2009

1 0-2 Yaş arası 1 2-6 yaş arası 4 6-12 yaş arası sağlık 1 ADHD 1 adnan yıldırım nasıl zayıfladı 1 afrika bitkileri 11 afrodizyaklar 1 Agaricus Bisporus 2 agaricus mantarı 1 Agaricus Subrufescens 1 agarwood 1 agave şurubu 1 Aglaia odorata 1 Agrocybe Aegerita 2 ağaç sakızları 1 ajowan tohumu 1 ajwaini bishop 4 akciğer hastalıkları 1 akça ağaç 1 Albizia 1 Alchemilla vulgaris 2 alerjik rinit 1 alkanma 1 Allamanda cathartica 2 alternatif tıp 2 alzheimer 1 Alzheimer hastalığı 1 amaranth 1 amerikan ginsengi 3 anason 3 anason nedir 2 anasonun faydaları 1 Andrographis 32 anne bebek 2 anne sütü çayı 7 anti aging 3 anti bakteriyel 2 apiterapi 2 arı poleni 5 arı sütü 3 arı ürünleri 8 aromaterapi 13 aromatik bitkiler 2 aromatik yağlar 1 Aslan pençesi 1 aslan yeleği mantarı 1 aspen kabuğu 4 astım bronşit 1 astragalus 4 ayuverdik bitkiler 1 Badem mantarı 1 bağırsak çalıştıran bitkiler 2 bağırsak iltihaplanması 4 bağırsak solucanları 4 bağırsak şeritleri 1 bağırsak yaraları 1 bağışıklık güçlendirici 4 baharatlar 6 bal 1 bambu mantarı 1 basur 4 bebek sağlığı 3 bel ağrısı 1 beyin hastalıklları 2 bitki çekirdekleri 1 bitki zamkları 48 bitkilerin ilaçlar ile etkileşimleri 13 bitkilerin kullanım dozajları 45 bitkilerin yan etkileri 12 bitkisel banyolar 25 bitkisel caylar 6 bitkisel kokular 32 bitkisel macunlar 59 bitkisel maskeler 1 bitkisel sular 67 bitkisel yağlar 3 boyun ağrısı 3 böbrek 1 bronşit 1 burclar 1 candidia 1 castor oil 1 castor yağı 1 chaga mantarı 134 cilt bakimi 3 cilt hastalıkları 15 cilt lekeleri 24 cilt temizligi 23 cilt tipleri 28 cinsel saglik 26 cinsellik 1 Cordyceps 1 coriolus 1 çiğdem türleri 1 çin geveni 13 çocuk sağlığı 1 çölyak 1 DEHB 10 dekolte bakimi 2 deniz yosunları 8 deprasyon 1 depresyon 3 detoks 2 dikkat eksikliği 1 dilara kocak 6 dis ve agiz bakimi 1 diş sağlığı 1 diüretik 5 diyabet 77 diyet listeleri 8 diyet yemekler 2 diz ağrısı 96 dogal saglik 54 dogal tedavi 3 doğal antibiyotik 7 egzama için krem 5 egzama nedir. egzama nasıl tedavi edilir. egzama için şifalı bitkiler 12 egzama tedavisi 4 egzamadan kurtulma yolları 15 egzersiz 2 eklem rehatsızlıkları 24 el ayak tirnak 1 enokitake mantarı 26 erdem yesilada 6 erkan topuz 8 erkek bakim 13 erkek saglik 1 erkekler özel ürünler 3 esansiyel yağlar. 7 esra tüzün 6 ev yapımı 1 faranjit 1 farmakoloji 1 filizlenmiş bitkiler 1 ganoderma 6 geleneksel tıp 1 gıda takviyeleri 3 ginseng türleri 1 glokom 11 goz cevresi bakimi 1 göğüs büyütücü 1 göz hastalıkları 9 gribal enfeksiyon 8 grip 4 gul ile guzellik 20 hamilelik te bakim 14 hamilelikte beslenme 1 hasan insel 1 hayıt tohumu 1 hazımzıslık 1 hemoroid 99 herbalist adnan yildirim 1 herpes 1 herpes simpleks 1 hindi kuyruğu mantarı 1 hint yağı 1 hiperaktivite 5 homemade remedie 2 hormonlar 1 hsv 1 hububat 4 ibn-i sina 2 ibs 5 idrar yolları enfeksiyonu 3 influnza 1 insülin 1 ipek bitkisi 1 irritabl bağırsak sendromu 6 ishal 1 iştah artırıcı 2 jel bitkiler 1 jelatin 2 kabızlık 18 kadın sağlık kürleri 65 kadin saglik 1 kakule 16 kalca bacak 5 kalın bağırsak 4 kalori hesabi 36 kalp sagligi 1 kan 3 kanser 5 kansizlik 1 kar mantarı 4 karaciğer hastalıkları 1 katran 1 kemik kanseri 2 kemik sağlığı 12 kepek 2 kil 4 kilo almak 52 kilo verin 1 kistik fibrozis 2 koah 5 kolestrol 1 kordiseps mantarı 29 kök bitkiler 3 kuruyemişlerin faydaları 2 lupus 1 lupus tedavisi 1 maitake mantarı 2 mantar 5 meme kanseri 14 menopoz 58 meyve ve sebzeler 21 mide 3 mide-gaz 2 migren 27 mineral vitamin 1 moda aksesuar 13 mutlu evlilik icin 2 nezle 4 obezite 2 omega 3 1 osteaporoz 1 ödem atıcı bitkiler 8 öksrüğe şifalı bitkiler 4 öksürüğün nedenleri 5 öksürük 1 Ölmeyen hekimlerimiz 1 pankreas kanseri 1 performans artırıcı 1 Phallus indusiatus 1 Phellinus linteus 1 Pleurotus Pulmonerus 4 polen 1 Polyporus Umbellatus 1 poria mantarı 6 propolis 5 prostat 1 reçineli bitkiler 6 regl 1 reishi mantarı 1 rezene 7 romatizma 1 sa 2 sabit bitkisel yağlar 1 sabun 49 sac bakimi 5 saç dökülmesi 1 safra 1 safra hastalıkları 1 safra taşı 106 saglikli beslenme 103 saglikli zayiflama 1 sang huang mantarı 2 seboreik dermatit 6 sedef 11 selulit 1 shiitake mantarı 2 sibirya ginsengi 7 sifalı bitki kabukları 12 sifalı bitkiler 319 sifali bitkiler 32 sifali yaglar 2 siğil tedavisi 1 sindirim sorunları 6 sinir stres 2 Sistemik lupus tedavisi 1 sistit 20 sivilce ve akneler 6 siyah noktalar 1 SLE 1 sodyum aljinat 1 sodyum türeri 4 soğuk algınlı 1 sonbahar çiğdemi 7 stres 13 su ile guzellik 1 Suehirotake mantarı 10 süper gıdalar 1 süt çayı 1 şeker 1 şeytan tersi 1 şifalı bitki tozları 72 şifalı bitkiler. şifalı tohumlar 3 şifalı kokular 20 şifalı mantarlar 4 şifalı sebzeler 8 şifalı şerbetler 8 şifalı yemişler 3 tahıl grupları 1 tansiyon 8 temizleme sutleri 2 tenya 15 tıbbi mantarlar 2 tip 1 diyabet 2 tip 2 diyabet 3 tonik ve maskeler 3 troit 1 unfilanza 5 uykusuzluk 2 ülser 2 ülseratif kolit 2 vajinit 7 video 63 vucut bakimi 3 vucut ritmi 4 yara yanık 1 yorgunluk 3 zayıflama haplarının zararları 11 zehirli bitkiler

Yaz sıcaklarında sağlığınızı koruma yolları
Hazırlayan : GÜNAYDIN/ESRA TÜZÜN
Koyu ve sağlıklı bir tene sahip olmak herkesin hayali... Ancak güneşe çıkmadan önce bronzlaşmakla ilgili bilgilerinizi tazelemekte fayda var. Dermatolog Ayfer Aydın, eski güneş kremleriniz yenilemenizi, güneş yanıklarına yoğurt sürmemenizi ve bol bol havuç yemenizi tavsiye ediyor...

Kavun, karpuz ve üzümü birlikte yemeyin
International Hospital İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Soysal, yazın kavun, karpuz, üzüm gibi meyveleri karıştırarak soğuk şekilde tüketmenin, meyvelerin yanında soğuk içecekler içmenin mide ve bağırsak hareketlerini bozarak ishale neden olduğunu söyledi.

Tıpta "gastroenterit" olarak adlandırılan besin zehirlenmesinde ise bulantı, kusma, ishal, karın ağrısı görülüyor. Gastroenteritte, mide ve bağırsak hareketleri bozuluyor, ağızdan alınan yiyeceklerin sindirim sistemini hızlı ve erimemiş terk etmeleri sonucunda ishal ortaya çıkıyor.

Bazı yiyecekleri az miktarda tüketmek sorun oluşturmasa da fazla miktarda yemek ishale neden oluyor. İşte bu yiyeceklerden bazıları: Taze kayısı (kayısı suyu), üzüm (üzüm suyu), erik, kiraz, kavun, karpuz.

Soysal'ın verdiği bilgiye göre elma, armut, şeftaliden birer tane, karpuz kavunda birer ince dilim, erikten 15 adetten fazla tüketmemek gerekiyor. Meyveleri soğuk yememek önemli. Eğer kişide mide hassasiyeti varsa sadece meyvelerin yanı sıra soğuk meşrubat da içiyorsa ishal yapar. Deniz ve havuz suyunun yutulması, mide ve bağırsaklarda tahrişe neden olabilir. Karnı üşütmek diye tabir edilen durumda, vücut terliyken klimaya maruz kalmak nedeniyle ishal ve karın ağrısı oluşur.

İSHALE İYİ GELEN YİYECEKLER

İshal nedeniyle gelen erişkin ve hastalara özellikle 24-48 saat belli yiyecekleri tüketmelerini önerdiklerini belirten Dr. Murat Soysal, ishale iyi gelen yiyecekleri şöyle sıraladı: Muz, şeftali, elma, peynir, zeytin, ekmek, az yağlı makarna, haşlanmış patates, patates püresi, pirinç çorbası. ZAMAN

AİLE SAĞLIK

Ağzınızdaki bakteriler şişmanlatıyor
Amerikalı araştırmacıların yaptığı çalışmada, bazı ağız bakterilerinin insanları daha şişman yaptığı tespit edildi.

Journal of Dental Research isimdi dergide yayınlanan çalışmada, bilimadamları, obeziteyle savaşmanın yeni yollarını buldular. Bunu kanıtlamak isteyen araştırmacılar, aşırı kilolu kadınların tükürüğündeki bakteri popülasyonunu ölçtüler. Vücut kütle endeksi 27-32 arasındaki 313 kadından tükürük örneği toplayan araştırmacılar, DNA prob analizi aracılığıyla bakteri nüfusunu ölçtüler. Bu rakamları dişeti hastalığı çalışmalarına katılan 232 sağlıklı bireyden alınan verilerle karşılaştırdılar.

Bu verilerin analizi sonucunda, tükürüğün bileşimindeki bakterilerin aşırı kilolu kadınlarda değişiklik gösterdiğini tespit ettiler. Bu bakteri türlerinin aşırı kilolu olmanın biyolojik göstergeleri gibi davrandığını belirttiler.

Sağlığınız için yararlı 5 yiyecek
Ziyafet denince aklınıza hangi yiyecekler geliyor? Birçok erkek için, bol biftek, kızarmış patates veya hamur işleri gelir.


Peki ziyafet yemekleri sağlıklı olabilir mi? Foxnews'te yer alan habere göre, şaşırtıcı bir şekilde en sevdiğiniz yiyeceklerin sağlığınız için iyi olabildiği belirtiliyor.

Hamur işi: Yıllardır hamur işleri, kilo aldırdığı gerekçesiyle kötü bir üne sahip. Fakat, hamur işleri gerçekten kalsiyum, potasyum ve lif gibi ürün çeşitliliği sunuyor. Ve bugünlerde tam tahıl ya da karbonhidrat çeşitliliği sunan hamur işleri, her yerde yükselişe başladı.

Ayrıca, pişmiş hamur işi yemeğinizin yanına brokoli, mantar, soğan ya da antioksidan bakımından zengin domates ekleyerek daha sağlıklı bir menü oluşturabilirsiniz.

Biftek: Kırmızı ve işlenmiş et tüketimiyle artan kanser riski ve kardiyovasküler hastalıklar arasındaki ilişki aklınıza gelebilir. Fakat makul ölçüde tüketilen yağsız biftek, sağlığınız için gerçekten faydalı olabilir.

Yağsız et, büyük bir B6, B12 vitamini, selenyum, çinko, potasyum ve diğer birçok gerekli vitamin ve besin kaynağıdır.

Patates: Biftekten oluşan akşam yemeğinizi bir tabak kızarmış patatesle tamamlamak ister misiniz? Bu nişastalı patateslerin, sağlıklı oranda karbonhidrat içerdiğini bilmelisiniz. Ayrıca patateste C vitamini, lif, protein ve gibi gerekli besinler ile bir muzdan daha fazla potasyum var.

Kırmızı biber: Herkesin kırmızı biber için sır bir tarifi var, gurme şeflerinden ev kadınlarına kadar kime sorsanız hepsi kendisine ait en iyi tarifi anlatacaktır. Fakat, rekabet bir yana kırmızı biberin içerdiği sağlıklı maddeler yadsınamaz.

Ayrıca biberler ve kırmızı biberde bulunan kapsaisin maddesi, termojenik bir etkiye sahip. Bu şu anlama geliyor: biberleri yedikten sonra 20 dakika boyunca vücudunuz ekstra kalori yakıyor. Ayrıca, biberi yavaş yavaş yemeniz halinde midenizin dolu olduğu şeklinde bir mesaj beyninize iletiliyor ve böylece aşırı yemek yememiş oluyorsunuz.

Kırmızı biberin rengi, içindeki temel içerik olan ve gerekli vitamin ile besinlerle dolu olan domatesten geliyor. Domates aynı zamanda güçlü bir antioksidan olan, erkeklerde prostat kanseri riskini yüzde 35' e kadar azaltan likopen içeriyor.

Çikolata: Eğer canınız yemekten sonra tatlı çekiyorsa, biraz çikolata yiyebilirsiniz. Flavanol ve antioksidan içeren kakao, kan basıncını düşürerek ve insülin direncini artırarak, kan damarlarındaki hücrelerin fonksiyonunu düzenleyerek ve HDL kolesterolü artırarak kalp sağlığını destekliyor.

Alman araştırmacılara göre, kakao tüketenlerde kalp hastalığından ölüm riski yüzde 50 oranında azalıyor.

Zaman Online

Migrenin evde tedavisinin 11 yolu
Tüm dünyada 240 milyon insan, migrenle boğuşuyor. Bunun büyük çoğunluğunu kadınlar oluşturuyor.

Bu da genellikle kadınların menstrüel döngüsünden kaynaklanıyor. Fakat migreni tetikleyen diğer nedenler arasında ise alkol, hava değişimleri, stres, yemek ve uyku yoksunluğu bulunuyor.
Foxnews'te yer alan habere göre, migren ağrınızı evde tedavi etmenin 11 yolu:
1. Su için: Dehidrasyon baş ağrısının nedenlerinden biri olabilir.
2. Kafein alın: Kafein iki tarafı keskin bir kılıçtır. Başağrısına çare olabilir ve engelleyebilir. Kafein kan damarlarını daraltabilir, ağrıyı azaltabilir. Ancak bazı insanlarda kafein başağrısını tetikleyebilir. Eğer birisi aşırı derecede kafein kullanıyorsa, mevcut başağrısını kötüleştirerek geri tepen başağrısına neden olabilir.
3. Başınızı saç bantıyla sarın: Bu yöntem çok eskilerden beri denenmiştir. Bazı insanlar, bunun işe yaradığını iddia ediyor.
4. Balık yağı: Balık yağı taraftarları yağın iltihabı azalttığını ve şakaklarınızdaki kan damarlarını daraltarak işe yaradığını iddia ediyorlar.
5. Nane yağı: Başınızın ağrıyan kısımları üzerine ovalayarak sürün. Nane yağının migrene iyi geldiğine dair literatür olmamasına rağmen, insanlar migrene iyi geldiğini söylüyor.
6. Zencefil yiyin ya da zencefil kapsülleri için: Hiç kimse bunun nasıl işe yaradığını bilmiyor. Ancak zencefil açıkca mide bulantısını azaltıyor.
7. Magnezyum: Günde 400-600 mg alındığında, magnezyum menstrüelle ilişkili ve aurayla ilişkili migrenlerde etkilidir. Ancak, çok fazla magnezyum içmek ishale neden olabilir.
8. B2 vitamini: Günlük 400 mg alınan B2 vitamini, migren için önleyici rol oynar. Ancak B2 vitamini bazı kişilerde sık idrara çıkma ya da koyu renkli idrara neden olabilir. Bu nedenle dozu iyi düzenlenmeli.
9. Koenzim Q10: Günde 300 mg alınması halinde, başağrısını azaltmada etkilidir. Ancak çok pahalı olabilir.
10. Lapaza çiçeği: En etkili doğal ilaç olan lapaza çiçeği, alt üst olmuş mideyi yatıştırmasının yanında migren ağrısının ve astımın tedavisinde çok etkilidir.
11. Soğuk ya da sıcak kompres: Bu kimsenin niçin iyi geldiğini bilmediği diğer bir çaredir. Fakat, plasebo etkisi yapabilir, hastalarda oyalacı bir etki oluşturur.


Tuz hakkında bilmedikleriniz
Gerçekten ne kadar sodyuma ihtiyacınız var, tuzlu yiyeceklerden nasıl uzak durabilirsiniz, tuz eklemeden yemek hazırlamanın yolları nelerdir?
Mayo Clinic'te yer alan haberde, ne kadar tuz tüketmeniz gerektiği, tuz alışkanlığınızdan kurtulmanın yolları ve tuzun gizlice nasıl vücudunuza girdiği anlatılıyor.
Daha az sodyum tüketmeyi deneyin. Bazı yiyecekler yeterince sodyum içerdiğinde, bir çimdik ya da daha az sodyum bile zararlı olabilir. Beslenmemizde sodyum oranının yaklaşık yüzde 11'i yemeğe eklenen tuzdan ya da pişerken, yemek esnasında yiyeceğe konan çeşnilerden geliyor. Ancak, tuzun yüzde 77'lik gibi büyük bir bölümü mineral içeren hazır ve işlenmiş yiyeceklerin yenmesiyle vücudumuza giriyor. Böylece, yemeğe eklediğiniz sodyum miktarını sınırlasanız da bazı yiyeceklerde zaten fazla miktarda sodyum bulunuyor.
Sodyumun yararları
Vücudunuzun fonksiyonlarını uygun bir şekilde yerine getirebilmesi için biraz sodyuma ihtiyacı vardır. Sodyum, vücudunuzdaki doğru sıvı dengesini sürdürmeye ve sinir impulslarını iletmeye yardımcıdır. Kasların çekilmesini ve gevşemesini etkiler. Böbrekleriniz vücudunuzdaki sodyum miktarının tutulumunu düzenler. Sodyum seviyesi az olunca, böbrekleriniz sodyumu muhafaza ediyor, yüksek olduğunda ise idrardaki fazla miktarı vücuttan çıkarıyor.
Eğer böbrekleriniz sodyumu yeterli düzeyde tasfiye edemezse, sodyum kanınızda birikmeye başlar. Çünkü, sodyum suyu çeker ve tutar, dolaşım kanının total hacmi artar. Artan kan hacmi, damarlardaki basıncı artırarak, kanı damarlara taşıyan kalbinizi zorlar. Konjestif kalp yetmezliği, siroz ve kronik böbrek hastalığı gibi belirli hastalıklar, sodyumun düzenlenmesini engeller.
Bazı insanlar, sodyumun etkilerine karşı diğerlerinden daha hassastır. Bu kişiler, sodyumu daha kolay vücutlarında tutarlar ve bu durum aşırı idrar tutulmasına ve artan kan basıncına neden olur. Eğer siz de bu gruptaysanız, beslenmenizdeki ilave sodyum, kardiyovasküler ve böbrek hastalıklarına öncülük eden yüksek kan basıncı gelişme riskinizi artırır.
Ne kadar sodyuma ihtiyacınız var?
Çeşitli kuruluşlar, günlük sodyum alımı sınırlarıyla ilgili öneriler yayınlıyor. Bunlara göre, sağlıklı bir yetişkinin günde ortama 1,5 � 2,5 gram alması gerekiyor.
50 yaşın üzerindeyseniz, yüksek tansiyon, kronik böbrek hastalığı ya da şeker hastalığı gibi sağlık probleminiz varsa, sodyum alımınıza daha fazla dikkat etmelisiniz. Sonuç olarak, sodyum limiti konusunda sağlıklı bir yetişkin için hedef, önerilen sodyum miktarının en alt seviyesinin tüketilmesidir. Sizin için en iyi sodyum miktarını doktorunuzla konuşarak belirleyebilirsiniz.
3 temel sodyum kaynağı
İşlenmiş ve hazır yemekler: Beslenmenizdeki sodyumun çoğu konserve sebze, hazır çorba, donmuş gıdalar gibi işlenmiş ve hazır yemeklerden kaynaklanıyor. Gıda üreticileri yiyeceklerin tadını geliştirmek için ve konserve yapmak için sodyum ve sodyum içeren diğer bileşenleri kullanıyorlar.
Sodyum içeren çeşniler: Bir tatlı kaşığı sofra tuzu 2 bin 325 mg sodyum içerirken, 1 yemek kaşığı soya sosunda ise yaklaşık 900-1000 mg arasında tuz bulunuyor. Yemek pişerken ya da sofradayken yemeklerinize tuz ya da çeşni ilave etmek, gıdanın tuz oranını artırıyor.
Doğal sodyum kaynakları: Et, kümes hayvanları, süt ürünleri ve sebzeler gibi bazı yiyeceklerde doğal olarak sodyum bulunuyor. Örneğin, bir fincan az yağlı sütte yaklaşık 107 mg sodyum bulunuyor.
Peki yiyeceklerin ne kadar sodyum içerdiğini nasıl anlayabiliriz? Bunun en iyi yolu, yiyeceklerin üzerindeki etiketleri okumaktır. Bu etiketlerde her porsiyonda ne kadar sodyum bulunduğu yazıyor. Şu bileşenlerde de sodyum bulunuyor: Monosodyum glutamat (MSG), karbonat, kabartma tozu, disodyum fosfat, sodyum alginat, sodyum nitrit veya nitrat.
Tuz tüketimini azalkmanın yolları:
- İşlenmiş gıdalar yerine, daha çok taze gıdalar, özellikle sebze ve meyve tüketin.
- Daha az tuzlu olan ürünleri tercih edin.
- Mümkünse tuzu yemek tariflerinizden çıkarn.
- Salata sosları, ketçap, hardal, çeşni gibi bileşenleri sınırlandırın.
- Yemeğinizi tatlandırmak için çeşitli taze ya da kuru otlar, baharatlar ve diğer tat veren şeyler kullanın.

Balıktaki D Vitamini beyni güçlendiriyor
Yeni bir araştırma, uzun süredir "beynin besini" olarak nitelenen balığın, tıpkı sağlıklı koşullarda güneşte kalmak gibi, gerçekten de yaşlı beyinlere iyi geldiğini gösteriyor.

Manchester Üniversitesi'nden bilim insanları, Avrupa'nın çeşitli merkezlerinden meslektaşlarıyla birlikte, yüksek D vitamini düzeylerinin orta ve ileri yaştaki erkeklerde bilişsel işlevlerin artmasıyla ilişkili olduğunu gösterdiler. D vitamini temelde güneş ışığına maruz kalmayı takiben ciltte sentezleniyor ancak yağlı balık gibi belirli gıdalarda da bulunuyor.

Sonuçları Journal of Neurology, Neurosurgery and Psychiatry dergisinde yayımlanan çalışma kapsamında yaşları 40 ile 79 arasında olan 3000'den fazla erkeğin bilişsel performansı karşılaştırıldı.

Araştırmacılar dikkat ve işlem hızlarını ölçmek için uyguladıkları basit ve hassas bir nöropsikolojik testte D vitamini düzeyleri yüksek olan erkeklerin sürekli daha iyi sonuçlar elde ettiğini gördüler.

Manchester Aktarımsal Tıp Okulu'ndan Dr. David Lee, yetişkinlerde D vitamini ve bilişsel performans arasındaki ilişkiyi keşfetmeye çalışan önceki çalışmaların yeterli bulgu sağlamadığını ancak kendilerinin, işlem yapma hızındaki düşüklük ile düşük D vitamini düzeyleri arasında önemli bir bağımsız ilişki gözlemlediklerini belirtiyor.

Dr. Lee, ayrıca, geniş bir denek grubunu kapsaması ve deneklerin stres düzeyleri, testlerin yapıldığı mevsim ve fiziksel etkinlik düzeyleri gibi etmenleri hesaba katmasının araştırmalarını güçlü kılan yönler olduğunu söylüyor.

Dr. Lee,"Biyolojik nedenleri henüz anlaşılamasa da, arttırılan D vitamini alımı ile daha hızlı işlem yapma arasındaki ilişki, ilginç şekilde 60 yaşın üzerindeki erkeklerde daha belirgin" diyor. "D vitamininin beyin üzerinde görünürdeki olumlu etkileri, daha fazla araştırma gerektirmekle birlikte, D vitamininin, yaşlanmayla bilişsel performansta yaşanan düşüşleri en aza indirmede potansiyel yararları olabileceğini gösteriyor."

Kaynak: Bilim ve Teknik

Gıda zehirlenmelerine karşı basit önlemler
Türkiye'de yaz ve kış aylarında, sıkça gıda zehirlenmelerine rastladığını belirten Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. İbrahim Yıldırım, gıda zehirlenmelerinin en önemli nedenlerinin, hijyen şartlarına uyulmaması, yeterince pişirilmemiş et ve zamanında tüketilmeyen yiyecekler olduğunu söyledi.

Yıldırım, yaptığı açıklamada, gıda zehirlenmelerinin büyük bölümünün insan hatasından kaynaklandığını belirterek, ''Gıda değil, cehalet zehirliyor'' dedi.

Bireysel zehirlenmelerle birlikte, sünnet, düğün gibi cemiyetlerde yenen yemeklerden toplu zehirlenmelerin sıklıkla yaşandığına işaret eden Yıldırım, şunları kaydetti:

''Zehirlenme sebebi, insan hatasından kaynaklanıyor. Hijyen şartlarına uyulmaması, pişirme ve saklama, usulüne göre yapılmaması halinde gıda, zehire dönüşebiliyor. Gıda zehirlenmelerinin en önemli nedenleri, hijyene uyulmaması, yeterince pişirilmemiş et ve zamanında tüketilmeyen yiyeceklerdir. Gıda zehirlenmeleri ekonomik kayıpları da beraberinde getiriyor. Basit yöntemlerle zehirlenmenin önüne geçilebilir.

Yeterince ısıl işlem görmeyen etteki bakteriler, rahatlıkla insanlara bulaşır ve zehirlenmeye neden olur. Pişirilen yemekler uygun koşullarda saklanmıyorsa, bakteriler hızla üreyebiliyor. Bu nedenle pişirilen yemek soğutuculara konulmuyorsa, 3-4 saat içinde tüketilmelidir. Ayrıca et pişirirken merkezi sıcaklığın yeterli olması için, ölçüm yapmamız gerekir ve bunun için de termometre kullanılmalıdır. Çünkü et pişirirken sıcaklığın 60 santigrat dereceyi geçmesi gerekir.''

-GIDA ZEHİRLENMELERİ NASIL ÖNLENEBİLİR?-

Yrd. Doç. Dr. Yıldırım, gıdaların saklanması, pişirilmesi, dağıtımı ve tüketiminin usulüne göre yapılması halinde gıda zehirlenmelerinin önüne geçilebileceğini vurgulayarak, süt ve süt ürünleri, tavuk eti, kırmızı et ve deniz ürünlerinin kolay bozulabildiklerini için diğer ürünlerden ayrı tutulması gerektiğini vurguladı. ''Yiyecekleri, dışarıda, açıkta bırakmayın, olabildiğince buzdolabında saklayın'' diyen Yıldırım, ''Sebze ve meyveleri çok iyi yıkayın. Besinleri mümkün olduğunca çabuk ve taze iken tüketin, yemekleri azar azar pişirip saklayın. Buzdolabı ısısını 2-4 derece arasında ayarlayın, alışveriş yaparken açıkta ve beklemiş yiyecekleri almamaya gayret edin'' uyarılarında bulundu.






Zeytinyağı sağlık için faydalı mı?
Akdeniz diyetinde zeytinyağının mümkün oldukça çiğ olarak tüketilmesi isteniyor.

Bu çeşit bir diyetin özellikleri sayılırken en başta ömrün uzatığına dikkat çekiliyor. İşte bilinmeyen yönleri ile zeytinyağı.

CNN'de yer alan haberde, Akdeniz diyetinin temel yağ kaynağı olan sızma zeytinyağı, kalbiniz için birçok açıdan oldukça faydalı. Zeytinyağı ağırlıklı olarak tekli doymamış yağlardan oluşuyor. Margarin, krema, mayonez, peynir ve yağlı etler ya da sağlıksız şekerli yiyecekler yerine tekli doymamış yağ tüketimi, kötü kolesterolün ve kan basıncının düşmesine, iyi kolesterolün yükselmesine yardımcı oluyor.

Ayrıca, zeytinyağında bulunan polifenol denen antioksidan madde, damarların sertleşme sürecini yavaşlatıyor. Bu özelliğinin yanında, araştırmacılar zeytinyağı bakımından zengin olan Akdeniz diyetinin insanları yaşa bağlı bunama, Alzheimer hastalığı ve belirli kanser tiplerine karşı koruduğunu belirtiyorlar. Zeytinyağı bir yağ olabilir ancak sizi şişmanlatmaz. Aksine insanı daha sağlıklı yapıyor, damarlarınızı açıyor ve kalbinizi koruyor.

Zaman Online


Baharatların yapıları aşağıdaki gibi sıralanır.

1. Köklü : Kara turp, kırmızı turp gibi.
2. Gövdeli: Zencefil, tarçın gibi.
3. Yapraklı : Nane, kekik, merzengüş, maydanoz, defne gibi.
4. Soğanlı : Mutfak soğanı, sarmısak gibi.
5. Çiçekli: Karanfil gibi.
6. Meyvei : Kimyon, anason, karabiber, kırmızı biber, vanilya gibi.
7. Tohumlu : Hardal, küçük Hindistan cevizi gibi.

Anason

Haziran-ağustos aylarında, beyaz renkli çiçekler açan, 50-60 cm yüksekliğinde, bir senelik bitkidir. Gövdesi dik, silindir biçiminde, içi boş, çok dallı, tüylü ve üstü çizgilidir. Alt yaprakları uzun saplı, oval veya kalb biçimindedir. Çiçekler bileşik şemsiyelerde toplanmışlardır. Meyveleri armut şeklinde küçük, üzeri tüylü, yeşilimsi sarı renklidir. Başta Ege bölgesi olmak üzere bütün Anadolu’da bahçelerde yetiştirilir. Kültür anasonunun vatanının Anadolu olduğu tahmin edilmektedir. Meyvalarında nişasta, müsilaj, sabit ve uçucu yağ bulunmaktadır. Uçucu yağ miktarları bitkinin cinsine ve yetiştiği yerin şartlarına bağlıdır. Uçucu yağın % 80-90’ı anetoldür. Anetol, zehir etkili fakat bu etkisi çok olmayan bir maddedir. Meyvelerinden su buharı distilasyonu ile elde edilen anason yağı, hemen hemen renksiz ve karakteristik kokuludur. Anason tıpta midevi, bağırsak gazlarının teşekkülünü önleyici, hazmı kolaylaştırıcı ve göğüs yumuşatıcı olarak kullanılır. Ayrıca nefes darlığı, öksürük ve kalb çarpıntısı rahatsızlıklarında da etkilidir. Anason yüksek dozda alındığında baş ağrısı, uyuşukluk, görme zorluğu yapar. Daimi kullananlarda anisizm hastalığına sebeb olur. Bilhassa çocuklara uyku vermede, midede teşekkül eden gazları gidermede çok faydalıdır. Bebekler için bir çay kaşığı tohum bir bardak suya olmak üzere çay olarak hazırlanır. Yemeklerden önce veya süte katılarak bir kaç çay kaşığı verilir. Büyükler % 1-2’lik çayını günde 2-3 bardak alabilir. Kullanılan kısmı, meyvaları ve yapraklarıdır. Meyveleri tamamen olgunlaştıktan sonra toplanır ve gölgede kurutulur

Çörekotu

Haziran-temmuz ayları arasında yeşille karışık açık mâvi renkli çiçekler açan, 20-40 cm boyunda bir senelik, otsu bir bitkidir. Yol kenarları ve bilhassa ekin tarlaları içinde bulunur. Gövde dik ve kısa tüylüdür. Yaprakların alttakileri saplı, üsttekileri sapsızdır. Çiçekler uzun saplı ve tek tektir. Taç yaprakları iki loplu ve bal özü bezleri taşıyan 8 tâne küçük parça hâlindedir. Meyveleri çok tohumlu olup, tohumlar siyah renkli ve oval şekillidir. Güney Avrupa, Balkan memleketleri, Kuzey Afrika, Türkiye ve Hindistan’da yetiştirilmektedir. Bitkinin kullanılan kısımları tohumlarıdır. Tohumları tamâmen olgunlaştıktan sonra toplanır ve güneşte kurutulur. Çörekotu tohumlarında uçucu ve sabit yağ, tanen, şekerler, glikozit bünyeli bir saponin ve alkaloitler bulunmuştur. Tohumları gaz söktürücü, uyarıcı ve idrar söktürücü olarak kullanılmaktadır. Güzel kokusu sebebiyle müshil ilâçlarının içine ilâve edilen iyi bir lezzet ve koku değiştiricidir. Çörekotunun Anadolu’da bulunan ve aynı şekilde kullanılan diğer türleri şunlardır:

Şam çörekotu (Nigella damascena): Yaprakları parçalıdır. Çiçekleri tek ve üst yapraklar tarafından örtülmüş durumdadır. Parlak mâvi çiçeklidir.

Kır çörek otu (Nigella arvensis): 10-30 cm yüksekliğinde mâvi çiçeklidir. Yaprakları sivri parçalıdır. Tohumları kurt düşürücü olarak da kullanılır.

Defne

6-18 m yüksekliğinde, yuvarlak tepeli ve sık dallı bir ağaç veya ağaçtır. Almaşık sapın iki yanında karşılıklı değil de aralıklı olarak bir sağda, bir solda bitmiş yapraklar şeklinde dizilmiş, 7.5-10 cm uzunluğundaki yapraklar oval biçimli, donuk renkli derimsi ve sert kenarları da genellikle dalgalıdır. Bitkinin sarımsı veya yeşilimsi beyaz renkte küçük çiçekleri, olgunlaştığında rengi koyu mora dönen tek tohumlu, etli meyveleri vardır. Bitkinin kullanılan kısmı yaprak ve meyveleridir. Yaprakları uçucu yağ yönünden zengindir. Baharat olarak kullanılır. Defne meyvelerinde de uçucu yağ ve diğer yağlar, acı maddeler bulunur. Meyveleri midevî ve sinir ağrılarına karşı kullanılır. Meyve yapraklarından elde edilen yağ cildi tahriş edici merhemlerin içine konur. Aynı maksat için veteriner hekimlikte de, bundan başka sabun ve şampuanlara koku vermek için de kullanılır.

Hardal

0,2-1,5 m boylarında beyaz veya sarı çiçekli, yıllık otsu bitkilerdir. 10 kadar türü vardır. Türlerinin çoğu Akdeniz çevresi memleketlerinde yetişir. Hardalın beyaz hardal otu, siyah hardal otu, yabanî hardal olmak üzere değişik türleri vardır.

Siyah hardal otu (Sinapis nigra): 1-1,5 m boyunda, bir yıllık sarı çiçekli otsu bir bitkidir. Yaprakları saplıdır. Meyveleri 1-3 cm uzunlukta 2-3 mm genişlikte, sap üzerine yatık, tüysüz, hemen hemen dört köşeli, kısa sivri uçludur. Yassı ve köşeli olan meyvelerinde tohumların bulunduğu yerler şişkindir. Tohumlar kırmızımsı siyah renktedir. Bitkinin Orta Avrupa, Anadolu ve İran’da kültürü yapılır.

Kullanılan kısımları tohumları ve tohumlarından elde edilen yağıdır. Bitkinin yaprakları dökülmeye başladığında meyve salkımları toplanır. Bunlar 15 gün kadar gölgede kurutulduktan sonra tohumları alınır. Hardal tohumlarında müsilaj, yağ, sinapin, sinigrin isimli glikozit ve mirozinaz fermenti vardır. Çok eskiden beri tıpta kullanılmaktadır. Dâhilen hardal tohumu unu az dozlarda midevî, yatıştırıcı ve tarçınla karıştırılırsa iyi bir iştah açıcıdır. Hâricen yakı, lapa veya banyo hâlinde romatizma ve bronşitte mevzii tahriş yapmak için kullanılır. Hardal yağı cildi tahriş eder, onun için sürüldüğü yer kızarır. Hafif antiseptiktir. Dumanı öksürük ve gözyaşı getirir. En fazla baharat olarak kullanılır. Deriyi tahriş edip, kızarttığından iç organlardaki kanı dışarıya toplar. Zehirlenmelerde kusturucu etkisinden faydalanılır. Hardal yakıları bir saatten fazla tutulmamalıdır. Aksi halde yılancığa benzer büyük şişler meydana gelir. Yakılar ılık suda ısıtılır. Sıcak su fermentleri tahrip eder. Hardal yakısı, hardal tozunun kâğıt üzerine yapıştırılması suretiyle elde olunur. Kullanılacağı zaman ılık suda ıslatılarak hardallı tarafı deriye gelecek şekilde kullanılır.

Beyaz hardal otu (Sinapis alba): Beyaz çiçekli hardal otudur. Vatanı Akdeniz çevresi memleketleridir. Orta Avrupa ve Kuzey Amerika’da da kültürü yapılır. Önemli bir yağ bitkisidir.

Beyaz hardal otunun sarı-kırmızı veya beyaz renkteki olgun tohumlarından hardal yağı elde edilir. Kullanılışı siyah hardal otu ile aynıdır.

Yabani hardal (Sinapis arvensis): 20-60 cm yüksekliğinde, memleketimizde tarla ve nadaslarda, yol kenarlarında yetişen bir tarla otudur.

Hindistancevizi

Srilanka, Malezya ve Afrika ülkelerinde yetiştirilir. Baharat olarak kullanılan, bilinen Hindistancevizi meyvesinden farklıdır. Küçük hindistancevizi olarak anılır fakat tamâmen farklı olan bir bitkidir. Tropik bölgelerde (Moluk Adaları) yetişir. Yaz ve kış yeşil olur. 10 m yüksekliğindedir. Avrupalılar buna muskatcevizi de derler. Çünkü Avrupa’ya eskiden Arabistan limanlarından Muskat’tan gönderilirdi. Tohumları tıpta kullanılır. Meyveleri kapsül biçimdedir. Her kapsül irice bir tohum ihtivâ eder. Tohumun içinde “arillus” denilen ağsı bir örtü vardır. Tohumları ve etli olan aril denilen kısmı kullanılır. Tohumları miristisin, uçucu yağ, nişasta ihtivâ eder. Aromatik kokusundan dolayı bâzı ilaçların bileşimine girer. Sindirim kolaylaştırıcı ve gaz söktürücü etkisi vardır. Bu sebeple bilhassa küçük çocuklara verilir. Etli kısmı da aromatik kokuludur. Yüksek dozları zehirlidir. Türkiye'de yılda 1500 ton civarında tüketilir. Tatlı ve pastacılarda yoğun olarak kullanılır.

Karabiber

Hindistan, Brezilya, Singapur, Malezya, endonozya ve Vietnamda yetiştiriliyor. Adana ciarında deneme üretimleri yapıldı, fakat başarılı sonuç alınamadı. Ülkemizin iklimi Karabiber yetiştirilmesini müsait değil. Karabiberin, Salvak, Malabar ve Beyaz Karabiber olmak üzere üç çeşidi var. Bunlardan Salavak, biraz çekildiği zaman esmer, Malabar açık giri ve Beyaz Karabiber ise süt beyazı renginde oluyor. Karabiber, başta kebap ve köfteler olmak üzere, birçok yemekte kullanılıyor. Karabiberin ülkemizdeki yıllık tüketimi 3 bin ton civarında.

Karanfil

10-20 m yüksekliğinde, yaprak dökmeyen ağaçlardan elde edilir. Vatanı, tropik Asya (Moluk Adaları, Zengîbar) dır. Karanfil bildiğimiz süs karanfil çiçeğinden farklıdır. Yaz kış yeşil kalan yaprakları, meşin gibi serttir. Çiçekleri pembedir ve kiraz çiçekleri gibi demet hâlinde bulunurlar. Bu çiçeklerin kurutulmuş tomurcukları “karanfil” adını alır. Kurutulmuş tomurcuklar, 10 mm boyunda, çiviye benzer şekilde, ovaryumu hafif dört köşeli, dört taç ve çanak yaprağından meydana gelmiş olup, kırmızı-kahverenklidir. Çiçek sapları da karanfil adıyla satılmakta ise de ikinci kalite ürün sayılmaktadır. Karanfile koku ve lezzetini veren “eugenol” adındaki bir uçucu yağdır. Kurutulmuş tomurcuklar ezilip subuharı distilasyonuna tâbi tutulursa % 14-20 kadar karanfil esansı denilen uçucu yağ elde edilir. Bu uçucu yağda % 80-90 kadar eugenol ve %3 kadar da asetil eugenol bulunur. Eugenol, hoş kokulu, kuvvetli antiseptik ve analjezik bir maddedir. Karanfil çok eski çağlardan beri baharat olarak kullanılmaktadır. Eskiden saraylarda konuşacak kimseler, nefesleri güzel koksun diye karanfil kullanırlardı. Tıpta, diş hekimliğinde, diş tedâvisinde ağrı kesici ve antiseptik olarak kullanılır. Gaz söktürücü bir etkisi de vardır. Diş macunlarının terkibine girer. Pasta ve şekercilikte, parfümeride ve sabun sanâyiinde kullanılır. Ayrıca eugenol vanilin eldesinde kullanılan başlıca maddelerden biridir. Bugün karanfilin en çok yetiştirildiği ve ihraç edildiği ülkelerin başında Zengibar ve Madagaskar gelir.

Kekik

Mayıs-eylül ayları arasında çiçek açan çok yıllık, çok dallı, odunsu ve küçük çalımsı bir bitkidir. Yol kenarlarında kurak bölgelerde, bilhassa dağlık yerlerde çok rastlanır. Tabanda odunlaşmış bir gövdesi, ince dört köşeli ve kırmızımsı renkli dalları vardır. Yaprakları 1 cm kadar uzunlukta, oval, sapsız veya kısa saplıdır. Yapraklarda, uçucu yağ depo eden salgı tüyleri bulunur. Çiçekler küçük, iki veya çok çiçekli pembemsi, mor-beyaz veya kırmızı renklerde, dalların uçlarında küresel durumlar teşkil ederler. Çanak ve taç yaprakları tüpsü ve lopludur. Anadolu’da oldukça yayılmış olup, birçok varyeteleri de vardır. Memleketimizde 37 kekik türü bulunmaktadır. Halk arasında kekiğe benzeyen mercan köşk veya merzengüş (origanum) türleri; İstanbul kekiği, İzmir kekiği gibi adlarla kekik yerine kullanılmaktadır. Kekiğin sarımsı renkte bir uçucu yağı vardır. Bu yağda önemli olan ve kokusunu veren thymol bulunur. Kekik, çay hâlinde mide ağrılarına karşı, dolaşım uyarıcısı, baharat olarak ve idrar söktürücü olarak kullanılır. Thymol az dozlarda midevî, balgam söktürücü, sinir kuvvetlendirici ve boğaz ağrılarına karşı kullanılır. Yüksek dozlarda ise antiseptik ve kurt düşürücü olarak verilir.

Kimyon

Konya ve Polatlı'da yetiştirilir. Konya'da yetiştirilen, sarımtırak bir renge sahiptir. Çekildiği zaman Polatlı cinsi hafif esmer olur. Sucuk ve köfte yapımında kullanılır. Aromatik yapısı sebebiyle, kıyma ile yapılan yemeklerde tercih edilen bir baharattır.

Kırmızı Pul Biber

Güneydoğu illerinde, en çok Gaziantep ve ıslahiye'de üretiliyor. Biberin yüzde 60'ı Islahiye'de üretilir. Fakat buna Maraş biberi denir. Kırmızı Biber, kurutulup, taş değirmende kalın bir şekilde öğütülür. Yıllık 10 bin ton tüketiliyor.

Köfte Baharı

Bu baharat, değişik baharatların belirli ölçülerde karıştırılıp eöğütülmesinden elde edilen bir karışım. Ana maddesi kişniş. Karabiber, Tatlı Kırmızı Biber, az miktarda Karanfil, Defne yaprağı ve Kekik'ten oluşuyor.

Susam

Bir metre boyunda, yağ veren bir yıllık otsu bir bitkidir. Başlıca Hindistan, Çin ve Sudan’da yetişir. Bitkinin alt yaprakları karşılıklı ve loblu, üst yapraklar tam ve mızrak şeklindedir. Çiçekler beyaz veya pembe olup, yaprakların koltuğunda salkım durumunda toplanmışlardır. Meyveleri 2-3 cm boyunda, uzun, prizmatik ve çok tohumlu bir kapsüldür. Susam, sıcağı çok sever. Isı miktarı fazla olan yerlerde tohum verimi ve yağ oranı artar. Orta derecede ağır ve humuslu topraklarda iyi yetişir. Tohumlarından % 50 civârında yağ elde edilir. Yağı hemen hemen kokusuz ve soluk renklidir. Yemek yağı olarak kullanılır. Tedâvide müshil etkilidir. Kabukları soyulmuş susam tohumlarının ezilmesiyle tahin elde edilir. Bu da tahin helvası yapımında kullanılır. Ayrıca susam tohumları simit ve pastaların üzerine konur.

Sumak

Güneydoğu Anadolu'da yetişen, çalı gurubundan, bodur bir ağacın yapraklarının kurutulup toz haline getirilmesiyle elde edilir. Yaprakları tanen, şekerler ve sarı renkli boya maddeleri taşırlar. Kabız edici, kan kesici, antiseptik etkili olup, ayrıca yünlü kumaşların boyanmasında kullanılır. Boğaz ve diş etleri hastalıklarında da gargara hâlinde kullanılır. Sumağın, sarı çiçeklerinin taç yaprakları ve meyvelerinde oldukça keskin ekşi bir lezzet vardır. Güneydoğu'ya has "ezme" ve çeşitli yörelerde yapılan mantı ile birlikte yenilir.

Tarçın

Vatanı Güney ve Güneydoğu Asya olan, yaprak dökmeyen aromatik kokulu ağaçtan elde edilir. Önemli olan iki tür tarçın en çok kullanılmaktadır.

Çin tarçını (Cinnamamum cassia): Güneydoğu Çin’de yetiştirilen bir türdür. 10-12 m yüksekliğinde kışın yapraklarını dökmeyen bir ağaçtır. Esas ağacın kurutulmuş kabukları kullanılır. Kabukların dış kısmında mantar tabakası bulunur ve grimsi renklidir. Kokusu kuvvetli ve özel, tadı tatlımsı ve yakıcıdır. Tanen ve uçucu yağ taşır. Baharat olarak kullanılır. Meyveleri de baharatlı lezzetli ve tarçın kokuludur Tarçın yerine kullanılır.

Seylan tarçını(Cinnamomum seylanicum): Kışın yapraklarını dökmeyen küçük bir ağaçtır. Hindistan ve Doğu Hint Adalarında yetişir. Kabukları kahverenkli, boru şeklinde iç içe geçmiş ve mantar tabakası yoktur. Özel kokulu ve tatlımsı baharlı, lezzetlidir. Tanen ve uçucu yağ taşır. Kabız, gaz söktürücü ve antiseptik etkisi vardır. Baharat ve koku verici olarak kullanılır.

Tarçın esansı: Seylan tarçınının kabuklarından elde edilen bir uçucu yağdır. Kuvvetli tarçın kokuludur. Gıdâ ve parfümeri sanâyinde koku verici olarak kullanılır.

Tatlı Toz Biber

Hiç acısı olmayanı, Geyve'de, Osmangazi civarında üretiliyor. Tatlı Kırmızı Biberi'in kurutulup öğütülmesiyle elde ediliyor. Ayrıca, acı olan cinsi ise Karacabiy, Kemalpaşa ve İnegöl'de yetiştiriliyor.

Vanilya

Birçok tropikal ülkelerde yetiştirilen, tırmanıcı gövdeli bitkilerdir. Vatanı Meksika, Madagaskar, Java ve Antillerdir. Bitkinin yaprakları sapsız, yassı ve etlidir. Meyveleri 15-20 cm uzunlukta, yassı, iki uca doğru incelmiş, parlak siyahımsı renkli bir kapsüldür. Kokusu özel ve tadı acıdır. Yeşilken toplanıp, sonra suda haşlandıktan sonra kurutulan meyveleri kullanılır. Özel kokulu vanilin maddesi ancak fermentatif bir kurutma sonucunda meydana gelmektedir. Vanilin meyveden glikosit ile bağlı durumdadır. Ancak böyle bir kurutma esnâsındaki mayalanma ile serbest hâle geçmektedir. Mîde ve sinir sistemini uyarıcı etkilere sâhiptir. Koku verici olarak gıdâ sanâyiinde kullanılmaktadır.

Yenibahar

Batı'da "Jameika Biberi" olarak da bilinir. Başta Jameika olnak üzere, Maksika ve Malezya'da yetiştirilen Yenibahar, "Pimento Officinalis" adlı bitkinin, olgunlaşmamış meyvelerinden elde edilir. Özellikle köftelerde kullanılıyor. Yılda 500 ton tüketiliyor.

Zencefil

100 cm boyunda kamış görünüşünde çok yıllık otsu bir bitkidir. Yapraklar mızrak şeklinde sivri uçlu ve tarçın kokuludur. Çiçekler sarı renkli ve çoğu bir arada bulunurlar. Zencefilin vatanı Güney Asya olmakla berâber Hindistan, Batı Afrika gibi birçok tropik bölgelerde ekimi yapılır. Memleketimizde ancak seralarda yetiştirilir. Nemli iklimi ve sulak yerleri sever. Bitkinin kökleri nişasta, reçine ve uçucu yağlar taşır. Kökler yassı ve grimsi renklidir. Kuvvetli kokulu ve biraz acımsı lezzetlidir. Baharat olarak kullanılır. Zencefil yağının hazmı kolaylaştırıcı tesiri vardır. Ayrıca yatıştırıcı ve gaz söktürücü etkiye sâhiptir.






A Vitamini
- Cildin, saçların, tırnakların, diş etlerinin, dişlerin ve kemiklerin sağlıklı kalmalarını sağlar.
- Enfeksiyona karşı direnci artırır; Gece görmemizi kolaylaştırır ve göz yorgunluğunu azaltabilir.
- Bazı kanser türlerine karşı koruyucu etkisi olabilir.
Gece körlüğü, gözde kuruma, deri kuruluğu, hastalıklara karşı dayanıklılığın azalması. Çocuklarda dişlerin biçimsiz ve sağlıksız gelişmesine; gelişmenin yavaşlamasına neden olabilir. Yüksek Risk Grubu : Alkolikler, sigara içenler, gençler, hazımsızlık veya karaciğer rahatsızlıkları olan kişiler. Baş ağrısı, yorgunluk, düzensiz adet görme, ishal, eklem ve kemik ağrıları, kuru-çatlak deri, iştahsızlık, saç kaybı, kaşıntı. ( Hamilelik döneminde çok fazla alınması bebek için sakıncalıdır). Ciğer, havuç (pişmemiş), ıspanak (pişmiş), kuru kayısı, brokoli, şeftali, kıvırcık salata, yumurta, yağsız süt, portakal
Beta Karoten *Antioksidan
D Vitamini
Kalsiyumun sindirilmesi için gereklidir, kulakların içindeki küçük kemikler dahil olmak üzere tüm kemikler ve dişler için elzemdir. Çocuklarda raşitizm; Osteomalasia (kemik yumuşaması); Osteoporoz; yaşlılıkta duyma zorlukları. Kalsiyum birikmesi (Özellikle kalp ve karaciğerde), kırılgan hassas kemikler, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, ishal, uykusuzluk, iştahsızlık, baş ağrıları. Sardalya, somon (taze), karides, süt (D vitamini eklenmiş), yumurta sarısı.
E Vitamini
Kırmızı kan hücreleri, kaslar ve diğer dokular için gereklidir. Antioksidan özelliği sayesinde hücrelerin ve dokuların korunması, hava kirliliğinden dolayı akciğerde ve ağızda oluşan olumsuz etkinin azaltılması, henüz kanıtlanmamış olmasına rağmen yüksek olasılıkla kanseri ve erken yaşlılığı önlemedeki faydaları sıralanabilir. İnsanlarda henüz kesin olarak bilinmiyor. İnsanlarda henüz kesin bilinmiyor. Ancak, yağda eriyen vitamin olduğu için aşırı dozlarda alınmamalı. Ay çiçek yağı (genel olarak bitkisel yağlarda bol bulunur), ıspanak, brokoli, kırmızı et.
Suda Eriyen Vitaminler ***Tiamin (B1 Vitamini)
- Tüm hücrelerde, sinir ve sindirim sisteminde
- Yiyeceklerin enerjiye dönüştürülmesinde gereklidir.
- İştah artırmada yardımcı olabilir.
- Sinir ve sindirim sistemi bozuklukları
- İştah azalması
- Yorgunluk
- Kilo kaybı
- Mide bulantısı
- Adale ağrıları
- Aşırı eksikliğinde beriberi hastalığı.
Herhangi bir B grubu vitamininin gereğinden fazla alınması, diğer B vitaminlerinin alımını olumsuz etkileyebilir. Buğday tohumu, ciğer, yer fıstığı, bezelye, kuru üzüm, portakal, kuru fasulye, nohut (pişmiş), karnabahar, yağsız süt.
Riboflavin (B2 Vitamini)
- Yiyeceklerin enerjiye dönüştürülmesinde gereklidir.
- Deride kuruluk ve çatlaklık (ağız ve burun kenarları)
- Görmede sorunlar
- Işığa karşı duyarlılık
- yeme ve yutmada zorluk.
B1 ve B6'nın emilmesini engelleyebilir. Ciğer, yağsız süt, yağsız yoğurt, tavuk, brokoli, ıspanak.
Niasin
- Yiyecekleri enerjiye dönüştüren enzimler için gereklidir.
- İştahı artırır, hazmı kolaylaştırır.
- Sinir sisteminin düzenli çalışmasını destekler.
- Çok yüksek dozda alınması kolesterolün düşmesine yardımcı olabilir (ancak yan etkileri de olabilir).
- İshal
- Ağızda yaralar
- Aşırı eksikliğinde Pellegra.
- Ülser
- Karaciğer fonksiyonlarını bozabilir
- Yüksek kan şekeri ve ürik asit
- kalp atışlarını bozabilir.
Tavuk, somon, yer fıstığı, bezelye, patates.
B6 Vitamini
- Yiyecekleri vücudun kullanacağı moleküler şekle dönüştürmede gereklidir.
- Depresyon
- Ağız kenarlarında yaralar
- Kaşıntılı deri odakları.
Muz, avokado, köfte, tavuk, balık, patates, ıspanak, bezelye, ceviz.
B12 Vitamini
Kırmızı kan hücrelerinin oluşumuna yardımcı olur. Kan ve sinir sisteminde hasar (yüksek risk grubu vejetaryenler özellikle süt, yoğurt, peynir veya yumurta yemeyenler ve yalılardır). Ender olarak bebeklerde görülür.
Ciğer, kırmızı et, ton balığı, yoğurt, yağsız süt, yumurta, tavuk.
Folik Asit
Kırmızı kan hücrelerinin oluşumuna yardımcı olur. Anemi hücre bölünmesinde sorunlar Diş etlerinde kanama (yüksek risk grubu alkolikler ve hamile kadınlardır). Aşırı doz çinko emilimini engelleyebilir. Ciğer, ıspanak (pişmemiş), ıspanak (pişmiş), portakal suyu, greyfurt suyu, kıvırcık salata, göbek salata, brokoli (pişmiş), muz, kepek ekmeği.
Biotin
- Glikoz metabolizmasında
- Bazı yağ asitlerinin oluşumunda.
- Deride dökülme
- Kas ağrısı
- Yorgunluk
- İştahsızlık (bu belirtiler çok ender görülür).
Gereğinden fazla alınması, diğer B vitaminlerinin alımını olumsuz etkileyebilir. Ciğer, yulaf (pişmiş), soya fasulyesi, yumurta, süt, tavuk, mantar, muz.
C Vitamini
- Kan damarlarının kuvvetli olmasında
- Kolajen sentezinde görev alır
- Steroid hormonlarının sentezinde (yara ve iltihaplanmaya karşı etkilidir)
- Enfeksiyonlardan ve soğuk algınlıklarından korur
- Diş etlerinin sağlıklı kalmasında
- Demirin vücutta daha elverişli kullanılmasında etkilidir.
- Diş etlerinin kanaması
- Yorgunluk
- İştah azalması
- Yaraların iyileşmesinde gecikme
- Deride kuruluk ve çatlaklık
- Eklemlerde şişmeler.
- Oksalat ve ürat taşlarının oluşumu
- İshal.
Portakal suyu, yeşil biber, portakal, çilek, brokoli, greyfurt, domates, lahana, bezelye.



Yayınlanan bilgilere ait bitkiler, Doktor tavsiyesi olmadan kullanılmaz.. İlaç değillerdir.

Vanilya

(vanilia planifolia)

Salepgiller familyasından; tropikal bölgelerde yetiştirilen, tırmanıcı gövdeli bir bitkidir. Yaprakları sapsız, yassı etlidir. Meyvesi 15-20 cm boyundadır. Kullanılan kısmı henüz yeşilken toplanan ve sırasıyla kuru ve nemli yerlerde bırakılarak kurutulan, olgunlaşmamış meyveleridir. Kendine mahsus bir kokusu vardır.

Faydası : Vücudu kuvvetlendirir. Ateşi düşürür. Cinsel gücü artırır. Sinir bozukluğunu giderir. Hazmı kolaylaştırır. Bronşları temizler ve öksürük söktürür. Ruhi bunalımı geçirir.

Vişne

(ekşi kiraz)

Gülgiller familyasından; Nisan-Mayıs aylarında beyaz renkli çiçekler açan, 2-9 metre boyunda bir ağaç ve meyvesidir. Yaprakları parlak, tüysüz ve kısa saplıdır. Meyve; açık veya koyu kırmızı renkli ve ekşi lezzetlidir. Meyvesinde şeker, elma ve limon asidi, A ve C vitamini vardır. Ev ilaçlarında; gövde kabukları, meyvesi ve meyve sapları kullanılır.

Faydası : İshali keser, ateşi düşürür. İdrar söktürür. Vücuda rahatlık verir

Y

Yabani enginar (kengel,kenger)

Bileşikgiller familyasından; 2 metre kadar boyunda, çok yıllık bir bitkidir. Yapraklarının ucu sivri diken şeklindedir. Ev ilaçlarında; kökü ve yaprakları kullanılır.

Faydası : Mideyi kuvvetlendirir. Sinirleri güçlendirir. Bağırsak solucanlarını düşürür. Diş ağrılarını giderir. Dişeti iltihaplarını giderir. Hazımsızlığı giderir.

Yabani gül

(köpekgülü)

Gülgiller familyasından; 2-3 metre boyunda bir ağaçcıktır. Yaprakları 5-7 parçalıdır. Çiçekleri pembe veya beyazdır. Olgun meyvelerine kuşburnu denir. İçeriğinde şekerler, organik asitler ve C vitamini vardır.

Faydası : Kuşburnu denilen meyvesi idrar söktürür. İshali keser. Basur memelerine faydalıdır.

Yaban mersini (ayıüzümü)

Fundagiller familyasından; 20-50 cm boyunda çok dallı, odunsu bir bitkidir. Karadeniz bölgesinin dağlarında çok miktarda bulunur. Meyvelerinde; organik asitler, şekerler, pektin, tanen ve mirtilin denilen bir boya maddesi ile A ve C vitaminleri vardır. Yaprakları ve meyveleri kullanılır.

Faydası : Yaprakları şeker hastalığında faydalıdır. Meyvesi dizanteride etkilidir. İshali keser.

Yaban yasemini

(sofur)

Patlıcangiller familyasından; yurdumuzun hemen hemen her bölgesinde rastlanan, 1-2 m boyunda, çok yıllık, fena kokulu bir bitkidir. Haziran-Eylül ayları arasında mor renkli çiçekler açar. Gövdesi sarılıcıdır. Meyvesi sarımsı-kırmızıdır. Dallarında dulcamarin vardır. Meyveleri; solanın ve solasein taşır.

Faydası : Deri hastalıklarında kan temizleyici, hafif uyuşturucu ve romatizma ağrılarını giderici olarak kullanılır. Şehveti keser. Salgıları azaltır.

Yakıotu

(meragülü)

Küpeçiçeğigiller familyasından; nemli yerlerde yetişen, çoğunlukla çok yıllık, ender olarak 1-2 yıllık bir bitkidir. Çiçekleri pembe veya kırmızı renklidir. Meyvesi uzun bir kapsül şeklindedir. Yurdumuzda 21 türü vardır. Bitkide tanen yağı, müsilaj ve benzerleri vardır. Ev ilaçlarında; epilobium angustifolium, kıllı yakıotu, dağ yakıotu ve bataklık yakıotu kullanılır.

Faydası : Kabız ve yumuşatıcı olarak kullanılır. Yaprakları yaraların üzerine konulursa, şişkinlik ve iltihapları dağıtır. İdrar söktürür. Vücutta biriken zehirli maddelerin dışarıya atılmasını sağlar.

Yapışkanotu (duvarfesleğeni)

Isırgangiller familyasından; ılıman bölgelerde yetişen, çok yıllık bir bitkidir. Genellikle duvarların üzerlerinde ve diplerinde bulunur. Yaprakları almaşık ve tam kenarlıdır. Çiçekleri küçük kümeler halindedir.

Faydası : İdrar söktürür. Kansızlığı giderir. Dizanteride faydalıdır. Göğsü yumuşatır. Rahatlık verir. Şeker hastalığında faydalıdır.

Yasemin

(yasemen)

Zeytingiller familyasından; kışın yaprak döken veya her zaman yeşil olan bir çalı veya sarılıcı odunsu bir bitkidir. Genç sürgünleri yeşildir. Çiçekleri salkım durumundadır. 200 kadar türü vardır. Sarı çiçekli yasemin, hakiki yasemin yurdumuzda yetişir. Tıbbi yasemin, beyaz çiçekli ve güzel kokuludur.

Faydası : Romatizma, nikris ve mafsal ağrılarını giderir. Ateş düşürür. Kabızlığı giderir.

Yavşanotu

(avrupa çayı)

Sıracagiller familyasından; çiçekleri mavi veya beyaz renkte olan bir bitkidir. Yuvarlak saplıdır. Duvar çatlaklarında yetişir. Taze iken kokusuzdur. Kuruduktan sonra güzel kokar.

Faydası : Hazmı kolaylaştırır. Baş ve kulunç ağrılarını keser. Çay gibi içilir.

Yenibahar

(pimenta)

Mersingiller familyasından; Amerika'nın tropikal bölgelerinde doğal olarak yetişen ve baharat elde edilen bir bitkidir. Her tarafı kokuludur. Kokusu ve tadı; tarçın, karanfil, karabiber ve hindistancevizininkine benzer. Baharat olarak kullanılır.

Faydası : Damar sertliğini önler. Hazmı kolaylaştırır. Mide ve bağırsak gazlarını giderir. Unutkanlığı giderir. Vücudun direncini artırır.

Yerelması

(helianthus tuberosus)

Bileşikgiller familyasından; basit yapraklı, yüksek, çok yıllık otsu bir bitkidir. Toprak altındaki yumruları inulin bakımından zengindir. Yumruları kullanılır.

Faydası : Şeker hastaları için faydalıdır. Besleyicidir. Vücudun direncini artırır. Kabızlığı giderir. Anne sütünü artırır. Bol idrar söktürür. Böbreklerin ve pankreasın düzenli çalışmasını sağlar. Basur memelerine faydalıdır. Romatizma, nikris ve mafsal ağrılarında şikayetleri azaltır. Cildin güzel olmasını sağlar.

Yılanyastığı

(danaayağı)

Yılanyastığıgiller familyasından; yaprakları büyük ve koyu kırmızı olan mide bulandırıcı bir koku salan, büyük yumrulu bir bitkidir. İstanbul çevresinde, Ege ve Akdeniz Bölgesinde yetişir.

Faydası : Ateşi düşürür. Terletir, vücuda rahatlık verir. Sinirleri uyarır.

Yonca

(kelekotu)

Baklagiller familyasından; bir bitki cinsidir. Birçok türü vardır. Kokulu yonca yurdumuzda yetişen 30-100 cm boyunda, iki yıllık otsu bir bitkidir. Gövdesi silindir biçiminde, tüysüz açık yeşil renkli, boyuna çizgili ve çok dallıdır. Yaprakları saplıdır. Çiçekleri sarı renkli ve güzel kokuludur. Dalların ucunda dik salkımlar halindedirler. Çiçekli ve yapraklı dalları; kumarin, melilotik ve kumarik asitler ve uçucu bir yağ taşır.

Faydası : Romatizma ağrılarını giderir. İshali keser. Midenin düzenli çalışmasını sağlar. Sinirleri yatıştırır. Baş ağrılarını dindirir.

Yosun

(moss)

Çiçeksiz bitkilerin; suların yüzünde veya diplerinde bulunan bir şubesidir.

Faydası : Sürüldüğü yerleri zayıflatır. Haşlanması bağırsak kurtlarını döker. Saçlar yıkanırsa kuvvetlendirir.

Yulaf

(alef)

Buğdaygiller familyasından; daha ziyade hayvan olarak yetiştirilen otsu bir bitkidir. Nişasta bakımından zengindir.

Faydası : Çocukların hazım güçlüklerini giderir. Bedeni ve ruhi yorgunlukları giderir. İdrar söktürür. Vücuda rahatlık verir. Kandaki şeker miktarını düşürür. İktidarsızlığı giderir. Guatrı önler. Mide ve bağırsak bozukluklarını giderir.

Yüksükotu

(digitalis)

Sıracagiller familyasından; Avrupa, Batı Asya ve Akdeniz bölgesinde yetişen, iki veya çok yıllık otsu bir bitkidir. Yaprakları rozet şeklindedir. Çiçekleri dik ve uzun olup salkım şeklindedir. 40 kadar türü vardır. Yurdumuzda 10 türü yetişir. İçeriğinde kardiyotonik (kalbi kuvvetlendirici) glikozitler taşır. Zehirlidir. Ev ilaçlarında çok dikkatli kullanılması ve tavsiye edilen miktarın aşılmaması gerekir.

Faydası : Kalp ilaçlarında kullanılır. Nabız atışını azaltır. Kan dolaşımını yavaşlatır.

Z

Zambak

(zanbak - iris)

Zambakgiller familyasından; soğanı pullu, dik gövdeli, güzel ve iri çiçekli bir bitkidir. 50 kadar türü vardır. Beyaz zambak 1 metre kadar boylanabilir. Çiçekleri beyazdır. Kırmızı zambak yüksek dağlarda bulunur. Trabzon zambağı Doğu Karadeniz bölgesinde yetişir. Ev ilaçlarında beyaz zambak kullanılır.

Faydası : Vücut ağrılarını dindirir. Diş ağrılarını ve iltihaplarını giderir. Şişlikleri indirir.

Zencefil

(zencebil)

Zencefilgiller familyasından anayurdu Hindistan ve Malezya olan etli rizomlu bitkidir. Baharat olarak kullanılır. Tıbbi zencefilin tropik ülkelerde kültürü yapılır.

Faydası : İştah açar. Mide ve bağırsaklardaki gazı söktürür. Kusmayı önler. İshali keser. Bağırsak bozukluklarını giderir. Soğuk algınlığında çabuk iyileşmeyi sağlar. Bedeni ve zihni gücü artırır. Cinsel istekleri kamçılar.

Zerdeçal

(zerdeçap)

Zencefilgiller familyasından; anavatanı Doğu Hindistan olan çok yıllık bir bitkidir. Yaprakları sivri uçlu, çiçekleri sarı renktedir. Safranı andıran boyalı bir madde çıkarılır. Baharat olarak kullanılır.

Faydası : Sinirleri uyarır. Vücutta biriken zehirli maddeleri atar. Nekahat devresini kısaltır. Verem gibi hastalıklarda faydalıdır.

Zeytin

(zeytun)

Zeytingiller familyasından; Akdeniz havzasında, makilerde yabani olarak yetişen, fakat bütün Akdeniz bölgelerinde yetiştirilen, yaprak dökmeyen, eğri, büyük gövdeli, sık dallı, 5-20 m yüksekliğinde uzun ömürlü bir ağaçtır. Yaprakları yeşil renkli olup, derimsi ve karşılıklı dizilişlidir. Çiçekleri beyazımsı sarı renkli olup, salkım durumundadır. Meyve önceleri yeşil, olgunlaştığı zaman parlak siyah renklidir. Meyvelerinde zeytinyağı çıkarılır.

Zeytinyağının içeriğinde olein, palmitrik, steraik ve linolik asitlerin gliseritleri, hidrokarbonlar ve E vitamini vardır. Ev ilaçlarında zeytin tanesi, yaprakları, kabukları ve yağı kullanılır.

Faydası : Zeytinyağı, safrayı artırır. Karaciğeri çalıştırır. Karaciğer ağrılarını keser. Sarılıkta faydalıdır. Eczacılıkta, bazı ilaçları hazırlamakta kullanılır.

Yaprakları ve kabukları, yüksek tansiyonu düşürür. Kandaki şeker miktarını düşürür. Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardımcı olur. Taneleri de besleyicidir




İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.