Search Result For "bronşit"

Itır, Umkaloabo, Pelergonium sidoides D.C.
Şifalı Itır ve Pelergonium reniforme W.CURTİS
Güney Afrika Itırı
Umkaloabo
Öksürük kökü
Bronşit kökü
Familyası: Itırgillerden, Storchschnabelgewchse, Geraniaceae
Drugları:Itır kökü; Umckaloabo radix
Itır otu; Umckaloabo herba
Itırın genellikle kökü çay, tentür ve natürel ilaç yapımında kullanılır ve nadiren de otunun kullanıldığı olur.
Giriş: Itırgillerin takriben bilinen 300 türü mevcuttur ve bunlardan bizi ilgilendiren Şifalı Itır diye anılan iki türdür. Bu iki bitki aynı şekilde kullanılırsalar da botanik olarak bazı farklılıkları vardır.
a) Narin (Bordo) Itır; Pelergonium sidoide De CANOOLLE ve
b) Kadife (Pembe) Itır; Pelergonium reniforme W.CURTIS.
Bu iki türün haricinde çok farklı maksatla kullanılan Büyük Itır; Pe-lergonium graveolens ve Kokulu Itır; Pelergonium odoratissium’u saya-biliriz. Leylekotugillerle Itırotugiller çoğu kez birbirine karıştırılmaktadır. Itırgillere örnek olarak Şifalı Itırı ve Büyük Itırı , Leylekotugillere ise Leylek otunu örnek vereceğiz. İngiliz asıllı binbaşı Charles Henry Stevens Güney Afrika’da görevli iken 1897’de yakalandığı oranın yerlileri olan Zulu kabilesinin Hekimleri tarafından Itır kökünden elde edilen Dekokt’tan (kaynatma) birer bardak içirerek onu iyileştirir. C.H.Stevens Itır kökünü o zaman bütün Avrupa’da çok yaygın olan Vereme karşı İngiltere’ye getirerek pazarlamasını yapar. İngiliz Tabipler Odası Stevens’ın pazarladığı Verem ilacının ne olduğunu bilmediklerinden onu kocakarı ilaçları ile servet yapıyor diye suçlarlar ve de 1914’de yargılanmasını sağlayarak onu suçlu duruma düşürürler. İsviçreli Doktor Adrien Sechehaye 1920’de ilk Veremli hastasını Itır çayı ile iyileştirdikten sonra Cenevre (Genf) Tıp Odası ile birlikte çalışarak 9 yılda 800 Veremli hastayı iyileştirir. 1939’da Regensburg’taki (I…) bir firma tarafından 1 draje (Um…) (ağır öksürük anlamına gelir) adıyla anılan damlayı üretmeye başlar. Um… hangi bitkilerden ve nasıl elde edildiği 1971 yılına kadar bir sır gibi saklanmıştır.
Botanik:
a) Bordo veya Narin Itır; Pelergonium sidoides D.C.’nin boyu 1m’yi bulabilir ve çok narin olması nedeni ile dik durması mümkün değildir. Çatallaşarak geniş bir alanı kaplar. Yaprakları böbrek şeklinde, üç loplu, kenarları kertikli, üst yüzeyi yeşil, hafif tüylü, alt yüzeyi iri damarlı, oldukça uzun saplı (10-20 cm) ve değişken sıra ile dizilmiştir. Çiçeklerinin boyu 50 cm’yi bulabilen uzun bir sap üzerindedir ve bu saptan çıkan yan saplarda 5 adet yine uzunca saplar üzerinde birer çiçek bulunur. Çiçekleri iki çenekli olup üstte iki bitişik ve dik, altta üç ayrı ve sarkık dil şeklinde bordo renkli taç yaprakları ve ortada bir göbek ve bu göbeğin ucunda püskül gibi döllenme tozlukları mevcuttur. Kupa yaprakları 5 adet oval şekilli ve yeşil renklidir.
b) Pembe veya Kadife Itır; Pelergonium reniforme W.CURTIS boyu biraz daha kısa ve birazda sertçe bir yapıya sahiptir. Çiçekleri yine uzun bir sap üzerinde ve yanlarında 10-12 adet bir arada bulunan ana veya yan çiçek demetlerinden oluşur. Çiçeklerinin taç yaprakları önce¬kinden farklı olarak pembe renkli ve taç yapraklarının ortasında birer kırmızı benek mevcuttur. Yaprakları 5-10 cm eninde, 3-7 cm uzunluğunda böbrek şeklinde, üzeri kadife gibi, sık ve kısa tüylü, derin damarlı mavimsi yeşil renkte, alt yüzeyi beyazımsı gri renkli ve tüylü ve iri damarlı kenarları kertikli ve 10-20 cm uzunluğundaki saplara sahiptir.
Yetiştirilmesi:
Güney Afrika’nın iklimi bizim Akdeniz iklimine çok ben¬zer, bu nedenle Şifalı Itır başta Akdeniz ve Ege bölgesinin sahile yakın olan (don olmayan) yörelerde rahatlıkla bahçe ve tarlalarda yetiştirilir. Diğer bölgelerde kış aylarında sera veya sıcak odalara almak gerekir. Ben takriben 3-4 yıl her iki türden de yetiştirdim ve şayet bu iş el atılır ve yetiştirilir ise çok büyük maddi imkânlar elde edilebilir. Bugüne kadar Kirpi otu ve kökünden 172 firma 850 çeşit sade veya Kompleks ilaç üretmişlerdir. Itır daha etkili olmasına rağmen sadece Akdeniz ikliminde yetişmesi nedeni ile sadece bir firmanın tekelinde kalmıştır. Bugüne kadar Kirpi otu veya kökü ile 172 ilaç firması 850 çeşit sade veya Kompleks ilaç üretmişlerdir. Hemen hemen aynı yönde etki eden Itır kökünden ise sadece bir firma bugüne kadar tekelci üretimine devam etmektedir. Bu da Kirpi otunun dünyanın hemen her yöresinde yetişebilme özelliğine sahipken, Itırın Akdeniz iklimine benzer özellikler gösteren Güney Afrika’da yetişmesi ve başka yörelerde henüz deneme üretimine geçilmemiş olmasından kaynaklanmaktadır. Bu nedenle Itırın Türkiye’de yetiştirilmesi mutlak bir zarurettir.
Hasat zamanı:
Şifalı Itırın her iki türü de söküldükten sonra kökleri havalı ve güneşli bir yerde kurutulur ve kaldırılır. Şayet tentürü yapılacak ise taze olarak kullanılır.
Birleşimi:
Itır kökünün birleşimindeki maddeleri önemine göre şöyle sıralayabiliriz;
a) Cumarin türevleri (Kumarin türevleri); Umckalin, 5,6,7-Trimethoxycumarin, 6,8-dihydroxy-5,7-dimethoxycumarin, 5,6,7,8-Tetramethoxycumarin, 6,7,8-Trihydrox-cumarin, 6-hydroxy-7-mthoxy-cumarin (Scopoletin) ve 7-Acetoxy-5,6-dimethoxycumarin
b) Taninler %9 oranında olup en önemlileri; Afzelechin, Catechin (Kateşin), Epicatechin ve Gallocatechin
c) Flavonitler; Quercetin, Kmpferol, Izoorientin ve Taxifolin-3-O-β-D-glikozit
d) Gallusasit türevleri; Gallusasidi ve Gallusasitmetilester
e) Steroller; Sitosterol-3-O-β-D-glikozit, β-Sitosterin, Stigmasterin
f) Aminler; Thramin ve Ethanolamin
Araştırmalar:
1) Ekim 1993’ten Şubat 1995’e kadar 158 deney yerinde (doktorların muayenehaneleri veya çocuk klinikleri) 0-12 yaşlarındaki nefes yolları rahatsızlıkları olan 742 çocuk üzerinde Itır ilacı (Um…) ile tedavi denemesi yapılmıştır. Bu tedavi denemelerinde başta; akut bronşit ve¬ya kronik bronşit (genellikle yinelenen exazerbation) ve bunun yanında nezle, sinüzit, farenjit (yutak iltihaplanması) ve Trakeait (nefes borusu iltihaplanması) gibi rahatsızlıkları olan çocuklara 14 günlük tedavi denemesi yapılmıştır. Hastalardan %98,7’sinin durumu iyileşmiştir. Fakat kronik bronşitte bu tedavi süresi 2-3 ay sürebilir. (ZP.5.96.300)
2) C.H.Heil, U.Reitermann ve ekibi 1994’de akut ve kronik kulak, burun, boğaz ve nefes yolları enfeksiyonundan; bademcik iltihaplanması, sinüzit, farenjit ve bronşit gibi rahatsızlıkları olan 641 hasta üzerinde Itır ilacı (Um…) ile tedavi denemesi yapılmıştır. Bu tedavi denemesinde hastaların %85’inde iyileşme görülmüştür. (ZP.3. 98.141)
3) Dr.A.Sechehage 1921’de Verem hastası olan 800 kişi üzerinde tedavi denemesi yapılmış ve hastaların iyileştiği tespit edilmiştir. (Nhp.4.97 .560)
4) Akut bademcik iltihaplanması (tonsilit) rahatsızlığı olan 6-10 yaşları arasındaki 60 çocuk üzerinde tedavi denemesi yapılmış ve hastalar iyileşmiştir. (ZP.3.98.141)
Tesir şekli:
Bakterileri ve virüsleri öldürücü (antibiyotik ve virüstatik), iltihapları önleyici, balgam söktürücü ve İmmün sistemi güçlendirici özelliklere sahiptir.
Kullanılması:
a) Araştırmalar göre Itır ekstresinden elde edilen damla ve çay başta; bronşit, öksürük, Verem, sinüzit, farenjit, tonsilit (bademcik iltihaplanması) gibi nefes yolları ve enfeksiyon rahatsızlıklarına karşı kullanılır. Veremin bulaşıcı olması nedeni ile hastanede doktor kontrolünde tedavi edilmesi ve tedavi sonunda Itır ekstresinden elde edilen damla ile tedaviye devam edilmelidir. Eğer akciğerin herhangi bir noktasında kalan en küçük bir mikrop kalıntısı tekrar vereme sebep olur.
b) Halk arasında;
Afrika yerlileri de Itır kökü çayını aynı yukarıdaki rahatsızlıklara karşı kullanmışlardır.
Çayı:
İnce kıyılmış Itır kökünden bir kahve kaşığı demliğe konur ve üzerine 300-400 ml kaynar su ilave edildikten sonra 3-5  dk kaynatılır, 5-10 dk demlenmeye bırakıldıktan sonra süzülerek içilir.
Çay Harmanları;
Öksürük çayı (kramp çözücü);
>40 gr Itır kökü
>20 gr Melek otu kökü
>20 gr Rezene tohumu
>10 gr Duvar sarmaşığı yaprağı
>10 gr Kekik otu
Öksürük çayı;
>15 gr Çörek tohumu
>25 gr Itır kökü
>25 gr Keklik otu
>15 gr Sinirli ot
>15 gr Öksürük otu
>10 gr Calba çiçeği
>10 gr Ebe gömeci çiçeği
Akciğer üşütmesi çayı;
>25 gr Çörek tohumu
>15 gr Itır kökü
>15 gr Hatmi kökü
>15 gr Akciğer otu
>15 gr Sinirli ot
>15 gr Öksürük otu
Bronşit çayı;
>20 gr Çörek tohumu
>15 gr Kekik otu
>15 gr Sinirli ot
>25 gr Itır kökü
>15 gr Öksürük otu
>10 gr Çuha kökü
Verem çayı;
>25 gr Çörek tohumu
>15 gr Verem otu
>15 gr Itır kökü
>15 gr Akciğer otu
>15 gr Güneş gülü otu
>15 gr Adaçayı yaprağı
Bademcik çayı
>20 gr Çörek tohumu
>25 gr Beşparmak kökü
>25 gr Adaçayı
>15 gr Itır kökü
>10 gr Arnika çiçeği
>5 gr Şekerci otu kökü
Kronik bronşit çayı (silisik asitli);
>25 gr Itır kökü
>25 gr Atkuyruğu otu
>25 gr Kuşekmeği otu
>15 gr Calba çiçeği
>10 gr Kekik otu
Öksürük çayı (tahrişi önleyici, gıcık giderici ve mukozayı koruyucu);
>40 gr Itır kökü
>30 gr Hatmi kökü
>20 gr Ebe gömeci çiçeği
>10 gr Calba çiçeği
Öksürük çayı;
>20 gr Çörek tohumu
>30 gr Itır kökü
>30 gr Sinirli ot
>10 gr Kekik otu
>10 gr Öksürük otu
>10 gr Calba çiçeği
Terleme çayı;
>25 gr Ihlamur çiçeği
>25 gr Papatya çiçeği
>25 gr Mürver çiçeği
>25 gr Itır kökü
Immün çayı;
>40 gr Çörek tohumu
>20 gr Itır kökü
>10 gr Grip otu
>30 gr Sinirli ot
Kronik bronşit çayı (silisik asitli);
>30 gr Itır kökü
>25 gr Kuşekmeği otu
>25 gr Atkuyruğu otu
>20 gr Kedi başı otu
Akciğer çayı (bronşitli kramp, bronşitli astım ve balgama karşı);
>30 gr Itır kökü
>20 gr Taş anason kökü
>20 gr Veba kökü
>20 gr Kekik otu
>10 gr Rezene tohumu
Akciğer çayı (kramplı bronşit, bronşitli astım ve balgama karşı);
>30 gr Itır kökü
>20 gr Taş anason kökü
>20 gr Çuha kökü
>20 gr Kekik otu
>10 gr Duvar sarmaşığı yaprağı
Akciğer çayı (kramp çözücü ve balgam söktürücü);
>30 gr Itır kökü
>20 gr Melek otu kökü
>20 gr Çuha kökü
>20 gr Kekik otu
>10 gr Duvar sarmaşığı yaprağı
Akciğer çayı (balgam söktürücü, balgam attırıcı ve öksürüğü önleyici);
>20 gr Sinirli ot
>20 gr Calba çiçeği
>20 gr Öksürük otu
>20 gr Hatmi kökü
>20 gr Itır kökü
Homeopati’de:
20 gr Itır kökü ince kıyıldıktan sonra bir şişeye konur ve üzerine %70’lik 80 ml Alkol ilave edilir ve güneş görmeyen bir yerde, iki günde bir çalkalamak suretiyle 4-6 hafta muhafaza edilir. Daha sonra nesne süzülerek Homeopati’de< >ismi ile anılan tentür elde edilir. Bu tentürden günde 3-4 defa 15-20 damla 4-6 hafta süreyle alınır.
Ekstresi:
Itır kökleri ince ince kıyılır hatta daha iyisi öğütülerek toz haline getirilir ve Etanol+su karışımı ile ekstraksiyonu yapılarak ekstraktı elde edilir. Itır kökünün ekstresi tentüründen daha kalitelidir. Çünkü birleşimindeki maddeleri daha çok içerir. Şayet ekstresini elde etme imkanı yoksa o zaman tentürü kullanılabilir.
Yan tesirleri:
Bilinen bir yan tesiri yoktur. Kirpi kökünden elde edilen na-türel ilaçlar İmmün sistemini (bağışıklık sistemi) kuvvetlendirmek içindir fakat en fazla 4-5 hafta kullanılmaktadır. Çünkü aşırı kuvvetlenen İmmün sistemi bu sefer zarar vermeye başlar. Oysa Itır kökünün ve Çörek tohumunun böyle bir yan tesiri yoktur.

Kronik obstrüktif akciğer hastalığı

Giriş

Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH), şiddetli nefes darlığı geçiren ve akciğerlerindeki hava yollarını bloke eden kronik akciğer koşullarını tanımlamak için kullanılan terimdir. Genellikle uzun süren bronşit veya amfizem anlamına gelir. Ancak astımlı bronşit (bronşiyal astım) da içerebilir. Bu hastalıkların tümü akciğerlerdeki hava kesesi ve tüplerinin tıkanmasına neden olur.
Kronik bronşit ile mukus üreten sürekli bir öksürük bronş tüplerinin iltihaplanmasına neden olur. Sonuçta, akciğerlerinizdeki skar dokusu oluşur; bu da akciğerlerinize ihtiyacınız olan kadar oksijen almasına izin vermez. Amfizem ile akciğerlerinizin duvarları elastikiyetlerini kaybeder, yani nefes vermeye izin vermeye kısılamazlar. KOAH'lı insanlar bu hastalıklardan birine ya da her ikisine birden sahip olabilirler.
KOAH için ana risk faktörü sigara içilmesidir. KOAH için tedavi yoktur. Tedaviler kontrol semptomlarına yardımcı olsa da, akciğerlere verilen hasarı geri alamazlar. KOAH'ı önlemek için yapabileceğiniz en önemli şey, ya da hasarı olumsuz etkilemesi için hasarı durdurmaktır, sigarayı bırakmaktır.

Belirti ve bulgular

  • Sürekli öksürük, çoğunlukla balgamla birlikte yetişmek zor olabilir
  • Nefes darlığı, özellikle egzersiz sırasında
  • Artan mukus üretimi
  • Nefes verme zorluğu
  • Hırıltı
  • Sık solunum yolu enfeksiyonları

Risk faktörleri

  1. Sigara içmek. Ne kadar uzun süre sigara içerseniz, ne kadar çok içiyorsanız, riskiniz de o kadar yüksek olur. Boru ve puro içen ve büyük miktarda ikinci el dumana maruz kalan insanlar da daha büyük bir risk altındadır.
  2. Genetik. Alfa-1 anti-tripsin eksikliği adı verilen nadir bir kalıtsal bozukluğu olan insanlar akciğerlerin zarar görmesine yardımcı olan bir enzimden yoksundur.
  3. 50 yaşın üstünde olmak
  4. Silika veya kadmiyum gibi toksik kimyasallara maruz kalma
  5. Endüstriyel duman, aşırı toz veya diğer hava kirleticilerinin (örneğin, madenciler, fırın işçileri ve tahıl çiftçileri) etrafında çalışmak

tanı

Doktorunuz hırıltı ve nefes sesleri için göğsünüzü dinleyecektir. Doktorunuz burun deliklerinizin açılması ve kaburgalarınız arasındaki kasların büzülmesi gibi rahatsız edici solunum rahatsızlıklarınızın işaretlerine de bakacaktır. Solunum hızınız, dakika başına nefes sayınız yüksek olabilir.
Doktorunuz akciğer fonksiyonunuzu belirlemek için testler yapabilir. En yaygın test, spirometre olup, spirometre denilen bir makineye bağlı bir boruya üflenmeniz istenecektir. Spirometre, ciğerlerinizde ne kadar havanız olduğunu ölçer ve semptomlar belirmeden önce KOAH'ı algılamaya yardımcı olabilir.
Doktorunuz akciğerlerde aşırı genişleyen alanları aramak için bir göğüs röntgeni sipariş edebilir; KOAH'ınızın ciddiyetini kontrol etmek için bir BT taraması; Balgam incelenmesi; Veya kanınızdaki oksijen ve karbon dioksit seviyelerini ölçmek için kan testi yapın.

Yaşam tarzı

Sigarayı bırakmak çok önemlidir. Alabileceğiniz diğer yaşam tarzı önlemleri, aşağıda açıklandığı gibi diyet değişiklikleri ve egzersizleri içerir.
Diyet
KOAH'lı insanlar genellikle bedenlerinde gerekli besin maddelerinden yoksundurlar. A, C ve E vitaminleri, potasyum, magnezyum, selenyum ve çinko içeren düşük antioksidan ve mineral seviyeleri, KOAH'a yakalanma ile ilişkilidir ve zayıf akciğer fonksiyonuna katkıda bulunabilir. İhtiyacınız olan besin maddelerini almanız için çok sayıda meyve, sebze ve tahıl yemesi önerilir.
Egzersiz
Nefes almakta zorluk çektiğinizde egzersiz yapmanız garip görünse de, egzersiz birçok KOAH'lı kişiye yardımcı olur. Bacaklarınızı ve kollarınızı güçlendirerek ve dayanıklılığı artırarak, daha iyi nefes alabilirsiniz. Dayanıklılık oluşturmak için Yürüyüş iyi bir alıştırmadır. Doktorunuzla ve solunum terapistinizle nasıl yavaş ve güvenli bir şekilde nasıl biraraya geldiklerini konuşun. Pulmoner rehabilitasyona katılmak, egzersiz ve güvenli nefes alma tekniklerini öğrenmenin en iyi yoludur (aşağıya bakın).
nefes
Akciğer fonksiyonunu iyileştirmeye yardımcı olabilecek solunum egzersizleri var, örneğin:
  • Pürüzsüz dudak tekniği
  • Diyaframdan nefes alma
  • Spirometre adı verilen bir solunum cihazı kullanarak, günde iki kez
Nefes almadığınızda hangi nefes ve rahatlama tekniklerinin en iyi şekilde çalıştığını da öğrenebilirsiniz. Uygun egzersizleri öğrenmek için bir solunum terapisti ile çalışma hakkında doktorunuzla konuşun.

İlaçlar

KOAH için yapılan ilaçların, akciğer fonksiyonlarındaki uzun süreli düşüşü durdurduğu gösterilememiştir. Bununla birlikte, semptomları kontrol etmek için kullanılan birkaç ilaç türü vardır.
  • Bronkodilatörler. Hava yollarını açarak ve nefes almasını kolaylaştırarak hava akışını arttırın.
  • Kortikosteroidler. Enflamasyonu azaltın; Ya inhaler ile solunabilir veya ağız yoluyla alınır, genellikle tedavisinde kullanılırlar. Orta-şiddetli KOAH
  • Lökotrien modifikatörleri. Hava yollarındaki iltihaplanmayı ve şişmeyi önlemeye ve mukusu azaltmaya yardımcı olun.
  • Antibiyotikler. Solunum yolu enfeksiyonlarını tedavi etmek için kullanılır.
  • Kombinasyon terapisi. Strok KOAH'ta inhale kortikosteroidlerin ve bronkodilatatörlerin birlikte kullanılması etkili bir tedavi yöntemidir.

Cerrahi ve Diğer Prosedürler

Şiddetli alevlenmeler, özellikle hastaneye yatırılmaları içeren ek oksijen gerektirir. Hastalığın ilerleyen aşamalarında, KOAH'lı birçok insan evde sürekli oksijene ihtiyaç duyar.
Akciğer redüksiyonu cerrahisi, bir cerrahın akciğerinizin daha iyi çalışması için daha fazla alan yaratmak için akciğerinizin hasarlı parçalarını kaldırdığı bir prosedürdür. Şiddetli KOAH vakaları akciğer naklini gerektirebilir.

Beslenme ve Diyet İlaveleri

Takviyelerin yan etkileri olabileceğinden veya ilaçlarla etkileşime girdiğinden bunları yalnızca bilgili bir sağlık uzmanının gözetiminde almalısınız. Aldığınız veya almayı düşündüğünüz tüm takviyeleri doktorunuzla konuştuğunuzdan emin olun.
  • N-asetilsistein (NAC). NAC, vücutta bir antioksidan olarak işlev gören, diyetteki bir amino asidin modifiye edilmiş bir şeklidir. Birçok çalışma, NAC'nin akciğerlerde bir antioksidan olarak rol oynayarak KOAH semptomlarını hafifletmesine yardımcı olabileceğini öne sürüyor. Tüm çalışmalar kabul edilmese de, bazıları NAC kullanmanın şiddetli bronşit saldırılarını azaltabileceğini önermektedir. NAC ayrıca ince mukusa da yardımcı olur ve semptomları azaltır. Bazı doktorlar, NAC'nin akciğerlerdeki mukus içine absorbe olabileceğini ve akciğerleri bakteriyel enfeksiyonlara karşı daha dirençli hale getirebileceğini düşünüyor. Nitrogliserin kullanıyorsanız NAC kullanmayın. NAC kan pıhtılaşma oranını yavaşlatabilir ve bu nedenle varfarin (Coumadin) ve diğerleri gibi kan inceltici ilaçlarla potansiyel olarak müdahale edebilir. Astım hastalarında NAC'nin neden olduğu brookospazm raporları var. Doktorunuzla konuşun.
  • Magnezyum. KOAH'lı insanlar genellikle düşük magnezyum düzeylerine sahiptir. Magnezyum eksikliği kötü beslenmeyle ilişkilendirilebilir, çoğu zaman KOAH'lı kişiler için bir sorun ya da KOAH'ı yönetmek için alınan ilaçlardan kaynaklı olabilir. Magnezyum normal akciğer fonksiyonu için önemlidir. Bir çalışma, KOAH'lı bir hastalığa yakalanan kişilere intravenöz (IV) magnezyum vermekten daha kolay nefes almayı ve hastanede geçirdikleri gün sayısını azaltmayı başardığını bulmuştur. Bilim insanları, magnezyumun oral yolla alınmasının aynı etkiye sahip olup olmayacağını bilmiyorlar. Doktorunuz, KOAH'ınız varsa kan testi ile magnezyum seviyenizi kontrol etmenizi ve seviyeniz düşükse magnezyum takviyeleri almayı önerebilir. Magnezyum kan basıncını düşürebilir ve ishale neden olabilir ve birtakım ilaçlarla etkileşir. Magnezyum takviyeleri almadan önce doktorunuzla konuşın.
  • L-karnitin. Birkaç çalışma, L-karnitin'in KOAH'lı kişilere egzersiz yapabilecekleri miktarı artırdırabileceğini önermektedir. Hipotiroidizm veya nöbet öyküsü olan insanlar L-karnitin almamalıdır. L-karnitin kullanılması, varfarin (Coumadin) ve diğerleri gibi kan inceltici ilaçların etkilerini artırabilir. Düşük aktif tiroidli ya da nöbet öyküsü olan kişiler, L-karnitin takviyeleri almadan önce doktorlarıyla konuşmalıdır.

Otlar

Otların kullanımı, vücudu güçlendirmek ve hastalığı tedavi etmek için zamana dayalı bir yaklaşımdır. Bununla birlikte, otlar yan etkileri tetikleyebilen ve diğer şifalı bitkiler, takviyeler veya ilaçlarla etkileşime girebilen aktif maddeler içerir. Bu sebeplerden dolayı, otları özenle ve sadece bitkisel ilaç alanında bilgili bir uygulamanın gözetiminde almalısınız. Ayrıca, aldığınız veya almayı düşünen her bir bitki hakkında doktorunuzla konuştuğunuzdan emin olun.
  • Okaliptüs ( Eucalyptus globulus ). Okaliptüs sıklıkla bir balgam söktürücü olarak öksürük damlalarında kullanılır; bu da akciğerlerindeki balgamı gevşetir anlamına gelir. Solunum problemleri için, bir çeşit turunçgil yağı olan okaliptüs ve esansiyel yağ monoterpeni denilen çamdan bir ekstraktın bir kombinasyonu incelenmiştir. Bir çalışmada, uçucu yağ monoterpenlerinde kronik bronşit akut atışlarının önlenmesine yardımcı olduğu ortaya çıktı. Okaliptüs yağının güçlü konsantrasyonlarında solumak rahatsız edici olabilir. Ökaliptüs yağı almayın YAPMAYIN.
  • Ginseng ( Panax ginseng ). Bir çalışmada, ginseng almanın, KOAH'lı kişilerin egzersiz toleransını ve akciğer fonksiyonlarını geliştirdiğini belirtti. Gerçek bir fayda olup olmadığını görmek için daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır. Ginseng kan şekeri seviyelerini düşürebilir, bu nedenle şeker hastalığı olan insanlar almadan önce doktorlarına başvurmalıdır. Ginseng kanama riskini artırır; özellikle varfarin (Coumadin), klopidogrel (Plavix) veya aspirin gibi kan incelticilerini kullanırsanız. Ginseng aynı zamanda bir takım ilaçlarla etkileşimde bulunabilir, bu nedenle ginseng'in sizin için güvenli olup olmadığını görmek için doktorunuzla konuşmanız en iyisidir. Bazı insanlar uyarıcı olması için ginseng bulabilir ve bu da uykusuzluğun daha da kötüleşmesini sağlar ve potansiyel olarak kalp atış hızı veya ritmini etkileyebilir. Ginsengin bağışıklık sistemini uyarabileceği ve belki de otoimmün hastalığı olan insanlar için uygun olmayabileceği konusunda bazı kaygılar vardır. Hamileyken veya emzirirken veya meme kanseri, rahim kanseri veya yumurtalık kanseri gibi hormon ile ilgili kanserler için bir öykünüz varsa veya bu kanserler için risk altındaysanız ginseng almayınız.
  • Lobelia ( Lobelia inflata ). Hint tütünü olarak da adlandırılan lobelia, bronşit de dahil olmak üzere solunum problemleri için bitkisel bir ilaç olarak uzun bir geçmişi vardır. Etkili bir balgam söktürücüdür, yani ciğerlerinizden mukusun temizlenmesine yardımcı olur. Bununla birlikte, lobeli toksik olabilir ve bir doktor gözetimi haricinde kullanılmamalıdır. Lobelia, lityum ve diğer ilaçlarla etkileşime girebilir.

Araştırmayı Destekleme

Ambrosino N, Palmiero G, Strambi SK. Pulmoner rehabilitasyonda yeni yaklaşımlar. Clin Chest Med . 2007 Eyl; 28 (3): 629-38, vii. Gözden geçirmek.
Bartolome R. KOAH tedavisinde güncelleme. Göğüs . 2008; 133 (6).
Booker R. Kronik obstrüktif akciğer hastalığı. İkinci bölüm - yönetim. Hemşire Times . 2007 Mayıs 1-7; 103 (18): 28-9.
Bourjeily G, Rochester CL. Kronik obstrüktif akciğer hastalığında egzersiz eğitimi. Clin Chest Med . 2000, 21 (4): 763-81.
Cahalin LP, Braga M, Matsuo Y, Hernandez ED. Kronik obstrüktif akciğer hastalığı olan kişilerde diyafragma solunumunun etkinliği: literatürün gözden geçirilmesi. J Caridopulm Rehabil . 2002; 22 (1): 7-21.
Chuck A, Jacobs P, Mayers I, Marciniuk D. Kronik obstrüktif akciğer hastalığı için kombinasyon terapisinin maliyet etkinliği. Respir J Can . 2008, 15 (8): 437-43.
Collins EG, Langbein WE, Fehr L, Maloney C. Solunum deseninin yeniden eğitimi ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı olan kişilerde egzersiz. AACN Kliniği Sorunları . 2001; 12 (2): 202-9.
Coyle ME, Shergis JL, Huang ET ve diğerleri. Kronik obstrüktif akciğer hastalığı için akupunktur tedavileri: randomize, kontrollü çalışmaların sistematik bir derlemesidir. Alternatif Ther Sağlık Med . 2014; 20 (6): 10-23.
Davis CL, Lewith GT, Broomfield J, Prescott P. Akupunkturun nefes darlığını etkisiz hale getirmek için bir tedavi olarak değerlendirilmesi ile ilgili metodolojik konuları değerlendiren bir pilot proje. J Alternatif Tamamlayıcı Med . 2001; 7 (6): 633-9.
Decramer M, Janssens W, Miravitlles M. Kronik obstrüktif akciğer hastalığı. Lancet . 2012; (9823) 379: 1341-1351.
Ferri F. Ferri'nin Klinik Danışmanı 2016 . 1. baskı. Philadelphia, PA: Elsevier Mosby; 2015.
Gigliotti F, Romagnoli I, Scano G. Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) olan hastalarda solunum retraining ve egzersiz kondüsyonu: fizyolojik bir yaklaşım. Respir Med . 2003, 97 (3): 197-204.
Gross D, Shenkman Z, Bleiberg B, Dayan M, Gittelson M, Efrat R. Ginseng, KOAH'lı hastalarda pulmoner fonksiyonları ve egzersiz kapasitesini geliştirir. Monaldi Kemer Göğüs Dis . 2002 Ekim-Aralık; 57 (5-6): 242-6.
Guell R, Casan P, Belda J, vd. KOAH ayaktan rehabilitasyonun uzun vadeli etkileri: Randomize bir çalışma. Göğüs . 2000, 117 (4): 976-83.
Guo R, Pittler MH, Ernst E. KOAH tedavisinde kullanılan bitkisel ilaçlar: sistematik bir gözden geçirme. Eur Respir J . 2006 Ağu; 28 (2): 330-8. Gözden geçirmek.
Huang KW, Luo JC, Leu HB ve diğerleri. Kronik obstrüktif akciğer hastalığı: peptik ülser kanaması için bağımsız bir risk faktörü: ülke çapında nüfusa dayalı bir çalışma. Tehlike Farmakolojisi Ther . 2012; 35 (7): 796-802'de tarif edilmiştir.
Jaber R. Solunum ve alerjik hastalıklar: üst solunum yolu enfeksiyonlarından astıma kadar. İlk Bakım . 2002; 29 (2): 231-61.
Jones A. Kronik obstrüktif akciğer hastalığının neden ve etkileri. Br J Nurs . 2001; (13), 10: 845-50.
McKeever TM, Scrivener S, Broadfield E, Jones Z, Britton J, Lewis SA. Genel popülasyonda diyetin prospektif olarak incelenmesi ve akciğer fonksiyonlarında azalma. Am J Respir Crit Care Med . 2001; 165 (9): 1299-1303.
Odencrants S, Bjustrom T, Wiklund N, Blomberg K. Beslenme durumu, kronik obstrüktif akciğer hastalığı olan hastalarda cinsiyet ve medeni durum. J Clin Nurs . 2013; 22 (19-20): 2822-9.
Piazza G, Goldhaber SZ, Kroll A, vd. Kronik obstrüktif akciğer hastalığı olan hastalarda Venöz tromboembolizm. Am J Med . 2012; 125 (10): 1010-1018.
Qaseem A, vd. Stabil kronik obstrüktif akciğer hastalığının tanısı ve yönetimi: American College of Physicians'ın klinik uygulama kılavuzudur. Int Med'in yıllıkları . 2007; 147 (9): 633-38.
Rahman I, Kilty I. KOAH'da antioksidan tedavi hedefleri. Curr İçecek Hedefleri . 2006 Haziran; 7 (6): 707-20.
Romieu I, Trenga C. Diet ve obstrüktif akciğer hastalıkları. Epidemiol Rev . 2001; 23 (2): 268-87.
Rosenberg S, Kalhan R. Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığının Tıbbi Tedavisine Entegre Bir Yaklaşım. Kuzey Amerika'nın Tıp Kliniği . Philadelphia, PA: Elsevier Saunders; 2012: 96 (4).
Seamark DA, Seamark CJ, Halpin DM. Kronik obstrüktif akciğer hastalığında hafifletici bakım: klinisyenler için bir inceleme. JR Soc Med . 2007 Mayıs; 100 (5): 225-33. Gözden geçirmek.
Smit HA. Kronik obstrüktif akciğer hastalığı, astım ve gıda alımı koruyucu etkileri: hipotezden kanıta mı? Respir Res . 2001; 2 (5): 261-4.
Stey C, Steurer J, Bachmann S, Medici TC, Trammer MR. Kronik bronşitte oral N-asetilsisteinin etkisi: niceliksel bir sistematik gözden geçirme. Eur Respir J . 2000 Ağu; 16 (2): 253-62.
Wrobel JP, Thompson BR, Williams TJ. Kronik obstrüktif akciğer hastalığında pulmoner hipertansiyon mekanizmaları: patofizyolojik inceleme. J Kalp Akciğer Nakli . 2012; 31 (6): 557-64.

Sinirliot, Spitzwegerich, Plantago lanceolata L.Yara otu Çıban otu Körçıban otu Pişik otu Ateş otu
Ayak otu Kurbağa otu Bağ yaprağı Sivri Sinirli ot

Familyası: Sinirliotgillerden, Wegwerichgewachse, Plantaginaceae.
Drugları:
Sinirli ot; Plantaginis lanceolatae herba
Sinirli ot Çay ve Natürel ilaç, Büyük Sinirli ot ise Tentür yapımında kullanılır.
Giriş: Sinirli otun bilinen 260 türü mevcuttur ve bunlardan en çok Sivri Sinirli ot; P. Lanceolata L. ve Büyük Sinirli ot; P.major L. tedavide kullanılır. Sivri Sinirli ot genelinde Çay ve Natürel ilaç, Büyük Sinirli ot ise Tentür yapımında kullanılır. Bu iki türün haricinde Dağ Sinirli otu; P. Alpinal, Beyaz Sinirli ot, P. Medial ve Karga ayağı Sinirli otu; P. Coronopus L sayabiliriz. Almanca wegerich Yolların kralı, yol kenarlarında çok geliştiğinden Latince plan tago Ayak tabanı ve de lanceolata mızrak anlamına gelir. Türkçede ise Sinirli ot denir. Zira yapraklarını koparınca içinden beyaz ipliğimsi damarlar çıkar bu nedenle Sinirli ot da denir. Ayrıca Çıban otu, Kör çıban otu, Yara otu, Pişik otu da denir. Yaraları, çıbanı ve pişikleri (Ayak parmakları arasında ki) iyileştirdiğinden bu bitkiye Sinirli ot denilmesi çoğunlukla Sinirli otu olarak bilinen Kılıç otu ile karıştırılmasına eden olmaktadır. Kılıç otu sinirsel rahatsızlıklar, stres, depresyon, bunalım gibi rahatsızlıklara karşı etkili olduğundan bazen sinir otu diye de anılır. Eskiden Çinliler Verem’e, Büyük İskender Baş ağrısına, Romalılar, Yaralara ve Türkler Öksürüğe karşı kullanmışlardır. Vatanın neresi olduğu konusunda kesin bir bilgi yoktur ve günümüzde Avrupa, Asya ve Kuzey Amerikanın ılıman bölgelerinde yabani olarak yetişir.
Botanik:
a) Sivri Sinirli ot Çay ve Natürel İlaç yapımında, Büyük Sinirli ot Homeopatide Tentür yapımında kullanılır.
1) Sivri Sinirli ot 10-50 cm boyunda çok yıllık, kökleri saçak şeklinde ve dikine yükselen bir bitkidir. Yapraklar mızrak şeklinde, kenarları bütün, ucu sivri, hafif tüylü, baştan uca doğru 5-9 adet ana damardan oluşur, koyu yeşil renkli roset yapraklardır. Çiçekleri 10-50 cm uzunluğunda bir sap üzerinde bir silindir veya küre şeklinde çiçek demeti bulunur ve Taçları beyazımsı veya pembe renkli bir sap üzerinde 2-3 mm büyüklüğündedir. Meyveleri 3-4 mm büyüklüğünde yumurta şeklinde içinde iki adet tohumları bulunur ve tohumları uzunca ve de siyahımsı renktedir. Büyük Sinirli otun farkı yapraklarının geniş olmasıdır, takriben 8-12 cm uzunluğunda,5-9 cm eninde yumurta şeklinde kenarları hafif dalgalıdır.
Yetiştirilmesi:
Hemen her yerde yetişen Sinirli otun tohumlarından bir-kaç tane bahçenizin bir köşesine ektiğinizde o orada herhangi bir özene gerek kalmadan gelişir ve yayılır.
Hasat Zamanı:
Sinirli otun yaprakları, özellikle taze yaprakları ezilmeden Mayıs’tan Ekim’e kadar toplanır, havalı, kuru yerlerde kurutulur ve kaldırılır. Tentür ise Büyük Sinirli otun taze yapraklarından yapılır. Maalesef şifalı bitkiler toplama, kurutma, paketleme ve depolama işlemleri sırasında çok yanlışlar yapılmaktadır. Bitkinin şifalı kısmı yaprak veya çiçekleri ise asla Güneş altında kurutulmaz ve mutlaka gölgede kurutulmalıdır. Ayrıca örneğin bitki 5 günde kurudu ise, 2 gün daha kurumada bırakmak mahzurludur, çünkü birleşimindeki eterik yağları kaybettiğinden kalitesi düşer. Sadece bitki kökleri Güneş’te kurutulur ve kurur kurumaz hemen paketlenip depolanması gerekir. Şifalı bitkilerin Aktarlar’da açıkta satılması kalitesini kısa sürede düşürür ve etkisini oldukca azaltır.
Birleşimi:
Sivri Sinirli otun birleşimindeki maddeleri önemine göre şöyle sıralayabiliriz.
a) İridoidglikozitler % 2 -4 oranında olup en önemlileri % 1-3 de Aucubin ve % 0-1 Catalpol’dan oluşur. Ayrıca Asperulosit, Globularin, Desasetilasperulosidasitmetilester içerir. Taze yapraklarda daha çok Catalpol ve eski yapraklar genellikle Aucubin ağırlıklıdır.
b) Phenylethanoid (feniletanoit) % 3-8 oranında olup en önemlileri Acteosid (Asteosit), İzoacteosid, Plantamajosid ve Lavandulifoliosid.
c) Fenolkarbonikasitler: Cistanosit F, Chlorogenasit, Neochlorgenasit, Ferulasit, p-Hidroksibenzoasit, Protokateşuasit ve Gentisinasit.
d) Flavonlar ;
1) Luteolin ve Apigenin
2) Flavonglikozitler; Apigenin -7-O- glİkosit, Apigenin -6, 8- di –C – glikosit, Apigenin -7-O- glukronit, Apigenin -7-O- glukronilglikosit, Luteolin -7-O – glikosit ve Luteolin -7-O- glukronit.
e) Müsilajpolisakkoritler % 2-6,5 arasında olup; Rhamnogalakturonan, Rhamnoarabinogalaktan, Poligalakturanarabinoz, Glakomannan ve Arabinogalaktanlar içerir.
f) Kumarinler : Aesculetin ve Loliolid.
g) Ayrıca Minerallaerden ; Potasyum, Kalsiyum, Demir, Sodyum ve Çinko C ve K Vitaminini, β- Karotin, Silikasit % 1, – 1,5, Tanin % 6-7, Saponinler, Eteryağı Lab – Enzim ve Invertin (Hamşeker) içerir.
Araştırmalar:
Son yıllarda Sinirli ot Ekstresi veya şurubu ile Nefes yolları hastaları üzerinde Kliniklerde tedavi denemeleri yapılmaya başlanmıştır. Bu deneylerde Sinirli ot ekstre veya şuruplarının Tahrişli Öksürük, Bronşit ve Nefes yolları Enfeksiyonunu iyileştirdiği görülmüştür.
1) Sinirli ot Şurubu ile 326 Nefes yolları rahatsızlıkları olan hastalar üzerinde tedavi denemesi yapılmıştır. Bu hastalardan % 35’i Nefes yolları enfeksiyonu, % 30 Bronşitli ve % 20 si Tahrişli Öksürükten rahatsız olan kişiler üzerinde 3-14 gün süren tedavi denemesi yapılmışlardır. Hastaların % 92’ si bu şurubun % 92 oranında Kimyasal ilaçlara göre aynı oranda iyi veya daha iyi olduğu kanaatine varılmıştır.
Hastalar ilaç üzerinde % 21 çok iyi, %62 iyi, % 4 orta, %’ 3 az etkili ve % 10’ u çok az etki demişlerdir.
Ayrıca uyumluluk (ilacın vücuda uyumu) konusunda hastaların % 49’u çok iyi, %48’i iyi ve % 3’ü orta derecede olduğu beyan edilmiştir. (Nhp.4.96.93)
2) Nefes yolları rahatsızlıkları olan 593 hasta üzerinde Sinirli ot Şurubu ile Tedavi denemesi ortalama 9 gün sürmüş ve hastalardan % 22’ si çok iyi, % 63’ü iyi, % 9,9’u orta derece, % 1,1 ‘ i az %3,3 etkisiz olduğunu beyan etmişlerdir. Bu tedavi denemesinde de Nefes darlığı, Tahrişli Öksürük, Göğüs ağrısı ve Nefes yollarında hırlamaya karşı etkili olduğu görülmüş ve Balgam söktürdüğü tespit edilmiştir. (Z.P.4.98.219)
Tesir Şekli: Antibiyotik, Antiinflogistik (iltihapları önleyici) , öksürük kesici, balgam söktürücü, göğüs yumuşatıcı, immun sistemini kuvvetlendirici (bağışıklık sistemini kuvvetlendirici) , yaraları iyileştirici, antitoksik, antiviral, krampları çözücü ve antihepatoksik (karaciğer zehirlerini zararsız hale getirici).
Kullanılması:
Sinirli ot ekstresi veya Şurubu;
a) Klinik araştırmalarına göre: Başta Nefes yolları rahatsızlıklarından; Öksürük, tahrişli öksürük, Bronşit, Nefes darlığı, Göğüs ağrısı ve Nefes yolları enfeksiyonuna karşı kullanılır. Ayrıca iltihaplı deri hastalıkları, ayak parmakları arasındaki mantar ve arı sokmasına karşı kullanılır.
b) Komisyon E’ye göre: Komisyon E 30.11.1985 tarihli ve 223 Nolu Monografi bildirisinde başta; Nefes yolları ve üşütmesi, Ağız ve yutak mukozasının iltihaplanması, haricen ise iltihaplı yaralara karşı kullanılır.
c) Homöopatide; Diş ağrısı, kulak ağrısı, Nevralji (Sinirsel ağrı), Yüz Nevraljisi (Trigeminusnevralji) ve yatağı ıslatmaya karşı kullanılır. Ayrıca ayak parmakları arasındaki pişikleri de iyileştirir.
d) Halk arasında; başta Öksürük, Bronşit, Bronşitli Astım, Astım, Boğmaca, Verem ve genel üşütme hastalıklarına, yatak ıslatma, ayak ağrısı, Basur, İshal, Böbrek ve Mesane rahatsızlıklarına karşı ve Kan temizleyici olarak kullanılır.
Haricense;
Sivrisinek, Arı ve benzeri böceklerin sokmasına karşı Sinirli ot yaprağı ezilerek bağlanır veya öz suyu sürülür. Ayak parmakları arasındaki pişiklere ve de parmak arasındaki cerahatli iltihaplı dolamaya Sinirli ot ezilerek sarılırsa 2-3 günde iyileştirir.
Çay:
İki kahve kaşığı Sinirli ot demliğe konur ve üzerine 200 -300 ml kaynar su ilave edildikten sonra 5-10 dakika demlenmesi beklenir ve de süzülerek içilir.
Açıklama:
Sinirli otun birleşimindeki Aucubin, β – Glukozidazlar anzimi tarafından parçalanarak Aucubigenin ve Glikoza ayrılır ve ortaya çıkan Aucubigenin antibakteriel bir özelliğe sahip olduğundan mikropları yok-eder. Yapılan bir dizine araştırma da Sinirli ot ekstresi kaynatıldığında β – Glukozidazanzimi etkisiz hale gelmekte ve Aucibine parçalamakta ve Sinirli ot ekstresi etkisini büyük oranda yitirmektedir. Şurup veya ekstreye %2 oranında β – Glukozidazanzimler katıldığında ekstre veya Şurup çok aktifleşmektedir. Bu nedenle Sinirli ot yaprağı, ekstresi veya şurubu kaynatılmamalıdır.
Sinirli ot bir yandan müsilaj, diğer yandan Silisikasit, ayrıca Fridoit glikozitler ve de Feniletanoit içermesi bu bitkiye çok farklı özellikler kazandırır. Müsilaj Mukazayı (sümüksü iç deriyi) korucu ve balgam söktürücü, Silisikasit içeren bitkiler (Kuşekmeği, Atkuyruğu otu, Sinirli ot ve Kedi başı otu) eskiden Vereme karşı kullanılmıştır ve de Ividoitler ile Feniletanooitlerin anibiotik ve antivirel olduğu da yapılan araştırmalarla belgelenmiştir.
Çay Harmanları:
 Göğüs ve Öksürük Çayı
>25 g Anason tohumu
>25 g Öksürük otu
>20 g Meyan kökü
>20 g Sinirli ot
>10 g Ebem gömeci Çiçeği
Bronşit ve Öksürük Çayı
>25 g Çuha kökü
>25 g Kekik otu
>20 g Sinirli ot
>20 g Ebem gömeci Çiçeği
>10 g Rezene tohumu
 Göğüs ve Öksürük Çayı
>25 g Sinirli ot
>25 g Kekik otu
>20 g Rezene tohumu
>20 g Meyan kökü
>10 gr Güveotu
 Öksürük çayı;
>30 gr Kekik otu
>35 gr Hatmi kökü
>25 gr Sinirli ot
>10 gr Meyan kökü
>10 gr Rezene tohumu
 Kuru Öksürük Çayı
>40 g Sinirli ot
>20 g Ebem gömeci Çiçeği
>20 g Calba Çiçeği
>10 g Meyan kökü
>10 g Rezene tohumu
 Öksürük ve Bronşit Çayı
>25 g Sinirli ot
>25 g Öksürük yaprağı
>25 g Kekik otu
>15 g Rezene tohumu
>10 g Calba Çiçeği
 Öksürük ve Nefes yolları İltihap çayı
>40 gr Sinirli ot
>20 gr Kuşburnu
>10 gr Calba Çiçeği
>10 gr Mürver Çiçeği
>10 gr Rezene tohumu
>10 gr Güveotu
 Öksürük çayı;
>30 gr Kekik otu
>20 gr Hatmi kökü
>20 gr Sinirli ot
>10 gr Rezene tohumu
>10 gr İzlanda likeni
>10 gr Meyan kökü
Deri Hastalıkları Çayı 
>30 g Menekşe otu
>30 g Sinirli ot
>10 g Sefa Çiçeği
>10 g Papatya Çiçeği
>20 g Hamamelis yaprağı
 Üşütme Çayı
>30 g Sinirli ot
>20 g Ihlamur Çiçeği
>20 g Kuşburnu
>20 g Nane yaprağı
>10 g Papatya Çiçeği
 Kramplı Öksürük Çayı
>30 g Sinirli ot
>30 g Itır kökü
>15 g Ebem gömeci Çiçeği
>15 g Calba Çiçeği
>10 g Anason tohumu
 Öksürük ve Bronşit Çayı (Kramplı Öksürük ve Boğmaca)
>30 g Sinirli ot
>20 g Kekik otu
>20 g Çuha kökü
>30 g Itır kökü
Şurup:
Şurup hazırlanırken bitki kaynatılır. Süzülür bal veya Natürel şekere belli oranlarda karıştırıldıktan sonra Şurup elde edilir fakat Sinirli ot kaynatıldığında etkisini kaybeder. Bu nedenle Sinirli ot Şurubu hazırlanırken farklı bir metot izlenir ve Sinirli ot ekstresi bal veya Natürel ilaçla hazırlanır.
Homeopati’de:
Homöopatide genellikle Büyük Sinirli otun taze yapraklarından 20 -30 gr bir şişeye konur ve üzerine 100 ml % 70’lik Alkol ilave edilir. Şişe güneş ışınlarından uzakta 4-6 hafta bekledikten sonra süzülerek Homöopatide “ Plantago major” ismi ile anılan Tentür elde edilir. Bu Tentürden günde 3-5 defa 15-25 damla alınır.
Ekstre:
Sinir otun yaprakları % 70’lik Alkole (Etanel) ekstresi yapılır ve bu ekstre aynı Tentür gibi kullanılır.
Hastalığın belirtisi (Semptom):
1) Kulak ağrısı, sinirsel diş ağrısı ile birlikte ise,
2) Ağrılar dişle kulak arası gelip gidiyor ise,
3) Ağrıyan yüzün yarısı genellikle şiş ise,
4) Kulak ağrıları, orta kulak iltihabı ile,
5) Geceleri yatağı ıslatma,
6) Kulak ağrısı birinden öbürüne geçiyorsa,
7) Diş ağrısı ve diş çürümesi
Yan Tesirleri: Bilinen bir yan tesiri yoktur.

Kime sorsanız cennet meyvesi der incir için ama faydalarını bilimseol olarak ortaya döken ve açıklayan azdır. Bu yazımızda a dan z ye incirin sağlığımız için faydalarını paylaştık sizlerle. Sıkılmadan okuyacağınızı ümit ediyorum. 
incirin faydaları saymakla bitmez

Sağlık için yararlarını bir paragrafda say derseniz incir Meyvesi cinsel işlev bozukluğu tedavisinde  kabızlık sorunlarını çözmek için, sindirim güçlüğü ve hazımsızlıkta diyabet , öksürük, bronşit , ve astım için oldukça faydaları bir şifa deposudur . İncir aynı zamanda  hastalıklardan sonra kaybedilen kiloları tekrar  almak için hızlı ve sağlıklı bir yol olarak kullanılır.

İncir veya Anjeer nedir?

İncir ağacı genellikle Asya'da bulunan dut ailesinin bir üyesidir Kurutulmuş incir şekli tüm yıl boyunca hemen hemen her yerde mevcuttur.

İncir veya anjeer kullanımı

İncir veya anjeer tatlı ve yumuşaktır ve macunları genellikle şeker yerine kullanılır İncir yağı da mısır şurubu ve sükroz yerine daha sağlıklı bir seçenek olarak kullanılmaktadır Organik Türk incirleri sağlıklı bir atıştırmalık olarak kabul edilir .(bu tespitte objektim dünya geneli yayın yapan çok önemli bir sağlık sitesinden)
besin değeri açısında zengin  bir kaynak olan incirdemagnezyum , manganez , sodyum , B6 vitaminive K, potasyum ve kalsiyum çok miktarda bulunur , USDA Ulusal Besin Veritabanından besin değeri bilgisine ulaşabilirsiniz . [1] Kemik yoğunluğu ve düşük tansiyonu desteklerler.   İncir ayrıca vitamin A , vitamin B1 , vitamin B2 , demir , fosfor ve klor gibi çeşitli diğer mineralleri de içerir .

İncirin sağlık bakımından yararları

İncirin çok şaşıracağınız sağlık yararları mevcuttur. Aşağıda belirttiğimiz üzere bu faydaların hayatımızda olması için mümkün olduğu kadar dengeli bir biçimde tüketmeye çalışın. 

Kilo kaybı

Incirdeki lif kilo vermeye yardımcı olur ve genellikle obez insanlar için önerilir. Bununla birlikte, yüksek kalorili olduğundan, özellikle de süt ile tüketildiğinde, kilo almayla sonuçlanabilir Önerilen besin miktarını almak için birkaç tane yeterlidir, bu yüzden fazla tüketmeyin. İncir çubukları hem yetişkinler hem de çocuklar için önerilen hareket halindeki başka bir seçenektir.

Hipertansiyonu Önlemek

İnsanlar genellikle tuz olarak bildiğimiz sodyumu çok fazla tüketirler , ve düşük potasyum ve yüksek sodyum seviyesi hipertansiyona yol açabilir. İncir hem potastum sodyum dengesini sağlar. Bu da inciri rahatlatıcı bir gıda haline getiririr , sinirleri yatıştırıp gününüze biraz sakinlik katıyor.

Kemikleri güçlendirmek

Çalışmalar , incirin kemiklerin güçlendirilmesinde ve osteoporoz riskinin azaltılmasında en önemli bileşenlerden biri olan kalsiyum açısından zengin olduğunu söylüyor [2] Ayrıca, kemik oluşumunu cesaretlendiren ve kemiklerde herhangi bir hasar veya bozulma varsa yeniden büyümeyi teşvik eden fosfor bakımından da zengindirler. İncir reçeli de günlük kalsiyum dozunuzu almak için lezzetli bir yoldur. 

Kolon Kanseri Tedavisi

Lifin varlığı , özellikle kolonda serbest radikallerin ve diğer kansere yakalanan maddelerin yok edilmesini teşvik etmeye yardımcı olur çünkü lif, bağırsakların sağlıklı hareketini arttırır.

Kanseri önlemek

İncirdeki lif içeriğinin meme kanserine karşı koruduğu bilinmektedir Menopozdan sonra , kadınlarda hormon dengesi sıklıkla dalgalanma gösterebilir. Vücudun sistemleri o kadar birbiriyle bağlantılıdır ki, bu hormonlar bağışıklık sistemini etkiler ve bu da antioksidanların serbest radikallerle savaşma kabiliyetini etkiler. Serbest radikaller kanserin gelişmesinin ardındaki başlıca faktörlerdir, bu nedenle incirler vücuda lif sağlayarak ekstra bir savunma hattı oluşumu sağlarlar.
İtalya, Calabria Üniversitesi Eczacılık, Beslenme ve Sağlık Bilimleri Fakültesi, incirlerin yağ asitleri ve fenoller gibi büyük bir biyoaktif bileşik kaynağı olduğunu belirtmektedir. [3] Bu bileşikler cilt kanseri riskini azaltmaya yardımcı olur . 

Diyabet Kontrolü

Amerikan Diyabet Derneği  diyabetin fonksiyonel kontrolünü teşvik etmek yardımcı olan bu besin maddesini önermektedir. Ve yapraklarıda kullanım için uygudur. [4] İncir yaprakları düzenli olarak insülin enjeksiyonları almak zorunda olan diyabetik hastalar tarafından ihtiyaç duyulan insülin miktarını azaltır Potasyum bakımından zengindirler, bu da  yemeklerden sonra vücut tarafından emilen şeker miktarını düzenlemeye yardımcı olur [2] 

Koroner Kalp Hastalıklarını Önlemek

Kuru incir fenol, omega-3 ve omega-6 yağ asitleri içerir. Bu yağ asitleri koroner kalp hastalıkları riskini azaltır Ayrıca, incir yaprakları trigliseritler üzerinde inhibe edici bir etkiye sahiptir ve toplam sayılarını düşürür. Trigliseritler çeşitli kalp hastalıklarının ardındaki diğer bir faktördür.

Kabızlığı Önler

 Scranton Üniversitesine göre,  incir gibi meyveler lif bakımından oldukça zengindir [5] Bu yüksek lif konsantrasyonu , sağlıklı, düzenli bağırsak işlevini desteklemeye yardımcı olur ve kabızlığı önler. aynı zamanda diyare ve sağlıksız veya düzensiz bağırsak hareketlerini de ortadan kaldırır . 

İncir, çözünür bir lif olan pektin içerir. Lif sindirim sistemi içinden geçtiğinde, kolesterolün fazla kümesini temizler ve vücuttan atılacak olan boşaltım sistemine taşır. Çözünür bir lif olarak, meyveden pektin de sağlıklı bağırsak hareketlerini uyarır. Mevcut en lifli gıdalardan biri olduklarından, müshil bir etkiye sahip olabilirler. Diyetinizdeki yüksek miktarda lif, belirli karın ve kolon kanseri türlerini önleyerek genel sağlığınıza faydalı olabilir .

Düşük Alzheimer Riski

İntoinflamasyonun hafifletilmesi söz konusu olduğunda incirler en iyi meyvelerden biri olarak kabul edilir. Avustralya ve Amerika üniversiteleri tarafından yapılan bir araştırma , incirlerin yaşlanma sırasında inflamatuar sitokinleri azaltabildiğini ortaya çıkarmıştır. [6] Bu eylem Alzheimer gibi hastalık riskini azaltmada çok faydalıdır. 

Bronşit tedavisinde

İncir yapraklarındaki doğal kimyasallar, onları astım bronşit çayı olarak ideal bir bileşen haline getirir İncir yaprağı çayı , bronşit gibi çeşitli solunum yolları için popüler olarak reçete edilmiştir ve ayrıca astım semptomlarını önlemek ve azaltmak için kullanılmaktadır.

Zührevi Hastalıklar Tedavisi

İncir geleneksel olarak Hint Yarımadası'nda ve dünyanın diğer birkaç bölgesinde zührevi hastalıklar için sakinleştirici bir merhem olarak kullanılmıştır. Bu meyvelerin sindirimi veya topikal olarak uygulanması, cinsel yolla bulaşan hastalıklardan kurtulmayı sağlamak için faydalıdır, ancak bu meyvelerin olumlu etkilediği semptomların ve hastalıkların kesinliği üzerinde daha fazla araştırma yapılması gerekir.

Cinsel İşlev Bozukluğunu Tedavi Eder

Yüzyıllar boyunca incir, sterilite, dayanıklılık veya erektil disfonksiyon gibi cinsel işlev bozukluklarını azaltmanın bir yolu olarak önerilmiştir. Mitolojinin ve kültürün önemli bir parçası olmuştur ve çoğu zaman güçlü bir fertilite veya cinsel destek olarak anılmaktadır. Afrodizyak olarak gerçek başarıları sorgulanabilir, ancak büyük miktarda değerli vitamin ve mineraller muhtemelen insanların ani bir yükselme için harcadıkları enerji ve dayanıklılıktaki ani yükselişin sebebidir. Gecede 2-3 inciri sütle ıslatın ve cinsel yeteneklerinizi geliştirmek için sabahları yiyin.

İdrarda Kalsiyum Kaybı Önlemek

Yüksek sodyumlu bir diyet sürdüren kişiler artmış idrar kalsiyum kaybından etkilenebilir. Yüksek potasyum içeriği bu durumdan kaçınmanıza yardımcı olur ve idrarınızdaki atık içeriğini düzenler. Vücudunuzdaki ürik asit ve diğer zararlı toksin miktarını giderek ortadan kaldırırken, kalsiyum kaybını en aza indirir.

Makula Dejenerasyonunu Önler

Yaşlılarda görme kaybının ana sebebi maküla dejenerasyonudur. Organik incir , yaşlanmanın bu yaygın semptomundan sakınmanıza yardımcı olur.

Boğaz ağrısı rahatlatmak

Incirdeki yüksek müsilaj içeriği, boğaz ağrısının iyileşmesine ve korunmasına yardımcı olur Bu meyvelerin ve doğal meyve sularının yatıştırıcı doğası , ses telleri üzerinde de ağrı ve stresi azaltabilir .
Diğer Faydalar
İncir, boğmaca ve astım gibi çeşitli solunum rahatsızlıklarının tedavisinde oldukça faydalıdır Bunlar ayrıca etkili sindirim yardımcılarıdır ve kabızlık, hazımsızlık, mide ağrısı ve çeşitli diğer bağırsak hastalıklarının tedavisinde faydalıdırlar.  ateş, kulak ağrısı, apseler, zührevi hastalıklar için iyidir ve karaciğer için mükemmeldir. Yüksek düzeyde alkanlara sahiptirler ve bu nedenle vücudun pH'ını düzenlemeye yardımcı olurlar. İncirler serbest radikallerin neden olduğu zararı önleyen antioksidanlar olan flavonoidler ve polifenollerden zengindir. Onlar yatıştırıcı ve müshil özellikleriyle bilinir ve aynı zamanda yağ ve şeker bakımından da düşüktür. Bu nedenle, kurutulmuş siyah misket inciri , elinizin altında olması gereken harika bir atıştırmalıktır!
Dikkat:  Çok fazla incir yemek ishale neden olabilir. Ayrıca, kuru incirler şeker bakımından yüksektir ve potansiyel olarak diş çürümesine neden olabilir. Ayrıca, incirlere veya içlerindeki bazı kimyasal bileşenlere karşı alerjisi olanlar ve ortaya çıkan alerjik reaksiyonlar hafif ila şiddetli olabilir. Her zaman olduğu gibi, diyetinizde önemli bir değişiklik yapmadan önce doktorunuzla konuşun.
Son olarak, bir cerrahiye giden ilk birkaç haftada çok fazla incir tüketmemek en iyisidir, çünkü bazen hassas kişilerde sindirim sisteminde kanamaya neden olabilirler.
Referanslar

ivythemes

{facebook#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL} {twitter#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL} {google-plus#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL} {pinterest#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL} {youtube#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL} {instagram#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget