Search Result For "kabızlık"

Kilo verirken nelere dikkat edilmelidir ?

Genel olarak kilolu olsun ya da olmasın insanların büyük bir kısmı yanlış besleniyor. Bir kişi fazla kiloya sahipse bir takım hatalarla yaşıyor demektir. En büyük hata ise öğünlerdeki düzensizlik ve öğün atlama.
Sadece bu sorunun çözülmesi özellikle 10 kilo ve üstü fazlalığa sahip olan kişilerde kesin çözümdür. Ancak bu kişilerin yaptığı öğünlerin düzenini dikkate almadan kalori hesabı yapmaktır. Kısa vadede bazı sonuçlar alınsa da, uzun vadede özellikle kilonun korunmasında hiçbir işe yaramaz.
- İkinci dikkat edilmesi gereken konu ise günlük diyeti oluşturanların, yani besinlerimizin diyetetik olması. Bu konuya kilo sorunu olsun ya da olmasın genel sağlığına dikkat eden herkesin dikkat etmesi gerekir. Büyüme çağındaki bir çocuk da, 80 yaşındaki bir yaşlı da sağlıklı beslenmelidir.

Diyetetik besinler ;

· Az yağlı süt ve süt ürünleri, az yağlı peynir, az yağlı et, balık ve tavuk olmalıdır.
· Vitamin ve mineral gereksinimini karşılayan sebze ve meyveler yer almalıdır. Bu besinler posa içerdikleri için de önemlidirler.
· Başta kurubaklagiller olmak üzere, tüm tahıllar ve kepekli ekmek, karbonhidrat gereksiniminin karşılanması için önemlidir.
- Üçüncü olarak ve bir diyetin başarısını belirleyen en önemli faktör de su tüketimidir. Çay, kahve ve diğer sıvılar dışında günde en az 8-10 bardak su içilmelidir. İnsanların önemli bir kısmı günde 1-3 bardak su içmektedir. Bu insanlar yıllardan beri bu kadar az miktarda su içtiklerinden, su içme alışkanlıkları olmamaktadır.
Dünyanın en iyi diyetini de yapıyor olsanız eğer su içmezseniz o diyetin başarısını baltalamış olursunuz. Gün boyunca ne kadar su içildiği bilinmelidir. İlk hafta 3-5 bardak su içilmeli, 2. hafta 5-8 bardağa çıkarılmalı ve 1 ay sonra 8-10 bardağa ulaşılmalıdır.
İlk zamanlar biraz zor olsa da 2-4 ay sonra susama hissi gelişecek ve istenerek su içilecektir. - “Konstipasyon (kabızlık sorununuz var mı?” sorusuna “Hayır, yok” yanıtını aldığınızda bu sefer “Ne kadar sıklıkla büyük tuvaletinizi yaparsınız?” sorusunu takiben “2-3 günde bir” yanıtını alırsınız.
Kilolu insanların büyük bir kısmında bu şekilde bir diyalog geçmekte. Bu kişilerin ciddi bir kabızlık (konstipasyon) sorunu olduğu halde, daha büyük bir sorun kişilerin bunu farketmemeleridir. Rahatsızlık duyarak farkında olanlar ise, belki de daha şanslılar.

Konstipasyon (kabızlık) sorunu;

· Sebze, salata, spor ve bol su içilerek düzeltilmelidir.
· Sağlıklı bir insan günde bir kere büyük tuvaletine çıkmalıdır. Düzenli bioritme sahip olan bir kişinin sabah uyanış saatleri nasıl belirgin ise büyük tuvaletine gidiş saatleri de belirgin olmalıdır.
İnsanların %80’i sabah saatlerinde bu ihtiyaçlarını giderirler. Kilo verme süreci içerisinde düzenli bir tuvalet alışkanlığının oturtulması gerekmektedir. Eğer konstipasyon sorunu varsa, kişi ya kilo alıyor yada kilo veremiyordur. Mutlaka takip edilmelidir.
· Fiziksel aktivite arttırılmalıdır. Yürüyüş veya karın egzersizleri önerilir.
- Tartı bir evde olması gereken en önemli ev aletlerinin başında gelmelidir. Tv ya da çamaşır makinenizi alırken gösterdiğiniz seçiciliği tartı alırken de göstermelisiniz. Onun size her zaman rehberlik edeceğini unutmamalısınız.

Hedef:
yağ dokusunun kaybı Rejim yaparken esas amaç yağ dokusunu kaybetmektir. 15 gün aç kalarak, ya da çok az beslenerek 7 kilo vermek mümkün. Ama bu 7 kilonun sadece 3’ü yağ dokusundan, geri kalan 2’si protein dokusundan gelir. İşte bu 2 kiloluk protein kaybı vücudun genel sağlığına çok zarar verir. Üstelik tekrar kilo alsanız bile, kaybedilen proteini yerine koyamazsınız, onun yerine yağ dokusunu kazanırsınız.
Kaybedilen protein yüzünden de bir çok hastalığa zemin hazırlamış olursunuz. Hastalıklarınız uzun ve ağır seyreder, sinirli ve huzursuz bir ruh hali gelişir. Ülkemizde, özellikle kadınlarda anemi (kansızlık) oranı yüksek.
Hiçbir zaman kilo verirken bir başkasıyla ya da kendinizle yarışmayın. İlk ayda 3-6 kilo kaybedilebilir, ikinci ayın içinde 2-4 kilo, üçüncü aydan sonra ayda 1-3 kilo kaybedilir ve daha sonraki aylar bu şekilde devam eder.
Eğer haftada 3 kere 1’er saatlik orta düzeyde egzersiz yapabilirseniz haftada 250g. daha fazla verebilirsiniz. İdeali 1. aydan sonra haftada 500 g. vermektir. Nelerle karşılaşırsanız? Haftada x kilosunu vermek başarının göstergesi değildir.
Gerçek başarı 1 ay, 3 ay hatta 6 ay sonra hala kilo verebiliyor musunuz? Verdiğiniz kiloları koruyabiliyor musunuz? Başarının kriterleri bunlardır.
Bunu sağlamak için dengeli ve düzenli beslenmeyi ideal bir yaşam tarzı olarak benimsemeniz gerekmektedir. Kendi ortamınızda beslenerek, belki de çevre şartlarınızı zorlayarak, çevrenizde diyet yaptığınızı bilen kişilerin ısrarlarına karşı koyarak, belki de diyette olduğunuzu gizleyerek bu sorununuzun üstesinden gelmelisiniz.
Ayrıca kadınların kilosu regl öncesi dönemde 0.5-1.5 kilo artmaktadır. Bu artış yağ birikiminden çok, su toplanmasından kaynaklanmaktadır. Kilo artışı ne kadar fazla olursa ödem, yorgunluk hissi ve psikolojik rahatsızlıklar(sıkıntı, huzursuzluk vs.) o kadar fazla hissedilir. Dengeli ve düzenli beslenme bu tip şikayetleri de azaltacaktır. Bu dönemde tuzdan uzak beslenmeli, bol su içilmelidir(her zamankinden 2-4 bardak fazla)

Hamilelikte nasıl beslenmeli? Nelere dikkat edilmeli?
Opt. Dr. Ayşe Uyar, Doç. Dr. Serpil Bozk
Gebelik, anne adayı olmak, eşine ve kendine benzer bir canlıyı vücutta taşımak çok özel ve sorumluluk isteyen bir süreçtir.

Bebeğin büyümesi, sağlıklı olması, ruhsal, fiziksel, zihinsel yönden iyi gelişmesi annenin sağlığı ve beslenmesi ile doğru orantılıdır.

Annenin gebelik öncesi fiziksel gelişimini tamamlamış olması, besin depolarının yeterli olması ve doğum yaşı, hem bebeğin hem de annenin sağlığını koruyacak en önemli etkenlerdir. Çünkü bebek annenin besin yedeklerinden ve gebelik boyunca tükettiklerinden kendisi için lazım olanları seçip alarak büyür, beslenir.

Çocuğun bedensel ve zihinsel büyümesi, gelişmesi doğum öncesi dönemde annenin iyi beslenmesi ile başlar. Anne gebe kalınca beslenmesine uygun şekilde ekleme yapmazsa, kendi vücudundaki besin öğesi depolarını harcar. Bu depolar bitince kendi sağlığı bozulur ve bebeğini de yeterince besleyemez. Bu kez bebeğin büyümesi ve gelişmesi tam gerçekleşmiş olmaz ve bebek sağlıksız doğar. Hatta annenin gebe kalmadan önceki beslenme durumu da aynı şekilde hem anne hem bebek sağlığı açısından önemlidir.

Gebelikte beslenmeye dikkat edilmezse ne olur?
Gebe anne iyi beslenmez ise; bebek, annenin vücudundaki besin depolarını tüketmeye başlar. Böylece, anne ve bebeğin sağlığı tehlikeye girer. Bebekte; ölü doğum, erken doğum, düşük doğum ağırlığı, bedensel ve/veya zihinsel özürler; annede ise kansızlık, bacaklarda şişlik, yorgunluk, kemiklerde zayıflık görülebilir. Gebelikte beslenmedeki temel amaç; annenin fizyolojik ihtiyaçlarını karşılamak, annenin besin öğesi depolarını dengede tutmak, fetüsün normal büyüme ve gelişmesini sağlamak, emzirirken yeterli süt salımına imkan vermek olarak sıralanabilir.

Gebeliğin gerektirdiği enerji ve besin öğeleri
Et, yumurta, kurubaklagiller: Beyin, kas, kemik ve dişlerin gelişimi ve kan yapımında görevlidir. Protein ve demir ihtiyacını karşılar.

Süt ve süt ürünleri: Kemik, diş gelişimi ve büyüme ile görevlidir. Protein ve kalsiyum kaynağıdır.
Sebze ve meyveler: Büyüme ve gelişme için vitamin ve mineralleri sağlar.

Tahıl ve tahıl içeren besinler: Kalori ve B grubu vitaminler içerdiklerinden büyüme ve gelişme için önemlidir.
Enerji veren yağ ve şekerler : Sadece enerji içerir ve enerji açığını kapatırlar. Bu besin gruplarını normal yaşantımızda olduğu gibi gebelikte de aynı özenle tüketmeliyiz.

Kalsiyum Kalsiyum, bebeğinizin gebeliğin 8. haftasından itibaren oluşmaya başlayan kemik ve dişlerinin gelişimi için gerekli bir mineraldir. Gebelikte, normalde gerek duyduğunuz miktarın iki katı kadar kalsiyum gereklidir. Çünkü gebelik boyunca diş ve kemiklerden sürekli bir kalsiyum eksilmesi olmaktadır. Kalsiyum açısından zengin besinler peynir, süt, yoğurt ve yeşil yapraklı sebzelerdir. Ancak süt ürünlerinin yağ açısından da zengin olduğundan dolayı yağı alınmış süt ve yoğurdu tercih etmeniz daha doğru olacaktır. Brucella, tifo benzeri hastalıklardan korunabilmek için tükettiğiniz peynirin ve sütün hijyenik ve pastörize olmasına da özen gösterin.

C vitamini C vitamini demirin bağırsaklardan emiliminde, vücudun hastalık etkeni mikroorganizmalara karşı bağışıklık direncinin artırılmasında ve metabolizmamızdaki pek çok biyokimyasal süreç için gerekli bir vitamindir. Düzenli bir şekilde beslenen gebelerde hap şeklinde vitamin alınması önerilmemektedir. C vitamini portakal, limon, kırmızı ve yeşil biber, domates, çilek, greyfurt, karnıbahar, lahana, brüksel lahanası gibi pek çok taze meyve ve sebzelerde bulunur. Vücutta depolanmadığı için her gün belli bir miktar alınmalıdır.

Folik Asit Bebeğin merkezî sinir sisteminin gelişmesi için özellikle gebeliğin ilk haftalarından itibaren folik asit alınması çok önemlidir. Vücutta depolanmadığı ve gebelik süresince normalden fazlasına gerek duyulduğu için her gün alınmalıdır. Taze yeşil sebzeler folik asit kaynağıdır, ancak uzun süreli pişirmeler ve uzun süre bekleyen gıdalardaki miktarını azaltır. En çok ıspanak, yer fıstığı, fındık, karnıbahar, kepekli ekmekte mevcuttur. Doğal gıdalar gebenin folik asit açığını tam olarak kapatamayacağından ötürü gebeliğin ilk haftalarından itibaren hap olarak dışarıdan alınması uygun olacaktır. Gebelerde folik asit eksikliğine bağlı birtakım anormallikler çıkabilir.

Proteinler Gebelikte artan protein gereksinimi karşılamak için kırmızı ve beyaz et, süt ve süt ürünleri, yumurta, balık, kuru baklagiller (fasulye, mercimek, barbunya..) gibi proteinden zengin besinler önerilir. Proteinler, hayvansal ve bitkisel proteinler olarak ikiye ayrılır. Hayvansal gıdalardaki yağ mümkün ölçüde alınarak, etin yağsız şekilde tüketilmesi önerilir. Ayrıca balıkta bebeğin zeka gelişimi üzerine olumlu etki yapar.

Lifli Gıdalar Günlük beslenmenizin büyük bir bölümünü oluşturması gereken lifli (posalı) yiyecekler, gebelikte sık görülen kabızlığın ve bağırsak tembelliğinin önlenmesinde çok yararlıdır. Genellikle tüm sebze ve meyveler lif açısından zengindir. Her gün bolca yiyebilirsiniz. Kepekli besinler de lif içerir, ancak diğer bazı besinlerin bağırsaklardan emilimini azalttığından aşırı tüketilmemelidir. Lifli gıdalar en sık olarak kepekli ekmek, barbunya,, kayısı, kuru üzüm, bezelye, pırasa, esmer pirinç ve kuruyemişte bol miktarda vardır.

Gebelikte bulantı Sabahları yataktan kalkmadan önce tuzlu bir bisküvi, kraker veya ekmek tüketilmesi bulantıyı azaltacaktır. Az az sık sık beslenerek alım arttırılmalıdır.

Gebelikte pika Bulantı hissini azaltacağı görüşü ile toprak yeme olayıdır. Yetersiz beslenen annelerde sıklıkla görülür. Fe (demir) eksikliği anemisine neden olur.

Gebelik ve kabızlık Kabızlık oluşumunu engellemek için posadan zengin besin ( kepekli ürünler, sebze ve meyveler) ve sıvı tüketimini arttırmak, sık sık beslenmek önerilebilir.

Gebe anneler için 2000 kalorilik menü örneği
Sabah: 1 bardak süt, 1 yumurta, 1 dilim peynir, 1 dilim ekmek,

1 domates, 1 salatalık, maydanoz, yeşil biber, dereotu vb.

Ara öğün: 1 meyve, 1 bardak ayran, 1 ince dilim ekmek

Öğle: 1 porsiyon etli kurubaklagil yemeği, 1 porsiyon pilav veya makarna

1 bardak ayran, 1 porsiyon salata, 1 orta dilim ekmek, 1 adet meyve

Ara öğün: 1 dilim ekmek, 1 dilim peynir, domates ve salatalık, 1 adet meyve

Akşam: 1 porsiyon et, balık, tavuk (sebzeli), 1 porsiyon zeytinyağlı sebze yemeği,

1 bardak ayran, 1 porsiyon salata , 1 orta dilim ekmek

Gece: 1 su bardağı süt veya 1 porsiyon sütlü tatlı 1 porsiyon meyve

Kahvaltıda veya ara öğünlerde 5 zeytin, 1 tatlı kaşığı bal, pekmez, reçel tüketilebilir. 1 porsiyon meyve, kışın 1 orta boy elma, portakal yazın küçük bir salkım üzüm, ince bir dilim karpuz veya kavun, yarım muz yenilebilir.

Gebelere yönelik beslenme önerileri ve dikkat edilmesi gereken kurallar:
Doktora danışmadan ilaç kullanımı sakıncalıdır.

Sigara (annenin yetersiz beslenmesine neden olarak bebeğin gelişmesini engeller) ve alkol (kullanımına bağlı olarak bebekte çeşitli sakatlıklara yol açabilir) kullanılmamalıdır.

Şişmanlık söz konusu ise şekerli, unlu, yağlı besinlerden fazla tüketilmemesi gerekir.

Gebelik başlangıcında kadının ağırlığı normal ise her ay ortalama 1-1,5 kg ağırlık kazanacak şekilde beslenmelidir.

Yemekler düzenli öğünler şeklinde tüketilmeli, öğünler de azar azar, sık sık olmalıdır.

İyotlu tuz kullanılmalıdır.

Gerekliyse, su kaynatıldıktan sonra içilmelidir.

Hazmı zor olan kızartılmış ve ağır yağlı besinlerden sakınılmalıdır.

Çay yerine yemeklerden 1-2 saat sonra fazla olmamak şartıyla açık ve limonlu çay içebilir.

Gebelikte kabızlık sık görülür. Bunu önlemek için düzenli bir beslenme uygunlamalı, taze sebze meyve, kuru erik, kuru kaysı vb. ile bunların kompostolarının tüketimi artırılmalıdır. Uzun süreli ve beslenme ile düzelmeyen kabızlıklarda doktora başvurulmalıdır.

Bulantı ve kusmayı önlemek için sabah yataktan kalkar kalkmaz 1-2 tane tuzlu bisküvi veya benzeri kuru besinler tüketmeli, yemek sırasında su içmemelidir.

Bulantı önleyici ilaçlar doktora danışmadan alınmamalıdır.

Yeterli D vitamini alabilmesi için, uygun havalarda güneşten yararlanmalıdır.

Anne adayı emzikli bir kadın ise ne yapmalı?

Emziklilikte anne süt salgılar. Bu süt annenin aldığı besinlerin ürünüdür. Bu nedenle yeterli miktarda süt yapımı için gerekli besinler annenin kendi ihtiyacına ek olarak düşünülmelidir.

Emzikli kadınlar da gebeler gibi doktora danışmadan ilaç kullanmamalıdırlar. Çünkü bazı ilaçlar süte geçebilir ve bebek için sakıncalı olabilir.

Anne emzirmeye istekli olmalıdır. Bu istek anne sütü salınımını artıran bir faktördür.

Anne psikolojik yönden rahat ve huzurlu olmalıdır.

Sık sık emzirme, meme bezlerini uyararak süt yapımını artırır.

Gebelikte karşılaşılan sağlık sorunlarının sebepleri nelerdir?

Sık sık tekrarlayan enfeksiyonlar.

Sık doğum yapma ve doğum sayısının fazla oluşu.

Gebelik öncesi ve gebelik süresince anne beslenmesinin kötü oluşu.

18 yaşından küçük veya 35 yaşından büyük oluş.

Nelere dikkat etmeli?

Öğünleriniz sık ve az az porsiyonlar halinde olmalıdır. Ne uzun süre aç kalın, ne de tıka basa midenizi doldurun.

Aldığınız gıdaların taze olmasına dikkat edin. Konserve, beklemiş gıdalar ve içinde katkı maddeleri bulunan gıdalar yerine taze ve doğal olanları tüketmeye özen gösterin.

Yediğiniz gıdalarda "çeşitliliğe" önem verin. Bu şekilde pek çok vitamin ve minerali almanız mümkün olacaktır.

Aşırı yağlı, tatlı, baharatlı ve kalorili gıdalar yerine protein ve karbonhidrattan zengin, yağ oranı düşük besin öğelerine yönelin. Unutmayın ki önemli olan sizin kilo almanız değil bebeğin içeride yeterli şekilde beslenebilmesidir. Preeklampsi durumu veya riski varsa protein alımınızı artırmanız gerekebilir veya gebeliğe bağlı şeker hastalığı (gestasyonel diabet) söz konusu ise diyetisyeninizin önereceği şekilde kalori kısıtlamasına gitmeniz gerekebilir.

Gebelikte dışarıdan hap olarak alınması gereken iki madde folik asit ve demirdir. Dengeli beslenebilen bir gebede bunların harici vitamin veya mineral alımı gereksizdir. Piyasada pek çok multivitamin adı verilen ve içinde pek çok vitamin ve mineralleri barındıran ilaç vardır. Bunlar çoğu hekim tarafından reçete de edilmektedir. Ancak son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalar; gebelikte dışarıdan hap olarak alınan A, C, E vitaminleri ile magnezyum, kalsiyum, çinko, selenyum, bakır, flor gibi eser elementlerin gebelik üzerine herhangi bir olumlu etkilerinin olmadığını göstermiştir. Eğer gebeliğe bağlı bacak kramplarınız oluyorsa magnezyum, preeklampsi (gebelik zehirlenmesi) riskiniz varsa kalsiyumu ilave olarak doktorunuz size reçete edebilir.

Sentetik multivitamin hapları dengeli beslenemeyen gebelerde destekleyici olarak verilse de doğal gıdaların hiçbir zaman yerini tutmayacaktır.

Gebeliğin ilk aylarında yapılan "Toxoplasma testleri" sonucunda vücudunuz bu parazitle önceden hiç karşılaşmamışsa bazı önlemleri almanız şarttır. Özellikle kedi ve köpek dışkılarıyla bulaşan bu rahatsızlık gebelik döneminde ortaya çıkarsa bebekte ölümcül veya sakatlıklara yol açan problemlere neden olabilir. Toxoplasma özellikle iyi yıkanmamış sebze ve meyveler ile iyi pişmemiş çiğ etlerden geçer.

Toxoplasma'dan korunmak için; ellerinizi yemekten önce iyice yıkayın. Sebze ve meyveleri de tüketmeden önce uzun süreli yıkayınız. Evinizde kedi veya köpek besliyorsanız aşılarını ihmal etmeyin, onlara da çiğ et vermeyin ve yakın temastan kaçının. Çiğ veya iyi pişmemiş et ve et ürünlerinden kaçının.

Beslenmede suyu asla ihmal etmeyin. Günde en az 8-10 bardak su için. Yaz aylarında bu miktar 15 bardağa kadar çıkılabilir. Özellikle ileri aylarda kabızlık şikayeti varsa bol su içerek, kabuğu ile yenen meyveleri tüketerek, her öğünde sebze ile salataya yer vererek ve yürüyüş yaparak bu sorunun önüne geçebilirsiniz.

Günde 1-2 bardak süt içmeniz gebelikte ortaya çıkan kalsiyum kayıplarını yerine koymak içindir. Süt içemiyorsanız yoğurt veya ayran tüketiniz. Peynir veya çökelek de tüketebilirsiniz. Süt ve süt ürünlerinin pastörize olmasına dikkat edin.

Yemeklerde iyotlu tuz kullanın. Yüksek tansiyon varsa yemekleri az tuzlu pişirin. Son aylarda olan ödemlerin azaltılması amacıyla bu dönemlerde tuzu azaltın.

Genelde sabahları yataktan kalkınca başlayan bulantılarda bir dilim peynir, bir iki grissini rahatlık sağlayabilir. Özellikle gebeliğin ilk üç ayında olan bu bulantı ve kusmalardan kendinizi korumak için bu dönemde katı, kuru ve yağsız gıdaları tercih edin. Mutfak kokularından ve ağır parfümlerden uzak durun.

Yetersiz beslenme, anne ve bebeği nasıl etkiler?

Gebelik süresince bebek iyi beslensin diye fazla ve dengesiz beslenmek doğru olmadığı gibi doğum sonrası eski görünüme ulaşmak için az yemek de doğru değildir. Temel prensip; içerdeki bebeğin yeterince yararlanacağı doğru ve dengeli bir beslenme olmalıdır.

Zayıflık:

Zayıflık yetersiz ve dengesiz beslenmeye bağlı olarak gebelikte artan enerji ve besin öğesi gereksinimlerinin tam olarak karşılanmaması sonucu ortaya çıkar. Normal kilolu bir gebe ilk 3 ayda, her ay 1 kg; sonraki aylarda ise 1,5-2 kg ağırlık kazanmalıdır.

Şişmanlık:

Şişmanlık özellikle dengesiz ve tek yönlü beslenmeye veya aşırı besin tüketimine bağlı olarak oluşan bir sağlık sorunudur. Şişmanlık doğum sırasında hem anne, hem de bebek için çeşitli güçlüklere ve sorunlara neden olabileceğinden istenmeyen bir durumdur. Gebelik süresince kadının 9-14 kg alması normal kabul edilir. Ağırlık alması 9 kg�dan az olduğunda zayıflık, 14�kg dan fazla olduğunda ise şişmanlık ortaya çıkar.

Osteomalazi:

Gebelik süresince artan kalsiyum ve D vitamini gereksinimi karşılanamadığında kemiklerden kalsiyum çekilmesi nedeniyle kemik yumuşaması ile belirlenen osteomalazi hastalığı ortaya çıkar. Ayrıca böyle durumlarda diş çürüklüğü görülme riski de artar.

Anemi (kansızlık)

Gebelik döneminde vücudun demir ihtiyacı arttığından demir emilimini azaltan etmenlerden kaçınılmalıdır. Örneğin;

- Yemek arasında çay içilmemeli

- Demir içeriği yüksek besinlerle birlikte, mutlaka C vitamini içeren besinlerin alınmasına özen gösterilmeli,

- Etli ya da kuru baklagilli yemek ile taze salata ya da meyve tüketilmeli,

- Mayalandırılmadan yapılmış ekmek tüketiminden sakınılmalıdır.

Ayrıca sindirim sistemi bozuklukları ve parazitler, bulantı ve kusma anemiye neden olan etmenlerden bazılarıdır.

Gebelik toksemisi (Gebelik zehirlenmesi)

Gebelik toksemisi denilen rahatsızlık ise yetersiz ve dengesiz beslenen kadınlarda daha sık görülür. Yüksek tansiyon, göz kapaklarında, ayak ve ayak bileklerinde ödem, baş ağrısı, kulaklarda uğultu, bulanık görme, şiddetli bulantı ve kusma ile ortaya çıkar. Hastanın vücut ağırlığı genellikle olması gerekenden fazladır. Vücutta su ve tuz tutulması vardır. Hemen tedaviye alınmayan vakalarda bebek kaybedilebilir.
Temel besin grupları ve alınması gereken miktarlar
BesinMiktarı
Süt ve süt ürünleri2 su bardağı süt veya yoğurt, 1 porsiyon peynir (2 dilim) veya 2 yemek kaşığı çökelek
Et, yumurta, kurubaklagiller1 yumurta, 1 porsiyon et, balık, tavuk, hindi (60-90gm.), 1 porsiyon kurubaklagil yemeği (120gm)
Taze sebze ve meyveler2 porsiyon pişmiş taze sebze, 3 porsiyon çiğ taze sebze, 2-3 adet orta boy meyve veya taze meyve suyu
Tahıllar6-8 ince dilim ekmek, 1 porsiyon pilav veya makarna, 1 porsiyon çorba
Yağlar3-4 silme yemek kaşığı sıvı yağ
Şekerler1-2 tatlı kaşığı bal, reçel veya pekmez

Her derdin devası 30 bitki

ACI BADEM YAĞI: Öksürük kesici idrar arttırıcı, kurt düşürücü ve şeker hastalığı için kullanılır. Kuru ve çatlak cilt bakımında etkilidir. Stres ve yorgunluk için masaj yağı olarak kullanılır.
KULLANILIŞI: Bir çay bardağı suya 2 damla damlatılarak günde 3 defa alınır.
UYARI: Yüksek miktarlarda alınması zararlıdır.

ADAÇAYI YAĞI: Bebeklerde gaz giderici, mide gazı giderici,ter kesici ve idrar arttırıcı etkileri vardır. Astım ve bayanlarda adet düzensizliklerinde etkili. Cilt bakım ve temizliğinde kullanılır. On iki parmak bağırsağındaki yaralara da faydalıdır.
KULLANILIŞI: Bir çay bardağı suya 3 damla damlatılarak günde 1 defa içilir. Yara üzerine direkt tatbik edilebilir.
UYARI: Günde 3 damladan fazla içilmez. Fazla kullanımı epilepsi ve krampa yol açabilir.

ANASON YAĞI: Bebeklerde gaz giderici, mide gazı giderici, ter kesici ve idrar arttırıcı etkileri vardır. Astım ve bayanlarda adet düzensizliklerinde hormon dengelenmesinde kullanılır.
KULLANILIŞI: 2-10 Damla bir şeker parçası üzerine damlatılarak veya bir fincan suya 4-5 damla damlatılarak günde 3 defa kullanılır.
UYARI: Daha yüksek miktarda alındığı zaman hafif bir sarhoşluk sonra uyku meydana getirir.


ARDIÇ YAĞI: Kalp yetmezliği soğuk algınlığı ve romatizmal hastalıklarda kullanılır. Burkulma ve çarpma gibi kazalarda ağrı kesici ve hareket kabiliyetini artırıcı özelliği vardır. Astım hastalarında ve idrar tutamayan çocuklarda faydalıdır
KULLANILIŞI: Bir çay bardağı suya 5 damla damlatılarak alınır.
UYARI: Hamilelikte kullanılmamalıdır. Fazla alındığı taktirde böbrekleri tahriş eder ve idrar yollarında kanamaya sebep olur.


ARDIÇ KATRAN YAĞI: Tüm mantar hastalıklarında cilt kaşıntılarında sedef ve egzamada varis ve ağrılarında uyuz ve benzeri tüm cilt problemlerinde kullanılır
KULLANILIŞI: Kullanılacak doku defne sabunu ile yıkanır. İnce tabaka halinde cilde sürülür.


BERGAMUT ESANSI: Stres ve yorgunluğu giderici ve bağışıklık sistemini kuvvetlendiricidir. Egzama tedavisinde de kullanılır. İştah arttırıcı ve safra söktürücü etkisi vardır.
KULLANILIŞI: Bir fincan suya 2-3 damla damlatılarak, günde 2 defa kullanılır.


ISIRGAN TOHUM YAĞI: Saç dökülmesinde, romatizmada, hücre yenileyici, kan temizleyici olarak, miyom küçültücü olarak kullanılır.
KULLANILIŞI: Bir fincan suya 5 damla damlatılarak günde 2 defa kullanılır. Haricen cilde masaj yapılarak kullanılır. Saç diplerine friksiyon yapılır.


JOJOBA YAĞI: Cildi yumuşatır. Çizgileri ve kırışıklıkları azaltmak için kullanılır. Kuru ciltleri nemlendirir. Akneleri giderir. Kuru ve kırık saçları besler parlaklık verir. Saç şekillendirici olarak kullanılır.
KULLANILIŞI: Saçlara friksiyon yöntemi ile cilde masaj yapılarak kullanılabilir.


KANTARON YAĞI: Hazmı kolaylaştırıcı ve iştah açıcı özelliklere sahiptir. Ateş düşürücü etkisi vardır. Ülser ve gastritte iyileşmeyi hızlandırır. Yara ve yanıkları iz bırakmadan iyileştirir.
KULLANIIŞI: Günde 2 defa öğle ve akşam yemeklerinden önce 5-6 damla alınmalıdır.


KARABAŞ YAĞI: Damar sertliğine kolestrol ve şekere faydalıdır. Uykusuzluğu giderir. Balgam söker zindelik verir, egzama yaralarına iyi gelir. Sivrisinek kovucudur
KULLANILIŞI: Günde 2’şer damla sabah akşam yarım fincan suya damlatılarak kullanılır. Cilde sürülür


KARANFİL YAĞI: Ağız ve mide kokularını giderir. Sinirleri uyuşturur, antiseptik ve ağrı kesici olarak kullanılır. Diş ağrılarında etkilidir. Dişeti çekilmesi ve iltihaplarında faydalıdır. Haşere kovucudur
KULLANILIŞI: 1 fincan suya 2 damla damlatılarak içilir. Diş ağrılarında pamuk üzerine damlatılarak diş üzerine tatbik edilir.


KEKİK YAĞI: Bronşit, nezle, grip, solunum yolu rahatsızlıklarına dişe eti iltihaplarına iyi gelir. Kurt düşürücüdür. Alyuvar oluşumunu arttırır. Şeker hastalığına iyi gelir. Yara ve yanıklara antiseptik olarak kullanılır. Romatizmaya iyi gelir.
KULLANILIŞI: 2-3 damla yarım fincan suya katılarak veya şeker üzerine damlatılarak kullanılır. Parmak uçlarıyla masaj şeklinde tatbik edilir. Fazlası sakıncalı.



KETEN YAĞI : Menapoz sıkıntılarını giderir. Mide ağrılarını ve kabızlığı giderir. Sindirim sistemi iltihaplarında etkilidir. Zihin açıcıdır.
KULLANILIŞI: Bir fincan suya 5 damla damlatılarak içilir.

LAVANTA YAĞI: İdrar arttırıcı ve romatizma ağrıları dindirici etkileri vardır. Baş ağrısı stres ve kas ağrıları için iyi gelir ayrıca güve ve sivrisinekleri uzaklaştırmak için kullanılır. Akneleri ve vücuttaki kötü kokuları giderir. Cilde sürüldüğünde ateşi düşürür. Saçtaki sirkeleri gidericidir.
KULLANILIŞI: Bir çay bardağı suya veya bir şeker parçası üzerine 3-4 damla damlatılarak alınır. Ayrıca cilde masaj yapılarak kullanılır.

KAKAO YAĞI: Vücuttaki zehirli maddeleri dışarı atar. Böbrek iltihabını giderir. Besleyici, uyarıcı, iştah açıcı ve kuvvet vericidir. Haricen basur kadınların göğüslerindeki yara ve çatlakları yumuşatmak için kullanılır.
KULLANILIŞI: Günde 2-3 damla bir şeker parçası üzerine damlatılarak veya yarım çay bardağı suya 2-3 damla damlatılarak alınır.

LİMON YAĞI: Grip ve soğuk algınlığına karşı korur. Hafızayı güçlendirir. Boğaz ağrısı mide yanması kan temizleme ve böbrek taşında, bağdokusu hastalığında kas kuvvetlendirir. Diş etini kuvvetlendirir. Sivilceleri giderir.
KULLANILIŞI: Balla tatlandırılmış suya 2 şer damla damlatılarak günde 3 defa gargara yapılıp yutularak kullanılır. Tonik olarak kullanımda bolca masaj yapılarak sürülür.


MELİSSA YAĞI: Yatıştırıcı, gaz söktürücü terletici ve antiseptik etkilere sahiptir. Baş ağrısı ve migrende soğuk algınlığında , kas ağrılarında faydalıdır. Mide ülserine iyi gelir. Beyin damarlarını açar cilt temizliğinde cildi güzelleştirir
KULLANILIŞI: Günde 2-3 damla bir şeker parçası üzerine damlatılarak alınır.



MERSİN YAĞI: Yağlı tahriş olmuş ve iltihaplı ciltler için kullanılır. Hemoroid tedavisinde ve şeker hastalığına karşın etkilidir. Nefes açıcı özelliğe sahiptir. Gerginliğe ve uykusuzluğa iyi gelir. Adale kuvvetlendirici ve spor sakatlıklarında masaj için çok uygundur
KULLANILIŞI: Dahilen günde 1 fincan suya 5 damla damlatılarak içilir. Haricen cilde masaj şeklinde kullanılır.



NANE YAĞI: Mide bulantısını keser. Hazmı kolaylaştırır. Gaz söktürücüdür. Baş ağrılarına iyi gelir. Selülit tedavisinde kullanılır. Anne sütünü arttırır.
KULLANILIŞI: Günde 3 defa bir şeker parçası üzerine 2-3 damla damlatılarak içilir. Haricen cilde masaj yapılarak sürülür. Fazla miktarda kullanılması sakıncalıdır




OKALİPTÜS YAĞI: Kabızlık, öksürük, sinüzit, şeker hastalığı, romatizma ve selülite etkilidir.
KULLANILIŞI: Bir fincan suya 5 damla damlatılarak balla tatlandırılıp içilir ya da masaj yapılır.


PAPATYA YAĞI: Duyarlı ve problemli ciltler için yaraları iyileştirici ve cildi besleyen özelliğe sahiptir. Bademcik ve diş iltihabında kullanılır
KULLANILIŞI: Bir fincan suya 4-5 damla damlatılarak gargara yapılır. Cilde masaj şeklinde tatbik edilir.
UYARI: İçilmesi sakıncalıdır.



PORTAKAL YAĞI: Mide rahatsızlıklarını geçirir. Hazmı kolaylaştırır. Ateş düşürücüdür. Romatizmada faydalıdır. Cildin güzel olmasını sağlar. Yara ve yanıkların tedavisinde kullanılır. Cildi sıkılaştırır. Sivilce ve akneleri kurutur
KULLANILIŞI: Yarım fincan suya 3 damla damlatılarak. Günde 3 defa kullanılır. Ya da cilde masaj yapılır.



REZENE YAĞI : Midevi şişkinlik, hazımsızlık rahatsızlıklarını giderir. Gaz söktürücü ve anne sütünü arttırıcı etkisi vardır. Yara iyileştirici özelliğe sahiptir. Cildi besler ve pürüzleri giderir
KULLANILIŞI: Dahilen bir fincan suya 5 damla damlatılarak içilir. Haricen yara üzerine sürülür.


SARIMSAK YAĞI : Mikrop öldürücüdür. Yüksek tansiyonu düşürür. İştah açar hazmı kolaylaştırır. Kabızlığı giderir. Kanı temizler. Ayrıca saç uzamasını sağlar, dökülmesini önler, saçkıran hastalığına iyi gelir.
KULLANILIŞI: Bir fincan suya, 4-5 damla damlatılarak günde 3 defa içilir veya cilde masaj yapılır.

TATLI BADEM YAĞI: Kuru ve çatlak ciltleri çok olumlu etkiler ve pürüzlerini giderir. Ayrıca saç besleyici olup dökülmesini önler. Kabızlık giderici özelliğe sahiptir
KULLANILIŞI: Saç diplerine parmak uçlarıyla friksiyon yapılır. Kabızlık için günde 1 çay kaşığı içilir.

SUSAM YAĞI: Dahilen müshil, haricen ise özellikle kuru ciltlere kirpik, kaş ve saçlara rahatlıkla kullanılır. Şeker hastalığında da kullanılmaktadır. Yanıklarda iyileştirme özelliği vardır.
KULLANILIŞI: Her sabah aç karnına bir çay kaşığı içilir. Müshil olarak ta bir çay kaşığı alınır. Cilde ve saça masaj şeklinde uygulanır.


ÇAM TEREBENTİN YAĞI: Bel soğukluğunda ve idrar yolu hastalığında kullanılan etkili bir antiseptiktir. Saçı besler. Dökülmeyi önler kepeği giderir
KULLANILIŞI: Günde 1-2 damla bir şeker parçası üzerine damlatılarak alınır. Saç diplere
masaj yaparak kullanılır. 200 grlık şampuana 20 damla damlatılarak kullanılır
UYARI: Böbrekte tahriş yaptığından böbrek rahatsızlığı olanlar içmemelidir.


MENEKŞE YAĞI: Cilt hastalıkları, egzama, dermatit ve uyuzda kullanılır. Mikrop kırıcıdır, saç dökülmesine karşı etkilidir. Kuru saçları nemlendirir.
KULLANILIŞI: Cilde masaj yapılarak saça friksiyon şeklinde kullanılır.


YASEMİN YAĞI : Romatizma ağrılarında, cilt besleyici temizleyici ve selülit giderici olarak kullanılır.
KULLANILIŞI: Cilde masaj şeklinde uygulanır.

Kapari bitkisi ve faydaları

KAPARİNİN ŞİFASI
Evliya Çelebi, 400 yıl öncesinde keşfetmiş bu bitkinin varlığını. “İşte bu kumlu toprakta, bu iklim şartlarında “gebre” adında bir yemiş yetişiyor ve bu yöre halkı bu yemişin sirkeli turşusunu yapıyor.Bu turşu için “çok faydalı” diyor Evliya Çelebi.
Faydalı oluşu hastalıklara deva olmasından, zindelik, sağlık , güç vermesinden olsa gerek.Ve meşhur olması da lezzetli, faydalı oluşundan...”
Kaparinin bezelye büyüklüğündeki tomurcuklarının protein, vitamin, mineraller, rutin ve hardal yağı glikosidi yönünden oldukça zengin olması, onu doyurucu bir besin haline getiriyor. Gençleştirici ve “afrodiziak”- cinsel gücü arttırıcı- etkisi de keşfedilen kapari tomurcukları, Avrupa ve Amerika da vazgeçilmez bir çeşni olarak sofrada yerini alıyor. Özellikle Batı Avrupa ülkelerinde kaliteli bir meze olarak kabul görüyor.Kapari tomurcukları salamura edildikten sonra, zeytinyağı ve limonla işlem görüyor ve mezeye dönüşüyor;sofraların baş tacı oluyor.
Kaparinin tomurcukları dışında “karpuzcuk”da denilen meyveleri ve sürgün uçları da salamura ve sirkede muhafaza edilmek suretiyle gıda olarak değerlendiriliyor. Özellikle de Kıbrıs’ta ve İspanya’da sürgün uçları, vejetasyonun başlarında taze iken toplanıyor.Tabii yine sirke ve tuz ile terbiyelendikten sonra tüketiliyor.Çünkü acılığı- ki bu acılık içeriğindeki hardal yağı glikosidinden kaynaklanıyor- ancak bu şekilde gideriliyor ve asıl tadı ortaya çıkıyor.
İnsanlar kapariyi gıda niyetine tüketirken aynı zamanda, pek çok hastalığa karşı da bağışıklık kazanıyorlar.Örneğin özündeki rutin, kılcal damarlardaki kanamaları önlüyor.
Hayvanlar yediğinde ise sonuç inanılmaz. Süt ve yumurta verimi oldukça artıyor.
Kaparinin her şeyi değerli; hiçbir şeyi atılmıyor. Dal uçları, tomurcukları, meyveleri gıda sektöründe; yaprakları sertleşmiş dalları, kökleri de ilaç, boya ve kozmetik sanayiinde değerlendiriliyor.
İspanyollar köklerinden yaptıkları ilaçları, hemoroitin tedavisinden kalça rahatsızlıklarının giderilmesine, kadınların regl dönemlerinin düzenlenmesinden sancıların giderilmesinde kullanmışlar. Sirkesinden diş ağrılarının giderilmesinde faydalanılmış. Yine köklerinden zehirlenmelere karşı panzehir elde etmeyi başarmışlar.
Hindistan’da kaparinin kök kabuğu, taze veya kurutulmuş olarak yüzyıllardır müshil, tonik balgam söktürücü, solucan düşürücü, ağrı kesici olarak kullanılmakta. Romatizma ağrıları olanlar, felç geçirenler, dalak büyümesi şikayeti olanlar şifayı kaparinin kök kabuklarından elde ettikleri ilaçlarda bulmuşlar.
Avrupa’da meyveleri ve çiçek tomurcukları, müshil(kabızlık giderici) ve diüretik(idrar söktürücü) olarak kabul edilmekte, uyarıcı ve iskorbüt hastalığını önleyici olarak değerlendirilmekte.Yaprakların ezilmesiyle hazırlanan lapa ise gut hastalığının tedavisinde kullanılmaktadır.Ayrıca kan bozuklarının giderilmesinde yine kapariye başvurulmakta.
Uluslararası Kanser Enstitüsü’nde yapılan çalışmalarda kapari, anti tümör aktivitesi sağlayan “ekstrakt”ın hazırlanmasında kullanılan bitkiler arasında yer alıyor.

MUCİZE BİTKİ KAPARİNİN FAYDALARI
1.Cinsel Gücü Artırıcı
2.Kabızlık giderici
3.İdrar söktürücü
4.Balgam söktürücü
5.Solucan düşürücü
6.Ağrı kesici
7.Romatizma
8.Felç
9.İskorbit hastalığı
10.Kan bozuklukları
11.Gut hastalığına
12.Antitümör
13.Hemoroid
14.Dalak büyümesi
15.Kalça rahatsızlıkları
16.Adet düzenleyici ve sancıları
17.Diş ağrıları
18.Karaciğer fonksiyonlarını düzenleyici

Calotropis, calotropis procera, Apocynaceae veya Asclepiadaceae ailesindeki bir cinstir. Calotropis balgam söktürücü ve idrar söktürücü özelliklere sahiptir. Kalotropis ekstresi hayvan çalışmaları, anti-enflamatuar, antibakteriyel, antipiretik, analjezik ve nöromüsküler bloke edici aktivite göstermiştir. Calotropis aşağıdakiler için kullanılır:



  1. Diş ağrısı
  2. Frengi
  3. Sindirim sistemi rahatsızlığı
  4. İshal
  5. Haşlanmalar
  6. Ülser
  7. şişkinlikler
  8. Romatizma
  9. Epilepsi
  10. Histeri
  11. Kramplar
  12. Ateş
  13. Eklem ağrısı
  14. Kas spazmı
  15. Kabızlık
  16. Kanser
  17. Siğiller
  18. cüzam
  19. fil hastalığı
  20. kurt
  21. Ateş
  22. Gut
  23. Yılan ısırıkları
  24. Solunduğunda, kalotropis, öksürükleri, astımı iyileştirmek ve terlemeyi indüklemek için kullanılır.


Ayrıca   Aak, Ak, Akada, Alarka, Arbre de Satan, Arbre à Soie, Arbre à Soie du Sénégal, Arka, Ölü Deniz Elma, Mudar Bark, Çamur Yercum, Pommier de Sodome, Sodom-Apple, Swallow-Wort

Hastalıklar ve Koşullar
Aşağıdakiler için calotropisin etkinliği hakkında yeterli bilgi yoktur:


  • Diş ağrısı
  • Frengi
  • Sindirim sistemi rahatsızlığı
  • İshal
  • Haşlanmalar
  • Ülser
  • şişkinlikler
  • Romatizma
  • Epilepsi
  • Histeri
  • Kramplar
  • Ateş
  • Eklem ağrısı
  • Kas spazmı
  • Kabızlık
  • Kanser
  • Siğiller
  • cüzam
  • fil hastalığı
  • kurt
  • Ateş
  • Gut
  • Yılan ısırıkları

Dikkat edilmesi gerekn hususlar
Kalotropis, özellikle yüksek dozlarda oral olarak tüketildiğinde muhtemelen glikosidleri içerdiği için güvensizdir . Yüksek dozlarda calotropis tüketilmesi ishal, kusma, kasılma, bradikardi ve ölüme neden olabilir. Diğer kullanımlar için calotropisin güvenliği konusunda yeterli bilgi yoktur. Calotropis çocuklar, hamileler ve emziren kadınlar için muhtemelen güvensizdir ; kaçınmak için en iyisi.

İlaç Etkileşimleri
Digoksin ile birlikte calotropisin kullanımı, klorotiazid (Diuril), klorthalidon (Thaliton), furosemid (Lasix), hidroklorotiyazid (HCTZ, Hydrodiuril, Microzide) gibi diüretik ilaçlar; Lityum ve uyarıcı laksatifler yan etkilere sahip olabilir.

Ek ve Gıda Etkileşimleri
Calotropis aşağıdakilerle etkileşime girebilir:


  • Kardiyak-glikozit içeren otlar
  • Siyah hellebore
  • Kanada kenevir kökleri
  • Digitalis yaprağı
  • Hedge hardal
  • Figwort
  • Vadideki zambak kökleri
  • Sığırkuyruğun
  • Zakkum yaprağı
  • Plörezi kökü
  • Squill ampul yaprak ölçekler
  • Strophanthus tohumları
  • Uzara
  • At kuyruğu
  • meyankökü
  • Uyarıcı müshil otlar
  • Aloe
  • Kızılağaç Buckthorn
  • Siyah kök
  • Mavi Bayrak
  • Butternut kabuğu
  • Colocynth
  • Avrupa cehri
  • Fo ti
  • gomagota
  • gossypol'ün
  • Büyük kahkaha
  • çalapa
  • Kudret helvası
  • Meksikalı dolandırıcılık kökü
  • Ravent
  • Sinameki
  • Sarı rıhtım

Dozaj
Herhangi bir ekin doğru dozu, yaşınız, cinsiyetiniz, sağlık durumunuz, DNA'nız ve yaşam tarzınız dahil birçok faktörün kapsamlı bir analizini gerektirir.

Bir balgam söktürücü veya diüretik olarak, günlük 200 ila 600 mg calotropis kullanılmıştır.
Emetik olarak, günde 2-4 gram calotropis kullanılmıştır.
Calotropis de bir toz olarak uygulanır.
Gıdalar
Calotropis, gıdalarda doğal olarak bulunmaz.

Artık devir sadece kalori hesabına dayalı klasik diyetle zayıflama devri değil. Beden tipinize uygun beslenme hangisi?
Siz hangisisiniz?
Ayurveda sistemine göre Vata, Pitta ve Kapha beden tiplerinin hayat biçimleri birbirinden farklı.

Kalori hesabına son
Akşam gazetesinin haberine göre, artık devir sadece kalori hesabına dayalı klasik diyetle zayıflama devrini geçti. Beden tipinize uygun, yaşa, cinsiyete uygun, mevsime uygun ve yaşamsal özelliklerinize uygun
sağlıklı ve bilinçli doğal beslenme var artık.

Verdiğinizi geri almayacaksınız
Çünkü sadece kalori hesabına dayalı diyetlerle zayıflıyorsunuz ama sonra verdiğiniz kiloları fazlasıyla geri alıyorsunuz.

Vata tiplerinin özellikleri
• Hafif, ince bir yapı
• Etkinlikleri çabuk yerine getirme
• Düzensiz acıkma ve sindirim
• Hafif ve sık sık kesilen bir uyku, uykusuzluk
• Coşku, canlılık, düşgücü
• Kolay heyecanlanma, değişen ruh halleri
• Yeni bilgiyi çabuk kavrama ve çabuk unutma
• Endişeli olmaya eğilim
• Kabızlığa eğilim
• Kolay yorulma
• Patlamalar halinde gelen zihinsel ve bedensel enerji

Vata tipinin ana teması 'değişkenlik'
• Vata kişilerinin ne yapacağı belli olmaz. İşleri başlatmakla sorumludur, bitirmekle değil.
• Bu tip kimseler bir şey satın almadan sürekli alışverişe çıkarlar, bir sonuca varmadan devamlı konuşurlar ve kronik olarak doyumsuzdurlar.
• Birçok Vata'nın üzüntüye eğilimi vardır ve uykusuzluk çekerler. Normal Vata uykusu bütün tipleri içinde en kısasıdır, altı saat ya da daha az ve yaş ilerledikçe süre kısalır.
• Sindirim sistemi ile ilgili tipik şikayetleri kronik kabızlık ya da gazdır. Dengeli bir Vata kişisi mutlu, çoşkulu ve enerjiktir. Zihin açık ve kıvraktır. Çevre değişikliklerine karşı oldukça hassastırlar. Sese ve temasa karşı keskin tepki gösterirler ve yüksek tondan hoşlanmazlar.
• Canlı hareketli, kolay heyecanlanan, ne yapacağı belli olmayan, düşgücü kuvvetli kişilerdir.

'Vata tiplerinde görülen hastalıklar'
• Uykusuzluk, kronik kabızlık, gerilime bağlı mide rahatsızlığı, kaygı ve depresyon, adale spazmları ve krampları, PMS (adet öncesi sendromu), hassas barsaklar, kronik ağrı, yüksek tansiyon, artrit.

Vata'yı sakinleştiren yiyecekler
Yenmeli: Kuşkonmaz, pişmiş soğan ve sarmısak, pancar, havuç, salatalık, yeşil fasulye, bamya, kabak,turp, tatlı patates, şalgam.
Azaltılmalı veya yenmemeli: Brokoli, lahana, karnabahar, kereviz, patlıcan, domates, biber, patates. Genelde çiğ sebzeler yenmemelidir.

Meyveler
Yenmeli: Kayısı, avakado, muz, çilek, böğürtlen, mango, karpuz, kavun, kiraz, incir, üzüm, hurma, şeftali, ananas, portakal.
Yenmemeli: Elma, kızılcık, armut, nar.

Tahıllar
Yenmeli: Yulaf (pişmiş olarak, kuru değil)
Yenmemeli veya azaltılmalı: Arpa, mısır, esmer buğday, darı, çavdar.

Süt ürünleri: Hepsi yenebilir.
Etler
Yenmeli: Tavuk, hindi, deniz ürünleri
Yenmemeli veya azaltılmalı: Kırmızı et.

Pitta tipinin özellikleri
• Orta derecede beden yapısı
• Orta derecede güç ve dayanıklılık
• Girişimci kişilik, mücadeleden hoşlanma
• Keskin bir zeka
• Keskin açlık ve susuzluk, güçlü hazım
• Öfke'ye ve gerilim altında asabiyete eğilim
• Çoğunlukla çilli, açık ya da pembe cilt • Güneşten ve sıcaktan hoşlanmama • Açık ve tane tane konuşma
• Öğün atlayamama
• Sarı, açık kahverengi ya da kızıl saç

Pitta'yı sakinleştiren yiyecekler
Yenmeli: Kuşkonmaz, brokoli, lahana, karnabahar, kereviz, salatalık, yeşil fasulye, yapraklı yeşil sebzeler, marul, bamya, bezelye, patates, kabak.
Yenmemeli veya azaltılmalı:Havuç, patlıcan, sarmısak acı biber, soğan, tur ıspanak, domates

Meyveler
Yenmeli: Elma, avakado, kiraz, hindistan cevizi, incir, üzüm, mango, kavun, portakal, armut, ananas, kuru üzüm, kuru erik.
Yenmemeli veya azaltılmalı: Kayısı, muz, böğürtlen, çilek, kiraz, kızılcık, greyfurt, şeftali.

Tahıllar
Yenmeli: Arpa, buğday, yulaf, beyaz pirinç, mısır, darı çavdar
Süt ürünleri: Hepsi yenebilir.

Etler
Yenmeli: Tavuk, hindi, karides (az miktarlarda)
Yenmemeli: Kırmızı et ve deniz ürünleri.

Kapha tipinin özellikleri
• Sağlam, güçlü bir beden yapısı, fiziksel güç
• Düzenli enerji, yavaş ve zarif hareket
• Sakin ve yumuşak kişilik, yavaş öfkelenme
• Serin, düzgün, sert, soluk ve yağlı cilt
• Yeni bilgiyi yavaş kavrama, iyi bellek
• Ağır, uzun uyku
• Şişmanlığa eğilim
• Yavaş sindirim, hafif açlık.
• Sevecen, hoşgörülü, affedici
• Sahiplenmeye ve kendini beğenmeye eğilim

'Kapha'yı sakinleştiren yiyecekler
Sebzeler
• Salatalık, tatlı patates, domates, yeşik kabak dışındaki bütün sebzeler yenebilir.

Meyveler
Elma, armut, kayısı, nar, kurutulmuş meyveler

Tahıllar
Arpa, mısır, darı, çavdar

Süt ürünleri
Kaymağı alınmış süt, az miktarlarda yağda pişirilmeden yumurta.

Etler
Tavuk, hindi, karides

Son günlerde oldukça popüler olan ve nerede ise hiç orjinaline rastlamadığımız moringa çayı adı altınta içinde bağrısakları çalıştıran bitkilerin olduğu çayların piyasaya sürüldüğü ve internet ve instagram reklamları ile şişirilen bu ürün gerçekten zayıflatırmı ? Hep beraber ineceleyelim

Bu bağlamda getireceğimiz eleştiriler bitki ile alakalı değildir belirtmek isterim. Sistem size her iki haftada bir zayıflama vaadi ile aynı içeriği farklı kutularda lanse etmektedir. Bu durum son zamanlarda tv ekranlarında ve internet reklamları aracılığı ile sonuna kadar sömürülmekte olup içinde bulunduğumuz şifalı bitkiler sektörüde ciddi oranda zarar görmektedir. Bir çok rahatsızlık ve sağlık sorunu ile beraber Zayıflama ve diyet yardımcılığı konusunda şifalı bitkiler faidelerine sonuna kadar inananlardanım yaptığım tüm araştırmalarda bunu ispat etmekte. Bahsetmeye çalıştığım konu piyasaya sürülen her ürünün süper bitki ve her derdin devası olarak tanıtılması ve halkımızın her seferinde yapılan popülasyonlarla kandırılmasıdır. Anlatılan veya tanıtılan bitkiden muhakkak büyük oranda ve bazı rahatsızlıklar için fayda görülmekle beraber alakası olmayan konu başlıkları ve fayda türleride sadece müşteri tabanını ve sayısını artırmak için ziktredlmekte ve ilgilenenler yanlış yönlendirilmektedir. Bu yazımızda A dan Z ye bilimsel ve kültürel kanıtlar ile moringayı inceleyeceğiz okuduktan sonra Siz karar verin moringa çayı zayıflatırmı zayıflatmaz mı



Genel Bakış Bilgisi

Moringa Hindistan, Pakistan, Bangladeş ve Afganistan'ın Himalaya bölgelerine özgü bir bitkidir. Ayrıca tropik bölgelerde yetiştirilmektedir. Yaprak, kabuk, çiçek, meyve, tohum ve kök ilaç yapmak için kullanılır. 

Moringa “yorgun kan ” ( anemi ) için kullanılır; artrit ve diğer eklem ağrısı(romatizma); astım ; kanser ; kabızlık ; diyabet ; ishal ; epilepsi ; mide ağrısı ; mideve bağırsak ülserleri; bağırsak spazmları; baş ağrısı; kalp problemleri; yüksek tansiyonböbrek taşı ; sıvı tutma; tiroid bozuklukları ; ve bakteriyel, fungal, viral ve paraziter enfeksiyonlar için dünya genelinde kullanılmaktadır. 

Moringa ayrıca şişliği azaltmak, cinsel dürtüleri (afrodizyak olarak) arttırmak, hamileliği önlemek , bağışıklık sistemini güçlendirmek ve anne sütü üretimini arttırmak için de kullanılır Bazı insanlar bunu besin takviyesi veya tonik olarakta kullanmaktadırlar . 

Moringa ağacı kökü
Moringa bazen deriye direkt olarak bir mikrop öldürücü veya kurutma maddesi (büzücü) olarak uygulanır. Ayrıca, enfeksiyon (apse), seboreik dermatit, kepek, dişeti hastalığı ( diş eti iltihabı ), yılan derisi, siğil ve yaraların tedavisinde de  topikal olarak kullanılır .

Moringa tohumlarından elde edilen yağlar gıdalarda, parfüm ve saç bakım ürünlerinde ve makine yağı olarak kullanılır. Saç bakımı konusunda tecrübe ettim ve faydasını gördüğümü söyleyebilirim


Moringa, dünyanın bazı bölgelerinde önemli bir besin kaynağıdır. Ucuz ve kolay bir şekilde yetiştirilebildiğinden ve yaprakları kurutulduğunda çok miktarda vitamin ve mineral tuttuğundan, Hindistan ve Afrika'da yetersiz beslenme ile mücadele için beslenme programlarında moringa kullanılır. Olgunlaşmamış yeşil baklalar (drumsticks) yeşil fasulye ile benzer şekilde hazırlanırken, tohumlar daha olgun baklalardan çıkarılır ve bezelye gibi pişirilir veya fındık gibi kavrulur. Yapraklar pişirilir ve ıspanak gibi kullanılır ve ayrıca bir baharat olarak kullanılmak üzere kurutulur ve toz haline getirilir. 
Moringa yaprakları
Burda kısaca anlatmaya çalıştığımız şey moringa yapraklarının tozunun gıda olarak tüketildiğidir herhangi bir çay formu bitkiden faydalanmamızı sağlamaz. Nene mi? Eğer protein bakımından zengin olduğu için tüketeceksek spor yaparken vücut bu proteinlerden kas yapsın isteriz ve bu durum tozun direk tüketilmesini gerektirmektedir. çünkü bitki içeriğindeki protein yapısı suda çözülüp çayımızın içine geçmez. 
Moringa baklaları (tohumları)



Eğer vitamin bakımından zengin olduğu için tüketeceksek b viyamin grubu ısıya dayanıllı değildir. suda çözülür lakin sıcak su tüm değerleri nerede ise öldürür ADEK vitaminleri ise yağda çözülür suya geçmez. yani yemek yaparken yağa veya yağ ile birlikte veya yemeğin üzerine serperek  kullanmanız gerekmektedir. O nasıl çalışır?
  • Astım. yapılan bir ön çalışmada, üç hafta boyunca günde iki kez 3 gram moringanın alınması, astım semptomlarını ve yetişkinlerde astım ataklarının şiddetini azaltmıştır.
  • Artan anne sütü üretimi. Ön kanıtlar, doğumdan sonra günde iki kez 250 mg spesifik bir moringa takviyesi (Natalac) alınmasının anne sütü üretimini artırdığını düşündürmektedir.
  • “Yorgun kan” (anemi).
  • Artrit.
  • Kanser.
  • Kabızlık.
  • Doğum kontrolü.
  • Diyabet.
  • İshal.
  • Epilepsi.
  • Mide ağrısı (gastrit).
  • Mide ve bağırsak ülserleri.
  • Baş ağrısı.
  • Kalp sorunları.
  • Yüksek tansiyon.
  • Böbrek taşı.
  • Şişme (iltihap).
  • Tiroid bozuklukları.
  • Enfeksiyonlar.
  • Bir besin takviyesi olarak.
  • Uyarıcı bağışıklık.
  • Cinsel gücü artırmak.
  • Diğer durumlar.
  • Seboreik dermatit.
  • Kepek.
  • Siğiller.
  • Cilt enfeksiyonları.
  • Yılan ısırıkları.
  • Diş eti hastalığı (diş eti iltihabı).
  • Diğer durumlar.

Yan Etkileri ve Güvenlik
Bu miktarın dışında kullanıldığında moringanın güvenli olup olmadığını bilmek için yeterli bilgi yoktur.


Özel Önlemler ve Uyarılar:
Moringa bazen anne sütü üretimini arttırmak için kullanılır. Bazı araştırmalar bunun olabileceğini akla getirmektedir, 

MORINGA'YI NE ZAMAN ALMALIYIM?

Moringa proteinler, vitaminler ve mineraller içerir. Bir antioksidan olarak , hücreleri hasara karşı korumaya yardımcı olur.

CİLT UYGULAMASI
Bu kullanımlar için moringayı değerlendirmek için daha fazla kanıt gereklidir.
Moringa, ağızdan alındığında ve uygun şekilde kullanıldığında OLASI BİR YAN ETKİSİ YOKTUR VE GÜVENLİDİR. Yapraklar, meyveler ve tohumlar yiyecek olarak yenildiğinde güvenli kabul edilmekle birlikte, kök ve ekstreleri yemekten kaçınmak gerekmektedir. Bitkinin bu kısımları, felce ve ölüme neden olabilecek zehirli bir madde içerebilir. Moringa, 3 haftaya kadar günde 6 gram'a kadar olan dozlarda güvenle kullanılmıştır. 

Hamilelik ve emzirme : EğerHamileyseniz birçok şey güvenli kabul edilmez hatta bazı meyveler bile bu durumda moringa kökü, kabuğu veya moringa çiçekleri kullanmak zararlıdır. Kök, kabuk ve çiçeklerdeki kimyasallar uterusun kontraksiyonunu yapabilir ve bu da bir düşükle sonuçlanabilir . Hamilelik sırasında moringanın diğer bölümlerini kullanmanın güvenliği hakkında yeterli bilgi bulunmamaktadır. Güvenli tarafta kalın ve kullanımından kaçının. 


Ek olarak bitkinin en çok kullanılan kısmı, ağacın adını "baget ağacı" olarak veren uzun, baget benzeri bakla şeklindeki tohumlardır. Tohumlar çiğ olarak yenebilir, ilk olarak tatlı bir tadır vardır ve çiğnedikçe acılaşır ve kendi başına bir dizi besinsel faydaya sahiptir ve güçlü detoksifiye edici özellikler atfedilir. Afrikada ve hindistanda moringa baklaları kuyu sularını temizlemek için kuyunun içine atılmaktadır.  Tohumlar, preslenerek elde edilebilen yüksek kaliteli yağ (ben-yağ) nedeniyle çok popülerdir. Bu yağ tamamen kendi kokusuna sahiptir ve asla katılaşmaz ve pütürleşmez. Bu özelliğinden dolayı, parfüm üretiminde ve mekanik saatler gibi ince makinelerin yağlanmasında son derece verimli bir şekilde kullanılır.  moringa yağı bugünlerde yeni kullanımlar için yeniden keşfedildi. Birçok vitamin (E vitamini dahil) ve antioksidanlar nedeniyle hipoalerjenik cilt ve saç bakım ürünü ve masaj yağı olarak oldukça popülerdir. Hafif tadı, özellikle salata sosu yapmak için yemek pişirmek için çok popüler hale getirmiştir.
Kullanılabilecek Moringa oleifera bitkisinin diğer bir kısmı yapraklardır. Yapraklar  tohumlar kadar besin bakımından zengin olmasalar da, hala çeşitli besinler içerirler. 

Tüm bu bilgilerin ışığında 
Aşağıdaki talimatlar, kendi geçmiş deneyimlerimize dayanarak sadece önerilerdir. Deneyimleriniz farklılık gösterebilir. Her beden farklı olduğu için, en iyi şekilde nasıl yararlanabileceğinizi görmek için Moringa'nın alımını denemenizi öneririz.
Moringa, uzun vadede büyük ölçüde önleyici olan geniş bir sağlık yararına sahiptir. Bununla birlikte, aldığımız zamana bağlı olarak farklı şekilde deneyimlenen farklı kısa ve orta vadeli etkileri de tanımlamıştır.
1.) Sabah Moringa'yı almak:
Çoğu insan sabahları Moringa'yı uzun ömürlü bir enerji artışı sağlamak için tercih eder. Hatta bazıları, Moringa'nın onlara daha açık bir zihin verdiğini ve odaklanmasına yardımcı olduğunu söylüyor.
2.) Öğle yemeği ile Moringa almak:
Bazı insanlar sabahları enerji ile ilgili problemleri olmadığını, ancak enerjilerini öğle yemeğine daldıklarını hissederler. Bu insanlar için öğle yemeğinde Moringa'yı almanızı öneririz.
3.) Akşam yemeği ile Moringa'yı almak:
Bazı insanlar akşam Moringa'yı almayı tercih ediyor. Bu, güzel ve dinlendirici bir uykuya kavuşmanıza ve bir sonraki yenilemeye yardımcı olur. Bu, programımızın yalnızca uyku için sınırlı süreye izin vermesi durumunda özellikle yararlıdır. Akşam Moringa almak da sindirim sorunları ile yardımcı olabilir.
4.) Her şeyle Moringa'yı almak:
Moringa'yı almanın harika bir yolu, yediğiniz her yemeğe bir tutam eklemek. Bunu yapmanın en basit yolu, bir miktar Moringa tozunu bir biber sallayıcısına koymak ve her yemeğe küçük bir serpin eklemek.
5.) Sporadik kullanıcı için Moringa:
Bazı insanlar Moringa'yı günlük olarak almazlar, bunun yerine ihtiyaç duyduklarında hissederler.
Moringa'yı almaya başlamak için iyi bir zaman, soğuktan muzdarip olduğunuzda veya soğuk algınlığınız olduğunda. Moringa'nın eşsiz Vitaminler ve anti-inflamatuar bileşikler bileşimi, soğuk algınlığı ve daha küçük hastalıklara karşı çok etkili bir çözümdür. Ancak Moringa bir ilaç değildir, bu yüzden daha ciddi sorunlar için bir doktora başvurunuz.
Ayrıca, Moringa'nın egzersizden önce veya sonra (özellikle dayanıklılık sporcuları için) kullanılmasını da öneririz. Moringa'nın yüksek protein, mineral ve antioksidan içeriği, kas gelişimini desteklemenin yanı sıra, ağrılı kasların ve krampların önlenmesinde ve iyileştirilmesinde oldukça etkilidir.
öğütülmüş moringa

DOĞRU KALITEYI MI ALIYORSUN ?

Moringa'nın işlenmesinde daha fazla özen gösterildiğinden, daha az besin kaybedilecek ve tozunuz ne kadar güçlü olacaktır. Yüksek kaliteli bir ürün elde edip etmediğinizi görmenin kolay bir yolu, Moringa'nızın rengini değerlendirmektir. Afrika gibi parlak, yeşil bir renkse! Moringa, yüksek kalitede. Moringa'nız kahverengimsi bir renge sahipse, kalite çok yüksek değildir.

ivythemes

{facebook#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL} {twitter#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL} {google-plus#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL} {pinterest#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL} {youtube#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL} {instagram#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget