Search Result For "romatizma"

Hangi kaplıca hangi hastalığa iyi gelir

Kaynak zenginliği bakımından dünyada ilk 7 ülke arasında yer alan Türkiye’de 1300 dolayında termal kaynak bulunmaktadır.
Turizm ve Kültür Bakanlıkları ile Türkiye Seyahat Acentaları Birliği’nin (TURSAB) derlediği bilgilere göre, önemli bir jeotermal kuşak üzerinde bulunan Türkiye’de, sıcaklıkları 20-110 santigrad derece, debileri de 2-500 lt/sn arasında değişebilen 1300 civarında termal kaynak bulunuyor.
Kaynak zenginliği bakımından dünyada ilk 7 ülke içinde yer alan Türkiye’nin termal suları, hem debi ve sıcaklıkları hem de çeşitli fiziksel ve kimyasal özellikleriyle Avrupa’daki termal sulardan daha üstün özellikler taşıyorlar.
Türkiye’deki “doğal çıkışlı ve bol” olarak nitelendirilen termal sular, eriyik maden değeri bakımından yüksek, kükürt, radon ve tuz açısından da zengin olarak biliniyor. Anadolu’da tarihe dayanan özellikleryle halk arasında sayfiye kültürü durumuna gelen jeotermal merkezlerin bazılarında uygun iklim koşullarının etkisi ile kür mevsimi 210 güne kadar çıkıyor.

DOĞAL ŞİFA MERKEZLERİNDEN BAZILARI

Türkiye’de termal turizme hizmet veren kaplıcalardan bazılarının özellikleri şöyle:
AFYON-SANDIKLI-HÜDAİ TERMAL TURİZM MERKEZİ:
Ege Bölgesinde yer alan merkez, Sandıklı İlçesi’ne 7 km. ve Afyon’a 66 km. uzaklıkta.
Suyun sıcaklığı : 70 derece. Romatizmal hastalıklar, ağrılı sendromlar, kalp ve kan dolaşımı hastalıkları, eklem-kireçlenme rahatsızlığı, sinir ve kas yorgunluğu, sinirsel hastalıklar, kadın hastalıkları tedavileri için tercih ediliyor.

AFYON-GAZLIGÖL TERMAL TURİZM MERKEZİ:
Afyon-Eskişehir karayolu ve demiryolu güzergahları üzerinde olup Afyon’a 22 km. uzaklıkta.
Suyun sıcaklığı: 40-71 derece. Romatizma, kalp ve dolaşım sistemi, böbrek ve idrar yolları, karaciğer-safrakesesi, sindirim sistemi, metabolizma bozuklukları, kemik ve kireçlenme ve cilt hastalıklarına karşı iyi geliyor.

AFYON-ÖMER VE GECEK TERMAL TURİZM MERKEZİ:
Afyon-Kütahya karayolu üzerinde bulunan merkezin Afyon’a 15 km. uzaklıkta
Suyun sıcaklığı: 51-98 derece. Romatizma, deri, kalp ve kan dolaşımı, sindirim, eklem ve kireçlenme, karaciğer, safrakesesi, beslenme bozukluğu, sinirsel ve kadın hastalıklarını tedavi amacıyla gidiliyor.

ANKARA-KIZILCAHAMAM TERMAL TURİZM MERKEZİ:
Ankara’nın Kızılcahamam İlçesi’ndedir.
Suyun sıcaklığı : büyük kaplıca kaynağında 47 derecedir.
İçme kürleri: Karaciğer, safra kesesi, mide, bağırsak ve metabolizma hastalıkları.
Banyo kürleri: Kalp, dolaşım bozuklukları, romatizma.

BALIKESİR-GÖNEN TERMAL TURİZM MERKEZİ:
Balıkesir’in Gönen İlçesi’nin hemen yanında, Gönen çayı kenarındadır.
Suyun ısısı : 52 derecedir.
İçme kürleri: Karaciğer, safra yolları, böbrek fonksiyonları.
Banyo kürleri: romatizma, kırık sekelleri, ağrılı ve iltihaplı kadın hastalıkları, kalın bağırsakların ağrılı, spastik iltihapları, damar sertliği, nörolojik ve vasküler komplikasyon sekelleleri ve nekahet dönemleri.

BURSA-ÇEKİRGE TERMAL TURİZM MERKEZİ:
Bursa’nın Çekirge mevkiindedir.
Suyun ısısı : 47-78 derece.
Banyo kürleri: Romatizmal sendromlar, hareket sisteminin diğer ağrılı hastalıkları, kronik iltihaplı ve ağrılı kadın hastalıkları, damar tıkanıkları. İçme-banyo kompoze kürleri: Karaciğer, safra yolları, hafif diabet, kriz devrelerinin dışında gut hastalığı, kanda fazla miktarda yağ birikintileri görülen şişmanlıklar.

BURSA-İNEGÖL OYLAT TERMAL TURİZM MERKEZİ:
Bursa’nın İnegöl İlçesi’nin 27 km. güneyindedir.
Suyun ısısı : 40 derecedir. Şişmanlıkta etkili olduğu belirtiliyor.

ÇANAKKALE-EZİNE-KESTANBOL TERMAL TURİZM MERKEZİ:
Çanakkale’nin Ezine İlçesi’ne 15 km. Marmara Denizi’ne ise 2 km. uzaklıktadır.
Suyun ısısı : ana kaynakta 67 derece, çamur suyunda 68 derecedir. Banyo, çamur banyosu, inhalasyon, serpinti kürleri ile iltihaplı kadın hastalıkları, romatizma, siyatik, kireçlenme, bazı kemik tüberkülozlarında etkili olduğu belirtiliyor.

DENİZLİ-PAMUKKALE TERMAL TURİZM MERKEZİ:
Ege Bölgesinde, Denizli ilinin 20 km. kuzeyinde, tarihi Hierapolis harabelerinin yanındadır.
Suyun Isısı: 33-35,5 derece. İçme kürleri: Sindirim sistemi, özellikle mide, bağırsak, karaciğer, safra yolları fonksiyon bozuklukları, safra kesesi ve safra yollarının kronik iltihapları, taşları, şişmanlık, diyabet, gut.
Banyo kürleri: Dolaşım sistemine ait hastalıklar, kalp, beyin ve atar damarlardaki iskemik sendromlar, damar sertliği, tansiyon değişimi, bronşiyal astım vakaları.

ESKİŞEHİR-SARICAKAYA-SAKAR TERMAL TURİZM MERKEZİ:
Eskişehir’in Sarıcakaya İlçesi’nde olup Eskişehir’e 33 km. uzaklıktadır.
Suyun Isısı: 35 derece. Diyabet, şişmanlık, gut gibi hastalıklarda kanda birikmiş unsurları, bu arada şeker ve yağları temizlediği, asit ürik fazlalığının idrarla atılmasını sağladığı, böbrek taşlarının büyümesine engel olduğu ileri sürülüyor.

YALOVA TERMAL TURİZM MERKEZİ:
Yalova İlinin 11 km. batısında, ormanlık bir boğaz içindedir. Suyun Isısı: 55-60 derece.
Banyo kürleri: Romatizmal hastalıklar başta olmak üzere, hareket sisteminin ağrılı hastalıkları, ameliyat geçirmiş ağrılı batın hastalıkları, kronik iltihaplı ve ağrılı kadın hastalıkları, bacaklardaki bazı damar tıkanıkları.
İçme ve banyo kürleri: Diyabet, gut, şişmanlık gibi metabolizma hastalıkları, kanda biriken kolesterin, lipid gibi yağ cisimlerinin temizlenmesi ve asit ürik birikiminin idrar yoluyla atılması.

İZMİR BALÇOVA TERMAL TURİZM MERKEZİ (AGAMEMNON TERMAL TESİSLERİ):
İzmir Adnan Menderes Havalimanına 25 km., kent merkezine ise 8 km. uzaklıktadır. Kaplıcaların bulunduğu sırtlara kurulan bir teleferik ile çıkılan Balçova tepelerinin hem çam ormanları ile kaplı olması hem de rekreatif tesislerinin bulunması çekicilik unsuru yaratmaktadır.
Kaynak ve kuyu sularının sıcaklığı 45-140 derece arasında değişmektedir. Romatizmal hastalıklar, sindirim sistemi, göz hastalıkları, metabolizma bozuklukları, karaciğer-safra kesesi hastalıkları, dolaşım ve kalp hastalıkları, sinir sistemi hastalıklarına iyi geldiği ileri sürülüyor.

İZMİR-ÇEŞME-ŞİFNE ILICA VE İÇMELERİ:
İzmir’in Çeşme İlçesi’nin yaklaşık 5-7 km doğusundadır.
Suyun ısısı : 42 derecedir. Banyo ve çamur kürlerinin romatizmal hastalıklar, kadın hastalıkları, metabolizma bozuklukları üzerinde etkili olduğu, içme kürlerinin müshil etkisi yaptığı, karaciğer, safra kesesi ve pankreasın salgı faaliyetini hızlandırdığı belirtiliyor.

KONYA-ILGIN TERMAL TURİZM MERKEZİ:
Konya’ya 88 km. uzaklıktaki Ilgın İlçesi’nde, Ilgın-Akşehir yolunun 2. kilometresinde bulunmaktadır.
Suyun Isısı: 42 derece. Romatizmal sendromlar, karaciğer, safra yolları, metabolizma hastalıklarının tedavisinde yararlanılıyor .

KÜTAHYA/HARLEK (ILICAKÖY) TERMAL TURİZM MERKEZİ:
Kütahya-Eskişehir yolu üzerinde ve Kütahya’ya 27 km. uzaklıktadır.
Suyun Isısı: 25,2 - 43 derece. Romatizmal hastalıklar, karaciğer, safra yolları ve cilt üzerinde etkili olduğu belirtiliyor.

MUĞLA/KÖYCEĞİZ-SULTANİYE TERMAL TURİZM MERKEZİ:
Muğla’nın Köyceğiz İlçesi’nin batısındaki Köyceğiz Gölü’nün batı sahilinde ve Ölemez Dağı’nın eteklerindedir.
Suyun Isısı: 41,9 derece. Romatizmal hastalıklar, cilt, kan dolaşımı, kalp hastalıkları, solunum yolu, sinir sistemi böbrek ve idrar yolları rahatsızlıkları, kadın hastalıkları, metabolizma bozuklukları ve nekahet dönemlerinde etkili olduğu belirtiliyor.

SİVAS/KANGAL BALIKLI (YILANLI) ÇERMİK :
Sivas’a bağlı Kangal İlçesi’nin 17 km. kuzeydoğusundadır. Suyun Isısı: 36 derece.
Yararlanma Şekilleri: Sabahları aç karnına 3-5 bardak şifalı su içilecek, günde en az 6-8 saat havuza girilecek, tedavi sırasında alkol alınmayacak, tedavi sırasında yaralı bölgelere ilaç sürülmeyecek, havuzlara aralıklı olarak girilecek. Tedavi müddeti asgari 21 gündür. Vücuttaki yara, sivilce, egzama, sedef gibi cilt hastalıklarına karşı şifa için gidiliyor.

CİLDE İYİ GELEN ŞİFALI YAĞLAR
Acıbadem Yağı: Kuru ve çatlak ciltler için kullanılır.Vücut masajları içinde kullanılır.
Avakado Yağı: Aroma Terapi amaçlar kullanılır.
Balık Yağı: Romatizma, bel ağrısı, bel fıtığı, kas ağrıları, kas gevşetici, kireçlemelerde, mafsal ağrılarda kullanılır.
Kullanımı: Hindistan cevizi yağı, kakao yağı, ceviz yağı ile karıştırılarak cilde uygulanır.
Ceviz Yağı: Romatizmaya iyi gelir. Kuru ciltlerde nemlendirici etkiye sahiptir. Bronzlaştırıcı olarak da kullanılır. ,cilde masaj şeklinde uygulanır.1 tatlı kaşığı içildiğinde kolesterolü düşürür.
Çemen Yağı: Kolesterolü düşürür. Cinsel gücü artırıcı etkisi vardır. Metabolizmayı güçlendirir. Balgam söktürür. Ayrıca siyatik, romatizma gibi şikayetlerde susam yağı ile karıştırılarak masaj yağı olarak kullanılır.

CİLDE İYİ GELEN ŞİFALI YAĞLAR
Acıbadem Yağı: Kuru ve çatlak ciltler için kullanılır.Vücut masajları içinde kullanılır.
Avakado Yağı: Aroma Terapi amaçlar kullanılır.
Balık Yağı: Romatizma, bel ağrısı, bel fıtığı, kas ağrıları, kas gevşetici, kireçlemelerde, mafsal ağrılarda kullanılır.
Kullanımı: Hindistan cevizi yağı, kakao yağı, ceviz yağı ile karıştırılarak cilde uygulanır.
Ceviz Yağı: Romatizmaya iyi gelir. Kuru ciltlerde nemlendirici etkiye sahiptir. Bronzlaştırıcı olarak da kullanılır. ,cilde masaj şeklinde uygulanır.1 tatlı kaşığı içildiğinde kolesterolü düşürür.
Çemen Yağı: Kolesterolü düşürür. Cinsel gücü artırıcı etkisi vardır. Metabolizmayı güçlendirir. Balgam söktürür. Ayrıca siyatik, romatizma gibi şikayetlerde susam yağı ile karıştırılarak masaj yağı olarak kullanılır.

Romatizma Ve Siyatik Rahatsızlıkları İçin Macun

Beş adet Frenk inciri, üç tutam elim otu kökü, ikişer tutam semizotu ve fesleğen tohumu, üç adet nergis çiçeği soğanı ile dövülerek ezilir. Hazırlanan karışım bir kaba konarak yirmi dakika süre ile suda kaynatılarak süzülür. Süzülerek elde edilen posaya rendelenmiş limon kabukları ilâve edilerek macun kıvamına ge­linceye kadar dut pekmezi ile yoğrulur. Hazırlanan macun badem yağı ile yumuşatıldıktan sonra bir kavanoza konur ve serin bir yerde saklanır, özellikle romatizma ve siyatik rahatsızlıkların da kullanılan bu macundan, sabah ve akşam birer çorba kaşığı yenir.

Huş ağacı, Birke, Betula Pendula
Ak ağaç Syn: Betula olba
Akhuş Betula rerrucosa
Akhuş ağacı “ ehrh.
Kum huş ağacı
Salkım Huş ağacı
Familyası: Huşağacıgillerden, Birkengewâchse, Betulaceae
Drugları:
Huş yaprağı; Betula folium
Huş katranı; Betula fix
Huş şurubu; Betula uquor
Huş özsuyu; Betula succus
Huş yaprakları çay ve natürel ilaç yapımında, katranı merhem yapımında ve bitki özsuyu içmek için kullanılır.
Giriş:
Huş ağacı Huşağacıgillerden olup bu grupta takriben 100 bitki mevcuttur. Bunlardan en önemlileri ve en yaygın olarak kullanılanları Akhuş; Betula pendula ve Bataklık huş ağacı; Betula pubescens’tir. Es-kiden bu iki tür aynı isimle anılmış sonradan ayrı isimler verilmiştir. Ağacın gövdesi beyaz olduğundan Ak ağaç diye ve dallarının saklık ve narin olması, rüzgar esince hışırtı çıkarması nedeni ile ve yahut da ilkbaharda bitki gövdesinden yukarı doğru hışır hışır akan su sesi duyulan bu nedenle de Huş ağacı diye anılır. Almanca Bikre kelimesinin Hince, “Bharg” kelimesinden türediği ve beyaz anlamına geldiğidir. Bitkin vatanı Güney Türkistan ve Kuzey Hindistan olup zamanla dünyanın ılıman iklimli hemen her yöresine yayılmıştır. Bir huş ağacı günde 70 lt su emerek gövdeye verir ve oradan yapraklara ulaşan su işlendikten sonra büyük bir kısmı gaza (esansa) dönüşür ve bu güzel koku gaz (esans) biz farkına varmadan çevremize güzellikler saçar. Alman ilim adamlarının yaptıkları araştırmalara göre bir ağacın çevreye kattığı değerin 2500 Euro olduğunu tespit etmişlerdir.
Botanik:
Huş ağacı hemen her yörede özellikle de ormanlarda, kumluk yerlerde ve humuslu topraklarda yetişir. Soğuğa dayanıklı olması nedeni ile Sibirya’dan Kuzey Afrika’ya kadar çok geniş bir alana yayılmıştır. Türkiye’nin Erciyes ve Ağrı gibi dağ eteklerinde Marmara ve Karadeniz ve de Doğu Anadolu’nun ormanlarında yabani olarak yetişir. Yaprakları ortadan uca doğru ve de ortadan başa doğru üçgen şeklinde veya yumurta şeklindedir. Yaprakların üst yüzeyi açık yeşil, alt yüzeyi soluk yeşil renkli, kenarları kertikli, 3-5 cm uzunluğunda, 2-4 cm enindedir. Salkım huş ağacının yaprakları tüysüz iken bataklık ağacının yapraklarının alt yüzeyi tüylüdür ve bu da bu iki bitki arasındaki en büyük farktır. Erkek çiçekleri 8-10 cm uzunluğunda, 0,5-1 cm çapında, silindir veya kuyruğundan asılmış kedicik şeklinde olduğundan kedicik diye anılır. Dişi çiçekleri 2-3 cm uzunluğunda, 0,6-1 cm çapında silindir şeklindedir ve de her iki çiçek ilkbaharda koyu yeşil iken sonbaharda koyu kahverengimsi bir hal alır.
Yetiştirilmesi:
Türkiye’nin hemen her bölgesinde yetiştirmek mümkün-dür ve fazla bir özene gerek yoktur.
Hasat zamanı:
Yaprakları Nisan’dan Haziran’a kadar toplanarak havalı ve güneşli bir yerde kurutulur ve kurutulurken ısının 40˚’yi geçmemesine dikkat edilir. şayet ısı bu sıcaklığı geçerse birleşimindeki eter yağı (uçucu yağ) yok olur. Malesef şifalı bitkiler toplama, kurutma, paketleme ve depolama işlemleri sırasında çok yanlışlar yapılmaktadır. Bit¬kinin şifalı kısmı yaprak veya çiçekleri ise asla Güneş altında kurutulmaz ve mutlaka gölgede kurutulmalıdır. Ayrıca örneğin bitki 5 günde kurudu ise, 2 gün daha kurumada bırakmak mahzurludur, çünkü birleşimindeki eterik yağları kaybettiğinden kalitesi düşer. Sadece bitki kökleri Güneş’te kurutulur ve kurur kurumaz hemen paketlenip depolan¬ması gerekir. Şifalı bitkilerin Aktarlar’da açıkta satılması kalitesini kısa sürede düşürür ve etkisini oldukça azaltır.
Bitki özsuyu:
Huş ağacının gövdesine 5-10 cm derinliğinde matkapla bir delik açılır ve bu deliğe cam bir boru takılarak akan bitki özsuyu bir cam kavanozda toplanır. Bitki özsuyunun 1-5 lt’si 1-3 haftada elde edilebilir. Bunun bozulmaması için içine her lt için 5 karanfil tanesi ve 1-2 gr Tarçın ilave edildikten sonra buzdolabına konur.
Huş katranı:
Huş ağacının gövde ve kalın dallarının kapakları kapalı bir kapta, kazanda, alttan yakılarak veya damıtılarak katranı elde edilir.
Birleşimi:
Yaprakların birleşimindeki önemli maddeler şunlardır;
a) Flavonit türevleri; %2-3 arasında olup en önemlileri; Hyperosid, Quercitrin, Quercetin, Kâmpferolglikozit ve Myrcetindigalaktosit, Sinensetin
b) Triterpensaponin türevleri; Betulatriterpensaponin-Birbefula, Triterpensaponin-2 ve Betulatriterpensaponin-3, betulatriterpensaponin-1=12-β-Asetoksi-3α, 20(S)-Dihidroksi-dammar-24-en-3-(Hidrogenpropandiat), Betulatriterpensaponin-2=12-β-Asetoksi-3α, 17a, 20(S)-Trihidroksi-dammar-24-en-3- (Hidrogen), Betulatriterpensaponin-3=12-β-asetoksi-3α, 20(S), 25, Trihidroksi-dammar-24-en-3-(Hidrogen)
c) Fenolkarbonikasit türevleri; kahve asidi, chloragenasit ve fenolkarbonikasitler
d) Ayrıca eter yağı türevleri %0,05-0,1, taninler, acı maddeler, C-vitamini, potasyum ve kalsiyum içerir.
Kabuklarının birleşiminde; Flavonitler, tanin, triterpen türevleri; Betulin ve Betulinasit, Luteol ve eter yağı içerir. Butelin gövde ve dallarına be¬yaz renk veren ana maddedir.
Katranda; Guajakol, kresol, xyloz ve fenol içerir.
Bitki özsuyunda ise genellikle ham madde olarak şeker bulunur.
Araştırmalar:
1) Amerikalı ilim adamları hayvanlar üzerinde yaptıkları deneylerde Betulin’den elde edilen betulinasidin derideki siyah kanseri iyileştirdiği tespit edilmiştir. Eskiden Ziziphus mauritiana’dan elde edilen betulalinasit şimdi Huş kabuğundan bolca bulunan Betulin’den elde edilmektedir. Bu alandaki çalışmalar devam etmektedir. (ZP.3.96.40)
2) Münih Üniversitesi tarafından romatizma hastası 1200 kişi üzerinde Huş yapraklarından elde edilen kapsülle tedavi denemeleri yapılmış ve hastaların iyileştiği görülmüştür. (GM.9.98.41)
3) Birleşiminde altın başak otu, ortosifon yaprağı ve huş yaprağı karışımından oluşan çay harmanı ve damlası idrar yolları rahatsızlıklarını iyileştirdiği tespit edilmiştir. (ZP.4.94.215, ZP.4.00.193 ve GM.02.95.14, ZP.3.98.167)
Tesir şekli:
İdrar söktürücü, antiseptik, güçlendirici (tonik), idrar yollarını dezenfekte edici, vücudu arındırıcı, temizleyici özelliklere sahiptir.
Kullanılması:
a) Araştırmalara göre birleşiminde huş yaprağı, altın başak otu ve ortosifon yapraklarından oluşan çay harmanları ve damlaları idrar yolları iltihaplanması, kumlarına karşı ve de romatizma türlerinde artroza karşı kullanılır.
b) Komisyon E’nin 13.03.1986 tarih ve 50 nolu Monografi bildirisine göre idrar yolları iltihapları bakterileri ve kumlarına ve de romatizma rahatsızlıklarına karşı kullanılır.
c) Halk arasında Huş yaprak ve natürel ilaçları başta böbrek ve mesane taşları, kramplar ve kumlarına ve de artroz, artrit, eklem şişmesi ve su toplaması (ödem) gibi rahatsızlıklara karşı kullanılır.
Açıklama:
Prof.Dr.Olafadamın, Walter-Straub enstitüsünde yaptığı araş-tırmalar sonunda özellikle etin içerdiği yüksek orandaki proteinin arachidon asidi artırdığını tespit etmiştir. Bunun da eklem kıkırdaklarının tahriş olmasına neden olduğunu tespit etmiştir. Normalde eklem sıvısının PH değeri 7.4’dür, şayet aşırı miktarda et yenirse PH=6.2’ye kadar düşer yani asitleşir. Böyle bir ortamda eklem kıkırdakları bozulur ve bu da zamanla eklemlerin bozulmasına ve de artroza (eklem yapısının bozulması) dönüşür. Prof.Dr.O.adam ve ekibi yaptı araştırmalar neticesinde kişinin haftada en fazla bir defa et ve et mamulleri yemeleri, fazlasının çeşitli rahatsızlığa neden olabileceğini ispatlamıştır. (GM.9.98.41) Hatırlanacak olursa Peygamber Efendimiz (s.a.v) “her gün et yemeyiniz” buyurmuşlardır. İşte eklem kıkırdaklarında arachidon asidin çoğalması ile buralarda asitleşme oluşur ve bu asit kıkırdakları tahriş eder (yıpratır) bu noktada Huş’un birleşimindeki saponinler arachidon asidi sünger gibi emerek zararsız hale getirir.
Çayı:
Huş yaprağından iki kahve kaşığı demliğe konur ve üzerine 300-400 ml kaynar su ilave edildikten sonra 5-10 dk demlenmeye bıraktıktan sonra süzülerek içilir.
Çay Harmanları;
Mesane ve Böbrek çayı
>20 gr Huş yaprağı
>20 gr Atkuyruğu otu
>20 gr Ayı üzümü yaprağı
>20 gr Ortosifon yaprağı
>20 gr Ayrıkkökü
Mesane ve böbrek çayı (idrar yollarını üşütmeye karşı);
>45 gr Ayı üzümü yaprağı
>20 gr Huş yaprağı
>20 gr Ayrık kökü
>15 gr Ardıçkozalağı
Mesane çayı (idrar yollarını üşütme, taş ve kumlara karşı);
>20 gr Huş yaprağı
>20 gr Ayrık kökü
>20 gr Altın başak otu
>20 gr Kayışkıran kökü
>20 gr Meyan kökü
Mesane ve böbrek çayı (mesane ve böbrek üşütmesine karşı);
>40 gr Ayı üzümü yaprağı
>20 gr Kayışkıran kökü
>15 gr Orta sifon yaprağı
>15 gr Ayrık kökü
>10 gr Isırgankökü
Mesane ve böbrek çayı (idrar yollarını üşütme, kum ve taşlarına karşı);
>25 gr Ortosifon yaprağı
>25 gr Kayışkıran kökü
>20 gr Altınbaşak otu
>20 gr Huş yaprağı
>10 gr Ayrıkkökü
Mesane ve böbrek çayı (idrar yolları üşüme, taş ve kumuna karşı kullanılır);
>25 gr At kuyruğu otu
>20 gr Huş yaprağı
>20 gr Altın başak otu
>20 gr Kayış kıran kökü
>15 gr Ayrıkkökü
Terletici çay (ateşli hastalıklarda terlemek isteniyorsa);
>20 gr Söğüt kabuğu
>20 gr Mürver çiçeği
>20 gr Ihlamur çiçeği
>20 gr Huş yaprağı
>10 gr Ergeç sakalı çiçeği
>10 gr Papatya çiçeği
Huş özsuyu:
Gövdeden elde edilen özsuyun bozulmaması için 8-10 karanfil ve 1-2 gr tarçın ilave edilir ve buzdolabına konur. Günde 3 defa bu özsudan birer yemek kaşığı 2-3 hafta süreyle alınır.
Huş ekstresi:
Huş yaprakları etanol ve su karışımı ile ekstraksiyonu yapılır. Elde edilen ekstreden günde 3-5 defa, 15-20 damla, 4-8 hafta süreyle alınır. Yukarıdaki çay harmanlarından da ayır ayrı ekstresi yapıldık-tan sonra karıştırılarak iksiri yapılır ve ekstresi gibi kullanılır.
Yan tesirleri: Bilinen bir yan tesiri yoktur.

karahindiba
Karahindiba, Löwenzahn, Taraxacum officinale
Gelin göbeği (WITH) WIGGERS
Aslan dişi Syn: Taraxacum vulgare SCHRAK
Radika Leontodon officinale WITH.
Yabani Acımarul “ taraxacum L.
Üfürük çiçeği Hindibaotu
İnek çiçeği Şifalı Karahindiba
Familyası: Bileşikgillerden, Korbblütler, Asteraceae
Drugları:
Karahindiba yaprağı; Taraxci folium
“                    kök   ü;      “ radix
“ otu ve kökü        ; Taraxci herba cum radix
Karahindibanın genellikle otu (yaprak, çiçek ve sapları) ve kökü birlikte çay, tentür ve natürel ilaç yapımında kullanılır.
Giriş:Günümüzde Karahindibanın bir alt türü olan 50-60 çeşit mevcuttur ve bunların içinden sadece Şifalı Karahindiba olarak bilinen bu tür kullanılır. Diğer türler pek kullanılmaz. Türkiye’de eskiden salata yerine kullanıldığından Yabani Acımarul diye de anılır. Avrupa’da 16. yy.a kadar bilinmeyen ve ancak 1546’dan itibaren Şifalı bitkiler kitabında yer al¬mıştır ve bazı yazarlara göre Barbarlar (Türkler, Hunlar) tarafından Avrupa’ya getirilmiştir. Avrupalılar Hıristiyan olmayan her milleti Barbar sayarlar, oysa Türkler gittikleri yerlere Medreseler (üniversiteler), Hanlar, Hamamlar, Kervansaraylar, Sulama kanalları götürürken Avrupalılar takriben 50 milyon Kızılderili’yi 2,5 milyon Cezayirliyi vahşice yok etmişlerdir. Ayrıca Romanın kurucusu Rome ve Romelus kardeşlerde Etrüsklüdür yani Türktür.
Botanik: Karahindiba otu şimdiye kadar incelediğimiz bitkilerden farklı bir yapıya sahiptir çünkü gövdesiz bir bitkidir. Yaprakları rozet şeklinde direkt kökten çıkarak çevresine yayılır ve bu şekil rozete benzediğinden bu isimle adlandırılır. Yapraklarının kenarı irili, ufaklı, dişli veya odun testeresinin ağzı şeklinde, bazen de aslan dişi gibi bu nedenle de Aslan dişi otu diye de anılır. Yaprak uçları mızrak veya mala şeklinde, üst yüzeyi koyu yeşil, alt yüzeyi açık yeşil ve ortada ana bir damar mevcuttur. Çiçekleri takriben 10-40 cm uzunluğunda, içinde sarımsı beyaz süt kıvamında bir sıvı bulunur ve tepesinde 100-200 adet dil şeklindeki sarı taç yapraklardan meydana gelen bir çiçek bulunur. Çiçekleri olgunlaştıktan sonra dökülerek dağılmaz aksine büzülerek toplanır ve kupa yaprakları tarafından iyice sarılarak koni şeklini alır. Koni içinde olgunlaşan tohumlar kupa yapraklarının geri doğru kıvrılması ile ortaya çıkar ve her tohumun gerisinde 1-3 cm uzunluğunda bir sap ve bu sapın üzerinde şemsiye şeklinde tüycükler bulunur. Olgunlaşan tohumları rüzgarlı havada tüycükleri alarak uzaklara taşır ve böylece Karahindibaya hemen her yerde rastlamak mümkün olur. Kökleri serçe parmak kalınlığında 10-20 cm uzunluğunda ayrıca saçak şeklinde yan köklere sahiptir ve içinde süt gibi beyaz bir bitki özü mevcuttur.
Yetiştirilmesi: İtalya ve Fransa’da özel olarak yetiştirilir ve salatası yapılır. Bu özel yetiştirilen Karahindiba, yabani olarak yetişene göre oldukça büyüktür. Türkiye’nin hemen her bölgesinde yetiştirmek mümkündür.
Hasat zamanı: Kökleri ya Mart-Nisan veya Ağustos-Eylül aylarında topraktan çıkarıldıktan sonra yıkanır, güneşli ve havadar bir yerde kurutulur. Maalesef şifalı bitkiler toplama, kurutma, paketleme ve depolama işlemleri sırasında çok yanlışlar yapılmaktadır. Bitkinin şifalı kısmı yaprak veya çiçekleri ise asla Güneş altında kurutulmaz ve mutlaka gölgede kurutulmalıdır. Ayrıca örneğin bitki 5 günde kurudu ise, 2 gün daha kurumada bırakmak mahzurludur, çünkü birleşimindeki eterik yağları kaybettiğinden kalitesi düşer. Sadece bitki kökleri Güneş’te kurutulur ve kurur kurumaz hemen paketlenip depolanması gerekir. Şifalı bitkilerin Aktarlar’da açıkta satılması kalitesini kısa sürede düşürür ve etkisini oldukça azaltır.
Birleşimi:  Yapraklarının birleşimindeki en önemli maddeler;
a) Sesquiterpenlakton türevleri;Taraxinasit-1¹-O-b-D-glucopyranosid (Taraxinasit-β-D-glikozit)
b) Flavonit türevleri; Apigenin-7-O-glikozit ve Luteolin-7-O-glikozit
c) Triterpen türevleri; Sitosterol, Stigmasterol ve Campesterol
d) Vitaminlerden; B1, B2, B3, C ve E vitaminleri ve Provitamin A
e) Mineraller özellikle %2,5-4,5 oranında Potasyum, Sodyum, Fosfor, Kalsiyum, Magnezyum, Demir, Çinko ve Bakır
f) Aminoasitlerden; Asparaginasit ve Glutaminasit içerir.
Köklerindeki en önemli maddeler;
a) Sesquiterpenlakton türevleri; Taraxakolid-β-D-glikozit %0,1 (Taraxakolid-1¹-β-D-glukopyranozit), Taraxinasit-β-D-glikozit (Taraxinasidi-1-O-β-D-glikopyranosit) ve 11,13-dihydrotaraxinasit-1¹-O-β-D-glikopyranozit
b) Triterpen türevleri; Taraxasterol, ψ-Taraxerol, Taraxol, β-Sitosterol, β-Sitosterol-3-D-β-D-glikopyranosit, Arnidiol ve Faradiol. Karahindiba kökü ilkbaharda %2 Inulin içerirken sonbaharda bu oran %40’lara varır.Inulin bir Polisakkarid türüdür. Her türlü sakkaritin hücrelere geçmesi için pankreas hormonu Insülin gerekirken Inulin Insülisizde hücrelere girer.
c) Vitaminler ve mineraller aynı yapraklarında olduğu gibidir.
Özellikleri: Soğuk, acı, tatlı ve özel kokuludur.
Tesir şekli: Karaciğer, pankreas, mide ve bağırsak salgılarını artırıcı, hazmettirici, iştah açıcı, metabolizmayı kuvvetlendirici, kan temizleyici, idrar söktürücü ve hafif tansiyon düşürücü özelliğe sahiptir.
Araştırmalar:
1) İlk olarak Hahnemann 1793’de kendi ve öğrencileri üzerinde, 1826’ da Langhammer sonra NOAK/TRINKS, Müler, Farrington ve Seveson araştırma, deney ve testler yapmışlardır. hemen bütün araştırmacılar K.hindiba otu ve kökünün başta karaciğer ve safra sonra mide-bağırsaklar ve idrar yollarına etki ettiğini tespit etmişlerdir. (LBH). Bir grup ilim adamının fareler üzerinde Karahindiba ekstresi ile yaptıkları deney, test ve araştırma sonucunda Karahindibanın Atkuyruğu otu ve Ardıç kozalağından daha kuvvetli bir idrar söktürücü (diüretik) olduğu ve belli bir süre bu tedaviye devam (3 ay) edildiğinde % 30’a varan oranlarda zayıfladıkları görülmüştür. (TP.573)
Kullanılması:
a) Araştırmalara göre idrar söktürücüdür.
Komisyon E’nin 228 nolu ve 05.12.1984 tarihli monografi bildirisine göre K.hindiba ot ve kökü başta safra akışı anormallikleri, iştahsızlık, sindirim rahatsızlıklarına karşı ve de idrar artırıcı olarak kullanılır.
b) Halk arasında başta karaciğer, safra, pankreas, mesane, böbrekler, mide ve bağırsaklardaki rahatsızlıklara karşı kullanılır. Karahindiba bu rahatsızlıkların haricinde şeker hastalığı, şişmanlık, romatizma türlerinden özellikle artroz (eklem aşınması), eklem iltihaplanması (artritis), gut (nikris), bronşit, egzema, akneye karşı ve kan te-mizleyici ve de metabolizmayı çalıştırıcı olarak kullanılmaktadır.
Açıklama: İç organların beslenmesi ve artık maddelerin dışarı atılmasında çok büyük görevleri olan ara dokular zamanla artık maddeler (Almanca Schacke Türkçe Cürufta denir) yoğunlaşır. Bu da görevlerini tam olarak yapamadığı gibi başta romatizma, gut, ödem, çeşitli iltihaplanma ve metabolizma bozukluklarına sebep olur. İşte böyle bir durumda bizi birleşiminde vitaminler, mineraller, triterpenler, flavonitler vb. içeren ve de çok yönlü etkilere sahip olan karahindiba vücudumuzu adeta Çamaşır tozu gibi kirlerden, artık maddelerden arınmasını ve temizlenmesini sağlar. O halde haydi vücudumuzun bütün azalarını yıkayalım. Almanya’da tıpkı Elam suyu, Kiraz suyu, Şeftali suyu gibi Lahana suyu, Havuç suyu ve Karahindiba suyu imal edilip satılmaktadır. Bu sebze suları, meyve suları gibi tatlı olmayabilir fakat çok sağlıklıdır.
Çayı: Kurutulmuş, ince doğranmış Karahindiba otu ve kökünden iki kahve kaşığı demliğe konur ve üzerine 300-500 ml kaynar su ilave edildikten sonra haşlanır (ınfus) ve 5-10dk demlendikten sonra süzülerek içilir.
Çay Harmanları;
Diyabet çayı;
>20 gr Keçisedefi otu
>20 gr Hindiba otu+kökü
>20 gr Y.mersini yaprağı
>20 gr Kantaron otu
>20 gr Isırgan otu
Romatizma çayı;
>20 gr Hindiba otu+kökü
>20 gr Isırgan otu
>20 gr Atkuyruğu otu
>10 gr Hıthıt kökü
>10 gr Karakafes kökü
>20 gr Harpago kökü
Karaciğer çayı;
>30 gr Devedikeni tohumu
>30 gr Hindiba otu ve kökü
>20 gr Zerdeçal kökü
>10 gr Y.hindiba kökü
>10 gr Nane yaprağı
Böbrek ve mesane çayı;
>20 gr Isırgan otu
>20 gr Akhuş yaprağı
>20 gr Hindiba otu+kökü
>20 gr Atkuyruğu otu
>10 gr Orta sifon yaprağı
>10 gr Altın başak otu
Safra taşlarına karşı çay;
>30 gr Hindiba otu ve kökü
>20 gr Pelin otu
>20 gr Y.hindiba kökü
>20 gr Civanperçemi otu
>10 gr Rezene tohumu
>10 gr Şahtere otu
Deri hastalıkları çayı;
>20 gr Isırgan otu
>10 gr Atkuyruğu otu
>20 gr Hindiba otu+kökü
>20 gr Akhuş yaprağı
>20 gr Menekşe otu
>10 gr Altın başak otu
Karaciğer-safra çayı;
>20 gr Hindiba otu ve kökü
>20 gr Devedikeni tohumu
>20 gr Kantaron otu
>10 gr Çentiyan kökü
>10 gr Civanperçemi otu
>20 gr Zerdeçal kökü
Metabolizma çayı;
>20 gr Isırgan otu
>10 gr Civanperçemi otu
>10 gr Pelin otu
>20 gr Hindiba otu ve kökü
>20 gr Atkuyruğu otu
>20 gr Akhuş yaprağı
Salatası:
Karahindiba otunun yaprakları salata gibi yenir, özel yetiştirilenleri daha az acıdır ve bu nedenle rahatlıkla yenebilir.

Homeoapti’de:
K.hindiba otu ve kökünden 100 gr çiçek açmaya başladığı andan itibaren toplanarak yıkanır, ince kıyılır ve bir şişeye konur ve de üzerine 500 ml %70’lik alkol ilave edilir. şişe güneş ışınlarından uzakta muhafaza edilir ve iki günde bir çalkalamak suretiyle 4-6 hafta sonra süzülerek Homeopati’de < > ismi ile anılan tentür elde edilir. Bu tentürden günde 3-4 defa 15-20 damla 23-ay süreyle alınır.
Hastalığın belirtileri (semptom):
1) Dilin üzerinde beyazımsı sarı dalgalı tabakalar
2) Ağız tadı acımsı veya ekşi ve de aşırı salgı akıtır
3) İshal saframsı veya kabızlık
4) İdrar aşırı miktarda ise ve ağrısızsa
5) Eklem ağrıları batıcı ve yakıcı ve de el-ayaklar sürekli hareketli
6) İştahsızlık, aşırı susuzluk
7) Baş ağrısı genellikle giderken ve durunca
Bu gibi hallerde Karahindiba otu tentürü kullanılır.
Yan tesirleri: Bilinen bir yan tesiri yoktur.

Her derdin devası 30 bitki

ACI BADEM YAĞI: Öksürük kesici idrar arttırıcı, kurt düşürücü ve şeker hastalığı için kullanılır. Kuru ve çatlak cilt bakımında etkilidir. Stres ve yorgunluk için masaj yağı olarak kullanılır.
KULLANILIŞI: Bir çay bardağı suya 2 damla damlatılarak günde 3 defa alınır.
UYARI: Yüksek miktarlarda alınması zararlıdır.

ADAÇAYI YAĞI: Bebeklerde gaz giderici, mide gazı giderici,ter kesici ve idrar arttırıcı etkileri vardır. Astım ve bayanlarda adet düzensizliklerinde etkili. Cilt bakım ve temizliğinde kullanılır. On iki parmak bağırsağındaki yaralara da faydalıdır.
KULLANILIŞI: Bir çay bardağı suya 3 damla damlatılarak günde 1 defa içilir. Yara üzerine direkt tatbik edilebilir.
UYARI: Günde 3 damladan fazla içilmez. Fazla kullanımı epilepsi ve krampa yol açabilir.

ANASON YAĞI: Bebeklerde gaz giderici, mide gazı giderici, ter kesici ve idrar arttırıcı etkileri vardır. Astım ve bayanlarda adet düzensizliklerinde hormon dengelenmesinde kullanılır.
KULLANILIŞI: 2-10 Damla bir şeker parçası üzerine damlatılarak veya bir fincan suya 4-5 damla damlatılarak günde 3 defa kullanılır.
UYARI: Daha yüksek miktarda alındığı zaman hafif bir sarhoşluk sonra uyku meydana getirir.


ARDIÇ YAĞI: Kalp yetmezliği soğuk algınlığı ve romatizmal hastalıklarda kullanılır. Burkulma ve çarpma gibi kazalarda ağrı kesici ve hareket kabiliyetini artırıcı özelliği vardır. Astım hastalarında ve idrar tutamayan çocuklarda faydalıdır
KULLANILIŞI: Bir çay bardağı suya 5 damla damlatılarak alınır.
UYARI: Hamilelikte kullanılmamalıdır. Fazla alındığı taktirde böbrekleri tahriş eder ve idrar yollarında kanamaya sebep olur.


ARDIÇ KATRAN YAĞI: Tüm mantar hastalıklarında cilt kaşıntılarında sedef ve egzamada varis ve ağrılarında uyuz ve benzeri tüm cilt problemlerinde kullanılır
KULLANILIŞI: Kullanılacak doku defne sabunu ile yıkanır. İnce tabaka halinde cilde sürülür.


BERGAMUT ESANSI: Stres ve yorgunluğu giderici ve bağışıklık sistemini kuvvetlendiricidir. Egzama tedavisinde de kullanılır. İştah arttırıcı ve safra söktürücü etkisi vardır.
KULLANILIŞI: Bir fincan suya 2-3 damla damlatılarak, günde 2 defa kullanılır.


ISIRGAN TOHUM YAĞI: Saç dökülmesinde, romatizmada, hücre yenileyici, kan temizleyici olarak, miyom küçültücü olarak kullanılır.
KULLANILIŞI: Bir fincan suya 5 damla damlatılarak günde 2 defa kullanılır. Haricen cilde masaj yapılarak kullanılır. Saç diplerine friksiyon yapılır.


JOJOBA YAĞI: Cildi yumuşatır. Çizgileri ve kırışıklıkları azaltmak için kullanılır. Kuru ciltleri nemlendirir. Akneleri giderir. Kuru ve kırık saçları besler parlaklık verir. Saç şekillendirici olarak kullanılır.
KULLANILIŞI: Saçlara friksiyon yöntemi ile cilde masaj yapılarak kullanılabilir.


KANTARON YAĞI: Hazmı kolaylaştırıcı ve iştah açıcı özelliklere sahiptir. Ateş düşürücü etkisi vardır. Ülser ve gastritte iyileşmeyi hızlandırır. Yara ve yanıkları iz bırakmadan iyileştirir.
KULLANIIŞI: Günde 2 defa öğle ve akşam yemeklerinden önce 5-6 damla alınmalıdır.


KARABAŞ YAĞI: Damar sertliğine kolestrol ve şekere faydalıdır. Uykusuzluğu giderir. Balgam söker zindelik verir, egzama yaralarına iyi gelir. Sivrisinek kovucudur
KULLANILIŞI: Günde 2’şer damla sabah akşam yarım fincan suya damlatılarak kullanılır. Cilde sürülür


KARANFİL YAĞI: Ağız ve mide kokularını giderir. Sinirleri uyuşturur, antiseptik ve ağrı kesici olarak kullanılır. Diş ağrılarında etkilidir. Dişeti çekilmesi ve iltihaplarında faydalıdır. Haşere kovucudur
KULLANILIŞI: 1 fincan suya 2 damla damlatılarak içilir. Diş ağrılarında pamuk üzerine damlatılarak diş üzerine tatbik edilir.


KEKİK YAĞI: Bronşit, nezle, grip, solunum yolu rahatsızlıklarına dişe eti iltihaplarına iyi gelir. Kurt düşürücüdür. Alyuvar oluşumunu arttırır. Şeker hastalığına iyi gelir. Yara ve yanıklara antiseptik olarak kullanılır. Romatizmaya iyi gelir.
KULLANILIŞI: 2-3 damla yarım fincan suya katılarak veya şeker üzerine damlatılarak kullanılır. Parmak uçlarıyla masaj şeklinde tatbik edilir. Fazlası sakıncalı.



KETEN YAĞI : Menapoz sıkıntılarını giderir. Mide ağrılarını ve kabızlığı giderir. Sindirim sistemi iltihaplarında etkilidir. Zihin açıcıdır.
KULLANILIŞI: Bir fincan suya 5 damla damlatılarak içilir.

LAVANTA YAĞI: İdrar arttırıcı ve romatizma ağrıları dindirici etkileri vardır. Baş ağrısı stres ve kas ağrıları için iyi gelir ayrıca güve ve sivrisinekleri uzaklaştırmak için kullanılır. Akneleri ve vücuttaki kötü kokuları giderir. Cilde sürüldüğünde ateşi düşürür. Saçtaki sirkeleri gidericidir.
KULLANILIŞI: Bir çay bardağı suya veya bir şeker parçası üzerine 3-4 damla damlatılarak alınır. Ayrıca cilde masaj yapılarak kullanılır.

KAKAO YAĞI: Vücuttaki zehirli maddeleri dışarı atar. Böbrek iltihabını giderir. Besleyici, uyarıcı, iştah açıcı ve kuvvet vericidir. Haricen basur kadınların göğüslerindeki yara ve çatlakları yumuşatmak için kullanılır.
KULLANILIŞI: Günde 2-3 damla bir şeker parçası üzerine damlatılarak veya yarım çay bardağı suya 2-3 damla damlatılarak alınır.

LİMON YAĞI: Grip ve soğuk algınlığına karşı korur. Hafızayı güçlendirir. Boğaz ağrısı mide yanması kan temizleme ve böbrek taşında, bağdokusu hastalığında kas kuvvetlendirir. Diş etini kuvvetlendirir. Sivilceleri giderir.
KULLANILIŞI: Balla tatlandırılmış suya 2 şer damla damlatılarak günde 3 defa gargara yapılıp yutularak kullanılır. Tonik olarak kullanımda bolca masaj yapılarak sürülür.


MELİSSA YAĞI: Yatıştırıcı, gaz söktürücü terletici ve antiseptik etkilere sahiptir. Baş ağrısı ve migrende soğuk algınlığında , kas ağrılarında faydalıdır. Mide ülserine iyi gelir. Beyin damarlarını açar cilt temizliğinde cildi güzelleştirir
KULLANILIŞI: Günde 2-3 damla bir şeker parçası üzerine damlatılarak alınır.



MERSİN YAĞI: Yağlı tahriş olmuş ve iltihaplı ciltler için kullanılır. Hemoroid tedavisinde ve şeker hastalığına karşın etkilidir. Nefes açıcı özelliğe sahiptir. Gerginliğe ve uykusuzluğa iyi gelir. Adale kuvvetlendirici ve spor sakatlıklarında masaj için çok uygundur
KULLANILIŞI: Dahilen günde 1 fincan suya 5 damla damlatılarak içilir. Haricen cilde masaj şeklinde kullanılır.



NANE YAĞI: Mide bulantısını keser. Hazmı kolaylaştırır. Gaz söktürücüdür. Baş ağrılarına iyi gelir. Selülit tedavisinde kullanılır. Anne sütünü arttırır.
KULLANILIŞI: Günde 3 defa bir şeker parçası üzerine 2-3 damla damlatılarak içilir. Haricen cilde masaj yapılarak sürülür. Fazla miktarda kullanılması sakıncalıdır




OKALİPTÜS YAĞI: Kabızlık, öksürük, sinüzit, şeker hastalığı, romatizma ve selülite etkilidir.
KULLANILIŞI: Bir fincan suya 5 damla damlatılarak balla tatlandırılıp içilir ya da masaj yapılır.


PAPATYA YAĞI: Duyarlı ve problemli ciltler için yaraları iyileştirici ve cildi besleyen özelliğe sahiptir. Bademcik ve diş iltihabında kullanılır
KULLANILIŞI: Bir fincan suya 4-5 damla damlatılarak gargara yapılır. Cilde masaj şeklinde tatbik edilir.
UYARI: İçilmesi sakıncalıdır.



PORTAKAL YAĞI: Mide rahatsızlıklarını geçirir. Hazmı kolaylaştırır. Ateş düşürücüdür. Romatizmada faydalıdır. Cildin güzel olmasını sağlar. Yara ve yanıkların tedavisinde kullanılır. Cildi sıkılaştırır. Sivilce ve akneleri kurutur
KULLANILIŞI: Yarım fincan suya 3 damla damlatılarak. Günde 3 defa kullanılır. Ya da cilde masaj yapılır.



REZENE YAĞI : Midevi şişkinlik, hazımsızlık rahatsızlıklarını giderir. Gaz söktürücü ve anne sütünü arttırıcı etkisi vardır. Yara iyileştirici özelliğe sahiptir. Cildi besler ve pürüzleri giderir
KULLANILIŞI: Dahilen bir fincan suya 5 damla damlatılarak içilir. Haricen yara üzerine sürülür.


SARIMSAK YAĞI : Mikrop öldürücüdür. Yüksek tansiyonu düşürür. İştah açar hazmı kolaylaştırır. Kabızlığı giderir. Kanı temizler. Ayrıca saç uzamasını sağlar, dökülmesini önler, saçkıran hastalığına iyi gelir.
KULLANILIŞI: Bir fincan suya, 4-5 damla damlatılarak günde 3 defa içilir veya cilde masaj yapılır.

TATLI BADEM YAĞI: Kuru ve çatlak ciltleri çok olumlu etkiler ve pürüzlerini giderir. Ayrıca saç besleyici olup dökülmesini önler. Kabızlık giderici özelliğe sahiptir
KULLANILIŞI: Saç diplerine parmak uçlarıyla friksiyon yapılır. Kabızlık için günde 1 çay kaşığı içilir.

SUSAM YAĞI: Dahilen müshil, haricen ise özellikle kuru ciltlere kirpik, kaş ve saçlara rahatlıkla kullanılır. Şeker hastalığında da kullanılmaktadır. Yanıklarda iyileştirme özelliği vardır.
KULLANILIŞI: Her sabah aç karnına bir çay kaşığı içilir. Müshil olarak ta bir çay kaşığı alınır. Cilde ve saça masaj şeklinde uygulanır.


ÇAM TEREBENTİN YAĞI: Bel soğukluğunda ve idrar yolu hastalığında kullanılan etkili bir antiseptiktir. Saçı besler. Dökülmeyi önler kepeği giderir
KULLANILIŞI: Günde 1-2 damla bir şeker parçası üzerine damlatılarak alınır. Saç diplere
masaj yaparak kullanılır. 200 grlık şampuana 20 damla damlatılarak kullanılır
UYARI: Böbrekte tahriş yaptığından böbrek rahatsızlığı olanlar içmemelidir.


MENEKŞE YAĞI: Cilt hastalıkları, egzama, dermatit ve uyuzda kullanılır. Mikrop kırıcıdır, saç dökülmesine karşı etkilidir. Kuru saçları nemlendirir.
KULLANILIŞI: Cilde masaj yapılarak saça friksiyon şeklinde kullanılır.


YASEMİN YAĞI : Romatizma ağrılarında, cilt besleyici temizleyici ve selülit giderici olarak kullanılır.
KULLANILIŞI: Cilde masaj şeklinde uygulanır.

Botanik ve Ortak İsimler

  • Aile Umbelliferae
  • Angelica archangelica (Avrupa Angelica, Bahçe Angelica, Masterwort, İskender, Başmelek, Angel's Wort, İspanyolca: Angélica, Raíz de Angélica)
  • Angelica sinensis, A. polymorpha, A. acutiloba (Dang gui / Dong quai, Çin Angelica)
  • Angelica dahurica (Bai Zhi)
    melek otu

Dikkat

  • Kök, psoralen adı verilen kimyasallar içerdiğinden, ciddi ışığa duyarlılıklara neden olabilir.
  • Dışarıdan kullanılıyorsa kontakt dermatite neden olabilir.
  • Çok miktarda zehirlidir.
  • Angelica ve osha, hemlocks ile aynı aileden olduğundan, onlar için bazı benzerlikler taşırlar ve ölümcül zehirli bir hemlock bitkisi ( Cicuta maculata ) ile karıştırılabilirler.
  • Hamilelik sırasında rahim uyarıcısı olduğu için kullanmayın.
  • Şeker içeriği nedeniyle diyabetlerde kontrendikedir.
  • Aşırı kullanım ishale neden olabilir.
  • Emziriyorsanız asla alınmamalıdır.
  • Meme kanseri olanlarda kontrendikedir.

Açıklama

Dünyada yetişen elli veya altmış çeşit arasında melek otu türü vardır; ve her biri aşağı yukarı aynı amaçla kullanılmasına rağmen, her birinin kendine özel iyileştirici özellikleri vardır.
Angelicanın, akrabası gibi görünen,bir çok melek otu benzeri bitki mevcuttur. Genellikle aromatik bienal veya uzun ömürlü bir bitkidir, bu bitki ailesinin benzer ve ortak olan parçaları, şemsiyeye benzeyen yeşilimsi beyaz çiçekler, sarkık, dik, güçlü oyuk saplar, büyük, parlak yeşil yapraklardır Her zaman akan suyun yakınındaki nemli yerleri tercih eder. Yabani melek otları  ince konik köklere sahipken, ekili çeşitler son derece kalın rizomlara sahiptir. Toplandıktan sonra, kesilmiş kök, kaygan, sabun gibi bir his bırakır. Melek otu Kökünde ve daha az ölçüde, tohumlar ve yapraklarda, kereviz benzeri bir kokuya sahiptir.
Yapraklar ve gövdeler erken yaz aylarında hasat edilir, tohumlar yaz sonunda olgunlaştıkça toplanır ve kökler bir yıl sonra geliştikten sonra sonbaharda hasat edilir. Bitki kısa ömürlüdür ve tohum ürettikten sonra ölür.
Suriye,Türkiye, Hollanda ve Polonya'ya yerli olduğu düşünülen Angelica, Kuzey ve Baltık Denizi kıyıları boyunca Laplanda kadar kuzeyde ve aynı zamanda Himalayalar ve Sibirya bölgesinde yetişmektedir. Çoğunlukla kuzey ılıman bölgelerinde yetişmesine rağmen, Yeni Zelanda'da da iyi bir gelişme göstermektedir. Angelica İzlanda'da korunan bir türdür ve birçok yerde yetiştirilmektedir.
Dang gui Çin ve Japonya ( A. sinensis ) ve Japonya'ya ( A. acutiloba ) özgüdür . En iyi rizomların Çin'deki Gansu Eyaletinden olduğu söylenir. Çin tıbbı dokuz melek otu türünü kullanır. Toplu olarak, “dang gui” (genellikle Çin tıbbi metinlerinde olduğu gibi) olarak bilinirler, ancak Angelica sinensis tercih edilir.
Bai Zhi Çin, Japonya, Kore ve Rusya'da çalılıklarda yetişir ve çoğunlukla Çin'in orta ve doğu bölgelerinde yetiştirilir.
melek otu kökü topraktan yeni sökülmüş

Tarihçe

Angelica, şifalı bitki olarak uzun süredir devam eden antik bir sicile sahiptir. Yaklaşık yirmi farklı Kızılderili kabilesi, mide rahatsızlıklarından kurtulmak için kök rizomlarını kaynatıp suyunu içmişlerdir. 
Soğuk algınlığı, mide rahatsızlıkları, diyare, gastrit, gaz ve dispepsiyi tedavi etmek için A. atropurpurea, A. arguta, A. pinnata, A. lucida ve A. archangelica gibi Amerikan yerlileri tarafından çok sayıda melek otu türü kullanılmıştır. Aynı zamanda etkili bir idrar söktürücü ve iştah uyarıcıdır. İnfüzyonlar, baş ağrısı ve donma tedavisi için Iroquois tarafından buhar banyolarında kullanıldı. Angelica kökleri dövülüp  kırık kemiklere uygulandı ve çayı mide ülseri için kullanıldı. Ayrıca bir arıtma otu olarak yaygın bir şekilde kullanılmış ve kutsal boru seremonilerine eklenmiş ve şifa törenlerinde yakılmıştır.
Amerika'da, tüm bitki - kökler, yapraklar ve tohumlar - bakteriyel ve viral enfeksiyonları tedavi etmek için kullanıldı. Yerliler ayrıca kanser ya da soğuk algınlığı gibi kronik hastalıklara karşı genel bir tonik olarakta kullanmışlardır.
1877 tarihli British Flora Medica, Laplandlıların en önemli şifalı bitkilerden biri olduğunu düşündüklerini belirtti.
Avrupa folkloruna ve eski takvime göre, onun adı kötülüğe karşı koruyucu güçlerini açıklamak için bir vizyonda ortaya çıkan tabiatla ilgilenen Başmelek Mikailin bayram günü etrafında çiçekleneceği gerçeğinden kaynaklanıyordu.
Avrupa melek otu ortaçağda veba ve cadılardan korunmak için kullanılmıştır. 1600'lerin ortalarında, melek otunun bir vadi sırasında bir veba salgınına karşı koruyabileceği düşünülmüş ve tüm vadi sakinlerine uygulanmıştır. Bu deneyimin sonucu olarak, keşiş, bitkiyi melek otu olarak (yabani kerevizlerden) yeniden adlandırdı ve İngiliz Kraliyet Hekimleri Koleji, “Kralın Mükemmel Veba Tarifesi” ni formüle etmek için kullandı. Söylemeye gerek yok, veba durmadı ve kısa sürede dezavantaja düştü.
melek otu kökü kurutulmuş
Çin'de melek otunun kullanımı en az 400 BCE'ye dayanıyor ve bugün hala yaygın olarak kullanılıyor.
Bai Zhi, ilk olarak, 1. yüzyılın CE'sindeki Çin bitkilerinde bahsedilmiştir.
Ünlü bir askeri doktor olan Zhang Congzheng (1150-1228), Bai Zhi'yi soğuk, ısı, nem ve kuruluk gibi cildin zararlı dış etkilerine karşı koyabilecek, terleten bir bitki olarak sınıflandırmıştır.
Angelica Avrupa'nın her yerinde büyüdüğünden ve sözde manevi bağlantılarından dolayı, bronşit, soğuk algınlığı, dolaşım problemleri, kas spazmları, romatizma, bağırsak sistemi iltihabı, hazımsızlık, mide kanseri, su tutma gibi her türlü hastalık için kullanılan en önemli ilaç haline geldi. , tümörler, zayıf iyileşen yaralar, uykusuzluk, enerji eksikliği ve dengesizlik. “Bağışıklık tesisinin” lakabını kazanmasına şaşmamalı.
Orta Çağ boyunca sıvı özü, görme ve işitmeyi iyileştireceği inancıyla savaşa giren askerlerin gözlerine ve kulaklarına bırakıldı. Bazı modern bitki uzmanları hala göz damlası olarak reçete ediyor.

Temel faydaları

(a) Avrupa Angelica
  • antispazmodik
  • carminative
  • diüretik
  • balgam söktürücü
  • terlemeyi teşvik eder
  • gastrik sekresyonları uyarır
  • topikal anti-inflamatuar (kök ekstresi)
  • uterus uyarıcı
(b) Çin Angelica
  • antibiyotik
  • antispazmodik
  • kan tonik
  • dolaşım uyarıcısı
  • müshil
  • adet akışını teşvik eder
  • uterus kasılmaları düzenler
  • yatıştırıcı
  • karaciğer fonksiyonunu güçlendirir
  • antibakteriyel
  • antifungal
  • antiviral

Temel bileşenler

(a) Avrupa Angelica
  • kafeik asit türevleri
  • yağlı yağ
  • furanocoumarins (angelicin, bergaptene, imperatorin, oxypeucedanin, ksantotoksin)
  • flavonoidler
  • fitosteroller
  • uçucu yağ (özellikle betaphellandrene)
(b) Çin Angelica
  • beta-sitosterol
  • kumarinler
  • b12 vitamini
  • uçucu yağ [butylidine ftalat, ligustilide, seskiterpenler, karvakrol])
(c) Bai Zhi
  • kumarinler (imperatorin, marmesin ve phellopterin)
  • uçucu yağ

Tıbbi olarak kullanılan bölümleri

  • Tohumlar, yapraklar, saplar, kök.
  • Kök, kan yapıcı niteliklerini açıklayabilen zengin bir B12 vitamini, folik asit ve niasin kaynağıdır, çünkü bu B vitaminleri kan hücrelerini yapmada etkilidir.
  • Kumarinler kan akışını arttırır, iltihabı hafifletir, CNS'yi (merkezi sinir sistemi) uyarır ve antispazmodik etkilere sahiptir.
  • Uzmanlar, dang gui'nin bitki östrojenleri (fitoöstrojenler) içerip içermediğine ya da herhangi bir doğrudan hormonal etkiye sahip olup olmadığına katılmamakla birlikte, Çin'de yapılan araştırmalar, uterusu doğrudan etkilediğini ve hem kasılma hem de rahatlatıcı etkilere neden olduğunu göstermiştir. Buna ek olarak, aktif bileşenleri CNS, bağışıklık sistemi, kaslar, sindirim sistemi, böbrekler, kan damarları ve hücreler de dahil olmak üzere vücudun hemen hemen her bölümünü etkiliyor görünmektedir.

Hastalıklara verdiği faydalar

  • hazımsızlık tedavisinde yaprak infüzyonu
  • Kurutulmuş köklerden (sinensis) menstrüel düzensizlikleri veya ağrıları tedavi etmek, karaciğerleri uyarmak, doğum sonrası güçsüzlüğü ve özellikle yaşlılarda kabızlığı hafifletmek için
  • Bronşit ya da şişkinlik tedavi etmek için yaprakları yapılmış tentürler
  • bronşiyal balgam, öksürük, sindirim bozuklukları ya da karaciğeri uyarmak için köklerden (başmelek) yapılmış tentürler
  • Ağrılı romatizmal veya artritik eklemlere uygulanan sıcak, seyreltilmiş tentür veya kaynatmadan sıkıştırır.
  • Yapraklardan yapılan ve cilt tahrişlerine uygulanan kremler
  • seyreltilmiş yağdan yapılmış ve ağrılı artrit veya romatizma için nötr yağ ile kombine masaj yağı
  • bir odayı parfüm ve temizlemek için kullanılan tohumlar
  • Potpuri bir fiksatif olarak kullanılan aromatik bir sakız vermek için kesilmiş taze kökler
  • Genç, taze, yeşil, kristalleşme için kurşun kalınlık ve enfeksiyonlarla mücadele etmek ve enerji seviyelerini geliştirmek için bir tonik olarak

Geleneksel Kullanımlar

Bitkinin tüm kısımlarının geniş bir hastalık yelpazesine yardımcı olduğu söylense de, ana tıbbi kısım köktür. Sapları ve yaprakları daha zayıf bir etkiye sahiptir. Kök, saplar ve yapraklar tonik amaçlı kullanılabilir. Tohumlar bulantı için iyi çalışır. Kök, ham, bütün formunda yenebilir ve zaman zaman sadece nibbled olabilir. Geniş kullanım alanı hazımsızlık, gaz ve kolik içerir.
Ayrıca, üreme veya bağırsak krampları için gecikmiş menstürasyonu uyarmak, sindirimi normalize etmek ve şişkinliği gidermek için bir üreme, bir diaphoretik ve idrar yolu enfeksiyonlarını tedavi etmek için diüretik ve antiseptik olarak yaygın bir üreme normalleştiricisi olarak kullanılır. Aynı zamanda eklem iltihaplarının giderilmesinde de bir miktar kullanımı vardır.
Vücudun periferik kısımlarına kan akışını iyileştirir, böylece dolaşımını artırır. Buerger hastalığı tedavisinde el ve ayak arterlerini daraltan bir durumdur.
Balgam söktürücü olarak kullanıldığında, bronşit ve diğer üst solunum rahatsızlıklarının giderilmesine yardımcı olur.
Dang gui, bugün Batı'da mevcut olan birçok tezgah üstü reçetede yaygın olarak kullanılmaktadır.
Ginseng, Çin'de erkek bir tonik olarak ana bitki olarak kabul edilirken, angelica kadın muadili olarak kabul edilir. Uzun zaman önce Çin, meleklerin düzenli olarak kadın tarafından kullanılmasının kolay bir anlayışla, düşüklerle, güvenli teslimatlarla ve menopoz şikayetleriyle karşılandığını gördü. Bununla birlikte, hamilelik sırasında bitki alınmamalıdır.
Dang gui, çok sayıda kadın şikayetini tedavi etmek için sıklıkla diğer bitkilerle birlikte alınır. Sonuç olarak, “kadının ginseng” olarak adlandırılır. Çin tıbbı ilkelerine göre, kan kadın sağlığına egemen olur ve dong quai'nin kanı beslediği ve canlandırdığı söylenir ve bazen bir kan oluşturucu veya kan tonik olarak reçete edilir. Aynı zamanda antispazmodik ve yumuşak bir yatıştırıcı olarak davranır. Bir dişi çare olarak ününe rağmen, bitkisel uzmanlar bazen erkekler için kullanırlar, özellikle de yorgunluk veya yüksek tansiyon gibi kanla ilgili veya dolaşım sorunlarından muzdariplerse.
Çinliler ayrıca, Angelica'yı alan kadınların gençliklerini her zamanki şartlarının ötesinde tuttuklarına inandılar. Sonuç olarak, tüm büyük güzellik kremlerine dahil ederler.
Ot hafifçe sakinleştirici olduğundan, Çin tıbbı aşırı stresli sinir sistemlerine sahip insanları tedavi etmek için kullanır.
Ayrıca, alerjileri ve rahatsız edici semptomlarını ve sertleştirilmiş eklemleri tedavi etmek için de kullanılır.
Kadın şikayetlerine ek olarak, dong quai ayrıca karaciğer bozuklukları, inflamasyon, siyatik ve romatizma, sindirim sorunları ve yüksek tansiyon için kullanılır.
Meksika'daki Morelos'ta sindirim sorunları, bağırsak iltihapları, adet krampları, bronş tıkanıklığı ve emziren annelerde süt akışını teşvik etmek için kökten çay yapılır.
Bai Zhi, baş ağrılarını, ağrılı gözleri, burun tıkanıklığını, diş ağrısını, yaraları, çivileri ve deriyi etkileyen ülserleri, tigeminal nevraljiyi ve üşümeyi hafifletmek için ılık bir tonik olarak kullanılır.
Kökünü almanın bir yolu, bir bardak suya bir bardak suya beş dakika kaynatmaktır. Su doldurma yerine veya buna ek olarak, serinletebilir, buzdolabında ya da bisiklete binebilir, bisiklete binebilir ya da bisiklete binebilirsiniz.

ivythemes

{facebook#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL} {twitter#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL} {google-plus#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL} {pinterest#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL} {youtube#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL} {instagram#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget