Search Result For "lenf"

CİLT KANSERİ NEDEN OLUŞUR DETAYLI BİLGİ
Cilt kanserleri ve benler son 20 yılda bir önceki yıla göre yüzde dört oranında artış gösteriyor. Bu artışı, durdurmak mümkün olmasa bile, erken teşhis ve güneşe olabildiğince az maruz kalmak, hastalığa yakalanma riskini minimuma indiriyor.

Cilt kanserleri neden oluşur, daha çok vücudun hangi kısımlarında görülür?
Cilt kanserlerinin en önemli nedeni, cildimizde oluşan güneşe bağlı hasarlardır. Buna foto yaşlanma denilmektedir. Cilt kanserleri vücudumuzun her yerinde görülmekle birlikte en sık foto yaşlanmanın, yani güneş hasarlarının yoğun olduğu yerlerde görülür. Güneşe en sık maruz kalan yüz, boyun, kol ve bacaklar cilt kanserlerinin en sık rastlandığı yerlerdir.

Ne zaman cilt kanserlerinden şüphelenilmeli, belirtileri nelerdir?
Gövdemizde yeni çıkan, hızla büyüme gösteren, deriden kabarık, kanayan lezyonlar ve siyah renkli benler olduğunda şüphe duymalı ve dermatoloğa başvurmalıyız.

Kaç tür cilt kanseri vardır?
Üç tür cilt kanseri vardır: Bazal hücreli karsinom, skuamöz hücreli karsinom, malign melanom.

En çok risk altında olanlar kimlerdir, kalıtımsal faktörler etkili midir?
Cilt kanserleri en sık tip bir deri denilen beyaz ten, sarı saç, açık renkli gözlülerde görülür. Malign melanom türü cilt kanserlerinde de kalıtımsal faktörlerin önemli olduğu düşünülmektedir. Ailesinde malign melanom olanlarda bu kansere yakalanma riski olmayanlara göre daha yüksektir.

Görülme sıklığı erkeklerde mi kadınlarda mı fazladır?
İki cinsiyet arasında görülme sıklığı açısından bir fark yoktur.

Diğer kanserlere göre görülme sıklığı ne kadardır?
ABD’de cilt kanserleri en sık görülen kanserlerin başında gelmektedir. Ülkemizde kesin istatistiksel sonuçlar olmamakla beraber oran yüksek değildir. Son 20 yılda, deri kanserleri her yıl bir önceki yıla kıyasla yüzde dört oranında artmıştır. Bunun başlıca nedenleri olarak; ozon katının incelmesi, ultraviyole ışınlarına maruz kalınması ve bağışıklık sisteminin zayıflamasına sebep olan kronik böbrek yetmezliği ve AİDS gibi hastalıklardaki artış sayılabilir. İnsanların yaklaşık yarısında 65 yaşına kadar deri kanseri gelişmektedir. Yetmiş milyon nüfuslu bir ülkede her yıl yaklaşık 2500 kişi deri kanseri nedeniyle yaşamını yitirmektedir. Bunların yaklaşık yüzde 75’i melanom nedeniyle, geri kalan yüzde 25’i de diğer deri kanseri türleri nedeniyle olmaktadır. Bazal hücreli kanserler ortaya çıktıkları bölgede tekrar belirme eğilimlidirler ve uzak organlara yayılmazlar. Skuamöz hücreli kanserler de benzer seyir göstermekle birlikte uzak organlara yayılmazlar. Skuamöz hücreli kanserler de benzer seyir göstermekle birlikte uzak organ ve lenf bezlerine yayılabilirler. Melanomlar ise ölümcül seyirli olup, erken tedavi edilmemeleri durumunda lenf bezlerine ve uzak organlara yayılırlar.

Bitkisel tedaviler cilt kanserinde ne kadar başarı sağlıyor?
Bitkisel tedavilerle cilt kanserlerinin tedavisi mümkün değildir.

Nüksetme riski var mıdır?
Cilt kanserleri tedaviden sonra hem ilk çıktıkları bölgede nüksedebilirler. Hem de uzak organlara yayılabilirler. Cerrahi tedavi sırasında kanser tam çıkarılmışsa ya da, dar sınırlarla çıkarılmışsa nüksetme riski daha yüksektir. Bu nedenle ilk tedavi büyük önem taşır. Benzer şekilde nüksetme durumunun erken tanı ve tedavisi için, hastaların tedaviden sonra 6-12 ayda bir doktorları tarafından kontrol edilmesi çok önemlidir.

Cilt kanserlerinden korunmak için nelere dikkat etmeliyiz?
Cilt kanserlerinin oluşmasında en önemli faktör güneş ışınıdır. Güneşe maruz kalma süremiz arttıkça cilt kanserlerine yakalanma ihtimalimiz de o oranda artar. Bu nedenle doğal ve suni güneş yanıklarının oluşmasına izin vermemeliyiz. Yaz aylarında mutlaka açık alanlardaki sosyal aktivitelerde ve deniz kenarında güneş koruyucuları kullanmalı. Ama en önemlisi kullanılan güneş koruyucularının hem UVA, hem de UVB’ye karşı etkili olduğuna, suda koruyucu özelliklerini yitirmediğine dikkat etmeliyiz. Yüz ve ellere 20 faktörün üstünde koruyucu krem sürmek, geniş şapka ve uzun kollu giysiler giymeye dikkat etmek de diğer önemli hususlardır. Bunun dışında, tüm cilt düzenli aralıklarla kontrol edilmeli ve herhangi bir lezyonun ortaya çıkması halinde mutlaka doktora başvurulmalıdır.

Cilt kanserlerinin tedavisi nedir? Yeni geliştirilen yöntemler hangileridir?
Cilt kanserlerinin en temel tedavisi cerrahi tedavidir. Erken dönemde yapılacak cerrahi tedaviler kesin tedaviyi sağlayacaktır. Hastanın yaşam kalitesi ve sağ kalımı etkilenmeyecektir. Sistemik olarak yayılmış ve cerrahi yapılamayacak kadar ilerlemiş cilt kanserlerinde sistemik tedaviler ve ışın tedavileri yapılabilmektedir. Deri kanserlerinin tedavisi kanserin türüne göre değişmekle birlikte, amaç kanserin tamamen çıkarılması ya da yok edilmesidir. Deri kanserlerinin büyük çoğunluğu plastik cerrahlar ya da dermatologlar tarafından cerrahi olarak çıkarılarak tedavi edilirler. Burada deri kanseri, çevresinde tümör hücreleri bırakılmayacak şekilde genişçe çıkarılır ve yara tekrar dikilerek kapatılır. Ancak deri kanseri tam çıkarıldıktan sonra ortaya çıkacak alan büyükse, deri grefti ya da lokal flep kullanılarak onarılır ve derinin eski görünümünü kazanması sağlanır.

Ben nedir ve nasıl oluşur?
Ben derinin rengini veren melanin pigmentinin aynı yerde aşırı çoğalması ve toplanması yüzünden kendisini kahverengi ve ya siyah şeklinde gösteren oluşumlardır, genelde özellikle güneşe maruz kalan el, yüz. boyun ve dekolte bölgelerinde görülür, ama hiç güneş almayan bölgelerde de bu oluşumlara rastlamak mümkün. Bazen genetik bazen ise daha sonraki yaşlarda oluşur ve artış gösterir. Benlerdeki 5 değişiklik benler için çok iyi belirtiler olmayıp bu tip değişiklikler gözlemlendiğinde uzman bir dermatoloğa görünmenizde yarar olacaktır:

1- Renk değişikliği: Benin renginde koyulaşma koyu kahve ve ya siyaha doğru bir renk değişimi
2- Benin boyutunda değişme, kısa sürede aşırı derecede büyümesi
3- Çevre dokunun düzensizleşmesi, benin çevresi genelde düzgün görüntüdedir. Girintili, çıkıntılı bir dış yüzey ben için iyi bir belirti değildir
4- Benin çevresinde kaşıntı, kanama, yara
5- Benin üst düzeyinin düzensiz bir görüntü alması

Et benleri en çok nerede görülüyor?
Et benleri en çok güneşe maruz kalan ve ince bir deri yapısına sahip olan boyun, dekolte gibi yerlerde görülmekle birlikte vücudun değişik yerlerinde de görülebilirler. Tedavilerinde koterizasyon (yakma) ve kriyoterapi (dondurma) gibi yöntemler uygulanır.

Tüm vücudumuzun ağırlığını çekmesine rağmen en az önem gösterdiğimiz uzvumuzdur ayaklarımız. Fakat küçümsediğimiz ayak sorunları, ciddi bir hastalığın göstergesi olabilir.
Ayakkabı seçiminde modanın dayattığı modelleri mi tercih ediyorsunuz yoksa ayak sağlığınızı ön planda tutacak modelleri mi? Bu soruya vereceğiniz cevap ayaklarınıza gösterdiğiniz ilgiyi kanıtlayacaktır. Maalesef tüm vücudun yükünü çeken ayaklar en az özen gösterilen uzuvlardan birisi. Ayak sorunlarını araştıran ve tedavi yolları bulan podiatri bilimi var. Ve bu bilimin yaptığı araştırmalar gösteriyor ki; ayak sağlığına ve estetiğine pek önem göstermiyoruz. Ayak terlemeleri, nasırlar, duruş bozuklukları, mantar ve topuktaki yarıklar, tırnak batmaları ayakta görülen rahatsızlıkların başlıcaları. Ayak estetiğini bozan ve acı veren birçok sorun için tedaviye ya da bakıma dahi ihtiyaç duyulmuyor. Oysa çok az vaktinizi alacak bir ilgi ve dikkat yeterli. Dermatolog Dr. Gaye Ü. Sarıkan, bir podiatri (ayak sağlığı) uzmanı. Suadiye’deki Viva La Vida kliniğinde son derece modern bir ayak sağlık merkezi kurmuş. Burada bir diş doktorunun kliniğinde bulunan cinsten birçok cihaz var. Bunlar tırnak batması, mantar, duruş bozukluğu ve topuk yarıklarını en modern teknoloji ile tedavi etmeyi sağlayıcı aletler. Mesela tırnak batması için çok ağrılı ve sancılı bir tedavi cinsi olan tırnak çekmenin yerine Sarıkan, tel takma tedavisi uyguluyor. Diş teli gibi ince bir tel, tırnağın bir ucundan diğerine doğru geçiriliyor. Böylelikle tırnağın yuvasına yerleşmesi yani etin içine doğru uzaması engelleniyor. Bu tel, o kadar ince ki taktıran, varlığını fark etmiyor, çorap ve de ayakkabı giyebiliyor.
Ülkemizde sık görülen bir ayak problemi de duruş bozukluğu. Ayak parmaklarının birbirinin üstüne doğru kayık olması, parmaklar arasında boşlukların bulunmaması ve yan basmak gibi duruş bozuklukları, romatizmal bir rahatsızlık olabilir. Romatizmayla ilgili genel bir tedavi uygulanacağı gibi sırf ayakla ilgili de tedavi uygulanabiliyor. Bu durumda Sarıkan, parmak aralarına makaralar yerleştiriyor ve duruş bozukluğunu düzeltiyor. Ayak tabanı ve parmaklarının sağlığı için ayakkabı seçimi yine çok önemli. Uzun yola çıkacağınız zaman ve de çalışan birisiyseniz mutlaka ortopedik bir ayakkabı giymeniz gerekiyor. Çünkü birçok bel ve sırt ağrılarına, aşırı yorgunluk hissine, giyilen rahatsız ayakkabılar sebep olabiliyor.

Başkasının terliğini giymeyin

Sarıkan, ev içinde de terlik ya da ev ayakkabısıyla dolaşmayı öneriyor. Çünkü çıplak ayakla dolaşmak topuk yarıklarına davetiye çıkartıyor. Sarıkan, eşiniz, çocuğunuz ya da kardeşiniz dahi olsa başkasının terliğini giymemek gerektiğini söylüyor. Çünkü terlik yoluyla bakteriyel ve mikrobik ayak problemleri yayılabilir. Sarıkan, ayakların ve parmak aralarının abdest aldıktan ve denize girdikten sonra da mutlaka kurulanmasını öneriyor. Kurulanmadığı zaman parmak aralarında bakteriler oluşabilir. Ve sıcak havalarda bu bölgelerde kızarıklık, mantarlanma görülebilir.***
Topuklar için ponza taşı kullanmak doğru mu?

Topuklarda ve ayak altlarında ölü deri tabakasının oluşturduğu görüntüden kurtulmak için banyodan sonra veya banyo sırasında ponza taşı kullanılır. Dr. Gaye Sarıkan, bunu pek tavsiye etmiyor. Fakat aşırı yoğun bir ölü deri tabakası olması gibi zorunlu durumlarda ise bu işlemden sonra mutlaka nemlendirici krem sürülmesi gerektiğini söylüyor. Bu, vazelin ya da ayak bakım kremi olabilir. Çünkü topukları törpülemek ya da ponza taşı kullanmak buralarda travmaya sebep oluyor. Cildi, nemlendiriciyle yatıştırmak gerekiyor.

Ayak şişliklerinin de tedavisi var
Kısa bir yürüyüş sonrası bile ayakları ve bacakları şişenler var. Bu durumu lenf dolaşım sistemindeki aksaklıklara bağlayan Dr. Gaye Sarıkan, tedavisinin olduğunu söylüyor; tıpkı ayak terlemesinin tedavisi olduğu gibi. Rahatsız edici boyutlarda ise bir dermatoloğa ya da podiatri uzmanına uğramakta fayda var. El ve ayak tırnaklarında bozuklukların olması, -çizikler ve lekeler- hep vitamin ve mineral eksikliğine bağlanır. Fakat çoğunlukla sebep bunlar olmayabiliyor. Tırnaklar, derinin bir uzantısı. Dolayısıyla deride görülebilen birçok rahatsızlık tırnakta da olabiliyor. Mesela bu durum sedef hastalığı ya da diken hastalığının bir tezahürü olabilir. Bu sebeple bir uzmanın görmesi ve uygun tedaviyi uygulaması gerekebilir.

pürüzsüz bir vücut için bitkisel bakım önerileri
Dinlendirici bir banyo
Malzemeler: Taze nane + tuz

Hazırlanışı
: Yarım litre suyu kaynatın ve içine on adet taze nane yaprağını atıp on dakika dinlendirin. Ardından bu suyu süzerek ılık suyla dolu küvetin içine bir fincan tuzla beraber dökün.
Ne işe yarıyor:
Nane rahatlatıcı, dinlendirici ve sakinleştirici etkisi kuvvetli olan bir bitki. Tuz ise peeling yapma özelliğiyle cildinizi ölü deri ve hücrelerden arındırır.
Ne zaman kullanmalı
: Haftada bir kez ya da ihtiyaç hissettiğiniz an. Bu malzemeleri karıştırın ve damlalık ile alabileceğiniz bir kaba koyduktan sonra temizlediğiniz cildi nemlendirmek için kullanın.


Kuru ciltlere süt banyosu
Malzemeler: Süt + tuz + bal
Hazırlanışı
:
Boş bir plastik su şişesinin içinde bir litre süt, bir fincan tuz ve yarım fincan balı çalkalayarak karıştırın. Ve bu köpükle vücudunuzu ovun, sonra durulayın. Ne işe yarıyor: Süt banyosu derinlemesine temizler ama epidermisin hassasiyetine zarar vermediği için cildi kurutmaz. Tuz ölü derinin atılmasına yardımcı olur. Ne zaman kullanmalı: Haftada bir kez.


SELULİT Seluliti oluşturan nedenlerin başında östrojen, doğum kontrol hapı, gebelik, sigara, hormonal bozukluklar, beslenmede doymuş yağ miktarının fazlalığı ve lenf sisteminin yetersizliği bulunuyor. Selulitten kurtulmak için birçok yönteme rastlamak mümkün. Bizim tercihimiz ise daha doğal ve daha kolay olan yöntemler. Soyun şu portakal kabuğunu
Malzeme: Rezene + anason + biberiye
Hazırlanışı
: Cildinizde oluşan portakal kabuğu görünümü artık canınıza tak etti. Öyleyse çok kolay hazırlanan bir karışımla sonunda selulitlere ‘elveda’ diyebilirsiniz. Bunun için sabahları, 1 litre suya 1 tatlı kaşığı rezene, bir tatlı kaşığı anason ve 1 tatlı kaşığı biberiye atın. Bu karışımı kısık ateşte 5 dakika kadar kaynattıktan sonra 10 dakika demlenmeye bırakın. Soğuyan karışımı gün boyunca bol limonla tüketin. Selülitlerinizin yok olduğunu ya da en azından gözle görünmeyecek kadar azaldığına şahit olacaksınız.

PAMUK GİBİ ELLER İÇİN
Kuru ellere losyon Malzemeler: Limon suyu + zeytinyağı

Hazırlanışı: Üç damla zeytinyağıyla bir limonun suyunu karıştırın. Bu karışımı hemen ellerinize sürün. Yarım saat bekledikten sonra bir parça pamukla ellerinizi silin, ardından da yıkayın.
Ne işe yarıyor:
Limon suyundaki C vitamini ellerdeki lekeler üzerinde etkili, ayrıca ölü hücreler üzerinde peeling işlevi yapar. Maskenin içindeki zeytinyağı da kuruluğu giderir ve cildi yumuşatır.
Ne zaman kullanmalı:
Ellerinizin kuruduğunu hissettiğiniz her an kullanabilirsiniz. Örneğin, suyla uzun süre temas ettikten sonra.....


TIRNAKLAR DA BAKIM İSTER Tırnaklar güneşlenme süresince kalınlaşır, şekil anlamında bozulur, kolayca kırılabilir veya pul pul dökülür. Bu esnada deri de değişir. Lavanta işte bu noktada imdadımıza yetişiyor. Tırnaklarınızın üzerine süreceğiniz lavanta yağı etkin bir koruma sağlayarak, sözünü ettiğimiz olumsuzlukları yaşamanıza engel olur.

EL MASKESİ
Maskeyi uygulamadan önce bir süre ellerinizi ılık suda yumuşatın. Ardından tırnaklarınızı 5 dakika boyunca ılık zeytinyağı ve 1 çay kaşığı balın içinde bekletin. Sonra da zeytin yağla ellerinize ve parmaklarınıza masaj yapın.

8 öneriyle sımsıkı göğüsler

Kadın güzelliğinin simgesinden birisi de göğüsler... Ve pek çok kadın için göğüslerinin güzelliği çok ama çok önemli. Öyle ki, her yıl tüm dünyada binlerce kadın daha güze! göğüslere sahip olmak için bıçak altına yatmaktan çekinmiyor. Ancak, biz "çok geç olmadan ve göğüsleriniz herhangi cerrahi bir müdahaleyi gerektirmeden işe koyulun" diyoruz. Önerilerimizi düzenli bir şekilde uygulayarak, göğüslerinizi forma sokabilir ve güzelliklerini uzun yıllar boyunca koruyabilirsiniz.

1. Sıcak - soğuk duş
Sıcak ve soğuk suyu değişimli olarak kullanarak vücudun herhangi bir bölgesine uygulamak aslında Kneipp Terapi olarak bilinen çok eski bir yöntem. Ağrılara iyi geldiği söylenen bu yöntemi tüm vücut için kullanmaksa genel olarak bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Göğüslere nasıl uygulandığına gelince; duşun el başlığını alın ve göğüslerinizin üzerine önce dayanabildiğiniz kadar soğuk, 2 dakika ardındansa ılık su tutun. Yaklaşık 10 dakika boyunca bunu tekrarlayın ve soğuk suyla işlemi bitirin. Göğüs bölgenizdeki kan dolaşımı hızlanacak ve bu da cildinizi uyararak daha gergin hale gelmesine yardımcı olacaktır.

2. Basit ama etkili egzersizlerden yardım alın
Göğüslerinizin kısa zamanda forma girmesini istiyorsanız, egzersizlerin gücünden mutlaka faydalanmalısınız. Eğer düzenli uygularsanız sadece bir ay içinde istediğinizden çok daha fazlasını elde edeceğinize emin olabilirsiniz. Size önereceğimiz egzersizleri uygulaması son derece basit, her gün tekrarlandıklarında bir o kadar da etkililer;

• İki avcunuzu göğsünüzün tam önünde birbirine mümkün olduğunca güçlü bir şekilde bastırın. Egzersizi, günde 3 kez 15 dakika yapmanız yeterli ama siz aklınıza her geldiğinde de tekrar edebilirsiniz.

• Bir duvarın önünde durun. Ellerinizi duvara dayayın ve tüm ağırlığınızı ellerinizin üzerine verin. Ardından, kollarınızı gererek kendinizi duvardan uzaklaştırın. Günde 30 kez tekrarlayın.

• Sırt üstü yere uzanın ve her iki elinize 2'şer kiloluk ağırlıklar alın. Kollarınızı yukan doğru gergin bir şekilde uzatın ve indirin. 3 set halinde 15'lik tekrarlar yapmanız, göğüs kaslarınızı güçlendirmeniz için yeterli.

3. En doğru sutyeni seçin
Yanlış beden sutyen seçiminin göğüsleri deforme ettiği artık bilinen bir gerçek. Sizin için en doğru bedeni, büyük mağazalardaki satış elemanlarının yardımıyla öğrenebilirsiniz, Ancak beden kadar yapılan aktiviteye uygun sutyen seçimi de önemli. Örneğin spor yaparken mutlaka yaptığınız spora uygun bir sutyen tercih etmeli, elastikiyetini kaybetmiş sutyenleri asla kullanmamalısınız (Nike Spor Sutyen, 75 YTL). Ayrıca, doğru sutyenle sadece saniyeler içinde bile göğüslerinizin formda görünmesini sağlayabilirsiniz.
4. Teknolojiden yardım alın
Göğüslerinizi toparlamak için enstitülerde yapılan bakımlardan da faydalanabilirsiniz. Bu uygulamardan en yenisi de, 6 farklı teknolojiyi bir araya getiren 'Breast Fit System'. Bu teknolojiler sayesinde doku yenilenmesi, gelişmesi, cilt elastikiyetinde iyileşme yaşanıyor, düşük miktarda verilen elektrik akımı ile kas güçlenmesi sağlanabiliyor, lenf, kan dolaşımı ve metabolizma gelişiyor, göğüs ucu renk koyulaşması sıkıntısı son buluyor. Uzmanlar, göğüs geliştirme, şekillendirme ve çatlaklara özel 10 ayrı programa sahip sistem ile yaklaşık 10-12 seans arasında sonuç alınmaya başlandığını ifade ediyor. Tavsiye edilen seans 20 iken, periyot ise haftada 3 kez... Kişinin problemine, yaşına, cilt yapısına göre bu sayı değişebiliyor. Sarkma, çatlak, büyütme uygulamaları için farklı süreler söz konusu...

5. Kozmetiklerin gücünden yararlanın
Göğüslerinizin güzelliğine katkıda bulunmak için kozmetiklerin gücünden de faydalanabilirsiniz. Cildi sıkılaştırma özelliğine sahip bu ürünler, diğer bakım uygulamalarıyla iyi sonuçlar veriyorlar. İşte seçtiklerimiz:

1.Guinot Liftenseur Buste: Cildi sıkılaştıran ve daha genç görünümlü bir dekolte bölgesi sağlayan ürün, özellikle güneş öncesi ve sonrası, hamilelik gibi dönemlerde tavsiye ediliyor. Göğüs ve dekoltenin destek bağ dokusununun elastikiyetini geri kazandırıyor. İçeriğinde hücre sağlığı için gerekli 56 aktif biyolojik içerik olan hücre yaşam kompleksi, C vitamini ve kamelya yağı özü bulunuyor. 106 YTL
2. La Colline Cellular Bust DR Cream: Göğüs, dekolte bölgesi ve boyun çizgisi dokusunun sarkmasını, kolajen ve elastin bağlarının gevşemesini önleyen ürünün anında ve uzun süreli sıkılık kazandırdığı söyleniyor. 221 YTL
3. Thalgo Bust Shaping Serum: Hücre yenilenmesini hızlandırarak cildi besliyor ve canlandırıyor. Formülünde tüm Thalgo özleri gibi deniz ve yosun özleri bulunan ürünün, göğüs dokusunun yeniden şekillenmesini sağladığı söyleniyor. 109 YTL
4. Sothys Radiance Tightening Bust Serum: Göğüslerde sıkılaştırma, yeniden şekillendirme, canlandırma etkisi yaratan hafif bir serum. Tazeleyici ve yağ içermeyen yapısıyla cilt yüzeyine ışıltılı bir görünüm kazandırıyor. 113 YTL
5. Shiseido Aromotic Bust Firming Complex: Yoğun yapıda ancak kolayca emilen göğüs bakım kompleksi olan ürün, aynı zamanda aromatik şekilde etki ediyor. Yeni geliştirilen FRM kokusu cildin koruma bariyerlerini geliştiriyor. Shiseido uzmanlarının verdiği bilgiye göre cildi sararak nemin buharlaşmasını engelliyor ve kan dolaşımını da hızlandırıyor. 106 YTL
6. Sampar Lift Me Up Büst Cream: At kestanesi özütü, nane, karite, bitki şekerleri ve süt içeren ürün cilt dokusunu nemlendiriyor ve cildin doğal yapısını güçlendirerek göğüslerin toparlanışını sağlıyor. Ürünün çatlakları da önlediği söyleniyor. 119 YTL

6. Dekolteyi unutmayın

Göğüslerin güzelliğinde dekoltenin ne kadar önemli olduğu hep unutulan bir gerçek. Oysa, çenenizin altından başlayıp, göğüslerin üzerine kadar devam eden bu bölgeyi, göğüslerin dik durmasına yardımcı olan doğal bir sutyen olarak nitelendirmek mümkün. Uzmanların bu konudaki önerisi ise, göğüs kreminizi, sadece göğüslerin üzerine değil, çenenizin hemen artından başlayarak dairesel masajlarla tüm dekolteye yedirmeniz.

7. Küçük hilelerden faydalanın
Hayalinizdeki sırtı açık elbiseyi, sutyensiz giymeniz için tek çare operasyon masasına yatmak değil! Bunun için sadece saniyeler içinde etkisini gösterecek tavsiyelerimiz var sizlere; eğer göğüs kaldırmaya yarayan bantları bugüne kadar hiç denemediyseniz, işte şimdi tam zamanı. Çoğu kadın bunların, yeteri kadar etkili olmadığını düşünse de, deneyenler, iri göğüsleri bile toparlama etkisine sahip olduklarını anlatıyor. Siz de, yapışkanlı bantları, özel gecelerde kullanabilirsiniz. (La Senza yapışkan bantlar 25 YTL).Yapışkanlı sırtsız sutyenleri de deneyebilirsiniz (Yapışkanlı sırtsız sutyen Yeni İnci, 18 YTL).

8. Sağlıklı göğsün güzel göğüs olduğunu bilin
Sağlık her zaman, her şeyden önce gelir, Ve sağlıklı olan güzel olandır. Bu kuralı hiçbir zaman unutmayın ve göğüslerinizin güzelliğini uzun yıllar korumak için göğüs kontrollerinizi asla ihmal etmeyin. Düzenli check-up'lar sırasında yaptıracağınız göğüs kontrolleri meme kanserinin erken teşhisi için çok büyük önem taşıyor.

Vücut güzelliği bakım önerileri yararlı bitkiler
Vücut güzelliği cilt güzelliğiyle orantılıdır.
Önce parmağınızı cildinizde gezdirin. Cildinizin yağlı bir tabakayla kaplı olduğunu fark edeceksiniz. Bu tabaka, sebum ve sudan oluşan cildin koruyucu tabakasıdır. İşte bu koruyucu tabakanın içerisindeki sebum yani yağ oranı cilt tipinizi belirler.
Eğer sebum oranı az ise cildiniz kuru; fazla ise yağlı; normal ve dengeli ise normal ve karma cilttir. Kuru cilt oldukça incedir ve gözenekleri çok küçüktür. Görünümü mat ve serttir. Dokununca kuru ve pürtüklüdür. Cilt kendini koruma özelliğini tam olarak yerine getiremediği için iç ve dış faktörlerden kolayca etkilenip tahriş olur. Sık sık gerilir, kaşınır, karıncalanır, çatlar ve soyulur. Banyodan sonra kızarıklıklar oluşur, sabun ve kireçli su rahatsızlık verir. Fazlasıyla nemsizdir, günlük bakım kremi kullanılmasına rağmen hala kuruluk ve gerginlik hissedilir.
Yağlı cilt kalındır ve gözenekleri çıplak gözle rahatlıkla görülecek kadar genişlemiştir. Rengi donuk, görünümü yağlı ve parlaktır. Dokununca kaygandır. Sık sık sivilce ve siyah nokta oluşur. Makyaj çok çabuk bozulur hatta akar. Oldukça dayanıklıdır, en geç kırışan cilt türüdür.Karma cilt yağlı ile kuru arasındaki cilttir; ne yağlı, ne kurudur.Alın, burun ve çene ( T bölgesi ) yağlı; yanaklar normal veya kurudur. Yanak bölgesindeki cildin tipi dış etkenlere bağlı olarak değişebilir.Normal cildin gözenekleri optimal açıklıktadır. Rengi pembedir. Görünümü taze ve sağlıklıdır. Dokununca yumuşak ve pürüzsüzdür.
Bir önemli not, cildiniz hangi tipte olursa olsun, fazla güneşlenme, mevsim değişimleri ve hormonal etkenler nedeniyle nemsizlik, hassasiyet veya kuruluk gibi sorunlarla karşılaşabilirsiniz. Bu durumda yapmanız gereken, özel bakım programları uygulamaktır.Cilt bakımı için önce arındırma yani keselemenin cilt bakımı için önemi inkar edilemez. Haftada bir kez cildi ölü hücrelerden korumak için keseleme yapılmalıdır. Bedenin üst kısımlarına doğru dairesel hareketlerle yapılır. Ardından cilt mutlaka nemlendirilir. Göğüsler, boyun el ve bacaklar dış etkilere daha açıktır, her gün bakım ister. Cildin temel esnekliğini korumak ve ileriki yaşlarda sarkma ve çizgileri azaltmak için genç yaşlarda koruyucu ve nemlendiricileri kullanmak gerekir. Cilt hem sıcak hem soğuktan etkilenir. Nemini yitirir, hassaslaşır ve kurur. Cildi sağlıklı tutmak için yıl boyunca nemlendirici kullanmak yararlıdır. Cildin gerilmesiyle kuruduğunu anında anlayabiliriz.
Vücudun en büyük düşmanı selülitlerdir. Genç yaşlı, şişman zayıf fark etmez. Her kadında oluşur. Selülit, kısaca, derideki yapının bozulup, yağ dokularının su, tuz ve metabolizma atığı maddelerle dolarak şişmesi anlamına geliyor. Bu durum, lenf ve hücrelerarası sıvının birikmesine yol açıyor ve deriyi "portakal kabuğu" görünümüne büründürüyor. Dolaşım bozukluğu, kalıtım, yaş, cinsiyet, hormonal düzensizlik, hareketsizlik, iklim koşulları, psikolojik etkenler gibi pek çok oluşum nedeni var. Sağlıklı beslenme, spor yapma, gerekirse koruyucu kremlerle selülitle savaşılır. Selülit sağlıkla orantılıdır.

Yeterli uyuyun : Uyku sırasında enerji yenilenir, zehirli maddeler vücuttan atılır, dokuların beslenmesi düzelir ve hücre metabolizması normale döner.Stresli olmayınStresliyken vücut insulin salgılar. Bu durum vücutta yağ ve şeker birikimine yol açar.

kilonuzu sabit tutun : Sık aralıklarla yüksek miktarda kilo alıp vermek deride esneklik kaybına neden olur. Bu durum deri yapısını bozar ve selülit oluşumuna zemin hazırlar.

gelişigüzel ilaç kullanmayın : Özellikle idrar söktürücü ve müshil ilaçlarını doktor tavsiyesi ile kullanın. Selülit, vücuttaki su-tuz dengesi değişikliklerine son derece duyarlıdır. İlaçların kötü kullanımı bu dengeyi bozabilir.Güneşlenirken dikkatli olun.Fazla güneşlenmek cildin yaşlanmasına ve direncinin azalmasına neden olur. Sıcak saatlerde (12-16 arası) güneşlenmeyin ve mutlaka güneşten koruyucu bir ürün kullanın.Kan dolaşımını engelleyen nedenlerden uzak durun.Kan dolaşımındaki yavaşlamalar ve düzen bozuklukları selülitin oluşmasında çok etkilidir. Bu yüzden:Vücudunuzu çok sıkan giysiler giymeyin. - Sürekli yüksek topuk kullanmayın. - Kambur durmayın. - Kabızlık sorununuz varsa tedavi olun.


İyi soluk alıp verin: Göğsünüzü iyice şişirerek burnunuzdan derin ve yavaşça soluk alın ve yine burnunuzdan yavaşça geri verin. Dokuların bol oksijenle dolması, yanma işlemini hızlandırarak zehirli maddelerin vücuttan atılmasını kolaylaştırır, selüliti engeller.

Aromaterapi yapın : Selüliti engellemeye yarayacak en etkili yağ özleri greyfurt, portakal ve limon yağlarıdır. Çok konsantre oldukları için sadece 2 ya da 3 damla uygulayın.Haftada 1 kez, vücudun üst kısımlarına doğru ve dairesel hareketlerle yapılmalıdır. Dirsek, diz, kol, kalçaların üst kısımları gibi vücudun pürtüklü bölümlerinde ısrarcı olunması, buna karşın göğüsler, boyun gibi hassas bölümlerine uygulanmaması gerekir.

Günde en az 1,5 litre su için : Su, hem vücudu zehirli atıklardan temizler hem de selülitli dokulardaki tuzu atarak bu dokuları temizler.
Tuzu azaltın : Tuz ve sucuk, sosis gibi tuzlu yiyecekler dokularda su tutulmasına neden olur.

Proteinli gıdaları tercih edin : Protein yönünden zengin yiyecekleri sindirme sırasında vücut fazla enerji harcar. Bu da sağladıkları kaloriyi azaltır.

Bol bol meyve ve yeşil sebze yiyin : Meyve ve yeşil sebzeler dokulardaki zehirli artıkların atılmasında son derece etkilidir.

Patates, pirinç gibi nişastalı yiyeceklerle yağlı yiyecekleri bir arada yemeyin.Nişasta fazla miktarda insulin salgılanmasına neden olur bu da yağların organizma içine iyice yerleşmesine yol açar....Ve tahmin edeceğiniz gibi,

Yemek aralarında atıştırmayın.

Sigara, kahve, alkol, gazlı ve kolalı içecekler içmeyin.

Çikolata, kuruyemiş, muz, yağlı, bol salçalı ve baharatlı yiyecekler yemeyin.

Selülitle savaşmakta kararlıysanız mutlaka düzenli spor yapmalısınız. Haftada bir kez 2 saat yürümek yerine, her gün 45 dakika yürümek çok daha faydalıdır.

Selülite karşı en etkili sporlar, yürüyüş, yüzme, jimnastik gibi kan dolaşımını artıracak, bacak ve kalçalarınızı kuvvetlendirecek özellikte olanlardır.

Eğer spor yapmaya hiç vaktim yok diyorsanız, işte size akşamları evinizde uygulayabileceğiniz iki egzersiz:

- Yan yatın, kolunuzu başınızın altına koyun, dizlerinizi vücudunuza dik açı yapacak şekilde bükün ve bacaklarınızla dairesel hareketler yapın.
- Sırt üstü yatın, dizlerinizi bükün, karnınızı içinize çekin, bedeninizin üst kısmını kaldırarak ayak bileklerinizi tutmaya çalışın.

Spordan sonra mutlaka banyo yapın ya da duş alın : Banyoda 37°C den fazla su sıcaklığı kullanmamaya gayret edin. Spor sonrası vaktiniz varsa, banyonuzu ılık suyla doldurun ve ayaklarınızı uzatacak şekilde oturup kalçalarınızdan baldırlarınıza doğru soğuk duş tutun. Arındırma (keseleme) vücut bakımının önemli bir etabıdır Cilt bakımı öncelikle güneş ışınlarından korumayla başlar. Güneş ışınlarının en güçlü olduğu, sabah 10.00 ile 15.00 arasındaki saatlerde güneş ışınları ile direkt temastan kaçınınız.Geniş kenarlı bir şapka kullanınız ve güneş ışınlarını engelleyen giysiler giyiniz. Islak T-shirt-lerin ve bir çok hafif giysinin güneş ışınlarını geçirdiğini unutmayınız. UV (ultraviyole) ışınlarını süzen bir güneş gözlüğü kullanın. Mutlaka güneş ışınlarına karşı en az 15 SPF (sun protecting factor = güneş engelleme faktörü) lik koruma sağlayan cilt ürünleri kullanınız. Bu ürünleri güneşle temasınızdan 30 dakika kadar önce uygulamaya özen gösteriniz.Kış veya soğuk dönemlerde de uzun süreler güneşe çıkmak özellikle cilt kanserleri açısından risk oluşturur. Güneş ışınlarına karşı korumanızı bu
dönemlerde de sürdürün .

Siyah cilt rengine sahip insanların ciltlerinde sadece melanin pigmentinin daha fazla olduğunu ve o ciltlerde de kanser olabileceğini unutmayınız.Özellikle yaz aylarında, bir an önce yanmış bir cilde sahip olmak için kullanılan, yanma hızlandırıcı ürünlerden kaçınınızYanma hızlandırıcı ürünlerin, sadece yanık bir ten sağladığını ve ciltte UV koruması yapmadığını, ciltte kırışıklıklara ve kurumaya neden olduğunu unutmayınız.

Coriolus
Diğer İsimler: Boletus Versicolor, Champignon Coriolus, Coriolus, Coriolus versicolor, Hongo Coriolus, Kawaratake, Krestin, Polyporus Versicolor, Polysaccharide Peptide, Polysaccharide-K, Polisakkarit Krestin, Polystictus Versicolor, PSK, PSP, Trametes versicolor, Hindi Kuyruğu, Yun Zhi, Yun-Zhi (bulut mantarı).
coriolus mantarı


İnsanlar uzun zamandır koriolus mantarını halk tıbbı olarak kullandılar. Son zamanlarda, araştırmacılar, bu mantara ilaç kavramı kazandırmış ve içeriğindeki etken maddeleri izole etmeye ve tanımlamaya başlamışlardır. Bu maddelerin ikisi polisakarit peptid (PSP) ve polisakkarit krestin (PSK) 'dır. Bilim adamları bu kimyasalların kansere karşı savaşabileceğini ve bağışıklık sistemini güçlendirebileceğini düşünüyor.

Coriolus'u Kullanır iken dikkat edilmesi gereken hususlar

Coriolus mantar çoğu insan için muhtemelen güvenlidir. Şimdiye kadar bildirilen herhangi bir yan etki görülmedi. Bununla birlikte, kemoterapi ve PSK denilen (coriolus mantarından ekstrakte edilen) kimyasalları alan kişiler bulantı, düşük beyaz kan hücresi sayımı ve karaciğer problemleri yaşamıştır. Bu yan etkilerin kemoterapi veya PSK'ye bağlı olup olmadığı belirsizdir. Özel Önlemler ve Uyarılar: Hamilelik ve emzirme: Hamilelik ve emzirme döneminde mantar mantarının kullanımı hakkında yeterli bilgi yoktur. Güvenli tarafta kalın ve kullanımından kaçının.
hindi kuyruğu mantarı

Coriolus'un faydaları

Coriolus mantarı, PSP ve PSK bağışıklık sistemini uyarmak için kullanılır; Herpes tedavisi, kronik yorgunluk sendromu (CFS), hepatit ve pulmoner bozukluklar; balgam azaltılması; vücut geliştirme sonuçlarını iyileştirmek; artan enerji; saçkıran kurdu ve impetigo adı verilen bir cilt rahatsızlığı; üst solunum yolu, idrar ve sindirim sistemi enfeksiyonlarının tedavisi; hepatit dahil olmak üzere karaciğer rahatsızlıklarının iyileştirilmesi; kemoterapi ve radyasyon tedavisinin toksik etkilerini ve ağrılarını azaltmak; kemoterapinin etkinliğini arttırmak; yaşamı uzatmak ve kanser hastalarının yaşam kalitesini yükseltmek; ve artan iştah.
  • Kemoterapi ile kullanıldığında Muhtemelen Etkili : Coriolus mantarında bulunan bir madde olan polisakkarit krestin (PSK), bazı kanser hastalarının kemoterapiye yanıtını artırabilir. PSK, meme kanseri, özofagus kanseri, mide kanseri, akciğer kanseri, karaciğer kanseri, kolorektal kanser ve nazofarenks kanseri için on yıllardır Japonya'da kullanılmaktadır. Sonuçlar çeşitlidir.
Yetersiz Kanıt:
Bu kullanımlar için coriolus mantarının etkinliğini değerlendirmek için daha fazla kanıt gereklidir.
Biliyor muydunuz… Hindi kuyruğu  mantarlarından elde edilen özler, özellikle göğüs kanseri olmak üzere kanseri iyileştirmek için yapılan bir NIH çalışması ile kanıtlanmıştır.
Bu mantarın en heyecan verici son keşiflerinden bazıları Hindi kuyruğu mantarlarının kansere karşı savaşma gücü dünyaca ünlü mikolog Paul Stamets ile bağlantılı. Mikologlar, biyoloji dalında uzmanlaşan ve fungusların araştırılmasına adanmış bilim insanlarıdır.
Mikoloji, tıbbi uygulamalar da dahil olmak üzere, insanlara genetik ve biyokimyasal özellikler ve potansiyel yararlılık için mantarları incelemeyi içerir.
Kuşkusuz en çok bilinen ve oldukça değerli mantarlardan türetilen ilaç, hayat kurtarıcı antibiyotik penisilindir. Ancak Paul Stamets'in ilk elden öğrendiği gibi, diğer mantarlar da oldukça şifalı.
2009 yılının Haziran ayında, Stamets annesinden şok edici ve üzücü bir haber aldı: sağ memede 6 adet ceviz büyüklüğünde lenf nodu tespit edildir Sağ meme bundan dolayı  sol memenin 5 katı büyüklüğe ulaştı . Şişlik ve genişlemiş düğümlerin kansere neden olduğu ortaya çıktı. Onun tetkiki ve teşhisi sırasında, Stamets'in annesi zaten evre IV meme kanserine sahipti ve zaten karaciğerine metastaz yapmıştı.
Washington Üniversitesi İsveç Meme Kanseri Kliniği'ndeki onkolog, Stamets'in annesinin, 20 yıllık uygulamada gördüğü ikinci en kötü meme kanseri vakası olduğunu söyledi. Stamets'in annesinin yaşamak için sadece 3 ila 6 ay olduğunu tahmin ettikten sonra, onkolog, hem anne hem de çocuğa, kanseri tedavi etmek için Hindi kuyruğu mantarlarını kullanan ilginç yeni bir çalışma hakkında bilgi verdi.
Stamets'in annesi mantarları (Ariceptin ilacıyla birlikte) denedi. 7 ay sonra hızlı ileriye… Paul, “Şubat 2010'dan itibaren neredeyse hiç kanserden yoksun” dedi.
Kanser öldürücü PSK
Hindi Kuyruğu mantarlarının kansere karşı savaşta neler getirebileceğini keşfetmekle ilgilenen tek kişi stak değildir. Hindi Kuyruğu mantarları aslında en çok araştırılan ve saygın şifalı mantarlardan biridir. Onlar, Yun Zhi veya Kawaratake olarak bilinen Çin ve Japonya'da çok uzun bir şifalı ve tıbbi kullanıma sahiptir.
Hindi Kuyruğu mantarları, uzun bir tıbbi özellik ve sağlık faydaları listesi sunmaktadır, ancak bunlar en çok anti-kanser polisakkarit PSK'nin doğal kaynağıdır.
PSK'nın kanserle savaştığı ve kanser hücrelerinin büyümesini engelleyerek ve “ev sahibi aracılı bir tepkiyi uyararak” tümörlerin durduğu söylenir. PSK ayrıca, bağışıklık sistemini güçlendirmek ve başlatmak için vücudun kendi “Doğal Katil Hücreleri” ni teşvik eder.
PSK, kanser sağkalım oranlarını arttırmak için sıklıkla kemoterapi ile birleştirilir.
2.25 Milyon Dolarlık NIH Çalışması, Hindi Kuyruğu Mantarlarının Meme Kanserine Karşı Gücünü Doğruladı
Yakın zamanda, Ulusal Sağlık Enstitüsü (NIH), Bastyr Üniversitesi, Minnesota Üniversitesi ve Washington Üniversitesi ile ortaklaşa yürütülen 2,25 milyon dolarlık bir çalışmayı onayladı. Araştırmacılar, Hindi Kuyruk mantarlarının meme kanseri olan hastaların bağışıklık sistemleri üzerindeki etkisini analiz ettiler.
Cynthia Wenner, NIH çalışmasında başlıca araştırmacılardan biridir. Bastyr Üniversitesi'nden Bastyr Dergisi'ne verdiği röportajda, “Genel bir amaç olarak, bu mantarın meme ve prostat kanserine karşı insan bağışıklık yanıtını teşvik edip etmeyeceğini keşfetmeye çalışıyoruz” dedi.
Stamets şirketi Fungi Perfecti LLC tarafından sağlanan mantarları kullanan çalışma, mantarların bağışıklık sistemini kesinlikle uyardığını ve hatta hastalığın bağışıklık sistemindeki defisitleri düzeltebileceğini doğruladı. daha geleneksel tedaviler.
Güçlü Bağışıklık Sistemi Güçlendirici
Tabii ki, Hindi kuyruğu mantarları, zaten iyi durumda olan bireyler bile, herkesin bağışıklık sistemi için harikalar yapabilir. Hindi kuyruğu mantarlarının birçoğunun bazı şartlarını iyileştirip ortadan kaldırabilir. .
  • Enfeksiyonlar ve üst solunum yollarının iltihapları
  • İdrar yolu enfeksiyonları
  • Sindirim sistemi enfeksiyonları ve tahrişleri
  • Pulmoner hastalıklar
  • Kronik tıkanıklık
  • Genel enerji eksikliği ve halsizlik
Normal dozaj, günde 2 ila 3 gram / 3 kez, ya yemeklere karıştırılır ya da kapsül şeklinde alınır (Fungi Perfecti, LLC - fungi.com adresinde mevcuttur). NIH çalışmasında kullanılan özel ekstreler aynı dozlarda alınmalıdır.
Hindi Kuyruğu mantarları gücünü kaybetmeden yıllarca her türlü tutulabilir. Bunları ısıdan ve ışıktan uzak tutmak, zaten etkileyici raf ömrünü uzatacaktır.
Şimdiye kadar, Hindi Kuyruğu mantarları üzerine yapılan araştırmalardan elde edilen bulgular, kansere ve diğer hastalıklara karşı etkileyici bir etkiye işaret etmektedir. Araştırmacılar, Hindi Kuyruğu mantarlarının, hem kanser tedavisi için kritik olan, bağışıklık sistemi uyarımı ve onarımında aktif olduklarını açıkça belirtmektedirler.
Takip eden çalışmalar, bu şifalı mantarların umut veren inanılmaz sağlık faydalarını tanımlamak ve daha iyi anlamak için hastanın hayatta kalmasına odaklanacaktır.

Yara Tedavisinde Bal
Doç. Dr. M. Emin ÇELEBİ 

Bal; besin maddesi ve enerji kaynağı olmanın yanısıra bir sağlık iksiri ve çeşitli hastalıkların tedavisinde başvurulan şifa vesilesidir. Arılar vasıtasıyla üretilen bal, arı sütü ve polen; kimyevî ilaçlardan uzaklaşma eğiliminin arttığı günümüzde mühim bir ecza konumuna gelmiştir. Birçok hastalığın tedavisinde bal, polen, propolis, arı sütü ve arı zehri gibi mamuller kullanılmaktadır. Son yıllardaki araştırmalar, balın yara tedavisinde de oldukça tesirli olduğunu göstermiştir. Buna paralel olarak günümüzde 'apiterapi' adı verilen arı ürünleri ile tedavi metotları hızlı bir gelişme göstermiş ve apiterapi merkezleri kurulmuştur.

Yara tedavisinde bal kullanımı (M.Ö) 2.000 yılına kadar gitmekle birlikte, yirminci yüzyıla kadar balın yara tedavisindeki tesiri, ilmî delillerle açıklanmamıştır. Son çalışmalar, balın bakteri üremesini engellediğini ortaya koymuş ve bu da onun yara tedavisinde kullanımını yaygınlaştırmıştır.

Yaranın iyileşmesinde balın rolü Balın yara tedavisindeki tesiri; iltihabî ödemin azaltılması, yaranın temizlenmesi, ölü dokuların atılımının hızlandırılması, lokal olarak hücreye enerji sağlama ve yara üzerindeki protein tabakasını koruma şeklinde ortaya çıkar. Balın aynı zamanda yaralarda ortaya çıkan kokuyu giderme özelliği de vardır. Bu özellik, iltihap oluşturan bakterilerin yarayı bırakıp zengin bir glikoz kaynağı olan balı tercih etmesinden kaynaklanmaktadır. Bala hücum eden bakteriler, balın mikropları öldürücü özelliği sebebiyle bertaraf edilir.

Balın yüksek osmolarite (suyun, yarı geçirgen zarın iki tarafında, zardan geçemeyen maddelerin konsantrasyon farkı sebebiyle hareketi) ve asitlik derecesine, hidrojen peroksit (H2O2 = oksijenli su) ihtiva etmesine atfedilen antibakteriyel hususiyetleri vardır. Baldaki bu yüksek osmolarite lenf sıvısını çeker; bu sıvı içinde çözülmüş maddeler, yenilenen dokuları besleyici bir özelliğe sahiptir.

Yaraların temizlenmesinde mühim bir yeri olan H2O2 ve glikonik asit (balda bulunan başlıca asit), balda tabiî olarak bulunan glikoz oksidaz tarafından üretilir. Baldaki mühim antibakteriyel özelliğe sahip olan H2O2, zararsız bir şekilde düşük seviyelerde bulunur. Bir saat içinde biriken H2O2 konsantrasyonu, genelde antiseptik olarak kullanılan H2O2 solüsyonununkinin yaklaşık binde biri kadardır.

Pastörize edilmemiş saf ballar, yaklaşık % 40 glikoz, % 40 fruktoz ve % 20 su ve çok az miktarda aminoasit, B grubu vitaminleri, diastaz, invertaz, glikoz oksidaz ve katalaz gibi enzimler ile potasyum, demir, magnezyum, fosfor, bakır ve kalsiyum gibi mineraller ihtiva etmektedir. Mükemmel bir enerji kaynağı olarak yaratılan bal, ayrıca yaranın mikrop kapmaması için sıvı bir bariyer oluşturur ve ödemi düzenleyen nem çekici (higroskopik) bir tesire sahiptir.

Balda aynı zamanda H2O2 tarafından üretilen oksijen radikallerinden yara dokularını koruyan yüksek seviyede antioksidanlar da bulunmaktadır. H2O2'nin düşük seviyelerde bulunması, yeni damar oluşumu ve bağ dokusunun çoğalmasını uyarır. Bu yeni damar oluşumu da dokulara oksijen sağlamayı artırır. Yaralardaki sathî asitleşmenin yara iyileşmesini hızlandırdığı görülmüştür. Bundan dolayı sahip olduğu düşük pH (3,6 veya 3,7) balın antibakteriyel tesirini artırarak yara iyileşmesini hızlandırmaktadır.

 
Arılar, kendilerine ilham edilen yollarla, birçok değişik çiçekten faydalanarak bal üretmekle vazifelendirilmiştir. Kaynağına ve tâbi tutulduğu işleme bağlı olarak balın antimikrobiyal aktivitesi büyük değişiklikler arz eder. Balın terkibinde yer alan çiçek türlerine göre antibakteriyel tesir, yüz kata kadar farklılık gösterebilir. Belirli bölgelerde üretilen antibakteriyel aktivitesi yüksek ballar, iltihaplı yaraların tedavisinde kullanıldığında daha iyi neticeler elde edilmektedir.

Tıbbî tedavi ve bal tedavisi
Arıya, binlerce meyve ve çiçekten besin değeri yüksek maddeleri toplatarak, bal gibi şifa kaynağı bir gıdayı yaptıran Allah, onun içine insanların birçok derdine deva olacak iksiri de yerleştirmiştir. Fareler üzerinde yapılan bir çalışmada, temiz, açık yaralara pastörize edilmemiş bal veya serum fizyolojik (FTS) uygulandığında, yara oluşturulmasından 3, 6 ve 9 gün sonra çevreden merkeze doğru yaralarda küçülme olduğu gözlenmiştir. Bal kullanılan bütün vakalarda yaranın daha küçük, granulasyon dokusunun daha iyi olduğu, 6. ve 9. günlerde üst deri hücrelerinin arttığı görülmüştür. Kontrol grubuna göre yara iyileşmesinin daha hızlı olduğu ve yaralara uygulanan balın herhangi bir yan tesirinin olmadığı ispatlanmıştır.

Diğer bir çalışmada, bilinen metotlarla yarası iyileşmeyen 59 hastanın 58'inde tabiî bal kullanılarak uygulanılan tedavi ile iyileşme gerçekleştiği gözlenmiştir. Yaraların, bu hastaların 51'inde bakteri ile oluştuğu, 8'inde ise bakteri kaynaklı olmadığı görülmüştür. Bal ile tedavi başladıktan bir hafta sonra, yaraların steril olduğu (bakterilerden arındığı) belirlenmiştir. Bütün hastalarda ölü ve gangrenöz dokuların yara bölgesinin duvarından dereceli olarak ayrıldığı ve bir tutucu âlet ile çekilip uzaklaştırıldığında hastanın hiç ağrı duymadığı görülmüştür. Bal ile pansuman yapılan yaralarda bir hafta içerisinde yarayı çevreleyen ödemin ortadan kalktığı ve koku oluşumunun azaldığı görülmüştür. Ayrıca ölü dokuların hızlı bir şekilde granülasyon dokusu ile yenilendiği ve üst deri hücrelerinin arttığı ortaya çıkarılmıştır.

Bal, yanık yaralarının tedavisinde de başarı ile kullanılmıştır. İkinci derecede yanık bulunan 92 vakada yapılan bir çalışmada, bal emdirilmiş gazlı bez ile tedavi uygulanan yaraların poliüretan film ile tedavi edilen yaralardan daha erken iyileştiği ve yara enfeksiyonunun çok daha az olduğu tespit edilmiştir. Bal emdirilmiş gazlı bez, kovandan alınmış ve herhangi bir işleme tâbi tutulmamış balın içine daldırılmak suretiyle hazırlanmıştır. Bu hastalarda yaranın yaklaşık 11 günde iyileştiği gözlenmiştir. Kontrol grubunda ise nem geçiren, poliüretan pansuman uygulanmış ve yara iyileşmesi ortalama 15 günde gerçekleşmiştir.

İnsanlarda yanık yaraları üzerine yapılan benzer bir çalışmada, bal ile yapılan bir tedavi ile bir yara merhemi olan silversülfodiazin (SSD) karşılaştırılmıştır. Çalışma, bal tedavisi uygulanan hastalarda iyileşme nispetinin daha hızlı olduğunu göstermiştir. SSD ile tedavi uygulanan hastalarda yaralar 51–60 günde iyileştiği hâlde, bal tedavisi uygulanan hastalarda 31–40 günde iyileşme gerçekleşmiştir. Bal tedavisi uygulanan gruptaki 43 iltihaplı yaranın 39'u, 7 gün içinde steril hâle gelmiştir. SSD grubu ile karşılaştırıldığında bu sayının oldukça yüksek olduğu görülmüştür. SSD grubunda 7 gün içinde 41 hastanın sadece 3'ünde yaranın steril olduğu tespit edilmiştir. Neticede bal ile tedavide SSD grubuna göre daha az irritasyon (alerjik kaşıntı) oluştuğu ve daha az ağrı olduğu gözlenmiş; tedavi sürecini kısalttığından balın, deri yüzeyindeki yaraların tedavisinde daha tesirli olduğu belirlenmiştir.

Başka bir çalışmada da, yanık yaraları bulunan ve bal ile tedavi uygulanan 25 hastanın 21'inin 7 günde iyileştiği, SSD grubunda ise 25 hastanın 18'inin iyileştiği gözlenmiştir. Bal tedavisi uygulanan yaralarda, iz kalmadığı ve ödem bulunmadığı, SSD grubundaki hastalarda ise, yara izi kaldığı görülmüştür. Bal tedavisi uygulanan yanık dokularının histolojik muayenesinde SSD ile karşılaştırıldığında akut iltihabî değişikliklerde azalma, iltihap kontrolü ve erken onarım aktiviteleri gözlenmiştir. Yara tedavisinde işlenmemiş balın kullanılması tavsiye edilir. Bal uygulanmasından kaynaklanan herhangi bir yan tesir görülmemiştir.

Balın kolay uygulanabilir olması ve ilâç tedavisine göre maliyetinin düşük olması onu yara tedavisinde cazip hâle getirmektedir. Burada bir hususa dikkat çekmekte fayda var: Konunun uzmanı olmayan, hangi balın hangi tür yaralarda ve ne dozda uygulanacağını bilmeyen fertlerin bu tür uygulamaları kendi başlarına yapmaları tavsiye edilmez. Aksi takdirde arzu edilenin zıddı bir netice ortaya çıkabilir.

Kaynaklar
- Molan PC: The antibacterial activity of honey. I: The nature of the antibacterial activity. Bee World 73:15-28, 1992.
- Molan PC: The role of honey in the management of wounds. Journal of wound care. 8 (8):415-418, 1999.
- Cooper RA, Molan PC, Harding KG: Antibacterial activity of honey against strains of Staphylococcus Aureus from nfected wounds. Journal of Royal Society Med 92:283-285, 1999.
- Allen KL, Mola PC, Reid GM: A survey of antibacterial activity of some New Zeland honeys. Journal of Pharmocology 43:817-822, 1991.
- Molan PC: The antibacterial activity of honey. 2. Variation in the potency of the antibacterial activity. Bee World 73:59-76, 1992.
- Efem SEE: Clinical observations on the wound healing properties of honey. British Journal of Surgery 75:679-681, 1998.
- Çelimli N (2005): Kedi ve Köpeklerde Yara Sağaltımında Bal Kullanılması, Veteriner Cerrahi Dergisi, 11, 1-2-3-4, 10-14.
- Subrahmanyam M: Honey impegnated gauze versus polyurethane film (OpSite®) in the treatment of burns – A prospective randomized study. British Journal of Plastic Surgery 46:322-323, 1993.
- Mathews KA, Binnington AG (2002): Wound management using honey. Compendium continuing on education. 24 (1):53-60.
- Molan PC, Cooper RA (2000): Honey and sugar as a dressing for wounds and ulcers. Tropical Doctor 30:249-251.
- contraction effects and antibacterial properties of Tualang honey on full-thickness burn wounds in rats in comparison to hydrofibre. BMC Complement Altern Med. 2010 Sep 3;10:48.
kaynak:sizinti dergisi

Evde Bir Şişe hint yağı (Castor Yağı) bulunması için Pratik Nedenler

BİR BAKIŞTA HİKAYE-

  • Hint yağı, hint bitkisinin (Ricinus communis) tohumlarından soğuk pres yöntemi ile yapılır. İçeriğinde bulunan,yüzde 90 oranında risinoleik asit, hint yağında birincil iyileştirici maddedir.
    Hint yağı castor yağı
Editörün yorumu
Birçoğunuz, eskiden şifacıların ve herbalistlerin, kabızlıktan soğuk algınlığına,  ateşe kadar, hatta parazit ve solucanlara karşı tedaviye kadar geniş bir hastalık yelpazesi için tavsiye ettiği, hint yağına alışkınsınızdır. Diyeceğim bu avrupadan ve amerikada öyle Bizim buralarda hint yağı saç için kullanılır sadece 
Daha önce kastor yağının gizemleri ve potansiyel sağlık kullanımları hakkında yazma fırsatım olmadı ve bu yağın potansiyel tıbbi etkilerini destekleyen çok az araştırma olmasına rağmen, bu çok yönlü yağı kullanmanın kayda değer faydaları olduğuna inanıyorum.

Castor Yağı Kullanım Geçmişi

Hint yağı, Cezayir, Mısır ve Yunanistan gibi Akdeniz ülkelerinde yetiştirilmekle birlikte, Hindistan'a özgü bir bitkinin (Ricinus communis) tohumlarından soğuk pres yöntemi ile yapılır. Fransa'da ise castor, büyük ve sevimli yaprakları nedeniyle süs bitkisi olarak yetiştirilmektedir. 
Eski Mısırlılar, Çin ve Persler dahil olmak üzere birçok eski uygarlık, kastor bitkisini, lambalar için yakıt ve balmumu ve merhemler gibi bir çok madde olarak değerlendirdi.
Hint yağı neyden yapılır castor tohumları
Orta Çağ boyunca, castor tesisi, cilt hastalıklarını tedavi etmek için Avrupa'da iyi bilinir hale geldi. Yunan doktoru Dioscorides,  bitkiden  yağın nasıl çıkarılacağını anlatsa da, tohumların sadece “aşırı derecede temizleyici” oldukları için dışarıda kullanılması gerektiği konusunda uyardı.
Hint yağı, yüzde 90'ı risinoleik asit olan yağ asitlerinden oluşan bir trigliserittir. Soya fasulyesi yağı ve bu gibi diğer tohum ve sıvı yağlar, pamuk çekirdeği yağıda bu asit türünü düşük konstantrasyonlarda içerir.
Ricinoleik asit, hint yağında birincil iyileştirici madde olduğu ve tıbbi araştırmacı, kiropraktör ve biyokimyacı David Williams'a göre: 
"[E] birçok virüs, bakteri, maya ve küf türlerinin büyümesini engellemede etkilidir. Saçkıran, keratozlar, deri iltihabı, sıyrıklar, mantar enfekte olmuş [parmaklar] ve ayak tırnakları, akne ve kronik kaşıntı için topikal bir tedavi olarak başarılıdır. (kaşıntı)."
Makalesinde, Williams, Hindistan'da, kastor tohumu bitkilerinin geleneksel olarak dizanteri, astım, kabızlık , enflamatuar bağırsak hastalığı ve mesane ve vajinal enfeksiyonlar gibi çeşitli sağlık sorunları için kullanıldığını söylüyor .

Evde Castor Yağı Kullanabileceğiniz 14 Yol



Evde zaten bir şişe hint yağı yoksa, hemen yüksek kaliteli bir marka satın almayı düşünmelisiniz. Bu çok yönlü yağın birçok kullanımından kesinlikle etkileneceksiniz. Natural Living Ideas  web sitesi , aşağıda özetlediğim hint yağı kullanmanın 14 yolunu sunuyor:
Hint yağının faydaları
1. Güvenli ve doğal müshil. 2010 yılında yapılan bir çalışma, hint yağı kullanımının yaşlılar arasındaki kabızlığı etkili bir şekilde azaltmaya yardımcı olduğunu vurguladı.  ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), bu yağı "uyarıcı laksatif" olarak kullanılmak üzere "genel olarak güvenli ve etkili" olarak kabul etmektedir.
Hint yağının ağızdan alınması, sindirim sistemini iki ila beş saat içinde "temizleyebilir". Bununla birlikte, uygun dozda almayı unutmayın. Yetişkinler 1-2 yemek kaşığı alabilir, 2-12 yaş arası çocuklara sadece 1-2 çay kaşığı verilmelidir.
2 yaşından küçük bebeklerin bir kerede bir çay kaşığından daha fazla almaları tavsiye edilmez. Çocuklara verirken, taze sıkılmış meyve suyunda karıştırın, böylece daha lezzetli olur.
2. Kas ağrısı rahatlama. Kan dolaşımını teşvik etmek ve ağrıyı azaltmak için yoğun bir antrenmanın ardından kaslarınızı yağlayın. Ekstra şifa ve yatıştırıcı etkisi için nane yağı veya Roma papatya yağı ile karıştırın.
3. Eklem ağrısını hafifletir. Hint yağı içindeki risinoleik asit, dokulardan gelen atıkların toplanmasından ve yok edilmek üzere kan dolaşımına taşınmasından sorumlu olan lenf sistemi üzerinde dekonjestan bir etkiye sahiptir.
Lenfatik sistem düzgün çalışmıyorsa, örneğin artritli kişilerde, eklem ağrısı oluşur. Eklemlere masaj hint yağı ile masaj yapmak , tıkanıklığı hafifletmeye yardımcı olabilir ve lenfatik sisteminizi hızlandırır.
Fitoterapi Araştırmaları'nda yayınlanan bir 2009 çalışması bunu desteklemektedir ve kastor yağının dizi osteoartriti olan hastalarda ağrıyı hafifletmeye yardımcı olduğunu ortaya koymaktadır .
4. Fungal hastalıklara yardımcı olur. Kastor yağının, mantar kurtları, kaşıntı (tinea cruris) ve atlet ayağı gibi yaygın enfeksiyonların tedavisinde antifungal ilaçlar kadar etkili olduğu söylenir.
Sadece yağı ısıtın, yatmadan önce etkilenen bölgeye uygulayın ve bir gecede bırakın. Bir hafta boyunca ya da enfeksiyon tamamen ortadan kalkıncaya kadar tekrarlayın.
5. Sağlıklı saç gelişimini destekler. Saç derisine (ve hatta kaşlarınıza) masaj yapın sıcak kastor yağı, folikülleri uyarabilir ve ekstra saç büyümesine neden olabilir. Bunu her gece yapın ve iki hafta kadar az bir sürede iyileşme göreceksiniz. Hint yağıaynı zamanda da alopeciden etkilenen bölgelerde işe yarar.
6. Saçınıza daha zengin bir renk verir. Hint yağı, saçınızdaki nemi kilitler ve daha parlak ve daha kalın bir görünüm verir. Bu etkiyi elde etmek için yağın bir çorba kaşığını ısıtın ve parmaklarınızı kullanarak her bir saç kökünü kaplayın, parmaklarınız ile  mümkün olduğunca fazla saç üzerinde masaj yapın.
7. Doğal rimel. Bir çift kazan içinde balmumu bir çorba kaşığı eritin, sonra 2 yemek kaşığı kömür veya kakao tozu (saç renginize bağlı olarak) ve hint yağı ekleyin ve istenilen kıvama gelene kadar karıştırın.
Bu ev yapımı maskara, diğer geleneksel güzellik ürünlerinin aksine, hiçbir toksik kimyasal içerik içermez. Alternatif olarak, her gece kirpiklerinizi daha dolgun ve kalın görünmesini sağlamak için kirpiklere uygulayabilirsiniz.
8. Cilt nemlendiricisi. Hint yağı yağ asitleri kuru cildi besleyebilir ve nemlendirebilir. Viskoz yapısı sayesinde cilt dokusunda kolayca emilir ve kolayca nüfuz eder.
 sadece avuç içleriniz arasında bir çay kaşığı kadar hint yağını alın ellerinizi birbirine sürterek yağı ısıtın  ve tüm cildinize uygulayın.
9. Lekeleri ve diğer cilt problemlerini ortadan kaldırır. Castor yağı yardımı ile göze çarpan ve utanç verici cilt lekelerine veda edin.
Antimikrobiyal ve antienflamatuar özelliklerinden dolayı cilt etiketleri, sivilce ve siğiller üzerinde faydalı bazı etkileri olabilir. Uluslararası Toksikoloji Dergisi'nde yayınlanan bir çalışmada da, hint yağının mesleki dermatite karşı olumlu etkileri olabileceği bulunmuştur. 
10. İyi bir gece uykusuna yardım etmek. Göz kapaklarınıza az miktarda hint yağı sürmenin çok daha kolay uyumanıza yardımcı olabileceği söyleniyor. Hint yağı daha derin ve daha uzun bir uyku sağlayabilir.
11. kolikli bebekler için harika çalışıyor. Kolik bazen bir bebeğin hayatının ilk birkaç ayında ortaya çıkar ve uzun süre aşırı ağlamaya yol açabilir. Kesin nedeni hala bilinmemektedir, ancak gazın büyük bir suçlu olduğuna inanılmaktadır. Kolik için hint yağı kullanmak yöntemi, çocuğunuzun karnının her tarafına hafifçe ovun.
12. Evcil hayvanlarınızın yaralarını güvenle tedavi eder. Köpeğinizin veya kedinizin cildinde küçük kesikler veya yaralar görüyorsanız, antimikrobiyal ve anti-inflamatuar etkileri nedeniyle iyileşmeyi kolaylaştırmaya yardımcı olmak için bir parça hint yağı kullanın. Evcil hayvanınız yarayı yalıyorsa (çoğu evcil hayvanın yaptığı gibi), yağ zararlı değildir ancak gevşek dışkılara yol açabilir.
13. Gıda koruyucu olarak kullanılabilir. Kurutulmuş tahıl ürünleri, sadece yağsızlıklarını önlemek ve aynı zamanda mikrop ve haşerelerden korumak için hint yağı ile kaplanabilir. Bununla birlikte, genel olarak, tahıllar optimal sağlık için minimum düzeyde tutulmalıdır.
14Çok yönlü yağlayıcı. Evin etrafında, gıcırtılı menteşeler, makaslar veya et öğütücüler gibi yağlama ihtiyacı olan eşyalarınız varsa, hint yağı bu problemler için mükemmel bir şekilde çalışır. Tutarlı viskozitesi nedeniyle, hint yağı donmaz, bu nedenle sıcak veya çok soğuk sıcaklıklarda kullanılabilir.
Topikal olarak kullanıldığında, hint yağının bir taşıyıcı yağ ile karıştırılması gerekli değildir; Herhangi bir alerji veya cilt reaksiyonunu kontrol etmek için yağı cildinizin küçük bir bölümünde test ettiğinizden emin olun.
Doğrudan cildinize sürtünme ya da masaj yapmaktan başka, bu bütünsel terapinin darbesi ve zarafeti olduğuna inanıyorum. Geç ruhsal şifacı Edgar Cayce, iyileşmek için hint yağı paketlerinin kullanımını teşvik eden ilk kişi oldu. Daha sonra Phoenix, Arizona'dan Dr. William McGarey tarafından araştırıldı.
Birincil bakım uzmanı ve Cayce'nin öğretilerinin takipçisi olan McGarey, uygun şekilde kullanılırsa, hint yağı paketlerinin bağışıklık sisteminize büyük fayda sağlayabileceğini söylüyor. Bulgularını “İyileştiren Yağ: Bir Hekimin Hint Yağı Tedavileri ile Başarıları” adlı kitabında paylaşır.
Hint yağı paketinin nasıl yapıldığını ve kullanılacağını öğrenmek için, bu videoyu Cayce'nin öğretileri aracılığıyla insanların hayatlarını dönüştürmeyi amaçlayan Edgar Cayce Araştırma ve Enformasyon Derneği'nden izleyin.


Castor Yağı Ne Kadar İyi?

Yukarıda belirtilen hint yağı kullanımı dışında, aşağıdakileri hafifletmek için de iyidir:
 Ağrılı adet kanaması. Doğal bir emmenagog olarak, hint yağı, genellikle menstürasyonla ilintili iltihap ve ağrıyı kolaylaştıracak daha iyi adet akışını teşvik eder. Bunun nedeni kan akışını artırabilen yüksek seviyelerde risinoleik asittir. Ayrıca fibroidleri ve kistleri azaltmak için de kullanılabilir.
Adet ağrılarını hafifletmek için, bir hint yağı kullanabilirsiniz veya karnınıza hint yağı uygulayabilirsiniz. 
 Styes. Hint yağının antibakteriyel özellikleri, tipik olarak göz kapağı üzerindeki yağ bezlerindeki bakteriyel bir enfeksiyondan kaynaklanan sti'ler için faydalı olabilir. Bir Q ucu kullanarak, iki kez veya günde üç kez yağa kasık yağı uygulayın. 
 Şişkinlik. Hint yağı içindeki risinoleik asit, genellikle şişkinliğe eşlik eden karın duvarlarındaki kas kasılmalarını hafifletmeye yardımcı olabilir. 14
Hint yağı için geleneksel olarak kullanılan diğer bir kullanım ise işgücü uyarıcısıdır. Araştırmacılar, farelerde, risinoleik asitin bağırsaklara ve uterusa neden olduğunu ve bunun da emeği uyarabildiğini bulmuşlardır. Yapılan bir araştırmada, test edilen 100 hamile kadın arasında, hintyağı verilen grubun yarısından fazlasının 24 saat içinde çalışmaya başladığı görülmüştür. 
Bununla birlikte, potansiyel olarak zararlı yan etkileri nedeniyle bu şekilde kullanılmasını önermiyorum.
2001 yılında yapılan bir çalışmada, hint yağı alan tüm hamile kadınların daha sonra bulantıya maruz kaldıkları bildirilmiştir. yenidoğan solunum sıkıntısı neden olabilir mekonyum aspirasyon riski taşıyor koyarak - Başka bir çalışmada da ise hint yağı kaynaklı kasılmalar rahim içinde hala mekonyum (bebeğin ilk dışkı) alınmasına yol açabileceği konusunda uyardı. Araştırma yazarlarına göre: 
"Kastor yağının yol açtığı çoğu yan etki yorgunluk, bulantı, kusma ve ishaldir. Ayrıca, kasırga yağı yeni doğuştan APGOR skorunu ilk dakikadan etkilemiştir. Kadınların hiçbir hint yağı denemeden önce ebe veya doğum uzmanından uygun dozajı almaları çok önemlidir. indüksiyonu."

Castor Tohumları Ölümcül Bir Madde İçermektedir

Potansiyel olarak iyileştirici özelliklerine rağmen, kastor bitkisinin ayrıca ricin adı verilen güçlü bir zehir içerdiğini bilmelisiniz. Kastor yağı işlendikten sonra geriye kalan ham hint fasulye ve "püre" de bulunur, risin, protein sentezini önler ve hücrelerinizi oral, nazal veya intravenöz transfüzyon yoluyla öldürür.
Ricin, sadece 1 miligramın yutulması veya solunması ölümcül olabilir, sadece dört ila sekiz tane kastor tohumu yiyerek ölüme yol açabilir. Bunun için bir panzehir yoktur; Bu yüzden ricin kimyasal bir savaş ajanı olarak kullanılıyor. 2013 yılında ABD senatörlerine ve hatta Başkan Obama'ya gönderilmek üzere risin rapor edildi. 
Bununla birlikte, üretim sürecinde fasülyeden çıkarıldığı için, hint yağından risin zehirlenmesi konusunda endişelenmenize gerek yoktur. Castor yağı1 üzerinde Toksikoloji Nihai Raporu International Journal of o risin hint yağı güvenle efekt olmaksızın kozmetik ürünleri eklenmiştir yüzden hint yağı, içine değil "bölümünü" yok diyerek bu doğruluyor.

Castor yağı kullanın, ancak Potansiyel Yan Etkiler için Gözünüzü Koruyun

Herhangi bir bitkisel yağda olduğu gibi, potansiyel olarak olumsuz yan etkileri olabileceğinden, hint yağını dikkatli bir şekilde kullanmanızı tavsiye ederim. Hassas cilde sahip olanlar alerjik reaksiyonları karşılaşabilirsiniz  onlar büyük cilt alanları üzerinde bolca uygulamadan önce bir deri yama testi yapıyor öneriyoruz neden olan, topikal bu yağ kullanırsanız.
Dahili olarak alındığında, yağdaki risinoleik asit, kabızlığı hafifletmek için bağırsak astarına tahriş edici olarak çalışır. Yine de, sindirim ve mide bulantısı yanı sıra, gastrointestinal rahatsızlık ve rahatsızlık yol açabilir.
Yani, irritabl bağırsak sendromu, ülserler, kramplar, divertikülit , kolit veya hemoroit gibi herhangi bir sindirim probleminiz varsa, bu yağı kullanmamanızı tavsiye ederim. Yakın zamanda ameliyat geçirmiş olanlar da hint yağı kullanmaktan kaçınmalıdır.
Son olarak, saygın bir kaynaktan organik hint yağı satın aldığınızdan emin olun. Günümüzde mağazalarda satılan ticari kastor yağının büyük bir kısmı, haşere ilacıyla ağır bir şekilde püskürtülen ya da yararlı bileşenlerine zarar veren ve hatta yağı kirletebilen çözücüler ve diğer kimyasal kirleticilerle işlenmiş kastor tohumlarından gelmektedir.
Kaynaklar ve Referanslar

ivythemes

{facebook#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL} {twitter#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL} {google-plus#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL} {pinterest#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL} {youtube#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL} {instagram#YOUR_SOCIAL_PROFILE_URL}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget