Search Result For "protein"

Beyaz etle gelen sağlık
Hafta başında en önemli protein kaynağı olan etler hakkında bilgi vermeye hindi eti ve kırmızı et ile başlamıştım. Bugün ise tavuk ve balık ile devam ediyoruz

Hayvansal protein kaynağı olarak süt ve ürünleri ile birlikte etler beslenmede önemli yer tutar. Vücut kısa süreli protein yetersizliklerini giderebilse de, eğer uzun süre yeterli proteini almazsa, yıkılan hücreler yenilenemez. Vücut proteinlerinin oluşumu için kaynak, yiyeceklerin içinde bulunan proteinlerdir. Genelde tüm hayvansal besinler ve bazı bitkisel besinler protein içerir. Ancak her besinin içerdiği protein miktarı farklıdır. Ayrıca proteinlerin vücutta kullanılabilme oranı da değişiklik gösterir. Hayvan etlerinden sağlanan proteinlerin sindirilebilirlik oranları yüzde 90 -100, tahıllardan gelen proteinin sindirilebilirliği ise yüzde 79-90 civarındadır.

Aşırı protein alımı zararlı
Bitkisel proteinlerde bazı elzem aminoasitler de tam değildir. Bu sebeple, özellikle büyüme için bitkisel proteinler tek başına gereksinimi karşılamaz. Bu besinler mutlaka hayvansal protein ile birlikte tüketilmelidir.
Hayvansal proteinler vücutta çok daha iyi kullanılır ve insan vücudunda bulunmayan elzem aminoasitler açısından da daha yeterlidir. Bu sebeple de “iyi kalite protein” olarak adlandırılırlar.
Ancak unutulmamalıdır ki, aşırı protein alımı da sakıncalıdır. Gereksinimden iki kat fazla protein alınırsa, idrarla vücuttan kalsiyum atımı artar, karaciğer ve böbreklerin yükü harabiyete sebep olur.

TAVUK ETİ
Tavuk eti yağsız, proteince zengin ve liflerinin kısa oluşu nedeniyle çiğnenmesi ve hazmı kolay bir gıdadır. Ekonomik oluşu sayesinde de bol miktarda tüketilebilecek önemli bir protein kaynağıdır. Tavuğun parçalarının her biri farklı özelliktedir, aile içinde farklı tercihlere böylelikle çok rahat çözüm olur. Örneğin protein daha çok göğüs etinde, yağ ise boyunda yoğunlaşmıştır. Göğüs eti en düşük yağ (yüzde 9) ve en az kolesterol (67 mg/100 gr) içeriğine sahip olan parçadır.
Protein ve yağ içerikleri açısından önemli avantaja sahip olan tavuk eti özellikle demir, fosfor ve B grubu vitaminlerinin de iyi kaynağıdır. Tavuktaki but eti, göğüs etine göre daha fazla B2 vitamini (riboflavin) ve B1 vitamini (tiamin), daha az da niasin vitamini içerir. Tavuk but etinde, göğüs etine kıyasla demir, çinko ve sodyum içerikleri de daha fazladır.

Pişirme yöntemi çok önemlidir
Pişirme sırasında, pişirme yöntemi ve koşullarına bağlı olarak bazı vitaminlerde kayıp olabilir. Vitamin B6 ve pantotenik asit pişirme suyuna geçerek azalabilir bu sebeple tavuk suyunu dökmeyin, mutlaka değerlendirin.
Tavuk etini ızgarada kömürleştirmeyin, alevle temasını engelleyin, çünkü kanserojen maddeler oluşabilir.
Pişmiş tavuk etinin besleyici değeri yeniden ısıtılması ile az da olsa bir miktar azalma gösterir. Tekrar tekrar ısıtmaktan kaçının, mümkün olduğunca pişirir pişirmez tüketmeye özen gösterin.

Tavuk etini birçok çorbaya katmanız hem lezzet açısından hem de besin değeri açısından sofranıza zenginlik katacaktır.
Haşladığınız veya ızgara yaptığınız tavukları salatalarınızın üzerine koyarak yeni ve değişik lezzetler oluşturabilirsiniz.
Nohut veya kuru fasulye yemeği pişirirken tavuk ilave ederseniz protein kalitesi ve dengesi çok iyi olur.
Ispanaklı börek yaparken tavuk ilave ederseniz, besin alımınızı güçlendirebilirsiniz veya tavuk ile bezelyeyi, karıştırarak börek içi hazırlayabilirsiniz.
Çocuklarınızın en sevdiği yemeklerden olan makarnaya ilave edeceğiniz tavuk, besin öğesinden zengin bir öğün oluşturabilmenizde size kolaylık sağlar.

BALIK VE OMEGA 3 YAĞ ASİDİ
Son yıllarda özellikle kirli deniz ve göllerden tutulan balıklarda sağlığa zararlı bazı kimyasalların bulunması, birçok kişiyi balık yemekten vazgeçirebiliyor. Oysa en az haftada iki kez balık tüketilmesi gerek. Çünkü balıktan alınacak Omega-3 yağ asidinin çok yararlı etkileri var.

Omega 3 nedir?
Omega 3 vücut tarafından yapılamayan ve dışarıdan yiyeceklerle alınması gereken doymamış yağ asitlerindendir.
En iyi Omega 3 kaynağı balıktır. Omega 3 yağ asitlerinin yararlarından her yaş grubundaki bireyler yararlanmalıdır.

Yapılan çalışmalar, Omega 3 yağ asitlerinin LDL kolesterol denilen kötü huylu kolesterolü düşürdüğü, iyi huylu kolesterolü yani HDL kolesterolü artırdığını belirtmektedir. Bu durumda kalp damar sağlığını koruyucu etki gösterir. Bunun yanı sıra, trigliserid seviyesini düşürür, aterosklerotik plak oluşumunu engeller. Damar sağlığını koruyucu etki gösterir.

Çocuklarda zekâyı geliştirir
Zekâ gelişiminde balığın özellikle çocuklarda zekâyı geliştirici özelliği vurgulanmaktadır. Bu beyindeki yağın ana bileşiminin Omega-3 yağ asitleri içeren DHA (Docosa Haxaenoic Acid) olmasındandır.

Deniz ürünleri beyin için çok yararlı besinlerdir.
Omega 3 yağ asidinin öğrenme kabiliyetini artırıcı etkisi vardır.
Hamilelik sırasında, bebek Omega 3 yağ asitlerini anneden alır. Bu nedenle, hamilelik sürecindeki annenin balık tüketmesi gereklidir.
Çocukların sürekli ve iyi bir Omega 3 yağ asidi kaynağına ihtiyaçları vardır. Omega 3 yağ asidi alımı ile konsantrasyon-larını korumalarını sağlamak mümkün olabilmektedir. Bu, yetişkinler için de geçerlidir.
Balık eti, iyi kolesterolün kötü kolesterole oranını artırarak kardiyovasküler sistem için çok faydalı olur.

ÖZETLE HAFTADA
2 gün balık, 2 gün kırmızı et, 2 gün tavuk eti,
1 gün kurubaklagil tüketerek dengeli
protein almış olursunuz.

Beslenmenin 10 Altın Kuralı

Sağlıklı beslenmek için 10 temel altın kural vardır. Sağlıklı beslenmek için bilinmesi gereken bilgiler sadeleştirilerek bu altın kurallar belirlenmiştir. Haberin devamında sağlıklı beslenmek için altın kuralları bulabilirsiniz.


1. Tüketilen gıdaların çeşitlilik açısından zengin olması
• Tek taraflı beslenme yemekte alınan hazzı ortadan kaldırdığı gibi ayrıca yemeğe karşı olumsuzluk geliştirir. Dengeli ve sağlıklı beslenmenin önemli koşulu tek taraflı beslenmemekten geçer. Değişik gıdaların damak tadını yaşamanın ayrıca bir haz verdiğinizde bilmemiz gerekir.

• Tabiatın bize sunmuş olduğu taze ve çok çeşitliliği ; meyve, sebze, ekmek, süt ve süt ürünlerinin örneğinde olduğu gibi tüketmeniz sizi daha dinç ve dinamik kılacaktır.

• Meyve ve sebze yemeyi bir alışkanlık haline getiriniz. Ancak her meyveyi ve sebzeyi kendi mevsim ve sezonunda yemek gerekmektedir. Suni şekilde olgunlaştırılan meyve ve konservelerde içinde olması gereken minareli ve vitaminlerden fakir olduğunu bilmemiz gerekmektedir.
*
2. Almış olduğunuz enerji/kalorinin miktarı önemlidir.
• Gereğinden fazla gıda tükettiğinizde vücut onu yağa dönüştürerek depolayacaktır. Vücudunuzda bulunan tüm yağ depolarının temelinde fazlaca alınan gıdalar yatmaktadır.

• Vücudun gereksiniminden daha az enerji/gıda aldığınızda ise yaşamınızı sürdürebilmeniz için ilk olarak depo edilmiş olan enerji kaynakları kullanılacaktır. Bu durum ancak gerçek anlamda vücudunuzda yağ depoları varsa anlamlıdır, yoksa bu durum adale erimesini beraberinde getirir.

3. Toplam gıdanın fazla öğün sayısına bölünerek tüketilmesi anlamlıdır.
• Olağanüstü açlık hissini daha iyi kontrol altına almak ve bunu bastırmanız için günde en az 5-6 kez az miktarda öğün almanız sağlıklı olacaktır. Ağzınıza almış olduğunuz lokmaları iyi çiğnemeyi alışkanlık haline getiriniz. Çünkü doyma refleksi midede değil beyinde bulunmaktadır. Ne kadar ağır ve iyi çiğnerseniz almış olduğunuz gıdayı bir o kadar sindirmiş olursunuz. Öğün sayısını arttırdığınız içinde mideniz belli aralıklarla iyi çalıştığında doyma refleksi daha erken ortaya çıkacak ve sizde fazla kilo almaktan kurtulacaksınız. 4. Yeteri kadar protein alınmalıdır.

• Kilo başına ortalama olarak 0,9 gr protein almanız gerekmektedir. 60 kg ağırlığında olan bir bayan için bu 54 gr protein demektir. 80 kg olan erkek için ise yaklaşık 72gr protein demektir.

• Vücudumuz kendi depolarında protein meydana getirecek kabiliyeti yoktur. Onun için proteinin dışarıdan yiyecek yolu ile alınması önemlidir. Ancak alınan miktarın sınırlı olmasında bir o kadar önemlidir. Toplam enerji kaynağımızın %10 protein ile sağlanması sağlıklı beslenme anlamında anlamlı ve önemlidir.

• Sağlıklı beslenme açısından haftada 2 öğün etli yemek protein açısından yeterli olacaktır.

• Fazla tüketilen protein hemen yağa dönüşüp depolanacağından fazla yemekten kaçınınız.

5. Tükettiğiniz yağı sınırda tutunuz.
• Gözle görülen yağlardan kendinizi sakınmalısınız. Vb. Kızartma , sos ve sosislerde olduğu gibi. • Ancak gözle görülmeyen gizli yağlar karşısında da daha dikkatli olmalısınız. Alış veriş yaptığınız gıdalarda yağsız olanlara öncelik veriniz,katı yağlardan sakınınız. Peynir ve sucuk türlerinden yağsız olanları tercih ediniz.

6. Her gün taze sebze, meyve ve tahıl ürünleri tüketmeyi alışkanlık haline getiriniz.
• Vitamin hapları yerine vitamin ihtiyacını; taze sebze ve meyve tüketerek dengeleyiniz.

• Sebze, meyve ve tahıl ürünlerinin içinde ayrıca sağlıklı bir yaşam için ihtiyacınız olan mineraller ve posalar yeterli derecede bulunmaktadır.

7.Maalesef: Tatlılardan uzak durmalısınız.
• Yemek olarak tükettiğiniz şeker fazlası vücudunuzda hemen yağa dönüşmektedir. Ayrıca tatlılar ve rafine şekerler kalitesiz karbonhidratlardır. Bunların gereksiz yere vücudunuzda yağ olarak depolanmasını istemezsiniz herhalde!

8. Gıdalara zarar vermeden yemeklerinizi hazırlayın.
• Yemeğin nasıl hazırlandığı ve pişirildiği önemlidir. Yemekleri fazla kaynatmaktan ve kızartmaktan kaçınınız. Bu işlem sebze ve gıdaların içinde bulunan önemli minerallerin, vitaminlerin yıkılmasına neden olur. Sebzeli yemek yaparken doğrama işini yemek hazırladığınız esnada yapınız. Ufak doğramalarda ve ezmelerde kaçınınız. Meyve içinde aynı durum söz konusudur. • Rafine edilmemiş pirinç ve buğday tüketmek önemli ve anlamlıdır. Çünkü bu besinler minarel, vitamin ve posadan zengin gıdalardır.

• Hazırlamış olduğunuz yemeklerin tazeliği önemlidir. Yiyebileceğiniz kadar yemek hazırlayınız. Tekrar ısıtılan yemeklerde kalori kaybı olmamakta ancak minarel ve vitaminler açısından değerlendirildiğinde oldukça değersiz olmaktadır.

• Buharla pişen yemekler yiyeceğiniz yemeklerin ağırlık türünü oluşturmalıdır. Yemeklerinizin sularını dökmeyiniz,çünkü pek çok vitamin ve minarel çözünmüş olarak yemeğin suyunda bulunur.

9. Su: Yaşamak için önemlidir.
Soluduğumuz hava kadar hayati önem taşır.

• Günde en az 2,5- 3 litre su içmeyi alışkanlık haline getiriniz. Sabah kalktığınızda ilk yapmanız gereken görevlerinizin başında iki bardak su içmek olmalıdır.

• Yemeklerden yarım saat önce su içiniz, yemek esnasında ve yemekten hemen sonra su içmeyiniz. Yemekten en erken yarım saat sonra su içmeniz önemlidir.

• Sıcak havalarda ve terlediğiniz durumda sıvı alınımını kaybettiğiniz ölçüde takviye ediniz. Dönem saunaya veya hamama giderek terlemek sağlıklıdır. Ancak terleyecekseniz bol su içmeyi ihmal etmeyiniz.

• Su olarak asıl burada belirtilmesi gereken ve söz konusu olan sıvıdır. Buna dahil olanlar ise; su- ayran- soda-taze meyve ve sebze sularıdır. Suni tatlandırılmış limonata ve nektar suları pek sağlıklı değildir.

• Aşırı alkol tüketimi boş kalorin olduğundan sağlıksızdır. Alkol tüketmemeniz gerekmektedir. Almış olduğunuz alkol su olarak kabul edilmez.

• Sağlıklı ve dengeli beslenme anlamında günde en fazla 25 gr saf alkol almak dolaşım sisteminin sağlıklı çalışmasını sağlar. Bu bir bardak şaraba, 300 ml biraya ve bir kadeh viskiye tekabül etmektedir.

10. Spor ve Egzersiz.
• Günlük egzersiz yapmak çok önemli ve sağlıklıdır. Ağır yemeklerden sonra en az 20 dakika yürümek sağlıklı bir sindirim ve dolaşım için önemlidir.

• Sağlıklı beslenme açısından yüzme- yürüyüş- bisiklet sürmek iyidir. Diğer spor türlerini yapma imkanlarınız mevcut ise onlarında yapmanız gerekir. Ancak aşırı efor ve kondisyon gerektiren spor türlerinden jimnastik yaparak ısınmadan aktif spor yapmayınız. Isınma hareketleri yapmayı bir alışkanlık haline getiriniz.

• Ormanda , temiz havada yürümeyi ve güneşlenmeyi sürekli kılınız.

• Sigara kullanmaktan uzak durunuz.

www.gymuniversal.com

Saçlarınız dökülüyorsa mutlaka bu haberi okuyun

Proteinden fakir diyetler yapan ve sağlıksız beslenme alışkanlığına sahip olanların en önemli sorunlarının başında saç dökülmesi geliyor... Çünkü bilinçsiz diyetler...

Proteinden fakir diyetler yapan ve sağlıksız beslenme alışkanlığına sahip olanların en önemli sorunlarının başında saç dökülmesi geliyor. Çünkü bilinçsiz diyetler kişilerde protein eksikliğine neden olmaktadır. Vücut bu protein eksikliğine müdahale ederek proteini muhafaza etmek için saç uzamasını durdurur.

Sonbahar mevsimi saç dökülmesi şikayetlerinin en çok arttığı dönem olarak karşımıza çıkıyor. Bu dönemde görülen saç dökülmeleri genellikle mevsimsel seyir gösterir. Metabolizmanın değişen ısı karşısında yeni oluşan şartlara uyum sağlama çabası neticesi görülen saç dökülmeleri normal bir sonuçtur. Vücudun değişen şartlara uyum sağlamasıyla birlikte saçlar yine eski şekline dönüşecektir. O nedenle günde 25 ila 100 tel arasındaki saç dökülmesi endişe verecek bir durum değildir.

Doğal gıdalar alınmalı
Bu dönemdeki dökülmeleri azaltmak amacıyla bazı vitamin ve minerallerin özellikle doğal yollardan yani gıdalar vasıtasıyla alınması yeterli olacaktır. Dökülmelerin uzun süre devam etmesi halinde tedavi yöntemlerine başvurulması önem taşır. Bilinçsiz diyetlerle oluşan vitamin, mineral ve protein eksiklikleri saç dökülmelerinin bir başka sebebidir. B6, B12, C, E ve biyotin vitaminleri, kalsiyum, magnezyum, çinko, bakır, demir gibi mineraller sağlıklı saçlara sahip olmanın yapı taşlarıdır.

Çinko yetersizliği
Bağışıklık sisteminin sağlıklı çalışabilmesi için çinko çok önemlidir. Çinko eksikliğinde ileri boyutlarda saç dökülmesi görüldüğü gibi saçta büyüme hızı yavaşlamaktadır. Çinko, en çok et, kabuklu deniz mahsulleri, istiridye, süt, peynir, ekmek ve tahıl ürünlerinde bulunur. Sağlıksız ve dengesiz beslenmenin zararlarına saç dökülmesini de ekliyoruz. Proteinden fakir diyetler yapan ve sağlıksız beslenme alışkanlığına sahip olanların kaçınılmazlarından biri de saç dökülmesidir. Bilinçsiz diyetler kişilere başta protein eksikliğine neden olmaktadır.

STRESTEN UZAK DURUN
Saç dökülmesinin en yaygın olanları mevsimsel saç dökülmeleri ve erkek tipi saç dökülmeleridir. Erkek tipi saç dökülmelerinde saç şakaklardan ve tepeden azalmaya başlar. Erkeklerde 20'li yaşlardan sonra başlayan dökülmeler yaşla birlikte artar. 50'li yaşlardan sonra saçlar tamamen dökülür.

Genetik sebepler, hastalıklara, kullanılan ilaçların yan etkilerine bağlı olarak ortaya çıkan saç dökülmelerinden başka yoğun stres ve baskı altında kalan kişilerde saç dökülmelerine sıklıkla rastlanmaktadır. Ölüm, iflas, ayrılık gibi travmatik şoklar yaşayan kişilerde ani saç kayıpları ortaya çıkabilmektedir. Bununla birlikte stresle birlikte depresyon, anksiyete (kaygı) gibi psikolojik bozukluklar saç dökülmelerini tetiklemektedir.

KADINLAR DAHA ÇOK ETKİLENİYOR
K ellik sadece erkeklerde değil kadınlarda da görülebilmektedir. Bayanlarda yüzde 50'ye varan oranlarda karşılaştığımız yoğun saç dökülmesi özellikle psikolojik açıdan kadınları daha çok baskı altına alıyor ve sosyal yaşamdan uzaklaştırıyor. Yoğun saç dökülmesi yaşayan hanımlarda depresyon, içe kapanma ve utanç duyguları ciddi psikolojik sorunları beraberinde getirebiliyor.

Daha da önemlisi zaman içinde kendini giderek beğenmeme ve özgüven duygusunda azalma ortaya çıkıyor. Sosyal ilişkilerden aile ilişkilerine kadar geniş bir alanda sorunlar yaratan bu psikolojik tepkilerin önüne geçmede saçla ilgili sorunları ortadan kaldıracak tedavilerin uygulanması oldukça önemlidir.

SAÇ MEZOTERAPİSİ EN YAYGIN TEDAVİ
Saç dökülmesi saçın gövdesinden kırılmasıdır. Yani saçları dökülen bir kişinin saç kökü yerinde durmaya devam eder. Saç dökülmesini önlemek için saç köklerini besleyerek yeni saç çıkışını sağlamak, yeni çıkacak ve var olan saçın kalitesini yükseltmek gerekir. Bunun için uygulanan etkili yöntemlerden biri olan saç mezoterapisi belli aralıklarla saçlı deriye uygulanan yeni saç çıkışını sağlayan bir tedavi şeklidir. Bu soruna yönelik olarak seçilen ilaç karışımlarının küçük dozlarda kafa derisine verilerek derinin orta tabakasındaki kılcal damarların beslenmesini sağlayan ve bu bölgedeki hücresel işleyişi harekete geçiren saç mezoterapisi aynı zamanda deriyi canlandırma etkisine sahiptir.

8 ile 10 seans yeterli

Ufak dozlar halinde deri içine enjeksiyonlarla yapılan tedavinin yeni gelişen tekniği içinde kullanılan özel pompalı tabancalar tedavi sırasında ve sonrasında kişinin ağrı ve acı duymasını engeller. Saçın durumuna göre haftada bir veya iki seans uygulanabilir. 8 ila 10 seans sonrasında saçlardaki dökülme ciddi oranda azalır ve sonunda durur. Saç mezoterapisinin uygulandığı durumlar; strese bağlı, mevsimsel, metabolik nedenli saç dökülmelerinin yanı sıra Alopecia Areata, Alopecia Totalis gibi saçkıranlarda, erkek tipi saç dökülmelerinde kadınlarda görülen saç dökülmeleri ve gebelik sonrası ani saç dökülmeleridir.

DÖKÜLMEYE NEDEN OLAN HASTALIKLAR
Ateşli hastalıklar
Tiroid hastalıkları
Şeker hastalıkları
Karaciğer ve böbrek hastalıkları
Sağlıksız ve dengesiz diyetler
Protein, çinko azlığı
Bazı böbreküstü bezi tümörleri
Hormonal bozukluklar
Bugün

Hamile olduğunu yeni öğrenen kadınların pek çoğunda, en çok ilgi çeken konulardan birisi beslenme şeklinin nasıl olması gerektiğidirHera Kadın Sağlığı Merkeziwww.eserdag.com
  1. Çoğu kadın bebeğinin gelişimi için doğru ve dengeli beslenemediğini düşünür. Hatta ilk aylarında kilo alamayan gebeler endişelenebilirler.
  2. Aslında tüm bu endişeler çoğu zaman gereksizdir. Çünkü bulantı ve kusmalar ile iştahsızlık problemleri ilk aylarda kilo almayı doğal olarak engelleyebilir.
  3. Kimi zaman hastaların eline çeşitli diyetler verilmekte ve belli beslenme programlarına zorlanmaktadırlar. Bazı gebeliğin özel durumları haricinde bu tür yaklaşımların hiçbir bilimsel geçerliliği yoktur. Kadınları korkutarak sevmedikleri veya tolere edemedikleri gıda maddelerini tüketmeye zorlamak kabul edilebilir bir yaklaşım değildir. Bu tür diyetler ancak konunun uzmanı diyetisyenler tarafından hastanın durumu göz önüne alınarak, doktorunun önerileri doğrultusunda ve kişiye özel olarak hazırlanabilir.
  4. Ancak yine unutulmamalıdır ki bebeğin büyümesi, sağlıklı olması, ruhsal, fiziksel, zihinsel yönden iyi gelişmesi annenin sağlığı ve dengeli beslenmesiyle orantılıdır.
  5. Annenin gebelik öncesi fiziksel gelişimini tamamlamış olması, besin depolarının yeterli olması ve yaşı, hem bebeğin hem de annenin sağlığını koruyacak en önemli etkenlerdir. Çünkü bebek, annenin besin yedeklerinden ve gebelik boyunca tükettiklerinden kendisi için gerekeni seçip alarak, büyür beslenir.
  6. Annenin günlük yaşantısını sürdürecek yeterli enerji ve besin öğelerini alırken doğal yollardan fazladan alacağı protein, enerji, vitamin ve mineraller hem kendisi hem de doğacak bebeğin sağlıklı olmasının garantisidir.
  7. Normal bir gebelik sürecinde annenin kendi gereksinimine ek olarak tükettiklerinin bebeğe aktarılması için annenin yaklaşık 10-12 kg alması yeterlidir. Bu artışı sağlayabilmek için gebelik öncesine göre bir gebe ek olarak günlük 20 gr. protein, 15-20 mg. demir, 500 mg. kalsiyum ve ortalama 300 kalorilik enerji alması gereklidir.
  8. Gebelikte sıklıkla tüketilmesi gereken besin öğelerine göz atalım.
  9. KALSİYUM
  10. Kalsiyum, bebeğinizin gebeliğin 8. Haftasından itibaren oluşmaya başlayan kemik ve dişlerinin gelişimi için gerekli bir mineraldir.
  11. Gebelikte, normalde gerek duyduğunuz miktarın iki katı kadar kalsiyum gereklidir. Çünkü gebelik boyunca diş ve kemiklerden sürekli bir kalsiyum eksilmesi olmaktadır.
  12. Kalsiyum açısından zengin besinler peynir, süt, yoğurt ve yeşil yapraklı sebzelerdir.
  13. Ancak süt ürünlerinin yağ açısından da zengin olduğundan dolayı yağı alınmış süt ve yoğurdu tercih etmeniz daha doğru olacaktır.
  14. Brucella, tifo benzeri hastalıklardan korunabilmek için tükettiğiniz peynirin ve sütün hijyenik ve iyi pastörize olmasına da özen gösterin.
  15. PROTEİNLER
  16. Gebelikte artan protein gereksinimi karşılamak için kırmızı ve beyaz et, süt ve süt ürünleri, yumurta, balık, kuru baklagiller (fasulye, mercimek, barbunya..) gibi proteinden zengin besinler önerilir.
  17. Proteinler, hayvansal ve bitkisel proteinler olarak ikiye ayrılır. Diyetlerde bitkisel ve hayvansal proteinler eşit oranlarda tüketilmelidir.
  18. Hayvansal gıdalardaki yağ mümkün ölçüde alınarak, etin yağsız şekilde tüketilmesi önerilir. Ayrıca balıkta proteinden başka bulunan omega 3 ve omega 6 yağ asitleri de bebeğin zeka gelişimi üzerine olumlu etkili maddelerdir. Tüketilen balık taze ve iyi pişirilmiş olmalıdır.
  19. DEMİR
  20. Gebelikte "kan yapıcı" yani demirden zengin gıdaların tüketilmesi ve özellikle de 4-4.5 aylardan sonra folik asitli demir ilaçlarının kullanımı önemlidir. Çünkü özellikle bu aylardan sonra demir eksikliğine bağlı olarak kansızlık (anemi) ortaya çıkabilir.
  21. Aşırı derecede kansızlığı olan kişilerde kan haplarına (demir hapları) gebeliğin erken dönemlerinde de başlanabilir. Ancak bu durumda zaten ilk aylarda sık olarak görülen bulantı, kusma ve mide şikayetlerinde artış olabileceğinden tedaviye başlangıç süresi bir kaç hafta ertelenebilir.
  22. Gebelerde demir eksikliği halsizlik, bitkinlik, nefes darlığı, uykuya meyillilik ve çarpıntı gibi şikayetler oluşturabileceği gibi gebelikle ilgili olarak da erken doğum, bebeğin rahim içinde gelişememesi, ölü doğum ve düşükler gibi komplikasyonlara zemin hazılar. Ayrıca ileri derecede kansız bir gebe doğum sonrası lohusalık döneminde de sıkıntı çeker.
  23. Demir eksikliğini en aza indirebilmek için kan yapıcı; pekmez, kuru üzüm, kırmızı et, yumurta ve kuru baklagillerden zengin gıdaların tüketilmesine önem verilmelidir. Ayrıca C vitamininden zengin meyve ve sebzeler de barsaklardan demir emilimini arttıracaklardır.
  24. Genelde 4.aylardan sonra başlanılan demir hapları kesinlikle sütle birlikte içilmemelidir. Çünkü süt, demirin emilimini azaltarak etkisizleştirmektedir.
  25. Verilen demir hapının dozu hekim tarafından kişiye özel olarak ayrlanmaktadır. Kişinin kanının ileri derecede düşüklüğü kan ilacının dozunun arttırılmasına neden olabilir. Veya örneğin ikiz gebeliklerde vucüdun demir gereksinimi artacağından dolayı doz yükseltilmesine gidilebilir.
  26. Bazı kişiler demir haplarını mide şikayetlerinden dolayı gebelikleri boyunca kullanamayabilirler. Bu kişilerde, içilebilir (sıvı) demir solüsyonları kullanılabilir. Bazan de demir damar içi veya kas içi uygulamalarla hastalara yüklenebilir. Çok ileri durumlarda ise kan veya eritrosit (kırmızı kan hücresi) transfüzyonu (nakli) yapılması zorunlu hale gelebilir.
  27. Bir kişide yoğun bir şekilde yapılan demir tedavilerine rağmen halen kandaki hematokrit ve hemoglobin değerleri düşük kalıyorsa demir eksikliği anemisi dışındaki anemiler veya barsak emilim bozuklukları (malabsorbsiyon sendromları) aranmalıdır.
  28. C VİTAMİNİ
  29. C vitamini demirin bağırsaklardan emiliminde, vucudun hastalık etkeni mikroorganizmalara karşı immun (bağışıklık) direncinin arttırılmasında ve metabolizmamızdaki pek çok biyokimyasal süreç için gerekli bir vitamindir.
  30. Gebelikte C vitamini gereksinimi metabolizmanın hızlanmasına bağlı olarak artmıştır; ancak düzenli bir şekilde beslenen gebelerde hap şeklinde vitamin alınması önerilmemektedir.
  31. C vitamini portakal, limon, kırmızı ve yeşil biber, domates, çilek, greyfurt, karnıbahar, lahana, brüksel lahanası gibi pek çok taze meyve ve sebzelerde bulunur. Vücutta depolanmadığı için her gün belli bir miktar alınmalıdır.
  32. Uzun süre saklanan ve pişirilen besinlerde C vitamininin çoğu kaybolur. Besinleri tazeyken tüketmeli, iyi yıkanmış sebzeleri çiğ ya da az haşlayarak yemelisiniz. Ayrıca gebelere uzun süre beklemiş, doğal içerikli olmayan, konserve ve benzeri gıdalar da önerilmez.
  33. FOLİK ASİT
  34. Bebeğin merkezi sinir sisteminin gelişmesi için özellikle gebeliğin ilk haftalardan itibaren "B9 vitamini" yani folik asit alınması çok önemlidir. Vücutta depolanmadığı ve gebelik süresince normalden fazlasına gerek duyulduğu için her gün alınmalıdır.
  35. Taze yeşil sebzeler folik asit kaynağıdır, ancak uzun süreli pişirmeler ve uzun süre bekleyen gıdalardaki miktarını azaltır. En çok ıspanak, yer fıstığı, fındık, karnıbahar, kepekli ekmekte mevcuttur.
  36. Doğal gıdalar gebenin folik asit açığını tam olarak kapatamayacağından ötürü gebeliğin ilk haftalarından itibaren hap olarak dışarıdan alınması uygun olacaktır.
  37. Gebelerde folik asit eksikliğine bağlı bebeklerde “nöral tüp defektleri” adı altında toplanan bir takım anormalliklerin (hidrosefali, spina bifida, anensefali) ortaya çıkabileceği gösterilmiştir. Ayrıca bu gebelerde preeklampsinin (gebelik zehirlenmesi) daha sık geliştiği gözlenmiştir.
  38. Daha önceden folik asit eksikliği saptanmış veya nöral tüp defekt anomalili bebek doğurmuş kadınlar, gebe kalmayı düşündükleri tarihin en az 3 ay öncesinden itibaren folik asit alımına başlamalıdırlar.
  39. LİFLİ GIDALAR (Posalı gıdalar)
  40. Günlük beslenmenizin büyük bir bölümünü oluşturması gereken lifli (posalı) yiyecekler, gebelikte sık görülen kabızlığın ve bağırsak tembelliğinin önlenmesinde çok yararlıdır.
  41. Genellikle tüm sebze ve meyveler lif açısından zengindir. Her gün bolca yiyebilirsiniz. Kepekli besinler de lif içerir, ancak diğer bazı besinlerin bağırsaklardan emilimini azalttığından aşırı tüketilmemelidir.
  42. Lifli gıdalar en sık olarak kepekli ekmek, yulaf ezmesi, barbunya, kepekli makarnalar, kayısı, kuru üzüm, bezelye, pırasa, esmer pirinç, ahududu, kuruyemişte bol miktarda vardır.
  43. GEBELİKTE SIVI ALIMI
  44. Gebelik süresince bol miktarda su ve sıvı alımı sizin ve gebeliğiniz açısından son derecede yararlıdır.
  45. Özellikle bol su tüketimi idrar yolu enfeksiyonu, oligohidramnios (bebeğin amnion sıvısının normalden az oluşu), erken doğum eylemi, solunum yolu enfeksiyonları, kabızlık, ishal gibi pek çok durumda koruyucu veya tedavi edici olabilir.
  46. Gebelikte çay, kahve, kolalı içecekler ve kakao önerilmez. Çay içerdiği ‘tein’ maddesiyle demir eksikliğine yol açarken, diğer maddeler ‘kafein’ içerdiğinden ötürü bebek üzerine olumsuz etkide olabileceğinden dolayı önerilmemektedir. Maden suyu (soda) içilmesinin ise hiçbir olumsuz etkisi yoktur.
  47. Tamamen doğal ve hiçbir katkı maddesi içermeyen nane, limon, adaçayı, ıhlamur, kuşburnu, papatya gibi bitki çayları da gebelikte içilebilir. Ancak, “sinemaki çayı” nın içimi konusunda bazı endişeler vardır. O yüzden bu bitkisel çayın gebelik sırasında tüketilmesi önerilmemektedir.
  48. Alkol, gebelikte kullanıldığında bebekte ‘fetal alkol sendromu’ olarak tanımlanıp, zeka geriliği ve bir takım yapısal anormalliklerle kendini gösteren problemlere yol açtığından ötürü kesinlikle zararlıdır.
  49. Gebelikte gereksiz kalori tüketimini de kısıtlamak gereklidir. Unutulmamalıdır ki, önemli olan annenin karnının yağ bağlaması değil içerideki bebeğin sağlıklı ve uygun gelişimidir. Bu yüzden kek, bisküvi, reçel ve meşrubat gibi temel besin öğelerinden yoksun şekerli yiyecek-içeceklerden mümkün olduğunca kaçınmak gereklidir. Ayrıca yağlı kızartmalar yerine haşlama türü gıdalar tercih edilmelidir.
  50. Aşırı tuz tüketiminden de kaçınmak uygundur. Özellikle son aylarda aşırı tuzlu yeme ile vucütta ödem artabilir, tansiyon yükselebilir ve kendinizi daha rahatsız hissedebilirsiniz.
  51. Hangi besin kaynakları ne işe yarar?
  52. Et, yumurta, kurubaklagiller: Beyin, kas, kemik ve dişlerin gelişimi ve kan yapımında görevlidir. Protein ve demir gereksinimini karşılarlar.
  53. Süt ve süt ürünleri: Kemik, diş gelişimi ve büyüme ile görevlidirler. Protein ve kalsiyum kaynağıdırlar.
  54. Sebze ve meyveler: Büyüme ve gelişme için vitamin ve mineralleri sağlarlar.
  55. Tahıllar: Kalori ve B grubu vitaminleri içerdiklerinden büyüme ve gelişmeye için önemlidirler.
  56. Yağ ve şekerler : Sadece enerji içerirler ve enerji açığını kapatırlar.
  57. Yeterli ve dengeli beslenmede dikkatli bir şekilde tüketmek zorunda olduğumuz bu besin gruplarını gebelikte de aynı özenle tüketmeliyiz ki sağlıklı yaşayabilmek için doğru beslenme alışkanlıklarını kazanabilelim.
  58. “Gebelik diyet yapmak için uygun bir zaman değildir”
  59. Yaş, boy ve hareket durumumuza göre uygun ağırlıkta gebeliğe başlanmalıdır. Çok kilolu bir gebeyi zayıflatmak gebelik sürecinde doğru değildir, kilosunu korumaya çalışmak ve özellikle dördüncü aydan sonra kalori kısıtlamasına gitmemek gerekir.
  60. Beslenmede yüksek kalorili yiyeceklerin fazlaca almasına engel olmak, ancak gebelik için gerekli temel besin ögelerini alarak gereksinmeleri karşılamak esastır.
  61. Ergenlik çağında olan veya yaşantısı gereği çok hareketli gebelerde ise mutlaka olması gereken, kilonun korunması ve ek olarak gebelik için artan gereksinimin karşılanmasıdır.
  62. Gebelikte ağırlığın takibi çok önemlidir. İlk üç ayda 0,5-1 kg, sonraki aylarda ise ortalama 1.5-2.0 kg, ağırlık kazanması uygundur.
  63. Çok zayıf gebelerde, yetersiz ve dengesiz beslenenlerde düşük ağırlıklı doğum, erken doğum, ölü doğum, zihinsel ve bedensel özürlü doğumlar görülebilir. Annede anemi (kansızlık), kemik ve diş kayıpları, preeklampsi, vücutta su tutulması (ödem), iş gücü kaybı, halsizlik görülme oranı yüksektir.
  64. Çok kilolu gebelerde ise hipertansiyon, şeker hastalığı, doğum güçlükleri gibi problemler görülebilir. Bu nedenle anne adaylarının gebelik öncesi kontrolleri yapılması, gebe kaldıktan sonra her ay beslenme ve kilo izlenmesinin yapılması gerekmektedir.
  65. BESLENME İÇİN İPUÇLARI
  66. Öğünleriniz sık ve az az porsiyonlar halinde olmalıdır. Ne uzun süre aç kalın, ne de yediğinizde tıka basa midenizi doldurun.
  67. Aldığınız gıdaların taze olmasına dikkat edin. Konserve, beklemiş gıdalar ve içinde katkı maddeleri bulunarak saklanan gıdalar yerine taze ve doğal maddeleri tüketmeye özen gösterin.
  68. Yediğiniz gıdalarda “çeşitliliğe” önem verin. Bu şekilde pek çok vitamin ve minerali almanız mümkün olacaktır.
  69. Aşırı yağlı, tatlı, baharatlı ve kalorili gıdalar yerine protein ve karbonhidrattan zengin, yağ oranı düşük besin öğelerine yönelin.
  70. Unutmayın ki önemli olan sizin kilo almanız değil bebeğin içeride yeterli şekilde beslenebilmesidir.
  71. Preeklampsi durumu veya riski varsa protein alımınızı arttırmanız gerekebilir veya gebeliğe bağlı şeker hastalığı (gestasyonel diabet) söz konusu ise diyetisyeninizin önereceği şekilde kalori kısıtlamasına gitmeniz gerekebilir.
  72. Gebelikte dışarıdan hap olarak alınması gereken iki madde folik asit ve demirdir. Dengeli beslenebilen bir gebede bunlar harici vitamin veya mineral alımı gereksizdir.
  73. Piyasada pek çok “multivitamin” adı verilen ve içinde pek çok vitamin ve mineralleri barındıran ilaçlar vardır. Bunlar çoğu hekim tarafından reçete de edilmektedir.
  74. Son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalar; gebelikte dışarıdan hap olarak alınan A, C, E vitaminleri ile magnezyum, kalsiyum, çinko, selenyum, bakır, flor gibi eser elementlerin, düzenli beslenenlerde gebelik üzerine her hangi bir olumlu etkilerinin olmadığını göstermiştir.
  75. Eğer gebeliğe bağlı bacak kramplarınız oluyorsa “Magnezyum”, preeklampsi riskiniz varsa “kalsiyum”u ilave olarak doktorunuz size reçete edebilir.
  76. Sentetik multivitamin hapları, dengeli beslenemeyen gebelerde destekleyici olarak verilebilse de doğal gıdaların hiçbir zaman yerini tutmayacaktır.
  77. Gebeliğin ilk aylarında yapılan “Toxoplasma testleri” sonucunda vücudunuz bu parazitle önceden hiç karşılaşmamışsa bazı önlemleri almanız şarttır. Özellikle kedi ve köpek dışkılarıyla bulaşan bu rahatsızlık gebelik döneminde ortaya çıkarsa bebekte ölümcül veya sakatlıklara yol açan problemlere neden olabilir.
  78. Toxoplasma özellikle iyi yıkanmamış sebze ve meyveler ile iyi pişmemiş çiğ etlerden geçer.
  79. Toxoplasma ülkemizde özellikle çiğ etlerin yoğun olarak tüketildiği doğu ve güneydoğu Anadolu bölgelerinde sık olarak görülmektedir.
  80. Toxoplasma’dan korunmak için;
  81. Ellerinizi öğün önceleri düzgün şekilde yıkayınız
  82. Sebze ve meyveleri de tüketmeden önce uzun süreli yıkayınız.
  83. Evinizde kedi veya köpek besliyorsanız aşılarını ihmal etmeyin, onlara da çiğ et vermeyin ve yakın temastan kaçının.
  84. Çiğ veya iyi pişmemiş et ve et ürünlerinden (sucuk, salam, sosis, çiğ köfte gibi) kaçının.
  85. Beslenmede suyu asla ihmal etmeyin. Günde en az 8-10 bardak su için. Yaz aylarında bu miktar 15 bardağa kadar çıkılabilir.
  86. Özellikle ileri aylarda kabızlık şikayeti varsa bol su içerek, kabuğu ile yenen meyveleri tüketerek, her öğünde sebze ile salataya yer vererek ve yürüyüş yaparak bu sorunun önüne geçebilirsiniz.
  87. Günde 1-2 bardak süt içmeniz gebelikte ortaya çıkan kalsiyum kayıplarını yerine koymak içindir.
  88. Süt içemiyorsanız yoğurt veya ayran tüketiniz. Peynir veya çökelek de tüketebilirsiniz. Süt ve süt ürünlerinin pastörize olmasına dikkat edin.
  89. Yemeklerde iyotlu tuz kullanınız. Yüksek tansiyon (hipertansiyon) varsa yemekleri az tuzlu pişirin. Özellikle son aylarda olan ödemlerin azaltılması amacıyla bu dönemlerde tuzu azaltın.
  90. Genelde sabahları yataktan kalkınca başlayan bulantılarda bir dilim peynir, bir iki grissini rahatlık sağlayabilir.
  91. Özellikle gebeliğin ilk üç ayında olan bu bulantı ve kusmalardan kendinizi korumak için bu dönemde katı, kuru ve yağsız gıdaları tercih edin. Mutfak kokularından ve ağır parfümlerden uzak durun.
  92. Bu dönemde tuzlu kraker, patates haşlaması, leblebi ve bisküvi türü gıdaları alarak şikayetinizle baş edebilirsiniz. Az ve de sık yemeyi unutmayın.
  93. Son yıllarda yapılan bir çalışmaya göre gebelik sırasında Mc Donald's veya benzeri fastfoodlarda aşırı ısıda kızartılarak yapılan patates kızartmaları ile marketlerde benzer şekilde üretilerek pazarlanan cipsler anne karnındaki bebekler için "teratojendir" yani zehirli bir takım maddeler içermektedir. Bu nedenle bu tür maddeleri gebelik sırasında tüketmekten kaçınmak gerekir. Evlerde yapılan patates kızarmaları düşük ısıda kızartıldığı için böyle bir olumsuz etkiye sahip değildir.
  94. Önceden belirtildiği gibi gebelik diyet yapmak için uygun bir zaman değildir. Hamilelikte belli miktarda kilo alımı şarttır.
  95. Zayıf bir bünyeye sahipseniz daha fazla, kilolu bir bünyeniz varsa daha az kilo almanız uygun olacaktır. Kilo durumunuzu “Vücut kitle indeksi” ile değerlendirebilirsiniz.
  96. Gebelik Döneminde Tüketilmesi Gereken Besinler ve Ölçüleri
  97. Doğru beslenme, gebelik durumunun özellikleri nedeniyle gereksinmelerin çeşitli yiyecek gruplarından sağlanmasını zorunlu kılar.
  98. Besin öğeleri vücudumuzda çeşitli görevler yaparlar. Aynı görevleri yapan yiyeceklerden besin grupları oluşturulmuştur. Grup seçeneklerinden birini tüketmiyorsanız bir diğerini yiyerek de doğru beslenebilirsiniz.
  1. BESİN MİKTARI


    SÜT VE SÜT ÜRÜNLERİ2 Su Bardağı süt veya yoğurt 1 porsiyon peynir (2 dilim) veya 2 yemek kaşığı çökelek
    ET, YUMURTA, KURUBAKLAGİLLER1 Yumurta
    1 porsiyon et, balık, tavuk, hindi (60-90gm.)
    1 porsiyon kurubaklagil yemeği (120gm)
    TAZE SEBZE VE MEYVELER2 Porsiyon pişmiş taze sebze
    3 porsiyon çiğ taze sebze
    2-3 adet orta boy meyve veya taze meyve suyu
    TAHILLAR6-8 İnce dilim ekmek
    1 porsiyon pilav veya makarna
    1 porsiyon çorba
    YAĞLAR3-4 Silme yemek kaşığı sıvı yağ
    ŞEKERLER1-2 Tatlı kaşığı bal, reçel veya pekmez
  2. ÖRNEK BİR MENÜ
  3. SABAH:
  4. 1 bardak süt,
  5. 1 yumurta,
  6. 1 dilim peynir,
  7. 1 dilim ekmek,
  8. 1 domates, 1 salatalık, maydanoz, yeşil biber, dereotu v.b
  9. ARA ÖĞÜN:
  10. 1 meyve,
  11. 1 bardak ayran,
  12. 1 ince dilim ekmek
  13. ÖĞLE:
  14. 1 Porsiyon etli kurubaklagil yemeği
  15. 1 porsiyon pilav veya makarna
  16. 1 bardak ayran
  17. 1 porsiyon salata,
  18. 1 orta dilim ekmek,
  19. 1 adet meyve
  20. ARA ÖĞÜN:
  21. 1 dilim ekmek,
  22. 1 dilim peynir,
  23. domates ve salatalık,
  24. 1meyve
  25. AKŞAM:
  26. 1 porsiyon et, balık, tavuk (sebzeli)
  27. 1 porsiyon zeytinyağlı sebze yemeği
  28. 1 bardak ayran,
  29. 1 porsiyon salata , 1orta dilim ekmek
  30. GECE:
  31. 1 su bardağı süt veya 1 porsiyon sütlü tatlı
  32. 1 porsiyon meyve
  33. Kahvaltıda veya ara öğünlerde 5 zeytin, 1 tatlı kaşığı bal, pekmez, reçel tüketilebilir. 1 porsiyon meyve, 1orta boy elma, portakal veya küçük bir salkım üzüm, ince bir dilim karpuz veya kavun, yarım muz veya greyfurt olabilir.
  34. “Gebelik Güzelliktir”
  35. Gebelik anne adayı olmak, eşine ve kendine benzer bir canlıyı vücudunda taşımak çok özel ve sorumluluk isteyen bir süreçtir.
  36. “Bebeği içinde hissederek yavaş yavaş artan ağırlaşma ve değişen fiziksel görünüm anneye apayrı bir güzellik katar.”
  37. İnsan yaşamında beslenmenin çok önemli ve çok özel olduğu devrelerden biri olan gebelik, anneye topluma sağlıklı bireyler kazandırma sorumluluğunu vermiştir.
  38. Anne iyi ve doğru beslenmezse ölü doğum, erken doğum, düşük ağırlıklı doğum, bedensel ve zihinsel özürlü doğumlar gibi tehlikelerle karşılaşabilir. Kendisinde de kansızlık, tansiyon problemleri, vücutta su tutulması, yorgunluk, diş ve kemik problemleri olabilir.
  39. Sonuç olarak; gebelik süresince bebek iyi beslensin diye fazla ve dengesiz beslenmek doğru olmadığı gibi doğum sonrası eski görünüme kolayca ulaşmak için az yemek de doğru değildir.
  40. Temel prensip; içerideki bebeğin yeterince yararlanacağı doğru ve dengeli beslenmeden geçer.

TEFF TOHUMUNUN ŞAŞIRTICI FAYDALARI

Son zamanlarda popüler olan afrika menşeili bir tahıl olan TEFF bilimsel olarak Eragrostis tef olarak isimlendirilmektedir.
Genel olarak diyet desteği olarak tüketilebileceği gibi dolaşım sistemi problemlerinde, adet sorunlarında, kemik sağlığının iyileştirilmesi ve kuvvetlendirilmesinde uygun büyüme ve gelişimin desteklenmesinde, bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde, çölyah hastalığında yardımcı gıda olarak, diiyabetik septomların yönetilmesi ve şekerin düşürülmesinde, kalp sağlığının korunmasında faydalıdır. 

Ana vatanı güney afrika ve etiyopya olan bu tahıl (dikkat ederseniz tahıl diyorum çayını satanlar var zira) içerik bakımından oldukça zengin amino asitler vitaminler ve proteinler ve mineraller ihtiva etmektedir. Yine afrika ve hindistana özgü moringa bitkisi gibi amerika tarafından ilk önce keşfedilmiş süperfoods olarak tanıtılmış amerikada neler olup bittiğine bakan bizim ülkemizdeki bazı uyanık arkadaşlar tarafından nasıl kullanılması gerektiği bile araştırılmadan bir iki tane medya yüzü sözüm ona sanatçı (para karşılığı) tarafından reklam edilen bir ürün duruman getirilmiş piyasada yanlış değerlendirilen bir gıdadır diyebiliriz. 
TEFF tohumu 
Eğer afrikanın güney kısmına gitti iseniz etiypya mutfağının ana tahılının teff tohumu olduğunu görürsünüz. hatta tüm tahıl grubunun 4-1inin teff tohumları kapsamaktadır diyebiliriz. Şunu belirtmeliyimki etiyopya mutfağı zaruretten bu ürünü kullanmaktadır. Zira protein bakımından yetersiz beslenen halk bu yetersizliğin üstesinden bu tahılla gelmektedir diyebiriz. Bu durum yüksek besin öğelerini içeriyor oluşu hızlı pişirme süreci ve çok yönlü kullanımı TEFF tohumunu afrika kornelarından hollwooda kadar dünyada meşhur etmiştir diyebiliriz. Son birkaç yıldır büyük ilgi gören teff tohumu ilginçtir afrikada eksik beslenmeden zaruri olarak batıda ise diyet desteği olarak tüketilmektedir. 

Yapısı chia ve kinoa ya benzerlik arzetmektedir. Aslında her kıtanın kendine göre buğday haricinde süper bir gıdası var diyebiliriz. Tanelerin küçük oluşu pişirme sürecini oldukça kısaltmaktadır 1 çorba kaşığı teff günlük ihtayacımız bir çok vitamini ve aminoasit grubunu ihitava eder. Bundan dolayıdırki az yiyeyerek besin dengemizi koruyabilir ve düşük kalori ile yüksek enerji sağlayabiliriz. 

Afrikada ve Amerikada teffin en yaygın kullanım şekli ekmek olarak tüketilmesidir. Bunun haricinde diğer tahıl gevrekleri ile aynı şekilde de kullanılabilir. Etiyopyada teff ten injera ekmeği yapmaktadırlar. 
injera ekmeği bizim akıtma ekmeğimizi andırıyor

Yukarda gördüğünüz fotoğraf anadoluda cizlak ve akıtma olarak bilinen bir pankek türüne çok benziyor diyebilirsiniz lakin besleyiciliği çok daha yüksek bir ürün 


Etiyopya mutfağından dünyaya yayılan injera ekmeği neden bu kadar popüler TEFF tohumu nelere faydalı derseniz bu yazıyı daha dikkatli okumaya devam edin deriz.

TEFF TOHUMUN SAĞLIK AÇISINDAN FAYDALARI

Büyümeyi teşvik ediyor

8 Farklı aminoasitle birlikte lysine de içermekte olup büyüme ve glişme için gerekli bir çok şeyi ihtiva eder. vücudun proteine ihtiyacı vardır ve protein kaynakları hayvandal ve bitkisel olarak ikiye ayrılır en sağlıklı protein alımı bitkilerden alınan olup teff tohumunda yüksek oranda mevcuttur. 

ÇÖLYAK DESTEĞİ

Çölyak hastalığına muztadip insanların sayısı arttıkça gluten içermeyen gıdaların marketteki raf miktarıda doğru orantılı olarak artmaktadır. Galiba gluten içermeden normal buğday ekmeği formuna en yakın ürün teff unundan yapılandır diyebiliriz ve tüm tatlı çeşitleri içinde iyi bir kaynak olabilir. aynı zamanda süper bir gıda tüketmiş olursunuz. TEFF ile birlikte yapılan yemek tarifleri için bu siteyi ziyaret edin https://teffco.com/recipes/

Kemik sağlığına faydaları

Teff çok çeşitli mineraller ihtiva eder. Ama kalsiyum açısından gerçekten etkileyici bir yere sahiptir. 
Teff, pişmiş
Besin değeri 100 g (3.5 oz)
Enerji422 kJ (101 kcal)
19.86 g
Diyet lifi2.8 g
0,65 g
3,87 g
Vitaminlermiktar
% DV †
Tiamin (B 1 )
% 16
0.183 mg
Riboflavin (B 2 )
% 3
0,033 mg
Niasin (B 3 )
% 6
0.909 mg
B vitamini 6
% 7
0,097 mg
Folat (B 9 )
% 5
18 μg
Minerallermiktar
% DV †
Kalsiyum
% 5
49 mg
Demir
% 16
2,05 mg
Magnezyum
% 14
50 mg
Manganez
% 136
2.86 mg
Fosfor
% 17
120 mg
Potasyum
% 2
107 mg
Sodyum
% 1
8 mg
Çinko
% 12
1.11 mg
Diğer bileşenlerimiktar
Su74,93 g

USDA Veritabanı Girişine Bağla
 Yüzdeler, yetişkinler için ABD tavsiyelerikullanılarak kabaca yaklaşık olarak verilmiştir .
Yukarıdaki besin değerleri vikipediadan alınmış olup gıdanın neden bu kadar değerli olduğunun aşağı yukarı ispatıdır. Kalsiyum kemik gelişimi için çok önemli bir mineral olup hayvansal kaynaklardan alamayan veganlar için teff tohumu kurtarıcıdır diyebiliriz.. özellikle yaşlılık evresinde en sağlıklı kalsiyum kaynaklarından biri teff olarak karşımıza çıkmaktadır. 


Güçlü Bağışıklık Sistemi

TEFF taneleri mineral bakımından zengin olmasına rağmen, vitamin bakımından bu kadar zengin değildir. Özellikle c vitamini ve B komplex vitaminler içerir . Muhtemelen bildiğiniz gibi, C vitamini, bağışıklık sistemimizin önemli bir parçasıdır ve beyaz kan hücrelerinin üretimini ve aktivitesini uyarır. Bununla birlikte, C vitamini, aynı zamanda, yeni hücrelerin, kan damarlarının, organların ve kas dokusunun oluşturulması için gerekli olan kolajende de önemli bir bileşendir. Teff tanesinin yüksek protein içeriği ile birlikte, bu yararlı diyet lifinde bulunan C vitamini, genel sağlığınız üzerinde önemli bir etkiye sahip olabilir.

Artan Sirkülasyon

 Aslında, genellikle anemi hastası olan hastalar için teff önerilir Demir, kırmızı kan hücrelerimizde kilit bir unsurdur ve vücutta bir demir  eksikliği  olduğunda , zayıflık, baş dönmesi , kognitif bozukluk, kas krampları ve baş ağrıları sıklıkla görülür (bunlar aneminin belirtileridir). Dolaşımınızı hızlandırmak ve vücudunuzun önemli organ sistemlerine ve bölgelerine oksijenlenmesini arttırmak istiyorsanız, hemen diyetinize biraz teff tane veya injera ekmeği ekleyin!

Diyabet Kontrolü

Genellikle teff tahılının gözardı edilen faydalarından biri de diğer tahıl grupları gibi şekerinizi artırmıyor ve yönetilebilir aralıkta bırakıyor oluşudurİnsülinin kan dolaşımına salınımını yavaşlatmaya yardımcı olarak, teff, diyabet hastalarının dikkatli olmamanız halinde oluşabilecek tehlikeleri önlemesine yardımcı olabilir. Bu kısmen teff tanesinin lif içeriğinden kaynaklanmaktadır, ancak araştırma hala daha erken aşamalarda olmakla beraber genede tavsiye etmemek için elde bir neden gözükmüyor. 
teff tohumu ve tahıllardan yapılmış atırştırmalık kraker

Adet Sorunlarını Giderir

Teff tahılı, nesiller boyunca anti-inflamatuar ve menstrüel olarak yatıştırıcı bir ajan olarak bilinir, bu nedenle ağır adet akışından, şiddetli kramplardan veya rahatsız edici diğer fiziksel belirtilerine maruz kalmaya eğilimliyseniz, diyetinize teff katmak, şiddetin azaltılmasına yardımcı olabilir. Ve hayat konforunuzu artırır

Sindirim Sorunlarına fayda verir

Teff tanesi binlerce yıl boyunca müshil olarak veya en azından sindirim sürecini hızlandırmak için kullanılmıştır. Bu muhtemelen , tahıldaki diyet lifinin yüksek içeriğine  bağlı olup, bu da dışkıyı toplayabilir, peristaltik hareketi uyarır ve bağırsak hareketlerinizin düzenliliğini ve kalitesini arttırır. Diyet lifi aynı zamanda aşırı omega-6 yağ asitlerini ortadan kaldırarak vücuttaki kolesterol seviyelerini dengeleyebilir, ayrıca kabızlığı , şişmeyi, krampları ve daha ciddi gastrointestinal sorunları giderebilir .
taze hasat teff tohumu

Enerji Üretimini Destekler

Teff tanesinde yüksek konsantrasyonlarda bulunan bir başka mineral de, enerji üretimi, büyüme ve onarım, enzimatik reaksiyonlar, sinir sistemi fonksiyonu ve kırmızı kan hücresi oluşumu dahil olmak üzere vücudumuzda önemli rol oynayan bakırdır . Uygun bakır seviyeleri olmadan  , vücudumuzun sistemlerinin çoğu başarısız olmaya başlayacaktır, bu yüzden teff ile hayata bakır takviyesi eklemek asla kötü bir fikir değildir.

Sağlıklı kalp

Son olarak, teff tahılın  kalp sağlığı için çok yararlı olduğu gösterilmiştir . Düşük sodyum muhtevası, vücudun atardamar sağılığının karunmasında etkilidir ayrıca  araştırma çalışmalarında kan basıncını etkili bir şekilde azalttığını göstermektedir. Bu, kalp krizi veya felç geçirme olasılığınızı azaltabilir ve kardiyovasküler sisteminizdeki genel yükü azaltabilir.
Son Uyarı Sözü
Teff tanesinin bilinen herhangi bir alerjenik yapısı yoktur ve herhangi bir etkisi bildirilmemiştir. Bu arada okuyucularımıza önemli bir uyaraı teff tohumunun çayları veya endüstriyel ürünleri ile hiç bir alakamız yok lütfen teff çayı alıp sorularınızı bize sormayın. Teff ile alakalı kendi dükkanımızda tohumun kendisini ve öğütüp un halini satıyoruz isteyenlere paketi 10 günlük kullanım için uygun miktarda olan işlenmemiş versiyonlarını gönderebiliriz bununla alakalı sorularınız olursa sağ alt köşedeki whatsapp doğrudan iletişim ikonumuza tıklayabilirsiniz sağlıcakla kalın

ivythemes

{facebook#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL} {twitter#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL} {google-plus#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL} {pinterest#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL} {youtube#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL} {instagram#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget