Search Result For "cilt"

CİLT TİPİNİZİ BELİRLEYİN
Cilt Yapısı
Cilt tipimizi bilmek,kendimize uygun cilt bakımı bulmak açısından çok önemlidir. Öyleyse gelin cilt tipimizi belirleyelim; Cildin türü, cilt dokusuna, rengine ve durumuna göre belirlenir.

Koyu, esmer, buğday, sarı, beyaz gibi cilt renkleri cildin dokusunu etkiler. Cildin dört dokusu vardır: Yağlı, kuru, dengeli (normal) ve karma. Cildin durumu diye bahsedilen ise cildin hassas ya da pürüzlü olmasıdır.
Cilt tipini belirle
Yukarıda ki ayrımları öğrendikten sonra cildin türüne karar verebilmek için, yüzümüzü iyice temizlemeli ve sonra güçlü bir ışıkta incelemeliyiz. Yada aşağıdaki testi uygulayabiliriz. Böyle bir testi yapabilmek için;İnce ve emici bir kağıttan hazırlanmış, 2 cm eninde ve 5-6 cm boyundaki şeritler yeterli olacaktır.
Cilt Türü Belirleme Testi
İlk Aşama
Yüz bol su ve cilde uygun bir sabunla yıkanır.Daha sonra temiz bir havlu ile kurulanır. Yüze hiçbir krem,nemlendirci veya losyon sürülmez.
İkinci Aşama
Şerit halinde kesilen kağıtların yazılabilir yüzeylerine ALIN, BURUN, ÇENE ve YANAK yazılır.
Üçüncü Aşama
Kağıt şeritler, üzerine yazılan bölge isimlerine göre yerleştirilir.ve yaklaşık 20 saniye bekledikten sonra sonuç değerlendirilir.
Değerlendirme
Eğer cildinize uyguladınız şeritler tüm yüz bölgenizde yapıştıysa ve kağıt üzerinde büyük lekeler oluştuysa;CİLDİNİZ YAĞLI
Eğer hazırladıgımız şeritler hiçbir şekilte yüz bölgemizde yapışmıyorsa ve burun bölgesi dışında hiçbir şeritte leke yok ise CİLDİNİZ KURU VE SUSUZ
Eğer kağıt şeritler alın, burun, çene bölgelerinde büyük yağ lekelerine sahip iken diğer bölgelerde kuru kalıyor iseCİLDİNİZ KARMA demektir.
Kuru Cilt 
Vücudumuda yeterince su olmaması, cilt altındaki yağ bezlerinin yeterli çalışmaması ve yaşlanma cildimizin kurumasına sebep olur.Kuruma açık tenli insanlarda daha fazladır. Cilt genelde gergin ve pürüzsüzdür.Kuru ciltlerçabuk çatlar, pul pul olur ve soyulur. Bu tip cilde sahip olanlar genç yaşlarda yüz cigileri ile tanışırlar. Bu duruma sebep olan diğer etkenler ise, sert sabunlar, güneş, rüzgar, kaloriferli evler ve havalandırma tertibatları gibi dış etkenlerdir. Ve en önemlisi cilde uygun olmayan kozmatik kullanımıdır. Kuru cildi korumak için su kaybını önlemek şarttır. Ve mutlaka cildine uygun bir nemlendirici ile korunmalıdır.
Yağlı Cilt 
Yağ bezlerinin fazla çalışması cildimizin yağlı olmasına neden olur.Fazla sebum salgılanması koyu renkli ciltlerde daha fazla görülür. Ancak kimi zaman açık renk bir cilt de bu yüzden soluklaşabilir. Yağlı ciltlerin derileri kaba, gözenekleri açıktır. Cilt daima parlaktır. Bu tip ciltlerde siyah noktalar, sivilceler çıkar ve akne görülür. Yağlı cilt diğer cilt tiplerine göre yaş ilerledikçe güzelleşir.Genç görünümü uzun ömürlüdür.Çizgilenme daha az olur.Yüzümüzü temizlerken yüzdeki tüm yağları temizlemek cildimizin daha çok yaglanmasına neden olur.Yüz temizleyicileriyle yüzü yıkayıp temizlemek çogu kez cildin kurumasına ve kızarmasına neden olur.
Dengeli-Normal Cilt 
Yağı, nemi, asidi birbirine uyumlu olan cilt, dengeli cilttir. Bu cilt tipi idealdir.Ancak çok az rastlanır.Dokusu iyi, gözenekleri belli değildir.Dokunduğunuzda yağlı hissi vermez.Bu cilt tipi dönem dönem nemini kaybeder ve kaybettiği nemi geri kazandırmak gerekir.En az sorun yaşanan cilt tipidir.
Cildin rengiCilt tipi kadar cildin renginin de doğru bilinmesi gerekir. Öncelikle bilmeniz gereken cildin renginin pigment derecesine bağlı olduğudur. Açık renk ciltler soluktan pembeye, bejden gül pembesine kadar değişir. Koyu cilt rengi ise buğdaydan esmere, açık kahverenginden siyaha kadar gider. Siyah aslında genel bir deyimdir ve beyazdakinden daha fazla tonu kapsar.
Cilt uzmanları cildin bir çok tonunun bulunduğunu, esmer ciltlerin 35 ton, beyaz ciltlerin ise 10 ayrı tonda dağılım gösterdiğini vurgulamaktadır. Cildin rengi, cildin yapısına ve niteliğine etki etmediği için cilt renklerine bağlı olarak farklı bakımların yapılmasına gerek yoktur. Yalnız açık renk ciltlilerin güneşten daha fazla etkilendiği için güneşe çıkarken daha çok korunmaları gerekir.
Soğuk havalarda kuruyan esmer ciltler, grimsi bir renk alırlar. Genel olarak cilt ne kadar koyu renkteyse cildin yaşlanması da o kadar geç olur. Güneş, açık renk ciltlerin en büyük düşmanıdır. Bu tip ciltler kolay kurudukları için çok çabuk yaşlanırlar. Oysa koyu renk ciltlerde dengeli dağılmış olan pigmentler güneş ışınlarını engelleyen bir filtre görevi yapar. Bu tür yağlı cildin üstü nemi içinde tutan bir koruyucu sayılabilir. Koyu renk ciltler güneşte daha da koyulaşır ve yanarlar. Üstelik bu yanma beyaz tendekiler gibi kötü bir etki yaratmaz ve hemen soyulmaz. Cilt uzmanlarına göre; esmer tenlilerde akne, cilt kanseri ihtimali de açık renklilere kıyasla daha azdır.

CİLT TİPİNİZİ BELİRLEYİN
Cilt Yapısı
Cilt tipimizi bilmek,kendimize uygun cilt bakımı bulmak açısından çok önemlidir. Öyleyse gelin cilt tipimizi belirleyelim; Cildin türü, cilt dokusuna, rengine ve durumuna göre belirlenir.
Koyu, esmer, buğday, sarı, beyaz gibi cilt renkleri cildin dokusunu etkiler. Cildin dört dokusu vardır: Yağlı, kuru, dengeli (normal) ve karma. Cildin durumu diye bahsedilen ise cildin hassas ya da pürüzlü olmasıdır.
Yukarıda ki ayrımları öğrendikten sonra cildin türüne karar verebilmek için, yüzümüzü iyice temizlemeli ve sonra güçlü bir ışıkta incelemeliyiz. Yada aşağıdaki testi uygulayabiliriz. Böyle bir testi yapabilmek için;İnce ve emici bir kağıttan hazırlanmış, 2 cm eninde ve 5-6 cm boyundaki şeritler yeterli olacaktır.


Cilt Türü Belirleme Testi
İlk Aşama
Yüz bol su ve cilde uygun bir sabunla yıkanır.Daha sonra temiz bir havlu ile kurulanır. Yüze hiçbir krem,nemlendirci veya losyon sürülmez.
İkinci Aşama
Şerit halinde kesilen kağıtların yazılabilir yüzeylerine ALIN, BURUN, ÇENE ve YANAK yazılır.
Üçüncü Aşama
Kağıt şeritler, üzerine yazılan bölge isimlerine göre yerleştirilir.ve yaklaşık 20 saniye bekledikten sonra sonuç değerlendirilir.

Değerlendirme
Eğer cildinize uyguladınız şeritler tüm yüz bölgenizde yapıştıysa ve kağıt üzerinde büyük lekeler oluştuysa;CİLDİNİZ YAĞLI
Eğer hazırladıgımız şeritler hiçbir şekilte yüz bölgemizde yapışmıyorsa ve burun bölgesi dışında hiçbir şeritte leke yok ise CİLDİNİZ KURU VE SUSUZ
Eğer kağıt şeritler alın, burun, çene bölgelerinde büyük yağ lekelerine sahip iken diğer bölgelerde kuru kalıyor ise CİLDİNİZ KARMA demektir.

Kuru Cilt
Vücudumuda yeterince su olmaması, cilt altındaki yağ bezlerinin yeterli çalışmaması ve yaşlanma cildimizin kurumasına sebep olur.Kuruma açık tenli insanlarda daha fazladır. Cilt genelde gergin ve pürüzsüzdür.Kuru ciltler çabuk çatlar, pul pul olur ve soyulur. Bu tip cilde sahip olanlar genç yaşlarda yüz cigileri ile tanışırlar. Bu duruma sebep olan diğer etkenler ise, sert sabunlar, güneş, rüzgar, kaloriferli evler ve havalandırma tertibatları gibi dış etkenlerdir. Ve en önemlisi cilde uygun olmayan kozmatik kullanımıdır. Kuru cildi korumak için su kaybını önlemek şarttır. Ve mutlaka cildine uygun bir nemlendirici ile korunmalıdır.

Yağlı Cilt
Yağ bezlerinin fazla çalışması cildimizin yağlı olmasına neden olur.Fazla sebum salgılanması koyu renkli ciltlerde daha fazla görülür. Ancak kimi zaman açık renk bir cilt de bu yüzden soluklaşabilir. Yağlı ciltlerin derileri kaba, gözenekleri açıktır. Cilt daima parlaktır. Bu tip ciltlerde siyah noktalar, sivilceler çıkar ve akne görülür. Yağlı cilt diğer cilt tiplerine göre yaş ilerledikçe güzelleşir.Genç görünümü uzun ömürlüdür.Çizgilenme daha az olur.Yüzümüzü temizlerken yüzdeki tüm yağları temizlemek cildimizin daha çok yaglanmasına neden olur.Yüz temizleyicileriyle yüzü yıkayıp temizlemek çogu kez cildin kurumasına ve kızarmasına neden olur.

Dengeli-Normal Cilt
Yağı, nemi, asidi birbirine uyumlu olan cilt, dengeli cilttir. Bu cilt tipi idealdir.Ancak çok az rastlanır.Dokusu iyi, gözenekleri belli değildir.Dokunduğunuzda yağlı hissi vermez.Bu cilt tipi dönem dönem nemini kaybeder ve kaybettiği nemi geri kazandırmak gerekir.En az sorun yaşanan cilt tipidir.

Cildin rengiCilt tipi kadar cildin renginin de doğru bilinmesi gerekir. Öncelikle bilmeniz gereken cildin renginin pigment derecesine bağlı olduğudur. Açık renk ciltler soluktan pembeye, bejden gül pembesine kadar değişir. Koyu cilt rengi ise buğdaydan esmere, açık kahverenginden siyaha kadar gider. Siyah aslında genel bir deyimdir ve beyazdakinden daha fazla tonu kapsar.

Cilt uzmanları cildin bir çok tonunun bulunduğunu, esmer ciltlerin 35 ton, beyaz ciltlerin ise 10 ayrı tonda dağılım gösterdiğini vurgulamaktadır. Cildin rengi, cildin yapısına ve niteliğine etki etmediği için cilt renklerine bağlı olarak farklı bakımların yapılmasına gerek yoktur. Yalnız açık renk ciltlilerin güneşten daha fazla etkilendiği için güneşe çıkarken daha çok korunmaları gerekir.
Soğuk havalarda kuruyan esmer ciltler, grimsi bir renk alırlar. Genel olarak cilt ne kadar koyu renkteyse cildin yaşlanması da o kadar geç olur. Güneş, açık renk ciltlerin en büyük düşmanıdır. Bu tip ciltler kolay kurudukları için çok çabuk yaşlanırlar. Oysa koyu renk ciltlerde dengeli dağılmış olan pigmentler güneş ışınlarını engelleyen bir filtre görevi yapar. Bu tür yağlı cildin üstü nemi içinde tutan bir koruyucu sayılabilir. Koyu renk ciltler güneşte daha da koyulaşır ve yanarlar. Üstelik bu yanma beyaz tendekiler gibi kötü bir etki yaratmaz ve hemen soyulmaz. Cilt uzmanlarına göre; esmer tenlilerde akne, cilt kanseri ihtimali de açık renklilere kıyasla daha azdır.
cilt bakımı hakkında diğer haberler için tıklayın

CİLT KANSERİ NEDEN OLUŞUR DETAYLI BİLGİ
Cilt kanserleri ve benler son 20 yılda bir önceki yıla göre yüzde dört oranında artış gösteriyor. Bu artışı, durdurmak mümkün olmasa bile, erken teşhis ve güneşe olabildiğince az maruz kalmak, hastalığa yakalanma riskini minimuma indiriyor.

Cilt kanserleri neden oluşur, daha çok vücudun hangi kısımlarında görülür?
Cilt kanserlerinin en önemli nedeni, cildimizde oluşan güneşe bağlı hasarlardır. Buna foto yaşlanma denilmektedir. Cilt kanserleri vücudumuzun her yerinde görülmekle birlikte en sık foto yaşlanmanın, yani güneş hasarlarının yoğun olduğu yerlerde görülür. Güneşe en sık maruz kalan yüz, boyun, kol ve bacaklar cilt kanserlerinin en sık rastlandığı yerlerdir.

Ne zaman cilt kanserlerinden şüphelenilmeli, belirtileri nelerdir?
Gövdemizde yeni çıkan, hızla büyüme gösteren, deriden kabarık, kanayan lezyonlar ve siyah renkli benler olduğunda şüphe duymalı ve dermatoloğa başvurmalıyız.

Kaç tür cilt kanseri vardır?
Üç tür cilt kanseri vardır: Bazal hücreli karsinom, skuamöz hücreli karsinom, malign melanom.

En çok risk altında olanlar kimlerdir, kalıtımsal faktörler etkili midir?
Cilt kanserleri en sık tip bir deri denilen beyaz ten, sarı saç, açık renkli gözlülerde görülür. Malign melanom türü cilt kanserlerinde de kalıtımsal faktörlerin önemli olduğu düşünülmektedir. Ailesinde malign melanom olanlarda bu kansere yakalanma riski olmayanlara göre daha yüksektir.

Görülme sıklığı erkeklerde mi kadınlarda mı fazladır?
İki cinsiyet arasında görülme sıklığı açısından bir fark yoktur.

Diğer kanserlere göre görülme sıklığı ne kadardır?
ABD’de cilt kanserleri en sık görülen kanserlerin başında gelmektedir. Ülkemizde kesin istatistiksel sonuçlar olmamakla beraber oran yüksek değildir. Son 20 yılda, deri kanserleri her yıl bir önceki yıla kıyasla yüzde dört oranında artmıştır. Bunun başlıca nedenleri olarak; ozon katının incelmesi, ultraviyole ışınlarına maruz kalınması ve bağışıklık sisteminin zayıflamasına sebep olan kronik böbrek yetmezliği ve AİDS gibi hastalıklardaki artış sayılabilir. İnsanların yaklaşık yarısında 65 yaşına kadar deri kanseri gelişmektedir. Yetmiş milyon nüfuslu bir ülkede her yıl yaklaşık 2500 kişi deri kanseri nedeniyle yaşamını yitirmektedir. Bunların yaklaşık yüzde 75’i melanom nedeniyle, geri kalan yüzde 25’i de diğer deri kanseri türleri nedeniyle olmaktadır. Bazal hücreli kanserler ortaya çıktıkları bölgede tekrar belirme eğilimlidirler ve uzak organlara yayılmazlar. Skuamöz hücreli kanserler de benzer seyir göstermekle birlikte uzak organlara yayılmazlar. Skuamöz hücreli kanserler de benzer seyir göstermekle birlikte uzak organ ve lenf bezlerine yayılabilirler. Melanomlar ise ölümcül seyirli olup, erken tedavi edilmemeleri durumunda lenf bezlerine ve uzak organlara yayılırlar.

Bitkisel tedaviler cilt kanserinde ne kadar başarı sağlıyor?
Bitkisel tedavilerle cilt kanserlerinin tedavisi mümkün değildir.

Nüksetme riski var mıdır?
Cilt kanserleri tedaviden sonra hem ilk çıktıkları bölgede nüksedebilirler. Hem de uzak organlara yayılabilirler. Cerrahi tedavi sırasında kanser tam çıkarılmışsa ya da, dar sınırlarla çıkarılmışsa nüksetme riski daha yüksektir. Bu nedenle ilk tedavi büyük önem taşır. Benzer şekilde nüksetme durumunun erken tanı ve tedavisi için, hastaların tedaviden sonra 6-12 ayda bir doktorları tarafından kontrol edilmesi çok önemlidir.

Cilt kanserlerinden korunmak için nelere dikkat etmeliyiz?
Cilt kanserlerinin oluşmasında en önemli faktör güneş ışınıdır. Güneşe maruz kalma süremiz arttıkça cilt kanserlerine yakalanma ihtimalimiz de o oranda artar. Bu nedenle doğal ve suni güneş yanıklarının oluşmasına izin vermemeliyiz. Yaz aylarında mutlaka açık alanlardaki sosyal aktivitelerde ve deniz kenarında güneş koruyucuları kullanmalı. Ama en önemlisi kullanılan güneş koruyucularının hem UVA, hem de UVB’ye karşı etkili olduğuna, suda koruyucu özelliklerini yitirmediğine dikkat etmeliyiz. Yüz ve ellere 20 faktörün üstünde koruyucu krem sürmek, geniş şapka ve uzun kollu giysiler giymeye dikkat etmek de diğer önemli hususlardır. Bunun dışında, tüm cilt düzenli aralıklarla kontrol edilmeli ve herhangi bir lezyonun ortaya çıkması halinde mutlaka doktora başvurulmalıdır.

Cilt kanserlerinin tedavisi nedir? Yeni geliştirilen yöntemler hangileridir?
Cilt kanserlerinin en temel tedavisi cerrahi tedavidir. Erken dönemde yapılacak cerrahi tedaviler kesin tedaviyi sağlayacaktır. Hastanın yaşam kalitesi ve sağ kalımı etkilenmeyecektir. Sistemik olarak yayılmış ve cerrahi yapılamayacak kadar ilerlemiş cilt kanserlerinde sistemik tedaviler ve ışın tedavileri yapılabilmektedir. Deri kanserlerinin tedavisi kanserin türüne göre değişmekle birlikte, amaç kanserin tamamen çıkarılması ya da yok edilmesidir. Deri kanserlerinin büyük çoğunluğu plastik cerrahlar ya da dermatologlar tarafından cerrahi olarak çıkarılarak tedavi edilirler. Burada deri kanseri, çevresinde tümör hücreleri bırakılmayacak şekilde genişçe çıkarılır ve yara tekrar dikilerek kapatılır. Ancak deri kanseri tam çıkarıldıktan sonra ortaya çıkacak alan büyükse, deri grefti ya da lokal flep kullanılarak onarılır ve derinin eski görünümünü kazanması sağlanır.

Ben nedir ve nasıl oluşur?
Ben derinin rengini veren melanin pigmentinin aynı yerde aşırı çoğalması ve toplanması yüzünden kendisini kahverengi ve ya siyah şeklinde gösteren oluşumlardır, genelde özellikle güneşe maruz kalan el, yüz. boyun ve dekolte bölgelerinde görülür, ama hiç güneş almayan bölgelerde de bu oluşumlara rastlamak mümkün. Bazen genetik bazen ise daha sonraki yaşlarda oluşur ve artış gösterir. Benlerdeki 5 değişiklik benler için çok iyi belirtiler olmayıp bu tip değişiklikler gözlemlendiğinde uzman bir dermatoloğa görünmenizde yarar olacaktır:

1- Renk değişikliği: Benin renginde koyulaşma koyu kahve ve ya siyaha doğru bir renk değişimi
2- Benin boyutunda değişme, kısa sürede aşırı derecede büyümesi
3- Çevre dokunun düzensizleşmesi, benin çevresi genelde düzgün görüntüdedir. Girintili, çıkıntılı bir dış yüzey ben için iyi bir belirti değildir
4- Benin çevresinde kaşıntı, kanama, yara
5- Benin üst düzeyinin düzensiz bir görüntü alması

Et benleri en çok nerede görülüyor?
Et benleri en çok güneşe maruz kalan ve ince bir deri yapısına sahip olan boyun, dekolte gibi yerlerde görülmekle birlikte vücudun değişik yerlerinde de görülebilirler. Tedavilerinde koterizasyon (yakma) ve kriyoterapi (dondurma) gibi yöntemler uygulanır.

BİRAZ DA BEYLER İÇİN CİLT BAKIMI

Bakımlı, parlak bir cilt sadece hanımların ilgisini çeken bir konu değil, beyler de artık bakımla ilgileniyorlar. İşte onlar için doğal, kolay, masrafsız bir tavsiye, cildi parlaklaştırıyor, yaşlanmaktan oluşan renksiz küçük benekleri yok ediyor.

Önce bir paket dondurulmuş, çilek alıyorsunuz, organik olmalarına lütfen dikkat edin, yoksa cildinizi bozabilirler, bir paket 3- 4 ay sizi idare eder.

Yatmadan önce, bir veya iki çileği, mümkünse en kaliteli bir içme suyu kullanarak, ezip, püre haline getirin, damıtılmış su da olabilir, cildinizi temizledikten sonra, başka hiçbir kremle veya nemlendirici eklemeden, göz çevresi hariç tüm yüzünüze ve boynunuza sürün, sabaha kadar yüzünüzde kalsın. (işin en zor kısmı bu ama bu şart) Sabah kalkınca, ılık suyla yıkayın, bazıları

bu maskeyi sadece 3 kez uyguladıktan sonra, ciltlerinin çok daha genç, parlak ve pürüzsüz göründüğünü anlatmışlar. Çileğe alerjisi olanlara tavsiye edilmez..

Ergenlik çağındaki erkekler, katıldıkları spor aktivitelerinin yoğunluğu yüzünden, yaşıtları olan kızlardan daha fazla terlerler. Bu bakımdan, hijyene özel bir önem vermeleri şarttır. Terlemenin ardından yüzün mutlaka yıkanması ve akneye karşı dezenfektan uygulanması gerekli.

Bazı ilaç firmaları, akne tedavisi ilaçlarında, kızlar ve erkekler için ayrı formüller uyguluyor. Genç kızlara uygun olan ilaçlar daha hafif. Erkeklerin kendileri için hazırlanmış formülleri kullanmaları daha iyi sonuç veriyor.

Sakal uzamaya başladığında, kıllar, akne iltihabının artmasına neden olabiliyor. Bu yüzden sık sık tıraş olmak gerekli.

Kullandığınız after shave parfüm içermemeli. Akneli cilt, after shavelerin içerdiği alkole karşı oldukça duyarlı. Akne kremlerinde az miktarda bulunan alkol, cildin pul pul dökülmesine ve kurumaya neden olabilir. En iyisi alkolsüz tonikleri tercih etmek.

ERKEKLER İÇİN CİLT BAKIMI

Son zamanlarda biraz değişmiş olmasına rağmen, erkeklerin çoğunluğu kendileriyle fazla ilgilenmezler. Saçlarının dökülmesine içleri yanar ama bakımı konusunda umursamaz davranırlar. Bu konudaki kalıtımsal çaresizlik onları geri çekiyor veya kabullenmekten başka bir çıkış yolu bulamıyor olabilirler. Saç konusu böyle ama ciltlerine daha iyi bakmamaları için bir engel yok. Kimisi gayret etse de, yine de bu konular kadınların önemsediği oranda, onların ilgisini çekmiyor. Veya ciltleriyle uğraşmayı erkekliğe yakıştıramıyor olabilirler…


Bir yandan da, birçok erkek, yıllardır, manikürlerini yaptırıyor, vücut ölçüleriyle ilgileniyor, kelliğe karşı kozmetik yöntemlere başvuruyor, saçlarına şekil veriyor, boyuyor, deodorantlarını ve parfümlerini sürüyor, cilt bakımı için estetik merkezlerine gidiyor. Uzunca bir zamandır yüz gençleştirme veya epilasyon için başvuranların en az % 30’u erkekler. Bunu hepimiz biliyoruz. Biliyoruz ama nedense sır olarak kalması hala çok önemli. Uzun lafın kısası, bakımlı olmak kadınsı bir davranış gibi algılanmaya devam ediyor…

Erkeklerin ciltleri de kırışıyor ve her türlü cilt sorunları ile karşılaşıyorlar. Onların cildi de sıklıkla kuru, yağlı, sivilceli, sorunlu ( örneğin: rosea, psoriasis, seborrhea, egzema) olabiliyor. Erkeklerde ayrıca sakal ve bıyık büyük bir derttir. Her gün tıraş olmak ciltlerini tahriş eder, kızarıklıklara, kimi zaman kıl dönmesine yol açar.

Erkeklerin kullandığı tıraş köpükleri, tıraş jelleri gibi ürünler içinde, oldukça yüksek oranda alkol, mentol, nane, potasyum, sodyum hidroksit, kafur gibi cildi tahriş eden maddeler bulunur. Tıraş öncesi ürünler, kılları dikey hale getirerek, kıl foleküllerinin ve cildin şişmesine neden olurlar. Kılların dikey bir hal alması tıraşı kolaylaştırır. Ancak tahriş ve buna bağlı şişme nedeniyle, tıraş makinesi tüm kılların köklerine ulaşamaz. Sonuç olarak tıraş çok iyi bir sonuç vermez. Aksine şişkinliğin içinde kalan kıllar tıraştan hemen sonra uzamaya devam

ederler. Bu durumda kıl dönmesiyle karşılaşmak işten bile değildir.

Tıraş konusunda tavsiyeler:
Tıraşa başlarken, köpükler, jeller ve kremler kullanılabilir. Hassas ciltler için üretilen tıraş ürünleri daha naziktir. Cildi diğerleri kadar tahriş etmezler. Bunların içinde o kadar fazla parfüm, mentol, alkol, limon, portakal, greyfurt, okaliptüs, kafur ya da nane bulunmaz.

Köpüğünüzü değiştirmek istemiyorsanız, hiç olmazsa tıraştan sonra hassas ciltler için hazırlanmış bir after shave kullanmayı deneyin. Çünkü makinenin tahriş ettiği cilde biraz daha fazla özen göstermeniz gerekir. Tıraşınızı tamamladıktan sonra yüzünüz fazla kızarıyorsa, bunun nedeni büyük bir ihtimalle sert after shave’lerdir.

Her nedense,after shave’lerin hemen hepsi serttir. Bu ürünler tepesine kadar parfüm, alkol ve aklınıza bile gelmeyecek, daha bir çok tahriş edici madde ile doludurlar. Aslında en uygun after shave, cildi tahriş etmeyen alkolsüz toniklerdir. Cilt temizliğini tamamlamak ve gözenekleri sıkılaştırmak için üretilen bu tonikleri, tıraştan sonra güvenle kullanabilirsiniz.

Günlük bakım:
Erkeklerin her gün tıraş olmaları, ciltlerindeki ölü deri tabakasının temizlenmesini sağlar. Böylece hücre oluşumu ve cildin yenilenmesi çok daha kolay olur. Ancak bu durum sadece yüzlerinin tıraş edilen alt bölümü için geçerlidir. Yüzlerinin üst kısmındaki deri tabakası soyulmadığı için zamanla sertleşir ve matlaşır. After shave’lerin de bu konuda hatırı sayılır bir katkısı olur!

Her gün tıraş olan erkeklerin, tıraş oldukları bölgeye peeling yapmalarına ihtiyaç kalmadığı açıktır. Ancak yüzün tıraş olmayan bölgelerinde ( alın, göz kenarları ve yanak üstü) Meyve asitleri (AHA) içeren ürünler kullanılması, cildi korur, taze ve sağlıklı görünmesini sağlar. İsteyenler bu kremleri dermatolog tavsiyesi ile alıp, evlerinde kendileri uygulayabilirler. Böyle hafif bir günlük bakım, yüzün çok daha sağlıklı, temiz ve taze görünmesini sağlar.

Siyah noktalar ve sivilcelere gelince, bu tür sorunlarda, iyi formüle edilmiş salisilik asit (BHA) içeren bir ürün son derece iyi sonuçlar verebilir. BHA’lar tıraşlı cilt bölgelerinde bile rahatlıkla kullanılabilir. Bu ürünler cildi hafifçe soyar, gözenekleri açar. Böylece siyah noktalar ve sivilceler önlenir. BHA aspirin ile aynı maddeyi içerir. Her ikisinin de ana maddesi salisilat’tır. Salisilat cildi rahatlatır, kızarıklıkları, şişkinlik ve tahrişleri iyileştirir.

Eski kalıplar değişiyor:
Yıllar boyunca, erkeklerin kadınlar gibi yaşlanmadıklarına dair yorumlar dinledim. Aslında bunun altında yatan gerçek, toplumun bir kesiminin, erkeklere farklı bir şekilde bakmasından kaynaklanıyor. Erkeklerin yaşlanması sanki daha kolay kabulleniliyor. Saçları kırlaşmış, yüzü çizgiler , lekeler ve kırışıklıklarla dolmuş, kilolu bir erkek daha olgun, güçlü ve güven veren bir çekicilikle tarif ediliyor. Oysa kadınlarda bu görünüme pek toleransımız yok.

Artık kent yaşamında erkeğin tıraş olmaktan öte bakımlı olması, kilosuna dikkat etmesi, güzel kokması ve iyi giyinmesi önemli bir ölçü haline geldi. Kuşkusuz, işe alınırken, terfi ederken, önemli bir temsil mevkiine aday olurken yakışıklı, genç görünümlü ve bakımlı erkeklerin şansı çok daha yüksek.

Esasında şimdiki gibi modern kent toplumları oluşmadan önceki dönemlerde, erkekler en az kadınlar kadar gösterişliydiler. Özellikle kabile geleneğinde erkeklerin süslenmesi ve renk renk boyanması sınır tanımazdı. Batı imparatorları da en az doğu’dakiler kadar şatafatlı giyinirlerdi. Birbirinden değerli kumaşlar, nakışlar ve takılar ile güçlerini gösterirlerdi. Erkeklerin gri-kahverengi-lacivert ve siyah renklere bürünmesi, tekdüze bir stil ile sınırlanması nispeten yeni bir olaydır. Erkeğin temel giysisinin pantolon olması bile yenidir. İskoç etekleri, şalvarlar hala kullanılmakta.

Eski kalıplar giderek kırılıyor. Erkek modası gittikçe değişiyor. Kuşkusuz, önümüzdeki yıllarda erkekler de çok daha renkli giyinecekler ve bakımlı olacaklar…

Erkeklerde Cilt Bakımı yapıyor

Bakımın sadece kadınlara özgü olduğu devirler kapandı. Günümüz erkeği artık etkileyici olmak için çaba ve vakit harcıyor. Kozmetik dünyası ise kadınlara sunduğu imkanların hemen hemen hepsini erkeklere de sunuyor...

Erkekler cilt bakımları söz konusu olduğunda kadınlara oranla daha şanslılar. Çünkü ciltleri onlardan çok fazla bir özen beklemiyor. Ama bu hiçbir bakım gerekmediği anlamına da gelmiyor. Tüm kozmetik piyasası içinde erkek kozmetiğine ayrılan pazar sadece yüzde 3. Bu payın, büyük kısmını erkekler için zorunlu olan tıraş ürünleri alıyor.

Sıralamada ikinci sırayı tıraş öncesi ve sonrası kullanılan losyonlar alırken, sıralama kremler, kişisel hijyen ürünleri ve parfümler olarak devam ediyor. Bu sıralama aslında erkeklerin zorunlu olmadıkça kişisel bakım ürünlerine rağbet etmediklerini gösteriyor. Erkek cildi yapı olarak kadın cildinden daha sağlıklı. Doğadan gelen bir nem ayrıcalığı var ki, bu sağlıklı bir cilt için ilk koşul. Ancak günümüz şartları, erkek cildinin bu avantajını adeta ortadan kaldırıyor. Bu nedenle onların da ciltlerine ayrı bir bakım uygulamaları gerekiyor. Ama tabii ki erkeklerin sadece ciltlerine özen göstermeleri yetersiz. Beden ve ayak bakımının da ihmal edilmemesi gerekiyor.

Öncelikle cilt bakımı

Erkek cildinin yapısı kadınınkinden farklı. Sebum salgılanması erkeklerde daha fazla. Ergenlik döneminde başlayan sebum salgılanması, yetişkinlik çağında maksimum seviyeye ulaşıyor, 60 yaşından itibaren de azalarak, cildin kurumasına yol açıyor.

Deri katmanları içerisinde bulunan bezlerden salgılanan sebum, cildi koruyucu etkisi olan bir nem ve yağ tabakası oluşturuyor. Ancak sebum salgılanmasının bazı yan etkileri de var. Sebum, porların genişlemesine ve burun kanatlarının iki yanında küçük siyah noktacıkların, minik yağ keseciklerinin oluşmasına neden oluyor.

Erkeklerin ciltleri ile ilgili en büyük estetik kaygılarından biri de işte bu nokta ve kesecikler. Peki, bütün bu sorunlardan kurtulmak için iyi bir cilt bakımı nasıl olmalı?

Temizleme

- Temizleme sütü, temizleyici maddelerin en yumuşak olanıdır, çok hassas ve tahriş olmuş ciltlerde tercih edilir.

- Köpüren jeller, cildi tazeler ve zorlamadan derinlemesine temizlik sağlar.

- Dermatolojik ürünler ise sadece problemli ciltlerde uzman tavsiyesi ile kullanılır.

Tonik

Banyodan sonra kurumuş ciltlere mineral bazlı tonikler tavsiye edilir. Losyon tonikler, kan dolaşımını hızlandırır ve cildi mikroplardan arındırır. Bunların, nemlendirici ve koruyucu bir kremden önce kullanılması gerekir.

Yorgun ciltler için tazeleyen ve yenileyen ürünler, yağlı ve tahriş olmuş ciltler için sakinleştirici ürünler, tıraş sonrası yanma hissini gideren ürünler tercih edilmeli...

Nemlendirme ve koruma

Kremler ve jeller, günlük bakım için gerçek birer yardımcıdır. Cildin esnekliğini sağlar, kırmızılıkları ortadan kaldırırlar.

Peeling

Peeling sayesinde cilt derinlemesine temizlenmiş olur ve ışıltısını kazanır. Her hafta ya da her ay düzenli bir biçimde ``gommage'' adı verilen ürünlerle yapılacak peeling sonucunda küçük siyah noktaların oluşması önlenir, batık kıllardan kurtulunur.

Tıraş ürünlerinizin seçiminde titizlik

Tıraş, erkeklerin zorunlu olarak yaptıkları ve ne yazık ki ciltlerine zarar veren bir işlem. Tıraş sırasında epidermin üst katmanları, yani koruyucu yağ ve nem katmanı zedeleniyor. Cilt nem kaybına uğruyor ve kuruyor. Ancak gerekli bakımın sağlanması ve doğru ürünlerin kullanılması ile bu olumsuz sonuçlar yok edilebiliyor.

Tıraş köpüğü cildinize uygun olmalı

Normal bir cilt için çok asitli olmayan bir tıraş köpüğü ve tıraş sonrasında kullanılacak nemlendirici, epidermin hassaslaşmasını ve yaşlanmasını engelliyor. Ancak kimi zaman tıraşla birlikte özel birtakım problemler oluşabiliyor. Akneye yatkın bir cilt için içerisinde antibakteriyel maddeler bulunan bir tıraş köpüğü seçilmeli. Enfeksiyonlu cilt için antiseptik içeren tıraş köpükleri tercih edilmeli. Eğer cilt, kullanılan ürüne alerjik bir reaksiyon veriyorsa, öncelikle ürün değiştirilmeli. Buna rağmen sorun devam ederse bir uzmanın görüşüne başvurulmalı.

Tıraş deyip geçmeyin..
Tıraş, çoğu erkek için daha genç, daha yakışıklı ve temiz görünme anlamını taşırken, aslında cilt bakımı için de büyük önem taşır.
Bunları biliyormuydunuz?
Yüzünüzde ortalama 15,000 kıl bulunur, bu kıllar günde 0,38 mm uzar. 15 yaşın üzerindeki erkeklerin %90'ı istenmeyen kıllardan kurtulmak için düzenli olarak tıraş olur. Tıraş ortalama 3 dakika sürerken, bir tıraş bıcağı da maksimum 9 kez kullanılır. Bu rakamlar kullanıma ve cilt özelliklerine göre değişkenlik gösterebilir. Buda ortama erkek ömrünün 3350 saatini yani 139 gününü alır. Ve erkeklerin %70'i ıslak traşı tercih eder.
Erkek Cildi Kadın Cildinden Çok Farklı
Erkeklerin cildi kadınların cildine oranla daha kalın ve dayanıklı olup, erkek cildinin sakal ve traş yüzünden daha çok yıpranması nedeni ile, bakımına daha da önem gösterilmesi gerekir. Günlük traşta yaralanma ve enfeksiyon problemleri ile karşı karşıya olan erkek cildi, kadın cildine oranla daha çok özen ister. Erkek ciltleri de kendi aralarında da bireysel farklılıklar gösterir.


Tıraşın Cilde Verdiği Zararlar

Islak ya da kuru traş, her ikisi de cildi kurutur. Özellikle ıslak traşta, yani traş bıçağı ile traşta kıl kökleri, foliküller daha çok travmaya maruz kalır. Bunun sonucunda kıl dönmeleri ve ihtilaplar ortaya çıkar. Bu cildi rahatsız eder ve dış etkenlere karşı hassaslaştırır. Bu problemleri doğru bir bakım ile en aza indirmek için her şeyden önce hijyene dikkat edilmesi gerekir. Kullanacağınız ürünlerin çok az alkol içermesine ve traş kreminin ya da köpüğünün cilt tipine uygun olmasına dikkat etmek gerekir.
Tıraş Sonrası Bakım
Traş öncesi bakım gibi traş sonrası bakım da önem taşır. Birçok erkek dezenfektan olsun diye kolonya ya da alkollü after shave kullanır; bu cilde faydadan çok zarar verir. Çünkü alkol hücre öldürücü etkisi ile traşta meydana gelen olası kesiklerin iyileşmesini geciktirir.
Traştan sonra cilt tipine uygun bir after shave hem cildi dinlendirir, hem de besler.

Daha rahat bir Tıraş için bir kaç küçük tavsiye
* Cildi köpürtmeden önce sıcak su ile durulayın. Sıcak su, sakalı yumuşatır ve cildin gözeneklerinin açılarak sakalların kolayca kesilmesini sağlar.
* Sıcak su ile durulanmış cilde, traş kremi veya traş köpüğünü iyice yayarak masaj yapın. Traş köpüğü kullanılıyorsa ayrıca fırça kullanmak gerekmez. Köpük ıslatılmış avuca sıkılarak yüze yayılır.
* Kolay bir traş için 3 ya da 2 bıçaklı traş makineleri tavsiye edilir. Traş sırasında makinenizi sık sık sıcak su ile durulamak bıçaklar arasında köpük ve kesilmiş sakalların birikmesini önler.
* Çene ve boynun en son sırada traş edilmesi gerekir. Böylece su ve köpük, sakalların en sert olduğu bu bölgeleri yumuşatmak için cilt üzerinde daha uzun süre kalır.
* Traş işlemi bittikten sonra cildin soğuk su ile durulanması gerekir. Soğuk su cildin açılan gözeneklerini kapatarak, doğal dengesini tekrar bulmasını sağlar.
* Yumuşak bir havlu ile hafifçe nemi alınan cilde mutlaka tıraşsonrası bakım ürünü









Vücut güzelliği bakım önerileri yararlı bitkiler
Vücut güzelliği cilt güzelliğiyle orantılıdır.
Önce parmağınızı cildinizde gezdirin. Cildinizin yağlı bir tabakayla kaplı olduğunu fark edeceksiniz. Bu tabaka, sebum ve sudan oluşan cildin koruyucu tabakasıdır. İşte bu koruyucu tabakanın içerisindeki sebum yani yağ oranı cilt tipinizi belirler.
Eğer sebum oranı az ise cildiniz kuru; fazla ise yağlı; normal ve dengeli ise normal ve karma cilttir. Kuru cilt oldukça incedir ve gözenekleri çok küçüktür. Görünümü mat ve serttir. Dokununca kuru ve pürtüklüdür. Cilt kendini koruma özelliğini tam olarak yerine getiremediği için iç ve dış faktörlerden kolayca etkilenip tahriş olur. Sık sık gerilir, kaşınır, karıncalanır, çatlar ve soyulur. Banyodan sonra kızarıklıklar oluşur, sabun ve kireçli su rahatsızlık verir. Fazlasıyla nemsizdir, günlük bakım kremi kullanılmasına rağmen hala kuruluk ve gerginlik hissedilir.
Yağlı cilt kalındır ve gözenekleri çıplak gözle rahatlıkla görülecek kadar genişlemiştir. Rengi donuk, görünümü yağlı ve parlaktır. Dokununca kaygandır. Sık sık sivilce ve siyah nokta oluşur. Makyaj çok çabuk bozulur hatta akar. Oldukça dayanıklıdır, en geç kırışan cilt türüdür.Karma cilt yağlı ile kuru arasındaki cilttir; ne yağlı, ne kurudur.Alın, burun ve çene ( T bölgesi ) yağlı; yanaklar normal veya kurudur. Yanak bölgesindeki cildin tipi dış etkenlere bağlı olarak değişebilir.Normal cildin gözenekleri optimal açıklıktadır. Rengi pembedir. Görünümü taze ve sağlıklıdır. Dokununca yumuşak ve pürüzsüzdür.
Bir önemli not, cildiniz hangi tipte olursa olsun, fazla güneşlenme, mevsim değişimleri ve hormonal etkenler nedeniyle nemsizlik, hassasiyet veya kuruluk gibi sorunlarla karşılaşabilirsiniz. Bu durumda yapmanız gereken, özel bakım programları uygulamaktır.Cilt bakımı için önce arındırma yani keselemenin cilt bakımı için önemi inkar edilemez. Haftada bir kez cildi ölü hücrelerden korumak için keseleme yapılmalıdır. Bedenin üst kısımlarına doğru dairesel hareketlerle yapılır. Ardından cilt mutlaka nemlendirilir. Göğüsler, boyun el ve bacaklar dış etkilere daha açıktır, her gün bakım ister. Cildin temel esnekliğini korumak ve ileriki yaşlarda sarkma ve çizgileri azaltmak için genç yaşlarda koruyucu ve nemlendiricileri kullanmak gerekir. Cilt hem sıcak hem soğuktan etkilenir. Nemini yitirir, hassaslaşır ve kurur. Cildi sağlıklı tutmak için yıl boyunca nemlendirici kullanmak yararlıdır. Cildin gerilmesiyle kuruduğunu anında anlayabiliriz.
Vücudun en büyük düşmanı selülitlerdir. Genç yaşlı, şişman zayıf fark etmez. Her kadında oluşur. Selülit, kısaca, derideki yapının bozulup, yağ dokularının su, tuz ve metabolizma atığı maddelerle dolarak şişmesi anlamına geliyor. Bu durum, lenf ve hücrelerarası sıvının birikmesine yol açıyor ve deriyi "portakal kabuğu" görünümüne büründürüyor. Dolaşım bozukluğu, kalıtım, yaş, cinsiyet, hormonal düzensizlik, hareketsizlik, iklim koşulları, psikolojik etkenler gibi pek çok oluşum nedeni var. Sağlıklı beslenme, spor yapma, gerekirse koruyucu kremlerle selülitle savaşılır. Selülit sağlıkla orantılıdır.

Yeterli uyuyun : Uyku sırasında enerji yenilenir, zehirli maddeler vücuttan atılır, dokuların beslenmesi düzelir ve hücre metabolizması normale döner.Stresli olmayınStresliyken vücut insulin salgılar. Bu durum vücutta yağ ve şeker birikimine yol açar.

kilonuzu sabit tutun : Sık aralıklarla yüksek miktarda kilo alıp vermek deride esneklik kaybına neden olur. Bu durum deri yapısını bozar ve selülit oluşumuna zemin hazırlar.

gelişigüzel ilaç kullanmayın : Özellikle idrar söktürücü ve müshil ilaçlarını doktor tavsiyesi ile kullanın. Selülit, vücuttaki su-tuz dengesi değişikliklerine son derece duyarlıdır. İlaçların kötü kullanımı bu dengeyi bozabilir.Güneşlenirken dikkatli olun.Fazla güneşlenmek cildin yaşlanmasına ve direncinin azalmasına neden olur. Sıcak saatlerde (12-16 arası) güneşlenmeyin ve mutlaka güneşten koruyucu bir ürün kullanın.Kan dolaşımını engelleyen nedenlerden uzak durun.Kan dolaşımındaki yavaşlamalar ve düzen bozuklukları selülitin oluşmasında çok etkilidir. Bu yüzden:Vücudunuzu çok sıkan giysiler giymeyin. - Sürekli yüksek topuk kullanmayın. - Kambur durmayın. - Kabızlık sorununuz varsa tedavi olun.


İyi soluk alıp verin: Göğsünüzü iyice şişirerek burnunuzdan derin ve yavaşça soluk alın ve yine burnunuzdan yavaşça geri verin. Dokuların bol oksijenle dolması, yanma işlemini hızlandırarak zehirli maddelerin vücuttan atılmasını kolaylaştırır, selüliti engeller.

Aromaterapi yapın : Selüliti engellemeye yarayacak en etkili yağ özleri greyfurt, portakal ve limon yağlarıdır. Çok konsantre oldukları için sadece 2 ya da 3 damla uygulayın.Haftada 1 kez, vücudun üst kısımlarına doğru ve dairesel hareketlerle yapılmalıdır. Dirsek, diz, kol, kalçaların üst kısımları gibi vücudun pürtüklü bölümlerinde ısrarcı olunması, buna karşın göğüsler, boyun gibi hassas bölümlerine uygulanmaması gerekir.

Günde en az 1,5 litre su için : Su, hem vücudu zehirli atıklardan temizler hem de selülitli dokulardaki tuzu atarak bu dokuları temizler.
Tuzu azaltın : Tuz ve sucuk, sosis gibi tuzlu yiyecekler dokularda su tutulmasına neden olur.

Proteinli gıdaları tercih edin : Protein yönünden zengin yiyecekleri sindirme sırasında vücut fazla enerji harcar. Bu da sağladıkları kaloriyi azaltır.

Bol bol meyve ve yeşil sebze yiyin : Meyve ve yeşil sebzeler dokulardaki zehirli artıkların atılmasında son derece etkilidir.

Patates, pirinç gibi nişastalı yiyeceklerle yağlı yiyecekleri bir arada yemeyin.Nişasta fazla miktarda insulin salgılanmasına neden olur bu da yağların organizma içine iyice yerleşmesine yol açar....Ve tahmin edeceğiniz gibi,

Yemek aralarında atıştırmayın.

Sigara, kahve, alkol, gazlı ve kolalı içecekler içmeyin.

Çikolata, kuruyemiş, muz, yağlı, bol salçalı ve baharatlı yiyecekler yemeyin.

Selülitle savaşmakta kararlıysanız mutlaka düzenli spor yapmalısınız. Haftada bir kez 2 saat yürümek yerine, her gün 45 dakika yürümek çok daha faydalıdır.

Selülite karşı en etkili sporlar, yürüyüş, yüzme, jimnastik gibi kan dolaşımını artıracak, bacak ve kalçalarınızı kuvvetlendirecek özellikte olanlardır.

Eğer spor yapmaya hiç vaktim yok diyorsanız, işte size akşamları evinizde uygulayabileceğiniz iki egzersiz:

- Yan yatın, kolunuzu başınızın altına koyun, dizlerinizi vücudunuza dik açı yapacak şekilde bükün ve bacaklarınızla dairesel hareketler yapın.
- Sırt üstü yatın, dizlerinizi bükün, karnınızı içinize çekin, bedeninizin üst kısmını kaldırarak ayak bileklerinizi tutmaya çalışın.

Spordan sonra mutlaka banyo yapın ya da duş alın : Banyoda 37°C den fazla su sıcaklığı kullanmamaya gayret edin. Spor sonrası vaktiniz varsa, banyonuzu ılık suyla doldurun ve ayaklarınızı uzatacak şekilde oturup kalçalarınızdan baldırlarınıza doğru soğuk duş tutun. Arındırma (keseleme) vücut bakımının önemli bir etabıdır Cilt bakımı öncelikle güneş ışınlarından korumayla başlar. Güneş ışınlarının en güçlü olduğu, sabah 10.00 ile 15.00 arasındaki saatlerde güneş ışınları ile direkt temastan kaçınınız.Geniş kenarlı bir şapka kullanınız ve güneş ışınlarını engelleyen giysiler giyiniz. Islak T-shirt-lerin ve bir çok hafif giysinin güneş ışınlarını geçirdiğini unutmayınız. UV (ultraviyole) ışınlarını süzen bir güneş gözlüğü kullanın. Mutlaka güneş ışınlarına karşı en az 15 SPF (sun protecting factor = güneş engelleme faktörü) lik koruma sağlayan cilt ürünleri kullanınız. Bu ürünleri güneşle temasınızdan 30 dakika kadar önce uygulamaya özen gösteriniz.Kış veya soğuk dönemlerde de uzun süreler güneşe çıkmak özellikle cilt kanserleri açısından risk oluşturur. Güneş ışınlarına karşı korumanızı bu
dönemlerde de sürdürün .

Siyah cilt rengine sahip insanların ciltlerinde sadece melanin pigmentinin daha fazla olduğunu ve o ciltlerde de kanser olabileceğini unutmayınız.Özellikle yaz aylarında, bir an önce yanmış bir cilde sahip olmak için kullanılan, yanma hızlandırıcı ürünlerden kaçınınızYanma hızlandırıcı ürünlerin, sadece yanık bir ten sağladığını ve ciltte UV koruması yapmadığını, ciltte kırışıklıklara ve kurumaya neden olduğunu unutmayınız.

SİVİLCE ve AKNELER İÇİN MASKELER
Hiç değilse haftada bir günü kendinize ayırın. Hem dinlenin hem de güzelleşmenin keyfine varın. Telefonun fişini çekin. En sevdiğiniz kaseti çalın. Kanapeye uzanıp kafanızdaki tüm düşünceleri silip kendinizi müziğin ritmine bırakın. Siz gevşedikçe ve içinizdeki stresi attıkça cildiniz de gevşeyecek ve nefes almaya başlayacaktır. Cildiniz artık beslenmeye hazırdır. Mutfağa gidin ve buzdolabının kapağını açın. Cilt tipinize uygun ya da cilt sorunlarınıza çare olacak malzemeyi alıp maskeyi hazırlayın.
Doğal maskeler, ani etkili olup cildi nemlendiriyor, tazeliyor ve kırışıklıkları gideriyor. İçerdikleri maddelere göre ciltteki işlevleri de değişiyor. Kimi yağlı ciltlere iyi gelirken, kimi kuru ciltlere nem kazandırıyor. Ancak dikkat! Cilt tipinize uygun olmayan maddeleri içeren bir maske, cildinize zarar verebiliyor. Örneğin; kuru ciltliyseniz limon ve greyfurt gibi turunçgillerden uzak durmanızda yarar var.

Özellikle içinde bulunduğumuz şu günlerde kirli havaya, sert rüzgarlara ve sigara dumanına maruz kalan cilde maske uygulamak çok yararlı. Çünkü maskeler, cilde derinlemesine etki ediyor. Maskeyi cildinizin durumuna göre haftada 1 veya 15 günde bir uygulayabilirsiniz.

Meyve, sebze ve yumurta gibi besinlerden oluşan maskeleri evde hazırlamak hem çok kolay hem fazla zaman almıyor, üstelik ekonomik de.
bunun için üşenenler ya da'nasıl olsa her gün nemlendirici krem sürüyorum, geceleri besleyici krem kullanıyorum, maskeye ne gerek var' diyenler olabilir.

Dermatologlara göre ince bir kat tabaka halinde sürülen kremlerin aksine maskeler, cildi neredeyse 3 mm ile yarım santim kalınlığında bir tabaka halinde kaplayarak dış etkenlerle ilgisinin tamamen kesilmesini sağlıyor. Böylece cilt, maskedeki tüm vitamin ve mineralleri kolaylıkla özümsüyor.

Maske sürmenin incelikleri
*Önce cilt tipinizi belirleyin. Cildinize uygun meyve ya da sebzeyi seçin. Yapraklı sebzeleri kaynar suda 3 dakika bekletip süzün. Soğuyunca cildinizin üzerine yerleştirin. Diğer sebzeleri ise robotta püre haline getirin. Akmayacak kıvama gelince maskeniz hazır demektir.

* Maskeyi sürmeden önce cildinizi temizleyin. Çünkü kirli cilt maskeyi özümseyemez. Bunun için bir parça pamuğa temizleme sütünü döküp önce tüm cildinizi temizleyin, sonra ılık suyla yıkayıp havlu ile tampon yaparak kurulayın.

* Maskeyi göz ve dudak çevresi hariç tüm yüz ve boynunuza kalın bir tabaka halinde sürün. Kesinlikle bir yere uzanıp kafanızdaki düşünceleri boşaltın. Çünkü bu pozisyon, vücudun gevşemesine yol açarak hem maskenin akmamasını hem de cildin maskeyi daha kolay özümsemesini sağlıyor.

* Önerdiğimiz maske tariflerindeki bekleme sürelerini aynen uygulayın. Aksi durumda maske cildinize zarar verebilir. Maskeyi temizlemek için ılık suya batırılmış pamukla cildinizi silip yıkayın ve havlu ile tampon yaparak kurulayın.


Kızarıklık sorunlarına ahududu
Probleminiz:Cildinizde dolaşım sorunları var. Kılcal damarlarınız zaman zaman hiç de estetik olmayan görüntülere yol açıyor. Sivilceler ve yer yer kızarıklıklar ortaya çıkıyor.

Ne yapmalısınız?
Öncelikle kan dolaşımını hızlandıran sebze ve meyveleri araştırın. Frenküzümü, ahududu, böğürtlen ve çilek gibi meyveler bu konuda can simidiniz olabilir. Ayrıca içerdikleri bol A vitamini sayesinde cilde pürüzsüz ve kadifemsi bir görünüm kazandırırlar.

Size uygun maske:
1 avuç dolusu çilek veya ahududuyu bir kâseye alın. Püre halinde ezip cildinize sürün. Ancak cildiniz kuru ise çilek püresine 2 çorba kaşığı süt kreması ekleyip karıştırın ve temizlenmiş cildinize uygulayıp 10 dakika bekletin. Yıkayıp kurulayın.

Çileğin özellikleri:
Çilek, bol C vitamini içerdiği için vücudun ve cildin bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Toksinlerin atılımını kolaylaştırarak vücudu temizliyor. Ayrıca bağırsakları yumuşatarak kabızlığı gideriyor.


Yağlı cilde limon
Probleminiz:Cildiniz aşırı yağlı. Üstelik yer yer parlıyor ve gözenekler genişlemiş. Bu durumda yağ dengesini düzenleyen bir maske uygulamalısınız. Limon bu konuda yararlı olabilir.

Ne yapmalısınız?
Her sabah uyandığınızda ayna karşısına geçin ve cildinizi dikkatle inceleyin. Büyük bir olasılıkla yeni bir sivilce ile karşıla şaabilirsiniz. Yağlı cilt, sivilce ve aknelere davetiye çıkarabiliyor. Bu durumda antiseptik ve sıkılaştırıcı etkili olan limon ile maske hazırlayın.

Size uygun maske:
2 limonun kabuğunu soyup kabuklarını 2 çorba kaşığı suyun içinde 3 dakika bekletin. Robotta püre halinde ezin ve canlandırıcı maske olarak kullanın. Temizlenmiş cildinize pamukla sürüp birkaç dakika bekleyin. Ilık suyla yıkayıp havlu ile kurulayın ve ardından günlük nemlendiricinizi sürün.

Limonun özellikleri:
Sıkılaştırıcı ve mikropları öldürücü özellikler içeren limon, bol su içerdiği için toksinlerin vücuttan atılımını sağlıyor. Böylece cilt pürüzsüz bir görünüme kavuşuyor. Zengin C vitamini deposu olduğu için cildi dış etkenlerden koruyup cilt hücrelerinin yenilenmesine katkıda bulunuyor.


Kuru cilde marul
Probleminiz:Sürekli stres hali ve yoğun çalışma temposu cildi olumsuz yönde etkileyerek kuruluğa sebebiyet verebiliyor. Önlem alınmazsa ilerleyen dönemlerde cilt, mat bir görünüme kavuşuyor ve erken kırışıklıklar sözkonusu olabiliyor. Kuru cilt diğer cilt tiplerine oranla daha çabuk yaşlanıyor.

Ne yapmalısınız?
Sağlıklı, taze ve ışıltılı bir cilt istiyorsanız öncelikle maksimum düzeyde bir nemlendirme sağlamalısınız. Bu nedenle bol su içeren tüm meyve ve sebzeler cildinizin dostu olabilir. Bizim önerimiz marul ya da kıvırcık salata. Her ikisinin de içerdiği su miktarı cilde ihtiyacı olan nemi sağlayacaktır.

Size uygun maske:
Birkaç marul yaprağını kaynar suya batırıp 2 dakika bekletin ve soğumaya bırakın. Yaprakları temizlenmiş yüzünüze ve boynunuza uygulayın. 20 dakika bekleyip yüzünüzü ılık su ile yıkayın. Havlu ile tampon yaparak kurulayın.

Marulun yararları:
Marul bol su içerdiğinden vücuttaki toksinleri atıp temizliyor, zengin A vitamini sayesinde cilde pürüzsüzlük kazandırıyor. C vitamini ile de cildi güçlendirip olumsuz dış etkenlere karşı koruyor.

Yıpranmış cilde üzüm:
Probleminiz:Cilt bir takım olumsuz etkenlerden dolayı yıpranmaya ve erken yaşlanmaya başlıyor. Özellikle sonbahar aylarında ani değişen havalar cildi fazlasıyla etkiliyor. Bu dönemlerde cildi tazelemek ve kış mevsiminin zararlarından korumak için ölü hücrelerden arındırılması gerekiyor.

Ne yapmalısınız?
Bu durumda sadece nemlendirici kullanmak yeterli olmaz. Belli aralıklarla peeling yani ölü hücrelerin temizlenmesi işlemini de uygulamalısınız. Üzüm, bu konuda derdinizin çaresi olabilir. Üzüm, içerdiği maddeler sayesinde cildi derinlemesine temizlerken, kan dolaşımını da düzenliyor.

Size uygun maske:
Üzümlerin kabuklarını soyun. Çukur bir kaseye alıp çatalla ezerek püre haline getirin. Fazla suyunu süzün ve posasını temizlenmiş cildinize dairesel hareketlerle masaj yaparak sürün. 20 dakika bekleyip yıkayın.

Üzümün yararları:
Ölü hücreleri temizlemenin yanı sıra selülite de iyi geliyor. Cildin su tutmasını engelliyor. Zengin içeriği ile toksinleri atan üzüm, bağırsak ve böbrekleri çalıştırıyor, bol enerji veriyor ve cildin yaşlanmasını geciktiriyor.


Yorgunluğa çare muz
Probleminiz:Çalıştığınız ortamda yoğun hava kirliliği sözkonusu ise ya da sigara tiryakisi iseniz ve gece hayatınız varsa bu durumdan en çok etkilenecek yerlerden biri de cildinizdir. Cilt, dış etkenlere karşı savaşamayacak kadar güçsüz hale geliyor ve yorgun bir görünüme kavuşuyor.

Ne yapmalısınız?
Yorgun cilt soluk renklidir, kırışıklıklara davetiye çıkarır. Hiç değilse haftada bir kez zengin potasyum kaynağı olan muzla bir maske uygulayın. Muzun içeriğindeki yorgunluk giderici etkiler cildi dinlendirerek tazeliyor ve ışıltılı bir görünüme kavuşmasını sağlıyor.

Size uygun maske:
1 muzu çatalla ezerek püre haline getirin. Temizlenmiş cildinize masaj yaparak sürüp 15 dakika bekleyin. Ilık suya batırılmış pamukla cildinizi temizleyin. Ilık suyla yıkayıp havlu ile tampon yaparak kurulayın.

Muzun yararları:
Muz yüksek tansiyon, yorgunluk ve kramplara karşı etkili olan potasyum açısından çok zengin bir meyve. Bol enerji verip, idrar söktürücü özellikler içeriyor. Ayrıca A ve C vitaminleri içeriyor. Bu nedenle yorgun cildin en yakın dostudur.

Kırışıklıklara kivi
Probleminiz:İlerleyen yaş, düzensiz yaşam tarzı ve olumsuz dış etkenler cildin direncini kaybetmesine ve kırışıklıkların oluşmasına neden oluyor. Önlem alınmazsa ciltte hızlı yaşlanma başlıyor ve cilt soluk bir renge bürünüyor.

Ne yapmalısınız?

Cilde kadifemsi bir yumuşaklık ve ışıltı kazandırmak, kırışıklıkları hafifletmek için ekstra bakım uygulamakta yarar var. En zengin C vitamini kaynağı olan kivi yaşlanmayı durdurabiliyor. Yaşınız 25'in üzerinde ise kivi maskesini haftada bir kez uygulayın.

Size uygun maske:
Birkaç kiviyi soyup çatalla ezerek püre haline getirin. Suyunu süzüp posasını temizlenmiş yüzünüze ve boynunuza masaj yaparak sürün. 20 dakika bekleyip ılık suya batırılmış pamukla silin ve ılık suyla yıkayıp havlu ile kurulayın.

Kivinin yararları:
Kivinin portakal ve limon gibi turunçgillerden daha fazla C vitamini içerdiğini biliyor muydunuz? Kivi de ayrıca bol miktarda magnezyum bulunuyor. Anemi ve mide problemlerine etkili olan kivi, bağırsakları yumuşatıyor ve toksinlerin atılımını sağlayıp vücudu temizliyor.

Pürüzlü cilde fesleğen
Probleminiz:Cildiniz pürüzlü ve yaşlı görünüyor. Sık sık lekeler ve sivilceler de ortaya çıkıyor. Eğer özenli bir bakım uygulamazsanız yüzünüzdeki kırışıklıklar artarak derinleşebilir.

Ne yapmalısınız?
Bu konuda taze ya da kuru fesleğen imdadınıza yetişebilir. Fesleğen, temizleyici ve canlandırıcı etkisiyle hücreleri yenileyerek cildin elastikiyetini artırıp ışıltılı bir görünüme kavuşmasını sağlıyor. Haftada 1 veya 2 kez fesleğen maskesi uygulamanızda yarar var.

Size uygun maske:
1 avuç kuru fesleğen yaprağını bir çay fincanı kaynar suya atın. 1 çorba kaşığı süt tozu ilave edip ılınmaya bırakın. Süzüp cildinize dairesel hareketlerle masaj yaparak yedirin ve temizleyici olarak kullanın. Özellikle kuru ciltler için çok yararlı bir doğal temizleme ürünü.

Fesleğenin özellikleri:
Saçlarınız mı dökülüyor? Özelikle taze fesleğen kullanmanızı öneriyoruz. Saç dökülmesini yavaşlatıyor. Bir demet fesleğen yaprağını yarım litre suda kaynatıp süzün. Ilınınca bir şişeye alıp ağzını kapatın. Her yıkamada saç diplerinize friksiyon yaparak uygulayıp saçınızı yıkayın.

Şişkinliğe karşı rezene
Probleminiz:Son zamanlarda her sabah uyandığınızda aynadaki görüntünüzden rahatsız mı oluyorsunuz? Yüzünüz ve gözlerinizdeki şişkinlik sizi rahatsız edecek boyutlara mı ulaştı? Üstelik cildiniz soluk mu? Bu sorulara yanıtınız evet ise rezeneyi deneyin.

Ne yapmalısınız?
Acil önlemler almazsanız sürekli şişkinlik cildinizin elastikiyetini kaybetmesine yol açabilir. Öncelikle şişkinliği giderip sonra cildi sıkılaştırıcı önlemler alın. Bunun için rezene maskesini cildinizin durumuna göre haftada bir ya da iki kez deneyin.

Size uygun maske:
20 gr rezene yaprağını 1 çay fincanı suyla kaynatıp süzün. 3 çorba kaşığı rezene suyuna 1 yumurta sarısı ve ayrı bir yerde kar halinde çırpılmış 1 yumurta akı ilave edip karıştırın. Yüz ve boynunuza sürüp 15 dakika bekletin. Ilık suyla yıkayıp kurulayın.

Rezenenin yararları:
Yüksek oranda A vitamini içeren rezene cilde en yararlı sebzelerden biri. Ayrıca B ve C vitaminleri, kalsiyum, kükürt ve demir kaynağı da. Hindistan'da yüzyıllardır değişmeyen bir gelenektir rezene. Her yemekten sonra ağız kokusunu gidermek ve hazmı kolaylaştırmak için rezene tohumu çiğnenir.

Lifting etkili yumurta
Probleminiz:Cildinizde hafif sarkmalar başladı. Bunun nedeni cilt yapınız olabilir. İlerleyen yaş ya da hızlı kilo alıp verme gibi sorunlar da cildin esnekleğini yitirerek sarkmasına yol açıyor. Acil olarak cildinizi sıkılaştırmazsanız sarkma artacaktır.

Ne yapmalısınız?
Cildinizi sıkılaştıracak malzemelerle maskeler hazırlayın. Aminoasit içerikli ve albümin içeren yumurta akı cildinize lifting etkisi yapacaktır. Özellikle yumurta akı bu konuda gerçek bir uzman.

Size uygun maske:
2 yumurta akını 1 çorba kaşığı tozşekerle kar halinde çırpın. Hazırladığınız bu merengi temizlenmiş cildinize pamukla masaj yaparak sürün. 15 dakika bekleyip ılık suya batırılmış pamukla temizleyin. Ilık suyla yıkayıp havlu ile tampon yaparak kurulayın.

Yumurtanın yararları:
Yumurtanın, ucu çatallaşmış saçlara iyi geldiğini biliyor muydunuz? Saçları adeta yeniden yapılandırıp ışıltı kazandırıyor. 1 yumurta sarısını ayrı bir yerde çırpıp 1 çorba kaşığı bebe şampuanına ilave edin. İyice karıştırın ve saçlarınıza masaj yaparak uygulayıp birkaç dakika bekledikten sonra yıkayın.

GÜçsüz cilde nane
Probleminiz:Birkaç gecenin uykusuzluğu adeta cildinize yansımış. Güçsüz ve yıpranmış bir görünüm içeriyor. Cildinizden sanki yorgunluk okunuyor. En iyisi bir an önce önlem almak. Aksi durumda cilt, sağlıksız bir görünüme kavuşup kırışıklıklara davetiye çıkarabilir.

Ne yapmalısınız?
Öncelikle cildinizi dinlendirmelisiniz. Bunun için rahatlatıcı etkili bitkilerden yararlanın. Nane, papatya gibi. Hazırlayacağınız maskeleri haftada 1 ya da 2 kez uygulayarak cildinizi yeniden yapılandırın.

Size uygun maske:
20 gr taze nane yaprağını 1 çay fincanı suyla kaynatın. Ilınınca süzün. Bir elmayı soyup rendeleyin. Nane suyuna ilave edip karıştırın. Daha önceden temizlediğiniz yüz ve boynunuza masajla yedirerek sürün. 20 dakika bekleyip cildinizi yıkayın ve havlu ile kurulayın.

Nanenin yararları:
Fiziksel ve ruhsal yorgunluğun ilacı nane. Banyo suyuna ilave edeceğiniz bir avuç nane ile papatya derdinizin çaresi olabilir. Üstelik sıcak banyo sırasında banyonuz bu kokulu bitkilerden dolayı çok hoş kokabilir. Bitkilerin sinirler üzerinde rahatlatıcı bir etkisi de var.

ivythemes

{facebook#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL} {twitter#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL} {google-plus#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL} {pinterest#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL} {youtube#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL} {instagram#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget