan vazgeçemiyorsanız, hiç olmazsa çıkmadan önce ılık bir duş alıp bebeği rahatlatın. Aslında yalnızca ılık bir duş en uygunudur. Duş sırasında cildi fazla gerip parlatmamaya çalışarak, hafif yağlı bir sabun ve on beş günde bir gomaj'la (gomaj, vücut için bir tür keseleme görevini yerine getiren bir kremdir; bu kremi vücuda uyguladıktan sonra masajla oğuşturarak, eski, ölü hücrelerin atılması sağlanır) cildi yumuşatmak gerekir. Arada bir yapılacak hafif kese, kan dolaşımını arttırır. Daha sonra kol ve bacaklara vücut sütü de tatbik ettiğinizde günlük vücut bakımınız bitmiş demektir.

ivythemes

{facebook#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL} {twitter#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL} {google-plus#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL} {pinterest#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL} {youtube#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL} {instagram#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget