2014

1 0-2 Yaş arası 1 2-6 yaş arası 4 6-12 yaş arası sağlık 1 ADHD 1 adnan yıldırım nasıl zayıfladı 1 afrika bitkileri 11 afrodizyaklar 1 Agaricus Bisporus 2 agaricus mantarı 1 Agaricus Subrufescens 1 agarwood 1 agave şurubu 1 Aglaia odorata 1 Agrocybe Aegerita 2 ağaç sakızları 1 ajowan tohumu 1 ajwaini bishop 4 akciğer hastalıkları 1 akça ağaç 1 Albizia 1 Alchemilla vulgaris 2 alerjik rinit 1 alkanma 1 Allamanda cathartica 2 alternatif tıp 2 alzheimer 1 Alzheimer hastalığı 1 amaranth 1 amerikan ginsengi 3 anason 3 anason nedir 2 anasonun faydaları 1 Andrographis 32 anne bebek 2 anne sütü çayı 7 anti aging 3 anti bakteriyel 2 apiterapi 2 arı poleni 5 arı sütü 3 arı ürünleri 8 aromaterapi 13 aromatik bitkiler 2 aromatik yağlar 1 Aslan pençesi 1 aslan yeleği mantarı 1 aspen kabuğu 4 astım bronşit 1 astragalus 4 ayuverdik bitkiler 1 Badem mantarı 1 bağırsak çalıştıran bitkiler 2 bağırsak iltihaplanması 4 bağırsak solucanları 4 bağırsak şeritleri 1 bağırsak yaraları 1 bağışıklık güçlendirici 4 baharatlar 6 bal 1 bambu mantarı 1 basur 4 bebek sağlığı 3 bel ağrısı 1 beyin hastalıklları 2 bitki çekirdekleri 1 bitki zamkları 48 bitkilerin ilaçlar ile etkileşimleri 13 bitkilerin kullanım dozajları 45 bitkilerin yan etkileri 12 bitkisel banyolar 25 bitkisel caylar 6 bitkisel kokular 32 bitkisel macunlar 59 bitkisel maskeler 1 bitkisel sular 67 bitkisel yağlar 3 boyun ağrısı 3 böbrek 1 bronşit 1 burclar 1 candidia 1 castor oil 1 castor yağı 1 chaga mantarı 134 cilt bakimi 3 cilt hastalıkları 15 cilt lekeleri 24 cilt temizligi 23 cilt tipleri 28 cinsel saglik 26 cinsellik 1 Cordyceps 1 coriolus 1 çiğdem türleri 1 çin geveni 13 çocuk sağlığı 1 çölyak 1 DEHB 10 dekolte bakimi 2 deniz yosunları 8 deprasyon 1 depresyon 3 detoks 2 dikkat eksikliği 1 dilara kocak 6 dis ve agiz bakimi 1 diş sağlığı 1 diüretik 5 diyabet 77 diyet listeleri 8 diyet yemekler 2 diz ağrısı 96 dogal saglik 54 dogal tedavi 3 doğal antibiyotik 7 egzama için krem 5 egzama nedir. egzama nasıl tedavi edilir. egzama için şifalı bitkiler 12 egzama tedavisi 4 egzamadan kurtulma yolları 15 egzersiz 2 eklem rehatsızlıkları 24 el ayak tirnak 1 enokitake mantarı 26 erdem yesilada 6 erkan topuz 8 erkek bakim 13 erkek saglik 1 erkekler özel ürünler 3 esansiyel yağlar. 7 esra tüzün 6 ev yapımı 1 faranjit 1 farmakoloji 1 filizlenmiş bitkiler 1 ganoderma 6 geleneksel tıp 1 gıda takviyeleri 3 ginseng türleri 1 glokom 11 goz cevresi bakimi 1 göğüs büyütücü 1 göz hastalıkları 9 gribal enfeksiyon 8 grip 4 gul ile guzellik 20 hamilelik te bakim 14 hamilelikte beslenme 1 hasan insel 1 hayıt tohumu 1 hazımzıslık 1 hemoroid 99 herbalist adnan yildirim 1 herpes 1 herpes simpleks 1 hindi kuyruğu mantarı 1 hint yağı 1 hiperaktivite 5 homemade remedie 2 hormonlar 1 hsv 1 hububat 4 ibn-i sina 2 ibs 5 idrar yolları enfeksiyonu 3 influnza 1 insülin 1 ipek bitkisi 1 irritabl bağırsak sendromu 6 ishal 1 iştah artırıcı 2 jel bitkiler 1 jelatin 2 kabızlık 18 kadın sağlık kürleri 65 kadin saglik 1 kakule 16 kalca bacak 5 kalın bağırsak 4 kalori hesabi 36 kalp sagligi 1 kan 3 kanser 5 kansizlik 1 kar mantarı 4 karaciğer hastalıkları 1 katran 1 kemik kanseri 2 kemik sağlığı 12 kepek 2 kil 4 kilo almak 52 kilo verin 1 kistik fibrozis 2 koah 5 kolestrol 1 kordiseps mantarı 29 kök bitkiler 3 kuruyemişlerin faydaları 2 lupus 1 lupus tedavisi 1 maitake mantarı 2 mantar 5 meme kanseri 14 menopoz 58 meyve ve sebzeler 21 mide 3 mide-gaz 2 migren 27 mineral vitamin 1 moda aksesuar 13 mutlu evlilik icin 2 nezle 4 obezite 2 omega 3 1 osteaporoz 1 ödem atıcı bitkiler 8 öksrüğe şifalı bitkiler 4 öksürüğün nedenleri 5 öksürük 1 Ölmeyen hekimlerimiz 1 pankreas kanseri 1 performans artırıcı 1 Phallus indusiatus 1 Phellinus linteus 1 Pleurotus Pulmonerus 4 polen 1 Polyporus Umbellatus 1 poria mantarı 6 propolis 5 prostat 1 reçineli bitkiler 6 regl 1 reishi mantarı 1 rezene 7 romatizma 1 sa 2 sabit bitkisel yağlar 1 sabun 49 sac bakimi 5 saç dökülmesi 1 safra 1 safra hastalıkları 1 safra taşı 106 saglikli beslenme 103 saglikli zayiflama 1 sang huang mantarı 2 seboreik dermatit 6 sedef 11 selulit 1 shiitake mantarı 2 sibirya ginsengi 7 sifalı bitki kabukları 12 sifalı bitkiler 319 sifali bitkiler 32 sifali yaglar 2 siğil tedavisi 1 sindirim sorunları 6 sinir stres 2 Sistemik lupus tedavisi 1 sistit 20 sivilce ve akneler 6 siyah noktalar 1 SLE 1 sodyum aljinat 1 sodyum türeri 4 soğuk algınlı 1 sonbahar çiğdemi 7 stres 13 su ile guzellik 1 Suehirotake mantarı 10 süper gıdalar 1 süt çayı 1 şeker 1 şeytan tersi 1 şifalı bitki tozları 72 şifalı bitkiler. şifalı tohumlar 3 şifalı kokular 20 şifalı mantarlar 4 şifalı sebzeler 8 şifalı şerbetler 8 şifalı yemişler 3 tahıl grupları 1 tansiyon 8 temizleme sutleri 2 tenya 15 tıbbi mantarlar 2 tip 1 diyabet 2 tip 2 diyabet 3 tonik ve maskeler 3 troit 1 unfilanza 5 uykusuzluk 2 ülser 2 ülseratif kolit 2 vajinit 7 video 63 vucut bakimi 3 vucut ritmi 4 yara yanık 1 yorgunluk 3 zayıflama haplarının zararları 11 zehirli bitkiler

Ev yapımı sıkılaştırıcı krem
İlk olarak belirtmeliyizki kozmetik sektöründe belkide yüzlerce sıkılaştırıcı ve işe yarayan yaramayan bir çok krem var. Burada size %100 doğal bir formül sunacağız. Uzun uzadıya lipid dokusu ve krem kozmetiği konusunda yazmak isterdim lakin daha öncede belirttiğimiz bu konuları sayfamızda arama yaparak bulabilirsiniz.


Fen okulun aşağıda görmüş olduğunuz grafiği besinlerin nerelerde sindirildiğini basit bir dille anlatıyor. yağ hücrelerinin vücudun kullanımdan fazlası depolanarak vücudumuzun bir çok bölgesinde derimizin altında depolanıyor. Depolanan bu yağ hücreleri sporlada yakılmadığı zaman geriye sonraki zamanlarda daha az beslenmek ve vücudun depolardan yakmasını beklemekten başka çaremiz kalmıyor. Burada sizle paylaşacağımız 3. bir yöntem daha var. Bitkilerden ve bitki özlerinden yardım almak. sözümüz 3-5 kilo fazlası olanlar ve kilo verdikten sonra sıkılaşma sağlamaya çalışanlar için. 5 kg dan fazla kilo vermek isteyenler ilk önce spor diyet ve bitki çayı kombinasyonunu denemeliler Bu konudaki sorularınızı için facebook adresimizden bizimle irtibata geçebilirsiniz. bitkisel takviye konusunda ise 24 yıldır üretimi bilfiil devam eden Nurs biberiyeli çayı tavsiye ederiz Detaylı bilgi için bu yazıyı okuyun 

Asıl konumuza dönecek olursak belli bir bölgede fazla kümelenmiş yağ hücreleri canımızı oldukça fazla sıkıyor olabilir. 40 beden giyiyorken pantolonun beli geniş baseni dar geliyor olabilir. Doğum sonrası veya belli bir kilodan sonra göbeğimizde kalan yağlarla başedemiyor olabiliriz. Bu mevzuda bazı esansiyel yani uçucu bitkiye yağlarından yardım almak kadar doğal bir şey olamaz diye düşünüyorum.

Yapılan klinik ve labaratuvar çalışmalarında yağ hücrelerinin parçalanmasında etkili olan bitkiler şu şekilde tesbit edilmiştir.

  1. Kekik: Kekik bitkisinin yaprak ve çiçeklerinden %2-%8 arasında yakıcı uçucu bir yağ elde edilir. Galiba kekik akdeniz ülkelerinin tamamı tarafından yüzlerce yıldır yağ yakıcı olarak kullanılmakta özellikle kolestrol konusunda müthiş etkileri var. Çok düşük yağlılık değeri kekik yağının fiyatını oldukça yükseltmekte ortalama saf kekik yağı fiyatı 20 ml 25-29 tl arasında. Bu karışımda bize lazım olan değer 10 ml.
  2. Biberiye: Dermotolojide derin temizlik ürünü olarak kullanılan biberiyenin antibakteriyel ve mikrop öldürücü özelliği vardır. Form çaylarınında içinde muhakkak bulunan değerli bir akdeniz baharatı olan biberiye aynı zamanda iyi bir sıkılaştırıcıdır. gerekli miktar 20 ml
  3. Avakado: Anavatanı meksika olan bu meyve Amerika kıtasının en çok tüketilen ürünlerinden biridir. Çok besleyicidir. Dünya üretimin %95 Kaliforniyada 59 bin dönümlük avakado bahçelerinde yapılmaktadır. Özellikle yağ yakıcı kremimizin diğer içeriğinin deri tarafında hızlı bir şekilde emilmesi için ihtiyaç duyduğumuz bir yağdır gerekli miktar 20 ml
  4. Kırmızı biber yağı: Galiba biberin sıkılaştırıcı etkisini bilmeyen yok. Bunun dışında yoğun olarak tüketilen bölgelerde fazla kilo problemi olmadığıda aşikar. Ayriyetten çok fazla miktarda C vitamini içermekte. Kremimizin içerisine 50 ml katıyoruz
  5. Limon kabuğu veya çekirdeği yağı: Bileşiminden limonen vi citral bulunur deriye masaj yapılarak yedirildiği zaman istenmeyen bölgesel yağların yakımında oldukça etkilidir.gerkli miktar 20 ml
  6. Ajwain (ajowan) tohumu yağı: Belki ilk defa duyuyor olabilrsiniz ama ülkemizde yetiştirilebilen lakin üzerinde durulmayan bir bitki türüdür. Faydalarını uzun uzadıya burada sayma şansımız yok geniş kapsamlı bilgi için yazıyı tıkla Ajwain bir hint kimyonu türüdür ve yağ parçalayıcı özelliği vardır bu yağı bulamanyanlar için kimyon yağını öneririz kremimiz içine 10 ml katacağız
  7. Gerenium oil (sardunya uçucu yağı)  Bu yağın temel bileşenleri, Alpha Pinene, mirsen, limonen, menton, linalool, geranil asetat, sitronelol, geraniyol ve Geranil Bütirattır. Özellikle yara ve cilt yırtılmalarına karşı çok faydalıdır. Anti bakteriyel ve Antimikrobiyal özellikleri vardır. Cildi sıkılaştırır. Gerekli miktar 20 ml
Galiba bu kadar yağ karışımı kafi olacaktır. İlk evvel kremimiz ana maddesi bal mumunu benmari usulü ile yani yukardaki resimde gördüğümüz gibi eritiyoruz. Son zamanlarda özellikle shebutterda eklediğimizi söyleyebilirim  lazım olan balmumu miktari bu krem için 40 gr dır. İyice eriyen bal mumumuzun içine kremimiz yumuşak olsun diye 50 gr gliserin eklemenizi tavsiye ederim. kremimizi ocaktan almadan altını özellikle en düşük ayara doğru kısarak Lazım olan yağları tek tek ilave ediyoruz. Ver her ilavede yağ krem ile özdeşleşene kadar karıştırıyoruz. Toplamda eklediğimiz 180 ml bitki yağları ve 40 gr balmumu ile sıvı ve hafif sarımsı renk alan kremimizi belli bir soğukluğa gelene kadar karıştırmaya devam ediyoruz. Oluşan krem Alttaki resimde görüldüğü üzere hafif sarımsı ve hoş kokulu bir balmdır. Genelde koku çok hafif limon ve kekik birazda sardunya yağınının kokusunu alır. 

Kremimizi yaptık ve sıra geldi uygulamaya
İlk evvel kremimiz hem gece yatmadan hemde sabah uygulanmaktadır. Uygulama öncesi 30 dk spor yapmanızı tavsiye ederim. Uygulanacak bölge bacak, kalça, ve bel çevresi ve kollar olarak sınıflandırılabilir. Uygulama dairesel hareketlerle olmalı ve kremimizi iyice uygulanacak bölgeye yedirmeliyiz. ortalama 20 dk sonra bölgeyi ısıtmaya ve terletmeye başlayabilir. Kremi uyguladıktan sonraki 8 saat etkisi devam eder ne kadar bol su içersek o kadar fazla etki gösterir. Eğer yapamayacak olan okurlarımız varsa Hazırları şuan mağzamızda 89 tl den satılmaktadır ve 350 ml yani 40 günlük uygulamaya yetecek kadardır Facebook üzerindeki grubumuza üye olup bizimle irtibata geçebilirsiniz 
Hr Adnan Yıldırım



Siğil derinin üst tabakasına veya mukozaya yerleşen İnsan papilloma virüsü / HPV olarak bilinen bir virüse ait enfeksiyonlardır. Siğillerin şekli bulunduğu bölgeye veya tipine göre değişmekle beraber, genellikle deriyle aynı renkte, kabarık, nasırımsı sert görünümdedirler.

Türleri
Yaygın Siğiller : Ellerde, parmaklarda ve tırnak çevresinde görülen bu tip siğiller çok yaygındır.çocuklarda sık görülür.
Ayak Tabanı Siğilleri : Diğer siğillerden farklı olarak deri içine gömülü görünümdedirler ve ağrı yapabilirler.
Düz Siğiller : Küçük,yumuşak ve üzerleri düz siğillerdir.Vücudun her yerinde olabilir genellikle diz boyun ve bilektedirler.
İpliksi Siğiller : Özellikle göz kapakları ve dudaklara yakın bölgelerde olurlar.
Genital Siğiller : Yetişkinlerde daha sık görülür.Farklı büyüklük ve sayıda olabilir. Genital organların dışında ve bayanlarda vajna, rahim ağzı gibi iç kısımlarda da olabilir.Çok eşli ve güvenlik önlemi olmadan cinsel temasta bulunanlarda rastlanır. Bu tip, özellikle bayanlarda rahim ağzını uzun süre tedavi edilmeksizin tutarsa kansere kadar giden değişikliklere neden olabilir.

Bulaşma: Siğiller direk kişiden kişiye temasla bulaşır.Siğiller bulaştıktan sonra hemen meydana çıkmazlar.Kuluçka dönemi günlerce hatta aylarca sürebilir.El, ayak tabanı ve düz siğillerin bulaşma riskleri düşüktür.Ancak genital siğillerin bulaşma ihtimali cinsel temas olduğu için çok yüksektir. El sıkmakla düz siğillerden virüs bulaşması zordur.

Siğiller genellikle çocuklarda ve genç erişkinlerde görülür. Yaygın, ayak tabanı, ipliksi ve düz siğillerin kişiden kişiye bulaşma ihtimali çok düşük olmakla birlikte genital siğiller bulaşıcıdır.  Bazı siğiller tedavsiz kaybolmakla beraber bir çoğu krem ve benzeri şeylerle tedavi edilememektedir. Bu yazımızda sizler A dan Z ye kuşatıcı bir tedavi programı ve Bazı evrensel uygulama yöntemleri hakkında bilgi vereceğiz.

Çeşitli tedavi yöntemleri:
Bu güne kadar yapılan araştırmalar göstermiştirki siğillerin yarısı  yıl içersinde kendiliğinden kaybolmaktadır. Geçmeyenler içinse salisik asitten hazırlanmış çeşitli losyonlar eczanelerde ve aktarlarda satılmaktadır. Potansiyel diğer tedavi yöntemleri :sıvı azotla dokuyu yok etme veya siğili dordurma, elektrocerrahi yöntemi yani lazerle siğili yakma ve kesme, siğil içerisine enjekte edilen antikanser ilacı olan bleomisin, vücudun siğile karşı bağışıklık reaksiyonunu artırmak için interferon vs

İlaç tedavileri:
Yaygın, düz, ipliksi, ve ayaktabanı siğilleri genelde reçete edilmeyen salisik asit losyonları ile tedavi edilir.
Genital siğiller için bir sağlık kuruluşuna muhakkak başvurmanızı tavsiye ederiz. HPV ye karşı koruma amaçlı üretilen ve %100 sonuç alınan bir aşı şuanda mevcuttur.

Tamamlayıcı bütüncül ve alternatif tedaviler
Evvela siğillerin sebebi olan HPV virüsüne karşı bağışıklık sistemimizi geliştirmemiz gerekiyor. Bu konuda size tavsiye edeceğimiz yöntemler bazı uluslar arası üniversitelerin tıp fakültelerinde alternatif olarak uygulanan tedavi yöntemleridir. Zaten kaynaklarımızıda yazımızın en altında açıkça ifade etmekteyiz. Mutahassıs bir doktorlar görüşüp beslenme konusunda fikirlerini alabilirsiniz Lakin burada kalın çizgilerle ayırdığımız nokta dünyadaki alternatif tedavi yöntemlerinden bi haber doktor arkadaşlarla bu mevzuları tartışmamak.

Beslenme takviyeleri
Belirtileri azaltmaya yardımcı olabilecek beslenme programımız aşağıdaki gibidir. Programın dışında riyazet dediğimiz özel bir diyet mevcuttur siğiller için bizimle çalışan danışanlarımıza pdf olarak gönderiyoruz. 


  1. Her sebzeyi ve meyveyi turfandasında tüketin kışın yaz sebzelerinin yazın kış sebzelerinin tazesini tüketmeyin. Kurutulmuş rafine edilmemiş gıdalara lafımız yok ama derin dondurucu ve konserve gıdalar ilk tercihimiz olmamalı. Yüce yaradanın mevsimine göre vücudumuzun ihtiyacı olan yeryüsü sofrasındaki şifalı nimetlerinden her daim zamanında yararlanın.
  2. Anti oksidan bakımından zengin gıdaları tüketmeye özen gösterin yazıya tıkla antioksidan gıdaları öğren
  3. Rafine edilmiş beyaz ekmek şeker glikoz makarna gibi gıdalardan kaçının
  4. Zeytinyağı veya hindistan cevizi yağları gibi sağlıklı pişirme yağları kullanın
  5. Kurabiye, kek, kraker, patates kızartması, soğan halkaları, burgerler, börekler, işlenmiş gıdalar margarin gibi gıdaları azaltın 
  6. Kafein ve alkolden uzak durun
  7. Mümkünse haftada 5 gün egzersiz yapın
Aşağıdaki takviyeler ile beslenme eksiklerinizi kapatabilirsiniz Bu takviyeler aşağıda açıklayacağımız programı kullanmak isteyenler veya istemeyenler için ideal muhakkak hayatınıza sokun
  • A-B-C-D-E vitaminlerini içeren B vitamin kompleksi olan polen günde 1 tatlı kaşığı tüketin isterseniz multivitamin kapsülü desteğinide alabilirsiniz ama doğalı varken ne gerekvar sentetitiğine
  • Magnezyum kalsim selenyum çinko gibi minarelleri bir arada barındıran keçiboynozu tozu veya özü günde 1 çorba kaşığı
  • Omega 3 balık yağı yağ asitleri günlük 2000 veya 3000 mg yetişkinler için. 12 yaş altı içinse günlük 500-1000 mg. Eğer kan inceltici bir ilaç coraspirin cumadin wolfarin gibi alıyorsanız kullanmadan önce doktorunuzla konuşun. 
  • probiyotik ek tavsiyem manda yoğurdu. Bulmak belki zor 
  • Greyfurt çekirdeği ekstresi: 200 mg kapsül veya 10 damla sıvı ekstre. veya greyfurt suyu günlük yarım su bardağı

Şifa veren bitkiler

Genelde yan etkisi olmayan şifalı bitkiler çok istisnai durumlarda ilaçlarla etkileşime girebilir ve yan etki gözlenebilir bu konuda detaylı bilgi için bu yazıya tıkla
Aşağıda sizlere anlatacağımız bitkiler Herbalist Adnan Yıldırımın Marryland üniversitesi ile yaptığı çalışmanın ürünüdür. Kuru bitkiler şeklinde sıvı extratlar olarak ve ya exstre kapsül olarak tüketilmesi tavsiye olunur.

Siğil tedavisi için dünyanın nerde ise bütün sağlık sistemlerinin uyguladığı tedavi metodlarını taradık ve ilk önce kendi mantık süzgecimizden geçirerek ve klinik bazda yapılan çalışmalarıda referans olarak bir program oluşturduk ve 2014 yılından beri sizlerin kullanımınıza sunuyoruz şimdiden Allah şifa versin diyoruz. 

Bu programda 8 temel ürün kullanıyoruz. üçü topikal yani cilt yüzeyinden uygulanıyor. Topikal uyguladığımız metod aşağıdaki gibidir. 

Salyangoz kabuğu ve salgısından elde ettiğimiz siğil ve çevresini temizleme sabunu
Özellikle salyangozların ağaçlara bıraktığı salgılar yara iyeleştirici ve yara izlerini giderici etkiye sahiptir. bunun için sabunumuz hem antibakteriyel  hemde cilt bariyerlerini onarıcı etkiye sahip

siğil kremi: Tarif büyük büyük babama ait. biz sadece krem bazını bir miktar değiştirdik. Afrikaya özgü olan bir ağaç karite yağından elde ettiğimiz krem bazı bir miktar bal mumu eşliğinde bize tamamen organik hiç bir yan etkisi ve alerji ihtimali olmayan bir karışım yapmamıza olanak sağlamakta. 
Kremimizin içeriği biraz sır ama venom terapi dediğimiz arı zehrinide içeriğinde barındırmakta. Krem fonksiyonu siğile sepep olan virüsü hücresel olarak öldürmesi diyebiliriz. 

Siğil solisyonu: 14 farklı bitkinin taze iken toplanıp elma 5 yıllık elma sirkesinde 2 ay boyunca bekletilmesi sonucu oluşturuduğumuz bu tarif Şerafeddin ali sabuncuoğlunun akarabiddin kitabından aldığımız ve güncellediğimiz bir karışım. hem içilebiliyor hemde lokal olarak topikal uygulama yapılıyor. 

Karaciğer ve kolon detoksu: yaptığımız tüm araştırmalar gösterdiki vücudumuz ile alakalı bir virüs sorunu var ise sorumlu organ ilk başta kalın bağırsaktır. Herhangi bir cilt problemimiz var ise ise ilk önce karacğerimize bir detoks uygulamamız gerekmektedir. Biz doğu tıbbında bu uygulamaya riyazet diyoruz. Riyazet boyunca uygulattığımız özel bir diyet programının yanında iki adet karışım çay biri sabah biri akşam olmak kaydı ile içiliyor biri kolon temizliği sağlıyor diğer ise karaciğer eğer diyetimize da uyar isek net sonuçlar alabiliyoruz. 

Siğil macunu: Arı ürünlerinden elde ettiğimiz bu macun vücudumuzdaki tüm virüs ve parazitler için faydalı dozajlama boy ve kilo indeksine göre olduğu için herkes için hazırlanan ürün farklı. Ailemiz Tam 5 nesildir arı ürünleri üretmekte olup kullandığımız tüm içerik bize ait diyebilirim 1650 ortalama rakımda elde edilen yayla balımızın içerisine saf propolis arı sütü arı ekmeği ve polen karıştırarak 40 gün yetecek şekilde dozajlıyoruz. programın ikinci 40 günü için saf propolis damlası veriyoruz. 

Yeşilçay: Elma ağacının bile onlarca türü varken insanlar yeşilçayı sadece bir tür zanndiyorlar özellikle en kaliteliler çinin wuhanji eyaletinde üretiliyor memlekette ise siyah çayın yeşili olarak satılan yeşilçay ciddi oranda antioksidandır. Günlük 3 fincan veya 500mg extresini tavsiye ederiz

Kedi pençesi (cats claw): Antibakteriyel antifungal ve antiviral özellikleri gözlenen kedipençesi günlük 25 mg çarpı 3 şeklinde kullanılması tavsiye olunur. lösemi hastaları hariç herkes kullanabilir ve bazı ilaçlarla etkileşime girebilir kedi pençesinin yan etkileri ve ilaçlarla etkileşimlerini öğrenmek için tıkla herkese kullandırmıyoruz uygun görmedi isek programınızda yer almaz

Reişhi mantarı: Günlük dozaj 200-300 mg çarpı 2. çok iyi bir antiviraldir. reişhi mantarının faydalarını daha ayrıntılı öğrenmek için bu yazıyı okuyun son zamanlarda reişhi mantarı toz extraxtını siğil macunumuzun içine katıyoruz verimi biraz daha artırdık. 

Propolis: özellikle sıvısı günde 10 damla şeklinde kullanılabilir çok değerli bir antibiyotikdir. ve hiç bir yan etkisi yoktur. ikinci 40 gün için ideal

Eğer bizim programımızdan yararlanmak istemez iseniz topikal uygulama tarifimiz aşağıdaki gibidir. kendinizde evde yapabilirsiniz. ve yukarıda yazdıklarımıda isterseniz aktarlardan temin edebilirsiniz. 

Topikal uygulamalar
Topikal olarak yapılacak uygulamalar 10-15 gün süre ile siğil üzerine uygulanır özellikle bizim burada tarifini yayınlayacağımız siğil damlası %90 a varan çözüm üretiyor gerekli malzemeler aşağıdaki gibi

  1. yeşilçay 20 gr
  2. muz kabuğu 20 gr
  3. orman gülü 4 adet
  4. karanfil 10 gr
  5. biberiye 20 gr
  6. DHA ve EPA 200 mg
  7. E vitamini 15 mlg
  8. Salisik asit 10 mg
Yukarıda yazan bitkiler bir kavanozun içerisine konarak üzerine 100 ml alkol ilave edilip 15 gün bekletilir ve özellikle kavanozun kapağı sıkı sıkıya kapatılıp her 4-5 saatte bir ters çevirilir. 15 gün sonunda bitkiler süzülür ve elde edilen tentüre 200 mg DHA ve EPA katılır 15 mg E vitamini eklenir 10m mg salisik asitte karışıtırılarak iyice çalkalanır ve bir pamuk yardımı ile siğilin üzerine konur
siğil kökünden kopar lakin pamuğun değdiği bölgede hafif bir kızarıklık ve deride tahriş meydana gelebilir aynı sefa kremi kullanmanızı tavsiye ederiz

Hemopati uygulamalarını burada paylaşamıyoruz bunun için facebook grubumuzdan bizimle irtibata geçebilirsiniz Programımızın maliyeti ortalama 800 tl ile 1150 tl arasında değişmektedir programımızdan yararlanmak isteyenler sayfamızın sağ alt köşesinde çıkan whatsapp ikonuna tıklayarak bizimle direk irtibata geçebilir. 

Yararlanılan kaynaklar

Agius E, Mooney JM, Bezzina AC, Yu RC. Dermojet delivery of bleomycin for the treatment of recurrent plantar warts. J Dermatolog Treat. 2006;17(2):112-6.
Cabrera C, Artacho R, Gimenez R. Beneficial effects of green tea -- a review. J Am Coll Nutr. 2006;25(2):79-99.
Cvetnic Z, Vladimir-Knezevic S. Antimicrobial activity of grapefruit seed and pulp ethanolic extract. Acta Pharm. 2004;54(3):243-50.
Das M, Sur P, Gomes A, Vedasiromoni JR, Ganguly DK. Inhibition of tumor growth and inflammation by consumption of tea. Phytother Res. 2002;16 Suppl 1:S40-4.
Ferri. Ferri's Clinical Advisor 2012, 1st ed. Philadelphia, PA: Mosby, An Imprint of Elsevier. 2011.
Habif. Clinical Dermatology. 5th ed. Philadelphia, PA: Mosby, An Imprint of Elsevier. 2009.
Heggers JP, Cottingham J, Gussman J, et al. The effectiveness of processed grapefruit-seed extract as an antibacterial agent: II. Mechanism of action and in vitro toxicity. J Altern Complement Med. 2002;8(3):333-40.
Heitzman ME, Neto CC, Winiarz E, Vaisberg AJ, Hammond GB. Ethnobotany, phytochemistry and pharmacology of Uncaria (Rubiaceae). Phytochemistry. 2005;66(1):5-29.
Keogh-Brown MR, Fordham RJ, Thomas KS, Bachmann MO, Holland RC, Avery AJ, Armstrong SJ, Chalmers JR, Howe A, Rodgers S, Williams HC, Harvey I. To freeze or not to freeze: a cost-effectiveness analysis of wart treatment. Br J Dermatol. 2007;156(4):687-92.
Lichtenstein AH, Russell RM. Essential nutrients: food or supplements? Where should the emphasis be? JAMA. 2005;294(3):351-8.
Meltzer SM, Monk BJ, Tewari KS. Green tea catechins for treatment of external genital warts. Am J Obstet Gynecol. 2009; 200(3):233.
Mulhem E, Pinelis S. Treatment of Nongenital Cutaneous Warts. American Family Physician.2011 Aug; 84(3).
Rotsein OD. Oxidants and antioxidant therapy. Crit Care Clin. 2001;17(1):239-47.
Scnitzler P, Schon K, Reichling J. Antiviral activity of Australian tea tree oil and eucalyptus oil against herpes simplex virus in cell culture. Pharmazie. 2001;56(4):343-7.
Simopoulos AP. Omega-3 fatty acids in inflammation and autoimmune diseases. J Am Coll Nutr. 2002;21(6):495-505.
Thomas KS, Keogh-Brown MR, Chalmers JR, Fordham RJ, Holland RC, Armstrong SJ, Bachman MO, Howe AH, Rodgers S, Avery AJ, Harvey I, WIlliams HC. Effectiveness and cost-effectiveness of salicylic acid and cryotherapy for cutaneous warts. An economic decision model. Health Technol Assess. 2006;10(25):iii, ix-87.
Wortsman X, Sazunic I, Jemec GB. Sonography of plantar warts: role in diagnosis and treatment. J Ultrasound Med. 2009; 28(6):787-93.


GİRİŞ
Halk dilinde "kronik bronşit", "müzmin bronşit" gibi adlarla bilinen KOAH, akciğerlerdeki hava yollarının daralmasına bağlı olarak soluk alıp verme sırasında hava akımının kısıtlanması ile nitelenen süreğen (kronik) bir hastalıktır.

Amfizem ve kronik bronşiti kapsayan bir hastalık öbeğine giren Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı'nın en önemli özelliği, akciğerlere giren ve çıkan havayı, soluk darlığına neden olacak kadar kısıtlayabilmesidir. KOAH nedeniyle dünyada her yıl yaklaşık 2.500.000 kişi yaşamını yitirmektedir. Dünya genelinde ölüm nedenleri arasında altıncı sırada yer alan Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı'nın artış oranı % 163 gibi yüksek bir sayıdır.

BELİRTİ VE SEPTOMLARI

  • Öksürük 
  • Balgam çıkarma 
  • Kan tükürme
  • Soluk darlığı 
  • Kanın oksijen doymuşluğunda azalma 
  • Kalp yetmezliğine bağlı, ayaklarda şişme 
  • Göğüste tıkanma 
  • Hırıltılı solunum
NEDENLERİ: Sigara KOAH için birincil nedendir.Ayrıca çalışma şartlarından dolayı uzun süreli kimyasal gazlara ve kokulara maruz kalmada olabilir. 

RİSK FAKTÖRLERİ: 
  • Uzun süreli sıgara tiryakiliği veya sigara tiryakisinin yanında aynı ortamlarda yıllarca bulunmak yüksek yüzdeli risk faktörüdür bu yüzden hiç sıgara içmemiş insanlarda eşi yıllarca yanında sıgara içmişse koah görülebilir
  • Genetik anti tripsin eksikliği. 
  • 50 yaş üzeri olmak
  • Slika veya kadmiyum gibi toksik kimyasallara maruz kalma
  • Endüstryel durumdan dolayı aşırı toz ve zehirli gazlara maruz kalma örneğin madenciler fırın işçiler gıda endüstrisinde çalışan insanlar vs
ÖNLEYİCİ BAKIM
Eğer sıgara içiyorsanız bırakın
Eğer KOAH lı iseniz. Solunum yolları enfeksiyonuna kesinlikle yakalanmayın ve bağışıklık sisteminizi kuvvetlendirin.
Bol bol antioksidan tüketin omega 3 magnezyum çinko bakımından zengin gıdaları tercih edin

TEDAVİ YAKLAŞIMI 
Tedavi yaklaşımı hastalığın şiddetine bağlı olarak değişir. Yaşam tarzını değiştirmek, diyet, sağlıklı beslenme hepsi bir arada incelenmesi gereken şeylerdir. 

Diyet:
KOAH olan insanların genellikle vücutları gerekli besinlerden yoksundur. A, C ve E vitamini Potasyum oranı yüksek olan gıdaları tercih etmeliyiz. Kepekli tahıllar meyve sebzeler taze ve zamanında tüketilirse faydası olacaktır.

Egzersiz:
Sorun nefes olduğunda egzersizi tavsiye etmek garip görünsede, Egzersiz KOAH lı bir çok kişiye yardımcı olur. Yürüyüş ve nefes egzersizleri dayanıklığı artırmak için oldukça önemli egzersiz çeşitleridir.

TAKVİYE GIDALAR

  • N-acetylecysteine NAC 400 mg günde 3 defa. NAC nin KOAH hastalarında belirtileri hafiflettiği çeşitli çalışmalarda isbat edilmiştir.Aynı zamanda bakteriyel enfeksiyonlarına karşı akciğeri daha dirençli hale gelir.  Eğer nitrohliserin kullanılıyorsa NAC kullanılmaz.
  • Magnezyum: Koahlı kişilerde genellikle magnezyum düşük seviyelerdedir. Magnezyum eksikliği sağlıklı beslenme takviyeleri ile düzeltilebilir. Magnezyum normal akciğer fonksiyonları için oldukça önemlidir. Bir çalışmada bir kısım KOAH hastalarına düzenli magnezyum verildi diğerlerine ise verilmedi Magnezyum alanlar diğerlerine oranla hastaneden daha erken taburcu edildiler. 
  • Okaliptus: çayı ve yağı tercih edilmelidir özellikle okaliptus yapraklarından elde edilen çayı balgamı atmak için oldukça faydalıdır ve yağıda esansiyel olarak uyunan odada bir kase suyun içine her gün 4 er damla damlatılarak odaya yayılması sağlanır
  • Lobelia: Astım bronşit gibi solunum propleri için dünyada çok uzun süredir kullanılan bir bitkidir anavatanı hindistan olan bu bitkiyi memleketimizde aktarlarda bulmak biraz zordur. 
  • Sığır kuyruğu: Çok iyi bir balgam söktürücü olan sığırkuyruğu ülkemizde yetişmesine rağmen yeterince değerini bulamamış şifalı bir bitkidir özellikle günlük 2 bardak sığır kuyruğu çayı KAOH lılar tarafından tüketilmelidir.günlük dozaj 3 gr dır.
Yararlanılan Kaynaklar
Ambrosino N, Palmiero G, Strambi SK. New approaches in pulmonary rehabilitation. Clin Chest Med. 2007 Sep;28(3):629-38, vii. Review. Bartolome R. Update on the management of COPD. Chest. 2008;133(6). Booker R. Chronic obstructive pulmonary disease. Part two--management. Nurs Times. 2007 May 1-7;103(18):28-9. Bourjeily G, Rochester CL. Exercise training in chronic obstructive pulmonary disease. Clin Chest Med. 2000;21(4):763-781. Cahalin LP, Braga M, Matsuo Y, Hernandez ED. Efficacy of diaphragmatic breathing in persons with chronic obstructive pulmonary disease: a review of the literature. J Caridopulm Rehabil. 2002;22(1):7-21. Chuck A, Jacobs P, Mayers I, Marciniuk D. Cost-effectiveness of combination therapy for chronic obstructive pulmonary disease. Can Respir J. 2008;15(8):437-43. Collins EG, Langbein WE, Fehr L, Maloney C. Breathing pattern retraining and exercise in persons with chronic obstructive pulmonary disease. AACN Clin Issues. 2001;12(2):202-209. Davis CL, Lewith GT, Broomfield J, Prescott P. A pilot project to assess the methodological issues involved in evaluating acupuncture as a treatment for disabling breathlessness. J Altern Complement Med. 2001;7(6):633-639. Ferri F. Ferri's Clinical Advisor 2009, 1st ed. Philadelphia, PA: Mosby Elsevier. 2009. Gigliotti F, Romagnoli I, Scano G. Breathing retraining and exercise conditioning in patients with chronic obstructive pulmonary disease (COPD): a physiological approach. Respir Med. 2003;97(3):197-204. Gross D, Shenkman Z, Bleiberg B, Dayan M, Gittelson M, Efrat R. Monaldi Arch Chest Dis. 2002 Oct-Dec;57(5-6):242-6. Ginseng improves pulmonary functions and exercise capacity in patients with COPD. Guell R, Casan P, Belda J, et al. Long-term effects of outpatient rehabilitation of COPD: A randomized trial. Chest. 2000;117(4):976-983. Guo R, Pittler MH, Ernst E. Herbal medicines for the treatment of COPD: a systematic review. Eur Respir J. 2006 Aug;28(2):330-8. Review. Jaber R. Respiratory and allergic diseases: from upper respiratory tract infections to asthma. Prim Care. 2002;29(2):231-261. Jones A. Causes and effects of chronic obstructive pulmonary disease. Br J Nurs. 2001;10(13):845-850. McKeever TM, Scrivener S, Broadfield E, Jones Z, Britton J, Lewis SA. Prospective study of diet and decline in lung function in a general population. Am J Respir Crit Care Med. 2001;165(9):1299-1303. Qaseem A, et al. Diagnosis and management of stable chronic obstructive pulmonary disease: a clinical practice guideline from the American College of Physicians. Annals of Int Med. 2007;147(9):633-8. Rahman I, Kilty I. Antioxidant therapeutic targets in COPD. Curr DrugTargets. 2006 Jun;7(6):707-20. Romieu I, Trenga C. Diet and obstructive lung diseases. Epidemiol Rev. 2001;23(2):268-287. Seamark DA, Seamark CJ, Halpin DM. Palliative care in chronic obstructive pulmonary disease: a review for clinicians. J R Soc Med. 2007 May;100(5):225-33. Review. Smit HA. Chronic obstructive pulmonary disease, asthma and protective effects of food intake: from hypothesis to evidence? Respir Res. 2001;2(5):261-264. Stey C, Steurer J, Bachmann S, Medici TC, Tramer MR. The effect of oral N-acetylcysteine in chronic bronchitis: a quantitative systematic review. Eur Respir J. 2000 Aug;16(2):253-262. Alternative Names Chronic bronchitis; COPD; Emphysema

Gelenekten geleceğe tamamlayıcı tıp 
ve modern tıbbın köklerinden ve tasavvuftan kopuşu

   
 Üniversite bitirme tezim Anadoludaki tıp alimeleri ve tedavi yöntemleri idi. Özellikle İbn-i sina ve Davud-u Antaki hayranı olan hocam farmakoloji profesörü  *Wei-Chiang Shen le uzun uzudayı geleneksel tıp metodlarını, Anadolu halk hekimliğini, doğu-batı tıbbı ve Müslüman tıp alimlerinin tedavi yaklaşımlarını kritik etme şansım oldu.  

"Vardığımız ortak kanı şu idi ; geleneğinden kopan tıp sektörünün geleceği kısır bir döngünün içerisine kendini hapsetmektir"
     
     Mana köklerinden ve toplumsal hafızasından koparılmış tedavi yöntemleri, son yüz yılda oldukça sekülerize edilmiş, yaratanın kendisinden üflediği ruhtan bağımsız hale getirilip materyalist bir yaklaşım tarzına bürünmüştür. Maddeci yaklaşım her zaman batının ince hastalığı olmuştur. İfrat ve tefriti tarihinde son kertesine kadar görmüş batı tıbbı, kilisenin etkisinden kurtulduktan sonra, Darwinizmin etkisine girip, insanın sadece bir cesetden müteşekkil olduğunu varsayıp, genel tedavi yöntemlerinden uzaklaşmıştır. Materyalist batı yaklaşım tarzı; üretilen ilaçların insanlar tarafından devamlı ve düzenli kullanımı paradoksu üzerine kurulmuştur. Bu gün Türkiyede bir yıl içerisinde yaklaşık 12 milyon reçeteye kolesterol hapı yazıldığı düşünülmektedir. 

"Toplamda iki yüzün üzerinde üreticisi olan kolesterol hapları 10 ila 90 lira arasında fiyatlandırılmaktadır. 90 Kapsüllük bir kolestrol hapının ortalama 60 lira olduğunu düşünürsek bir yıl için kişi başı ödenen rakam 240 lira veya üzeridir. Bir yıl içerisinde gerekli veya gereksiz yaklaşık  1 milyar dolar ve üzeri sadece kolestrol hapı için yurtdışındaki firmalara ödeme yapılmaktadır. "

Hala üzerinde tartışılan ilaç üreticilerinin öcü gibi gösterdiği kolesterolün basit diyet programları omega 3 yağ asitleri keten tohumu gibi bitkilerle ortadan kaldırabileceğini dünya sağlık örgütü bile kabul etmişken bizdeki bu hap kullanma ve kullandırma inadını anlayabilmek çok mümkün değildir. 

Prospektüslerinin dörtte ikisi yan etkileri için ayrılmış ilaçları gözü kapalı savunup aşırı kullanılmadığında hiç bir yan etkisi tesbit edilemeyen bitkileri şeytanlaştırmak yüce bir aklın yol göstermesi olabilirmi? 

Bitkiler ile alakalı hiç bir araştırma merkezine sahip olmayıp sadece bazı üniversitelerin ilgili bölümlerinde bir kaç tez konusu hariç çalışması olmayan Türkiye de,  televizyon ekranları ne yazık ki ifrat ve tefriti insanlara bir arada yaşatmaktadır. Ya tıp tamamen reddedilmekte yata bitkisel yöntemler itibarsızlaştırılıp değersizleştirilmektedir. Tıbbın teknoloji ile kat ettiği mesafe, teşhis koyma becerisi, tedavi edilemeyecek hastalıklarda mikro teknolojik robotlarla ameliyat yeteneği, su götürmez bir gerçekliktir. Temel mesele teşhis sonrası için dayatılan ilaç ve tedavi yaklaşımlarıdır. Herbalizmin ve fitoterapinin beşiği olan Çin de reçeteler hastanın isteğine göre yazılmaktadır. İstenildiğinde kimyevi ilaçlara ilave olarak bitkisel druglar veya sadece bitkisel ürünler ile reçete oluşturulabilmektedir. Unutmayalım ki insan bilmediği şeyin düşmanıdır. Peygamber efendimizin bir sözünü burada hatırlatmak isterim İlim Çin'de de olsa gidip alınız.
El kanunu fit
Tıbdan bir sayfa İbni Sina

Bu gün köklerimizden kopartılan tedavi yöntemleri ne yazık ki istenilen sonucu bir türlü vermemektedir. Materyalist ideolojiyi kendine şiar edinmiş, batının bize dayattığı ve tekel olan, teknolojinin gelişmesi ile moderniteye kavuşan tıp ve ilaç sektörü temsilcileri, insanı mana köklerinden ayırarak, doğulu ve Müslüman tıp alimlerinin geçmişteki tedavi yöntemlerini kabul etmemektedirler.  Tıpta meşhur bir laf vardır Tedavi eden haklıdır. Binlerce yıllık tedavi yöntemlerini elimizin tersi ile bir yana itmek ön koşullu yaklaşmak anadolu halk hekimliğinin kapılarını daha açmadan kapatmak en amiyane tabirle ecdada saygısızlıktır.  

Unutmayalım Kanuni Sultan Süleymanın validesi tüm dünya hekimlerini bir araya toplama kudreti ve kuvveti varken döneminin en önemli halk hekimlerinden merkez efendiye güvenmiş ve onun kırk çeşit baharattan hazırladığı mesir macunu ile şifa bulmuştur.  İnsanı dört anasırda yani dört ana unsurda inceleyen anadolu halk hekimleri bu gününde ötesine geçerek dermotolojik bir çok rahatsızlığın kan hastalığı olduğunu söylemişlerdir.  Fatih Sultan Mehmed devrinin önemli tıp alimlerinden olan Şerafeddin sabuncuoğlu istanbulun fethinden sonra yazdığı eserinde insan anatomisini bu gün şakra veya letaif dediğimiz salgı bezleri ile birlikte incelemiş ve ilk hipofiz bezi tarifini şöyle yapmıştır. "Osmanlının baş şehri istanbuldur. Osmanlı istanbuldan idare edilir lakin anadoluda ve rum elinde kazaskerlikler vardır İstanbulunda her yeri yönetimde aynı oranda ehemmiyetli değildir. Hükümdarın sarayı ve divanının bulunduğu topkapı sarayı en önemli yerdir. Aynen bunun gibide beyin insanı idare eden organdır ve beyincik beynin en önemli yeridir".  İnsanı ve hastalıkları dört ana unsurda inceleyen anadolu halk hekimleri bir çok hastalıkta kesin tedaviye ulaşmışlardır. 

Modern tıbbın temsilcilerinin ataları akıl sağlığını yitirmiş insanları içine şeytan girmiş diyerek yakar iken, bugün hala ayakta olan ve Amasya ili içinde bulunan Bimarhane bu insanları tedavi ediyordu. Fıtratından kopartılan her tedavi yaklaşımı Allahın kusursuz ve noksansız yarattığı insan, hayvan, nebatad gibi alemlerin deforme edilmesi manasına gelmektedir. İnsandan toprağa ve topraktan insana bir yaşam silsilesi vardır. Bu silsileyi anlatırken Mevlana Celaledin-i Rumi aynen şu ifadeyi kullanmıştır "Maden idim, bitki oldum; bitki idim, hayvan oldum; hayvan idim, insan oldum; insanım ölüyorum, ölmekle tekamül ediyorum niye üzüleyim"  Madenlerden alınan mineraller bitki ile bir yaşam formu oluşturur, bitkilerin içindeki vitamin grupları ile birlikte daha önemli bir canlı olan hayvansal hücrelere dönüşür. Ve yüce yaratıcımızın noksansız olarak halk ettiği insan hücresi formuna kavuşur ruh ve mana köküne ulaşır. Ve her canlı gibi hücrelerde zamanla biz hissetmeden ölür ve yenileri doğar.
Sevda, Balgam,Kan ve safra olarak adlandırılan anasır-ı erba yani dört anasır, dört ana unsur anadolu halk hekimliğinde tedavinin başlangıç noktalarıdır. Tedavi programlarında insanlar şifalı bitkilerden faydalanmış ve belli başlı yeme içme programları uygulanmışlardır. Bu gün kronik diye adlandırdığımız ve ömür boyu belli başlı ilaçlar kullanmaya mahkum olduğumuz bazı hastalıklar alternatif tıp merkezleri bulunan Marryland ve Güney Kalifornia üniversiteleri tarafından tekrar incelenmekte ve müslüman tıp alimlerin uyguladıkları yöntemlere benzer yeni yöntemler denenmektedir. Örnekleyecek olursak Batı ilaç üreticileri derlerki hastalıkların vücuda verdiği etkiler ortadan kaldırılmalı, Müslüman tıp alimleri de derlerki Hastalığın sonucu değil sebebi ortadan kaldırılmalıdır. Hastalıklardan arınmak ve ruhun selahiyeti için girilen riyazet programından bir çoğumuzun haberi dahi yoktur. Karaciğer ve karaciğer rahatsızlıkları incelenirken: hayat tarzının, sitresin ruhsal dengesizliğin bu organ üzerindeki etkileri hiç bir şekilde irdelenmemektedir. Bir sürü yazılı kaynağı, bin yıllık toplumzal hafızası olan şifalı bitkiler ve tamamlayıcı tıp geçmişimize ne zaman zihnimizi açacağımız hala bir muamma. 

Herhangi bir mikro organizma tarafından, başka bir mikro organizmayı öldürmek veya çoğalmasını durdurmak için üretilen her türlü maddeye antibiyotik denir* Başlangıçta doğal yollarla sentezlenen bir çok  antibiyotik bu gün tamamı ile sentetiktir. Herhangi bir rahatsızlığınızda hatta ufak çaplı soğuk algınlıklarında dahi reçete edilen antibiyotikler, bu gün görülmüştür ki bağışıklık sistemleri üzerinde olumsuz etkilere sahiptirler. Anlayacağımız dilde anlatırsak düşmana karşı kendi savunma sistemimizi kuvvetlendirmek başkasından yardım istemekten daha evladır. Kuvvetli bağışıklık askerleri zaten vücudumuzu çok iyi savunmakta ve o düşmana karşı yetenek kazanmaktadırlar. Kendi bağışıklığımızı başından yenilmiş kabul edip onları geri plana alarak yabancı bağışıklık askeri almak , kendi askerlerimizin hastalıklara karşı savaşma yeteneğini köreltmektedir. Bu gün tamamen doğal olan ve arılar tarafından üretilen Propolis denen antibiyotik halen neden reçete edilmemekte ve uzak durulmakta anlamak çok zor. Reçete edilmese dahi tavsiye edilemezmi?  

Son zamanlarda gerek sorumsuz bazı üreticiler ve TV reklamları, gerekse kimyevi ilaç sektörünün yürüttüğü lobi faliyetleri sonucu görsel ve yazılı basında  on asırlık anadolu halk hekimliği tarihimiz hiç yokmuş gibi yayınlar yapılmakta, bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde yüz yıllardır oluşturduğumuz kültürümüz ve toplumsal hafızamız değersizleştirilmeye ve itibarsızlaştırımaya çalışılmaktadır. İlginçtirki kimyevi ilaç sektörünün dünya liderlerinden biri olan Almanya 1996 yılına kadar 270 farklı bitki türü üzerinde araştırmalar yapmış klinik testlere tabi tutmuş görülen faydaları raporladığı bitki monografları oluşturmuştur. Şuan bu çalışmalar Amerikada 3 farklı üniversitede halen yürütülmekte bitkilerin faydaları bir bir ispatlanmakta ve kullanım dozajları oluşturulmaktadır. Endemik bitki bakımından zengin olan bu topraklar bir çok derdin devasını bünyesinde barındırmakta ve bize sunmaktadır. Doğru yaklaşım tarzı ile kronik gördüğümü bir çok hastalık tıbbin nebevi perspektifinde ve anadolu halk hekimlerinin yol göstermesi ile şifa bulabilir. Bu gün alerjik rinit ve bir çok alerjik reaksiyon için çörekotu yağı şifa kaynağı ise bunun araştırmasını dahada derinleştirip üniversitelerin kimya ve biyokimya bölümlerinde üzerine kürsüler kurdurup her şeyini araştırmak bizim boynumuzun borcudur. 

Aktarlık müessesesinde belli bir kaliteyi hedefleyen BAKDER üyesi olarak Halkımızdan yegane istirhamımız geleneklerimize ve aktarlarımıza sahip çıkmaları. Son olarak şunu söyleyebilirim binlerce yıllık geçmişi olan alternatif tıp metodlarında en önde gelen yöntem bitkilerle tedavidir.  Günümüzde endüstrileşmiş ülkelerde ve tıbbın ciddi gelişim kaydettiği amerika ve almanya gibi toplumlarda alternatif ve tamamlayıcı tıp ürünlerine talep giderek artmaktadır. Buna paralel olarak da insanlar mevcut tıp eğitimini ve tekelleşen ve dayatılan ilaç sektörünü sorgular hale gelmişlerdir.  Örneğin mevcut tedavi yöntemlerinin eleştirilmeden tek doğru olarak kabul edilmesinin yanlışlığını  gelin tıp tarihçilerinden dinleyelim.Literatürde mide ülseri ile ilgili tamamı taraftar bulmuş ve uygulamaya konulmuş 93 teori bulunduğu, bu hastalığın tedavisi maksadıyla 143 metot denendiği ve 287 çeşit ilâç kullanıldığı tespit edilmiştir. Bulunduğu çağın ilmî verileri ve tedavi imkânları ile hareket ettiği için hekimlerin bu kadar çeşitli yollara girmeleri anlayışla karşılanabilir. Bu gerçeği başka birçok hastalık için de misâllendirmek mümkündür.Oysaki Kudret narı kırmızı kantaron yağı gibi alternatif tedavi yöntemleri 500 yılı aşkındır anadoluda yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Ettekraru ahsen velev kane yüzseksen diyere tekraren diyorumki Tedavi eden haklıdır. Herşey bu kadar basit.
Hr. Adnan Yıldırım

Yararlanılan kaynaklar
*Wei-Chiang Shen ; Güney kalifornia üniversitesi USC farmakoloji ana bilim dalı başkanı
www.devazen.biz
http://tr.wikipedia.org/wiki/Antibiyotik
Güney kaliforniya üniversitesi alternatif tıp merkezi çalışmaları :www.usc.edu
Marryland üniversitesi alternatif tıp merkezi monografları :www.umm.edu
Erzurumlu ibraimhakkı marifetname eseri
Davud-u Antaki- Teskire-i Davud
İbn-i Sina- El Kanunu Fi Tıp

Bu yaşam tarzı ve Atalarımızın Irkı olan bu Hunza Türklerinden haberdar olalı yaklaşık 8 yıl oluyor. son günlerde spekulatifolarak sanki onların kullandıkları ürünlermiş gibi internet üzerinde yapılan yayınlardan dolayı bu konu hakkında yazmaya karar verdim. Özellikle Doktor kisvesine bürünmüş ve milyarları kazanmış bir kaç kişiden birinin bu yaşam tarzını yeni satış stratejisinin dayanak noktası yapmaya kalkışması beni bu yazıyı yazmaya itti diyebiliriz.

Afganistan ve çin arasındaki yüksek dağları mesken tutan Hunza Türkleri Uzun ömürleri ile dünyada nam salmış bir millet. BM de 1974 yılında tanınana kadar dünyanın çok fazla haberdar olmadığı teknolojiye kısmen kapalı kendi yağında kavrulan bir halk diyebiliriz. Esa bu yazımızın konuzu Hunzaların hayat felsefeleri..

Yaşadıkları coğrafya itibari ile oksijen seviyesi oldukça yüksek ve şehirleri genelde deniz seviyesinden 3000-5000 metre yüksekte kurulu.
Bu oksijen ve hava temizliği elbet sağlık üzerinde oldukça olumlu etkilere sahip. Deniz seviyesinde 2500 metre yüksekte olan Hunza nehrine sahipler. Buzlu dağlardan akan sular Attabat gölünü dolduruyor. Ağır atık oluşturan fabrikaları yok. Sularına klor dahi katmıyorlar. Havayı kirleten termik santralleri yok. Betondan yapılar kurmak için doğaya zarar vermiyorlar. Tamamı müslüman olan halkın geneli dünya hırslarından yoksun sakin ve münzevi bir hayat sürüyor. Alkol ve Tütün bu topraklara uğramamış gözüküyor. Hayvancılık ana geçim kaynağı. Halkta müthiş bir tohum bankası var. Hibritleşmemiş Genetiği değiştirilmemiş tohumlar 100-150 yıldır aileler tarafından koruma altına alınmış el değmemiş tohumları mevcut. Halk bizim eskiden anadolu köylülerinin yaptığı gibi gıdasını kendi üretiyor. Öyle marketler zinciri göremezsiniz. Yazın turfanda kışın kurutmalıklar tüketiliyor. Bu topraklarda halkın yaşantısına adapte olmuş buz dolabu ve deepfreezde bulamazsınız.
Bu insanların sırrı Büyük bir çark gibi bizi dişlileri arasında ezen sanayi ve seri üretim ürünlerinin tercih edilmiyor olması. Genelde 100-120 yıl arası yaşıyorlar. 60-70 li yaşlarda hamile kalan kadınları var. Bu topraklarda Yaş 65 yolun yarısı. Bu güne kadar bir kanser vakasına hala rastlanmamış.. Şuna herhangi bir markete girip alacağınız en basit ürünler dahi halk tarafından fazla rağbet görmüyor.

Benim düşüncem Hunza türklerinin modern toplumlara bırakacakları büyük bir miras vardır. Lakin modern toplumların Hunza halkına verebileceği hiç bir şey yoktur. Teknoloji sanayi devrmimi, sağlıkmı? İnsanoğlunun sıkıştığı labirent budur.

Ne zaman sağlığı tercih etsek sosyal olarak dahi etkileneceğimiz bir hahat reformundan geçmemiz lazım. Galiba artık bu bile yeterli olmayacak Gıda katkı maddeleri aroma vericiler lezzet artırıcılar antibiyotikler devamlı kullanılan kimyevi ilaçlar fabrikaların doğaya bıraktığı atıklar. Gıdalarda renklendiriciler koruyucular tarim ilaçları hayattan çıkacak gibi değil. Tarım ilacı kullanılmayan bakir toprağımız kaldımı. Bu yara çok derin uzun bir TV program serisinin konusu. İnsan kendi kendini nasıl yok edebilir diye incelenebilir.

Düşüncem odurki bir dahaki 10-20 yıl içerisinde doğala dönmekten başka çaremiz kalmayacak.

AROMATERAPİ
Bitkilerden eldeedilen uçucu yağların tedavi amaçlı kullanım şeklidir. Solunarak ve deriye uygulanarak faydalanılan aromaterapi yağları nadiren oral yolla alınır. Nitelikli ve uzman herbalistlerden tavsiye almadan ağız yolu ili uçucu yağları kullanmayınız. Uçucu yağlar cilt hastalıkları, stres, ve diğer sağlık sorunları için alternatif bir tedavi yöntemidir. Aromaterapi son yıllarda değer kazansada üzerinde yapılan araştırmalar hala yetersizdir.

Esansiyel yağlar nelerdir.
Uçucu yağlar bitkilerin köklerinden yapraklarından ve çiçeklerinden elde edilir. İçeriğindeki Aktif maddeler Yağların ne için kullanılacağını ait sınıflandırma için bilinmelidir. 

Aromaterapinin tarihçesi
Uçucu yağlar yaklaşık 6000 yıldır teropötik olarak kullanılmaktadır.ÇinlilerHintliler, Mısırlılar,Romalılar, Kozmetik ve parfüm amaçlı olarak tarih boyunca uçucu yağları kullanmışlardır. Genel olarak teropötik, ruhsal, hijyenik ve ritualistik amaçlar için tercih edilmişleridir.

Yakın bir zamanda Rene Maurice Gattofosse adlı fıransız bir kimyager labaratuvarında yaşadığı patlama sonucu oluşan 1. derecede yanıkların lavanta yağı ile iyeşebildiğini keşfetti.Daha sonra esansiyel yağların özelliklerini analiz etmeye başladı. Tarihçe olarak bakdığımızda ise 1928  yılında 1 dünya savaşında yaralanan askerlerin yanıklar ve deri enfeksiyonları için esansiyel yağları kullandığı tesbit edilmiştir. Bu bilgi Gettofosseye aroma terapi biliminin ilk temellerini attırıp 1950 yılında bu işle alakadar olan bir klinik kurdurdu. Bu klinikte doktorlar tedavi yöntemleri için aromaterapi kullanmaya başladı.
1980 lerde ise aromaterapi amerikada popüler olmaya başladı ve tüm dünyaya internet aracılığı ile yayıldı bu gün bir çok aromaterapik ürün üretilip satılmaktadır.

Aromaterapi nasıl fayda verir
Koku duyusu aromaterapi için en önemli duyu merkezidir. Bu merkesin beyindeki parçalar amigdala ve hipokamkus koku ile etkileşim kurar. Kokunun algılanması burunda yer alan koku hücrelerinin uyarılması ve bu uyarı­nın olfaktori adım alan sinirlerle beyne iletilmesiyle olur. Kokunun idrak derecesi kişiler arasında değişir, kimi çok yüksek koku alma du­yusuna sahipken kimi de cok az koku alır. Koku alma duyusu insanlarda görme veya işitme duyularına oranla önemsizdir. Bü­tün koku duyusu yitirilse bile genellikle yaşamımızda fazla bir eksiklik belirmez. Koku alma duyusunun kaybolması anosmia olarak isimlendirilir. Nezle ve benzeri hastalıklarda geçici olarak koku alma duy­gusu kaybolabilir. Koku alma kontrol edilirken güzel kokular kullanılır. Yüksek koku alma duyusuna sa­hip bir kişi kâfuru 1/30.000.000’luk, vanil­yayı 1/10.000.000’luk bir solüsyon içinde fark edebilir. En güçlü kokuya sahip mad­de bir alkol türevi olan mercaptandır. İçin­de oksijenin yerine sülfür geçmiştir. Bir miligramının 23.000.000’da birinin 1 litre sudaki karışımında bile farkedilebilir.

Bazı araştırmalar bazı kokuların beyinde farklı koku merkezlerini uyararak sağlık için kullanılabileceğini göstermiştir.  Örneğin lavanta amigdala beyin hücrelerinin aktivitesini uyararak sakinleştirici bir etki oluşturur.

Aromterapi masajı aynı anda hem koku hemde kas sistemimize etki ettiği için aromaterapi konusunda kullanılan en önemli yöntemlerden biridir. 

Aromaterapi masajı seansları nasıl yapılır.
Profesyonel aromaterapistler, eğitim almış hemşireler, fizyoterapistler, uzman masörler topikal veya nefes yolu ile aromaterapi tedavisi sağlayabilirler.
Aromaterapi kokularını ve yağlarını belirlemek için uygulayıcınız size hastalığınızın tıbbi geçmişini kilonuzu yaşınızı ve size mutluluk veren kokuları soracaktır. Aromaterapi seansının yapıldığı yerde çeşitli tütsüler ve buhar inhilasyonu sağlayan makineler kullanılabilir.

Aromaterapi nelere fayda verebilir.
Kaplıca tarzı hastaneler. özel klinikler aromaterapinin faydalarından yararlanan belli başlı kuruluşlardır. Genel olarak sitres yönetimi, ve rahatlama duygusunu teşvik etmek için kullanılan aromaterapi yağları lavanta, gül, bergamot, portakal,limon, sandal ağacı, vanilya, paculi, yılangyılang, vb. anksiyate sitres ve depresyon tedavisinde kullanılır.

Çeşitli klinik çalışmalarda gül yağı ve lavanta yağının buhar inhilasyonu hamile kadınlarda kaygıyı azalttığı ve doğum sırasında daha az ağrı hissetmelerini sağladığı görülmüştür. hamile bir çok  kadın nane yağını kokladığında mide bulantısı azalmaktadır.

Bazı uçucu bitki yağlarının kimyevi bileşenleri antibakteriyel ve antifungal özellikler göstermiştir. Bazı kaynaklarda ise narenciye yağının başıklık sistemini kuvvetlendirdiği isbat edilmiştir.  Rezene anason adacağı gibi yağların topuklara ve göbek çevresine masaj yapılarak yedirildiğinde PMS yi yani adet öncesi ağrıları azalttığı gözlemlenmiştir.

Aromatik yağların yararlı olduğu diğer sağlık problemleri
Alopesi areata (saç dökülmesi)
Kaygı ve kabızlık
Uykusuzluk
Ağrı tedavisi
Sedef Egzama Hastalığı

Kimler aromaterapi yapmamalıdır
Özellikle bitki yağlarına karşı alerjisi olanlar, Aşırı astım hastaları, uçucu yağlardan uzak durmalıdır
Hamileler çördük yağı kullanmamalıdır
Tansiyon hastaları biberiye lavanta gibi uçucu yağlar kullanmamalıdır
Meme ve yumurtalık kanseri olanlar ostrojen hormonunu tetikleyen rezene anason adaçayı gibi uçucu yağları kullanmamalıdır.
Kemoterapi alan hastalar aromaterapi yağlarını kullanmamalıdır.

Dikkat edilmesi gereken hususlar
Bitkisel uçucu yağlar %99 güvenli olmakla beraber dikkat edilmesi gereken bazı hususlar mevcuttur.
Tarçın kekik  ardıç gibi fenolleri yüksek olan yağlar saf olarak kullanılmamalıdır.badem ,susam, zeytinyağı veya kanola veya pamuk yağı ile inceltilip cilde uygulanmaldır. bu yağlar saf hallerde ciltte tahriş yapabilir

Yararlanılan Kaynaklar ve referanslar
Atsumi T, Tonosaki K. Smelling lavender and rosemary increases free radical scavenging activity and decreases cortisol level in saliva. Psychiatry Res. 2007;150(1):89-96.
Bagetta G, Morrone LA, Rombola L, et al. Neuropharmacology of the essential oil of bergamot. Fitoterapia. 2010;81(6):453-61.
Ballard CG, Gauthier S, Cummings JL, Brodaty H, Grossberg GT, Robert P, Lyketsos CG. Management of agitation and aggression associated with Alzheimer disease. Nat Rev Neurol. 2009 May;5(5):245-55. Review.
Bastard J, Tiran D. Aromatherapy and massage for antenatal anxiety: its effect on the fetus.Complement Ther Clin Pract. 2006;12(1):48-54.
Burns E, Zobbi V, Panzeri D, Oskrochi R, Regalia A. Aromatherapy in childbirth: a pilot randomised controlled trial. BJOG. 2007;114(7):838-44.
Dunning T. Applying a quality use of medicines framework to using essential oils in nursing practice. Complement Ther Clin Pract. 2005;11(3):172-81.
Edris AE. Pharmaceutical and therapeutic potentials of essential oils and their individual volatile constituents: a review. Phytother Res. 2007;21(4):308-23.
Fellowes D, Barnes K, Wilkinson S. Aromatherapy and massage for symptom relief in patients with cancer. Cochrane Database Syst Rev. 2004;(2):CD002287.
Fowler NA. Aromatherapy, used as an integrative tool for crisis management by adolescents in a residential treatment center. J Child Adolesc Psychiatr Nurs. 2006;19(2):69-76.
Goel N, Kim H, Lao RP. An olfactory stimulus modifies nighttime sleep in young men and women. Chronobiol Int. 2005;22(5):889-904.
Hadfield N. The role of aromatherapy massage in reducing anxiety in patients with malignant brain tumours. Int J Palliat Nurs. 2001;7(6):279-85.
Herz RS. Aromatherapy facts and fictions: a scientific analysis of olfactory effects on mood, physiology and behavior. Int J Neurosci. 2009;119(2):263-90. Review.
Hongratanaworakit T, Buchbauer G. Relaxing effect of ylang ylang oil on humans after transdermal absorption. Phytother Res. 2006;20(9):758-63.
Hu PH, Peng YC, Lin YT, Chang CS, Ou MC. Aromatherapy for reducing colonoscopy related procedural anxiety and physiological paramters: a randomized controlled study.Hepatogastroenterology. 2010;57(102-102):1082-6.
Hur MH, Oh H, Lee MS, Kim C, Choi AN, Shin GR. Effects of aromatherapy massage on blood pressure and lipid profile in korean climacteric women. Int J Neurosci. 2007;117(9):1281-7.
Kim JT, Wajda M, Cuff G, et al., Evaluation of aromatherapy in treating postoperative pain: pilot study. Pain Pract. 2006;6(4):273-7.
Krebs M. Promote wellness with aromatherapy. Adv Nurse Pract. 2006;14(5):41-4.
Kuriyama H, Watanabe S, Nakaya T, et al., Immunological and Psychological Benefits of Aromatherapy Massage. Evid Based Complement Alternat Med. 2005;2(2):179-184.
Kyle G. Evaluating the effectiveness of aromatherapy in reducing levels of anxiety in palliative care patients: results of a pilot study. Complement Ther Clin Pract. 2006;12(2):148-55.
Lee CO. Clinical aromatherapy. Part II: Safe guidelines for integration into clinical practice.Clin J Oncol Nurs. 2003;7(5):597-8.
Lee IS, Lee GJ. [Effects of lavender aromatherapy on insomnia and depression in women college students]. Taehan Kanho Hakhoe Chi. 2006;36(1):136-43.
Lewith GT, Godfrey AD, Prescott P. A single-blinded, randomized pilot study evaluating the aroma of Lavandula augustifolia as a treatment for mild insomnia. J Altern Complement Med. 2005;11(4):631-7.
Lin PW, Chan WC, Ng BF, Lam LC. Efficacy of aromatherapy (Lavandula angustifolia ) as an intervention for agitated behaviours in Chinese older persons with dementia: a cross-over randomized trial. Int J Geriatr Psychiatry. 2007;22(5):405-10.
Maddocks-Jennings W, Wilkinson JM. Aromatherapy practice in nursing: literature review. J Adv Nurs. 2004;48(1):93-103.
McCaffrey R, Thomas DJ, Kinzelman AO. The effects of lavender and rosemary essential oils on test-taking anxiety among graduate nursing students. Holist Nurs Pract. 2009 Mar-Apr;23(2):88-93.
Mercier D, Knevitt A. Using topical aromatherapy for the management of fungating wounds in a palliative care unit. J Wound Care. 2005;14(10):497-8, 500-1.
Patricia M. Complementary therapies for children: aromatherapy. Paediatr Nurs. 2004;16(7):28-30.
Perry N, Perry E. Aromatherapy in the management of psychiatric disorders: clinical and neuropharmacological perspectives. CNS Drugs. 2006;20(4):257-80.
Rho KH, Han SH, Kim KS, Lee MS. Effects of aromatherapy massage on anxiety and self-esteem in korean elderly women: a pilot study. Int J Neurosci. 2006;116(12):1447-55.
Setzer WN. Essential oils and anxiolytic aromatherapy. Nat Prod Commun. 2009;4(9):1305-16.
Tillett J, Ames D. The uses of aromatherapy in women's health. J Perinat Neonatal Nurs.2010;24(3):238-45.
Thorgrimsen L, Spector A, Wiles A, Orrell M. Aroma therapy for dementia. Cochrane Database Syst Rev. 2003;(3):CD003150.
Williams TI. Evaluating effects of aromatherapy massage on sleep in children with autism: a pilot study. Evid Based Complement Alternat Med. 2006;3(3):373-7.

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.