Latest Post

Pankreas Hormanları

Prof.Dr. Arif SARSILMAZ 
Organların büyüklüğü ile gördükleri fonksiyonun ehemmiyeti arasında doğrudan bir münasebet görülmez. Oldukça küçük olan bir hipofiz bezi hayatî birçok hormonun kaynağı olduğu gibi, küçük bir et parçası görünümündeki (100-150 gr) pankreas da hayatî hormonlar salgılar. Hormonlar, pankreasın içine gömülmüş adacık şeklindeki küçük hücre topluluklarından (Langerhans adacıkları) salgılanır. Koskoca bir vücudun şeker metabolizmasının kontrolünden mesul bu hücre adacıklarının toplam ağırlığı 2–5 gram kadardır; bu da pankreasın yaklaşık % 2'sine tekabül eder. Çapları 100–500 µm arasında olan bu adacıklardan pankreasa 1–2 milyon kadar yerleştirilmiştir. Yeni doğmuş bebeklerde ise. bu adacıkların sayısı 200.000 civarındadır. Her bir adacıkta 3.000 kadar hücre bulunur. Bu hücrelerin mitoz bölünme ile kendilerini yenilemesi diğer birçok organa göre yavaştır. Ancak 30.000 hücreden birisi bölünme hâlinde görülebilir.
Pankreasın iç salgı bezi olarak salgıladığı dört hormon bilinmektedir. Bunlardan meşhur olan insülin ve glukagon, organizmanın şeker metabolizmasında önemli bir tesire sahiptir. Daha az bilinen diğer iki hormon ise, somatostatin ve pankreatik polipeptiddir. 

Canlıların hayatlarını idame ettirebilmeleri için, vücudun her hücresinde enerji kullanılır. Enerji kullanılmadan hiçbir faaliyet yerine getirilemez. Sözkonusu enerjinin temel kaynağı glikozdur (basit şeker). Canlılara rızık olarak verilen gıdaların asıl hikmeti, bu şekerin tedarik edilip hücrelerin hizmetine sunulmasıdır. Kudreti ve Rahmeti Sonsuz'un insan ve hayvanlara verdiği sindirim sisteminin ana fonksiyonu, gıdalardaki glikozu açığa çıkararak hücrelerin hizmetine sunmaktır. Fakat bu glikozun her dâim kesintisiz şekilde hücrelere sunulması; kandaki seviyesinin belli dengeler içinde tutulması, harcandığı nispette depolardan çekilerek hızlı şekilde kana, kandan da çalışan hücrelere verilmesi gibi çok mükemmel süreçlerin bütün bir hayat boyu hiç aksamadan yürütülmesi ile mümkün olabilir. Bu metabolik süreçlerde vazifelendirilen biyokimyevî yapılardaki mu'cizevî hassasiyetin ve her ân geri bildirim mekanizmasıyla kan şekeri seviyesinin korunmasında vazifelendirilmiş hormonların başında insülin ve glikoz gelir. İnsülin kan şekeri konsantrasyonunu düşürücü tesir gösterirken, glukagon yükseltme yönünde bir fonksiyona sahiptir.

Langerhans adacıklarındaki hücrelerin % 60'ını teşkil eden β (beta) hücrelerinden salgılanan ve molekül ağırlığı 5734 olan insülin, 51 aminoasitin hususi bir şifreyle dizilmesiyle sentezlenir. Normal ergin bir insanın günlük insülin ihtiyacı 2 mg kadardır. Gıdanın alınmasından 8–10 dakika sonra kandaki insülin seviyesi artmaya başlar. 30–45 dakika sonra en yüksek seviyeye ulaşır ve daha sonra da düşmeye başlar. 90–120 dakika sonra ise normale döner. Bu durumda insülin salınmasının iki safhada cereyan ettiği söylenebilir. İlk dönemde depolanmış insülin salınır, ikinci safhada ise yeni insülin yapılıp salınır. Acil ihtiyaç durumlarında kullanılmak üzere 10–12 mg kadar insülin her ân kana verilecek şekilde pankreasta bulundurulur; bu miktar, bir haftalık ihtiyacı karşılayacak mahiyettedir. Gıda alımı olmadan da insülin salgısı belli bir seviyede devam eder. Böylece kandaki insülin yoğunluğu belli bir seviyede tutulur. Açlık hormonu olan insülin iştahı artırır ve yağ depolanmasını sağlar. İnsülinin kandaki yarılanma ömrü 20–30 dakikadır. Yemeklerden sonra kanda glikoz yoğunluğu arttığı zaman, insülin salınması uyarılır ve glikozun beyin, ince bağırsak ve kırmızı kan hücreleri dışındaki bütün hücrelere girişi hızlandırılır. Buna rağmen, glikozun kandaki miktarının yüksek olduğu durumlarda karaciğere taşınıp burada glikojen şeklinde depo edilmesi sağlanır. Glisemik indeksi yüksek gıdalar yenildiğinde insülin aşırı salgılanır. İnsülin yüksek olduğunda kilo vermek zorlaşır. İnsülin hormonu karaciğer ve böbreklerde insülinaz enzimi ile yıkılır. 

En güçlü insülin uyarıcısı glikozdur. Başlangıçta insülin fazla salınır; ancak şeker alınmaya devam edildiğinde insülin salgısı azalmaya başlar. 24 saatten fazla devam eden kan şekeri yüksekliği beta hücrelerini glikoza karşı duyarsızlaştırır. Fakat diğer uyaranlara karşı hassasiyet devam eder. İnsülin salgılanmasını artıran diğer maddeler şunlardır: yağ asitleri; mannoz, lösin ve arginin gibi aminoasitler; bağırsaktan salgılanan sekretin ve gastrin hormonları ve diğer bazı hormonlar. Ayrıca vagus siniri yoluyla da insülin salınımı uyarılır. Somatostatinler, leptin hormonu, bazı sinir uyarıları ve ilâçlar insülin salınımını azaltır. 

İnsülin; karaciğer, kas ve yağ dokularındaki hücrelerin zarlarındaki özel insülin reseptörlerine bağlanarak faaliyetini yürütür. Glikojen yapımını ve depolanmasını artırır, yıkımını azaltır. Protein ve trigliserit (yağ) yapımını artırır. Kas dokusunda aminoasitlerin hücre içine alınmasını ve yapımını artırır. Glikojen sentezini, potasyum alımını ve keton kullanımını artırır. İnsülin salgısı yetersiz kaldığında glikozun hücrelere taşınamaması, glikojen şeklinde depolanamaması sebebi ile kanda şeker konsantrasyonu normalin üstüne çıkar. Bu duruma hiperglisemi denmektedir. Kan şekeri normal olarak 70–100 mg/dl arasında olmalıdır. 120 mg/dl'nin üzerine yükselirse hiperglisemi başlamış demektir. 180 mg/dl'nin üzerine çıktığında böbreklerden idrara glikoz geçmeye başlar ki, bu durumdaki kişi artık şeker hastası (diabetes mellitus) olmuştur. Kandaki şekerin 45 ml/dl'nin altına düşmesine hipoglisemi (kan şekerinin normalden düşük olması) denir. Bu durumda hâlsizlik, kaslarda titreme ve soğuk terleme baş gösterir. Kandaki şeker 35mg/dl'nin altına düştüğünde (hipoglisemik şok) titremeler artar ve bayılma meydana gelir. Bu durumdaki kişi, acil glikoz verilmezse ölebilir.

Şeker hastalığında hücrelerin dışındaki bölgede fazla miktarda glikoz bulunmasına rağmen, hücreler bu glikozu kullanamazlar ve dolayısıyla varlık içinde yokluk çekerler. İnsülin şeker metabolizmasına ilâveten yağ metabolizmasına da tesir eder. Aminoasitlerden ve yağ asitlerinden şeker yapımını (glikoneogenez) önler. Yağ dokusunda lipoprotein lipaz enzimini uyarır ve yağ alınmasını artırır, yağ parçalayıcı enzim lipazın tesirini önler. Böylece yağ dokusunda trigliserid depolanmasını artırır. İnsülin yetersizliğinde yağların yıkımı artar. Bu yüzden şişman insanlar, şeker hastalığı olduğunda yağlarının hızlı şekilde yıkılması sebebiyle zayıflarlar. Toplumda şeker hastalığı % 5–6 civarındadır. Şeker hastalıklarının % 10 çocuklukta (tip–1), % 90'ı da ergenlik ve yaşlılıkta (tip–2) ortaya çıkar.

29 aminoasitten yapılmış olan glukagon hormonunun molekül ağırlığı 3485'tir. Pankreasın hormon salgılayan hücre adacıklarının % 25'ini teşkil eden α (alfa) hücrelerinden salgılanan glukagon, insülinin aksine kan şekerini yükseltici tesire sahiptir. Açlıkta kan plâzmasındaki seviyesi 75 pg/ml'dir. Kandaki yarılanma ömrü 3–6 dakikadır. Karaciğerde glikojen şeklinde depo edilmiş olan glikozun serbestleşerek kana geçişini kolaylaştırır. Karaciğer ve böbreklerde yıkılır. Aminoasitlerden ve yağ asitlerinden şeker yapımını (glikoneogenezi) artırır. Glukagon yetersizliğinde hipoglisemi, aşırı salgılanmasında ise hiperglisemi gelişir. Kâinatı çok çeşitli dengeler içinde yaratan Kudreti Sonsuz, atomun bünyesinde artı (+) yüklü protonu eksi (–) yüklü elektronla, maddeyi antimadde ile, dağları denizlerle, sıcağı soğukla dengelemiştir. Canlı vücutlarının belli sınırlar içinde her ân değişen dinamik metabolizma sistemleri de aşırılıklardan korunmak için genellikle iki farklı unsurla dengelenmiştir. Herhangi bir organ veya dokunun faaliyetini artıran, hızlandıran bir tesir yaratılmışsa, muhakkak bunu azaltarak ve yavaşlatarak sınırlayan diğer bir unsur da aynı bünyeye yerleştirilmiştir. İnsülin ile glukagon da böyle dengeleyici iki hormondur. Bir terazinin iki kefesinin dengede tutulması gibi kandaki şeker (glikoz) yoğunluğu da, çok hassas ve kompleks bir kontrol mekanizmasıyla insülin ve glukagon hormonlarının birbirlerine bağımlı kılınacak şekilde salınmalarıyla kontrol edilir. 

Pankreasta salgı yapan hücre adacıklarının % 15'ini teşkil eden bir hücre topluluğu da, somatostatinler olarak bilinen bir grup hormonu salgılayan Δ (delta) hücreleridir. Kan plâzmasındaki seviyeleri 80 pg/ml'den daha az, yarı ömürleri de 2–3 dakika olan somatostatinlerdeki aminoasit sayısı 14 ve 28'dir. Bu hormon, pankreasın vücutta insülin ve glukagon hormonlarının salgılanmasını kontrol etmesine yardımcı olur. Midenin boşalmasını geciktirir; mide asidi yapımını ve bağırsak duvarından salınan gastrin hormonu salgılanmasını önler. Pankreasın dış salgı bezi olarak ürettiği sindirim enzimleri salgısını azaltır, organlara giden kan akımının azaltılmasında iş görür. Vücudun diğer dokularında da bulunabilen bu hormonun, oralarda farklı fonksiyonlar gördüğü düşünülmektedir.

Eser miktarda salgılanan pankreatik polipeptidin yaratılış hikmeti, henüz tam olarak bilinmemektedir. Ancak diğer hormonlarda gördüğümüz gibi bunun da mutlaka hikmetli bir fonksiyonu vardır. Zîrâ insan vücudu gibi süperkompleks bir sistemin incelediğimiz her parçası hikmet, ölçü, plân, âhenk ve mükemmellikle donatıldığına göre, şu ân hikmetini henüz anlayamadığımız bazı hormonların da birçok güzellik barındırdığını tahmin edebiliriz.

Efedra doğal olarak meydana gelen bir bitkidir.Ana etken maddesi efedrin aynı zamanda bir ilaç olarakta sentezlenebilir.Bu psödoefedrin gibi sentetik efedrin bileşikleri, yaygın over-the-counter soğuk algınlığı ilaçlarında kullanılır ve bir ilaç olarak düzenlenmiştir. Bu bitki kendisinden elde edilen efedrin alkaloidleri düzenlenmesine benzemez. Bu düzenleme diyet takviyeleri olarak düzenlenmiştir.


Bu bitki şuan dünyanın birçok ülkesinde çok yaygın olarak kullanılmaktadır. Mayıs 2004 e kadarda Amerikada çok yaygın olarak enerji verici iştah kesici ve diyet düzenleyici olarak hem reçeteli hem reçetesiz versiyonları kullanılmıştır. Kilo kaybettirdiğine dair bir çok bilmsel kanıt bulunmaktadır Lakin enerji verdiğini spor yapanlarda kas miktarını artırdığına dair çalışmalar sonuçsuz kalmış ve bilimsel bir teze oturtulmamıştır..

Efedra bitkisi


Bitki Açıklama:

Ephedra Pakistan, Çin ve kuzeybatı Hindistan'a özgü bir çalıdır. Bazı efedra türleri Güneybatı çölde büyür. Efedra bitkisi ortalama, 1m yükseklikte  gövdeye sahiptir lakin 4 metreye kadar uzayabilir, ve bir yıllık yaprak dökmeyen bir bitkidir. Neredeyse yapraksız olan bu bitki ince, silindirik, sarı-yeşil dalları ve yeraltı kökleri vardır. Ağustos ayında, çiçekleri çileğe  benzeyen zehirli, etli, kırmızı koni tarzındadır . Üç efedra türü varıdır - efedra Sinica, efedra equisetina ve efedra intermedia - toplu olarak Çince adı ma huang olarak bilinmektedir.

Parçalar:

Genç gövde ve branchlets tıbbi hazırlıkları için kullanılan parçalardır.

Tıbbi Kullanım ve Endikasyonları:

Efedra esas olarak aşağıdaki hastalıkları tedavi etmek için kullanılır:
  • Astım
  • Öksürük
  • Bronşit
  • Alerjik rinit
  • Sinüzit
  • Burun tıkanıklığı

Bu bitki Uzun süreli kullanımlarda bağımlığa yol açabilir, çünkü efedra sadece kısa süreli olarak kullanılmalıdır. Efedra kullanımı sadece eğitilmiş uzman rehberliği ve gözetimi altında yapılmalıdır. Ephedra öğün aralarında alınmalıdır.
Pediatrik
Amerikan Botanik Konseyi 18 yaşın altındaki herkes sıkı tıbbi gözetim olmadan efedra kullanmaması gerektiğini duyurmştur
Yetişkin
Toplam efedrin alkaloid 30 mg - Almanyadaki E komisyonu tarafından 1991 yılında açıklanan dozaj miktarıdır.
100 gr efedra bitkisinde 30 mg efedrin alkaloidi vardır

Önlemler:

Bitkiler bir çok diğer bitki veya ilaçlar ile etkileşime girebilir aktif maddeler içerir. Bu nedenlerle, sadece botanik tıp alanında bilgili bir sağlık kuruluşu gözetiminde otlar almalıdır.

Efedra, huzursuzluk, huzursuzluk, anksiyete, uykusuzluk, baş ağrısı, bulantı, kusma ve idrar sorunları gibi yan etkilere sebebiyet verebilir 
yüksek tansiyon veya depresyon ilaçları, ve hamile veya emziren kadınlar efedra kullanmamalıdır

Olası Etkileşimler:


  • Amfetamin ve amfetamin türevleri - Amfetamin ve amfetamin türevleri (örneğin Dekstroamfetamin gibi, bazen dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu ve narkolepsi için kullanılan) efedra ile kullanılmamalıdır. Ephedra gibi artmış kalp hızı ve kan basıncı gibi vücuda amfetamin artan etkilere neden olabilir.
  • Antidepresanlar - Ephedra yani antidepresanlar, trisiklik sınıfı (örneğin, klomipramin, desipramin, doksepin, imipramin ve nortriptilin gibi) ve monoamin oksidaz inhibitörleri (MAOI, fenelzin ve trancylcypromine dahil) olanlar ile etkileşime girebilir.
  • Aspirin ve kan inceltici ilaçlar - Ephedra aspirin veya diğer kan inceltici ilaçlar gibi, hassas kişilerde kanama artabilir.
  • Tansiyon ilaçları - Ephedra kan basıncı özellikle klonidin, ilaçlar düşürücü ile etkileşime girebilir.
  • Kafein ve guarana (bir kafein içeren bitki)
  • Narkotik - Ephedra gibi morfin ve kodein gibi ağrı, reçete uyuşturucu ile etkileşime girebilir; kodein da öksürük için reçete olabilir.
  • Teofilin - Ephedra teofilin (astım için kullanılan) ile etkileşime girebilir.

Araştırma Destekleme

. Auerbach Auerbach: Wilderness Tıp, 5. ed Philadelphia, PA:. Mosby Elsevier, A.Ş. 2007.
Ang-Lee MK, Moss J, Yuan CS. Bitkisel ilaçlar ve perioperatif bakım [yorum]. JAMA. 2001, 286 (2) :208-216.
Blanck HM, Han LK, Serdula MK. Bir çok eyaletli anket sonuçları JAMA: reçetesiz kilo kaybı ürünleri kullanın.. 2001, 286:930-935.
Blumenthal M, Goldberg A, Brinckmann J. Bitkisel Tıp: Genişletilmiş Komisyon E Monografları. Boston: Bütünleyici Tıp İletişim; 2000:111-117.
Boozer CN, Nasır JA, Hemsfield SB, Wang V, Chen G, Solomon JL. Kilo kaybı için Ma Huang-Guarana içeren bitkisel: randomize, çift-kör bir çalışma Int J Obes.. 2001, 25 (3) :316-324.
Bucci LR. Seçilen bitkiler ve insan egzersiz performansı. J Clin Nutr Am. 2000, 72 (2): 624S-636S.
Cohen PA, bitkisel takviyeleri Ernst E. Güvenlik: kardiyologlar için bir rehber Cardiovasc Orada.. 2010, 28 (4) :246-53.
Sorumlu Beslenme Konseyi. Cantox Sağlık Bilimleri Uluslararası Güvenlik Değerlendirme ve Ephedra için tolere edilebilir üst limit belirlenmesi. 25 Ekim 2001 tarihinde erişildi.
Federal Register. Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bölümü. Gıda ve İlaç Dairesi. Efedrin alkaloidler içeren besin takviyeleri. 3 Nisan 2000; 65 (64) :17509-17512.
Gıda ve İlaç Dairesi. Tüketici Uyarı: FDA efedra içeren besin takviyeleri düzenlenmesi yasaklayan satış planları ve bu ürünleri kullanarak durdurmak için tüketicilere tavsiye. 30 Aralık 2003. May 5, 2004 tarihinde erişildi.
Gurley BJ, Gardner SF, Hubbard MA. Efedra içeren besin takviyeleri İçerik karşı etiket iddiaları [yorumlara bakınız]. J Sağlık Sist Ecz Am. 2000; 57 (10) :963-969.
.. - 966:;: Hallas J, Bjerrum L, Stovring H, Andersen M. bir reçete efedrin / kafein kombinasyonunun Kullanımı ve ciddi kardiyovasküler olay riskini 168 (8) bir kayıt defteri tabanlı vaka çapraz bir çalışma J Epidemiol 2.008 Am 73.
Haller CA ve Benowitz NL. Olumsuz kardiyovasküler ve merkezi sinir sistemi olayları efedra alkaloidler. NEJM içeren besin takviyeleri ile ilgili. 2000; 343:1833-1838.
Kanada Sağlık. Danışma içeren ürünler Ephedra veya efedrin kullanmamayı. 14 Haziran 2001. 10/25/01 tarihinde erişildi.
Lee MR. Ephedra tarihi (ma-huang). JR Coll Doktorlar Edinb. 2011; 41 (1) :78-84.
. Miller Miller Anestezi, 7. ed Philadelphia, PA:. Churchill Livingstone, Elsevier Inc 2.009.
Miller SC. Efedra Psikiyatrik etkiler:. Bağımlılığı J Psikiyatri Am. Kas 2005; 162 (11): 2.198.
Yanlış ve ilgili politikasının tarihi bir yorum: palamar J. ABD'de düzenleme nasıl efedrin kaçtı. [İnceleme]. Sağlık Politikası. 2011; 99 (1) :1-9.
Seamon MJ, Clauson'a KA. Ephedra: dün, DSHEA ve yarın - Besin Desteği Sağlık ve 1994 Eğitim Kanunu bir on yıllık bir perspektifle J Herb Pharmacother.. 2005, 5 (3) :67-86.
Vahedi K Domigo V Amarenco P Bousser mg'dır. Mahuang özü ve vücut geliştirme için kreatin monohidrat tüketilen sporcu olarak İskemik inme. J Neurol Neurosurg Psikiyatri. 2000; 68 (1) :112-113.
Bir sistem biyolojisi açısından rehberliğinde Çin bitkisel ilaçların Wang J, van der Heijden R, Spruit S, Hankermeier T, Chan K, van der Greef J, Xu G, Wang M. Kalite ve güvenlik. J Ethnopharmacol. 2009; 126 (1) :31-41.
Woolf AD, Watson WA, Smolinske S, Litovitz T. efedra için toksik reaksiyonların şiddeti: 1993-2002 diğer bitkisel ürünler ve ulusal trendlere karşılaştırmalar Clin Toxicol (Phila).. 2005, 43 (5) :347-55.

Kırmızı biber.

Dünyada en az 9000 yıldır gıda ilaç ve baharat olarak tüketilmektedir. Anadolu insanı özellikle doğusunda yetişen ve üretilen bu baharatın en iyi mudavimlerindendir. Dünyada ise özellikle italya ve meksikada çok yoğun kullanılan bir bitkidir. Bu biber türünün geleneksil çin ve hint tıbbında mide rahatsızlıkları iştahsızlık ve dolaşım problemlerine fayda verdiği düşünülmektedir.

Bu gün ise dünyada biberin içindeki etken madde olan kapsaisinden merhemler yapılmakta egzama sedef zona ve agrı proplemlerinde yaygın olarak kullanılmaktadır.

Ağrı kesici
Deriye uygulandığında kapsaisin çok güçlü bir ağrı gidericidir. Ağrıyan bölgeden beynimize giden ağrı sinyallerini azaltır ve insanlar kendini daha rahat hisseder. Kapsaisin genellikle aşağıdaki rahatsızlıklar için kulllanılur.
  • Osteoartrit ve romatoid artrit gibi fibromiyalji veya diğer nedenlerden veya eklem ve kas ağrısı
  • Cilt kabarcıkları  zona ve diğer ağrılı cilt hastalıkları (postherpetik nevralji) gelen sinir ağrısı. 
  • Böyle bir mastektomi (meme kanseri için meme kaldırma) veya amputasyon olarak ameliyat sonrası ağrı,
  • Diyabetik periferik nöropati adı verilen diyabet ayak veya bacaklarda sinir hasarı, ağrı. 
  • Bel ağrısı. Çeşitli çalışmalar kapsaisin krem ​​bel ağrısı azaltabildiğini göstermektedir.
Sedef hastalığı
Uzun ömürlü cilt hastalıklarında kaşıntı ve iltihabı azaltır

Kilo verme
Dünyada yapılan bir çok araştırmada kapsaisinin kilo kaybına sebebiyet verdiği görülmüştür

Akademik bilgi
Kapsaisin (8-methyl-N-vanillyl-6-nonenamide)((CH3)2CHCH=CH(CH2)4CONHCH2C6H3-4-(OH)-3-(OCH3)), acı biberin acı olmasını sağlayan maddedir.
İnsan dilinde bulunan kapsaisin reseptörleri (alıgılıyıcıları), bu maddeden etkilenerek acı veya sıcak hissine neden olur. Kuşlar ve yılanlar gibi bazı hayvanlarda bu algılayıcılar olmadığından acıyı hissetmezler.
Haricen kullanılan bir analjeziktir. Capsicum sp.nin olgun kuru meyvelerinde bulunan bir etkin maddedir. Acı kırmızı bibere keskin yakıcı tadı veren asıl maddedir. Genellikle artrit, kas ve eklem ağrılarının semptomatik tedavisinde kullanılır. Capsicum annuum ve Capsicum frutescens; tropikal bölgelerde yetişir, dünyada yaygın kültürü yapılır.
Türkiye'de Kahramanmaraş, Kayseri, Bursa'da yaygın bulunur. Cilde topikal olarak uygulanır, etkisi uygulandıktan sonra 4-6 saat içerinde meydana gelir. Küçük çocuklara uygulanmamalı, tahriş olmuş ciltlerde kullanılmamalıdır.

Önlemler:

Otlar kullanımı vücudun güçlendirilmesi ve hastalığı tedavi için bir zaman onur yaklaşımdır. Otlar, ancak yan etkileri tetikleyebilir ve diğer otlar, ek veya ilaçlar ile etkileşime girebilir. Bu nedenlerle, bir sağlık kuruluşu gözetiminde, dikkatle otlar almalıdır.
Cayenne suda kolayca çözülür değil, bu nedenle 'zor yıkayın. Cilde kurtulmak için sirke kullanın. Kapsaisin krem ​​ciltte yanma hissi, bir kaşıntı neden olabilir, ancak bu belirtiler çabuk gitmek eğilimindedir. Uzun kullanmadan önce cildin küçük bir alanda test edin kapsaisin krem. Bu tahriş olmasına neden olur veya belirtiler 2 sonra geliştirmek yoksa eğer - 4 hafta, kullanmayı bırakın.
Bir ısıtma yastığı ile kapsaisin kullanmayın ve sıcak duş önce veya hemen sonra kapsaisin krem ​​geçerli değildir. Kapsaisin kullandıktan sonra, ellerinizi yıkayın ve gözlerinize dokunmaktan kaçının. Eğer çocuk etrafında acı kullanıyorsanız, bunlar acı dokunduktan sonra ellerini iyice yıkayın ve gözlerini ya da burun dokunmayın emin olun.
Kapsaisin kapsül mide tahrişe neden olabilir. Ülser veya mide ekşimesi olan kişiler kapsaisin kullanmadan önce sağlık kuruluşu konuşmak gerekir. Çok fazla kapsaisin yemek mide ağrısı neden olabilir.
Lateks, muz, kivi, kestane, ve avokado alerjisi olan kişiler de acı bir alerji olabilir.
Gıda yeme acı gebelikte güvenli olarak kabul edilir, ama hamile kadınlar ek olarak acı almamalıdır. Cayenne anne sütüne geçiş yapar, bu nedenle emziren anneler bir baharat ve ek olarak hem acı kaçınmalısınız.

Olası Etkileşimler:

Şu anda aşağıdaki ilaçlardan herhangi biri ile tedavi ediliyor ise, ilk olarak sağlık kuruluşu konuşmadan acı hazırlıkları kullanmamalısınız.
ACE inhibitörleri - kapsaisin krem kullanarak öksürük, ACE inhibitörlerinin yan etkilerinden biri yakalanma riskini artırabilir. Bu ilaçlar, yüksek kan basıncını tedavi etmek için kullanılır. ACE inhibitörleri almak İnsanlar acı almadan önce doktorunuzla konuşmalısınız. ACE inhibitörleri şunlardır:
  • Kaptopril (Capoten)
  • Elaropril (Vasotec)
  • Fosinopril (MONOPRIL)
  • Lisinopril (Zestril)
Mide asit düşürücüler - Kapsaisin bu ilaçların daha az etkili hale mide asidi bir artışa neden olabilir. Bu ilaçlar, aşağıdakileri içerir:
  • Simetidin (Tagamet)
  • Esomeprazol (Nexium)
  • Famotidin (Pepcid)
  • Omeprazol (Prilosec)
  • Ranitidin (Zantac)
  • Bu Maalox, Rolaids, Tums gibi over-the-counter ilaçlar
  • Tagamet, Pepcid, Zantac ve Prilosec bir reçetesiz sürümleri.
Aspirin - Kapsaisin bir ağrı kesici olarak aspirin daha az etkili hale getirebilir. Ayrıca aspirin ile ilişkili kanama riskini artırabilir.
Kan inceltici ilaçlar ve otlar - Kapsaisin, warfarin (Coumadin) ve bu ginkgo, zencefil, ginseng ve sarımsak gibi otlar gibi bazı kan inceltici ilaçlar ile ilişkili kanama riskini artırabilir.
Düşük kan şekeri veya hipoglisemi riskini artırdığı Kapsaisin düşük kan şekeri, - Diyabet için ilaçlar. Eğer şeker hastalığı varsa kapsaisin kullanmadan önce doktorunuza danışın.
Teofilin - acı düzenli kullanımı çok fazla teofilin, astım tedavisinde kullanılan bir ilaç emmek için vücudunuzun neden olabilir. Bu tehlikeli olabilir.

ivythemes

{facebook#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL} {twitter#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL} {google-plus#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL} {pinterest#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL} {youtube#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL} {instagram#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget