Search Result For "magnezyum"

İnsan Vücudundaki Hazine Mineral Maddeler


Aydın Boz / Biyoloji

Kâinatta olduğu gibi insan vücudunda da akılları hayrette bırakırcasına bir denge hâkimdir. Mesela kulaklarımız, gözlerimiz, ellerimiz ve ayaklarımız tam birbirinin simetriği. Başımız vücuda tam uyumlu. Organların dış yapı ve şeklindeki uyum ve denge gibi içyapısında da müthiş bir denge hâkimdir. Dilerseniz ona da biyokimya gözüyle bakalım ve hangi mineral zenginliklerden meydana geldiği hususu üzerinde duralım. “Küçük bir âlem” olarak simgelenen insanda, yeryüzüne orantılı bir şekilde dağıtılan elementlerin pek çoğu, vücuda lüzumu nisbetinde mevcuttur.

Genç insanda yaklaşık %80, ileri yaşlardaki insanın vücudunda da % 60 oranında su bulunur (Yaşlı Dünyamızın da üçte ikisi suyla kaplı değil mi?). Aynı şekilde protein ve vitaminler gibi maddeler de ihtiyaç oranında vücutta yerlerini alırlar. Peki, içinizde yaklaşık 3,5 kg mineral maddesi taşıdığınızı hiç düşünmüş müydünüz? Vücudumuz türlü türlü tat ve renkten meydana gelen bir “mineral çorbası”nı andırıyor. Bunların büyük bir kısmı, organizmanın sağlıklı çalışması için vazgeçilmezdir: Yaklaşık 2 kg beyaz renkteki kalsiyum, 1 kg koyu kahverengi fosfor, 90 gr sarı kükürt, 115-131 gr arası kurşuni renkteki potasyum, 120 gr gümüş renkteki magnezyum ve bir tutamlık da koyu gri demir, kırmızı bakır, gümüşi krom, kahverengi selenyum, gri çinko, manganez ve iyot.

Eğer kalsiyum olmasaydı, dişlerimiz sert bir elmaya bile dayanamaz, parçalanırdı... Eğer demir olmasaydı, kanımız hemoglobin moleküllerinden yoksun kalır, bu sebeple de dokularımıza oksijen gidemezdi... Eğer kükürt olmasaydı, saçlarımız dirençsiz kalır, derimiz ise canlılığını asla koruyamazdı... Eğer potasyum ve sodyum olmasaydı, ozmotik denge bozulacak hücrelerimiz elektrikî gücünü kaybedecek, dolayısıyla sinir ve kas hücreleri arasında iletişim kurulamayacak ve hızla yaşlanma baş gösterecekti...

Vücudun sağlığı için vazgeçilmez olan bu mineral çorbası bunlarla sınırlı değil tabii ki. Fosfor, magnezyum, manganez, krom, flor, çinko, bakır gibi birçokları bu mineral çorbasında yer alıyorlar. Bütün bu mineraller, ağırlığımızın yaklaşık %4’- ünü meydana getiriyor. Öyle ideal bir denge hâkim ki, bu minerallerin eksikliği veya fazlalığı durumunda organizmadaki iç mekanizmayla anında ayarlanıyor. Mesela, kandaki kalsiyum miktarında bir azalma olduğunda, bir başka kalsiyum deposu olan kemiklerden gerekli miktar temin ediliyor ve eksiklik, gideriliyor. Ana karnındaki yavrunun kemik gelişimi için annenin diş ve kemiklerinden kalsiyum çekiliyor. Pek çok anne hamilelik döneminde bu sebeple dişini kaybeder, yani yavrusu için feda eder. Vücut, besinlerdeki demirin normal şartlarda sadece %10’unu emiyor. Ancak, vücutta herhangi bir sebepten dolayı bir demir eksikliği doğarsa, emme kapasitesini 5 kat artırabiliyor. Bu ideal dengenin bir başka tipik misali de sodyum miktarında. Kandaki sodyum miktarı aşırı tuzlu beslenme sonucu yükseldiği zaman, derhal böbrekler devreye giriyor ve bu sodyum fazlasını idrar yoluyla organizmadan temizliyor.

Vücuttaki mineraller, miktarlarına göre sınıflandırılıyor. İnsanın günlük ortalama 100 mikrogramdan fazla ihtiyaç duyduğu mineraller “makro-mineraller”, bu değerin altındakiler ise “mikro-mineraller” olarak adlandırılıyor. Bir başka sınıflandırma ise “faydalı”, “zararlı” ve “nötr” mineraller şeklindedir. Misal vermek gerekirse; potasyum, kalsiyum, fosfor gibi sağlık açısından vazgeçilmez olan mineraller “FAYDALI”, cıva, kurşun ve amyant gibi mineraller “ZARARLI”, nikel, kobalt ve vanadyum gibi mineraller de “NÖTR” olarak kabul ediliyor.


KALSİYUM 

Vücut ağırlığının % 1,5 ila 2’sini kalsiyum minerali meydana getirir.İnsan vücudundaki kemiklerde ve dişlerde, fosfor ile beraber kalsiyumfosfat şeklinde bulunur (% 99,9). Bu bileşim, yetişkinliğe kadar kemiklerde ve dişlerde “gevşek yapı” olarak bulunur. Bu sebeple kemikler daha esnektir ve kırılma durumunda çok daha kolay kaynar. Zamanla kalsiyumfosfat kristalleri kemiğin kristalleşmemiş kısmına da yerleşir ve kemikler daha sertleşir. Esnekliğini ka bettiği için de çok daha kolay kırılır ve kaynamada güçlük çeker.

Vücuttaki kalsiyumun % 0,1 kadarı da kanda, kaslarda ve yumuşak dokularda bulunur. Bu sebeple kalsiyum, kemik yapısının teşkilinden başka, kas kasılmalarını, sinir sisteminden gelen sinyallerin kaslara iletilmesini ve hücre zarlarının oluşumunu kolaylaştırıcı rol oynar. Hatta kalsiyum mineralinin bağırsak tümörlerini önlediği de ileri sürülmektedir.

Kandaki kalsiyum, “Uluslararası Biyolojik Mineral Standart Değeri”ne göre 1 desilitrede 9- 11 mg seviyesinde sabit tutulmalıdır. Eğer oran bu miktarın altına düşerse, insanda kas kasılmaları, kramplar ve titremeler baş gösterir. Bu durumda vücut kalsiyum yetersizliğini, kemikler ve böbreklerden kalsiyum alarak, karşılama yoluna gider. Fazla alınması halinde de kemik yapısı bozuklukları ve idrar kaybı gibi durumlar ortaya çıkabilir. Aşırı kalsiyum yüklemesi ise böbrek taşlarının meydana gelmesine ve kemiklerde kireçlenmeye yol açar.

Kalsiyum, esas olarak süt ve süt ürünlerinde bol bulunur. Ancak bir süt ürünü olan tereyağında kalsiyum bulunmaz. Bundan başka yeşil yapraklı bitkilerde, sebzelerde, ceviz, balık ve deniz ürünlerinde bulunur. 18–24 yaşlarına kadar günde ortalama 1200 mg, 25 yaşın üzerinde ise günde 800 mg kalsiyum gereklidir. Hamilelikte ve menopoz devresinde bu miktar artırılmalıdır.

FOSFOR 

Fosfor, kalsiyumdan sonra vücutta en yaygın bulunan mineraldir. Vücuttaki fosforun % 85’i kalsiyumla beraber kemiklerdedir. Fosfor, hücrelerimizdeki denge için çok gereklidir. Hücre zarlarının, özellikle de sinir hücrelerinin (aksonları) koruyucu kılıfının meydana gelmesini kolaylaştırır. Vücudun enerji deposu olan nükleik asitlerin yapısında yer alır. Yağlı maddelerin vücut içinde taşınmasını, şekerli maddelerin de vücut tarafından emilmesini kolaylaştırır.

Fosfor, genellikle protein açısından zengin olan besin maddelerinde bulunur: Et, balık, yumurta, pirinç, sebze, ceviz, süt ve süt ürünleri gibi. İnsan günde ortalama 800 mg fosfora ihtiyaç duyar. Yeterli ve dengeli bir beslenmeyle, bu miktarda fosfor rahatlıkla temin edilebilir. Besinlerdeki fosfor, vücut tarafından %50–70 gibi yüksek bir oranda kolaylıkla emilebilir.

Yetersiz bir beslenmenin neticesinde ortaya çıkan fosfor eksikliği, kendisini ciddi böbrek yetersizliği ve bağırsak rahatsızlığıyla gösterir.

BİR ÇOK ENZİMDEKİ ANAHTAR MADDE: MAGNEZYUM 

İnsan vücudunda yaklaşık 20–28 gr magnezyum vardır. Ana deposu kemikler olup, % 60’ı burada kalsiyum ve fosfatla beraber bulunur. Ancak, magnezyumun asıl fonksiyonu, %60’ının bulunduğu kemiklerde değil, % 40’ının bulunduğu kan ve kas sistemindedir. Kasların güçlenmesi, protein sentezi, enzim sistemi aktivitesinde, hücrelerin büyümesi ve yenilenmesinde önemli bir rol üstlenir.

Magnezyum vücut tarafından kolaylıkla absorbe edilen bir madde olup, normal bir beslenme ile günlük magnezyum ihtiyacı rahatlıkla karşılanabilir. Besinlerdeki magnezyum miktarının yaklaşık % 40-60’ı vücutça kolayca emilir. Dünya Sağlık Teşkilatı’nın (WHO) belirlediği orana göre, insan vücudunun günde ortalama 280–350 mg magnezyuma ihtiyacı vardır. Bütün yeşil yapraklı bitkiler, tahıl ürünlerinde, balık, ceviz, ayçiçeği, kakao, taze fasulye, bezelye ve kuşkonmaz gibi besinler magnezyum zenginidirler.

Alkol çok tehlikeli bir magnezyum hırsızıdır. İdrar yoluyla magnezyum miktarını azalttığından, kalp spazmı rahatsızlığı, kaslarda kramp, titreme, aşırı sinirlilik ve sürekli kulak uğuldaması baş gösterir. Benzer durum yoğun stresli anlarda da geçerlidir. Ayrıca idrar söktürücü gibi bazı ilaçlar da magnezyum oranını azaltır.

SODYUM 

Sodyum ile potasyum minerallerinin karşılıklı olarak dengelenmesi ve mübadele sonucu, hücrenin dışındaki potasyum maddesi hücrenin içine, hücrenin içindeki sodyum maddesi de hücrenin dışına taşınmakta ve böylece hücre içi ile hücre dışı arasındaki elektrolitik denge sağlanmış olmaktadır. Bu birliktelik, hücre zarlarının elektrik potansiyelini ve kandaki pH oranının değişikliğe uğramasını önlemektedir.

İnsan vücudunun günde ortalama 83–97 gr arası sodyuma ihtiyacı vardır. İnsanlar genellikle yemek esnasında 10–12 gr kadar tuz tüketirler. Hâlbuki vücut için 3–5 gr tuz rahat rahat yeterlidir. Fazla tuz alınımı halinde sodyum maddesinin kanda artması tansiyonun yükselmesine yol açar, dolayısıyla dokularda su birikir ve şişlikler (ödem) oluşur. Tansiyon yükselmesi her ne kadar genetik olduğu da kabul edilse, sodyum artışının bunda büyük rolü olmaktadır.

POTASYUM 

Yetişkin bir insan için gerekli günlük potasyum miktarı 115–131 gr arasında değişmektedir. Ancak sportif faaliyetlerde bulunanlarda bu oran % 50 arttırılır. Potasyum, kasların hareketliliğini dengeler, gücün konsantrasyonuna yardımcı olur. Kandaki potasyum oranının azalması sık görülen bir hadisedir. İshal, kısa süreli de olsa yetersiz beslenme ve yorucu bir yolculuk, kandaki potasyum oranının düşmesi için yeterlidir. Bu azalma kendisini kas ağrıları, kramplar, kalp çarpıntıları, bağırsak rahatsızlıkları ve yorgunluk şeklinde gösterir. Potasyum açısından zengin olan besin maddeleri; kuru fasulye, domates, muz, kayısı (özellikle kurutulmuşu), kuru badem, kiraz, balık, et, süt, kırmızı pazı ve kerevizdir.

SELENYUM 

Değeri, son yıllarda yapılan araştırmalar neticesinde anlaşılan bir mineraldir. Ortaya çıkarılan iki önemli fonksiyonuyla dikkatleri bir anda üzerine çekmiştir. Birinci özelliği; dokuları, kansere yol açan serbest radikallere (kurşun, kadmiyum, kükürtdioksid, nitrat, nitrit gibi) karşı koruyan bir enzimin önemli bir bileşim maddesidir. İkinci fonksiyonu; vücudu zehirli maddelerden temizler. Savunma sistemini aktif hale getirir ve serbest radikalleri tutar. Selenyum eksikliğinin ilk belirtisi, kas yapısında şiddetli bir zayıflığın belirmesidir. İkinci belirtisi ise, kalp ve damarlardaki esneme kabiliyetinin azalmasıdır.

Vücudun günlük selenyum ihtiyacı yaklaşık 70–100 mikrogram arasında değişir. Özel durumlarda bu miktar 200 mikrograma çıkabilir. Selenyum balık, karaciğer, et ve buğdayda bulunur.

ÇİNKO 

İnsan vücudundaki çinko miktarı 2–3 gr kadardır. Çinko kanda, alyuvarlarda, prostatta, karaciğerde, pankreasta, bazı kaslarda ve kemiklerde bulunur. Çinkonun vücutta çok çeşitli fonksiyonları vardır. Vücudun genel gelişimini düzene sokar, sperm üretimini kolaylaştırır, protein ve RNA sentezlerine müdahale eder. Beyinde de kullanılmaktadır. Eksikliği unutkanlığa ve hareket gücünün düşmesine, koku ve tad alma duyusunun zayıflamasına sebebiyet verir.

Çinko pancar, yulaf ezmesi, mercimek, bezelye, et, tuzsuz beyaz peynir ve deniz ürünlerinde bulunur. Bir erkeğin günlük çinko ihtiyacı yaklaşık 15 mg, bir kadının ise 12 mg’dır. Sağlıklı bir beslenmeyle bu miktar rahatlıkla elde edilebilir.

Çinko eksikliği cinsi gelişmede bozukluklara, bağışıklık sisteminin zayıflamasına, deride doku bozukluklarına sebep olur. Daha ileriki safhalarda ise enfeksiyonlara, kansızlığa, kalp yetmezliğine, tümör oluşumuna, böbrek rahatsızlıklarına ve sarılığa yol açabilir. Hamilelikte ve östrojen kullanımında, vücutta çinko oranında bir düşüş olur. Bu sebeple doktorlar hamile kadınlara çinko açısından zengin bir beslenme cetveli önerirler. Çinko fazlalığı da oldukça tehlikelidir. İnsanda damar rahatsızlıkları ve iştahsızlığa sebebiyet verebilir.

ENDÜSTRİNİN BEL KEMİĞİ DEMİR, BİZİM İÇİN DE ÇOK ÖNEMLİ! 

Demir, oksijenin vücut içinde dolaşımı için vazgeçilmez bir mineraldir. Yetişkinlerdeki demir miktarı yaklaşık 3–5 gr arasında değişir. Demir, çok az bir kısmı kan plazmasında, büyük bir kısmı ise (%70) “hem” molekülü şeklinde, hemoglobin olarak bulunan değerli bir iz elementtir.

Vücutta demir stoklayan diğer organlar karaciğer, dalak ve kemik iliğidir. Vücudun demir ihtiyacı yaşa ve kişiye göre değişiklik arzeder. Yetişkin erkek ve kadınlarda günlük demir ihtiyacı yaklaşık 10 mg olmakla beraber, kadınlarda özellikle adet devresinde 15 mg’a yükselir. Hamilelik ve büyüme çağı da fazla demir tüketilen dönemlerdir. Bu zamanlarda şiddetle demir takviyesi gerekir.

Demir; ciğer, et, kuru fasulye, yulaf, kakao gibi besinlerde bulunur. Vücut tarafından kolayca absorbe edilen bir madde değildir. Yeşil sebzeler, portakal suyu gibi C vitamini bulunduran yiyecek ve içecekler besinlerdeki demirin emilimini artırmakta, çay ve kahve ise azaltmaktadır. Demir yetersizliğinin en belirgin hali, takatsizlik, nefes darlığı, sarılık, müzmin baş ağrıları, uyku düzensizlikleri, aşırı yorgunluk, çökük tırnak rahatsızlığı, çabuk tırnak kırılmaları ve saç dökülmesidir. Ancak demir eksikliği kadar, aşırı demir yüklenmesi de çok tehlikelidir. Demir fazlası, ender rastlansa da karaciğer (hepatik) yetersizliğine yol açabilir. Bu durumda, vücudun dışarıya atamadığı demir yığını mide kramplarına, baş dönmesine, kusmaya, şoka ve hatta bazı durumlarda komaya bile sebep olabilir.

BAKIR 

İnsan vücudunda yaklaşık 100–150 gr kadar bakır elementi bulunur. Bunun %10’u karaciğer ve beyinde, geri kalanı ise kandadır. Bakır, kanda hem plazmaya hem de alyuvarlara dağılmıştır. Kanda demir ile beraber hemoglobinleri meydana getirirler. Bakır ayrıca birçok enzimin fonksiyonunu ve kalp çalışmasını düzenler. Vücuda bakır beslemesi yapılması halinde kırık kemiklerin kaynamasını hızlandırır.

Vücudun günlük bakır ihtiyacı 1,5–3 mg arasında değişmektedir. Bakır, vücut tarafından zor absorbe edilen bir maddedir. Besinlerdeki bakırın ancak %5’i vücut tarafından emilir. Karaciğer, fındık, kuru üzüm, istiridye, midye ve mürekkep balığı bakırca zengindir. Bakır eksikliği kansızlık ve kemik yapısında bozukluklarla kendini gösterir.

İYOT 

İnsan vücudunda 20–50 mg arasında bulunan iyot, özellikle tiroit bezlerinde, deride, genel kemik sisteminde mevcuttur. İyodun vücuttaki temel fonksiyonu, tiroit bezi hormonlarının üretimine yardımcı olmaktır. Sinir sisteminde de kullanılır. WHO’nun raporuna göre, vücudun günlük iyot ihtiyacı yaklaşık 150 mikrogram kadardır. Yeterli bir beslenmeyle bu miktar rahatlıkla tabii bir şekilde alınabilir.

Tabii haliyle iyot özellikle balıkta, deniz ürünlerinde, sığır yüreğinde, ıspanakta, pirinçte ve iyotlu tuzda bulunur. İyot yetersizliği tiroit bezlerini etkileyeceği için hipotiroit (Guatr) hastalığına yol açar. Ayrıca kalp atışlarının zayıflaması ve metabolizmanın azalması gibi rahatsızlıklar da baş gösterir.

FLOR 

Florun kemik ve diş teşekkülünde önemli bir yeri vardır. Diş çürüklerinin büyük ölçüde sebebi, vücuttaki flor eksikliğidir. Bugün özellikle 6 yaşına kadar olan çocuklara diş sağlığı açısından flor takviyesinde bulunulmaktadır. Nitekim bugün birçok diş macununa flor maddesi ilave ediliyor.

Vücudun günde yaklaşık 1,5–4 mg arasında değişen miktarda florüre ihtiyacı vardır. Bu maddenin vücuttaki azlığı, diş çürümelerinin yanı sıra kemik erimesine de yol açmaktadır. Flor fazlalığı ise, vücutta çeşitli mine hastalıklarına sebebiyet verebilir. Flor, özellikle balıkta, deniz ürünlerinde, çay yapraklarında ve içme suyunda bulunur.

MANGANEZ 

Vücudun günlük manganez ihtiyacı ortalama 2–5 mg kadardır. Manganez, kemiklerin büyümesine ve gelişmesine yardımcı olur, yağlı maddelerin dönüşümünü kolaylaştırır. Tahıllarda, meyvelerde ve sebzelerde bulunur.

KROM 

Vücudun günlük krom ihtiyacı ortalama 50–200 mikrogram arasında değişir. Yağlı ve şekerli maddelerin metabolizmasını müspet yönde etkiler. Krom yulafta, yumurtada, ette ve bazı sebzelerde bulunur.


Kaynaklar;
VITAL PLUS, Das grosse Programm der Orthomolekularen Medizin, Dr.med. Karl Pflugbeil, Herbig Verlag, München 1990.
— Die Kneippkur, Ein Wegweiser für Gesunde und Kranke, Dr.med. Friedrich Sieber, Wilhelm Goldmann Verlag, München 1980.
— P.M. Dergisi, “Hier liegt ein Mensch”, Marianne Oertl, Aralık/1995.

Kronik obstrüktif akciğer hastalığı

Giriş

Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH), şiddetli nefes darlığı geçiren ve akciğerlerindeki hava yollarını bloke eden kronik akciğer koşullarını tanımlamak için kullanılan terimdir. Genellikle uzun süren bronşit veya amfizem anlamına gelir. Ancak astımlı bronşit (bronşiyal astım) da içerebilir. Bu hastalıkların tümü akciğerlerdeki hava kesesi ve tüplerinin tıkanmasına neden olur.
Kronik bronşit ile mukus üreten sürekli bir öksürük bronş tüplerinin iltihaplanmasına neden olur. Sonuçta, akciğerlerinizdeki skar dokusu oluşur; bu da akciğerlerinize ihtiyacınız olan kadar oksijen almasına izin vermez. Amfizem ile akciğerlerinizin duvarları elastikiyetlerini kaybeder, yani nefes vermeye izin vermeye kısılamazlar. KOAH'lı insanlar bu hastalıklardan birine ya da her ikisine birden sahip olabilirler.
KOAH için ana risk faktörü sigara içilmesidir. KOAH için tedavi yoktur. Tedaviler kontrol semptomlarına yardımcı olsa da, akciğerlere verilen hasarı geri alamazlar. KOAH'ı önlemek için yapabileceğiniz en önemli şey, ya da hasarı olumsuz etkilemesi için hasarı durdurmaktır, sigarayı bırakmaktır.

Belirti ve bulgular

  • Sürekli öksürük, çoğunlukla balgamla birlikte yetişmek zor olabilir
  • Nefes darlığı, özellikle egzersiz sırasında
  • Artan mukus üretimi
  • Nefes verme zorluğu
  • Hırıltı
  • Sık solunum yolu enfeksiyonları

Risk faktörleri

  1. Sigara içmek. Ne kadar uzun süre sigara içerseniz, ne kadar çok içiyorsanız, riskiniz de o kadar yüksek olur. Boru ve puro içen ve büyük miktarda ikinci el dumana maruz kalan insanlar da daha büyük bir risk altındadır.
  2. Genetik. Alfa-1 anti-tripsin eksikliği adı verilen nadir bir kalıtsal bozukluğu olan insanlar akciğerlerin zarar görmesine yardımcı olan bir enzimden yoksundur.
  3. 50 yaşın üstünde olmak
  4. Silika veya kadmiyum gibi toksik kimyasallara maruz kalma
  5. Endüstriyel duman, aşırı toz veya diğer hava kirleticilerinin (örneğin, madenciler, fırın işçileri ve tahıl çiftçileri) etrafında çalışmak

tanı

Doktorunuz hırıltı ve nefes sesleri için göğsünüzü dinleyecektir. Doktorunuz burun deliklerinizin açılması ve kaburgalarınız arasındaki kasların büzülmesi gibi rahatsız edici solunum rahatsızlıklarınızın işaretlerine de bakacaktır. Solunum hızınız, dakika başına nefes sayınız yüksek olabilir.
Doktorunuz akciğer fonksiyonunuzu belirlemek için testler yapabilir. En yaygın test, spirometre olup, spirometre denilen bir makineye bağlı bir boruya üflenmeniz istenecektir. Spirometre, ciğerlerinizde ne kadar havanız olduğunu ölçer ve semptomlar belirmeden önce KOAH'ı algılamaya yardımcı olabilir.
Doktorunuz akciğerlerde aşırı genişleyen alanları aramak için bir göğüs röntgeni sipariş edebilir; KOAH'ınızın ciddiyetini kontrol etmek için bir BT taraması; Balgam incelenmesi; Veya kanınızdaki oksijen ve karbon dioksit seviyelerini ölçmek için kan testi yapın.

Yaşam tarzı

Sigarayı bırakmak çok önemlidir. Alabileceğiniz diğer yaşam tarzı önlemleri, aşağıda açıklandığı gibi diyet değişiklikleri ve egzersizleri içerir.
Diyet
KOAH'lı insanlar genellikle bedenlerinde gerekli besin maddelerinden yoksundurlar. A, C ve E vitaminleri, potasyum, magnezyum, selenyum ve çinko içeren düşük antioksidan ve mineral seviyeleri, KOAH'a yakalanma ile ilişkilidir ve zayıf akciğer fonksiyonuna katkıda bulunabilir. İhtiyacınız olan besin maddelerini almanız için çok sayıda meyve, sebze ve tahıl yemesi önerilir.
Egzersiz
Nefes almakta zorluk çektiğinizde egzersiz yapmanız garip görünse de, egzersiz birçok KOAH'lı kişiye yardımcı olur. Bacaklarınızı ve kollarınızı güçlendirerek ve dayanıklılığı artırarak, daha iyi nefes alabilirsiniz. Dayanıklılık oluşturmak için Yürüyüş iyi bir alıştırmadır. Doktorunuzla ve solunum terapistinizle nasıl yavaş ve güvenli bir şekilde nasıl biraraya geldiklerini konuşun. Pulmoner rehabilitasyona katılmak, egzersiz ve güvenli nefes alma tekniklerini öğrenmenin en iyi yoludur (aşağıya bakın).
nefes
Akciğer fonksiyonunu iyileştirmeye yardımcı olabilecek solunum egzersizleri var, örneğin:
  • Pürüzsüz dudak tekniği
  • Diyaframdan nefes alma
  • Spirometre adı verilen bir solunum cihazı kullanarak, günde iki kez
Nefes almadığınızda hangi nefes ve rahatlama tekniklerinin en iyi şekilde çalıştığını da öğrenebilirsiniz. Uygun egzersizleri öğrenmek için bir solunum terapisti ile çalışma hakkında doktorunuzla konuşun.

İlaçlar

KOAH için yapılan ilaçların, akciğer fonksiyonlarındaki uzun süreli düşüşü durdurduğu gösterilememiştir. Bununla birlikte, semptomları kontrol etmek için kullanılan birkaç ilaç türü vardır.
  • Bronkodilatörler. Hava yollarını açarak ve nefes almasını kolaylaştırarak hava akışını arttırın.
  • Kortikosteroidler. Enflamasyonu azaltın; Ya inhaler ile solunabilir veya ağız yoluyla alınır, genellikle tedavisinde kullanılırlar. Orta-şiddetli KOAH
  • Lökotrien modifikatörleri. Hava yollarındaki iltihaplanmayı ve şişmeyi önlemeye ve mukusu azaltmaya yardımcı olun.
  • Antibiyotikler. Solunum yolu enfeksiyonlarını tedavi etmek için kullanılır.
  • Kombinasyon terapisi. Strok KOAH'ta inhale kortikosteroidlerin ve bronkodilatatörlerin birlikte kullanılması etkili bir tedavi yöntemidir.

Cerrahi ve Diğer Prosedürler

Şiddetli alevlenmeler, özellikle hastaneye yatırılmaları içeren ek oksijen gerektirir. Hastalığın ilerleyen aşamalarında, KOAH'lı birçok insan evde sürekli oksijene ihtiyaç duyar.
Akciğer redüksiyonu cerrahisi, bir cerrahın akciğerinizin daha iyi çalışması için daha fazla alan yaratmak için akciğerinizin hasarlı parçalarını kaldırdığı bir prosedürdür. Şiddetli KOAH vakaları akciğer naklini gerektirebilir.

Beslenme ve Diyet İlaveleri

Takviyelerin yan etkileri olabileceğinden veya ilaçlarla etkileşime girdiğinden bunları yalnızca bilgili bir sağlık uzmanının gözetiminde almalısınız. Aldığınız veya almayı düşündüğünüz tüm takviyeleri doktorunuzla konuştuğunuzdan emin olun.
  • N-asetilsistein (NAC). NAC, vücutta bir antioksidan olarak işlev gören, diyetteki bir amino asidin modifiye edilmiş bir şeklidir. Birçok çalışma, NAC'nin akciğerlerde bir antioksidan olarak rol oynayarak KOAH semptomlarını hafifletmesine yardımcı olabileceğini öne sürüyor. Tüm çalışmalar kabul edilmese de, bazıları NAC kullanmanın şiddetli bronşit saldırılarını azaltabileceğini önermektedir. NAC ayrıca ince mukusa da yardımcı olur ve semptomları azaltır. Bazı doktorlar, NAC'nin akciğerlerdeki mukus içine absorbe olabileceğini ve akciğerleri bakteriyel enfeksiyonlara karşı daha dirençli hale getirebileceğini düşünüyor. Nitrogliserin kullanıyorsanız NAC kullanmayın. NAC kan pıhtılaşma oranını yavaşlatabilir ve bu nedenle varfarin (Coumadin) ve diğerleri gibi kan inceltici ilaçlarla potansiyel olarak müdahale edebilir. Astım hastalarında NAC'nin neden olduğu brookospazm raporları var. Doktorunuzla konuşun.
  • Magnezyum. KOAH'lı insanlar genellikle düşük magnezyum düzeylerine sahiptir. Magnezyum eksikliği kötü beslenmeyle ilişkilendirilebilir, çoğu zaman KOAH'lı kişiler için bir sorun ya da KOAH'ı yönetmek için alınan ilaçlardan kaynaklı olabilir. Magnezyum normal akciğer fonksiyonu için önemlidir. Bir çalışma, KOAH'lı bir hastalığa yakalanan kişilere intravenöz (IV) magnezyum vermekten daha kolay nefes almayı ve hastanede geçirdikleri gün sayısını azaltmayı başardığını bulmuştur. Bilim insanları, magnezyumun oral yolla alınmasının aynı etkiye sahip olup olmayacağını bilmiyorlar. Doktorunuz, KOAH'ınız varsa kan testi ile magnezyum seviyenizi kontrol etmenizi ve seviyeniz düşükse magnezyum takviyeleri almayı önerebilir. Magnezyum kan basıncını düşürebilir ve ishale neden olabilir ve birtakım ilaçlarla etkileşir. Magnezyum takviyeleri almadan önce doktorunuzla konuşın.
  • L-karnitin. Birkaç çalışma, L-karnitin'in KOAH'lı kişilere egzersiz yapabilecekleri miktarı artırdırabileceğini önermektedir. Hipotiroidizm veya nöbet öyküsü olan insanlar L-karnitin almamalıdır. L-karnitin kullanılması, varfarin (Coumadin) ve diğerleri gibi kan inceltici ilaçların etkilerini artırabilir. Düşük aktif tiroidli ya da nöbet öyküsü olan kişiler, L-karnitin takviyeleri almadan önce doktorlarıyla konuşmalıdır.

Otlar

Otların kullanımı, vücudu güçlendirmek ve hastalığı tedavi etmek için zamana dayalı bir yaklaşımdır. Bununla birlikte, otlar yan etkileri tetikleyebilen ve diğer şifalı bitkiler, takviyeler veya ilaçlarla etkileşime girebilen aktif maddeler içerir. Bu sebeplerden dolayı, otları özenle ve sadece bitkisel ilaç alanında bilgili bir uygulamanın gözetiminde almalısınız. Ayrıca, aldığınız veya almayı düşünen her bir bitki hakkında doktorunuzla konuştuğunuzdan emin olun.
  • Okaliptüs ( Eucalyptus globulus ). Okaliptüs sıklıkla bir balgam söktürücü olarak öksürük damlalarında kullanılır; bu da akciğerlerindeki balgamı gevşetir anlamına gelir. Solunum problemleri için, bir çeşit turunçgil yağı olan okaliptüs ve esansiyel yağ monoterpeni denilen çamdan bir ekstraktın bir kombinasyonu incelenmiştir. Bir çalışmada, uçucu yağ monoterpenlerinde kronik bronşit akut atışlarının önlenmesine yardımcı olduğu ortaya çıktı. Okaliptüs yağının güçlü konsantrasyonlarında solumak rahatsız edici olabilir. Ökaliptüs yağı almayın YAPMAYIN.
  • Ginseng ( Panax ginseng ). Bir çalışmada, ginseng almanın, KOAH'lı kişilerin egzersiz toleransını ve akciğer fonksiyonlarını geliştirdiğini belirtti. Gerçek bir fayda olup olmadığını görmek için daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır. Ginseng kan şekeri seviyelerini düşürebilir, bu nedenle şeker hastalığı olan insanlar almadan önce doktorlarına başvurmalıdır. Ginseng kanama riskini artırır; özellikle varfarin (Coumadin), klopidogrel (Plavix) veya aspirin gibi kan incelticilerini kullanırsanız. Ginseng aynı zamanda bir takım ilaçlarla etkileşimde bulunabilir, bu nedenle ginseng'in sizin için güvenli olup olmadığını görmek için doktorunuzla konuşmanız en iyisidir. Bazı insanlar uyarıcı olması için ginseng bulabilir ve bu da uykusuzluğun daha da kötüleşmesini sağlar ve potansiyel olarak kalp atış hızı veya ritmini etkileyebilir. Ginsengin bağışıklık sistemini uyarabileceği ve belki de otoimmün hastalığı olan insanlar için uygun olmayabileceği konusunda bazı kaygılar vardır. Hamileyken veya emzirirken veya meme kanseri, rahim kanseri veya yumurtalık kanseri gibi hormon ile ilgili kanserler için bir öykünüz varsa veya bu kanserler için risk altındaysanız ginseng almayınız.
  • Lobelia ( Lobelia inflata ). Hint tütünü olarak da adlandırılan lobelia, bronşit de dahil olmak üzere solunum problemleri için bitkisel bir ilaç olarak uzun bir geçmişi vardır. Etkili bir balgam söktürücüdür, yani ciğerlerinizden mukusun temizlenmesine yardımcı olur. Bununla birlikte, lobeli toksik olabilir ve bir doktor gözetimi haricinde kullanılmamalıdır. Lobelia, lityum ve diğer ilaçlarla etkileşime girebilir.

Araştırmayı Destekleme

Ambrosino N, Palmiero G, Strambi SK. Pulmoner rehabilitasyonda yeni yaklaşımlar. Clin Chest Med . 2007 Eyl; 28 (3): 629-38, vii. Gözden geçirmek.
Bartolome R. KOAH tedavisinde güncelleme. Göğüs . 2008; 133 (6).
Booker R. Kronik obstrüktif akciğer hastalığı. İkinci bölüm - yönetim. Hemşire Times . 2007 Mayıs 1-7; 103 (18): 28-9.
Bourjeily G, Rochester CL. Kronik obstrüktif akciğer hastalığında egzersiz eğitimi. Clin Chest Med . 2000, 21 (4): 763-81.
Cahalin LP, Braga M, Matsuo Y, Hernandez ED. Kronik obstrüktif akciğer hastalığı olan kişilerde diyafragma solunumunun etkinliği: literatürün gözden geçirilmesi. J Caridopulm Rehabil . 2002; 22 (1): 7-21.
Chuck A, Jacobs P, Mayers I, Marciniuk D. Kronik obstrüktif akciğer hastalığı için kombinasyon terapisinin maliyet etkinliği. Respir J Can . 2008, 15 (8): 437-43.
Collins EG, Langbein WE, Fehr L, Maloney C. Solunum deseninin yeniden eğitimi ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı olan kişilerde egzersiz. AACN Kliniği Sorunları . 2001; 12 (2): 202-9.
Coyle ME, Shergis JL, Huang ET ve diğerleri. Kronik obstrüktif akciğer hastalığı için akupunktur tedavileri: randomize, kontrollü çalışmaların sistematik bir derlemesidir. Alternatif Ther Sağlık Med . 2014; 20 (6): 10-23.
Davis CL, Lewith GT, Broomfield J, Prescott P. Akupunkturun nefes darlığını etkisiz hale getirmek için bir tedavi olarak değerlendirilmesi ile ilgili metodolojik konuları değerlendiren bir pilot proje. J Alternatif Tamamlayıcı Med . 2001; 7 (6): 633-9.
Decramer M, Janssens W, Miravitlles M. Kronik obstrüktif akciğer hastalığı. Lancet . 2012; (9823) 379: 1341-1351.
Ferri F. Ferri'nin Klinik Danışmanı 2016 . 1. baskı. Philadelphia, PA: Elsevier Mosby; 2015.
Gigliotti F, Romagnoli I, Scano G. Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) olan hastalarda solunum retraining ve egzersiz kondüsyonu: fizyolojik bir yaklaşım. Respir Med . 2003, 97 (3): 197-204.
Gross D, Shenkman Z, Bleiberg B, Dayan M, Gittelson M, Efrat R. Ginseng, KOAH'lı hastalarda pulmoner fonksiyonları ve egzersiz kapasitesini geliştirir. Monaldi Kemer Göğüs Dis . 2002 Ekim-Aralık; 57 (5-6): 242-6.
Guell R, Casan P, Belda J, vd. KOAH ayaktan rehabilitasyonun uzun vadeli etkileri: Randomize bir çalışma. Göğüs . 2000, 117 (4): 976-83.
Guo R, Pittler MH, Ernst E. KOAH tedavisinde kullanılan bitkisel ilaçlar: sistematik bir gözden geçirme. Eur Respir J . 2006 Ağu; 28 (2): 330-8. Gözden geçirmek.
Huang KW, Luo JC, Leu HB ve diğerleri. Kronik obstrüktif akciğer hastalığı: peptik ülser kanaması için bağımsız bir risk faktörü: ülke çapında nüfusa dayalı bir çalışma. Tehlike Farmakolojisi Ther . 2012; 35 (7): 796-802'de tarif edilmiştir.
Jaber R. Solunum ve alerjik hastalıklar: üst solunum yolu enfeksiyonlarından astıma kadar. İlk Bakım . 2002; 29 (2): 231-61.
Jones A. Kronik obstrüktif akciğer hastalığının neden ve etkileri. Br J Nurs . 2001; (13), 10: 845-50.
McKeever TM, Scrivener S, Broadfield E, Jones Z, Britton J, Lewis SA. Genel popülasyonda diyetin prospektif olarak incelenmesi ve akciğer fonksiyonlarında azalma. Am J Respir Crit Care Med . 2001; 165 (9): 1299-1303.
Odencrants S, Bjustrom T, Wiklund N, Blomberg K. Beslenme durumu, kronik obstrüktif akciğer hastalığı olan hastalarda cinsiyet ve medeni durum. J Clin Nurs . 2013; 22 (19-20): 2822-9.
Piazza G, Goldhaber SZ, Kroll A, vd. Kronik obstrüktif akciğer hastalığı olan hastalarda Venöz tromboembolizm. Am J Med . 2012; 125 (10): 1010-1018.
Qaseem A, vd. Stabil kronik obstrüktif akciğer hastalığının tanısı ve yönetimi: American College of Physicians'ın klinik uygulama kılavuzudur. Int Med'in yıllıkları . 2007; 147 (9): 633-38.
Rahman I, Kilty I. KOAH'da antioksidan tedavi hedefleri. Curr İçecek Hedefleri . 2006 Haziran; 7 (6): 707-20.
Romieu I, Trenga C. Diet ve obstrüktif akciğer hastalıkları. Epidemiol Rev . 2001; 23 (2): 268-87.
Rosenberg S, Kalhan R. Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığının Tıbbi Tedavisine Entegre Bir Yaklaşım. Kuzey Amerika'nın Tıp Kliniği . Philadelphia, PA: Elsevier Saunders; 2012: 96 (4).
Seamark DA, Seamark CJ, Halpin DM. Kronik obstrüktif akciğer hastalığında hafifletici bakım: klinisyenler için bir inceleme. JR Soc Med . 2007 Mayıs; 100 (5): 225-33. Gözden geçirmek.
Smit HA. Kronik obstrüktif akciğer hastalığı, astım ve gıda alımı koruyucu etkileri: hipotezden kanıta mı? Respir Res . 2001; 2 (5): 261-4.
Stey C, Steurer J, Bachmann S, Medici TC, Trammer MR. Kronik bronşitte oral N-asetilsisteinin etkisi: niceliksel bir sistematik gözden geçirme. Eur Respir J . 2000 Ağu; 16 (2): 253-62.
Wrobel JP, Thompson BR, Williams TJ. Kronik obstrüktif akciğer hastalığında pulmoner hipertansiyon mekanizmaları: patofizyolojik inceleme. J Kalp Akciğer Nakli . 2012; 31 (6): 557-64.

GİRİŞ
Halk dilinde "kronik bronşit", "müzmin bronşit" gibi adlarla bilinen KOAH, akciğerlerdeki hava yollarının daralmasına bağlı olarak soluk alıp verme sırasında hava akımının kısıtlanması ile nitelenen süreğen (kronik) bir hastalıktır.

Amfizem ve kronik bronşiti kapsayan bir hastalık öbeğine giren Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı'nın en önemli özelliği, akciğerlere giren ve çıkan havayı, soluk darlığına neden olacak kadar kısıtlayabilmesidir. KOAH nedeniyle dünyada her yıl yaklaşık 2.500.000 kişi yaşamını yitirmektedir. Dünya genelinde ölüm nedenleri arasında altıncı sırada yer alan Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı'nın artış oranı % 163 gibi yüksek bir sayıdır.

BELİRTİ VE SEPTOMLARI

  • Öksürük 
  • Balgam çıkarma 
  • Kan tükürme
  • Soluk darlığı 
  • Kanın oksijen doymuşluğunda azalma 
  • Kalp yetmezliğine bağlı, ayaklarda şişme 
  • Göğüste tıkanma 
  • Hırıltılı solunum
NEDENLERİ: Sigara KOAH için birincil nedendir.Ayrıca çalışma şartlarından dolayı uzun süreli kimyasal gazlara ve kokulara maruz kalmada olabilir. 

RİSK FAKTÖRLERİ: 
  • Uzun süreli sıgara tiryakiliği veya sigara tiryakisinin yanında aynı ortamlarda yıllarca bulunmak yüksek yüzdeli risk faktörüdür bu yüzden hiç sıgara içmemiş insanlarda eşi yıllarca yanında sıgara içmişse koah görülebilir
  • Genetik anti tripsin eksikliği. 
  • 50 yaş üzeri olmak
  • Slika veya kadmiyum gibi toksik kimyasallara maruz kalma
  • Endüstryel durumdan dolayı aşırı toz ve zehirli gazlara maruz kalma örneğin madenciler fırın işçiler gıda endüstrisinde çalışan insanlar vs
ÖNLEYİCİ BAKIM
Eğer sıgara içiyorsanız bırakın
Eğer KOAH lı iseniz. Solunum yolları enfeksiyonuna kesinlikle yakalanmayın ve bağışıklık sisteminizi kuvvetlendirin.
Bol bol antioksidan tüketin omega 3 magnezyum çinko bakımından zengin gıdaları tercih edin

TEDAVİ YAKLAŞIMI 
Tedavi yaklaşımı hastalığın şiddetine bağlı olarak değişir. Yaşam tarzını değiştirmek, diyet, sağlıklı beslenme hepsi bir arada incelenmesi gereken şeylerdir. 

Diyet:
KOAH olan insanların genellikle vücutları gerekli besinlerden yoksundur. A, C ve E vitamini Potasyum oranı yüksek olan gıdaları tercih etmeliyiz. Kepekli tahıllar meyve sebzeler taze ve zamanında tüketilirse faydası olacaktır.

Egzersiz:
Sorun nefes olduğunda egzersizi tavsiye etmek garip görünsede, Egzersiz KOAH lı bir çok kişiye yardımcı olur. Yürüyüş ve nefes egzersizleri dayanıklığı artırmak için oldukça önemli egzersiz çeşitleridir.

TAKVİYE GIDALAR

  • N-acetylecysteine NAC 400 mg günde 3 defa. NAC nin KOAH hastalarında belirtileri hafiflettiği çeşitli çalışmalarda isbat edilmiştir.Aynı zamanda bakteriyel enfeksiyonlarına karşı akciğeri daha dirençli hale gelir.  Eğer nitrohliserin kullanılıyorsa NAC kullanılmaz.
  • Magnezyum: Koahlı kişilerde genellikle magnezyum düşük seviyelerdedir. Magnezyum eksikliği sağlıklı beslenme takviyeleri ile düzeltilebilir. Magnezyum normal akciğer fonksiyonları için oldukça önemlidir. Bir çalışmada bir kısım KOAH hastalarına düzenli magnezyum verildi diğerlerine ise verilmedi Magnezyum alanlar diğerlerine oranla hastaneden daha erken taburcu edildiler. 
  • Okaliptus: çayı ve yağı tercih edilmelidir özellikle okaliptus yapraklarından elde edilen çayı balgamı atmak için oldukça faydalıdır ve yağıda esansiyel olarak uyunan odada bir kase suyun içine her gün 4 er damla damlatılarak odaya yayılması sağlanır
  • Lobelia: Astım bronşit gibi solunum propleri için dünyada çok uzun süredir kullanılan bir bitkidir anavatanı hindistan olan bu bitkiyi memleketimizde aktarlarda bulmak biraz zordur. 
  • Sığır kuyruğu: Çok iyi bir balgam söktürücü olan sığırkuyruğu ülkemizde yetişmesine rağmen yeterince değerini bulamamış şifalı bir bitkidir özellikle günlük 2 bardak sığır kuyruğu çayı KAOH lılar tarafından tüketilmelidir.günlük dozaj 3 gr dır.
Yararlanılan Kaynaklar
Ambrosino N, Palmiero G, Strambi SK. New approaches in pulmonary rehabilitation. Clin Chest Med. 2007 Sep;28(3):629-38, vii. Review. Bartolome R. Update on the management of COPD. Chest. 2008;133(6). Booker R. Chronic obstructive pulmonary disease. Part two--management. Nurs Times. 2007 May 1-7;103(18):28-9. Bourjeily G, Rochester CL. Exercise training in chronic obstructive pulmonary disease. Clin Chest Med. 2000;21(4):763-781. Cahalin LP, Braga M, Matsuo Y, Hernandez ED. Efficacy of diaphragmatic breathing in persons with chronic obstructive pulmonary disease: a review of the literature. J Caridopulm Rehabil. 2002;22(1):7-21. Chuck A, Jacobs P, Mayers I, Marciniuk D. Cost-effectiveness of combination therapy for chronic obstructive pulmonary disease. Can Respir J. 2008;15(8):437-43. Collins EG, Langbein WE, Fehr L, Maloney C. Breathing pattern retraining and exercise in persons with chronic obstructive pulmonary disease. AACN Clin Issues. 2001;12(2):202-209. Davis CL, Lewith GT, Broomfield J, Prescott P. A pilot project to assess the methodological issues involved in evaluating acupuncture as a treatment for disabling breathlessness. J Altern Complement Med. 2001;7(6):633-639. Ferri F. Ferri's Clinical Advisor 2009, 1st ed. Philadelphia, PA: Mosby Elsevier. 2009. Gigliotti F, Romagnoli I, Scano G. Breathing retraining and exercise conditioning in patients with chronic obstructive pulmonary disease (COPD): a physiological approach. Respir Med. 2003;97(3):197-204. Gross D, Shenkman Z, Bleiberg B, Dayan M, Gittelson M, Efrat R. Monaldi Arch Chest Dis. 2002 Oct-Dec;57(5-6):242-6. Ginseng improves pulmonary functions and exercise capacity in patients with COPD. Guell R, Casan P, Belda J, et al. Long-term effects of outpatient rehabilitation of COPD: A randomized trial. Chest. 2000;117(4):976-983. Guo R, Pittler MH, Ernst E. Herbal medicines for the treatment of COPD: a systematic review. Eur Respir J. 2006 Aug;28(2):330-8. Review. Jaber R. Respiratory and allergic diseases: from upper respiratory tract infections to asthma. Prim Care. 2002;29(2):231-261. Jones A. Causes and effects of chronic obstructive pulmonary disease. Br J Nurs. 2001;10(13):845-850. McKeever TM, Scrivener S, Broadfield E, Jones Z, Britton J, Lewis SA. Prospective study of diet and decline in lung function in a general population. Am J Respir Crit Care Med. 2001;165(9):1299-1303. Qaseem A, et al. Diagnosis and management of stable chronic obstructive pulmonary disease: a clinical practice guideline from the American College of Physicians. Annals of Int Med. 2007;147(9):633-8. Rahman I, Kilty I. Antioxidant therapeutic targets in COPD. Curr DrugTargets. 2006 Jun;7(6):707-20. Romieu I, Trenga C. Diet and obstructive lung diseases. Epidemiol Rev. 2001;23(2):268-287. Seamark DA, Seamark CJ, Halpin DM. Palliative care in chronic obstructive pulmonary disease: a review for clinicians. J R Soc Med. 2007 May;100(5):225-33. Review. Smit HA. Chronic obstructive pulmonary disease, asthma and protective effects of food intake: from hypothesis to evidence? Respir Res. 2001;2(5):261-264. Stey C, Steurer J, Bachmann S, Medici TC, Tramer MR. The effect of oral N-acetylcysteine in chronic bronchitis: a quantitative systematic review. Eur Respir J. 2000 Aug;16(2):253-262. Alternative Names Chronic bronchitis; COPD; Emphysema

GİRİŞ:DEHB ya da dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (en:ADHD) toplumun yüzde 3-5'ini etkileyen ve sıklıkla nörolojik tabanlı bir gelişim bozukluğu olarak kabul edilir. Bu bozukluk tipik olarak kendini çocukluk çağında dikkatsizlik ve/veya aşırı hareketlilik (hiperaktivite), unutkanlık, tepkilerin kontrolsüzlüğü yahut ani ve dürtüsel tepkiler ve kolayca başka şeylere sapma olarak gösterir. Genellikle Dikkat eksikliği bozukluğu (DEB) olarakta anılır (en:ADD) ancak aslında bu ADHD'nin bir şeklidir.
Çocukluk döneminde başlar, ergenlikte şekil değiştirerek devam eder. 4-5 yaşlarında farkedilir ve 7 yaşından sonra başladığı görülmez. Erkek çocuklarda kızlara oranla daha sık görülür. Erkek çocuklarda genellikte hiperaktivite ve impulsivite belirtiler ön planda iken, kız çocuklarında daha çok dikkat eksikliği belirgindir.
Bulgu ve belirtileri:
Birkişiye DEHB tanısı konulabilmesi için en az 6 belirtinin 2 ay boyunca izlenerek tesbit edilmesi gerekmektedir.8-12 yaş arası sıklıkla görülür.Erkekler daha hiperaktifken kızlarda daha dikkatsiz durumlar gözükebilir.




Dikkatsizlik yaşayan kişiler
  • Detaylara dikkat etmekte zorluk çekme ve hatalar yapar
  • Verilen görevlerde ve oyun etkinliklerde dikkati dağılır
  • Doğrudan konuşulduğu zaman dinlemiyor görünür
  • Takip isteyen görevleri bitirmede başarısız olur
  • Aldığı görevleri sorumlulukları ve etkinlikleri düzenlemekte zoruluk çeker
  • Sürekli zihinsel çaba gerektiren okul ve iş görevlerinden kaçınır veya sevmez yapmak istemez
  • Aldığı görevler ve etkinlikler için gerekli olan şeyleri sürekli kaybeder
  • Bir organizasyonda odaklanamaz kolayca dikkati başka yöne dağılır
  • Günlük yapması gerekli aktiviteleri unutur
  • Oturduğu zaman el ve ayaklarını belirli bir şekilde hareket ettirir veya kıvırır
  • Sürekli oturma pozisyonu değiştirmek kalkmak durduğu yerde duramamak
  • Uygun olmayan durumlarda koşma bir yerlere tırmanmavs
  • Oyunlara katılamama boş zaman etkinliklerinde sessiz ve gürültüsüz oynanan oyunlar için
  • Bir yere geldiği andan itibaren gitmeye hazır olma karşı tarafa bile bunu hissettirme
  • Çok ve gereksiz konuşma
  • Sorular bitmeden cevap vermeye çalışma
  • Zorlu ve zahmetli işlere girmeme
Okul çağındaki çocuklar benzer davranışları daha az sıklıkta sergilerler. Oturmakta zorluk çekerler, sürekli kıpırdanırlar ve aşırı konuşurlar.
Adolesanlar ve yetişkinlerde hiperaktivite kendini yorulmak bilmezlik şeklinde gösterebilir ve bu kişiler uzun süre sessizce oturarak yapılan aktivitelere katılmakta zorluk çekerler.
Tepisellik (impulsivite) belirtileri şunlardır: 
Ayrıca DEHB olan çocuklar sonucunu düşünmeden tehlikeli aktivitelerle uğraşabilirler. Örneğin riskli yerlere tırmanabilirler. Bu belirtilerin çoğu ara sıra gençlerde görülebilir. Bununla beraber, DEHB’li çocuklarda bu sık olur, evde ve okulda ve arkadaşlarını ziyaret ettiklerinde. Aynı zamanda çocuğun normal fonksiyonlarını yerine getirmesini engellerler. Çocuklar sürekli olarak ve en azından iki ortamda (okul ve ev gibi) ve en az altı ay boyunca bu belirtilerim bazılarını veya tamamını sergilediklerinde DEHB teşhisi konur.
Teşhislerden sonra doktorunuzun vermiş olduğu tedavileri düzenli uygulamaya çalışın ve doktorunuz danışarak aşağıda tavsiye edeceğimiz dünyada bir çok üniversite tıp fakülteleri tarafından onaylanmış diyet beslenme ve bitki tavsiyelerinide uygulayabilirsiniz
Tamamlayıcı ve alternatif tedaviler
Vitamin ve mineral takviyeleri
B6 vitamini yeterli düzeyde: Her şeyden önce protein metabolizmalarında yaklaşık 60 enzime koenzimdir. Bu da onu yaşamsal açıdan önemli kılar. Amino asit dönüşümlerinde, nükleik asit sentezinde, ve amino asitlerin ince bağırsaktan kana absorpsiyonunda (emiliminde) görev alır. Asetilkolin, GABA, serotonin gibi nörotransmitterler için gereklidir. Vücudun B12 absorpsiyonuna pozitif etki eder. Ayrıca, magnezyum ve çinko gibi birçok mineralin vücut içindeki işlevlerine de pozitif etki eder. Hemoglobin sentezinde görevlidir. Triptofan metabolizmasında görevlidir. Görüldüğü gibi piridoksin vücudun birçok önemli reaksiyonları için "şart"tır. Özellikle hormonal denge ve nörolojik yapıya olan katkısı küçümsenemez.
Çinko:35mg günlük; Çinko eksikliğinde, bağışıklık sistemi zayıflar; halsizlik, yaraların geçiyileşmesi, saçlarda zayıflama ve dökülme gibi belirtiler görülür. Ayrıca, gelişme geriliği, iştahsızlık, öğrenme ve dikkat eksikliği görülebilir
Omega3 ve 6 ve 9 yağ asitleri: EPA veDHA çuha çüçeği yağı ve keten tohumu yağı hazır formları aktar ve eczanelerde mevcut
Tavsiye edilen bitkiler:
Kedi otu: Kedi Otu İnsanlardaki ana etkisi uykuya dalış zamanının kısaltılmasıdır. In vitro olarak valerinik asidin GABA parçalanmasını azalttığı gösterilmiştir. Hayvan çalışmaları, sinaptik aralıkta GABA geri alımının baskılanmasıyla ve nörotransmitterin salınımının arttırılmasıyla GABA’da artışa neden olduğunu göstermiştir. GABA’daki artış, Valerian’ın sedatif özelliklerinin bir nedenidir. (Houghton, 1998 ; Santos et al, 1994). Valerian’ın sedatif etkilerinin bir diğer mekanizması da ekstresinde bulunan glutamin olabilir. GABA’nın aksine glutamin, kan-beyin bariyerini rahatlıkla geçebilir ve sinir uçlarınca alınarak GABA’ya çevrilebilir (Santos, Ferro, 1994).
Melisa: ibn-i Sinanın El kanun-u Fi Tıp kitabında kalbin ve ruhun en kuvvetli ilacı olarak geçmektedir her akşam yemekten önce bir su bardağı çayı içilebilir
Ginko: seratonin inhibitörleri ve kan sulandırıcılar ile birlikte kullanılmaz
Amerikan ginsengi: Ginseng hakkındaki veriler MÖ 2000 li yıllara kadar gitmektedir uzun uzudayı anlatacak değiliz fiziksel ve mental dayanıklılığı artırır.
Aromaterapik yağlar ile yapılan gevşeme masajlarıda oldukça etkili sonuçlar oluşturmuştur hemopati bilimindede bu rahatsızlıkla alakalı bir kaç şey yapılabilmekle beraber memlekette hemopat olmadığı için bu mevzuya hiç girmiyorum


Hiperaktivite ve dürtüsellik
Hiperaktivite yaş ve gelişimsel aşamaya göre değişir. 
DEHB’li okul öncesi çocuklar sürekli hareket halinde olmaya ve mobilyaların üstünde zıplamaya meyillidir ve oturularak yapılan grup aktivitelerine katılmakta zorluk çekerler. Örneğin, bir hikayeyi dinlemede problem yaşayabilirler. 



 “Sabırsızlık 
 “Reaksiyonları geciktirmede zorluk 
 “Sorular tamamlanmadan cevap verme 
“Başkasının sırasının bitmesini beklemede zorluk 
 “Sosyal veya iş ortamlarında problemlere neden olacak şekilde düzenli olarak başkalarını engelleme veya araya girme
 “Uygunsuz zamanlarda sohbete başlama İmpulsivite sürekli bir şeylere veya kişilere çarpmak gibi kazalara sebep olabilir. 



Diyetler
Feingold diyet tarafından (Benjamin Feingold) 1970 li yıllarda geliştirilen diyet dünya genelinde en yaygın kullanılan diyet türüdür. Lakin bu diyet  türünü takip etmek ebeveynleri oldukça zorladığından marryland üniversitesi doktorları basite indirgenmiş şeklini aşağıdaki gibi açıklamıştır.

Magnezyum: Günlük dozaj 200 mg: Dikkat eksikliği hiperaktivite olan çocuklarda genelde magnezyum eksikliği görülmüştür ve düzenli bir şekilde yeterli miktarda alınan magnezyum önemli ölçüde hastalık belirtilerini azaltmaktadır.




Mayıs papatyası: normal bir bitki çayı olarakta tüketilen bu tür sakinleştirici bir etkisi vardır





Araştırmalara Destek

Amerikan Pediatri Akademisi. Klinik uygulama kılavuzu: tanı ve değerlendirme yapıldıktan ile dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu. Pediatri. 2000;105(5):1158-1170.
Arnold LE, Pinkham SM, Votolato N. Yok çinko tatlı esansiyel yağ asit tedavisi ve amfetamin, dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu her yaşta başlayabilir. J Çocuk Adolesc Psvchopharmacol. 2000;10:111-117.
Baumgaertel A. ve tartışmalı Alternatif tedaviler için dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu. Pediatr Clin North Am. 1999;46(5):977-992.
Bekaroglu M, Aslan Y, Gedik Y., plazmada serbest yağ asitleri ve çinko, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu: bir araştırma notu. J Çocuk Psikoloji Psikiyatri. 1996;37(2):225-227.
Blumenthal M, ed. Tam alman Komisyon E Monografi: Tedavi edici Bitkisel İlaçlar Rehberi. Boston, Mass: İletişim Bütünleyici Tıp; 1998:160, 107.
Bope & Kellerman: (Conn Güncel Tedavisi 2013, 1st. ed. St. Louis, MO: Saunders. 2012.
Burgess J, Stevens L, Zhang W, Peck L. Uzun zincirli çoklu doymamış yağ asitleri çocuklarda dikkat eksikliği-hiperaktivite bozukluğu. Am J Clin Nutr. 2000; 71(suppl):327S-330S.
Childress AC, Berry SA. Pharamacotherapy dikkat eksikliği-hiperaktivite bozukluğu, ergen. İlaçlar. 2012; 72(3):309-25.
Daroff: Bradley Nöroloji Klinik Uygulamada, 6th ed. Philadelphi, PA: Saunders, Elsevier Bir Künye. 2012.
Farone S, Mick E. Moleküler Genetik Dikkat eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu. Psikiyatrik Clinics of North America. 2010;33(1).
Ferri: Ferri Klinik Danışmanı 2013, 1st ed. St. Louis, MO: Mosby, Elsevier Bir Künye. 2012.
Alan T, Quintino O, Hernandez-Nihal M, Koslovsky G. Ergenlerde dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu masaj terapisi. Ergenlik. 1998;33(129):103-108.
Frei H, von Ammon K, Thurneysen A. hiperaktif çocuklarda Tedavi: modifikasyon yoluyla verimlilik artışı homeopatik teşhis amaçlı yapılan işlemdir. Homeopati. Tem 2006;95(3):163-70.
Gutgesell H, Atkins D, Barst R, et al. Çocuk ve ergenlerde kardiyovasküler izleme alma psikotrop ilaçlar: sağlık profesyonelleri için bir açıklama Komitesi'nin Doğumsal Kalp hastalıkları, Konseyi, Kardiyovasküler Hastalık riskini Genç, Amerikan Kalp Derneği. Dolaşım. 1999; 99(7):979-82.
Heinrich H, Gevensleben H, Strehl U. Açıklama: neurofeedback - beyin tren tren davranış. J Çocuk Psikoloji Psikiyatri. 2007 Jan;48(1):3-16.
Holtmann M, Tabata C. Elektroensefalografik biofeedback tedavisi için dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu çocukluk ve gençlik devridir. Uzman Rev Neurother. 2006 Nisan, 6(4):533-40. İnceleme.
Johnson RJ, Altın MS, DR Johnson, et al. Dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu: zamanı geldi mi reappraise rolü şeker tüketimi? Lisansüstü Med. 2011; 123(5):39-49.
Kaplan G, Newcorn J. Gabapentin, Çocuk ve ergenlerde Dikkat eksikliği Hyeractivity Bozukluğu. Pediatrik Clinics of North America. Philadelphia, PA: W. B. Saunders Company. 2011; 58(1).
Kidd P. Dikkat eksikliği / hiperaktivite bozukluğu (DEHB çocuklarda gerekçesi bütünleştirici yönetimi. Altern Med Rev. 2000;5(5):402-428.
Kim BN et al. Ftalat pozlama ve dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu okul çağındaki çocukların. Biol Psk. 2009;66(10):958-63.
Kliegman: Nelson Textbook of Pediatrics, 19. ed. Philadelphia, PA: Saunders, Elsevier Bir Künye; 2011.
Kozielec T, Starobrat-Hermelin Değerlendirilmesi B. magnezyum seviyesi dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olan çocuklar. İşleme Res. 1997;10(2):143-148.
Krummel D, Seligson FH, Guthrie HA. Hiperaktivite: candy nedensel? Eleştiriler Gıda Bilimi ve Beslenme. 1996;36(1 ve 2):31-47.
Lamont J. dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu tedavi; kontrollü bir çalışma. Br J. Homoeopath 1997;86:196-200.
Lavigne, JP, Dulcan MK, LeBailly SA, Binns, HJ, Cummins TK, Jha P. Bilgisayar destekli yönetim ve dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu. Pediatri. 20011; 128(1):e46-53.
J Li Olsen J, Vestergaard M, Obel Düşük Apgar skoru C. riski ve dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu çocukluk. J Pediatr. 2011; 158(5):775-9.
Ihlamur M, Habib T, Rodojevic V. etkilerinin incelenmesi kontrollü Bir EEG biofeedback üzerinde biliş ve dikkat eksikliği bozukluğu olan çocukların davranış ve öğrenme güçlüğü. Biofeedback Düzenlemeleri Giderek Önem Kazanmaktadır Öz. 1996;21(1):35-49.
Lindstrom K, Lindblad F; Hjern A. Preterm doğum ve dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu okul çağındaki çocukların. Pediatri. 2011; 127(5):858-65.
Lubar J, Swartwood MO, Swartwood JN, o'donnell PH. Etkinliğinin değerlendirilmesi EEG neurofeedback eğitim için DEHB klinik ortamda değişiklikler ile ölçülen TOVA puanları, davranış ve derecelendirme WISC-R performans. Biofeedback Düzenlemeleri Giderek Önem Kazanmaktadır Öz. 1995;20(1):83-99.
Lyon MR, Cline JC, Totosy de Zepetnek J, et al. Etkisi bitki özü kombinasyonu Panax quinquefolium ve Ginkgo biloba üzerinde dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu: bir pilot çalışma. J Psikiyatri Neurosci. 2001;26(3):221-228.
Millichap JG, Yee MM. diyet faktör dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu. Pediatri. 2012; 129(2):330-7.
Modesto-Lowe, V, Yelunina L, Hanjan K. Dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu: doğru bir kayma direncini? Clin Pediatr (Phil). 2011; 50(6):518-24.
MTA İşbirlikli Grup. 14 aylık randomize klinik çalışma için tedavi stratejileri dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu. Arch Gen Psikiyatri. 1999;56:1073-1086.
Nigg JT, Nikolas M, Knottnerus M, Cavanaugh K, Friderici K. Onay derneği ve uzantısı ile kan kurşun dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu (DEHB) ve DEHB belirti alan nüfus-maruziyet düzeyleri tipik. J Çocuk Psikoloji Psikiyatri. 2010;51(1):58-65.
Noorbala AA, Akhondzadeh S. Dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu: etyoloji ve ilaç tedavisidir. Arch İran Med. Eki 2006;9(4):374-80. İnceleme.
Post RE, Kurlansik SL. Tanı ve tedavisindeki erişkin dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu. Am Fam Hekim. 2012; 85(9):890-6.
Satırlar R, McCauley L, Callen E. Güncel Tanı ve Tedavi Stratejileri ile Dikkat eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu Çocukluk. Am Fam Phys. 2009;79(8).
Raishevich N, Jensen P. Dikkat eksikliği-hiperaktivite bozukluğu. : Kliegman RM, Behrman RE, Jenson HB, Stanton BF , eds. Nelson Textbook of Pediatrics. 18th ed. Philadelphia, Pa.: W.B. Saunders Company; 2007: ch. 31.
Rakel: Bütünleyici Tıp, 3rd ed. Philadelphia, PA: Saunders, Elsevier Bir Künye; 2012.
Richardson AJ. Omega-3 yağ asitleri DEHB ve ilgili nörogelişimsel bozukluklar. İnt Rev Psikiyatri. 2006 Jan;18(2):155-72. İnceleme.
Richardson AJ, Puri BK. Potansiyel rolü yağ asitlerinin de dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu. Prostaglandinler Leukot Yağ Asitleri Essent. 2000;63(1/2):79-87.
Starobrat-Hermelin B, Kozielec T., magnezyum etkileri fizyolojik asidi çocuklarda hiperaktivite ile dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB): olumlu yanıt oral magnezyum yükleme testidir. Magnezyum Araştırma. 1997; 10(2):149-156.
Steiner NJ, Sheldrick RC, Gotthelf D, Perrin EC. Bilgisayar tabanlı dikkat eğitimi için okullarda çocuklar ile dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu: bir ön deneme. Clin Pediatr (Phil). 2011; 50(7):615-22.
Stevens LJ, Zentall SS, Abate ML, Kuczek T, Burgess JR. Omega-3 yağ asitleri ve erkek çocuklar davranış, öğrenme ve sağlık sorunlarına yol açmaktadır. Physiol Behav. 1996;59(4/5):915-920.
Stevens LJ, Zentall SS, Güverte JL ve ark. Esansiyel yağ asitleri metabolizmasının ve erkek çocuklar ile dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu. Am J Clin Nutr. 1995;62:761-768.
Stubberfield TG, Wray JA, Parry TS. Alternatif tedavilerin kullanımı dikkat eksikliği-hiperaktivite bozukluğu. J Paediatr Çocuk Sağlığı. 1999;35:450-453.
Sinn N. Beslenme ve diyet etkileri dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu. Nutr Tar. Eki 2008;66(10):558-68.
Tan G, Schneider S. Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu: farmakoterapi ve ötesinde. Lisansüstü Med. 1997;101(5):201-222.
Thompson L, M. Thompson Neurofeedback ile birlikte eğitim yürütücü biliş stratejileri: etkinlik ile öğrencilerin EKLEYİN. Appl Psychophysiol Biofeedback. 1998;23(4):243-263.
Toplak BANA, Connors L, Shuster J, Knezevic B, Parklar S. İnceleme dilsel, bilişsel-davranışsal ve sinir tabanlı müdahaleler için Dikkat eksikliği/Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB). Clin Psikoloji Rev. Haz 2008;28(5):801-23. İnceleme.
Toren P, Eldar S, Sela BA, et al. Çinko eksikliği dikkat eksikliği-hiperaktivite bozukluğu. Biol Psikiyatri. 1996; 40:1308-1310.
Van Oudheusden LJ, Scholte HR. Etkinliği karnitin bu çocuklarda dikkat eksikliği-hiperaktivite bozukluğu. Prostaglandinler Leukot Yağ Asitleri Essent. 2002;76:33-8.
Volkow ND, Wang G, Fowler JS, et al. Terapötik dozlarda oral metilfenidat önemli ölçüde artış ekstraselüler insan beynindeki dopamin. J Neurosci. 2001;15;21(2):RC121.
Weber W, Newmark S. Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp Tedavileri için Dikkat eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu ve Otizm. Pediatrik Clinics of North America. 2007;54(6).
Wender PH, Kurt LE, Wasserstein J. Yetişkin DEHB ile. Genel bir bakış. Ann Acad Sci N Y. 2001;931:1-16.
Wolraich M. Adresleme davranış sorunları arasında okul çağındaki çocuklarda: geleneksel ve tartışmalı yaklaşımlar. Pediatr Tar. 1997;18(8):266-270.
Yorbik O, Ozdag MF, Olgun Bir, Şenol MG, Bek S, Akman S. Potansiyel etkileri üzerinde çinko bilgi işleme ve erkek çocuklar ile dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu. Prog Neuropsychopharmacol Biol Psikiyatri. Nis 2008 1;32(3):662-7.

ivythemes

{facebook#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL} {twitter#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL} {google-plus#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL} {pinterest#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL} {youtube#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL} {instagram#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget