Search Result For "b2 vitamini"

Ekmeğin Besin Değeri

Günlük kalorinin yaklaşık %40'1 ekmekten karşılanıyor. Oysa ekmek gerekli vitamin ve diğer bileşikleri yeterince içermiyor. Bu yetersizliğin sonucu; gebe ve emziren kadınlar, okul çocukları günlük gerekli besinleri alamıyor.

Ve bu durum kaçınılmaz olarak fiziksel gelişmeye, kavrama yeteneğine, çalışma verimine ve insan sağlığına yansıyor.. Zenginleştirmenin gerektirdiği harcama oldukça düşüktür ve ekmek fiyatının %0.1 'i dolayındadır. Buna karşılık sağlanacak yarar gerçekten sınırsızdır.

Her canlı gibi insanın da birinci gereksiniminin beslenme olduğu bilinir. Bu gereksinim, sayısı 40 dolayında olan zorunlu besin öğelerinin her gün belirli miktarda alınması ile karşılanmaktadır. Bunların başlıcaları; vitaminler, mineraller, amino asitler ve yağ asitleridir ve günlük' alınması gereken miktarları kısaca BRD (beslenme referans değeri) olarak tanımlanır.

BRD'den negatif veya pozitif sapma varsa, yetersiz veya dengesiz beslenmeden söz edilir. Negatif sapma (yetersiz tüketim) daha çok gelişmemiş, pozitif sapma (aşırı tüketim) daha çok gelişmiş toplumların sorunudur.

Yetersiz ve dengesiz beslenmenin insana yansıması ise; sağlıklı yaşamın, fiziksel gelişmenin, düşünsel yeteneğin, çalışma veriminin ve birey mutluluğunun olumsuz yönde etkilenmesidir.

ÇÖZÜM İÇİN İKİ YOL
Bu sorunun çözümü için başlıca iki yol var.
Birincisi; günlük diyetin ya da gıda tüketiminin çeşitlendirilmesi. Uzun dönem için savunulması gereken budur, ancak kısa sürede gerçekleştirilmesi zordur. Çünkü; doğal çevre, beslenme alışkanlığı, beslenme bilinci, ekonomik durum gibi değiştirilmesi zor çok sayıda etkene bağlıdır.
İkincisi ise, gıdanın birleşiminin değiştirilmesidir.
Kısaca; gıdadaki bazı besinlerin azaltılması (alkol, kafein, sodyum, şeker gibi), veya bazı bileşiklerin (vitamin, mineral, amino asit, yağ asidi, selüloz gibi) gıdaya eklenmesidir.

İkincisi ise, gıdanın birleşiminin değiştirilmesidir.
Kısaca; gıdadaki bazı besinlerin azaltılması (alkol, kafein, sodyum, şeker gibi), veya bazı bileşiklerin (vitamin, mineral, amino asit, yağ asidi, selüloz gibi) gıdaya eklenmesidir.
Gıdaların işlenmesi ve depolanması sırasındaki kayıpların karşılanması için zorunlu vitaminierin ve minerallerin eklenmesine genel olarak zenginleştirme adı verilir.

Sorumlu zenginleştirme uygulaması için yetersizliğin toplumun önemli bir bölümünü ilgilendirmesi, zenginleştirme düzeyinin gıdanın karşıladığı enerji oranına göre belirlenmesi, gıda bileşenleri ve eklenen bileşikler arasında olumsuz etkileşme olmaması, yaklaşımın üretici ve tüketicilerce de benimsenmesi gibi kurallara uyulması gereklidir.

EKMEĞİN EKSİKLERİ
Tahıl ve özellikle ekmek, çoğu ülkede olduğu gibi ülkemizde de başlıca gıda konumundadır. Türkiye'de günde kişi başına ortalama 350 gram dolayında ekmek tüketilir. Başka bir deyişle günlük kalorinin yaklaşık %40'1 ekmekten karşılanıyor.

Doğal olarak ekmeğin, besin öğesi gereksiniminin (BRD'nin) de %40'lnı karşılaması beklenir. Oysa gerçek durum farklıdır. Örneğin ekmeğin karşıladığı miktar, beklenen miktara göre Bl vitamini için yaklaşık %40, B2 vitamini için %65, B6 vitamini için %85, pp vitamini (niyasin) için %55, demir için %33 daha azdır.

Bu yetersizliğin sonucu;
."Gebe kadınların %39'unda B2, %81 'inde B12, %76'sında folik asit, . %72'sinde çinko eksikliği;
.Emziren annelerin %43'ünde B2, %36'sında B6, %60'ında B12, %73'ünde folik asit eksikliği;
.Okul çocuklarının %90'lnda B2, %83'ünde B6 eksikliğidir. Bu durumun; fiziksel gelişmeye, kavrama yeteneğine, çalışma verimini ve insan sağlığına yansıması kaçınılmazdır.

Ekmeğin besin öğelerince yetersizliği, buğday öğütme ile una dönüşmesi sırasındaki kayıplardan kaynaklanır. Besin öğeleri daha çok buğdayın dış katmanlarında yoğunlaştığı ve bu katmanlar öğütme sırasında kepek olarak ayrıldığı için vitamin ve mineral miktarı önemli ölçüde azalır.
Örneğin, buğdaya göre ekmeklik undaki kayıp oranı B2 vitamini için %50, B6 vitamini için %77, niyasin için %65, folik asit için %60, demir için %65, çinko için %85 dolayındadır.

EKMEĞİN DENGELENMESİ
Bu nedenle, buğdaya göre un da ortaya çıkan vitamin ve mineral kayıplarının katkılarla dengelenmesi değişik ülkelerde 60 yıldan bu yana uygulanıyor. Uygulamanın öncüsü ABD ve KANADA'dır. Ayrıca 25 dolayında ülkede zorunlu veya gönüllü uygulama söz konusudur, çok sayıda ülkede de konu tartışılmaktadır.
Türkiye bu uygulamayı tartışmakta da geç kaldı. Oysa konu, toplumun sağlığı ve bireyin yaratıcılığı açısından oldukça önemlidir.

Zenginleştirme için öncellikle, günlük kalorinin %40'ını oluşturan ekmek üzerinde durulmalı. Zenginleştirme için uygun aşama öğütme (depolama) veya yoğurmadır (fırın).

Unun yaklaşık %80'inin ticari değirmenlerde, ekmeğin de yine yaklaşık %80'inin ticari fırınıarda üretildi.ği tahmin ediliyor. Dozlama sistemleri pahalı değildir.

Öncelikli besin öğeleri ise B2, B6, B12 niyasin ve folik asit gibi vitaminlerle demir ve çinko gibi minerallerdir.

Zenginleştirmenin gerektirdiği harcama oldukça düşüktür ve ekmek fiyatının %0.1 'i dolayındadır.
Buna karşılık sağlanacak yarar gerçekten sınırsızdır ve diğer ülkelerdeki uygulamaların sonuçlarına göre herhangi bir risk söz konusu değildir.

SONUÇ
Ekmeğin vitamin ve miqeral gibi besin öğelerince dengelenmesi, bir bakıma buğdaya ya da doğala yaklaştırma uygulamasıdır ve dengeli beslenme her insanın temel hakkı olduğuna göre, aynı zamanda bir insan hakkı olarak algılanmak zorundadır.


Vitamin B12 (kobalamin)

Genel Bakış:Siyanokobalamin, yaygın olarak B12 vitamini olarak bilinen vitamin. Özellikle hayvansal dokularda bulunur. Bir kaç özel Sebze de bulunur. Örn: Soya , Spirulina Bu yüzden vegan (tamamen bitkisel) beslenen kişilerde zaman zaman B12 vitamini içeren kompleks haplar kullanmaları gerekebilir.

B12 vitamini anemi hastalığını önlemek için gereklidir, alyuvar üretiminde folik asitin(B9) düzenlenmesine yardım eder ve demir kullanımına yardımcı olur. Doğru sindirim, besinlerin alınması, protein sentezi, karbonhidrat ve yağ metabolizması için gereklidir.

Yetersizliği genellikle eksik alımından değil, mide parietal hücrelerinin "intrinsik faktör" adı verilen glikoproteini sentezleyememesindendir. İntrensek faktör, B12 vitaminine bağlanarak barsaktan emilimini sağlar.
Bu vitaminin eksikliğinde yürüme bozukluğu, kronik yorgunluk, depresyon, sindirim bozuklukları,bayılmalar.mide bulantısı .kusma.fazla gaz çıkarma baş dönmesi, uyku hali, karaciğer büyümesi, göz bozuklukları, halüsinasyonlar, baş ağrıları, dil enfeksiyonu, huzursuzluk, zor nefes alma, hafıza kaybı, sinirsel bozulmalar, kalp çarpıntısı, kansızlık, kulaklarda çınlama, omurilik yıpranması gibi rahatsızlıklar görülebilir. B12 vitamini eksikliği çoğu kez kalın sinir liflerinin miyelin kaybıdır. Bunun bir sonucu olarak birçok insanda dış duyu kaybı fazladır ve şiddetli vakalarda felç olması bile olasıdır.

Diyet et, süt ve diğer süt ürünleri içeriyorsa, B12 vitamini takviyesi almadan önerilen günlük gereksinimlerini karşılamak gerekir. Herhangi bir hayvan ürünleri yemeyin Vejetaryenler tercihen yedikten sonra, su ile B12 vitamini takviyesi almalıdır. Diyet B12 vitamini absorbe etmek için vücudun yeteneğini yaş iner, çünkü yaşlı insanların gençlere göre B12 vitamini büyük miktarda gerekebilir.
Eğer B12 takviyesi alarak düşünüyorsanız, sizin için doğru dozu belirlemek için sağlık kuruluşu isteyin.
Diyet B12 vitamini için günlük öneriler aşağıda listelenmiştir.
Çocuk sağlığı
  • Yenidoğan - 6 ay: 0,4 mcg (yeterli alımı)
  • Bebeklerde 6 ay - 1 yıl: 0.5 mcg (yeterli alımı)
  • Çocuklar 1 - 3 yaş: 0.9 mcg (BKİ)
  • Çocuklar 4 - 8 yaş: 1.2 mcg (BKİ)
  • Çocuklar 9 - 13 yaş: 1.8 mcg (BKİ)
  • Gençler 14 - 18 yaş: 2.4 mcg (BKİ)
Erişkin
  • 19 yaş ve üzeri: 2.4 mcg (RDA) *
  • Hamile kadınlar: 2.6 mcg (BKİ)
  • Emzirme kadınlar: 2.8 mcg (BKİ)
* 10 Çünkü - yaşlı insanların% 30 çok iyi gıda B12 absorbe olmayabilir, 50'den fazla kişi B12 vitamini ve B12 içeren bir ek ile güçlendirilmiş ya gıdalar yoluyla günlük ihtiyacını karşılamak gerekir.

Önlemler:

Çünkü yan etkileri ve ilaç etkileşimleri için potansiyel, sadece bilgili bir sağlık kuruluşu gözetiminde diyet takviyeleri almak gerekir.
B12 vitamini ve güvenli, toksik olmayan olarak kabul edilir.
Uzun bir süre için B vitamini herhangi birini almak için diğer önemli B vitamini arasında bir dengesizlik meydana gelebilir. Bu nedenle, tüm B vitaminleri içeren B kompleks vitamini, almak isteyebilirsiniz. Yüksek dozda folik asit alınması bir vitamin B12 eksikliği gizleyebilirsiniz, bu vitaminleri sık sık birlikte alınır böylece. Folik asit fazla 800 mcg almadan önce doktorunuzla konuşun.

Olası Etkileşimler:

Şu anda aşağıdaki ilaçlardan hiçbiriyle ile tedavi ediliyor ise, ilk olarak sağlık kuruluşu konuşmadan B12 vitamini takviyeleri kullanmak gerekir.
Vücut içinde B12 seviyelerini düşürmek ilaçlar şunlardır:
  • Anti-nöbet ilaçlar - fenitoin (Dilantin), fenobarbital, primidon (Mysoline) dahil
  • Kemoterapi ilaçları - özellikle metotreksat
  • Kolşisin - gut tedavisinde kullanılır
  • Safra asidi sekestranları - kolesterol düşürmek için kullanılır; kolestipol (Colestid), kolestiramin (Questran) ve colsevelam (Welchol) içerir
  • H2 blokerleri - mide asidini azaltmak için kullanılır; simetidin (Tagamet), famotidin (Pepcid AC), ranitidin (Zantac) içerir
  • Metformin (Glucophage) - diyabet için ilaç kullanımı
  • Proton pompa inhibitörleri - mide asidini azaltmak için kullanılır; esomeprazol (Nexium), lansprazole (Prevacid), omeprazol (Prilosec), rabeprazol (Aciphex) içerir
Antibiyotikler, Tetrasiklin - bu ilacın emilimi ve etkinliği engeller nedeniyle B12 vitamini tetrasiklin aynı anda alınmamalıdır. B12 vitamini tetrasiklin gelen günün farklı zamanlarında alınmalıdır. Bütün B kompleks vitamini takviyeleri bu şekilde hareket ve tetrasiklin farklı zamanlarda alınmalıdır. Buna ek olarak, antibiyotiklerin uzun süreli kullanımı B vitamini, özellikle B2 vücutta düzeyleri, B9, B12 ve B kompleks vitaminleri parçası olarak kabul edilir H vitamini (biotin), düşürebilirsiniz.

Yumurtanın faydaları

Anne sütünden sonra insan vücudunun ihtiyacı olan tüm besin maddelerini bulunduran tek besin yumurtadır. Yeni bir yaşamın özü olduğu düşünülürse, yumurtanın besleyici değerinin yüksek olması şaşırtıcı bir şey değildir.

PROTEİN DEĞERİ

Yumurta bütün besinler içerisinde en kaliteli proteini içerir. Çünkü yumurta proteininde insan vücudunda sentezlenemeyen ve kesinlikle besinler ile dışarıdan alınması gerekli olan "elzem amino asitleri" mevcuttur. Kolay sindirilebilmektedir, tamamına yakını vücut tarafından kullanılır ve vücut proteinlerine dönüşebilir.

Beslenme uzmanları; yeterli ve dengeli beslenme için, hızlı bir büyüme ve gelişme dönemindeki çocukların, protein tüketimlerinin en az yarısının hayvansal kaynaklı olmasını önermektedirler. Bu sebeble çocuk beslenmesinde protein kaynağı olan yumurtaya gerekli önem mutlaka verilmelidir.

VİTAMİN DEĞERİ

Yumurta A, D, E ve B grubu vitaminleri başta olmak üzere diğer vitaminlere de önemli oranda sahiptir. Yumurta sarısında bulunan A vitamini gözün iyi görmesini sağladığı gibi kemik gelişimi ve sağlıklı dişlere sahip olmak için de gereklidir. Vücut hücrelerinin gelişmesine yardımcı olur. Solunum ve sindirim sisteminin sağlıklı olmasını ve enfeksiyonlara karşı korunmasında etkilidir.

D vitamini, insan vücudunda kalsiyumun kullanılmasına yardım eder. Yumurta sarısı, D vitamini sağlayan bir kaç besinden birtanesidir ve güneş ışınlarından da yeterince faydalanıldığında yumurta özellikle çocuklarda D vitamini eksikliğine bağlı kemik bozukluğu oluşmasını önler.

Yumurta E vitamini yönünden de oldukça zengindir. E vitamini oksidasyonu önleyici etkisinden dolayı, vücudumuzu zararlı maddelere karşı korur.

B grubu vitaminleri bazı besin öğelerinin vücutta enerjiye çevrilmesi için gereklidir. Yumurta özellikle B2 vitamini açısından çok zengindir. Bu vitamin deri ve göz sağlığı için de gereklidir.

Ayrıca yumurta da bulunan kolin, beyin fonksiyonlarının yerine getirilmesinde önemli rol oynamaktadır.

MİNERAL DEĞERİ

Yumurta, demir ve çinko gibi sağlığımız için çok önemli olan mineralleri de içermektedir. Demir, kan yapımı için gereklidir. Demir yetersiz alındığında anemi (kansızlık) oluşur. Ayrıca demirin büyüme, gelişme ve hastalıklardan koruma rolü vardır. Yetersizliğinde çocukların öğrenme yeteneği ve okul başarısı azalır.
Yumurtada C vitamini bulunmamasına rağmen C vitamini açısından zengin bir besinle tüketilirse yapısındaki demirin emilimini artırmış olursunuz.
Yumurtadaki çinko minerali özellikle büyüme-gelişme ve bağışıklık sisteminde rolü olduğu için çok önemlidir.

YUMURTANIN YAĞ İÇERİĞİ

Yumurtanın yağ içeriği düşüktür. Büyük bir yumurtada 4.5 gram civarında yağ bulunur. Bunun 1.5 gramı doymuş yağ asitleri, kalan kısmı ise, doymamış yağ asitleridir.

YUMURTA KOLESTEROLÜ ARTTIRIR MI?

Bir adet yumurtanın beyazında, kolesterol ve yağ yoktur ancak sarısında 213 mg kolesterol bulunur. Besinlerdeki yüksek kolesterolün, kan kolesterolünde direkt artışa neden olduğu düşünülmüş ve bu nedenle yumurta tüm diyetlerden uzak tutulmuş ve az tüketilmiştir.

Gerçekte kan kolesterolünün büyük bir kısmı vücut tarafından yapılır. Kolesterol; insanlar ve tüm hayvanlarda vücutta sentezlenen yağ benzeri bir maddedir. Sinir liflerinin yalıtımı, hücre duvarının bütünlüğünün sağlanması, D vitamini sentezi, çeşitli hormonların ve sindirim salgılarının oluşumu için gereklidir.

Yapılan bilimsel çalışmalar ile kan kolesterol seviyesinin düzenlenmesinde; beslenme şeklinin, genetik özelliklerin ve yaşam biçiminin önemli olduğu ortaya çıkmıştır.

Eğer kolesterol metabolizması bozukluğunuz yoksa, yeterli ve dengeli olarak tüm besin gruplarını tüketiyorsanız, vücudunuz ideal ağırlığında ise, fiziksel olarak aktifseniz ve sigara kullanmıyorsanız, yumurtanın yüksek kolesterol içeriğinden dolayı endişe duyulmasına gerek yoktur.

Kuşburnu, Hagebutte, Rosa canina L.
İtburnu
Gül burnu
Gül elması
Yaban gülü
Köpek gülü
Familyası: Gülgillerden, Rosengewâchse, Rosaceae
Drugları: 
Kuşburnu meyve kabuğu: Cynosbati fructus
Kuşburnu meyvesi ve tohumu: Cynosbati fructus cum semine
Kuşburnu tohumu: Cynosbati semen
Kuşburnu meyve kabuğu bazen sade bazen tohumuyla birlikte çay ve natürel ilacı yapılır. Reçeli sadece meyve kabuğundan yapılır.
Giriş: Gülgiller takriben 7000 alt türü olan en kalabalık bitki ailesidir. Kuş-burnunun en çok kullanılan ve bilinen türleri İtburnu, Gül burnu veya Köpek gülü olarak da bilinen Rosa canina, Dağ kuşburnu; Rosa alpina ve Sarkık kuşburnu; Rosa pendulina’yı sayabiliriz. Eskiden Osmanlı ve Selçuklular tarafından bilinen ve kullanılan Kuşburnu Avrupa’da 18. yy.’dan itibaren kullanılmaya başlanmıştır.
Botanik: Boyu genellikle 1-205 metre nadiren 5 metre olan çalı şeklindeki küçük ağaççık olup, asıl vatanının Türkiye olduğu ve buradan dünyanın bütün yörelerine zaman içinde yayıldığı tahmin edilmektedir. Günümüzde Batı Avrupa’dan Doğu Türkistan’a kadar çok geniş bir alana ve Kuzey Amerika’ya kadar yayılmıştır. Bitki yol kenarları, meralar, çimenlikler, orman kenarları ve tepeliklerde yabani olarak yetişir. Türkiye’nin Karadeniz, Marmara ve Doğu Anadolu bölgesinde daha çok, Ege ve İç Anadolu bölgesinde ise seyrek olarak yetişir. genellikle çok sayıdaki gövde demet şeklinde yerden çıkar, yükselir ve çevresine sarkar, üzeri sarımsı veya esmer dikenlerle bezenmiştir. Eski dal ve gövdeler esmer, taze sürgünleri ise açık yeşil renktedir. Yaprakları tekli 5-7 kanattan meydana gelir ve 2-3 çifti karşılıklı ve de sonda bir tek bulunur. Kanat yaprakları oval şekilde, kenarları dişli, ortada ana bir damar ve ondan yanlara yan damarlara sahiptir ve kısa saplıdır. Çiçekleri kalp şeklinde beyazımsı pembe veya pembe renkte, beş adet taç yapraktan meydana gelir ve 20-30 adet döllenme tozluğu bulunur ve bu döllenme tozluklarının topuzcukları bazen pembemsi, bazen de esmer renktedir ve de ortada sarımsı bir göbek bulunur. Meyveleri koyu kırmızı renkte oval veya yumurta şeklinde, koyu kırmızı renkte 0,5-1,5 cm eninde 1-2,5 cm uzunluğunda etli bir kabuğu ve içinde tüylü sert sarımtırak beyaz tohumlar bulunur.
Yetiştirilmesi: Türkiye’nin hemen her bölgesinde rahatlıkla yetiştirilebilir ve özel bir bakıma ihtiyaç yoktur.
Hasat zamanı: Eylül ve Ekim aylarında toplanan meyveleri, güneşli, kuru ve havadar yerlerde iyice yıkandıktan sonra kurutulur. Suni olarak önce 30 dk 75-80°de ve bunu takriben dışarıda güneşli havada kurutulur. Bazı ülkelerde Kuşburnu çekirdeğinden Kuşburnu Çekirdek yağı (Kuşburnu yağı) elde edilir.

Kuşburnu Çekirdek yağındaki (Kuşburnu yağı) önemli maddeler;
1) C vitamini ortalama 100 gr da 1550 mg
2) E vitamini başta olmak üzere B1,B2,B6,B3 (Niacin) vitaminleri, K ve P (Rutin) vitamini ve β-Carotin (Provitamin A)
3) Minerallerden; Potasyum, Magnezyum, Sodyum, Silisikasit, Demir, Fosfor
4) Doymamış yağ asitleri %33 α-Linolenasit, %43 Linolasit ayrıca Palmitinasit, Palmitoleinasit, Stearinasit, Oleikasit, Arahidonasit, Eicosenasit ve Behenasit içerir. (geniş bilgi için çörek, hodan veya ışıldak’a bak)(NH.1.02.42)
5) Tanin, pektin, şeker ve meyve asitleri (malikasit, sitrikasit, fosforikasit) içerir.
Kullanılması: Kuşburnu Çekirdek yağı veya kısaca Kuşburnu yağı kalite bakımından çörek, hodan ve ışıldak yağlarından da üstündür. Fakat henüz Kuşburnu yağı ile ilgili yeterince araştırma yapılmamıştır. Bilindiği gibi çörek, hodan ve ışıldak yağları başta Nerodermatoz (besin alerjisinin sebep olduğu kaşıntılı ve sulu egzama) PMS’ye (permensturel syndrom) karşı etkili oldukları, özellikle de çörek yağının her türlü alerjiye karşı etkili olduğu bilinmektedir. Kuşburnu yağının da aynı etkiye sahip olduğu kanaatindeyim. Fakat geniş çaplı klinik araştırmalarının neticelerini beklemek gerekmektedir.
Birleşimi: Birleşimindeki maddeleri önemine göre şöyle sıralayabiliriz;
1) Meyvesinde çok yüksek oranda C vitamini içerir. Bu oran bitkinin yetiştiği yöreye ve iklim şartlarına göre değişirse de %0,5-2 arasında değişebilir. Fakat ortalama %1,25 oranındadır (yani ortalama 1250 mg). Mesela 100 gr Kuşburnu 500-2000 mg C vitamini içerebilirken portakal veya limon 40-100 mg içerir.
2) Carotinoitler; Rubixanthinler, Lycopin ve β-Carotin (Provitamin A)
3) Diğer vitaminlerden E,B1,B2 ve Niacin
4) Meyve asitleri %8-10 arasında olup en önemlileri sitrikasit ve malikasittir.
5) Minerallerden; Potasyumda 100 gr da 500 mg gibi çok yüksek orandadır. Demir, Magnezyum, Sodyum ve Fosfor içerir. ayrıca %20-25 meyve şekeri, %15-25 Pektin, %3-5 Protein ve %0,5-1 yağlar içerir.
Tesir şekli: C vitamini ihtiyacını giderici, idrar artırıcı, antiskorbüt (C vitamini yetersizliği ile ortaya çıkan bir hastalıktır. Belirtisi diş etleri iltihaplanır, kanar, morarır ve dişler sallanır) hafif müshil yapıcı ve damarları büzücüdür.
Araştırmalar:
1) Üşütme ve bulaşıcı grip hastalıkları sırasında vücudun C vitaminine olan ihtiyacı oldukça fazla olmaktadır. Çünkü bakteri ve virüsleri yiyerek zararsız hale getiren fagosit (Phagozytoz) ve İnterferon üretimi için C vitaminine ihtiyacı aşırı artmaktadır. Nobel ödülü kazanan L. Pauling 2-4 saatte bir 4,5-7,5 gr C vitaminine ihtiyaç olduğunu, bunun belli bir süre (3-4 gün) tekrar 0,5-1 gr a düşürülebilineceğini ifade etmektedir. Aynı görüşü F.C.Klenner ve I.Stone’de savunmaktadır.
2) Sürekli stresli bir hayat yaşayanlarda ve aşırı zihinsel çalışanlarda görülen dermansızlık veya çeşitli virüslerin salgını sonucu hastada normal Kortizol seviyesi düşer ve bu hemen engellenmez ise kişi kronik yorgunluk Chronic-Fatigue-Syndrom=CFS yakalanabilir.işte C vitamini böbrek üstü bezlerinin yeniden düzenli hormon üretmesini sağlayarak kişiyi yeniden sağlığına kavuşturur (Nhp.2.96.219). en çok C vitamini Kuşburnunda olduğuna göre Kuşburnu çay, natürel ilaç ve reçeline devam edilir.
Kullanılması:
a) Araştırmalara göre Kuşburnu başta bulaşıcı hastalıklardan grip, üşütme hastalıkları, dermansızlık, yorgunluk, mide-bağırsak rahatsızlıkları (gastrit, Enterit) ve C vitamini yetersizliğine karşı kullanılır.
b) Komisyon E 164 No’lu ve 01.09.90 tarihli, Kuşburnu meyve kabuğu üzerine monografisini yayınlamıştır. Buna göre kuşburnu meyve kabuğu başta; üşütme hastalıkları, gripli enfeksiyon ve diğer enfeksiyon hastalıklarına karşı, vücudun bağışıklık sistemini (immün sistemi) kuvvetlendirmek için, idrar yolları rahatsızlıkları, ödem, romatizma rahatsızlıkları, mide-bağırsak ve safradaki rahatsızlıklara karşı kullanılır. meyve kabuğu ve tohumları bir arada kullanıldığında gastrit, ülser, siyatik, akciğer rahatsızlıkları gibi daha birçok hastalığa da yukarıdaki rahatsızlıklara ilaveten etki ettiği ifade edilmektedir. Kuşburnu kökünün çayının Basuru iyileştirdiği yapılan gözlemlerle tespit edilmiştir.
Çayı: İki kahve kaşığı kurutulmuş ve ince kıyılmış kuşburnu kabuğunu (tohumda ilave edilebilir) demliğe konur ve üzerine 300-400 ml kaynar su ilave edilir ve 5-10 dk demlenmesi beklendikten sonra süzülerek içilir. (Şayet 5-10 dk kaynatılır ise daha çok C vitamini elde edilir).
Çay Harmanları;
Ödem Çayı
>20 gr Ardıç kozalağı
>20 gr Kuşkonmaz kökü
>20 gr Hindiba otu ve kökü
>20 gr Altın başak otu
>10 gr Kuşburnu
>10 gr Kayışkıran kökü
Diuretik çayı;
>20 gr Kuşburnu
>20 gr Maydanoz kökü
>20 gr Isırgan kökü
>20 gr Altın başak otu
>20 gr Atkuyruğu otu
Böbrek ve mesane taşları çayı;
>20 gr Kuşburnu
>20 gr Altın başak otu
>20 gr Kayışkıran otu
>20 gr Hindiba otu+kökü
>20 gr Isırgan otu+kökü
Diuretik çayı;
>20 gr Kuşburnu
>20 gr Maydanoz kökü
>20 gr Isırgan kökü
>20 gr Altın başak otu
>20 gr Atkuyruğu otu
Şurubu: Kuşburnu şurubu eskiden Osmanlı’nın meşhur şuruplarından birini teşkil ederdi, fakat zamanla unutuldu. Günümüzde değerinin anlaşılması ile yeniden şurubu, reçeli, çay harmanları ve de natürel ilaçları yapılamaya başlanmıştır.
Yan tesirleri:
Bilinen bir yan tesiri yoktur fakat aylarca (4 aydan fazla) sürekli içilirse bazı kişilerde deride kaşıntı yapabilir şayet ara verilirse kaşıntı da geçer.

Meyvelerin Yararları
  • ahududu
    Kanı temizler, vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar. Terletir ve idrar söktürür. Kabızlığı giderir. Vücuda dinçlik verir.
  • ayva
    İshal ve dizanteriyi keser. Mide ve bağırsakları kuvvetlendirir. İnce bağırsak iltihabını giderir. Kanı temizler. Çarpıntıyı dindirir.
  • badem
    Bedeni ve zihni yorgunluğu giderir. Böbrek, mesane ve tenasül yollarındaki iltihapları giderir. Baş ağrısı, karaciğer ve böbrek ağrılarını hafifletir.
  • badem
    Aci bademin uçucu yagi, iyi bir koku ve tat giderici (balik yagina ilave edilir) ve hafif bir dezenfektandir. Badem tohumlari, badem surubu hazirlanmasinda kullanilir. Çocuklar için iyi bir müshildir. Kremlerin terkibine girer. Meyve kabugu halk arasinda bogaz agrilarina karsi kullanilmaktadir.
  • ceviz
    Yaprakları ve kabuklarıyla hazırlanan ilaçlar kanı temizler, kansızlığı giderir. İshal ve dizanteriyi keser. Verem ve şeker hastalığında hem besleyici, hem de tedavi edicidir. Saç ve elleri boyamakta da kullanılır. Bitki bilimcilere göre bol miktarda A, B1, B2, C, E ve K vitaminleri ile Chinon Juglon adlı aktif madde içeren cevizin hem içi, hem ağacının kabukları hem de yaprakları pek çok sağlık sorununa iyi geliyor. Her sabah kahvaltıda bir miktar ceviz içi yenmesinin zekayı geliştirdiğini belirten uzmanlar, yeşil ceviz meyvelerinin kabukları kaynatılarak içildiğinde erkeklerde cinsel gücü artırdığını belirtti. Vücudu besleyip güçlendiren cevizin yararlarından bazıları şöyle sıralanıyor: • Nasırlar üzerine konulan ceviz yağı zamanla bunların yok olmasını sağlar. • Taze dalların kabukları ve meyvelerinin kabukları ile karıştırılıp kaynatılarak elde edilen sıvı mideyi kuvvetlendirir. • Ceviz yapraklarından yapılan çay iştah açar, mideyi kuvvetlendirir, boğaz hastalıklarına iyi gelir. • Bir miktar ceviz yaprağı banyo suyuna karıştırılırsa cilt hastalıklarına iyi gelir. • Ceviz yaprakları pişirilerek çıbanların üzerine sarılırsa iyileşmesini sağlar. • Ceviz yağı yüz lekelerinin üzerine sürülüp masaj yapılırsa lekeler yok olur.
  • çamfıstığı
    Bronşit, verem, akciğer hastalıklarının çabuk iyileşmesine yardımcı olur. Ruhi çöküntüyü giderir. Kalp hastalıklarında da faydalıdır.
  • çilek
    Körpe ve bol sulu çilekler sistemi temizliyor. Cilt sorunları olanlar için de iyi bir meyvedir. Böbrek, idrar yolları ve bağırsak sorunları için de birebirdir. Ayrıca diş etlerini güçlendiriyor, dişlerdeki tartarı önlüyor, ağız kokularını ve boğaz ağrılarını gideriyor. Çilekte yüksek oranda C vitamini bulunduğu gibi, yüksek tansiyon ve kolesterolü düşüren maddeler içeriyor. Çilek C vitamini ihtiyacını karşılar. Ayrıca bol miktarda potasyum içerir ve lifli besinler arasında önemli bir yer tutar. Diyabetli hastalar, çileğe şeker ilave etmemek şaartıyla bu meyveyi bol bol yiyebilirler.
  • dut
    Beyaz dut yaprakları idrar söktürür. Vücutta biriken suyu boşaltır. Aç karnına yenen beyaz dut bağırsak solucanlarını söktürür.
  • dut meyvası
    Fructus Mori nigri Meyvalardan hazırlanan şurup, gargara halinde, ağız ve boğaz hastalıklarına (pamukçuk) karşı kullanılır.
  • elma
    Günde bir elma yemek doktoru evinizden uzak tutar. İki elma yerseniz, kalp ve dolaşım sorunlarına karşı korunmuş olursunuz. Kolesterolü yok eder ve kabızlığı önler. Sindirimi kolaylaştırır. Kokusu rahatlatır ve kan basıncını düşürür. Artrit, romatizma ve gut hastalıklarına karşı da yararlıdır.
  • enginar
    Kandaki üre ve kolesterolü düşürür. İdrar söktürür. Kandaki şeker miktarını ayarlar. Damar sertliği ve kalp hastalıklarını önler. Böbrekteki kumların dökülmesine yardımcı olur. Prostat, meme ve rahim ağzı kanserine karşı iyi gelir. Enginarın içinde bulunan Silymarin maddesinin, hücrelerin hasar görmesini engellediğine işaret eden araştırmacılar, ayrıca Silymarin maddesinin, prostat, meme ve rahim ağzı kanserini önleme konusunda da etkili olduğunu belirtti. Enginarın içinde, fiber, magnezyum, folate ve C vitamini bulunduğu, bu sebzeyi bol miktarda tüketenlerin, bulundukları yaşın daha altında gösterdikler.
  • fındık
    Bedeni ve zihni yorgunluğu giderir. Vücuda kuvvet verir. Nekahat devresinin çabuk geçmesini sağlar.
  • greyfurt
    C vitamini bakımından çok zengindir. Yarım greyfurt günlük C vitamini ihtiyacının yüzde altmışını sağlar. Kolesterol oranını düşüren pektin maddesi bulunur. Kansere karşı koruyucu özellik taşır. İştah açar.
  • hindistancevizi
    İdrar söktürür. Böbreklerdeki kum ve taşların düşürülmesine yardımcı olur. Mide ağrılarını giderir.
  • hurma
    Kalbimizin yeni dostu bulundu: Hurma Bugüne dek kalp ve damar hastalıklarından korunmada elmanın sihirli gücü biliniyordu. İsrailli bilimadamları kalbin gerçek dostunun hurma olduğunu kanıtladı. İsrailli bilim adamları, hurmanın, kalp ve damar hastalıklarından korunmak için önerilen elmadan daha etkili olduğunu açıkladılar. İsrail'de yapılan bir araştırmada, elma ve hurmanın yararları karşılaştırıldı. Hurmanın lif, mineral ve fenol açısından zengin olduğunu söyleyen bilim adamları, elmada daha fazla bakır ve çinko bulunduğunu, buna karşılık hurmada sodyum, potasyum, magnezyum, kalsiyum ve demir miktarlarının elmadan iki kat fazla olduğunu belirttiler. Bilim adamları, düzenli yenilmesi halinde kalp ve damar hastalıkları riskini azaltan bu meyvelerin içindeki yararlı maddelerin daha çok kabuklarında bulunduğunu kaydettiler.
  • karpuz
    Vücuttaki toksinleri temizler ve böbrekteki kumları eriterek sıhhat ve zindelik kazandırır. Ayrıca kemik gelişimine de yardımcı olur.
  • kavun
    Kavun meyve olarak çok yenildiği gibi tohumları (çekirdekleri) de tıbbî olarak kullanılmaktadır. Olgun kavunların çekirdekleri kurutulur. Çekirdekler halk tabâbetinde öksürüğe karşı (çekirdekleri suda, suyu yarıya ininceye kadar kaynatılıp içilmesiyle) kullanılır. Ayrıca kavun, sinirleri yatıştırır, böbreklerdeki kanı temizler, taşların düşürülmesine yardımcı olur. Barsaklarda ülser ya da iltihab olanlarla, şeker hastaları ve yüksek tansiyonu olanlar yememelidir.
  • kayısı
    Çekirdeklerinden yağ elde edilir. Etli meyvesi şeker, organik asitler ve C vitamini ihtivâ etmesi bakımından önemlidir. Çekirdek içinden elde edilen yağ badem yağı yerine, yaprakları derelerde balıkları sersemleterek tutmak için kullanılır.
  • kestane
    Kabuklarının suda kaynatılması ile elde edilen çay, ateş düşürür ve sinirleri yatıştırır. Meyvesi kasları kuvvetlendirir. Kan dolaşımını düzenler. Varis ve basur memelerinin meydana gelmesini önler. Karaciğer yorgunluğu ve şişliğini geçirir. Kansızlığı giderir. Damar sertliği ve yüksek tansiyondan şikayet edenlerle, şeker hastaları yememelidir.
  • kızılcık
    Kızılcık meyvelerinden ezme, marmelat, meyve suyu yapılır. Kabız edici özelliği vardır. Gıdâ olarak istifâde edildiği gibi kabukları ateş düşürücü olarak kullanılır.
  • kiraz
    Aspirin yerine kiraz Kiraz yemek ağrıların dindirilmesinde aspirinden çok daha etkili oluyor. Michigan eyaletinde yaşayanlar, bu yörede çok yetiştiğinden, bol bol kiraz yiyorlar. Kimileri bu meyvenin gut ve mafsal iltihabından kaynaklanan ağrılara birebir olduğunu ileri sürüyor. Michigan Eyalet Üniversitesi'nden Muraleedharan Nair kirazda bulunan ve ''antosiyanin'' olarak bilinen kırmızı renkteki kimyasalların bu etkiyi yaratabileceğine dikkat çekiyor. Nair ve ekibi genelde uygulanana deneylerden yararlanarak söz konusu belişimlerin aspirin ve ibuprofen gibi ağrı kesicilerde bulunan enzimleri içerip içermediğini araştırdı. Ardından kimyasalların serbest radikallerin zararlı etkilerini yok edici özelliklerini inceleyerek bunları vitaminlerle karşılaştırdı. Sonuçta, 20 kirazda 12-25 miligram arasında antosiyanin bulunduğu ve bu maddenin ağrı kesici etkisinin aspirinden on kat daha fazla olduğu görüldü. Kirazda bulunan antosiyanin maddesinin E ve Ca vitaminlerine benzer antioksidan etkiler yarattığına da tanık olundu. Nair'e göre, günde 20 kiraz yemek bir aspirin almakla özdeş etki yaratıyor. Nair kirazdaki antosiyaninin tablete dönüştürülmesine çalışıyor.
  • kivi
    Bir kivide, bir portakalda olan C vitamininin iki katı vardır. Potasyum bakımından da zengindirler. Sindirimi kolaylaştırır ve kabızlığı önler.
  • muz
    Folik asit, potasyum ve B6 vitamini bakımından son derece zengin bir meyvedir. Potasyum krampları önler.
  • nar
    Vücudu kuvvetlendirir. İshali keser. Burun poliplerine faydalıdır. Şerit düşürür. Kalbi kuvvetlendirir. Mide, bağırsak hastalığı olanlar, küçük çocuklar ve hamileler fazla kullanmamalıdır.
  • portakal
    Antioksidantlar ile dolu bir meyve. Kanseri önleyici olarak bilinen bütün maddeleri içeriyor. Ayrıca bol miktarda C vitamini içeriyor. Kilo almaya engel olur. Kandaki kolestorolü düşürür.Vucüdun C vitamini, potasyum, protein, B ve E vitaminleri ile kalp hastalıkları ve antikanserojen maddeler ile kanser riskini azaltıyor, kolestorolü düşürüyor
  • şeftali
    Çiçekleri kabızlığı giderir ve barsak solucanlarını düşürür. Meyvesi hazmı kolaylaştırır.İdrar yollarını temizler. Bol miktarda idrar söktürür. Basur memelerinden doğan şikayetleri giderir. Safra kesesi ve böbrekler için faydalıdır.
  • vişne
    İshali keser. Ateşi düşürür. İdrar söktürür. Vücuda rahatlık verir.
  • yeralması
    Şeker hastaları için faydalıdır. Besleyicidir. Vücudun direncini arttırır. Kabızlığı giderir
  • www.medikalsozluk.com
  • Sebzelerin Faydaları

  • asma
    Yaprakları ile yapılan ilaçlar kanamayı durdurur. Vücuda kuvvet verir. Sarılığı keser. İshali durdurur.
  • bakla
    İdrar yollarını temizler. Böbrek ağrılarını dindirir. Böbrek iltihaplarını giderir. Böbrek kum ve taşlarının düşürülmesine yardımcı olur.
  • bamya
    Meyvesi beş bölmeli,tohumları yuvarlak ve yeşilimtrak gri renkte bir sebze. Faydalı bir sebzedir. Yaş veya kuru olarak sarf edilir. Konserveleri de yapılır. Meyveleri müsilajlıdır. Kabızlık tedavisi ve barsakların düzenli çalışması için faydalıdır.
  • bezelye
    Taze ve donmuş olarak kullanılabilen bezelye B1, C vitaminleri, protein, lif ve folik asit içerir. Sinir sisteminde sorunları olanlara tavsiye edilir.
  • brokoli
    Kansere karşı bizi koruyan ve ömrümüzü uzatan müthiş bir sebze. Çok miktarda kalsiyum içerdiği için kemik erimesine birebir. Mineral ve demir eksikliğini gideren brokoli, vitamin deposudur. Brokoli tutkunlarında ender olarak bağırsak ve akciğer kanseri görülür, kalp dolaşım hastalıklarına da pek fazla rastlanmaz. Kadınlarda göğüs kanserini önler. Göğüs kanserine ve spinabifida hastalığına karşı etkili. Brokoli bol miktarda, göğüs kanseri riskini azaltan 'indole' adlı bir madde içeriyor. İndole, göğüs kanserine neden olan östrojen bozukluklarını engelliyor. Ayrıca brokolinin diğer bir özelliği de, spinabifida hastalığını (doğuştan belkemiğinde son omurun kapanmamış olması) önlemesi.
  • buğday
    Lifli gıdalar sağlıklı bir beslenmenin temelidir. Buğdayın dış kabuklarından elde edilen kepek de, genellikle mısır gevreği türü yiyeceklerle tüketilir. Kepekli buğday unundan yapılan kurabiye vb. bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar ve kabızlığı önler. Buğday tanesinin özü olağanüstü besleyicidir. Vücudun özümsediği kalsiyum, demir ve çinko burada depolanır. Besin değeri, potansiyel olarak yulaf ve mısırdan daha yüksek olan buğday, bağırsak ve rektum kanserini önleyici faktörler içerir. Ama, yulaf ve mısıra kıyasla sindirimi biraz daha zordur.
  • candida
    Bir mantar çeşidi.
  • domates
    Kanserden koruyucu ve yaşlanmayı zihinsel ve bedensel olarak yavaşlatıcı bir sebze. C ve E vitaminleri içerir. Domates zengin bir potasyum kaynağıdır ve çok az miktarda tuz bulunur. Yüksek kan basıncını düşürmeye yardımcı olur ve vücudun su tutmasını engeller. Kalp hastalıklarına ve prostat kanserine karşı etkili. 'Beta karotin'e yakın olan likopen içeriyor. Likopen vücudu kalp hastalıklarına karşı koruyan maddeler arasında yer alıyor. Araştırmalar domatesin prostat kanseri riskini azalttığını gösterdi. Haftada en az iki kez domates yiyen erkeklerin, diğerlerine oranla prostat kanserine yakalanma riskleri az
  • havuç
    Haftada beş kere yendiği takdirde Harvard'ın araştırmalarına göre kadınlarda kalp enfarktüsünü, felç tehlikesini yüzde 68 oranında azaltıyor. Günde iki havucun erkeklerde kandaki kolesterolü yüzde 10 oranında azalttığı görülmüştür. Her gün yenen bir havuç da akciğer kanseri tehlikesini yarıya indiriyor. Havuçtaki Beta-Karotin de gözleri yaşlılığın getirdiği görme zayıflığından koruyor ve bağışıklık sistemini kuvvetlendiriyor. Mide ve bağırsak kanamalarını önler, kansızlığı giderir, anne sütünü arttırır, yüz ve boyun kırışıklıklarını giderir, idrar ve bağırsak gazlarını söktürür, ülserdeki şikayetleri giderir. Kansere karşı etkili olduğu gibi cildin kurumasını da engelliyor ve bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Beta karotin (kansere neden olan serbest radikallari durduruyor ve bağışıklık sistemini güçlendiriyor) içeren havucun en büyük özelliklerinden biri içerdiği bu maddenin cildin kurumasını engelleyen A vitaminine dönüşebilmesi.
  • ıspanak
    Kalp hastalıklarına, felce, yüksek tansiyona, yaşlılığın getirdiği göz hastalıklarına, kansere, hatta psişik rahatsızlıklara karşı da etkili bir sebze. Göz hastalıklarına ve derideki lekelenmelere karşı etkili. Ispanak içerdiği iki kimyasal madde sayesinde görme bozukluklarına karşı etkili. Haftada 6 kez ıspanak yiyenlerin yüzde 86 oranında yaşın ilerlemesiyle birlikte ortaya çıkan derideki lekelenmeler gibi bir sorunlarının olmayacağını gösteriyor. Ayrıca yaşla birlikte ortaya çıkan göz hastalıklarına karşı da etkili. Bir porsiyon ıspanak, günlük demir ihtiyacımızın onda birini karşılıyor.
  • kabak
    Tohumları (çekirdekleri) tenya ve kurt düşürücü olarak bilhassa çocuklarda kullanılmaktadır. Tohumlar diş kabuklarından ayrılarak dövülür, şekerle karıştırılarak verilebilir. Ortalama doz çocuklarda 40 gr büyüklerde takriben 100 gr’dir. Kabak çok besleyici özelliktedir C ve B1 vitamini ihtiva eder. Pişirilen etli kısmı yiyecekten başka çıban ve şiş yerlere lapa olarak da tatbik edilir.
  • karnabahar
    Zihin yorgunluğunu giderir. Afrodizyak özelliği vardır. Sinirleri kuvvetlendirir. İdrar söktürür. Dalak hastalıklarına iyi gelir. Şeker hastalarına faydalı olduğu bilinir.
  • kereviz
    Kerevizde B vitamini, demir ve kireç vardır. Kereviz unutkanlığı ve sinir yorgunluğunu giderir, idrar söker, böbrek taş ve kumlarının düşürülmesine yardım eder, kan ve süt yapar, karaciğeri temizler. Şeker, yüksek tansiyon ve romatizma da da faydalıdır.
  • lahana
    Kansere karşı etkili olduğu bilinen sebzelerin başında gelir. Bol miktarda B, C ve E vitamini, potasyum içerir. Özellikle meme ve rahim kanserine karşı etkilidir. Vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar. Kandaki şeker miktarını düşürür. Sarılık ve safra kesesi hastalıkları için iyidir. Astıma faydalıdır. Bağırsak kanserine karşı etkili. Lahana kanser hücrelerinin üremesini engelleyen kimyasal bir madde (isotiocyanates) içeriyor. ABD'de yapılan bir araştırmaya göre, haftada bir gün lahana yiyenlerin bağırsak kanseri olma riskleri üçte iki oranında azalıyor.
  • mantar
    Bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Özellikle Çinliler'in ilaç niyetine yedikleri bu sebze, bünyeyi hastalıklara karşı koruyor ve bağışıklık sistemini güçlendiriyor.
  • marul
    Kemik erimesine karşı etkili. Sütten bile daha fazla kalsiyum içeren bu sebze, kemikleri güçlendirmesi açısından bir numara. 100 gramında, küçük bir bardak sütün içinde bulunan kalsiyumdan daha fazlasına sahip. Bu miktar günlük kalsiyum ihtiyacının dörtte birine tekabül ediyor.
  • maydanoz
    Salata ve yemeklerin süsü maydanozun nerdeyse deva olmadığı dert yok gibi.. A ve C vitamini ile demir, kükürt, fosfos ve mangan elementleri deposu olan maydanoz sindirimi kolaylaştırıyor, böbrek taşlarını düşürüyor, görme gücünü ve anne sütünü artırıyor. Bir demir deposudur. Genellikle taze yenen maydanozda, kalsiyum, potasyum ve A vitamini vardır. Bir tutam maydanoz, günlük C vitamini ihtiyacının çoğunu karşılar. Böbrekleri çalıştırarak idrar getirir ve taşları düşürüyor , kan şekerini normal seviyede tutar ve kansere karşı da koruyucudur. Yatmadan evvel yenildiğinde sabahları tatlı bir nefesle uyanmamızı sağlar. Anne sütünü artırır. Vücuttaki zehirli maddeleri dışarı atar. Görme gücünü artıyor, kaynatılıp içiildiğinde ve cilde bu suyla pansuman yapıldığında sivilcelere iyi geliyor. Kaynatılan maydanozun suyu gözlere pansuman yapıldığında gözdeki iltihaplanmaları önlüyor ve yanmayı geçiriyor. Kaynatılıp sirke ile saçlar yıkandığında saçların uzaması ve kuvvetlenmesini sağlıyor..
  • mısır
    Yüzde 18.3 gibi yüksek oranda lif içeriyor. Mısırın içeriğindeki yüksek karbonhidrat, enerji seviyenizi yükseltir. İçinde protein, kalsiyum, demir, fosfor, A ve B2 vitaminleri bulunur.
  • nohut
    Vücudu kuvvetlendirir. Anne sütünü arttırır.
  • patates
    Kızarmış yemezseniz kilo aldırmaz. Sindirimi kolaylaştırır, kabızlığı önler. Yorgunluğa karşı birebirdir. Bol miktarda C vitamini ve protein içerir. Halsizliğe karşı etkili. Vücuda enerji veren madde olan karbonhidrat içeren patates, C ve E vitaminleri ve beta karotin açısından en zengini. 100 gram patateste 80 kalori, 2 gram protein, 17 mg karbonhidrat, 7 mg kalsiyum, 53 mg fosfor, 20 mg C vitamini var. Yılın hiçbir zamanı bulmakta da güçlük çekmezsiniz. Her zaman söylenir, bir kez daha söylense sorun olmaz; patatesin besin değerinin büyük kısmı kabuğunda olduğundan soymak yerine özel bıçağı ile kazımak daha iyidir. Yine kabukları soyularak pişirilen patates C vitaminin yüzde 25’ini kaybediyor. Bu nedenle patatesi fırında kabuğuyla veya buharda ya da az suda pişirmek gerek.
  • patlıcan
    Kansızlığı giderir. Karaciger ve pankreasın düzenli çalışmasını sağlar. Kilo vermeye yardımcı olur. Böbrek yanmaları ve ağrılarını keser. Sinirleri yatıştırır. Kalp çarpıntılarını giderir. Cilt hastalıkları, şeker, mide, barsak ve karaciğer hastalıkları aşırı derecede olanlar yememelidir.
  • pırasa
    İdrar söktürür. Mide rahatsızlığına iyi gelir. Kabızlığı giderir. Basur memeleri için faydalıdır. Böbreklerdeki kum ve taşların düşürülmesine yardımcı olur.
  • salatalık
    Salatalığın kendisi ya da suyu cildimizi bir tonik kadar temizler. Salatalık kabızlığı önler, böbrek ve kalp hastalıklarında vücutta biriken suyun atılmasına yardımcıdır. Kalp hastalıkları ve enfeksiyonlara karşı etkili. Kükürt içeriyor ve bu madde vücudun enfeksiyonlara karşı dayanıklılığını artırdığı gibi, kolestrolü de düşürüyor.
  • soğan ve sarımsak
  • Yüksek tansiyon ve kalp hastalığı tehlikesini azaltırlar. Soğan, mide kanserine yakalanma riskini; sarımsak da bağırsak kanserine yakalanma riskini azaltıyor. Sarımsağın mayasında bulunan maddeler hücrelerin zarar görmesini önleyerek, vücudu erken yaşlanmaya karşı koruyor. Antibiyotik ve nefes darlığını gideren bileşimler içeren sarımsak bağışıklık sistemini de kuvvetlendiriyor. Kalbe ve alerjik hastalıklara karşı etkili. Soğan içerdiği kimyasal maddelerle kalbimizi güçlendiriyor ve alerjik reaksiyonları engelliyor. Newcastle'da yapılan araştırmalar, düzenli bir şekilde soğan yiyenlerin damarlarının tıkanma riskinin azaldığını gösteriyor.
  • soya
    Uzun yaşamak isteyen herkes mutlaka soya tüketmelidir. Soya, içerisinde östrojen hormonuna benzer işlev gören ve bu hormonun etkilerini sulandıran bir madde içerir ve buda kadın bünyesi için son derece yararlıdır. Çünkü, hücre yenilenmesini hızlandıran östrojen hormonunun aşırı üretimi, göğüs, rahim ve boyun kanserine yakalanma riskini çok arttırır.
  • turp
    Böbreklerdeki mikropları öldürür. Kum ve taşların dökülmesine yardımcı olur. Karaciğer şişliğini indirir. Sarılıkta faydalıdır. Safra taşlarının düşürülmesine yardımcıdır. Romatizma, siyatik astım ve bronşite faydalıdır.
  • yulaf
    Çocukların hazım güçlüklerini giderir. Bedeni ve ruhi yorgunlukları giderir. Kandaki şeker miktarını azaltır
  • zeytin
    Zeytinyağı, safrayı artırır. Karaciğeri çalıştırır. Karaciğer ağrılarını keser. Sarılıkta faydalıdır. Yaprak ve kabukları yüksek tansiyonu düşürür. Kandaki şeker miktarını düşürür. Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardımcı olur.

www.medikalsozluk.com

Kuşkonmaz

Diğer İsimler: Kuşkonmaz officinalis, Asparagi Rhizoma Kök, Asperge, Asperge Comestible, Asperge Komünü, Asperge Officinale, Asperges, Espárrago, Espárragos, Bahçe Kuşkonmaz, Spargelkraut, Spargelwurzelstock, Serçe Çimen, Radix Asparagi, Kuşkonmaz Yumru, Parlak Kuşkonmaz Yumru, Tian Men Dong 
Kuşkonmaz bir bitkidir. Yeni oluşan sürgünler (spears), kök ve “yeraltı sapları” (rizomlar) ilacı yapmak için kullanılır. 
Ayrıca bakınız: Tian Men Dong

Kuşkonmazın Özel Önlemleri

  • İshal muzdarip kaçının.
  • Meme Kanseri: Asparajin (sebzede bulunan) ile vücutta agresif bir formda meme kanseri yayılması arasında bir bağ olabilir: Asparajin, araştırılan farelerde bile kansere neden bulunmadı, ancak bileşik sadece üçlü yapıldı -nejatif meme kanseri küçük kemirgen cisimleri etrafında daha hızlı yayıldı.
  • Kuşkonmaz, bir sebze olarak yenildiğinde veya ciltte kullanıldığında alerjik reaksiyonlara neden olabilir.
  • Hamilelik ve emzirme: Kuşkonmaz, hamilelik sırasında tıbbi miktarlarda kullanmak için UNSAFE'dir. Kuşkonmaz ekstreleri doğum kontrolü için kullanılmıştır, bu nedenle hamilelik sırasında hormon dengelerine zarar verebilirler.
  • Emzirme döneminde tıbbi miktarlarda kuşkonmaz kullanımının güvenliği konusunda yeterli bilgi yoktur. Yiyecek miktarlarına bağlı kalmak en iyisidir.
  • Soğan, pırasa ve ilgili bitkilere karşı alerji: Kuşkonmaz, soğan, pırasa, sarımsak ve frenk soğanı gibi Liliaceae familyasının diğer üyelerine duyarlı kişilerde alerjik reaksiyona neden olabilir.
  • Lityum Kuşkonmaz ile etkileşime girer.

Kuşkonmazın faydaları

Anti-inflamatuar: Kuşkonmaz sadece lezzetli değil, aynı zamanda sağlıklı bir vücut ve zihin için harika bir besin kaynağıdır. Kuşkonmaz, artrit, astım ve otoimmün hastalıklarla mücadele eden kuşkonmaz saponinler ve flavonoidler quercetin, rutin, laempferol ve isorhamnetin gibi birçok anti-enflamatuar besin içerir. Tavuğunla bir bardak kuşkonmaz içmek için dokuz sebep var.
  • Antioksidanlar: Kuşkonmazda bulunan Glutatyon, vücudumuzda güçlü bir oksidasyon-indirgeme maddesi olarak görev yapan tek bir moleküle giren üç amino asit (glumatik asit, glisin ve sistein) içerir. Antioksidan vitamin C ile birlikte, vitamin A (beta- karoten), çinko, manganez ve selenyum, kuşkonmazdaki glutatyon, yaşlanmaya ve "hücresel paslanmaya" neden olan serbest radikallere karşı savaşır.
  • anti-inflamatuar  : kuşkonmaz, anti-inflamatuar özelliklerden zengindir. Herhangi bir kuşkonmaz sapında bulunan saponinler, kuersetin, rutin, isorhamnetin ve kaempferol, vücudu çok fazla iltihaptan koruyor.
  • Kanser: Kronik inflamasyon ve vücut hücrelerinin oksidasyonunun çeşitli farklı kanserlere yol açabildiği bilinmektedir. Anti-inflamatuar ve antioksidan özellikleri ile kuşkonmaz, mesane, meme, kolon, akciğer, prostat, yumurtalık ve diğer kanserlere karşı dayanıklı bir savaşçıdır. Ancak diğer çalışmalar, asparajinin (sebzede bulunan), vücutta agresif bir meme kanseri şeklinin yayılmasına yardımcı olabileceğini buldu (bkz. Önlemler).
  • Kalp Sağlığı: Folat, B kompleks vitamin, sağlıklı bir kardiyovasküler sistem için gereklidir ve kuşkonmazda bol miktarda bulunur (bir fincan folatın% 66'sını içerir). İlk olarak, DNA'nın uygun transkripsiyonuna, norepinefrinin adrenaline dönüşümüne ve serotoninin melatonine dönüşümüne izin veren metilasyon döngüsü olarak adlandırılan biyokimyasal bir olayda yer alır. İkincisi, folat yüksek seviyelerde kalp hastalığında güçlü bir risk faktörü olan amino asit homosisteinini düzenler. Son olarak, kolin, biyotin ve pantotenik asit gibi B vitaminleri, şekerler ve nişastaları etkili bir şekilde metabolize ederek kan şekeri seviyelerini yönetir.
  • Yüksek Kolesterol: Bir dizi çalışma, kuşkonmaz ekstresinin, LDL ("kötü") kolesterol gibi kalp hastalığına katkıda bulunan zararlı kan yağlarının düzeylerini azaltmaya yardımcı olabileceğini göstermektedir. Örneğin, 2011 yılında yapılan Fitoterapi Araştırmasında yayınlanan bir çalışmada, araştırmacılar, yüksek yağlı bir diyetle bir grup fareye kuşkonmaz özütü vermiştir. Sekiz haftalık tedaviden sonra, fareler toplam kolesterol ve LDL kolesterolünde önemli bir düşüşün yanı sıra HDL ("iyi") kolesterolde bir artış gösterdi.
  • Doğum Bozuklukları: Folat da doğru hücresel bölünme için gereklidir. Kuşkonmazın sağlıklı porsiyonu, spina bifida (omuriliğin omurganın omurgada bir boşluktan geçtiği bir doğumsal kusur) gibi doğum kusurlarına bağlı olan bir folat eksikliğini önleyebilir.
  • Diüretik: Kuşkonmazda bulunan amino asit asparajin, etkili bir diüretiktir ve şişme, artrit, romatizma ve PMS ile ilişkili su tutulumunu tedavi etmek için tarihsel olarak kullanılmıştır.
  • Diyet ve Sindirim: Kuşkonmaz iyi bakteri besleyen ve zararlı bakterileri yok etmeye yardımcı olan inülin olarak bilinen doğal bir prebiyotik lif içerir Inulin Bifidobacteria ve Lactobacilli'nin büyümesini teşvik eder, besin emilimini arttıran iki bakteri, alerji ve kolon kanseri riskini azaltır ve bağırsak yolumuzda düşmanca bakterilerin tutulmasını önlemeye yardımcı olur. Ayrıca, bir fincan kuşkonmaz, diyet lifinin RDA'sının% 11'ini ve proteinin RDA'sının yaklaşık% 10'unu içerir. Kuşkonmazın sağlıklı lif ve protein içeriği sindirimimizi stabilize eder, aşırı beslenmeyi engeller, düşük kan şekerini korur ve kabızlığı önler. Son olarak, bir bardak kuşkonmaz da sadece 43 kalori içerir.
  • Böbrek taşlarının önlenmesi.
  • Akne, cilde uygulandığında.
  • Cilt: Yüz temizliği, cilde uygulandığında ve cilt tonunu artırır.
  • K vitamini: Kuşkonmaz, kemiklerimizin bileşimini güçlendiren bir protein olan osteokalsin sentezi için gerekli olan K vitamini (RDA'nın% 114'ünü tek bir bardağa verir) için mükemmel bir K vitamini kaynağıdır. Ayrıca, K vitamini, dokuda ateroskleroz, kardiyovasküler hastalık ve inmeye neden olabilen kalsiyum birikimini önler.
  • Vitamin C: Yukarıda belirtildiği gibi, kuşkonmaz, güçlü antioksidan C vitamini (RDA'nın% 30'undan fazlası) için sağlıklı bir doz içerir. C vitamini ile ilişkili diğer sağlık yararları daha düşük bir kan basıncı, sağlıklı bağışıklık sistemi ve katarakt ve maküler dejenerasyon gibi yaşa bağlı göz hastalıklarına dirençtir.
  • Bir detoks olarak - kuşkonmazda, fincan başına 288 miligram potasyum bulunur. Potasyum, karın yağının azaltılmasıyla bilinir (aşağıdaki göbek yağı bağlantısına bakınız). Ayrıca sindirim sistemini temizleyen 3 gram lif içerir. Neredeyse hiç doğal sodyum içermez, bu yüzden PMS sırasında şişkinlik, yağ veya kolesterol içermez ve bir fincan sadece 40 kalori içerir. UCLA Tıp Merkezi'nde bir klinik diyetisyen göre, detoks sebze nihai nihai kuşkonmaz.
  • Yaşlanma karşıtı amaçlar için - kuşkonmaz potasyum, A vitamini ve folat açısından zengindir. Glutatyonda da çok yüksektir - koruyucu antioksidan özelliklere sahip bir amino asit bileşiği; Yaşlanma karşıtı caydırıcı bir zorunluluktur. Glutatyon (GSH), hücreleri serbest radikaller gibi toksinlerden koruyan bir antioksidandır.
  • Afrodizyak olarak - kuşkonmaz şekli nedeniyle bir psiko-fizyolojik afrodizyak olarak kabul edilir. Zihnin fizyolojik bir yanıt almasını tetiklediği söylenir. Kuşkonmaz için Fransızca kelimesi; asperge penis için argo kelimesidir.
  • Doğurganlığı artırır ve dişi üreme organlarını besleyerek ve güçlendirerek düşüklüğü önler.
  • Azalmış libido, düşük, leucorrhea, menoraji dismenore ve adet düzensizliği tehdit altında.
  • Östrojen hormonu sağladığından ve kadın hormonal sistemini dengelerken, menopoz problemi olan kadınlar ve histerektomi ve ooferektomi geçirmiş olanlar için iyidir.
  • PMS (premenstrüel sendrom) semptomlarını gidermeye yardımcı olur.
  • Büyük galaktogog (emziren kadınlarda anne sütü üretimini artırır).
  • İyi post partum tonik.
  • Erkeklerde empotans, düşük sperm sayısı, spermatorrhea ve cinsel debilite tedavisi için en iyi bitki.
  • Anti-inflamatuar ve demulent özellikleri nedeniyle hiperakidite, gastrik ülserler, kolit ve crohn hastalığı.
  • Solunum yollarının zarlarını rahatlattığı için, kronik kuru öksürük, boğaz ağrısı ve bronşit tedavisinde oldukça yararlıdır.
  • Hematüri ve disüride yararlıdır.
  • Vücudun mükemmel gençleştiricisi ve sinir krizi de.
  • Faydaları görme.
  • Shatavari'nin etkili hemostatik-soğuk gücü, kan damarlarını daraltarak her türlü kanamayı (sistemik ve lokal) durdurmaya yardımcı olur.
  • Shatavari, makrofaj hareketini uyarır ve böylece çeşitli kandida enfeksiyonlarıyla mücadeleye yardımcı olur.
  • Diyabetle savaşmaya yardımcı olur: Kuşkonmazın beslendiği besinlerden biri B-vitamindir. Sonuç olarak, vitamin B1 ve folik asit kuşkonmazda oldukça zengindir. B2, B3 ve B6 vitaminleri, kuşkonmazın her sapında da yüksektir. Vücuttaki kan şekerinin doğru düzenlenmesi için tüm B vitaminleri gereklidir.
  • Osteoporoz ve osteoartritin önlenmesi - kuşkonmazın, osteoporoz ve osteoartritin önlenmesine yardımcı olabileceği gösterilen K vitamini vardır. K vitamini kemik oluşumunda ve onarımında yardımcı olur. Osteokalsin sentezi için de gereklidir. Osteokalsin, kalsiyumun kristalleştiği kemik dokusundaki proteindir. Kuşkonmaz, bir numaralı K vitamini kaynağı olarak listelenmiştir.
  • kolay sindirimi kolaylaştırır: Kuşkonmaz, inülin açısından zengindir Sindirim sisteminin üst kısmında parçalanmayan bir tür karbonhidrattır. Sindirim kanalından kolayca geçebilir ve daha sonra, büyük sindirim seviyesinde sistemin alt kısmında kalır. Bu aşamada, inulin yıkmaya başlar ve Lactobacilli ve Bifidobacteria'nın yiyecekleri haline gelir. İnulin nedeniyle hayatta kalan bu bakterilerle, kolon seviyesinde besinlerin uygun şekilde emilimi vardır.
  • Aynı zamanda HIV ve multipl skleroz tedavisinde de yardımcı olur ve scurvy ve akciğer kanserini önler.
  • Hangovers  : Kuşkonmaz özü, alkolün neden olduğu hangovers'ları hafifletmeye ve karaciğer tüketimini alkol tüketiminin toksik etkilerinden korumaya yardımcı olabilir, 2009 yılında Journal of Food Science'da bir ön çalışma yayınladı. Araştırmada, araştırmacılar kuşkonmaz sürgünlerinin ekstrelerinin etkilerini test etti. ve insan karaciğer hücreleri üzerinde bırakır. Bulguları, kuşkonmaz ekstraktının, alkolün parçalanmasıyla ilgili enzimlerdeki aktiviteyi arttırmaya yardımcı olabileceğini göstermektedir.

Beyaz etle gelen sağlık
Hafta başında en önemli protein kaynağı olan etler hakkında bilgi vermeye hindi eti ve kırmızı et ile başlamıştım. Bugün ise tavuk ve balık ile devam ediyoruz

Hayvansal protein kaynağı olarak süt ve ürünleri ile birlikte etler beslenmede önemli yer tutar. Vücut kısa süreli protein yetersizliklerini giderebilse de, eğer uzun süre yeterli proteini almazsa, yıkılan hücreler yenilenemez. Vücut proteinlerinin oluşumu için kaynak, yiyeceklerin içinde bulunan proteinlerdir. Genelde tüm hayvansal besinler ve bazı bitkisel besinler protein içerir. Ancak her besinin içerdiği protein miktarı farklıdır. Ayrıca proteinlerin vücutta kullanılabilme oranı da değişiklik gösterir. Hayvan etlerinden sağlanan proteinlerin sindirilebilirlik oranları yüzde 90 -100, tahıllardan gelen proteinin sindirilebilirliği ise yüzde 79-90 civarındadır.

Aşırı protein alımı zararlı
Bitkisel proteinlerde bazı elzem aminoasitler de tam değildir. Bu sebeple, özellikle büyüme için bitkisel proteinler tek başına gereksinimi karşılamaz. Bu besinler mutlaka hayvansal protein ile birlikte tüketilmelidir.
Hayvansal proteinler vücutta çok daha iyi kullanılır ve insan vücudunda bulunmayan elzem aminoasitler açısından da daha yeterlidir. Bu sebeple de “iyi kalite protein” olarak adlandırılırlar.
Ancak unutulmamalıdır ki, aşırı protein alımı da sakıncalıdır. Gereksinimden iki kat fazla protein alınırsa, idrarla vücuttan kalsiyum atımı artar, karaciğer ve böbreklerin yükü harabiyete sebep olur.

TAVUK ETİ
Tavuk eti yağsız, proteince zengin ve liflerinin kısa oluşu nedeniyle çiğnenmesi ve hazmı kolay bir gıdadır. Ekonomik oluşu sayesinde de bol miktarda tüketilebilecek önemli bir protein kaynağıdır. Tavuğun parçalarının her biri farklı özelliktedir, aile içinde farklı tercihlere böylelikle çok rahat çözüm olur. Örneğin protein daha çok göğüs etinde, yağ ise boyunda yoğunlaşmıştır. Göğüs eti en düşük yağ (yüzde 9) ve en az kolesterol (67 mg/100 gr) içeriğine sahip olan parçadır.
Protein ve yağ içerikleri açısından önemli avantaja sahip olan tavuk eti özellikle demir, fosfor ve B grubu vitaminlerinin de iyi kaynağıdır. Tavuktaki but eti, göğüs etine göre daha fazla B2 vitamini (riboflavin) ve B1 vitamini (tiamin), daha az da niasin vitamini içerir. Tavuk but etinde, göğüs etine kıyasla demir, çinko ve sodyum içerikleri de daha fazladır.

Pişirme yöntemi çok önemlidir
Pişirme sırasında, pişirme yöntemi ve koşullarına bağlı olarak bazı vitaminlerde kayıp olabilir. Vitamin B6 ve pantotenik asit pişirme suyuna geçerek azalabilir bu sebeple tavuk suyunu dökmeyin, mutlaka değerlendirin.
Tavuk etini ızgarada kömürleştirmeyin, alevle temasını engelleyin, çünkü kanserojen maddeler oluşabilir.
Pişmiş tavuk etinin besleyici değeri yeniden ısıtılması ile az da olsa bir miktar azalma gösterir. Tekrar tekrar ısıtmaktan kaçının, mümkün olduğunca pişirir pişirmez tüketmeye özen gösterin.

Tavuk etini birçok çorbaya katmanız hem lezzet açısından hem de besin değeri açısından sofranıza zenginlik katacaktır.
Haşladığınız veya ızgara yaptığınız tavukları salatalarınızın üzerine koyarak yeni ve değişik lezzetler oluşturabilirsiniz.
Nohut veya kuru fasulye yemeği pişirirken tavuk ilave ederseniz protein kalitesi ve dengesi çok iyi olur.
Ispanaklı börek yaparken tavuk ilave ederseniz, besin alımınızı güçlendirebilirsiniz veya tavuk ile bezelyeyi, karıştırarak börek içi hazırlayabilirsiniz.
Çocuklarınızın en sevdiği yemeklerden olan makarnaya ilave edeceğiniz tavuk, besin öğesinden zengin bir öğün oluşturabilmenizde size kolaylık sağlar.

BALIK VE OMEGA 3 YAĞ ASİDİ
Son yıllarda özellikle kirli deniz ve göllerden tutulan balıklarda sağlığa zararlı bazı kimyasalların bulunması, birçok kişiyi balık yemekten vazgeçirebiliyor. Oysa en az haftada iki kez balık tüketilmesi gerek. Çünkü balıktan alınacak Omega-3 yağ asidinin çok yararlı etkileri var.

Omega 3 nedir?
Omega 3 vücut tarafından yapılamayan ve dışarıdan yiyeceklerle alınması gereken doymamış yağ asitlerindendir.
En iyi Omega 3 kaynağı balıktır. Omega 3 yağ asitlerinin yararlarından her yaş grubundaki bireyler yararlanmalıdır.

Yapılan çalışmalar, Omega 3 yağ asitlerinin LDL kolesterol denilen kötü huylu kolesterolü düşürdüğü, iyi huylu kolesterolü yani HDL kolesterolü artırdığını belirtmektedir. Bu durumda kalp damar sağlığını koruyucu etki gösterir. Bunun yanı sıra, trigliserid seviyesini düşürür, aterosklerotik plak oluşumunu engeller. Damar sağlığını koruyucu etki gösterir.

Çocuklarda zekâyı geliştirir
Zekâ gelişiminde balığın özellikle çocuklarda zekâyı geliştirici özelliği vurgulanmaktadır. Bu beyindeki yağın ana bileşiminin Omega-3 yağ asitleri içeren DHA (Docosa Haxaenoic Acid) olmasındandır.

Deniz ürünleri beyin için çok yararlı besinlerdir.
Omega 3 yağ asidinin öğrenme kabiliyetini artırıcı etkisi vardır.
Hamilelik sırasında, bebek Omega 3 yağ asitlerini anneden alır. Bu nedenle, hamilelik sürecindeki annenin balık tüketmesi gereklidir.
Çocukların sürekli ve iyi bir Omega 3 yağ asidi kaynağına ihtiyaçları vardır. Omega 3 yağ asidi alımı ile konsantrasyon-larını korumalarını sağlamak mümkün olabilmektedir. Bu, yetişkinler için de geçerlidir.
Balık eti, iyi kolesterolün kötü kolesterole oranını artırarak kardiyovasküler sistem için çok faydalı olur.

ÖZETLE HAFTADA
2 gün balık, 2 gün kırmızı et, 2 gün tavuk eti,
1 gün kurubaklagil tüketerek dengeli
protein almış olursunuz.

ivythemes

{facebook#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL} {twitter#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL} {google-plus#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL} {pinterest#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL} {youtube#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL} {instagram#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget