Search Result For "metabolizma"

Hangi kaplıca hangi hastalığa iyi gelir

Kaynak zenginliği bakımından dünyada ilk 7 ülke arasında yer alan Türkiye’de 1300 dolayında termal kaynak bulunmaktadır.
Turizm ve Kültür Bakanlıkları ile Türkiye Seyahat Acentaları Birliği’nin (TURSAB) derlediği bilgilere göre, önemli bir jeotermal kuşak üzerinde bulunan Türkiye’de, sıcaklıkları 20-110 santigrad derece, debileri de 2-500 lt/sn arasında değişebilen 1300 civarında termal kaynak bulunuyor.
Kaynak zenginliği bakımından dünyada ilk 7 ülke içinde yer alan Türkiye’nin termal suları, hem debi ve sıcaklıkları hem de çeşitli fiziksel ve kimyasal özellikleriyle Avrupa’daki termal sulardan daha üstün özellikler taşıyorlar.
Türkiye’deki “doğal çıkışlı ve bol” olarak nitelendirilen termal sular, eriyik maden değeri bakımından yüksek, kükürt, radon ve tuz açısından da zengin olarak biliniyor. Anadolu’da tarihe dayanan özellikleryle halk arasında sayfiye kültürü durumuna gelen jeotermal merkezlerin bazılarında uygun iklim koşullarının etkisi ile kür mevsimi 210 güne kadar çıkıyor.

DOĞAL ŞİFA MERKEZLERİNDEN BAZILARI

Türkiye’de termal turizme hizmet veren kaplıcalardan bazılarının özellikleri şöyle:
AFYON-SANDIKLI-HÜDAİ TERMAL TURİZM MERKEZİ:
Ege Bölgesinde yer alan merkez, Sandıklı İlçesi’ne 7 km. ve Afyon’a 66 km. uzaklıkta.
Suyun sıcaklığı : 70 derece. Romatizmal hastalıklar, ağrılı sendromlar, kalp ve kan dolaşımı hastalıkları, eklem-kireçlenme rahatsızlığı, sinir ve kas yorgunluğu, sinirsel hastalıklar, kadın hastalıkları tedavileri için tercih ediliyor.

AFYON-GAZLIGÖL TERMAL TURİZM MERKEZİ:
Afyon-Eskişehir karayolu ve demiryolu güzergahları üzerinde olup Afyon’a 22 km. uzaklıkta.
Suyun sıcaklığı: 40-71 derece. Romatizma, kalp ve dolaşım sistemi, böbrek ve idrar yolları, karaciğer-safrakesesi, sindirim sistemi, metabolizma bozuklukları, kemik ve kireçlenme ve cilt hastalıklarına karşı iyi geliyor.

AFYON-ÖMER VE GECEK TERMAL TURİZM MERKEZİ:
Afyon-Kütahya karayolu üzerinde bulunan merkezin Afyon’a 15 km. uzaklıkta
Suyun sıcaklığı: 51-98 derece. Romatizma, deri, kalp ve kan dolaşımı, sindirim, eklem ve kireçlenme, karaciğer, safrakesesi, beslenme bozukluğu, sinirsel ve kadın hastalıklarını tedavi amacıyla gidiliyor.

ANKARA-KIZILCAHAMAM TERMAL TURİZM MERKEZİ:
Ankara’nın Kızılcahamam İlçesi’ndedir.
Suyun sıcaklığı : büyük kaplıca kaynağında 47 derecedir.
İçme kürleri: Karaciğer, safra kesesi, mide, bağırsak ve metabolizma hastalıkları.
Banyo kürleri: Kalp, dolaşım bozuklukları, romatizma.

BALIKESİR-GÖNEN TERMAL TURİZM MERKEZİ:
Balıkesir’in Gönen İlçesi’nin hemen yanında, Gönen çayı kenarındadır.
Suyun ısısı : 52 derecedir.
İçme kürleri: Karaciğer, safra yolları, böbrek fonksiyonları.
Banyo kürleri: romatizma, kırık sekelleri, ağrılı ve iltihaplı kadın hastalıkları, kalın bağırsakların ağrılı, spastik iltihapları, damar sertliği, nörolojik ve vasküler komplikasyon sekelleleri ve nekahet dönemleri.

BURSA-ÇEKİRGE TERMAL TURİZM MERKEZİ:
Bursa’nın Çekirge mevkiindedir.
Suyun ısısı : 47-78 derece.
Banyo kürleri: Romatizmal sendromlar, hareket sisteminin diğer ağrılı hastalıkları, kronik iltihaplı ve ağrılı kadın hastalıkları, damar tıkanıkları. İçme-banyo kompoze kürleri: Karaciğer, safra yolları, hafif diabet, kriz devrelerinin dışında gut hastalığı, kanda fazla miktarda yağ birikintileri görülen şişmanlıklar.

BURSA-İNEGÖL OYLAT TERMAL TURİZM MERKEZİ:
Bursa’nın İnegöl İlçesi’nin 27 km. güneyindedir.
Suyun ısısı : 40 derecedir. Şişmanlıkta etkili olduğu belirtiliyor.

ÇANAKKALE-EZİNE-KESTANBOL TERMAL TURİZM MERKEZİ:
Çanakkale’nin Ezine İlçesi’ne 15 km. Marmara Denizi’ne ise 2 km. uzaklıktadır.
Suyun ısısı : ana kaynakta 67 derece, çamur suyunda 68 derecedir. Banyo, çamur banyosu, inhalasyon, serpinti kürleri ile iltihaplı kadın hastalıkları, romatizma, siyatik, kireçlenme, bazı kemik tüberkülozlarında etkili olduğu belirtiliyor.

DENİZLİ-PAMUKKALE TERMAL TURİZM MERKEZİ:
Ege Bölgesinde, Denizli ilinin 20 km. kuzeyinde, tarihi Hierapolis harabelerinin yanındadır.
Suyun Isısı: 33-35,5 derece. İçme kürleri: Sindirim sistemi, özellikle mide, bağırsak, karaciğer, safra yolları fonksiyon bozuklukları, safra kesesi ve safra yollarının kronik iltihapları, taşları, şişmanlık, diyabet, gut.
Banyo kürleri: Dolaşım sistemine ait hastalıklar, kalp, beyin ve atar damarlardaki iskemik sendromlar, damar sertliği, tansiyon değişimi, bronşiyal astım vakaları.

ESKİŞEHİR-SARICAKAYA-SAKAR TERMAL TURİZM MERKEZİ:
Eskişehir’in Sarıcakaya İlçesi’nde olup Eskişehir’e 33 km. uzaklıktadır.
Suyun Isısı: 35 derece. Diyabet, şişmanlık, gut gibi hastalıklarda kanda birikmiş unsurları, bu arada şeker ve yağları temizlediği, asit ürik fazlalığının idrarla atılmasını sağladığı, böbrek taşlarının büyümesine engel olduğu ileri sürülüyor.

YALOVA TERMAL TURİZM MERKEZİ:
Yalova İlinin 11 km. batısında, ormanlık bir boğaz içindedir. Suyun Isısı: 55-60 derece.
Banyo kürleri: Romatizmal hastalıklar başta olmak üzere, hareket sisteminin ağrılı hastalıkları, ameliyat geçirmiş ağrılı batın hastalıkları, kronik iltihaplı ve ağrılı kadın hastalıkları, bacaklardaki bazı damar tıkanıkları.
İçme ve banyo kürleri: Diyabet, gut, şişmanlık gibi metabolizma hastalıkları, kanda biriken kolesterin, lipid gibi yağ cisimlerinin temizlenmesi ve asit ürik birikiminin idrar yoluyla atılması.

İZMİR BALÇOVA TERMAL TURİZM MERKEZİ (AGAMEMNON TERMAL TESİSLERİ):
İzmir Adnan Menderes Havalimanına 25 km., kent merkezine ise 8 km. uzaklıktadır. Kaplıcaların bulunduğu sırtlara kurulan bir teleferik ile çıkılan Balçova tepelerinin hem çam ormanları ile kaplı olması hem de rekreatif tesislerinin bulunması çekicilik unsuru yaratmaktadır.
Kaynak ve kuyu sularının sıcaklığı 45-140 derece arasında değişmektedir. Romatizmal hastalıklar, sindirim sistemi, göz hastalıkları, metabolizma bozuklukları, karaciğer-safra kesesi hastalıkları, dolaşım ve kalp hastalıkları, sinir sistemi hastalıklarına iyi geldiği ileri sürülüyor.

İZMİR-ÇEŞME-ŞİFNE ILICA VE İÇMELERİ:
İzmir’in Çeşme İlçesi’nin yaklaşık 5-7 km doğusundadır.
Suyun ısısı : 42 derecedir. Banyo ve çamur kürlerinin romatizmal hastalıklar, kadın hastalıkları, metabolizma bozuklukları üzerinde etkili olduğu, içme kürlerinin müshil etkisi yaptığı, karaciğer, safra kesesi ve pankreasın salgı faaliyetini hızlandırdığı belirtiliyor.

KONYA-ILGIN TERMAL TURİZM MERKEZİ:
Konya’ya 88 km. uzaklıktaki Ilgın İlçesi’nde, Ilgın-Akşehir yolunun 2. kilometresinde bulunmaktadır.
Suyun Isısı: 42 derece. Romatizmal sendromlar, karaciğer, safra yolları, metabolizma hastalıklarının tedavisinde yararlanılıyor .

KÜTAHYA/HARLEK (ILICAKÖY) TERMAL TURİZM MERKEZİ:
Kütahya-Eskişehir yolu üzerinde ve Kütahya’ya 27 km. uzaklıktadır.
Suyun Isısı: 25,2 - 43 derece. Romatizmal hastalıklar, karaciğer, safra yolları ve cilt üzerinde etkili olduğu belirtiliyor.

MUĞLA/KÖYCEĞİZ-SULTANİYE TERMAL TURİZM MERKEZİ:
Muğla’nın Köyceğiz İlçesi’nin batısındaki Köyceğiz Gölü’nün batı sahilinde ve Ölemez Dağı’nın eteklerindedir.
Suyun Isısı: 41,9 derece. Romatizmal hastalıklar, cilt, kan dolaşımı, kalp hastalıkları, solunum yolu, sinir sistemi böbrek ve idrar yolları rahatsızlıkları, kadın hastalıkları, metabolizma bozuklukları ve nekahet dönemlerinde etkili olduğu belirtiliyor.

SİVAS/KANGAL BALIKLI (YILANLI) ÇERMİK :
Sivas’a bağlı Kangal İlçesi’nin 17 km. kuzeydoğusundadır. Suyun Isısı: 36 derece.
Yararlanma Şekilleri: Sabahları aç karnına 3-5 bardak şifalı su içilecek, günde en az 6-8 saat havuza girilecek, tedavi sırasında alkol alınmayacak, tedavi sırasında yaralı bölgelere ilaç sürülmeyecek, havuzlara aralıklı olarak girilecek. Tedavi müddeti asgari 21 gündür. Vücuttaki yara, sivilce, egzama, sedef gibi cilt hastalıklarına karşı şifa için gidiliyor.

Kalori yakmanın sırları
"Az yiyiyorum ama kilo veremiyorum" diyorsanız işte size kalori yakmanın püf noktaları.
Organizma inatlaşmaya başlar

Organizma, alınan veya verilen kilolara kolayca uyum sağlayıp onu korumaya programlıdır. Böylece siz diyet yapmaya başladığınızda organizmanız eski kilonuzu korumak için kıyasıya bir mücadeleye girer.

Kilo verme süreci yavaşlar
Birdenbire çok düşük kalorili bir beslenme alışkanlığı edinirseniz, organizma inatla karşı çıkarak bazal metabolizmayı uyarır. Yavaş çalışmaya başlayan metabolizma kilo verme sürecini yavaşlatır. Bu nedenle sağlıklı kilo vermek istiyorsanız, günlük kalori miktarını birdenbire değil, yavaş yavaş azaltın.

Kaslarınızı çalıştırın
İstatistiklere göre kaslı kişilerin metabolizması daha hızlı çalışıyor.

Bu nedenle kaslarınızı güçlendirecek sporlar yapın. Çünkü fiziki aktivitenin iki avantajı var: Biri kalorileri yakması, diğeri kas kütlesini genişleterek yağ kütlesinin azalmasını sağlaması.

Proteini ihmal etmeyin
Et, balık, peynir, baklagil, yumurta, süt, peynir ve yoğurt değerli birer protein kaynağıdır. Aminoasit içeren bu besinler organizma için kasları inşa etmeye yarayan birer kiremit taşı gibidirler. Organizma bu aminoasitleri özümsemek için bol enerjiye, özellikle de karbonhidrat ya da yağlardan alınan enerjiye gereksinim duyar. Yani, proteinli besinler daha çok kalori yakılmasına neden olur. Ancak aşırıya kaçmamaya özen göstermekte yarar var.

Aşırı protein almak organizmayı, en çok da böbrekleri yorar. Dengeli bir diyette günlük kalori miktarının yüzde 15-20'si kadar protein alınmalıdır.

Bol bol uyuyun
Yorgun olduğunuz zaman metabolizma dahil tüm fiziksel işlemlerde otomatik olarak bir yavaşlama söz konusu olur. İyi bir uyku organizmayı dinlendirir. Bunun için ön hazırlık yapmanız şart. Hafif bir akşam yemeği yiyin. Hafif yemek hem iyi uyumanızı, hem de kilo almamanızı sağlar. Akşam saatlerinde yavaşlayan metabolizma, alınan kalorileri gereğince yakamaz ve vücudun belli bölgelerinde biriktirir.
Öğün atlamayın
Hele kahvaltıyı kesinlikle atlamayın. Günün bu ilk öğünü, sadece gün içinde enerjik olmanızı sağlamakla kalmaz, gece boyunca uyuyan metabolizmayı da uyandırır. Eğer kahvaltı yapmazsanız metabolizma uyanmadığı için kalori yakmayacaktır. Üstelik öğle öğününde çok acıkmış olacağınızdan aşırı besin almanız içten bile değil. Organizmanın doğal ritmi için günde 3 ana ve 2 ara öğün yemelisiniz. Bu sistemle kaloriler birikmez aksine yakılır.

Meyve ve sebze yiyin
Acıktığınız zaman atıştırma tuzağına yakalanmamak için buzdolabınızda daima taze meyve ve sebze bulundurun. Maydanoz, havuç, salatalık ve domates gibi besinleri yıkayıp doğrayın. Üzerine limon suyu gezdirip ayrı ayrı cam kavanozlara
alın ve buzdolabında saklayın.
30 dakika spor yaparak ne kadar kalori harcayabilirsiniz?

Bisiklet
Hızlı pedal çevirerek yarım saatte 260 kalori yakabilirsiniz. Ancak yavaş giderseniz harcayacağınız kalori miktarı 90'a kadar inebilir.

Yüzme
Serbest yüzme ile 300 kalori harcarsınız. Kelebek stili ile 450 kalori, sırtüstü 240 ve kurbağalamada 200 kalori harcarsınız. İdeal olan yarım saatte tüm yüzme stillerini denemek.

Hafif koşu
Açık havada yarım saatlik bir koşu 300 kalorilik bir harcama demektir. Eğer koşmayı sevmiyorsanız, hızlı yürümekle de bu kaloriyi harcayabilirsiniz.
Tenis
Yarım saatlik tenis ile 250 kalori harcayabilirsiniz. Ancak dikkat; çiftli tenis maçı yaparsanız daha az yorulacağınızdan 50 kalori daha az harcamış olursunuz.

Ev işi yaparak ne kadar kalori harcayabilirsiniz?
Bulaşık yıkamak 35 kal. Örgü örmek 40 kal. Cam silmek 50 kal. Ütü yapmak 60 kal. Yemek pişirmek 60 kal. Elektrikli süpürge ile süpürmek 100-150 kal. Merdiven çıkmak 200 kal.

Hürriyet


METOBOLİZMA HIZLANDIRAN SÜPER YİYECEKLER
Bazı kişiler kalorili yiyecekler tükettikleri halde kilo almazlar.. Peki sizce bunu nasıl başarıyorlar? Bir kadının sabit metabolizma hızı 1200 - 1600 kkalori arasında değişiyor. Erkeklerinki ise 1400 - 2400 arasında değişir. Kadınların kas yapısı erkeklerin üçte ikisi kadardır ve ne kadar kaslıysanız metabolizmanız o kadar hızlı çalışıyordur. Aslında metabolizmanızı hızlandırmanın yolu çok basit..

Yapmanız gereken sadece metabolizmanızı hızlandırıcı yiyecekler tüketmek..

* Susuz kalmak metabolizmanızı yavaşlatır bu yüzden günde en az 8 bardak su içmeyi alışkanlık edinin.
* İçeceklerinizi vücudun ısınmak için daha çok kalori yakması için buzlu içmeniz öneriliyor.
* Acı kırmızı biber ve hardal tohumu vücudun çok kalori yakmasını sağlar. 1 çay kaşığı hardal ve bir çay kaşığı acı sos tüketen kişilerin metabolizması yüzde 25 daha hızlı çalışıyor.
* 30′lu yaşlardaysanız günde 3 dakika fazladan yoğun bir tempoda çalışabilirsiniz.
* Kollarınızı aşağı yukarı kaldırarak zıplamak, bacaklarınızı sağa sola açıp kapayarak zıplayın.
* Çay, yeşil çay veya kahve için.
* B vitaminleri metabolizmanızı hızlandırır. Nohut, hindi, dana eti, somon balığı, pirinç, tavuk, ton balığı, tahıllı gıdalar, mercimek, bamya, ıspanak metabolizma çalıştıran gıdalar..
* Günde 5 kere 300 - 500 kalorilik beslenin.
* Sabahları kalkar kalkmaz kahvaltı edin.

Çörek Otu Mucizesi

SEVGİLİ Peygamberimiz (s.a.v.) 14 asır önce şöyle buyurmuştu: “Şu kara tanede (çörek otu) ölümden başka her derde deva vardır.” O zamanlardan günümüze kadar geçen asırlar boyunca, bu ufak taneli gıdada her hastalığa şifanın olabileceğine birçok kimse dudak bükmüştü. Ama Maren Franz adlı bir Alman çörek otunun sağlığımız üzerindeki faydalarını araştırıp, bu konudaki yayınları bir araya getirdi. Sonuçta, “Tabiattan Gelen Şifâ Kaynağı: ÇÖREKOTU” adıyla bir kitap ortaya çıkardı. Üstelik, Peygamberimizin çörek otuyla ilgili hadisinin kendisini uyardığını ve bu sözü rehber alarak bu kitabı hazırlamaya giriştiğini önsözde belirterek...

Çörek otunun tohumunda takriben %38 oranında karbonhidrat, %35 oranında çeşitli yağlar, %21 oranında da albumin bulunur. Geri kalan %6 ise, yüzden fazla maddeden oluşur. Bu orana çok değerli olan doymamış yağ asitleri de dahildir. Linolen asidi, alfa linolenasidi ve iç yağı bunlar arasındadır. Eterli yağlar olarak kofur, nigellon, alfa-pinen vb. mevcuttur. Az miktarda bazı vitaminler (B1, B2, B6 folasidi niacin), mineraller (demir, kalsiyum, magnezyum, çinko ve selen) ve amino asitleri vardır.

Doymamış yağ asitleri ve eterli yağ, savunma sisteminde çok yararlıdır. Vitamin ve mineraller, savunma sisteminin işlemesinde önemli rol oynar. Çörek otunun değeri, çok sayıdaki bu maddelerin karışımından gelmektedir.

Doymamış yağ asitleri, metabolizmaya yardım eder. Hücrelerin büyümesi, gelişmesi ve yenilenmesinde yine buna ihtiyaç vardır. Ayrıca vücudun ihtiyacı olan hormonların gelişmesinde yardımcı olur. Alerjik sinyaller gönderen histamin gibi maddelerin artmasını engeller.

İnsan vücudu, doymamış yağ asitlerini üretemediği için, dışarıdan almaya mecburdur. Bir gram çörek otu yağı, bu açıdan günlük ihtiyacımızı karşılamaktadır.

Çörekotunun faydaları:
• Mikrop, virüs ve mantarlara karşı öldürücü tesire sahiptir.
• İfraz boşaltıcı ve solunum borusunu genişleticidir.
• Kan şekerini düşürür.
• Damar hastalıklarını önler.
• Hazmı kolaylaştırır.
• Vücuttaki zehirleri süzerek atar.
• İdrar söktürücü özelliği ile safraya iyi gelir.
• Yaraların çabuk iyileşmesini ve hücrelerin yenilenmesini hızlandırır.
• Alerjiyi önler.
• Savunma sistemini dengeler.
• Hormon sistemini ve ruh hâlini sağlamlaştırır.
• Çocuklarda özellikle sinir ve deri hastalıklarına, astım ile alerjiye iyi gelir.
• Çörek otu ürünleri hamilelik devresindeki şikayetleri azaltır. Yan tesiri olmayıp, bu devredeki hanımlara ve bebeklerini ana sütüyle besleyenler için süt kalitesinin bebeğe daha yarayışlı olmasını sağlar.
•Egzamalı deriye sık sık çörek otu yağı sürüldüğünde deri çabuk iyileşir. Yine deri hastalıklarında mikrop öldürücü tesirinden dolayı çok fayda verir.
•Hazım zorluğu ve mide şişkinliklerinde çörek otu eskiden beri bilinmektedir.
•Hemoroide iyi gelir, çünkü damarları güçlendirir ve kan dolaşımını hızlandırır.
•Romatizma, şeker hastalığı ve kolesterolün yükselmesi gibi metabolizma hastalıklarına faydalıdır.
• İktidarsızlık ve kısırlıkta yine yarar verici tesire sahiptir. Çünkü çörek otu, cinsî hormonları tanzim etmekte, bedenî ve ruhî olarak zindelik ve dinçlik vermektedir.
• Çörek otu yağı kadınlardaki aybaşı hâli sancıları ve diş ağrılarına karşı kullanılır.

Sağlıklı olmak için çörek otu kürü:
Tabii muhtevası ile savunma sistemine, metabolizma ve hormonlara iyi gelen çörek otu, vücudu toksin adı verilen zehirli maddelerden temizler, kan dolaşımını güçlendirir ve bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar. Cildi parlaklaştırır. Düzgün bir cilde, parlak saç ve gözlere sebep olur. Sağlıklı ve hayat dolu bir görünüm sağlar.

Çörek otu savunma (immun) sistemini güçlendirdiğinden, kanser, AIDS gibi çağın hastalıklarına karşı tavsiye edilmektedir. Yine tansiyon ve ateş düşürücü ve tabii antibiyotik tesirleriyle yaygın hastalıklara şifa olmaktadır. Başta astım ve polen alerjisi olmak üzere alerjik hastalıklara, saç dökülmesine ve kepeğe karşı da tesirlidir.

Maren Franz’ın kitabından naklettiğimiz bu satırlar, çörek otunu “ölümden başka her derde deva” olarak tarif eden Peygamberimizin (a.s.m.) yüceliğini gözler önüne sermektedir. Çünkü Efendimiz (a.s.m.) çörek otunun henüz yeni keşfedilen bu mucizevî özelliklerini asırlar öncesinden, kıyamete kadar gelecek olan insanların en iyi anlayacağı şekilde ifade etmiştir:

“Çörek otuna kıymet verin. Zira o ölümden başka her derde şifadır.”
Doç. Dr. Sefa Saygılı

Çörek otunun faydaları

İnsan vücudu, doymamış yağ asitlerini üretemediği için, dışarıdan almaya mecburdur. Bir gram çörek otu yağı, bu açıdan günlük ihtiyacımızı karşılamaktadır.
Çörek otunun diğer tesirleri
•Çörek otundaki nigellon ve alfa-pinen gibi eterli yağlar, solunum borusunu genişletip kramp gidericidir. Ayrıca ifrazı geliştirip öksürüğü hafifletir. İltihap giderici, ağrı dindirici ve idrar söktürücüdür. Devamlı kullanımda kan şekerini düşürür.
•Çörek otundaki B1, B2 ve B6 vitaminleri, birçok enzimlerin üretiminde önem taşır. Zira bunlar, savunma ablukalarını yok eder ve boyun altı bezini; dolayısı ile savunma sistemini güçlendirir. Folasidi vitamini ise, kalp ve tansiyon hastalıklarının riskini azaltır. Bunun yanısıra hücre yenilenmesinde de lüzumlûdur.
• Beta karotin, A, E ve C vitamini, selen gibi antioksitler vücudun savunma sistemini güçlendirir. Selen, vücudun zehirli maddeleri atmasında yardımcı olur.
Çörek otunun faydaları:
Bu kadar mükemmel olarak yaratılan çörek otu, bütün bu özellikleri ile:
•Mikrop, virüs ve mantarlara karşı öldürücü tesire sahiptir.
•İfraz boşaltıcı ve solunum borusunu genişleticidir.
•Kan şekerini düşürür.
•Damar hastalıklarını önler.
•Hazmı kolaylaştırır.
•Vücuttaki zehirleri süzerek atar.
•İdrar söktürücü özelliği ile safraya iyi gelir.
•Yaraların çabuk iyileşmesini ve hücrelerin yenilenmesini hızlandırır.
•Alerjiyi önler.
•Savunma sistemini dengeler.
•Hormon sistemini ve ruh hâlini sağlamlaştırır.
Özel hallerde faydaları:
•Çörek otu, müzmin hastalıklarda şaşırtıcı iyileşmeler sağlar. Çocuklarda özellikle sinir ve deri hastalıklarına, astım ile alerjiye iyi gelir.
•Çörek otu ürünleri (yağ ve ezilmiş bal karışımlı) hamilelik devresindeki şikayetleri azaltır. Yan tesiri olmayıp, bu devredeki hanımlara ve bebeklerini ana sütüyle besleyenler için süt kalitesinin bebeğe daha yarayışlı olmasını sağlar.
•Egzamalı deriye sık sık çörek otu yağı sürüldüğünde deri çabuk iyileşir. Yine deri hastalıklarında mikrop öldürücü tesirinden dolayı çok fayda verir.
Bazı Hastalıklarda Çörek Otu:
•Hazım zorluğu ve mide şişkinliklerinde çörek otu eskiden beri bilinmektedir.
•Hemoroite iyi gelir, çünkü damarları güçlendirir ve kan dolaşımını hızlandırır.
•Romatizma, şeker hastalığı ve kolesterolün yükselmesi gibi metabolizma hastalıklarına faydalıdır.
•İktidarsızlık ve kısırlıkta yine yarar verici tesire sahiptir. Çünkü çörek otu, cinsî hormonları tanzim etmekte, bedenî ve ruhî olarak zindelik ve dinçlik vermektedir.
•Çörek otu yağı kadınlardaki ay hâli sancıları ve diş ağrılarına karşı yine başarıyla kullanılmaktadır.

Sağlıklı olmak için çörek otu kürü:
Tabii muhtevası ile savunma sistemine, metabolizma ve hormonlara iyi gelen çörek otu, vücudu toksin adı verilen zehirli maddelerden temizler, kan dolaşımını güçlendirir ve bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar. Cildi parlaklaştırır. Düzgün bir cilde, parlak saç ve gözlere sebep olur. Sağlıklı ve hayat dolu bir görünüm sağlar.
Çörek otu savunma (immün) sistemini güçlendirdiğinden, kanser, AIDS gibi çağın hastalıklarına karşı tavsiye edilmektedir. Yine tansiyon ve ateş düşürücü ve tabii antibiyotik tesirleriyle yaygın hastalıklara şifâ olmaktadır. Başta astım ve polen alerjisi olmak üzere alerjik hastalıklara, saç dökülmesine ve kepeğe karşı da tesirlidir.

Çörek Otu Nasıl Kullanılır ? Kurutulan tohumları baharat olarak, suda kaynatılarak veya yağı çıkarılarak kullanılır. Güzel kokulu olduğundan baharat olarak kullanımı yaygındır. Çörek otunun tohumlarından elde edilen çörek otu yağı saç dökülmesi ve kepeğe karşı etkilidir. Sirke ile kaynatılıp gargara yapılırsa diş ağrılarını hafifletir. Suyu ile sivilcelere pansuman yapılırsa faydası görülür.

Bignay

Diğer İsimler: Antidesma bunius, Bugnay, Bignai, Çin-defne, Herbert Nehri-kiraz, Queensland-kiraz, Salamander-ağaç, Yabani kiraz, Frenk üzümü ağacı, Wu Yue Cha, 五月 茶, Buni, Berunai 
Bignay yerli ve yaygın Hindistan, Ceylon ve Güneydoğu Asya'daki alt Himalayalardan (Malaya değil), Filipinler'e ve Kuzey Avustralya'ya vahşi. Filipinler'de bol ve istilacı bir türdür; bazen Malaya'da yetiştiriliyor; Meyvelerin kümelenmelerde pazarlandığı Endonezya'daki her köyde yetişir. Meyveleri konyak,ve sirke yapmak için kullanabilirsiniz. Doğal bir aroma maddesi, meyve suları ve reçeller yapmak için yaygın olarak kullanılmaktadır. Meyveleri çiğ olarak ta tüketilebilir, yapraklar ise salatalarda kullanılabilir.

Bignay'in Özel Önlemleri

  • Bu bitkinin meyveleri ve yaprakları yenilebilir, fakat zehirli oldukları için köklerinden uzak durun.
  • Kabuk zehirli bir alkaloid içerir.
  • Bignay ilk 3 aylık hamilelik dönemlerinde düşüpe neden olabilir  hamile kadınlar bu meyvelerden uzak durmalıdır.

Sağlık Faydaları ve Bignay kullanımı

  • Antioksidanlar: Bu meyvenin doğal anti-oksidatif özellikleri, kateşinlerin varlığından dolayı, insan vücudunda bulunan serbest radikallere karşı savaşmasını sağlar. Bu radikallerin aşırı varlığı, kırışıklıkların erken başlamasına, ince çizgilere ve hatta kansere neden olabilir. Antioksidanların yokluğu yukarıda belirtilen koşullara neden olabilir. Şimdi bütün bunları Bignay tüketimiyle, bütün bir meyve veya çay olarak saklayabilirsiniz.
  • Sifiliz: Sifiliz cinsel yolla bulaşan bir enfeksiyondur. Bu bitki üzerinde yapılan çalışmalar, bu ağacın yapraklarının kaynatıldığında, Syphilis'i tedavi etme potansiyeline sahip olduğunu ortaya çıkarmıştır.
  • İdrar Yolu Enfeksiyonları: Bignay'in idrar yolunu etkileyen enfeksiyonlardan rahatlama sağladığı bilinmektedir.
  • Kan Basıncı Düzeylerini Kontrol Altında Tutuyor: Bignay, meyve ve yaprak şeklinde, kan basıncını kontrol altında tutma potansiyeline sahiptir. Bu nedenle hipertansiyondan muzdarip insanların çeşitli hipertansiyona bağlı kardiyovasküler sorunları önlemek için tüketebileceği düşünülmektedir.
  • Yılan Isırıkları İçin Antidot: Yapraklar, yılan ısırıklarını tedavi etmek için Asyalı doktorlar tarafından alternatif ilaçlarda kullanılmıştır.
  • Kilo Kaybı: Bignay çayının iştahı baskılama özelliklerine sahip olduğu bilinmektedir. Bu nedenle, her öğünden yarım saat önce bu çayı bir bardak içmek daha iyi bir şekilde kilo vermenize yardımcı olabilir.
  • Kabızlık: Bignay meyvesi büyük miktarlarda tüketildiğinde laksatif bir etki yarattığı bilinmektedir. Bu nedenle, kabızlık çekenlere rahatlama sağlamak için kısıtlı bir şekilde kullanılabilir.
  • Kolon-Sağlık: Bignay çayı iyi bilinen bir doğal kolon temizleyicisidir. Bu nedenle, bu çayı vücudunuzdan istenmeyen toksinleri ortadan kaldırmak için kullanabilirsiniz. Çayın doğal detoksifikasyon özellikleri, genç görünmenize yardımcı olurken kilo vermenize yardımcı olabilir. Sindirimi geliştirmek ve böylece kolon için faydalı olduğu da bilinmektedir.
  • Karaciğer-Sağlık: Çayın SGOP ve SGPT seviyelerini düşürdüğü bilinmektedir. Böylece, karaciğer sağlıklı tutmak için yardımcı olur.
  • Bağışıklık Sistemi: Bignay çayı metabolizma seviyenizi arttırdığı bilinmektedir. Metabolizma seviyeleri ne kadar iyi olursa, enfeksiyonlar o kadar düşük olacaktır. Böylece Bignay, bağışıklık gücünün gücünü artırmaya yarar.

HAMİLELİKTE CİLT BAKIMIHamilelik her yönüyle dikkat ve bakım isteyen bir süreç. Sağlıklı bir bebek sahibi olmanın yanında, annenin de kendine özen göstermesi arzulanan ve gözardı edilmemesi gereken bir nokta. Hamilelikte ve sonrasında anneleri en fazla üzen konuların başında ise fazla kilolar ve cilt problemleri (çatlaklar) geliyor.

Hamilelik sırasında vücudun her geçen gün genişlemesiyle birlikte gerginliğini kaybeden ciltte kuruma, elastikiyetin kaybolması ve hassasiyet görülür. Özellikle göğüsler, karın ve baldırlar en fazla etkilenenlerdir.
Doğumdan sonra vücudun deforme olmaması için hamilelik sırasında çok uzun süren ve çok sıcak banyolardan kaçınmak gerekiyor. Eğer bundan vazgeçemiyorsanız, hiç olmazsa çıkmadan önce ılık bir duş alıp bebeği rahatlatın. Aslında yalnızca ılık bir duş en uygunudur. Duş sırasında cildi fazla gerip parlatmamaya çalışarak, hafif yağlı bir sabun ve on beş günde bir gomaj'la (gomaj, vücut için bir tür keseleme görevini yerine getiren bir kremdir; bu kremi vücuda uyguladıktan sonra masajla oğuşturarak, eski, ölü hücrelerin atılması sağlanır) cildi yumuşatmak gerekir. Arada bir yapılacak hafif kese, kan dolaşımını arttırır. Daha sonra kol ve bacaklara vücut sütü de tatbik ettiğinizde günlük vücut bakımınız bitmiş demektir.

karahindiba
Karahindiba, Löwenzahn, Taraxacum officinale
Gelin göbeği (WITH) WIGGERS
Aslan dişi Syn: Taraxacum vulgare SCHRAK
Radika Leontodon officinale WITH.
Yabani Acımarul “ taraxacum L.
Üfürük çiçeği Hindibaotu
İnek çiçeği Şifalı Karahindiba
Familyası: Bileşikgillerden, Korbblütler, Asteraceae
Drugları:
Karahindiba yaprağı; Taraxci folium
“                    kök   ü;      “ radix
“ otu ve kökü        ; Taraxci herba cum radix
Karahindibanın genellikle otu (yaprak, çiçek ve sapları) ve kökü birlikte çay, tentür ve natürel ilaç yapımında kullanılır.
Giriş:Günümüzde Karahindibanın bir alt türü olan 50-60 çeşit mevcuttur ve bunların içinden sadece Şifalı Karahindiba olarak bilinen bu tür kullanılır. Diğer türler pek kullanılmaz. Türkiye’de eskiden salata yerine kullanıldığından Yabani Acımarul diye de anılır. Avrupa’da 16. yy.a kadar bilinmeyen ve ancak 1546’dan itibaren Şifalı bitkiler kitabında yer al¬mıştır ve bazı yazarlara göre Barbarlar (Türkler, Hunlar) tarafından Avrupa’ya getirilmiştir. Avrupalılar Hıristiyan olmayan her milleti Barbar sayarlar, oysa Türkler gittikleri yerlere Medreseler (üniversiteler), Hanlar, Hamamlar, Kervansaraylar, Sulama kanalları götürürken Avrupalılar takriben 50 milyon Kızılderili’yi 2,5 milyon Cezayirliyi vahşice yok etmişlerdir. Ayrıca Romanın kurucusu Rome ve Romelus kardeşlerde Etrüsklüdür yani Türktür.
Botanik: Karahindiba otu şimdiye kadar incelediğimiz bitkilerden farklı bir yapıya sahiptir çünkü gövdesiz bir bitkidir. Yaprakları rozet şeklinde direkt kökten çıkarak çevresine yayılır ve bu şekil rozete benzediğinden bu isimle adlandırılır. Yapraklarının kenarı irili, ufaklı, dişli veya odun testeresinin ağzı şeklinde, bazen de aslan dişi gibi bu nedenle de Aslan dişi otu diye de anılır. Yaprak uçları mızrak veya mala şeklinde, üst yüzeyi koyu yeşil, alt yüzeyi açık yeşil ve ortada ana bir damar mevcuttur. Çiçekleri takriben 10-40 cm uzunluğunda, içinde sarımsı beyaz süt kıvamında bir sıvı bulunur ve tepesinde 100-200 adet dil şeklindeki sarı taç yapraklardan meydana gelen bir çiçek bulunur. Çiçekleri olgunlaştıktan sonra dökülerek dağılmaz aksine büzülerek toplanır ve kupa yaprakları tarafından iyice sarılarak koni şeklini alır. Koni içinde olgunlaşan tohumlar kupa yapraklarının geri doğru kıvrılması ile ortaya çıkar ve her tohumun gerisinde 1-3 cm uzunluğunda bir sap ve bu sapın üzerinde şemsiye şeklinde tüycükler bulunur. Olgunlaşan tohumları rüzgarlı havada tüycükleri alarak uzaklara taşır ve böylece Karahindibaya hemen her yerde rastlamak mümkün olur. Kökleri serçe parmak kalınlığında 10-20 cm uzunluğunda ayrıca saçak şeklinde yan köklere sahiptir ve içinde süt gibi beyaz bir bitki özü mevcuttur.
Yetiştirilmesi: İtalya ve Fransa’da özel olarak yetiştirilir ve salatası yapılır. Bu özel yetiştirilen Karahindiba, yabani olarak yetişene göre oldukça büyüktür. Türkiye’nin hemen her bölgesinde yetiştirmek mümkündür.
Hasat zamanı: Kökleri ya Mart-Nisan veya Ağustos-Eylül aylarında topraktan çıkarıldıktan sonra yıkanır, güneşli ve havadar bir yerde kurutulur. Maalesef şifalı bitkiler toplama, kurutma, paketleme ve depolama işlemleri sırasında çok yanlışlar yapılmaktadır. Bitkinin şifalı kısmı yaprak veya çiçekleri ise asla Güneş altında kurutulmaz ve mutlaka gölgede kurutulmalıdır. Ayrıca örneğin bitki 5 günde kurudu ise, 2 gün daha kurumada bırakmak mahzurludur, çünkü birleşimindeki eterik yağları kaybettiğinden kalitesi düşer. Sadece bitki kökleri Güneş’te kurutulur ve kurur kurumaz hemen paketlenip depolanması gerekir. Şifalı bitkilerin Aktarlar’da açıkta satılması kalitesini kısa sürede düşürür ve etkisini oldukça azaltır.
Birleşimi:  Yapraklarının birleşimindeki en önemli maddeler;
a) Sesquiterpenlakton türevleri;Taraxinasit-1¹-O-b-D-glucopyranosid (Taraxinasit-β-D-glikozit)
b) Flavonit türevleri; Apigenin-7-O-glikozit ve Luteolin-7-O-glikozit
c) Triterpen türevleri; Sitosterol, Stigmasterol ve Campesterol
d) Vitaminlerden; B1, B2, B3, C ve E vitaminleri ve Provitamin A
e) Mineraller özellikle %2,5-4,5 oranında Potasyum, Sodyum, Fosfor, Kalsiyum, Magnezyum, Demir, Çinko ve Bakır
f) Aminoasitlerden; Asparaginasit ve Glutaminasit içerir.
Köklerindeki en önemli maddeler;
a) Sesquiterpenlakton türevleri; Taraxakolid-β-D-glikozit %0,1 (Taraxakolid-1¹-β-D-glukopyranozit), Taraxinasit-β-D-glikozit (Taraxinasidi-1-O-β-D-glikopyranosit) ve 11,13-dihydrotaraxinasit-1¹-O-β-D-glikopyranozit
b) Triterpen türevleri; Taraxasterol, ψ-Taraxerol, Taraxol, β-Sitosterol, β-Sitosterol-3-D-β-D-glikopyranosit, Arnidiol ve Faradiol. Karahindiba kökü ilkbaharda %2 Inulin içerirken sonbaharda bu oran %40’lara varır.Inulin bir Polisakkarid türüdür. Her türlü sakkaritin hücrelere geçmesi için pankreas hormonu Insülin gerekirken Inulin Insülisizde hücrelere girer.
c) Vitaminler ve mineraller aynı yapraklarında olduğu gibidir.
Özellikleri: Soğuk, acı, tatlı ve özel kokuludur.
Tesir şekli: Karaciğer, pankreas, mide ve bağırsak salgılarını artırıcı, hazmettirici, iştah açıcı, metabolizmayı kuvvetlendirici, kan temizleyici, idrar söktürücü ve hafif tansiyon düşürücü özelliğe sahiptir.
Araştırmalar:
1) İlk olarak Hahnemann 1793’de kendi ve öğrencileri üzerinde, 1826’ da Langhammer sonra NOAK/TRINKS, Müler, Farrington ve Seveson araştırma, deney ve testler yapmışlardır. hemen bütün araştırmacılar K.hindiba otu ve kökünün başta karaciğer ve safra sonra mide-bağırsaklar ve idrar yollarına etki ettiğini tespit etmişlerdir. (LBH). Bir grup ilim adamının fareler üzerinde Karahindiba ekstresi ile yaptıkları deney, test ve araştırma sonucunda Karahindibanın Atkuyruğu otu ve Ardıç kozalağından daha kuvvetli bir idrar söktürücü (diüretik) olduğu ve belli bir süre bu tedaviye devam (3 ay) edildiğinde % 30’a varan oranlarda zayıfladıkları görülmüştür. (TP.573)
Kullanılması:
a) Araştırmalara göre idrar söktürücüdür.
Komisyon E’nin 228 nolu ve 05.12.1984 tarihli monografi bildirisine göre K.hindiba ot ve kökü başta safra akışı anormallikleri, iştahsızlık, sindirim rahatsızlıklarına karşı ve de idrar artırıcı olarak kullanılır.
b) Halk arasında başta karaciğer, safra, pankreas, mesane, böbrekler, mide ve bağırsaklardaki rahatsızlıklara karşı kullanılır. Karahindiba bu rahatsızlıkların haricinde şeker hastalığı, şişmanlık, romatizma türlerinden özellikle artroz (eklem aşınması), eklem iltihaplanması (artritis), gut (nikris), bronşit, egzema, akneye karşı ve kan te-mizleyici ve de metabolizmayı çalıştırıcı olarak kullanılmaktadır.
Açıklama: İç organların beslenmesi ve artık maddelerin dışarı atılmasında çok büyük görevleri olan ara dokular zamanla artık maddeler (Almanca Schacke Türkçe Cürufta denir) yoğunlaşır. Bu da görevlerini tam olarak yapamadığı gibi başta romatizma, gut, ödem, çeşitli iltihaplanma ve metabolizma bozukluklarına sebep olur. İşte böyle bir durumda bizi birleşiminde vitaminler, mineraller, triterpenler, flavonitler vb. içeren ve de çok yönlü etkilere sahip olan karahindiba vücudumuzu adeta Çamaşır tozu gibi kirlerden, artık maddelerden arınmasını ve temizlenmesini sağlar. O halde haydi vücudumuzun bütün azalarını yıkayalım. Almanya’da tıpkı Elam suyu, Kiraz suyu, Şeftali suyu gibi Lahana suyu, Havuç suyu ve Karahindiba suyu imal edilip satılmaktadır. Bu sebze suları, meyve suları gibi tatlı olmayabilir fakat çok sağlıklıdır.
Çayı: Kurutulmuş, ince doğranmış Karahindiba otu ve kökünden iki kahve kaşığı demliğe konur ve üzerine 300-500 ml kaynar su ilave edildikten sonra haşlanır (ınfus) ve 5-10dk demlendikten sonra süzülerek içilir.
Çay Harmanları;
Diyabet çayı;
>20 gr Keçisedefi otu
>20 gr Hindiba otu+kökü
>20 gr Y.mersini yaprağı
>20 gr Kantaron otu
>20 gr Isırgan otu
Romatizma çayı;
>20 gr Hindiba otu+kökü
>20 gr Isırgan otu
>20 gr Atkuyruğu otu
>10 gr Hıthıt kökü
>10 gr Karakafes kökü
>20 gr Harpago kökü
Karaciğer çayı;
>30 gr Devedikeni tohumu
>30 gr Hindiba otu ve kökü
>20 gr Zerdeçal kökü
>10 gr Y.hindiba kökü
>10 gr Nane yaprağı
Böbrek ve mesane çayı;
>20 gr Isırgan otu
>20 gr Akhuş yaprağı
>20 gr Hindiba otu+kökü
>20 gr Atkuyruğu otu
>10 gr Orta sifon yaprağı
>10 gr Altın başak otu
Safra taşlarına karşı çay;
>30 gr Hindiba otu ve kökü
>20 gr Pelin otu
>20 gr Y.hindiba kökü
>20 gr Civanperçemi otu
>10 gr Rezene tohumu
>10 gr Şahtere otu
Deri hastalıkları çayı;
>20 gr Isırgan otu
>10 gr Atkuyruğu otu
>20 gr Hindiba otu+kökü
>20 gr Akhuş yaprağı
>20 gr Menekşe otu
>10 gr Altın başak otu
Karaciğer-safra çayı;
>20 gr Hindiba otu ve kökü
>20 gr Devedikeni tohumu
>20 gr Kantaron otu
>10 gr Çentiyan kökü
>10 gr Civanperçemi otu
>20 gr Zerdeçal kökü
Metabolizma çayı;
>20 gr Isırgan otu
>10 gr Civanperçemi otu
>10 gr Pelin otu
>20 gr Hindiba otu ve kökü
>20 gr Atkuyruğu otu
>20 gr Akhuş yaprağı
Salatası:
Karahindiba otunun yaprakları salata gibi yenir, özel yetiştirilenleri daha az acıdır ve bu nedenle rahatlıkla yenebilir.

Homeoapti’de:
K.hindiba otu ve kökünden 100 gr çiçek açmaya başladığı andan itibaren toplanarak yıkanır, ince kıyılır ve bir şişeye konur ve de üzerine 500 ml %70’lik alkol ilave edilir. şişe güneş ışınlarından uzakta muhafaza edilir ve iki günde bir çalkalamak suretiyle 4-6 hafta sonra süzülerek Homeopati’de < > ismi ile anılan tentür elde edilir. Bu tentürden günde 3-4 defa 15-20 damla 23-ay süreyle alınır.
Hastalığın belirtileri (semptom):
1) Dilin üzerinde beyazımsı sarı dalgalı tabakalar
2) Ağız tadı acımsı veya ekşi ve de aşırı salgı akıtır
3) İshal saframsı veya kabızlık
4) İdrar aşırı miktarda ise ve ağrısızsa
5) Eklem ağrıları batıcı ve yakıcı ve de el-ayaklar sürekli hareketli
6) İştahsızlık, aşırı susuzluk
7) Baş ağrısı genellikle giderken ve durunca
Bu gibi hallerde Karahindiba otu tentürü kullanılır.
Yan tesirleri: Bilinen bir yan tesiri yoktur.

Tırnakları tanıyalım

Tırnaklar "keratin" denen ve koruyucu bir protein olan maddeden oluşur. Ana işlevleri parmak uçlarını darbelerden korumak ve küçük nesneleri almayı sağlamaktır.

Tırnakların sağlığı iki ana faktöre bağlıdır: sağlıklı bir metabolizma ve tırnak sağlığını tehdit edici dış etkenlerden korunmak için alınan önlemler.
Sağlıklı tırnaklar sert ama esnek, düzgün yüzeyli ve koyu pembe renkli olur. Tırnak sağlığını korumak için tırnak etrafındaki etlerin düzenli bakımı yapılarak tırnak yüzeyine koruyucu ve kuvvetlendirici uygulanmalıdır. Tırnak sağlığı için el ve ayak tırnaklarına haftada bir evde bakım uygulamalı; 4-6 haftada bir de profesyonel bilgisi olan kişiler tarafından manikür ve pedikür yaptırılmalıdır.

Neler yapmalı?
Muhteşem tırnaklara sahip olmak zordur. Tam hepsini aynı boyda uzattığınız anda, bir tanesi nedensizce kırılarak tüm hevesinizi de kırar! Aslında bu durumun pek çok nedeni vardır.

Tırnaklarımızı sürekli bir alet gibi kullanır, dayanmaları güç olan durumlarda da onları zorlarız. Aşağıdaki listeden yapmanız gerekip de yapmadıklarınızı saptayarak güçlü, dayanıklı ve sağlıklı tırnaklara kavuşmanın yollarını öğrenebilirsiniz:

· Güneş, klor ve sert temizlik deterjanları tırnaklarınızı hassaslaştırarak zedeler. Sokakta güneş korumalı bir krem kullanmayı, iş yaparken ise eldiven kullanmayı alışkanlık haline getirin. El ve tırnaklarınızı mutlaka kaliteli bir krem ile nemlendirin. · Tırnaklarınızın yan taraflarını törpülemekten kaçının. Böylece daha az kırılgan olmasını sağlarsınız.· Günde birkaç kez tırnaklarınızı bir fırçayla yanlara doğru fırçalayın. Hareketlenen kan dolaşımı sayesinde tırnaklarınız daha çabuk uzayacaktır. · Demir, kalsiyum, B vitamini ve potasyum açısından zengin olan besinler, vücudunuzun geri kalanı için olduğu gibi tırnaklarınız için de faydalıdır. · Tırnaklarınız zayıf, kırılgan ve katlara ayrılıyorsa, nedeni yeterince su içmemeniz olabilir. Mutlaka bol ve yeterli su tüketin. · Alkol içeren losyonlar kullanmamaya özen gösterin. · Her bir parmağınıza kökünden ucuna doğru masaj uygulayın. Rahatlayacaksınız! · Günde altı adet badem yediğiniz taktirde tırnaklarınızdaki değişimi fark edeceksiniz. Bademde, tırnakların ihtiyaç duyduğu yağ asitleri vardır.

Neler zararlı?
Aslında hiç düşünmeden yaptığınız birçok küçük davranış tırnaklarınızın sağlık ve estetiğini kötü etkileyebilir. İşte dikkat etmeniz gereken birkaç öneri:

Plastik eldiven kullanmadan bulaşık yıkamayın. · Oje sürmeden önce tırnaklarınızı yağdan arındırın. · Ojeniz bozulmaya yüz tuttuğunda gerisini de dişleriniz veya tırnaklarınızla kendiniz mi kazıyorsunuz? Tırnaklarınıza çok büyük zarar veriyor olabilirsiniz. Yapmayın! · Tırnaklarınızı fazla uzatmayın. Hem görüntü olarak hoş olmaz, hem de kırılmaya çok daha meyilli olurlar. · Tırnaklarınızı birer "alet" olarak kullanmayın. Zayıflarlar! · Bozulmuş, ucu silinmiş ojeyle sakın dolaşmayın. Fark edilir! · Tırnak etlerinizi nemlendirmiyor musunuz? Nemlendirme alışkanlığı kazanırsanız çok daha sağlıklı ellere sahip olabilirsiniz. · Çok ağır yükler taşımayın. Ağırlık nedeniyle kan ellerinize hücum ederek damarlarda birikip, damarların zamanla genişlemesine neden olur. Bu da yaşlandığınızda hoş olmayan görüntülere sebep olacaktır. · Kimse tırnaklarındaki kabarık çizgileri sevmez ama onları törpüyle yok etmek tırnağa zarar verebilir. Bunun yerine, ojeden önce bir kat koruma sürün. Çizgilerin yok olduğunu göreceksiniz.

Tırnak sorunları
Tırnaklarınız yumuşak veya kırılgan mı? Belki kötü bir alışkanlık sonucu tırnaklarınızı sürekli kemiriyorsunuz. Belki de tırnaklarınız sararıyor. Sorunların tümü için çözüm yolları var...

Kırılgan tırnaklar

Saç gibi, tırnaklar da genel sağlık durumunun yansımasıdır. Sık kırılan tırnaklar, çoğunlukla vücuttaki bir eksikliğin (genellikle yağ) göstergesidir. Tırnaklarınız susuz kalmış da olabilir.
Sağlıklı ve dengeli beslenmeye gayret edin ve bir ay boyunca besleyici bir merhem kullanın. Böylelikle tırnaklarınız eski kuvvetine kavuşacaktır.

Yumuşak tırnaklar
Tırnaklarınız kırılgan ve hassas ise onları kuvvetlendirmek gerekir. Kendileri için gerekli olan vitamin ve kalsiyumu iyi alamamış olma olasılığı da vardır. Sağlık ve kuvvetlerini geri kazandırmak için haftada iki kere kalsiyum içerikli besleyici uygulayın.

Sararan tırnaklar
Dişlerde olduğu gibi, tırnak rengi de kişiden kişiye farklılık gösterir. Bu arada bazı etmenler sarı pigmentlerin öne çıkmasına neden olur: nikotin, kötü ojeler, kötü asetonlar. Dolayısıyla tırnakların beyazlaşması sarılık yapmayan ürünler kullanılarak sağlanabilir.

Parmak uçlarınız ve tırnaklarınız nikotinden sararmışsa...
- Bir limonu ikiye bölerek 10 dakika boyunca sararmış bölgelere sürüp bekletin.
- Daha sonra oksijenli suyla ıslatılmış bir pamukla ovuşturarak temizleyin.

Tırnak yeme
Her şeyden önce bu kötü alışkanlığın kaynağını araştırın. Stresli misiniz? Ya da sıkıntılı? Kendinizle barışın. İç huzurunuzu bulmaya çalışın. Sonra da önerilerimize bir göz atın...

- Tırnaklarınızın kırılganlığını gidermek için bir sertleştirici kullanın; böylece kolay ezilebilmelerini engellemiş olursunuz.
- Yanınızda mutlaka bir tırnak törpüsü bulundurun. Tırnaklarınızda sizi rahatsız eden bir şey olursa, dişlerinizden önce törpüye baş vurun!
- Her gün, belli bir süreyi tırnak bakımına ayırın. Tırnaklarınıza masaj yapın, nemlendirin, oje sürün. Verdiğiniz emek karşılığında yeme dürtünüzün önüne geçebileceksiniz.
- Tırnaklarınızı mutlaka ojeli olarak tutun. Ojeli tırnaklarınızı bozmak istemeyeceksiniz. Kısa tırnaklarda bile kırmızı ojenin güzel durduğunu unutmayın!
- İyi ve pahalı bir oje satın alırsanız belki de böylece onları yeme dürtünüzden vazgeçebilirsiniz. Ya da bir süre takma tırnak kullanın. Pahalı ama oldukça etkili bir yöntemdir.
- Tırnak yemekten vazgeçemiyorsanız eczanelerde de bulabileceğiniz bir küçük şişe "acı oje" edinin. Farkında olmadan tırnaklarınızı yemenize bu şekilde mani olabilirsiniz.
- Ellerinizi bir şeylerle meşgul ederseniz tırnak yeme konusunun aklınıza daha az takıldığını fark edeceksiniz. Hiç işiniz yoksa, bir stres topu kullanın.
- Tırnak yemekten vazgeçme aşamasında özenle uzatılmış bir tırnağın kırılması kadar moral bozucu bir şey yoktur! İşte size bir ip ucu: tırnaklarınız kırılgansa uçlarına çiğ sarımsak sürün. Kokusuna katlandığınız sürece en fazla bir hafta içinde tırnaklarınızın kuvvetlendiğini göreceksiniz.

Şeytan tırnakları
Şeytan tırnakları bir kenarıyla hala tırnak dibine bağlı olan deri parçalarıdır. Bunun genel nedeni kurumuş olan tırnak dibi derisidir. Küçük olmalarına karşın yabana atılmayacak kadar acı verirler.

Ancak bunlardan da kurtulmanın yolu vardır:
· Tırnak diplerinizi dişlemekten vazgeçin. Bu alışkanlık da en az tırnak yemek kadar zararlıdır.

· Tırnak etrafındaki deriyi nemli tutmak için bir yağ veya krem kullanın. Tırnak etrafındaki cildin kuruması da şeytan tırnaklarının oluşmasına sebep olur.

· Şeytan tırnağı olduğunu fark ettiğiniz an, makasla kesin.

· Yatmadan önce tırnaklarınızın etrafına besleyici bir krem sürün. Kreminizin olmadığı durumlarda bir dudak besleyicisi bile sürebilirsiniz. Siz uyurken tırnaklarınız ve onları çevreleyen cilt beslenecek, şeytan tırnağı riskini de azaltacaktır.

· E vitamini yağı da şeytan tırnaklarına karşı iyi bir çözümdür.


Faydalı öneriler
Her şeyden önce tırnaklarınızı ağzınızdan uzak tutun. Tırnaklarınızda oluşabilecek problemleri dişlerinizle halletmekten vazgeçmek sorunun yarısını çözecektir.

· Aseton kullanımınızı azaltmaya çalışın. Örneğin haftada bir kereden fazla aseton kullanmayın.

· Bulunduğunuz ortamların nemlilik veya kuruluk oranlarına göre el ve tırnaklarınızın nemlendirilmesine özen gösterin. Krem sürerken tırnaklarınıza hafifçe masaj yapın.

· Haftada 1-2 gün oje sürmeyerek havalanmalarını sağlayın. Eğer sürekli olarak takma tırnak kullanıyorsanız, ara sıra tırnaklarınızı serbest bırakın. Sürekli takma tırnak kullananlarda enfeksiyon riski de yüksektir.

· Tırnaklarınız zayıfsa törpüleme işlemini en aza indirin ve metal törpülerden kaçının.

· Doğru ve yeterli beslenin. Metabolizmanızın sağlığı oranında güzel tırnaklara sahip olacaksınız.


İlginç bilgiler
Güzel tırnaklar denildiğinde akla gelen ilk şeylerden biri oje olsa gerek. Ojeler hakkında pek bilinmeyen birkaç hoş bilgiyi sizin için derledik:

· Yeşil veya sarı cilt tonunuz varsa açık renkte ve şeftali tonlarında; pembe cilt tonunuz varsa açık pembe renkte ojeler seçerek küçük tırnak defolarını kapatabilirsiniz.

· Ming Hanedanlığı zamanında ojeler balmumu, yumurta akı, jelatin, sebze boyaları ve Arap sakızı karışımıyla yapılırdı. Bugün kullandığımız ojeler ise otomotiv sektörü sayesinde piyasada, çünkü günümüz ojesi araba boyalarının rafine edilmiş bir versiyonu!

· Bugün bildiğimiz anlamda oje, yaklaşık 5000 yıl önce Çinliler tarafından kullanılmaya başlamıştı. O zamanlarda tercih edilen renkler siyah ve kırmızıydı.

· Eski Mısırlılar tırnaklarını boyamak için parmaklarını turuncu kınaya batırırlardı.

· Tırnakların sadece ucu bozulduğu için yeniden oje sürmek zorunda kaldığımız birçok sıkıcı zaman vardır. Bu duruma mani olmak için 1 veya 2 kalın kat süreceğinize, birkaç ince kat oje sürmeyi tercih edin.

· Ojenizi sürdükten sonra iyice kurumasını bekleyip elinize krem sürerek masaj yapın. Cildiniz kremi eminceye kadar dairesel hareketlerle masajı sürdürün. Unutmayın ki eller devamlı meydandadır ve bu yüzden sürekli bir bakım ister.

· Doğru saklandığı sürece ojelerin raf ömrü 1 seneden fazladır.

· Ojenizin içinde baloncuklar oluşuyorsa bunun nedeni klimalı ortamlar, fanlar veya hava akımlarıdır. Oje sürerken bu problemlerin olmadığı mekanları tercih edin.

İyot, vücudun normal büyümesi ve gelişimi için vazgeçilmez bir eser elementtir. İnsan vücudundaki iyotun yaklaşık% 60'ı tiroid bezinde saklanır. Sağlık bakımından yararları saymakla bitmemekle beraber, en önemli faydası vücudun baz metabolizmasını kontrol eden tiroid hormonlarını salgılayan tiroid bezinin normal işleyişinde çok önemli bir rol oynamaktadır. Aslında onsuz tiroid hormonları bile sentezlenemez.
İyot, tiroid bezlerinin işleyişini kontrol eder, bu da vücudun metabolik süreçleri üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Kalorilerin en iyi şekilde kullanılmasına yardımcı olur, böylelikle yağ olarak depolanmasının önüne geçer. Diğer faydalar arasında toksinlerin vücuttan atılması ve kalsiyum  silikon gibi minerallerin  vücut tarafından kullanımında genel sisteme yardımcı olur.

İyot Eksikliği Belirtileri Nelerdir.
İyot eksikliğinin vücut üzerinde ciddi etkileri olabilir. Eksikliğinin semptomları, hayal kırıklığı, depresyon , zekâ geriliği, zayıf algı seviyeleri, guatr, anormal kilo alımı, düşük doğurganlıkoranı , hamilelik dönemindeki annelerin ölü doğum olasılığı, kabızlık ve yorgunluktur. Ağır vakalarda, fiziksel gerilmelerle karakterize edilen kretinizm gibi hastalıklarla ilişkili mental retardasyona neden olabilir. DSÖ raporlarına göre, bu eksiklik tüm dünyadaki zihinsel geriliklerin önde gelen nedenlerinden biridir.
Pek çok gıda ürünü ya iyot açısından zengin topraklarda yetiştirildiği ya da genellikle bazı uluslarda iyotlanmış olan tuz içerdiği için bu eksikliğin Karadeniz harici olması nadiren görülür . Vücut günde 100-200 mcg iyot gerekir ve 1/4 çay kaşığı iyotlanmış tuz yaklaşık 95 mcg iyot içerir, bu nedenle iyotlu tuza erişimi olan bölgelerin iyot eksikliğinden daha az muzdarip olduğunu görebilirsiniz. Ülkemizde karadeniz harici bölgelerde iyot eksikliği vakaları görülmemektedir. Topraklarımız iyot bakımından zengin olduğu için günlük iyot ihtiyacımızı sebze ve meyvelerden almaktayız. Bununla birlikte tuzun en doğal hali kaya tuzundada günlük ihtiyacımız ıyot bulunmaktadır. 

İyotun Önemli Kaynakları

Tahıl sebze ve meyvelerde olmakla birlikte önemli   miktarlar  kabuklu deniz ürünleri, derin su whitefish ve kahverengi dahil olmak üzere hem deniz bitkileri ve hayvanlarda yosunlar deniz suyundan iyot emebilir. Diyetinizde bol miktarda konserve sardalya , konserve orkinos , istakoz , istiridye, istiridye, morina, mezgit balığı, halibut, ringa balığı levreği, somon balığı , levrek ve karides eklemeyi unutmayın. Dulse , yosun, sarımsak , kuru fasulye, pazı ,   kabak , susam  , soya fasulyesi , şalgam ve ıspanak iyotun diğer kaynaklarından bazılarıdır. İyotlaştırılmış tuz başka bir önemli kaynaktır ve fırıncılar ekmek hamuruna dengeleyici bir madde olarak düzenli olarak iyot eklerler.

İyotun Sağlık Yönünden Faydaları

Bu element, insanlarda düzgün gelişme ve dngeli metabolizma sağlamak için gereklidir Özel sağlık yararları şunları içerir:

Metabolik Oranı Düzenler

İyot, doğrudan vücudun baz metabolizmasının kontrolünden sorumlu olan hormonların üretimine yardımcı olarak tiroid bezlerinin işleyişini etkiler Metabolik hız, organ sistemlerinin etkinliğini ve etkililiğini, yiyecek emilimi uyku döngüsü ve gıdanın kullanılabilir enerjiye dönüşümü gibi düzenli işlemleri etkilemektedir .
Bazı hormonlar, tiroksin ve triiodotironin gibi kalp hızı, kan basıncını, vücut ağırlığını ve sıcaklığı etkiler Vücut, aynı zamanda protein sentezinde yardımcı olan bu hormonların yardımı ile BMR'yi (Temel Metabolik Oran) korur. Vücutta normal oluşumlarının ve dağıtımlarının sağlanması, sağlığın korunması için bir anahtardır.

Enerjiyi İyileştirir

İyot, aşırı yağ olarak depolanmalarına izin vermeden, kalorinin verimli kullanılmasını sağlayarak vücudun optimal enerji düzeylerini korumada önemli bir rol oynamaktadır.

Cilt ve Saç Bakımı

İyotun sağlık faydaları, sağlıklı ve parlak cilt, dişler ve saç oluşumunu içerir. Bu mineral eksikliği saç dökülmesine neden olabilir, saç bakımı için önemli bir unsurdur Üstelik saç büyümesini hızlandırır ve folikül kuvvetini arttırır.

Ölü doğumları engeller

yeterli bir miktar alınan iyot  gebe kadınlarda  yeni doğan bebeklerde kretinizm gibi ölü doğum veya bilişsel bozuklukları önlemek için gereklidir. İyot eksikliği estasyonel hipertansiyona yol açabilir, bu da bebeklik döneminde bir takım komplikasyonlara neden olabilir. Konuşma ve işitme becerilerinin yanı sıra bebeğin düzgün hareket etmesini ve büyümesini sağlar. Dahası, bebeğin sağlığını etkilediğinin yanı sıra, iyot eksikliği aslında bir kadının infertil olmasına neden olabilir.
Birçok gebe kadınının karşılaştığı öenli bir problem, vücutlarındaki iyot minerali anne sütüne geçtiği için  kendileri için de iyot tüketmek zorunda kaldıklarını fark etmemektedirler ve her geçen gün büyük miktarda iyot kaybına uğramaktadırlar . Çalışmalar, gebe ya da emziren bir kadının her gün gerekli tüm iyot dozundan fazlasını kaybedebileceğini göstermektedir; bu, gebelik ve emzirme bittikten sonra bile onun için ciddi bir eksikliğe neden olabilir .

Bağışıklık Sistemini Artırıyor

Çoğu kişi iyotun tiroit bezi etkilerine odaklanır, ancak bağışıklık sistemi için büyük bir güçlendirici olmak da dahil olmak üzere diğer işlevleri vardır. Serbest hidroksil radikallerinin bir toplayıcısıdır ve C vitamini gibi , kalp rahatsızlıkları ve kanser de dahil olmak üzere çeşitli hastalıklara karşı güçlü bir savunma önlemi sağlamak için vücudun her yerine antioksidan aktivitesini uyarır ve arttırır Araştırmalar, iyotun sıçanların beyin hücrelerini serbest radikallerin zararlı etkilerinden hücre membranlarındaki yağ asitlerine doğrudan bağlayarak serbest radikallerin organizmayı etkilemesi için daha az alan bırakarak doğrudan koruduğunu gösteriyor.

Hipotiroidizmi Önler

Bu durum, yetersiz bir tiroid bezi ile karakterizedir ve vücudun kimyasal dengesinin gidişatına bağlı olarak tüm vücut süreçlerinin genel olarak yavaşlamasına neden olur. Hipotiroidinin en  yaygın sonuçlarından  biri , vücutta kaloriyi enerjiye dönüştürmek için yakılmadığı için kiloda büyük bir artış olmasıdır. Hipotiroidizm, yalnızca iyot yetersizliği değil, çeşitli nedenlerle ortaya çıkabilir, ancak iyot alımını artırmak ve sonunda kilo vermenize yardımcı olacak hormonal aktiviteyi teşvik etmek iyi bir fikirdir.
Hipotiroidinin diğer bazı etkileri yorgunluk, kuru cilt , sorunlu konsantrasyon , kabızlık, kramplar ve bacak şişmesi. Tedavi edilmezse kalp yetmezliği veya ciddi rahatsızlıklara neden olabilir.

Fibrokistik Hastalığını Tedavi Ediyor

İyot fibrozis, torsit olma ve meme hassasiyeti gibi durumları önemli ölçüde azaltabilir Fibrokistik hastalıklardan kurtulmayı sağlar ve hem geleneksel hem de modern terapilerde yaygın olarak kullanılmaktadır. Çalışmalar, moleküler iyot ile  fibrokistik meme hastalığının belirtileri ve semptomlarındaki azalma arasında önemli bir bağlantı olduğunu göstermiştir  .

Kanseri Önlüyor

Muhtemelen iyodun tiroidal etkisinden başka en önemli sağlık faydası anti kanserojenik özelliğidir. Çalışmalar kanser hücrelerinin iyot enjekte edildikten sonra küçüldüğünü ve bazen apoptozise (otomatik hücre ölümü) geçtiğini ve daha sonra daha sağlıklı hücrelerle değiştirildiğini göstermiştir. Bu sürecin kesin mekanizması halen bilinmemektedir ancak çalışmalar, özellikle meme kanseri karsinom hücrelerinde apoptozu indükleme üzerindeki etkileri açısından bu olumlu bağlantıyı bulmuştur .
Tiroid kanseri açısından   bu son derece tehlikeli kanseri önlemede gereklidir . Çalışmalar, tiroid kanseri hastalarının, iyot alımının seviyelerini arttırdıktan sonra kanser semptomlarında sürekli bir düşüş gösterdiğini gösteriyor. Bu nedenle, iyot yetersizliği çeken insanlarda tiroit kanseri ortaya çıkma olasılığı yükesektir.

Apoptozu İndükler

İyot  , yeni organların oluşumunda ve kanser veya hastalıklı hücreler gibi habis hücrelerin yok edilmesinde önemli olan apoptozu veya programlanmış hücre ölümünü sağlarBu işlev esas olarak tiroid bezi üzerindeki etkilerinden ve bunun ardından hormonal salınım ve düzenlenmesinden kaynaklanır.

Toksik Kimyasalları Ortadan Kaldırıyor

İyot florür, kurşun, cıva ve biyolojik toksinler gibi zararlı kimyasalları vücuttan boşaltabilir. Vücuttaki diğer çalışmaları yapan bu "ekstra tiroidal iyot" rolü çok önemlidir. Özellikle H. Pylori denilen ve mide kanseri ile bağlantılı olan midede tehlikeli bir bakteri enfeksiyonu olan Helicobacter pylori'ye karşı belirli antibakteriyel özellikleri vardır.
İyot eksikliği guatrın temel nedeni kabul edilmektedir Bu eksikliği önlemek için diyetinize yumurta , tuz, deniz ürünleri ve süt ürünleri eklemeniz gerekir ; ayrıca sıklıkla büyümüş bir tiroid bezi için bir tedavi görevi görür.
Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar  İyot fazla 2.000 mg aşırı doz, özellikle böbrek rahatsızlıkları veya tüberküloz hastaları için tehlikeli olabilir Fazlaca alındığında, tiroid papiller kanserinin önlenmesine yardımcı olmaktan ziyade tiroid papiller kanserine neden olabilir. Hamileler ve emziren anneler, özellikle öngörülen dozlar hariç, bu elementi almak konusunda dikkatli olmalıdırlar. Farklı insanlar doza farklı tepki gösterdiğinden sağlıklı bir denge gerekir; bu nedenle tüketirken dikkatli olun.
- Referanslar

ivythemes

{facebook#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL} {twitter#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL} {google-plus#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL} {pinterest#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL} {youtube#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL} {instagram#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget