üst banner(728x90)

On Asır Yaşayan Hekim: Ebulkâsım Zehravî
A. BAYRAM 


İspanya'nın Araplar tarafından fethinden sonra (MS.711 - 714) Avrupa'yı asırlarca aydınlatacak olan İslâm Medeniyeti Endülüs'te Halife III. Abdurrahman (872-961) saltanatı zamanında zirveye ulaşmıştı. Halifenin ilme olan aşkı o kadar şiddetliydi ki, "dünyanın süsü" diye bilinen güzel payitahtı (Kurtuba) ile iktifa etmiyerek bu şehrin 8 km. kuzeybatısında yeni bir idare ve iskan yeri kurmaya karar vermişti. Eşi Zehra'ya izafeten adlandırılan ve Endülüs'ün Versay'ı mesabesinde olan bu yeni merkez, zamanının en büyük hekim ve cerrahı sayılan Ebulkasım Halef İbni Abbas Zehravî'nîn (936 ?-1013) vatanı idi. Zehravî, Avrupa'da Abulcasis, Albucasis, Bulcasim, Bulcasi ve Alzahravi gibi isimlerle anılır. Toplu Bir Ansiklopedi

Tarihî kaynaklar, Ebulkasım'ın hususî hayatı hakkında hiç bir ma'lûmat vermemektedir. Oysa Zehravî tababete tam 1500 sayfalık bir ansiklopedi hediye etmiştir. "Et - Tasrif - limen acize - an El - Te'lif" ismini taşıyan bu zengin eserinde tababet ve cerrahî usulleri birer birer izah edilmektedir. Eser 30 bölümden teşekkül etmiş olup 1 - 2. bölümleri hastalıklar ile umumî tedavileri, 3 - 25. bölümleri de kendi devrinin cerrahî ile alâkalı bilgilerini özetler. Bu eser Ebulkasım'ın yalnız bîr tıp âlimi değil, aynı zamanda büyük bir klinisyen ve bir cerrah olduğunu ispat etmektedir. Zaten Avrupa'da çok meşhur olmasının sebebi Avrupa'daki tıp tahsili ve Cerrahînin ilerlemesine büyük yardımlarda bulunmasındandır.

Bir doktorun karşılaşabileceği her türlü klinik problemlere cevap verilen bu eserde, yaraların dağlanması, barsak dikişleri kırık ve çıkıklar, mesane taşlarının mesane içinde kırılıp çıkarılması, bacak kangrenlerinde diz eklemi üzerinden yapılacak bir parça koparılması (ampütasyon), canlı hayvanlarda tecrübe gayesiyle ameliyatlar, kadavra diseksiyonu anlatılıp bu işlerde kullanılan cerrahî aletlerin resimleri çizilmiştir.

Tasrif; Ebulkasım'ın ahlâkî dürüstlüğünün, samimiyetinin mesleki vakar ve maharetinin bir delilidir. Bir hekimin aynı zamanda feylesof ilâhiyatçı, riyaziyeci, müneccim, lisaniyatçı ve bütün bu ilimlere vâkıf olması cari olan bir devirde, Ebulkasım bunun aksini yapmış; ihtisaslaşmayı müdafaa ederek gayretlerini sadece tababet ve onun icrasına inhisar ettirmiştir. Eserinin enteresan tarafı da ameliyat şekilleri ve ameliyat malzemelerinin resimlerini bolca ihtiva etmesidir.

Tasrif'de sergilenen aletlerin çoğu Ebulkasım'ın kendisi tarafından geliştirilmiştir. Maharet kadar icad kabiliyetinin de iyi bir cerrahın lüzumlu vasıflarından biri olduğunu, Ebulkasım şöyle belirtir: "Tıpkı tecrübeli bîr sanatkâr gibi işinde mahir olan bir cerrah da, muayyen bir cerrahî ameliyatının veya hastalık tedavisinin icab ettirdiği aletleri kendisi icat ve tersim edecektir." Tasvir ettiği cerrahî aletler arasında bıçaklar, neşterler, makaslar, testereler, törpüler, koferler, küretler, kıskaçlar, çengeller, çubuklar, spatüller, sondalar, kanüller, şırıngalar, matkaplar, otoskoplar, burun ve vaginal speküller, göz kamaştırıcı bir koleksiyon oluşturmaktadır.

Hemofilinin İlk Tarifi
Tasrifin birinci ve İkinci makaleleri Latince'ye "Liber Theoricae" adı ile tercüme edilerek 1519'da Augsburg'da basılmıştır. Bu tercüme edilen eserde Ebulkasım 325 hastalığı tasnif ederek teşhis ve tedavilerini anlatmaktadır. Kitabın 145. sahifesinde, hastalığa yakalanmayan kadınların erkek çocuklarına geçirdikleri bir kanama hastalığını (hemofili) tarihte ilk defa o anlatmaktadır. Eczacılık hakkındaki 28. makalesi 1288'de Latince'ye "Liber servitoris" adı ile tercüme edilmiştir. Bu eser dünyada matbaada basılan dördüncü tıp kitabıdır. Müteakip 50 yıl zarfında en azından 5 latince baskısı çıkmıştı. Hatta bu eserler tercüme edilmezden çok evvel, 1140 yılında Nicolaus Salernitonus isimli şahıs tarafından Ebulkasım'ın ismi zikredilmeden kendi (Antidotarium isimli) kitabına dahil edilmişti. Ve bu kitap dünyada ilk basılan formül kitabı olmuştur. (1475).

Eserin cerrahi kısmı Latince'ye Kremonalı Gerard tarafından tercüme edildikten sonra (1114- 1187) 1497 ile 1544 seneleri arasında en az 10 Latince baskısı yapılmıştır. En son baskısı 1778'de Oxford'da John Chaning tarafından yapılmış ve bu tercümede Arapça metin ile Latince tercümesi karşılıklı iki sayfaya basılmıştır.

Ebulkasım'ın 300 sayfalık cerrahî makalesi dişçilik ve plastik cerrahiyi de içine alan zamanının en uzun cerrahî el kitabıydı. Ebulkasım oftalmoloji (göz hastalıkları), kulak, burun, boğaz hastalıkları, umumi cerrahî, doğum, dermatoloji, travmatoloji, askerî cerrahî, üroloji ve ortopedik cerrahî gibi cerrahînin muhtelif dallarını uzun uzun eserinde anlatmıştır. Bütün fasıllar açık bir şekilde kaleme alınmış, kolay anlaşılır resimlerle donatılmış ve melodik bir şekilde sunulmuştur. Anatomi tahsilini cerrahînin ön şartı sayan Ebulkasım demiştir ki: "Zamanımızda iyi bir cerrah yoksa, sebebi tababet mesleğinin uzun tahsil istemesi ve anatomi ilmine vukufu gerektirmesindendir. Ancak bu şekilde organların fonksiyonunu, şeklini, istikrarını, aralarındaki münasebeti değerlendirebiliriz. Kemik, sinir, adale sayılarını, yerlerini, damarları ve güzergahlarını öğrenebiliriz."

Ebulkasım ölümle neticelenebilecek cerrahî hatalara misal olarak şu vak'ayı anlatır: "Bir büyüğümüzün hizmetinde hekim diye geçinen birinin, cehaletinden zenci bir oğlanın ayak bileğinin hemen üstünde, birkaç yerinden kırılmış bacağını yara için bir açıklık bırakmadan sıkı sıkı sarmış ve hastayı birkaç gün ihmal etmiş olduğunu gördüm. Bacak ve ayak bileği şişmiş ve hasta artık ölümün eşiğine gelmişti. Beni çağırdıkları zaman derhal sıkıca sarılmış olan sargıyı çözdüm. Hastanın ağrısı dindi ve kendisini daha rahat hissetti. Lâkin kangren çoktan başlamış olduğundan ilerlemesine mani olmak mümkün değildi. Maalesef hasta ölünceye kadar da kangren ilerledi."

Tasrîf'in metinlerinde bir çok enteresan müşahede ve vak'a takdimi mevcuttur. Meselâ, kanserli bir hastayı anlatırken Ebuikasım, habis urların tedavisi hakkında fikirlerini şöyle anlatır: "Başka bir hekimin habis bir urda cerrahi mudahele yaptığını gördüm. Bir kaç gün içinde ulserasyon (yaranın ilerlemesi) baş gösterdi. Hastanın durumu da ağırlaştı. Çünkü kanseri bütünüyle çıkaramadığımız takdirde cerrahi mudaheleye kat'ıyyen teşebbüs etmemek gerekir."

Diş Hekimliği
Dişleri temizlemeyi ve dişin bağladığı tükrük taşlarının kazınmasını da tavsiye eden doktorlar arasında Ebulkasım vardır. Düşen bir dişin yeniden yerleştirilmesine ve inek kemiğinden yapılıp gümüş veya tercihan altın telle tesbit edilen protezin kullanılmasına taraftardı.

Bağırsak cerrahisinde, barsak yaralarının karınca çeneleriyle dikilmesini söyle anlatır: "Büyük başlı karıncaları alırsınız. Üst ve alt çeneleri yaranın iki kenarının hizasına getirirsiniz. Çenesi açık karıncayı yaranın kenarları ile temas ettirirsiniz. Karınca ağzını kapatır kapatmaz başını kesersiniz, çene katiyyen yerinden oynamaz. Ondan sonra birincinin yanına ikincisini yerleştirirsiniz, ve bütün, yara boyunca böyle devam edersiniz. Nihayet bağırsağı karına sokup karındaki yarayı da dikersiniz. Karınca çeneleri barsağa, iyileşinceye kadar bağlı kalır. Hiç bir rahatsızlığı da mevzubahis değildir."

Bu usül asırdan aşıra, Ebulkasım'dan, Mondinus'a, sonra Kalabriya'lı Bruno'ya, Padova'lı Leonarda'ya ve böylelikle asrımızın başlarına kadar Brezilya'ydı, Cezayir'e, Osmanlı ülkelerine ve Güney Amerika'ya intikal etmiştir.

Ebulkasım'ın ustalığına bir misal olarak, kırıkların tedavisinde sargıların yumurta akı ile katılaştırılıp tesbit edilmesini de zikredebiliriz. Bu usul Napolyon harplerine kadar yürürlükte kalmış ve o zaman meşhur Baron Larrey tarafından kullanılmıştır. Ebulkasım ayrıca drenaj ve pansuman değiştirilmesini kolaylaştırmak için çok kırık durumda, kırıkları sıkı tutan sargılarda açık yer bırakılması usulünü de geliştirmiştir. Omuz çıkmasına karşı bugün Kocher manevrası diye bilinen usülü evvela o bulmuştu. Ralph Brooke, Ebulkasım'ın diz kapağı kemiğini çıkarma usulünü tam 1000 sene sonra modern cerrahiye maletmiştir.

Ebulkasım'a olan hayretimiz getirdiği iki mühim yenilikle daha da artmaktadır. Bunlar : İntestinal sütür (ince barsağa dikiş atılması) ile arterlerin (atardamarların) bağlanmasında katgüt (*) kullanılması ve ikinci olarak pansumanda kanamayı durdurmada, dişçilikte, kırıklarda ve pubis kırığı vakalarında yastık olarak pamuğun kullanılması usulüdür.

Ebulkasım'ın Tasrif'inin şöhret ve nüfuzu işte bu gibi sebeplerden ileri gelmektedir.

Bugün Arapça aslının 42 elyazmasıyla 27 Latince tercüme elyazması, dünyanın en mühim kütüphane ve müzelerinde "isbat-ı vücut" etmektedir. En meşhur kütüphanelerde ise kitabının Latince, Arapça, Fransızca, İngilizce ve İspanyolca nüshalarının en azından 27 baskısı mutena koleksiyonların süsü sayılmaktadır. Ebulkasım'ın 1000 sene evvel geliştirdiği bazı cerrahi usuller bugün hâlâ uygulanmaktadır.

Ebulkasım bütün hayatı boyunca mesleğinde başarılı olmasının sırrını şöyle ifade eder: "Bütün bilgimi eskilerin kitaplarını dikkatle okumama, onları anlamaya ve İlimlerine vakıf olmada sarfettiğim çalışmalara borçluyum. Buna bir de hayatım boyunca edindiğim müşahede ve tecrübelerimi kattım."
Acaba bugün biz, cehâletimizi, hemen hemen bütün ilimlerin temelini tesis eden, ecdadımızın eserlerini araştırmamamıza, okumamamıza bağlasak ve bütün bunlar yetmiyormuş gibi ecdadımızdan senelerce sonra ilim mahfillerinde aynı mevzuları ilk defa batılı âlimler ortaya koymuş gibi takdim etmemize dayandırsak hata mı etmiş oluruz...!
bu yazıya yorumun

Yorum Gönder

Blogger