Search Result For "kilo"

Kilo verirken nelere dikkat edilmelidir ?

Genel olarak kilolu olsun ya da olmasın insanların büyük bir kısmı yanlış besleniyor. Bir kişi fazla kiloya sahipse bir takım hatalarla yaşıyor demektir. En büyük hata ise öğünlerdeki düzensizlik ve öğün atlama.
Sadece bu sorunun çözülmesi özellikle 10 kilo ve üstü fazlalığa sahip olan kişilerde kesin çözümdür. Ancak bu kişilerin yaptığı öğünlerin düzenini dikkate almadan kalori hesabı yapmaktır. Kısa vadede bazı sonuçlar alınsa da, uzun vadede özellikle kilonun korunmasında hiçbir işe yaramaz.
- İkinci dikkat edilmesi gereken konu ise günlük diyeti oluşturanların, yani besinlerimizin diyetetik olması. Bu konuya kilo sorunu olsun ya da olmasın genel sağlığına dikkat eden herkesin dikkat etmesi gerekir. Büyüme çağındaki bir çocuk da, 80 yaşındaki bir yaşlı da sağlıklı beslenmelidir.

Diyetetik besinler ;

· Az yağlı süt ve süt ürünleri, az yağlı peynir, az yağlı et, balık ve tavuk olmalıdır.
· Vitamin ve mineral gereksinimini karşılayan sebze ve meyveler yer almalıdır. Bu besinler posa içerdikleri için de önemlidirler.
· Başta kurubaklagiller olmak üzere, tüm tahıllar ve kepekli ekmek, karbonhidrat gereksiniminin karşılanması için önemlidir.
- Üçüncü olarak ve bir diyetin başarısını belirleyen en önemli faktör de su tüketimidir. Çay, kahve ve diğer sıvılar dışında günde en az 8-10 bardak su içilmelidir. İnsanların önemli bir kısmı günde 1-3 bardak su içmektedir. Bu insanlar yıllardan beri bu kadar az miktarda su içtiklerinden, su içme alışkanlıkları olmamaktadır.
Dünyanın en iyi diyetini de yapıyor olsanız eğer su içmezseniz o diyetin başarısını baltalamış olursunuz. Gün boyunca ne kadar su içildiği bilinmelidir. İlk hafta 3-5 bardak su içilmeli, 2. hafta 5-8 bardağa çıkarılmalı ve 1 ay sonra 8-10 bardağa ulaşılmalıdır.
İlk zamanlar biraz zor olsa da 2-4 ay sonra susama hissi gelişecek ve istenerek su içilecektir. - “Konstipasyon (kabızlık sorununuz var mı?” sorusuna “Hayır, yok” yanıtını aldığınızda bu sefer “Ne kadar sıklıkla büyük tuvaletinizi yaparsınız?” sorusunu takiben “2-3 günde bir” yanıtını alırsınız.
Kilolu insanların büyük bir kısmında bu şekilde bir diyalog geçmekte. Bu kişilerin ciddi bir kabızlık (konstipasyon) sorunu olduğu halde, daha büyük bir sorun kişilerin bunu farketmemeleridir. Rahatsızlık duyarak farkında olanlar ise, belki de daha şanslılar.

Konstipasyon (kabızlık) sorunu;

· Sebze, salata, spor ve bol su içilerek düzeltilmelidir.
· Sağlıklı bir insan günde bir kere büyük tuvaletine çıkmalıdır. Düzenli bioritme sahip olan bir kişinin sabah uyanış saatleri nasıl belirgin ise büyük tuvaletine gidiş saatleri de belirgin olmalıdır.
İnsanların %80’i sabah saatlerinde bu ihtiyaçlarını giderirler. Kilo verme süreci içerisinde düzenli bir tuvalet alışkanlığının oturtulması gerekmektedir. Eğer konstipasyon sorunu varsa, kişi ya kilo alıyor yada kilo veremiyordur. Mutlaka takip edilmelidir.
· Fiziksel aktivite arttırılmalıdır. Yürüyüş veya karın egzersizleri önerilir.
- Tartı bir evde olması gereken en önemli ev aletlerinin başında gelmelidir. Tv ya da çamaşır makinenizi alırken gösterdiğiniz seçiciliği tartı alırken de göstermelisiniz. Onun size her zaman rehberlik edeceğini unutmamalısınız.

Hedef:
yağ dokusunun kaybı Rejim yaparken esas amaç yağ dokusunu kaybetmektir. 15 gün aç kalarak, ya da çok az beslenerek 7 kilo vermek mümkün. Ama bu 7 kilonun sadece 3’ü yağ dokusundan, geri kalan 2’si protein dokusundan gelir. İşte bu 2 kiloluk protein kaybı vücudun genel sağlığına çok zarar verir. Üstelik tekrar kilo alsanız bile, kaybedilen proteini yerine koyamazsınız, onun yerine yağ dokusunu kazanırsınız.
Kaybedilen protein yüzünden de bir çok hastalığa zemin hazırlamış olursunuz. Hastalıklarınız uzun ve ağır seyreder, sinirli ve huzursuz bir ruh hali gelişir. Ülkemizde, özellikle kadınlarda anemi (kansızlık) oranı yüksek.
Hiçbir zaman kilo verirken bir başkasıyla ya da kendinizle yarışmayın. İlk ayda 3-6 kilo kaybedilebilir, ikinci ayın içinde 2-4 kilo, üçüncü aydan sonra ayda 1-3 kilo kaybedilir ve daha sonraki aylar bu şekilde devam eder.
Eğer haftada 3 kere 1’er saatlik orta düzeyde egzersiz yapabilirseniz haftada 250g. daha fazla verebilirsiniz. İdeali 1. aydan sonra haftada 500 g. vermektir. Nelerle karşılaşırsanız? Haftada x kilosunu vermek başarının göstergesi değildir.
Gerçek başarı 1 ay, 3 ay hatta 6 ay sonra hala kilo verebiliyor musunuz? Verdiğiniz kiloları koruyabiliyor musunuz? Başarının kriterleri bunlardır.
Bunu sağlamak için dengeli ve düzenli beslenmeyi ideal bir yaşam tarzı olarak benimsemeniz gerekmektedir. Kendi ortamınızda beslenerek, belki de çevre şartlarınızı zorlayarak, çevrenizde diyet yaptığınızı bilen kişilerin ısrarlarına karşı koyarak, belki de diyette olduğunuzu gizleyerek bu sorununuzun üstesinden gelmelisiniz.
Ayrıca kadınların kilosu regl öncesi dönemde 0.5-1.5 kilo artmaktadır. Bu artış yağ birikiminden çok, su toplanmasından kaynaklanmaktadır. Kilo artışı ne kadar fazla olursa ödem, yorgunluk hissi ve psikolojik rahatsızlıklar(sıkıntı, huzursuzluk vs.) o kadar fazla hissedilir. Dengeli ve düzenli beslenme bu tip şikayetleri de azaltacaktır. Bu dönemde tuzdan uzak beslenmeli, bol su içilmelidir(her zamankinden 2-4 bardak fazla)

KALÇA VE BASENLER NASIL ZAYIFLAR
Kolay yoldan kilo verdiren diyetler, genellikle sıkı kurallar içeren
kısa dönemli diyetlerdir ve istediğiniz sonucu vermez.
Kolay yoldan kilo verdiren diyetler, yaşadığınız esas sorunları çözmede size yardımcı olmazlar. Bu diyetleri uygulayan birçok insanın sıkça yaşadığı bir diğer problem de, başarılı bir şekilde incelme konusundaki becerinize olan güveninizi yitirmenize neden olmalarıdır. Özellikle basen ve kalçalardan kilo vermek isteyenler kesinlikle hızlı ve kolay diyetleri denememeli..




Ne yapmalısınız?Kilo verme hızı ve miktarı konusunda gerçekçi olun. Mümkün olandan fazlasını beklemek, sizi başarısızlığa iter. Gerçekçi hedeflerinize ulaşmak için yaşam tarzınızda yapacağınız değişikliklerse, hedeflerinize güvenli ve emin adımlarla ulaşmanızı sağlar. Diyet yaparken, dengeli bir şekilde beslenmeniz, vücudunuzu ve zihninizi, sağlıklı ve aktif tutmak kalmak için gereken gıdaları aldığınıza inandırır. Düzenli öğünler ve sevdiğiniz besinlerden tüketeceğiniz ufak porsiyonlar da tatmin olmanızı sağlar. Sağlıklı bir beslenme şekli, aynı zamanda kalp hastalıkları, bazı kanser tipleri, şeker hastalığı, katarakt ve akciğer bozuklukları risklerini de azaltır.

Günde 500 kalori almanız gerekiyorYarım kilo vücut yağının içerdiği enerji miktarı 3500 kaloridir. Bu durumda, haftada yarım kilo verebilmek için, günde 500 kalori daha az almanız gerekmektedir. Bunu başarmanın en iyi yolu da, daha az kalori almak için ufak tefek değişiklikler yapmak ve daha hareketli olmaktır. Örneğin; bir bar çikolata yerine bir adet muz yemeniz 150, standart mayonezli lahana salatasını (coleslaw) diyet mayonezli yemeniz 240 kalori kazandırır. Buna 15’er dakikalık iki kısa yürüyüşü de eklerseniz (150 kalori yakar), 540 kalori daha az almış olursunuz. Kilo vermenin tek bir doğru yolu yok. Önemli olansa, bunu sağlıklı ve gerçekçi yollardan başarmak. Böylece kilo verirken, ihtiyacınız olan besleyenleri alabilir, kendinize daha olumlu yaklaşabilir ve hayatınızı aynen yaşamaya devam edebilirsiniz. Bu, aynı zamanda kilonuzu korumaya yarayacak yeni beceri ve tutumlar geliştirmenizi de sağlar.

Sağlıklı kilo vermek için...Kilonuzu kontrol edebileceğinizi ve bunun size olumlu etki edeceğini hissedin.
Geçmişte yaptığınız diyetlerin hangilerinin (ya da bu diyetlerin içerdiği şeylerden hangilerinin) işe yaradığını, hangilerinin yaramadığını düşünün. Bu bilgiyi, size yardımcı olacak değişiklikleri planlamada ve geçmişteki hatalardan kaçınmak için kullanın.
Yaşam tarzınızda küçük ve devamlılığını sağlayabileceğiniz değişiklikler planlayın.
Sorunlarınızı tanımlayabilmek için bir beslenme ve düşünce günlüğü tutun. Böylece neyi niçin yediğinizi anlamış olursunuz.

Gerçekçi hedefler belirleyin ve haftada yarım ya da bir kilodan daha fazlasını vermeyi amaçlamayın.

Güne kahvaltıyla başlayın ve öğünlerinizi düzenli yiyin.

Ana besin gruplarından sağlıklı seçimler yaparak, öğünlerinizi bunlarla hazırlayın.
Az yağla yemek pişirmeyi deneyin.

Bol bol sebze ve meyve yiyin.

Yemeğe karşı ‘Ya hep ya hiç’ gibi bir tutumdan ziyade, esnek bir tutum benimseyin.
Duygularınızla başa çıkmayı öğrenin, onları yemekle geçiştirmeyi değil.

Günlük hayatınızda daha çok hareket edin.

Hareket etmek için günde 30 dakikanızı ayırın. Her gün yapamıyorsanız, olabildiğince sık yapmaya çalışın.

Çevrenizden destek alın.

Yapmamanız gerekenler
Hızlı kilo verdiren yöntemlere itibar etmeyin.
Kilo vermek için tek motivasyonunuz görüntü olmasın. Sağlık ve kendini iyi hissetmek de son derece önemlidir.

Eğer kötü bir gün geçirdiyseniz, ya da fazla yediyseniz, vazgeçmeyin. Fazla yemek, amacınıza ulaşmanızı geciktirebilir ama vazgeçerek hiçbir şey elde edemezsiniz.
Kilo problemlerinizi çözmek için bir diyete sırtınızı dayamayın. Bu, kilo vermenizde yol gösterici olur ama öncelikle bunu kalıcı kılmak için, güven kazanmalı ve yaşam tarzınızda değişiklikler yapmalısınız.

Yavaş yavaş kilo veriyor olmak karşısında sabırsız davranmayın. Çünkü sonunda uzun vadeli bir başarı elde edeceksiniz.

Şişmanlığın 8 gizli nedeni!

Bugüne kadar hesap basitti: Çok fazla yemek ve az hareket etmek kocaman bir göbek demekti. Ancak bu bilgiyi küçücük çocukların bile bilmesine rağmen değişen bir şey olmadı. Dünyada genel olarak baktığımızda obezite azalmıyor tersine artıyor. Ancak endokrinoloji uzmanları şişmanlığa sebep olan yeni faktörler de keşfettiler. Bilimadamları ‘elbette ki insanların yakabileceğinden daha fazla kalori edinmesi her zamanki gibi en büyük problemimiz’ diyor ancak işin içinde başka faktörlerin de olduğunu belirtiyorlar. İşte şişmanlığa sebep olan gizli düşmanlar:


1. UYKU PROBLEMLERİ
Yapılan araştırmalar, günde 12 saatten az uyuyan okul çağı çocuklarının, 12 saat ve daha çok uyuyanlara göre 3.5 kat daha fazla obezite riskine sahip olduklarını ortaya koyuyor. İşin en ilginci anne-babanın obez olması, hareketsizlik, uzun saatler TV seyretmek gibi faktörlerin hiçbir bu çocuklarda uyku kadar etkili olmuyor! Bilimadamları bunu uyku sırasında leptin hormonunun seviyesinin düşmesine bağlıyor. Çünkü leptin vücutta metabolizmanın hızlanmasına yardımcı oluyor ve açlık hissini önlüyor. Bu süreç yetişkinlerde de aynı şekilde işlediği için gece uykusuna özellikle dikkat etmeniz gerekiyor. Uyku öncesinde yapacağınız ılık bir duş ve içeceğiniz bir bardak sıcak süt sizi daha da rahatlatacak. Eğer kronik bir uyku probleminiz varsa mutlaka bir doktora danışmalısınız.

2. GENETİK MİRAS
Gen araştırmaları şimdilerde şişmanlıkla ilgili araştırmaların en önemli ayağını oluşturuyor. Çünkü açlığın sorumlusunun bazı genler olduğu düşünülüyor. Tek yumurta ikizleriyle yapılan araştırmalar gösteriyor ki vücut ağırlığının yüzde 70’ine kadar olan kısmını genlerimize sadece yüzde 30’luk bir bölümünü ise çevre faktörlerine borçluyuz. Bilimadamları şişmanlığa yol açan gen sayısının 30-100 arasında olduğunu söylüyor.Hepsinin tek başına çok küçük bir etkileri var. Ancak bir araya geldiklerinde tartının ibresini fırlatıveriyorlar. Buna göre iştahı artıran genler, vücuda elma veya armut formunu veren genler, metabolizmayı yöneten genler belirlenmiş durumda. Yuvarlak genlere sahip olanların maalesef yediklerine çok dikkat etmesi gerekiyor. Her şeyden önce özellikle yaşamın belli dönemlerinde özellikle dikkat etmeniz gerekiyor. Örneğin hamilelik döneminde veya menopoza girerken. Doktorlar gelecekte bu gen durumunu dengeleyecek ilaçların çıkacağını söylüyor. Ama o zamana dek yapılacak şey beslenme alışkanlıklarına dikkat etmek.

3. İLAÇLARIN ETKİSİ
Pek çok kadın bazı doğum kontrol ilaçlarının yarattığı kilo problemlerinden haberdar. Aslında sadece doğum kontrol ilaçları değil genel olarak pek çok ilaç fazla kiloya sebep olabiliyor. O yüzden hastasına ilaç yazan bir doktorun bu konuda hassas davranması gerekiyor. Örneğin bazı depresyon ilaçları 3-4 kiloya kadar artışa sebep olabiliyor. Tansiyon için kullanılan kimi ilaçlarsa ekstra 2 kilo anlamına gelebiliyor. Diyabet ilaçlarının 3-4, insülin şırıngalarının ise uzun vadede 10-15 kiloya kadar artışa sebep olduğu biliniyor. Bu yüzden özellikle diyabet problemi olanların erkenden spor yapmaya başlamaları tedavi sırasında gelebilecek kilolara karşı koymaları açısından önemli. Eğer ilaç kullanımında kilo alma gibi bir endişeniz varsa bunu mutlaka doktorunuzla paylaşmalısınız. Belki de daha ince bir alternatifiniz olabilir.

4. KLİMALAR
Üşüdüğümüzde veya terlediğimizde vücudumuz ısıyı ayarlamak zorunda kalır ve bunun içinde enerjiye ihtiyacı olur. Klimalar ise işte bu görevi üstlenirler. Hayvanlar üzerinde yapılan bir deneyde sıcakta veya soğukta kilo verdikleri gözlemlenmiş. Gün boyunca sabit olarak ısıtılan veya klimayla soğutan mekanlarda yaşıyoruz. Bu ısı ortalama 26 derece civarında. Ve tam da bu ısıda ekstra hiçbir şey yakmak mümkün değil. Bu yüzden vücudunuza rahat vermeyin ve onu zaman zaman ısı değişimlerine maruz bırakın. Mesela saunaya girin ardından buz gibi havuzda yüzün. Hatta bazı geceler pencereler açık olarak uyumaktan korkmayın. Bu sizin bağışıklık sisteminizi de harekete geçirecek emin olun.

5. EVLENMEK
Sadece kişisel tecrübeler değil bilimsel araştırmalar da evliliğin yemek alışkanlıklarını hem kadın hem de erkek açısından bilinçsizce değiştirdiğini ortaya koyuyor. İngiltere Newcastle Üniversitesi bilimadamları, yaptıkları çalışmalarda evlendikten sonra erkeklerin daha sağlıklı beslendiklerini, kadınlarınsa yemelerine çok fazla dikkat etmeyip kilo aldıklarını ortaya çıkarmış. Uzmanlar bunun sebebini kadınların daha fazla et ve büyük porsiyonlarda yemek yemesine, evlilikle ilgili strese daha yatkın olmalarına ve genel olarak sağlıksız beslenmelerine bağlıyor. Peki bu konuda ne yapılabilir? Bilimadamları esprili bir cevap veriyor ya bekar kalacaksınız ya da eski sabit beslenme alışkanlığınızı devam ettireceksiniz.

6. NİKOTİN
Her geçen gün daha çok insanın sigaradan vazgeçmesi sağlık açısından çok güzel bir şey. Ancak bunun etkilerini sadece ciğerlerde ve deride değil maalesef tartıda da görüyorsunuz. Amerika’daki Michigan Üniversitesi bilimadamları sigarayı bıraktıktan sonra sanıldığından da çok kilo alındığına dikkat çekiyor. Diyelim sigara içerken 2-6 kilo fazlanız varsa sigarayı bıraktıktan sonra bu fazlalık rahatlıkla 7-8 kiloyu bulabiliyor. Çünkü nikotin iştahı kesiyor ve metabolizma çalışmasını hızlandırıyor. Ancak kilo bile alsanız yine de değer çünkü sağlığa nikotinden daha fazla zarar veren bir şey yok. Uzmanlar sigarayı bırakanların özellikle ilk 6 ay çok dikkat etmeleri gerektiğini söylüyor. Kilo alımını önlemek, kilo almaktan daha kolay. Önemli olan bunun bilincine içtiğiniz son sigarada varmak ve buna göre bir bilanço yapmak. Yani daha az yemek ve daha çok spor yapmak.

7. YAŞ
Araştırmalar, insanoğlunun 20 yaşının ortasına kadar her ay 300 gram aldığını gösteriyor. Yaşlandıkça da kas grubundan kaybediyoruz. Ancak bu kas grubu önemli çünkü tek başlarına bile kalori yakmak için onlara ihtiyacımız var. 25-30 yaşlarında kilo daha da çok artıyor. Bu 40 yaşına kadar böyle gidiyor. Menopoz döneminde östrojen azaldığı için ekstra kilolar alınıyor. Bu yüzden yaşlandıkça kas egzersizlerine önem vermelisiniz. Ayrıca protein tüketimini de artırmalısınız. Çünkü kas gücünü artırmak için proteine ihtiyacınız var.

8.STRES
Bütün bir gün etrafta koşuşturursak aslında kilo vermemiz gerek değil mi? Ancak Amerika’daki Chicago üniversitesi’nde yapılan bir araştırma bunun aksini gösteriyor. Özellikle kadınlar stres zamanlarında lüzumsuz bir şekilde kilo alıyorlar. Üstelik stres faktörleri ne kadar artarsa o kadar çok kilo alıyorlar. Çünkü stres sırasında kortizol denilen bir madde salgılıyoruz. Bu da yağ hücrelerini harekete geçiriyor ve enerjinin görevini yapmasını engelliyor. Bu stres yükü haftalar boyu sürerse o zaman vücut, yağ deposu rezervini artırıyor. Bu yüzden kendinize zaman zaman mutlaka özel vakit ayırın. Stresinizin üstesinden gelebilmek için birileriyle konuşmak ya da düşüncelerinizi yazıya dökmek de iyi gelebilir. Boston Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre gerilimden en kolay kurtulmanın yolu onun üzerine gitmek.

Egzersiz yaparak kilo verebilir misiniz?

Şişmanlık tanım olarak vücutta sağlığı bozan yağ birikimi demektir. Günümüzde kötü ve aşırı beslenme yanısıra hareketsiz yaşamaya bağlı olarak şişman insan sayısı giderek artmaktadır.
Şişmanlık kalp, damar hsatalıkları, şeker hastalığı ve eklemlerde bozulmalar ön planda olmak üzere bir dizi hayatı kötü etkileyen ve yaşam süresini kısaltan sağlık sorununa neden olmaktadır. Önlenmesi ise oldukça güçtür.


Amerikan Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Prof. Dr. Nadire Berker, belirli bir vücut ağırlığı ve yağ birikimi oluştuktan sonra vücutta oluşan değişiklikler nedeniyle kilo vermek imkansız denecek kadar zor olabileceğini ve bu nedenle normal kilosunun üzerinde olduğunu gören her insan kalori alımını kısıtlamalı, beslenmesini düzenlemeli ve hayatına egzersizi katması gerektiğini belirtiyor.

Aşırı ve kötü beslenmeye bağlı olarak kalori alımı artışı vücutta yağ dokusu ve şeker fazlası, hareketsizlik birleştiğinde pankreas açlık halinde daha fazla insülin salgılamaya başlar. Vücuda alınan şekere vücudan verdiği insülin salgısı cevabı hızlanır. Ancak insüline hücrenin duyarlılığı düşer. Bir diğer deyişle biz şeker almaya devam ettikçe vücudumuz da bu şakarin hücrelerimize girebilmesi, vücudumuzun bu şekeri kullanabilmesi için daha fazla insülin salgılamaya başlar. Ancak hücrelerimiz bir süre sonra bu aşırı insülin salgısına cevap vermezler, yani insüline duyarsız hale gelirler, böylelikle şeker hücre içine geçememeye ve kanda yükselmeye başlar. Ayrıca adrenokortikal hormonlar ve büyüme hormonu yapımı azalır, yağların yakılmasından sorumlu olan lipaz denen enzim azalır ve kolesterol üretimi hızlanıarak şişmanlık giderek yerleşir, şeker hastalığı sinsice başlar.

Aşırı kilo nedeniyle hastalık riski arttığı gibi varolan veya yeni gelişen hastalıklar da daha şiddetli geçirilir. Aşırı kilo fiziksel iş yapabilme kapasitesini azaltır. Şişman kişiler eggzersize başlamadan önce kapasitelerini ölçmek için egzersiz testi yapmak gereklidir. Ancak şişmanlarda koroner arter hastalığı yani kalp damarlarında tıkanıklık riski yüksek olduğundan çok dikkatli olunmalı, en ufak bir rahatsızlıkta test sonlandırılmalıdır. Test esnasında tansiyon da aniden yükselebilir.

Egzersiz orta derece şişman insanlarda kilo kaybına yardımcıdır ancak morbid obezitede işe yaramaz. Düzenli egzersizle yağ dokusunda azalma olur. Vücut ağırlığı aynı kalabilir bu da kas dokusu gelişmesine bağlıdır. Düzenli egzersiz göbek ve karın çevresi yağ kaybına yol açar, gövde yağ dağılımını düzeltir. Vücut yağları gövde üst tarafında biriken kişiler egzersizle daha kolay yağ kaybederler. Fizik aktivite ve açlık arası ilişki tam aydınlatılmamıştır. Kalori kısıtlandığında, diyetle vücudun kalori yakma hızı azalmaktadır. Ayrıca vücut diyetteyken egzersizle yaktığı kalori mikatrını da azaltmaktadır. Bu nedenle egzersiz istenildiği ölçüde kalori harcamasına neden olamamaktadır. Yine de düzenli egzersiz ile kişi kilosunu koruyabilir.

Şişmanlarda düzenli egzersiz hücrenin insüline gösterdiği direnci azaltmakta, açlık kan şekerini düşürmekte ve şeker toleransını arttırmaktadır. Bu sayede şeker hastalığı riski azalmakta, şişmanlığın sürmesine yol açan kısır döngü kırılabilmektedir.

Şişmanlık tedavisinde amaç yağ kütlesinin azaltılması, kas kütlesinin korunmasıdır. Hafif ve orta derecede şişman olanlar, vücut yağı üst gövdede toplanmış olanlar, sürekli kilo alıp vermeyenler, fazla kilolarını erişkinken almış olup gerçekten vermek isteyenler kilo kaybedebilirler. Aşırı şişmanların, durmadan kilo alıp verenlerin, çocukluğundan beri şişman olanların kilo verme şansı yoktur.

Diyet yaparken amaçlar yağ alımının ve alınan toplam kalori miktarının azaltılmasıdır. Fiziksel aktivitenin amaçları ise günlük hareket miktarının ve kalp-akciğer kondüsyonunun arttırılmasıdır. Kilo kaybı sağlayan tıbbi müdaheleler arasında açlık diyetleri, mide ameliyatları, mideyi pas geçen barsak bypas ameliyatları, çene telleme, mide içi balonlar, yağların cerrahi yöntemle alınması ve ilaçlar sayılabilir.

Şişmanlarda egzersiz planlarken her zaman egzersiz testi yapmak zorunlu değildir. Testin amacı egzersiz reçetesinin daha detaylı yazılabilmesidir. Kişinin fiziksel kapasitesi anlaşılır ve egzersizin yoğunluğu buna göre belirlenir. Program hazırlanırken eğlenceli, pratik, kişinin hayatına uyumlu bir hareket ve spor dizisi seçilmelidir. Amaç kalori harcatırken vücuda hasar vermemektir. Kalori hem egzersiz sırasında hem de hemen egzersizden sonra erken dinlenme fazında harcanır. Bu nedenle günde bir uzun egzersiz seansı mı yoksa birkaç kez kısa seanslar mı yapılması gerektiği tartışmalıdır. Şişmanlarda vücut ağırlığının eklemler üzerine bindirilmediği sporlar tercih edilmelidir. Yürüyüşler de yapılabilir, günlük yaşam aktiviteleri arttırılır, dirençli çalışmalar ile kaslar güçlendirilir. Her gün veya haftada en az 5 gün çalışılmalıdır. Günde tek sefer 40-60 dakika veya günde 2 kez 20-30 dakika egzersiz yapılmalıdır. Egzersizin şiddeti kişinin maksimum kapasitesinin %50-70’i olacak şekilde ayarlanmalı, daha sonra % 70-85’e çıkılmalıdır. Dirençli kas güçlendirme egzersizleri yerine aerobik egzersizlerle yağ kütlesi daha kolay azalır.

Şişmanlıkta egzersiz programlarının en hassas noktası eklem hasarının önlenmesidir, ayrıca bireyin motivasyonunun yani egzersiz yapma hevesinin korunması da çok önemlidir. Kilo fazlalığı vücudun ısı ayarlama sistemini bozduğundan egzersize başlamadan önce mutlaka gevşeme, ısınma yapılmalı, egzersiz sonunda soğuma yapılmalı ve egzersizin şiddeti yavaş yavaş arttırılmalıdır. Eklemlere yük bindirmeyen veya az yük bindiren sporlar seçilmeli, ısı ayarlamasına dikkat edilmeli, ortam serin, neredeyse soğuk olmalı, bool sıvı alımı sağlanmalı, rahat ve ter atan giysiler giyilmelidir.

Egzersiz olarak kürek, yürüyüş ve bisiklet önerilir. Koroner arter hastalığı riski azalır, kilo azalır, fonksiyonel performans artar. Süre önemlidir, günde en az 60 dakika çalışılmalı ve ideal olarak her gün çalışılmalıdır. Bu progrmada istenilen hedeflere en erken 9-12 ayda ulaşılabilir. Son olarak şişmanlarda başka hastalıkların da olabileceği unutulmamalı, özellikle kalp hastalığı veya hipertansiyon nedeniyle ilaç kullanan hastalarda egzersiz programları mutlaka hekimler tarafından gözden geçirilmelidir.

Kalıcı Kilo Vermek

Kalıcı kiloyu düşleyen kaslarına yüklensin!
Binbir zahmetle verdiğiniz kiloları ömür boyu korumanız hayal değil! Dr. Haluk Saçaklı'nın (1+1)x2 formülüyle aç kalmadan, kaslarınızı sürekli çalıştırarak yağların geri gelmesini önleyebilirsiniz. Yarım kilo kas günde 150 kalori yakıyor ve böylece verilen kilolar geri alınmıyor ..

Ünlülerin obezite danışmanı Dr. Haluk Saçaklı, kilo vererek formda bir görünüm yakalayanlara kilosunu korumak için yepyeni bir formül geliştirdi. Hazırladığı (1+1)x2 formülüyle kalıcı zayıflığın mümkün olduğunu söyleyen Dr. Saçaklı, sihirli formülünün detaylarıyla ilgili sorularımızı yanıtladı:



* Diyete adını verdiğiniz (1+1)x2 neyi ifade ediyor?

Önerdiğim programdaki formülü adım adım şöyle açıklayabilirim:

Birinci 1:
Diyet yok, rejim yok; vücudunuzun maksimum ihtiyacı ne kadar ise o kadar kaloriyi dengeli bir şekilde tüketin. Bu şekilde kas yakımıyla metabolizmanın yavaşlaması engellenecek.

İkinci 1:
Aaerobik çalışmaları yapın. Yürüyüşlerle birlikte günde 500 kalorilik bir enerji tüketimiyle haftada yarım kilo yüzde 100 yağ kaybı sağlanacak. (x2): Geleceğe yatırım; verilen kiloların bir daha asla dönmemesini istiyorsak 'direnç egzersizleri' ile kaslarımızı artıracağız. Direnç egzersizleri yani 'kassal çalışmalar'; spor salonlarında yapılan dambıl çalışmaları, plates ve terabant (lastik) çalışmalarını kapsar. Bu egzersizlerle kaslar güçlendirilip, verilen kilolar kalıcı hale getirilir. Kaslarımız 5 kilo artarsa, o zaman fazladan günde 400 kalori yakmış olacağız. Bu da yaklaşık olarak ayda 2 kilo hakiki yağ kaybına eşdeğerdir. Bunu elde edebilmek için 6 haftalık bir kuvvet çalışması yeterli.

YAŞ 30'U GEÇİNCE DİKKAT!
* Kilo ömür boyu korunabilir mi?
Kilonun ömür boyu kalıcı olabilmesi için özellikle 30 yaşından sonra daha dikkatli olunmalı. Yaş ilerledikçe, yürüyüşler yapsanız da bazal metabolizmanızda yılda 250 gram kas kaybı olur. Buna karşılık yıllık yağ birikimi 750 gram olur. Bunu engellemenin tek yolu 'kassal dayanıklılık' çalışmalarını haftada 2 ya da 3 gün yaşantınıza dahil etmenizdir. Kaslarınız kendilerini yenilemek için istirahat durumunda kilo başına günde 80 kalori yakar. Direnç çalışması yapan obezler, yapmayanlara göre yüzde 14 daha fazla kalori yakar.

* Geliştirdiğiniz programın diğerlerinden farkı ne?
Diyet sendromundan kurtuluyorsunuz. Yani dengeli beslenmeyle günde vücudun ihtiyacı ne kadar ise o kadar kalori tüketiliyor. Örneğin, bir kadının günde 2 bin 200 kaloriye ihtiyacı varsa beslenme planında o kadar kalori tüketiyor. İhtiyacın altında kalori alındığında ise metabolik ritm yüzde 15- 30 düşeceğinden kilo kaybı zorlaşır. Kalorisi düşük diyetlerde, az yense de enerji dengesi bozulduğu için kilo alınır.

SPOR DEĞİL EGZERSİZ YAPIN
* Formülünüz, hangi özellikleri sayesinde kilolarda kalıcılık sağlıyor?
Yağsız vücut kitlesi arttığında otururken ve uyurken bile daha fazla kalori harcarız. Yağları azaltıp, kası çoğalttığımızda yarım kilo kas günde 150 kalori yakarken, aynı oranda yağ günde sadece 3 kaloriye ihtiyaç duyar. Bu şekilde verilen kilolarda kalıcılık sağlanır.

* Sporla egzersiz farklı mı?
Nefes nefese kalmayacağınız her türlü aerobik dayanıklılık çalışmaları egzersiz sınıfına girer. Örneğin yürüyüşler, yürüme bantları, yüzme vs. Unutmayın; sporu sporcular yapar! Bizler için tüm aktiviteler egzersiz niteliği taşımalı. Yani yoğun ve şiddeti yüksek yüklemelerden her zaman kaçınmalıyız.

* Egzersizlerin akşam mı, sabah mı yapılması daha avantajlıdır?
Egzersizlerin öğleden önce yapılması verimi artırır. Özellikle direnç egzersizlerini gece yapmak en düşük verimi almanız anlamına gelir.

* Sağlıklı beslenme denilince neler hangi düzende uygulanmalı?
Beslenmede yapılan en büyük hata aç kalarak zayıflamaktır. Bu yöntem verilen kilonun 2/3'ünün vücut kas kitlesinin kaybına neden oluyor. Yağlar ise yerinde kalıyor. Sağlıklı olan yöntem; vücudun ihtiyacı olan tüm besin ögelerini yeterli ve dengeli bir şekilde tüketmektir. Bunların başında anti-aging özellikleri bulunan sebze ve meyve ağırlıklı beslenme geliyor. Sebze ağırlıklı beslenme kalıcı kilonun da anahtarıdır. Tabii protein alımı da ihmal edilmemeli.

Sabah

Haftada En Çok Kaç Kilo Verilmeli

Her geçen gün yeni yeni diyetlerle karşılaşmaktayız. Bunların arasından gayet bilinçlice hazırlanmış olanlar olduğu gibi sadece dikkat çekmek için hazırlanmış olanlar da vardır. Bilinçlice hazırlanan diyet zaten kendisini haftalık verilebilecek kilo kaybı ile belli eder. Bu diyetler genelde haftada 0.5 - 1 kg. ağırlık kaybını doğru bulurlar. Bunların dışında öyle 'Mucize Diyet'ler çıkarılır ki haftada 3 - 4 hatta bazen 6 kilo bile verilebileceğini iddia ederler. Peki bu ne kadar mümkün? Hesaplayalım; bunu hep en iyi ihtimalleri göz önüne alarak yapacağız.

1) Her besin maddesinin vücuda kazandırdığı bir enerji değeri vardır. Bu protein ve karbonhidratların 1 gramları için 4 kalori iken, yağlar için 9 kaloridir. Öte yandan 7.000 kalorilik ekstra harcama ile 1 kilo kaybedilmektedir.

2) Her insanın günlük ihtiyacı olan bir kalori değeri vardır. 1.65 metre boylarında, 70 kilo ağırlığında yetişkin bir bayanın (yaklaşık olarak ideal kilosunun 12 kilo üstünde) günlük kalori ihtiyacı ortalama olarak 2.500 kaloridir.

3) Günlük yapılan egzersizlerle bu değeri 3.000 kaloriye kadar çıkarmak mümkün. Biz yine en iyi ihtimalleri göz önüne aldığımız için hadi diyelim ki bu bayan arkadaşımız günlük olarak 20 km. de yürüyüş yapsın! (Bu durum 1.200 kalorilik ekstra bir enerji harcaması yaratacaktır)

4) Yani günlük olarak egzersiz yapan ve bununla da kalmayıp 20 km. yürüyüş yapan bir bayanın günlük kalori ihtiyacı 4.200 kaloriye kadar çıkacaktır.

5) Hadi diyelim ki bu bayan arkadaşımız günlük 1.200 kalori içeren bir diyet uyguluyor olsun (burada bahsettiğimiz olanaksız bir şeydir. Çünkü günlük 20 km. yürüyen bir kişinin ayakta kalabilmesi icin en az 2.000 kaloriye ihtiyacı vardır. Ama biz yine 'en iyi ihtimalleri' göz önüne alacağımız için bunu mümkünmüş gibi kabul edelim).

6) Bu da demek oluyor ki; bu bayan günlük 4.200 – 1.200 = 3.000 kalori ekstradan enerji harcamaktadır. Bir haftada 3.000 x 7 = 21.000 kalori eder.

21.000 kalorilik enerji açığı ise 21.000 / 7.000 Ş 3 kg demektir.

7) Yani günlük egzersiz yapan, 20 km. yürüyen ve 1.200 kalorilik bir rejim uygulayan bayan (ki böyle bir varlık dünyada yoktur!) haftada en fazla 3 kilo yağ yakabilir!!! (Bu değer 20 km. yürüyüşü hesaba katmazsak 1.8 kilo kadardır).

O halde bu sonuç ne demek oluyor? Hani haftada 6 kilo kaybedecektiniz? İşte burada o dramatik gerçek ortaya çıkıyor. Kaybedilen bu 6 kilonun büyük çoğunluğu vücut suyudur. Diyet yapayım derken sağlığınızdan oldunuz!!!

Peki gerçekten sağlığa zarar vermeden verilebilecek kilo kaybı ne kadardır? Bu değer haftalık 0.5 kg. ile 1 kg. arasındadır. Diyete başlamadan önce hedeflerinizi bu değere göre belirleyin. Sadece bu şekilde başarıya ulaşmak mümkündür.

Uzman Diyetisyen
M. Turgay KÖSE
www.ailem.com

YAŞINIZA GÖRE İNCELİN
20'li yaşlarda incelme...

20'li yaşlarda birkaç istenmeyen veya ergenlikten kalan fazla kilodan kurtulmak gerekebilir.
Vücut gençken zayıflamak daha kolay olsa da hata yapmamak için bilinçli olmak gerekir. Çoğu genç kadın "small" veya "36" beden blue-jeanlerine giremedikleri anda kendilerine "şişman" sıfatını yapıştırır. Bunu bir takıntı haline getirmemek şartıyla insanın kendiyle barışık olması veya kendini daha iyi hissetmesi için 1-2 kilo vermesi normaldir ama asla aşırıya kaçılmamalıdır. Abur cuburların kalça bölgesinde biriktirdiği kilolardan kurtulmak sağlığınız için de gereklidir. Ancak rejime başlamadan önce mutlaka vücut hacim indeksinizi hesaplayarak kilo vermeye gerçekten ihtiyacınız olup olmadığından emin olun.

Kozlarınız...
En büyük kozunuz motivasyonunuzdur. Ayrıca gençken kilo verme hızı çok yüksektir çünkü organizma bu dönemde çok çalışmakta ve dolayısıyla çok enerji harcamaktadır.

Kazanmak için stratejiniz...

Zayıflama girişiminiz size beslenme alışkanlığınızı tekrar düzene sokma imkanı verebilir yani daha sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanmanıza neden olabilir. Zayıflama kararınız kesinse "ağır" beslenme alışkanlıklarını bir kenara atıp hafif, doğal ve sağlıklı beslenme alışkanlıkları edinme zamanınız gelmiştir. Bu da gelecekte daha ince ve sağlıklı olmak yolunda atacağınız en sağlam adımdır.

Kaçınmanız gerekenler
Hızlı kilo kaybetmeye çalışırken kendinizi fazla kısıtlamak... Bu yaşta fazla etkilenmeden ve bunun neden olacağı yorgunluğu da fazla takmadan sıkı bir rejimi kaldırabiliyor olabilirsiniz. Ancak bu şekilde çabuk verilen kiloların geri kazanılması da çok kolay olur. Ayrıca siz farkında olmadan vücudunuzun gereksinimi olup da karşılanmayan besinler nedeniyle sağlık ve dayanıklılığınızı da tehlikeye düşürebilirsiniz.

Et ve et grubu ürünlerini fazla kısmak...
Vejetaryen türü bir beslenme çizgisi izlense bile, öğünlerde mutlaka en azından balık ve deniz ürünleri tüketilmelidir çünkü bunlar ette de olduğu gibi, vücudun ihtiyacı olan demiri içerir. Yapılan araştırmalar genç kızların %10-15'inin demir eksikliğine bağlı yorgunluk ve halsizlik şikayetlerinin olduğunu göstermiştir.

Abur cubur alışkanlığını terk etmek...
Rejimlerin baş düşmanı "abur cubur" tabir ettiğimiz yanlış beşlenme türüdür. Bunları hayatınızdan uzaklaştırın ve açlığınızı aşağıdakiler gibi besinlerle yatıştırın: - Şekersiz meyve kompostoları - 1 parça yağsız beyaz peynir ve tuzsuz peksimet - Doğal veya light meyveli yoğurt - Haşlanmış sebze porsiyonu - Minik domates veya turp

Birkaç tavsiye
30'lu yaşlarda incelme...
Muhtemelen birkaç yıldır rejimlere abonesiniz. Herhalde birçok yöntem denediniz ve tartılardan nefret eder durumdasınız! İdeal formunuzu bulmak için kararlılığınızı kendinize gösterin ve önerilerimize kulak verin.
30'lu yaştaki kadınlar genellikle hem duygusal hem de kişisel anlamda daha oturmuş bir ruh haline sahiptir. Bu yaştaki kadınlar ideal kilolarının da bilincindedir yani kendilerini "iyi" hissettikleri kiloyu bilirler. Dolayısıyla bu kiloyu koruma problemiyle uzun dönemli bir sorun haline gelmeden baş edebilirler. Bu yaşta "yoyo kilo" denebilecek hızlı ve sık kilo alma eğilimlerinden ve bununla birlikte katı ve fantastik sayılabilecek rejimlerden de kaçınmaya başlarlar; çünkü 30'lu yaşlar bu tür rejimlerin uzun dönemde yıkıcı olabileceğinin farkına varıldığı dönemlerdir. Fazla katı rejimler yapıldığında organizma bu "esirgenmiş" dönemlere alışır ve kendini korumak için savunmaya geçerek kilo kaybını zorlaştırır.


Kozlarınız...

Yaşınızın size kazandırdığı bilinç en büyük kozunuzdur. Sağlıklı ve ince olmanın önemini anlamış olmanız yolun yarılanması anlamına gelir. Bu da beslenme alışkanlıklarınızı düzene koymanızda büyük bir artıdır.

Kazanmak için stratejiniz...

İnce kalmak için gerekli olan beslenme alışkanlıklarının ne olduğunu biliyor ama belki de bunu gündelik hayatınızda düzenli olarak uygulamıyorsunuz. Aslında bu bildiklerinizi sürekli olarak uygulamak o kadar zor değil. İşte size bunların arasında en önemlilerinden birkaç örnek: mutlaka sağlam ve sağlıklı bir kahvaltıya vakit ayırın, öğle ve akşam öğünlerinizi önceden planlayın. Kendinizi fazla zorlamadan kilolardan kurtulduğunuzu göreceksiniz.

Kaçınmanız gerekenler

Feküllü (kök nişastası içeren) besinlerin tüketilmemesi yanlıştır.
Bu tür besinleri rejim sırasında tamamen kısmamak gerekir çünkü tokluk hissi vererek rejime yardımcı olurlar. Doğal halleriyle ve sınırlı miktarlarda tüketilmeleri gerekir. Örneğin 50 gr ekmek (1/4 baget) sadece 125 Kcal'dir.

Yağlı besinlerden tamamen kaçınmak yanlıştır.
Yağların fazla enerji verdiğini biliyoruz (10 gr tereyağında 75 Kcal veya 10 gr sıvı yağda 90 Kcal vardır). Ayrıca kalp-damar sağlığımızı korumak için de yağ tüketimini azaltmamız gerektiği bir gerçektir. Ama iyi yapmaya çalışırken abartmamalıyız: tüm yağ tüketimine son vermek sinir hücrelerinin ve cildin ihtiyaç duyduğu çok değerli yağ asitlerinden de vücudu mahrum etmek anlamına gelir. Hiç tereyağı tüketmeden sadece "light" süt ürünleri tüketmek A ve D vitaminlerinin yetersiz alınması anlamına gelir. İdeal olan günde 10 gr tereyağı ve 10 gr sıvı yağ civarı tüketmektir.

40'lı yaşlarda incelme...
Seneler kaçınılmaz bir şekilde vücut hatları değiştirir. 20'li yaşlarında neyse 40'lı yaşlarında da aynı hatlara sahip olan kadınlar kesinlikle azınlıktadır. Doğumlar, yaşanılan sosyal hayat ve benzeri etkenlerin tümü artan kiloların nedenleridir. Bu arada yavaşlamaya başlayan metabolizma vücudun almaya alıştığı enerji miktarını yakamamaya da başlamış olabilir. Kararlılığınızı takının, her gün tartılmaktan vazgeçerek harekete geçin.


Kozlarınız...

Kendinizi tanıyor ve işinize geleni biliyorsunuz. İştahınızı kontrol etmeyi ve nicelikten çok nitelikten zevk almayı öğrenmiş olmalısınız!


Kazanmak için stratejiniz...

Sağlıklı beslenmenin sırrının az miktar ve bol çeşitte saklı olduğunu anlayın. Öğün hazırlıklarınızda sağlığınıza iyi gelecek besinlere öncelik verin.


Kaçınmanız gerekenler

Yetersiz süt ürünü tüketmek
Sağlam kemiklerinizin olması ve ileride osteoporoz riskini azaltmak için günde 1200 mg kalsiyum tüketmeniz gerekir. Bu da günde 3-4 süt ürünü tüketmeniz demektir (süt, yoğurt, peynir). "Light" olsalar da olmasalar da kalsiyum olarak zengindirler.

Birkaç tavsiye
Rejim kesinlikle birbirinin aynı öğünler anlamına gelmemelidir. Rejim kendinize yaptığınız bir iyilik olmalıdır, ceza değil! Yemenin her şeyden önce bir zevk olduğunu unutmayın. Aksi taktirde yaşanan sıkıntı kiloların hızla geri alınmasına bile neden olabilecek depresif dönemlere neden olur. Fiziksel aktivitelerinizin sıklık ve sürelerini artırın. Mutlaka bol yürüyüş yapın. Yüzmek de çok yararlı olabilir. Hiç spor yapamıyorsanız daha fazla merdiven çıkın, dans edin yani mutlaka hareket edin.

Menopoz sonrası incelme...

İki cins arasında malesef kilo konusunda erkekler daha şanslıdır: kadınlar yaşlandıkça daha fazla kilo alır. Buna kadınların menopoz dönemlerindeki hormonal dengesizlikler de eklenince... yapacak tek şey var, mutlaka daha fazla hareket edin.


Erkek ve kadınlar arasındaki farklar,
Doğanın adil olmadığını söyleyebiliriz! Erkeklere oranla kadınların vücutlarındaki yağ oranları daha yüksektir: kadınların %18-25 oranına karşılık erkeklerin %10-15. Ayrıca kadınların kilo vermesi de erkeklerden zordur. Kadınların özellikle basenlerindeki yağ birikmelerini yok etmeleri erkeklerin genellikle mide, karın bölgesinde biriken yağlarından kurtulmalarından çok daha zordur. Kadınlardaki bu birikimler fizyolojik ve biyolojik nedenlerle bulunur.

Hormonal değişikliklerle gelen görünüm (siluet) değişiklikleri
Genel anlamda kadınlar 20-50 yaşları arasında ortalama 7,5 kg ve üstü bir ortalamayla kilo alır. Bazıları için yaş ilerledikçe kilo artışı da yükselir. Menopoz döneminde yaşanan hormonal değişiklikler vücutta kas oranının azalmasına ve yağ oranının artmasına sebep olur, bu da bel bölgesinin kalınlaşması anlamına gelir .
Bol hareket! Sonuç olarak 50'li yaşlarda kilo almamak için beslenme düzenine daha da fazla dikkat edilmesi gerekir. Beslenme düzeninin iyileştirilmesinin yanı sıra bol egzersiz ve hareket yapılmalıdır. Böylece sadece vücudun yağ oranı değil, kas yapısı da sağlıklı ve kuvvetli olur. Bahsedilen aktiviteler çok yoğun ve yorucu olmamalı ama düzenli şekilde gündelik bir rutin içinde yapılmalıdır. Kısacası TV önünde harcanan saatleri yürüyüş, bisiklet gibi aktivitelere dönüştürmek incelmenize de, sağlıklı olmanıza da yardımcı olacak

SAĞLIKLI VE KALICI KİLO VERMEK İÇİN
Sağlıklı ve kalıcı kilo kaybı için genel sağlık kontrolünden geçtikten sonra diyetisyen tarafından yaş, kilo, boy, fiziksel aktivite düzeyi ve beslenme alışkanlıklarına özgü hazırlanan zayıflama diyetlerinin uygulanması gerektiği bildirildi.
Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün Sağlık Bakanlığının internet sitesinde "sıfır beden" ve şok diyetlerle ilgili öneriler yer alıyor.

Çağın en önemli sağlık sorunlarından birisi olan obezitenin, teknolojinin getirdiği yaşam şekli ve ayak üstü beslenmenin ağırlık kazanmasıyla gün geçtikçe arttığı ve yaşam kalitesini düşürdüğü kaydedilen yazıda, bir yanda değişen beslenme alışkanlıkları, diğer yanda güzelliğin "sıfır beden" gibi ölçülere indirgenmesinin, özellikle gelişme çağındaki çocuk ve ergenler üzerinde olumsuz psikolojik ve fizyolojik etkileri olduğu belirtildi.
"Manken diyetleri, mucize diyetler, şok diyetler" gibi hızlı kilo kaybına neden olan, ancak uzun vadede önemli sağlık sorunlarına yol açabilen diyetlerin, medyatik ve ticari amaçlar nedeniyle özellikle yaz aylarında sıklıkla gündeme geldiği ve pek çok genç tarafından bilinçsizce uygulandığı ifade edilerek, ergenlerde moda haline gelen "sıfır beden" tutkusunun, sağlığı önemli ölçüde tehdit ettiğine işaret edildi.
Kendini kanıtlama, kabul ettirme, beğeni toplama isteğinin en üst seviyede olduğu ergenlik döneminde fiziksel büyüme, psikolojik ve sosyal gelişimin olgunluğa eriştiği, özellikle 11-16 yaşları arasında boy uzunluğunun hızla arttığı kaydedilerek, 2-3 yıl süren bu büyüme atağı sırasında, erişkin hayattaki ağırlığın yaklaşık yarısının, total kemik kitlesinin ise yaklaşık yüzde 37’sinin kazanıldığı bildirildi.

Bilinçsizce ve kontrolsüzce uygulanan çok düşük kalorili zayıflama diyetlerinin büyüme ve gelişmede duraklama, adet yaşında gecikme ve adet düzensizlikleri, iskelet sisteminin anormal gelişimi gibi pek çok sağlık probleminin gelişimine neden olabildiği uyarısında bulunuldu.
Bilinçsizce yapılan çok düşük kalorili sağlıksız zayıflama diyetlerinin ayrıca baş ağrısı, konsantrasyon bozukluğu, yorgunluk, kalp ritminde bozukluk, tansiyon düşüklüğü, adet düzensizlikleri, kabızlık, kansızlık, ciltte kuruluk, saç dökülmesi gibi pek çok sağlık sorunları yol açtığı ifade edilerek, "Bu diyetler, bireyin bazal metabolizma hızının düşmesine, diyet sonrasında hızla verilen kiloların geri alınması nedeniyle de sürekli zayıflama diyeti uygular hale gelinmesine neden olur" ifadesine yer verildi.
Sıfır beden olma isteğiyle gelişebilecek en tehlikeli sağlık sorunlarından birinin de yeme davranış bozukluğu ile karakterize olan, halk arasında "manken hastalığı" olarak bilinen anoreksiya nervoza olduğu bildirildi.
Aşırı zayıflığın bağışıklık sisteminin zayıflamasına ve hastalıklara karşı direncin azalmasına, vücut fonksiyonlarının işleyişinde bozukluğa, kronik yorgunluk ve halsizliğe, çalışma veriminde ve yaşam kalitesinde azalmaya neden olduğuna dikkat çekildi.

SAĞLIKLI DİYET İÇİN UYARILAR
Sağlık Bakanlığının yazısında, sağlıklı ve ideal vücut ağırlığına ulaşmak ve bu kiloyu korumak için şu öneriler yer aldı: "-Ağırlığınızı, boy uzunluğunuzun karesine bölün ve bu oranın 20-24.9 olmasına özen gösterin.
Kısa sürede kilo kaybını sağladığı öne sürülen ve pek çok yan etkisi bulunan çeşitli ilaçlar, gerçek kilo kaybı yerine vücuttan sadece su kaybına neden olan diüretik (idrar söktürücü) ilaçlar bilinçsizce kullanılmamalıdır. Sağlıklı ve kalıcı kilo kaybı için, genel sağlık kontrolünden geçtikten sonra diyetisyen tarafından yaş, kilo, boy, fiziksel aktivite düzeyi ve beslenme alışkanlıklarınıza özgü hazırlanan zayıflama diyetleri uygulanmalıdır.
Sağlıklı ve kalıcı ağırlık kaybının haftada en fazla 0.5-1.0 kg olması gerektiği unutulmamalıdır.
Öğünlerinizi atlamayın. Düzenli aralıklarla günde 3 ana, 3 ara öğün tüketmeye özen gösterin.
-Yemeklerde hayvansal yağlar yerine bitkisel sıvı yağları ve zeytinyağını tercih edin. Margarin, kuyruk yağı, içyağı gibi katı yağları kullanmayın.
Yemeklerinizi pişirirken haşlama, ızgara veya fırında pişirme gibi sağlıklı yöntemleri tercih edin, kızartma ve kavurma yöntemlerinden kaçının.
Mevsimine uygun taze sebze ve meyve tüketimini artırın. İmkanlar çerçevesinde günde en az 5 porsiyon sebze veya meyve tüketmeye özen gösterin.
Güvenli besin tüketimi için aldığınız ambalajlı gıdaların etiketlerini mutlaka okuyun, Tarım ve Köyişleri Bakanlığından üretim izni almış olmasına dikkat edin.
Yemeklerinizi yerken acele etmeyin, iyice çiğneyin. Unutmayın, tokluk hissi midenizden beyninize yaklaşık 20 dakika içinde ulaşır.
Televizyon seyretmek, kitap okumak gibi başka bir işle meşgul olmak farkında olmadan fazla yemenize neden olabilir. Bu yüzden yemeğinizi tek bir olay olarak algılayın ve keyif alın.
Yemeklerinizi mümkün olduğunca küçük tabaklarda porsiyonlayarak tüketmeye çalışın.
Vücutta oluşan zararlı maddelerin atımı ve bağırsak sağlığı için günde en az 2 litre su tüketin.
Kan şekerini hızla yükseltip düşürmeyen besinleri tercih edin. Basit karbonhidrat olan saf şeker ve şekerli besinler yerine kepekli ekmek, makarna, bulgur pilavı gibi lifli besinleri tüketin.
Haftada en az 3 kez ve 30 dakika süreyle düzenli fiziksel aktivite yapmaya özen gösterin."

HAMİLELİKTE CİLT BAKIMIHamilelik her yönüyle dikkat ve bakım isteyen bir süreç. Sağlıklı bir bebek sahibi olmanın yanında, annenin de kendine özen göstermesi arzulanan ve gözardı edilmemesi gereken bir nokta. Hamilelikte ve sonrasında anneleri en fazla üzen konuların başında ise fazla kilolar ve cilt problemleri (çatlaklar) geliyor.

Hamilelik sırasında vücudun her geçen gün genişlemesiyle birlikte gerginliğini kaybeden ciltte kuruma, elastikiyetin kaybolması ve hassasiyet görülür. Özellikle göğüsler, karın ve baldırlar en fazla etkilenenlerdir.
Doğumdan sonra vücudun deforme olmaması için hamilelik sırasında çok uzun süren ve çok sıcak banyolardan kaçınmak gerekiyor. Eğer bundan vazgeçemiyorsanız, hiç olmazsa çıkmadan önce ılık bir duş alıp bebeği rahatlatın. Aslında yalnızca ılık bir duş en uygunudur. Duş sırasında cildi fazla gerip parlatmamaya çalışarak, hafif yağlı bir sabun ve on beş günde bir gomaj'la (gomaj, vücut için bir tür keseleme görevini yerine getiren bir kremdir; bu kremi vücuda uyguladıktan sonra masajla oğuşturarak, eski, ölü hücrelerin atılması sağlanır) cildi yumuşatmak gerekir. Arada bir yapılacak hafif kese, kan dolaşımını arttırır. Daha sonra kol ve bacaklara vücut sütü de tatbik ettiğinizde günlük vücut bakımınız bitmiş demektir.

bu yiyecekler zayıflatıyor

Greyfurt:
Hiç greyfurt diyetini denediniz mi? Uzun araştırmalar sonucunda greyfurt kilo savaşçısı olarak ün kazandı. Yemekten önce yenilen yarım greyfurdun, kilo vermeye yardımcı oluyor.

Sardalye: Sardalye bu zamana kadar ki en sağlıklı besindir ve kilo vermek için çok iyi bir ortaktır. Her şeyden önce Sardalye protein yüklü bir besindir ve kan sekerini dengeleme özelliğine sahiptir.

Balkabağı: En iyi kilo verdirebilecek besinler arasındadır. Uzun süre konserve halinde saklanılmış balkabağında yüksek olanda lif vardır ve buna karşılık 40 kalori kadar düşük bir kalori oranına sahiptir.

Sığır eti: Et çok iyi bir diyet besinidir çünkü içinde antibiyotik, steroid ve hormon içermez. Eğer etten kendimizi sakınırsak kötü sonuçlarla karsılaşabiliriz. Yüksek protein diyetleri çeşitli sebeplerden dolayı kilo kaybına neden olur.

Yeşil çay: Besin değeri taşımayan bitki kilo vermenizi hızlandırır ve incelmemizde bize çok yardımcı olur. Yüksek oranda antioksidan içerir, kalp sağlığımızı destekler, sindirime yardımcı olarak kan sekerini ve vücut sıcaklığını ayarlar. Metabolizmayı hizlandiri, yağ oksidasyonunu artırır.

Kiraz: Hafifçe mushil etkisi yapar ve kilo vermenize yardımcı olur.

Salatalık: Lif zengini olması sayesinde tokluk hissi verir. Ayrıca sağlıklı bir su deposudur.

Brokoli: Lif ve C vitamini deposu olan brokoli hazma yardımcı olur ve kilo vermenize sebep olsan kalsiyumu bolca içerir..

Nar: Hormonları dengeler. Bu sayede kilonuzu kontrol etmeniz daha kolaylaşır. Ayrıca güçlü bir antioksidandır.

Kilo vermenin 9 yolu
Hiç kendinizi "Bunu yememem gerektiğini biliyorum, fakat dikkat etmiyorum", "Bugün çok kötü bir gün geçirdim, bunu yemeyi haketmedim" ya da "Bir şeyler yedim, yapmamalıydım

Günün geri kalanı için belki diyetimi devam ettirebilirim" şeklinde düşünürken buldunuz mu?

Birçok insan için diyet çok zordur, çünkü nasıl diyet yapacaklarını ve düzenli olarak nasıl kilo vereceklerini bilmiyorlar. Bilişsel davranış prensipleri (CBT) tedavisi uygulayarak etkili bir diyet seçebilir ve diyeti nasıl sürekli takip edeceğinizi, stres, açlık ve negatif duygularla nasıl başa çıkacağınızı öğrenebilirsiniz. Bunların hepsini düşüncenizi değiştirerek yapabilirsiniz.

CBT tedavisi insanlara problemlerin nasıl çözüleceğini öğretmek için çalışıyor. Öncelikle, yavaş ve oturarak yeme, her ısırıktan zevk alma, atıştırmalarınızı düzenli sayılarda tutma gibi ihtiyacınız olan davranışları öğrenmeniz gerekiyor. Sonra düşüncenizi değiştirmelisiniz ve bunu davranışlarınıza yansıtmalısınız.

Dr. Judith Beck'in yazdığı kitapta kilo vermenize yardımcı olacak bazı öğütler yer alıyor:

1. Sabotaj düşüncelerine karşılık verin: Bunun hakkında bilinçli olmayabilirsiniz, her zaman yemeden önce durup düşünün. Örneğin, dolapta açılmış bir kurabiye paketi görürseniz, otomatik olarak bir tane almayın. Önce düşünün "Gerçekten bunu yemeyi istiyor muyum, bir tane alsam sorun olur mu ?" diye düşünün. Eğer bu düşünceyi cevaplayamıyorsanız kurabiye yiyin. Eğer "Bunu gerçekten yemek istiyorum, fakat yapmamalıyım. Çünkü bu benim diyetimde yok, buna sadık kalmalıyım" derseniz yememelisin. Eğer tetikleyicileri (birinin 1 dilim kek teklif etmesi gibi) tespit etmeyi öğrenebilirsen sabotaj düşüncelerine maruz kalmayı en alt düzeye indirirsin.

2. Aç olma ve olmama arasındaki ayrımı ayırt edin: Zayıf insanlar gerçekten aç olduklarını daha kolay ayırt ederler, çünkü mideleri boştur ve boş olmadığı zaman bir şeyler yemeyi arzular. Zayıf bir insan gibi düşünmek için, açlık ve yeme isteği arasındaki farkı anlatmayı öğrenmek zorundasın. Açlık toleransınızı deneyin. Fiziksel açlık duygusunu hissedene kadar birkaç saat yemeden durun. Eğer duygu midenizdeyse muhtemelen açsınız; eğer değilse sadece yeme isteğiniz vardır.

3. Haksızlığa odaklanmayın: Birçok zayıf insan yemesini belli bir dereceye kadar sınırlandırır. Çok fazla çaba harcamadan sınırlarını kabul ederler. Diyet yapanlar ise diğerleri istediğini yerken nasıl adil olunacağı konusuna odaklanır ve kendilerini mahrum hisseder. Kendinizi başarılı şekilde diyetini uygulayanlarla karşılaştırmaya başlayın, çünkü onlar kesinlikle sınırlı bir şekilde yiyorlar. Haksızlık ve mahrumiyet duygusu hakkında kendinize şunu hatırlatın: "Ya bu yiyecekten şimdi mahrum kalacağım ya da zayıf olmaktan mahrum kalacağım. Bu nedenle hangisini istediğime ben karar vermeliyim".

4. Düşüncelerinizi yazın: Hemen herkesin az da olsa kilo verme deneyimi olmuştur, fakat birçok insan kilodan uzak durma deneyimi yaşamamıştır. Davranışınızda kısa süreli değişiklikler yapabilirsiniz, ancak düşüncenizi değiştirmedikçe muhtemelen bu davranış değişikliğine tahammül edemezsiniz. Düşüncelerinizi değiştirmenin bir yolu tekrar tekrar yeni fikirlerinizi uygulayın ve kart fihristinde sabotaj düşüncelerinize vereceğiniz cevapları yazın.

5. Direniş kaslarını geliştirin: En yaygın sabotaj düşüncelerinden biri, "Eğer bunu yersem sorun olmaz" düşüncesidir. Bu sadece kaloriler hakkında değil. Planlamadığın zaman her seferinde yeme isteğine teslim olursun. Bir sonraki sefer daha çok teslim olursun. Bunun tersine, direndiğin her seferde de direncin artar ve yeme isteğine karşı daha çok direnirsin. Eğer kilo vermek ve bunu sürekli korumak istiyorsan, direnç kaslarını güçlendirecek ve teslimiyet kasını zayıflatacak her fırsata ihtiyacın olacak.

6. Gerginliğinizi azaltın: İç sesimiz bize "Bunu istiyorum... Gerçekten bunu yapmamalıyım... Bu benim diyetimde yok..." gibi şeyler söyler. İç sesimiz nerede susarsa, yemeye ya da yememeye karar vermişizdir. Bu iç ses bizi gerginleştirir ve bir kere "Ben bunu yiyeceğim" kararı verirsen gerginlik hafifler. Fakat, ağzına koymadan önce ferahlama duygusuna dikkat et. Yeme kararın gerginliğini azaltacağı gibi, yememe kararın da bunu yapar. Kendini oyalayarak yeme isteğini uzaklaştırabilirsin. Farklı insanların farklı tekniklere ihtiyaçları vardır, bu nedenle birkaçını dene ve hangisinin senin için olduğunu gör. Örneğin, dişlerini fırçalamak, tırnaklarını parlatmak, arkadaşını aramak, yürüyüşe çıkmak ya da internette sörf yapmak işe yarayabilir.

7. Oturarak yemek yiyin: Kilo vermeye çalıştığın zaman yediklerini sınırlandırman gerekiyor. Maksimum fayda sağlamak için yemenin zevkine odaklanman gerekiyor. Ayaktayken dikkatin genelde bölünüyorsa yemekten maksimum zevk alamazsın. Ayakta atıştırmak nedense yemekten sayılmıyor. Ayaktayken yemeğe niyetlenirsen kendini durdur, oturarak her lokmanın tadına var.

8. Planlamanın önemi: İnsanlar için zor şeylerden biri ne zaman istersen yemek gibi spontan yemek fikrinden vazgeçmektir. Fakat "Bu geçmişte işe yarıyor muydu?" Ve insanlar bunu düşününce anlarlar. İstedikleri her zaman yemek yerine programa göre yemek yeme becerisini öğrenmek zorundadırlar. Yarın yiyeceğiniz tüm yemeklerin planını yazın. Ertesi gün planda yediklerinizi kontrol edin ve planda olmayan bir şey yediyseniz onu not edin. Bu planı haftalarca, aylarca ve hatta tüm kilolarınızı verene kadar uygulayın.

9. Duygusal nedenlerle yemeye son verin: Duygusal yemek büyük bir sorun, kilo sorunu olan herkes zaman zaman duygusal bir sebepten dolayı yemek yiyor. Bazı insanlar üzüntülü ya da endişeli olunca, diğerleri yalnız olduklarında ya da sıkıldıkları zaman yemek yer. Birçok diyet yapan insan kendini yemekle sakinleştirdiğini düşünüyor. Fakat yemek yemek sorunu çözmüyor, senin sıkıntını geçiriyor gibi oluyor. Aslında, başka bir soruna yol açıyor, diyetinin dışına çıktığın için kendini suçlu hissediyorsun. Yemek yemeye yönelmek yerine, bu teknikleri deneyebiliriz. Nasıl hissettiğinizi belirleyin: "Üzgünüm, aç değilim". Kendinize seçenek vermeyin, kendi kendinize "Seçeneğim yok. Bunu yemeyeceğim" deyin ve böylece mücadeleyi kazanacaksınız.

Zaman Online

hibiskus namı diğer bamya çiçeği çayı sağlık yararları bakımından oldukça yüksek faideye sahip olup bu faydalar arasında yüksek tansiyon ve yüksek kolesterol,  sindirim rahatsızlığı  ve bağışıklık sistemi, enflamatuar sorunları ve karaciğer hastalıkları yanı sıra kanser açısından koruyucu etken maddeler içerir. Ayrıca metabolizmayı hızlandırabilir ve sağlıklı, kademeli kilo kaybına yardımcı olabilir. C vitamini, mineraller ve antioksidanlar açısından zengindir ve hipertansiyon ve anksiyete tedavisinde yardımcı olur.
hibiskus çayı

Hibiscus Çayı Nedir?

Ayrıca Agua de Jamaika olarak ta bilinen hibiskud çayı,mekke gülü olarakta bilinir bitkinin çiçeğinin parçaları kaynatılarak hazırlanır . Çin Gülü olarakta isimlendirilmektedir. Sıcak su ile demlenildiğinde yakut kırmızı veya koyu eflatun renge  sahip ekşi bir çay meydana gelir .
Dünya genelinde çok popüler bir içecektir  ve genellikle şifalı bitkiler arasında en çok bilinen ve en yaygın kullanılan bir şifa deposudur . Sıcak veya soğuk olarak tercih edilebilir. Bu çay kalorisi düşüktür ve kafeinsizdir . 

Hibiscus Çay nasıl yapılır?

Hibiskus çayı yapmak çok kolaydır, yapmanız gereken tek şey beş dakika boyunca bir su kabında kurutulmuş hibiscus çiçeklerini bekletmektir. Organik hibiskus bitkisel çayı kızılcık suyuna çok benzer bir tadı vardır . 
Tarçın, karanfil, hindistancevizi ve zencefil gibi baharatların tadına bağlı olarak hoşunuza gidecek bitkiler ile kombinasyon yapabilirsiniz. 

Hibiscus Çayının Besin değeri

Hibiskus çayı doğal olarak düşük kaloridir ve kafeinsizdir. dünya sağlık örgütünün Besin Verilerine göre ,  kalsiyum, demir, magnezyum, fosfor, potasyum, sodyum ve çinko gibi mineralleri içerir [2] Ayrıca, genel sağlığınızı iyileştirmeye yardımcı olan niasin ve folat gibi birkaç vitamin içerir. Bu çay, yüksek tansiyon düzeylerini, soğuk algınlığı ve idrar yolu enfeksiyonlarını (UTI) yönetmek için yararlı kılan iyi bir antosiyanin kaynağıdır. 

Beslenme gerçekleri

İçecekler, çay, hibiskus, demlenmiş
Hizmet boyutu : 
Besindeğer
Su [g]99,58
Enerji [kcal]0.00
Protein [g]0.00
Toplam lipit (yağ) [g]0.00
Karbonhidrat, fark ile [g]0.00
Lif, toplam diyet [g]0.00
Şekerler, toplam [g]0.00
Kalsiyum, Ca [mg]8.00
Demir, Fe [mg]0.08
Magnezyum, Mg [mg]3.00
Fosfor, P [mg]1.00
Potasyum, K [mg]20.00
Sodyum, Na [mg]4.00
Çinko, Zn [mg]0.04
C vitamini, toplam askorbik asit[mg]0.00
Tiamin [mg]0.00
Riboflavin [mg]0.00
Niasin [mg]0.04
Vitamin B-6 [mg]0.00
Folat, DFE [µg]1.00
Vitamin B-12 [µg]0.00
A vitamini, RAE [µg]0.00
A vitamini, IU [IU]0.00
E Vitamini (alfa-tokoferol) [mg]0.00
D vitamini (D2 + D3) [µg]0.00
D vitamini [IU]0.00
K vitamini (phylloquinone) [µg]0.00
Yağ asitleri, toplam doymuş [g]0.00
Yağ asitleri, toplam tekli doymamış [g]0.00
Yağ asitleri, toplam doymamış [g]0.00
Yağ asitleri, toplam trans [g]0.00
Kolesterol [mg]0.00
Kafein [mg]0.00
Kaynaklar şunlardır: USDA [2] 

Hibiscus Çayının Sağlık Faydaları

İnsan vücudunun sağlıklı ve formda kalmasına yardımcı olacak hibiscus çiçek çayının çeşitli faydaları aşağıda verilmiştir. Onları bul ve daha sağlıklı ol!

Kan basıncını yönetir

Kasım 2008'de yayınlanan AHA'dan (American Heart Association) yayınlanan bir raporda, bu çayı tüketmenin hipertansif ve hafif  hipertansif yetişkinlerde kan basıncını düşürdüğü belirtilmektedir  . [3] Ayrıca bu rapor Amerika Birleşik Devletleri'nde yetişkinlerin 1 / 3'ünün yüksek tansiyondan muzdarip olduğunu da belirtiyor ki bu da hipertansiyon olarak da adlandırılıyor.  Memleketimizde de durum bundan farklı değil. Beslenme kültürü olarak egeyi çıkarsak aynı besleniyoruz 
 Odigie IP tarafından yapılan bir  araştırmada , hipertansiyondan ve kardiyovasküler hastalık riskinin yüksek olduğu kişiler için faydalı olabilecek antihipertansif ve kardiyoprotektif özellikler olduğu öne sürülmüştür. [4] 
Anti-inflamatuar özellikleri nedeniyle, Hibiskus çayı, Boston'daki Tufts Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmaya göre , kan basıncını 10 puana kadar düşürebilir . [1] Bu ciddi gelişimin gerçekleşmesi için, her gün birkaç hafta boyunca bu çayın üç fincanını düzenli olarak tüketmeniz gerekir. Ayrıca idrara çıkma ve aynı zamanda tansiyonu düşüren diüretik özelliklere de sahiptir. Size keşke istanbuldaki bir üniversitenin şu araştırması veya anadoludan bir üniversitemizin şiyle bir araştırması diye yazsak ama ne yazıkki böyle araştırmalar arayıp taramamıza rağmen bulamadık. bu öz eleştiriyide yapmadan geçemeyeceğim. 

Kilo kaybı

Hibiscus bitki çayı ,   kilo kaybı için faydalıdır . [5] Karbonhidrat yağ ve şeker açısından zengin yiyecekler tüketirseniz kilo alırsınız. Bununla birlikte, çalışmalar, hibiscus ekstresinin nişasta ve glikoz emilimini azalttığını ve kilo kaybına yardımcı olabileceğini ortaya koymaktadır. 
Hibiscus, karbonhidratların ve nişastanın emiliminde yardımcı olan amilaz üretimini engeller, bu nedenle bu çayı içmek, emilimin oluşmasını engeller. Bu nedenle, birçok kilo kaybı ürününde hibiskus çayı bulunur.

Kolesterol düşürücü

Vücuttaki (kötü) LDL kolesterol seviyelerinin düşürülmesine yardımcı olur, böylece kalp hastalıklarına karşı koruma sağlar ve kan damarlarını hasara karşı korur. Hibiskus çayının hipolipidemik ve hipoglisemik özellikleri, diyabet gibi kan şekeri rahatsızlıklarından muzdarip olanlar için faydalı olabilir.
Tip II diyabetli hastalar üzerinde yapılan bir araştırma, hibiscus çayı tüketiminin, bu öngörülemeyen hastalığı yönetmeye yardımcı olan kolesterol, trigliserit ve düşük yoğunluklu lipoprotein kolesterolü düşürdüğünü göstermektedir. [6] 

Karaciğeri korur

Araştırmalar ayrıca, antioksidan özelliklerinin de karaciğer hastalıklarının tedavisinde yardımcı olduğunu ileri sürmüştür. [7] Antioksidanlar vücudunuzu hastalıklardan korurlar çünkü vücut dokularında ve hücrelerinde bulunan serbest radikalleri nötralize ederler. Bu nedenle, kafein içermeyen Hibiskus çayı içmenin , genel sağlığı koruyarak ömrünüzü uzatabileceğini güvenle söyleyebiliriz . 

Kanser Önleyici Özellikler

Hibiscus çayı, anti-tümör ve antioksidan özelliklere sahip olan hibiscus protocatechuic asit içerir. Tayvan Taichung'daki Chung Shan Tıp ve Diş Koleji'nde Departman ve Biyokimya Enstitüsü tarafından yürütülen bir çalışma , Hibiskus  yaygın olarak programlanmış hücre ölümü olarak bilinen apoptozu indükleyerek kanserli hücrelerin büyümesini yavaşlattığını ileri sürmektedir. [8] 

Anti-inflamatuar ve Antibakteriyel Ajan

Hibiscus gevşek yapraklı çay , C vitamini olarak da bilinen askorbik asit açısından zengindir. [9] Vücudunuz tarafından bağışıklık sisteminin aktivitesini artırmak ve uyarmak için gerekli olan temel bir besindir. Hibiscus çayı, aynı zamanda anti-inflamatuar ve antibakteriyel özellikleri ile de bilinir. Bu nedenle sizi soğuk algınlığı ve gripten korur. Ayrıca, soğuma etkisinden dolayı ateşin neden olduğu rahatsızlıkların tedavisinde de kullanılır. 

Adet Ağrısını Giderir

Hibiskus çayı sağlık yararları aynı zamanda  kramp ve menstrüel ağrıdan kurtulmayı içerir. Ruhsal dengeleri yeniden sağlamaya yardımcı olur, bu da ruh hali, depresyon ve aşırı yeme gibi menstrüasyon belirtilerini azaltabilir.

Antidepresan Ajan Olarak Davranıyor

Hibiscus çayı antidepresan özelliklere sahip flavonoidler gibi vitamin ve mineraller içerir . [10] Hibiskus çayı tüketimi sinir sistemini sakinleştirmeye yardımcı olabilir ve zihin ve bedende rahat bir his yaratarak anksiyeteyi ve depresyonu azaltabilir. 

Sindirimi artırır

Birçok insan hem idrara çıkma hem de bağırsak hareketlerini düzenlerken sindirimi iyileştirmek için Hibiskus  çayı içer. Diüretik özelliklere sahip olduğu için, aynı zamanda, kilo vermenize, gastrointestinal sisteminizin sağlığını iyileştirmenize ve kolorektal kanseri önlemenize yardımcı olan kabızlığı tedavi etmek için de kullanılır.

Susuzluk satıyor

Hibiscus çayı da susuzluğu doyurmak için spor içeceği olarak kullanılır. Bu amaçla, hibiscus buzlu çay genellikle tüketilir. Birçok çay, bu çe varietyitli çe varietyitli çe veryitleri çok hızlı bir coolekilde soğurma kabiliyetine sahip olduklar dietndan dolayı, diyetinde yer almaktadır.

Yaz ve Kış İçeceği

Hibiskus çayı ya bir sıcak çay veya buzlu çay olarak içebilirsiniz. Kendinizi kışın sıcak tutmak istiyorsanız, pişirin ve hemen iç. Yapması sadece birkaç dakika sürer. Sıcak bir içecek içmek istemezseniz, belki de yaz aylarında, suyun içindeki organik hibiscus çiçeklerini demleyerek Hibiskus buzlu çay içmek için seçeneğiniz vardır. Hazırlık için yaklaşık 20 dakika sürer ve daha sonra kendinizi sağlıklı ve ferah bir şekilde serinletebilirsiniz.

Hibiscus Çay Yan Etkileri

Hibiskus çayı bir sağlık arttırıcı ve doğal kilo kaybı güçlendirici olmasına rağmen, bilmeniz gereken olası yan etkiler vardır.
  • Kan Basıncı: Hibiskus çayı sağlık yararları arasında kan basıncını düşürmek (anti-hipertansif özellik) bulunmaktadır. [11]Bu nedenle, düşük tansiyonu olan insanlar için, hipotansiyon denen bir durum önerilmemektedir . [12] Solukluğa, baş dönmesine neden olabilir ve düşük tansiyonu olan kişiler tarafından tüketilirse kalbe veya beyninize zarar verebilir.  
  • Hamilelik ve Doğurganlık: Hibiskus çayı, özellikle uterus ya da pelvik bölgede menstrüasyonu ya da kan akışını uyarabilen emmenagogik etkileri nedeniyle hamile kadınlar için önerilmemektedir  . [13] Hormon tedavisi gören veya doğum kontrol hapı alanlara yönelik olarak, bu çeşit çayların tüketimine ilişkin sağlık uzmanınıza danışmanız tavsiye edilir. 
  • Halüsinasyon Etkisi: Bazı insanlar Hibiskus çayı içtikten sonra sarhoş hissedebilir veya halüsinasyonlar yaşayabilir. Bu nedenle, vücudunuzun çayı nasıl etkilediğini anlayana kadar dikkatli olun. Bir araba sürmeyin ya da sisteminizdeki etkilerinin ne olduğunu bilmeden tehlikeli bir şey deneyin.
  • Alerji: Bazı insanlar Hibiskus çayı tüketirken kaşıntılı kırmızı gözler, sinüs veya saman nezlesi gibi alerjik reaksiyonlar geliştirir.
Birçok insan, Hibiskus  çayın yaklaşık% 15-30'unun organik asitlerden oluştuğunun farkında değildir. Bu asitler, malik asit, tartarik asit ve sitrik asittir. Genellikle üzüm ve şarap gibi meyvelerde bulunurlar. Bağışıklığı arttırmaya, daha iyi bir cildi teşvik etmeye, kan basıncını ve kolesterolü düşürmeye, inflamasyonu yönetmeye ve sindirim sorunlarını iyileştirmeye yardımcı olurlar. Hibiscus çayının idrar söktürücü ve kolestetik etkileri vardır, bu sayede kan basıncını düşürerek ve sindirimi artırarak kan viskozitesini kontrol eder.

ivythemes

{facebook#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL} {twitter#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL} {google-plus#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL} {pinterest#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL} {youtube#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL} {instagram#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget